Aşk Nedir | Kamburumdaki Odun Ve Ateş

Sırtında su küfesi taşıyan yaşlı bir adam, ayağına diken batan ve yürümeyi bilmeyen bir figürü kamburunda taşırken arkada cayır cayır yanan bir şehir görülür; aşkın yük, fedakârlık ve terk ediş alegorisi.

Aşk Üzerine Bir Tanım

Aşk nedir? Aşk, insanın kendisiyle kurduğu en sert yüzleşmelerden biridir. Kimi zaman arzu, kimi zaman delilik, kimi zaman da ateşe gönüllü bir yürüyüştür. Bu metin, aşkı romantik bir masal olarak değil; yakıcı, eğip büken ve insanı kendine yabancılaştıran bir deneyim olarak ele alıyor.

“Aşk nedir? Bana kalırsa, güzel bir nesnenin bizim üzerimizdeki etkisinden başka bir şey değildir. Bu etkiler bizim başımızı döndürür, bizi yakıp kavurur. Peki, bu duygunun temeli nedir? Arzu. Bu duygunun devamı nedir? Delilik.”

Yatak Odasında Felsefe
Marquis de Sade

Sırtında su küfesi taşıyan yaşlı bir adam, ayağına diken batan ve yürümeyi bilmeyen bir figürü kamburunda taşırken arkada cayır cayır yanan bir şehir görülür; aşkın yük, fedakârlık ve terk ediş alegorisi.

Kamburumda Su Küfesi...

Pişmen için ateş, yanman için köz gerek sana. Ya bir cadı kazanı lazım ya da üç ayaklı bir sac: ki iyice pişire etini. Aşk, ateşe gönüllü odunluktur ama benden de oduncu olmaz ki şimdi. Sırtımdan Yunus’un odunlarını atalı çok oldu, kamburumda su küfesi taşıyorum artık! Ve bu şehir cayır cayır yanıyor!

Eski mesleğimdir ateşe yarenlik etmek. Bunu biliyor ve çığlık çığlığa “gel” diyorsun. Seninle yanmaya gelirdim ama o kadar yolu geri dönüp de kolundan tutup bu günlere yetirmeye gözüm kesmiyor. Hem canın tatlıdır senin, ayağına diken batarsa yarı yolda korsun beni. Çünkü henüz yürümeyi bilmiyorsun. Bir ömür kamburumda da taşıyamam ki seni!

Senden önce çok kurt sürüsü geçti buralardan. Ormanın derinliklerinde gördüm seni! Kış uykusuna yatmış ayılara dokunuyordun. Yaşama henüz yabancı olan sen, yolunu sürdüğün ayak izlerine de yabancısın. Ne yazık ki diğerleri gibi seni de (muhtemelen) onlar yetiştirecek.

Aslında bu sendeki şehir yangını. Ateşi besleyecek odun değil aradığın. İstiyorsun ki ateşin sönsün! Ama bu senin suçun değil! Bu çağda böyle gördün ve bu işin aslı budur sanıyorsun.

Öyle ya da böyle elindeki anahtar doğru kilidi açmayacak! Zaten kimse layığına eş değil. Hiç de dengini rast getirdiği olmamıştır. Dengini seçmez ki denk getirebilsin!

 

Günay Aktürk

Bunlara da Bakabilirsiniz

Read more

Betimleme Nedir

Betimleme Nedir Ne Değildir

Betimleme Nedir Ne Değildir

Betimleme Nedir Ne Değildir

Betimleme, bir yerin, bir varlığın özelliklerini, bu özelliklerin duyularımızda uyandırdığı izlenimleri sözcükler aracılığıyla, gözümüzde canlanacak şekilde anlatmadır. Betimlemede içinde bulunulan ortam, varlık ve durumlar donmuş olarak ele alınır. Burada varlıklar birer resim, birer fotoğraf olarak vardır. Betimlemeden yararlanılarak yapılan anlatıma ‘betimleyici anlatım” adı verilir. Betimleyici anlatımda sıfatlar çok kullanılır. Bunlar, betimlemesi yapılan varlıkların niteliklerini karşılayan sözcüklerdir.

Betimleyici Anlatım Örneği

“Burada mavi deniz, mavi gök birbiriyle kucaklaşırdı. Bazen nazlıca, bazen de suları yok denecek kadar azalan bir derenin aktığı yol, o dantel görünüşlü tarihi köşke, bayram yerine, ıhlamur, erguvan, çitlembik, keçiboynuzu, çınar gibi daha birçok görkemli ağaca ulaşırdı. Yolu çevreleyen girdili çıktılı sokaklar, küçük iki katlı evleri bahçeleriyle birlikte koruyordu. Bostanları, arsaları, tahta perdeleri, çeşmeleriyle insana ferahlık veriyordu burası.”

Yazar, parçada bir yol ve bu yol etrafındaki evleri, bahçeleri anlatırken betimleyici anlatımdan yararlanmıştır.

Betimlemeler içeriklerine göre kendi içinde türlere ayrılır.

A. İzlenimsel (Sanatsal) Betimleme

Edebi eserlerde okuru etkilemek, okuyanda güzellik hissi uyandırmak için yapılan betimlemelere izlenimsel (sanatsal) betimleme denir. Bu betimlemede varlıkların nitelikleri, bu niteliklerin duyularımız üzerinde uyandırdığı izlenimler belirtilir.

İzlenimsel betimleme düşüncelerimize görünürlük kazandırma, anlatımı renklendirme, okuyucunun hayal gücünü kamçılama amaçlanır. İzlenimsel betimlemede özel ayrıntılar üzerinde durulur. Ayrıntılar arasından seçme yapılıp en belirleyicisi öne çıkarılır. Bilgiler duyusal, izlenimsel bir sıra içinde, kişisel yorum yapılarak verilir.

Tarla, baştanbaşa insan ve tınazlarla örtülüydü. Sık, yüksek boylu çavdar tarlasının biçilmiş bölümlerinde orakçı kadının sırtı; demet yaparken, parmakları arasında sallanan başaklar; çocuğunun gölgedeki beşiğine eğilen kadın ve peygamber çiçekleriyle örtülü tarlada toplanmış ekin demetleri görünüyordu. Öte yanda, ceketsiz, gömlekli köylüler, kızışmış kuru tarlada toz kaldırarak, araba üstünde ayakta durarak demetleri yerleştiriyorlardı.

Bu parçada yazar izlenimlerinden ve gözlemlerinden yararlanarak sanatsal (izlenimsel) betimleme yapmıştır.

B. Ruhsal Betimleme

Ruhsal betimleme bir kimsenin, bir şeyin yazılı olarak betimlenmesidir. İnsanların duygularını, düşüncelerini, beğenilerini, tutkularını, alışkanlıklarını kusurlarını tanıtan betimlemedir. Bu betimlemede kişinin iç dünyasından söz edilir. Görsellikten çok, sezginin ağır bastığı bu betimlemeler sadece insanlara özgüdür.

Büyükannemin odasında öfkeli, kıpkırmızı yüzünden siniri bozuk olduğu anlaşılan bir oda hizmetçisi vardı. Sinirinden olsa gerek başını, gözünü oynatıp duruyor, sıkıntısını ve öfkesini yüzünde belli ediyordu. Bir an önce işini bitirip odadan çıkmak ister gibi bir hâli vardı.”

Bu parçada hizmetçinin ruh dünyası ortaya konarak ruhsal betimleme yapılmıştır.

C. Fiziksel Betimleme

Kişinin; boyu, ağırlığı, göz rengi, saçları, vücut yapısı, konuşma biçimiyle anlatıldığı betimlemedir. Fiziksel betimlemede kişinin belirgin, çarpıcı özellikleri kalın çizgilerle gözlemden yararlanılarak anlatılır. Burada amaç, fiziksel betimlemesi yapılan kişiyi sözcüklerle âdeta resim çizerek okurun gözünde canlandırmaktadır. Bu tür betimlemede yazar nesnel olabileceği gibi gözlemlerine duygularını da katabilir.

İki küçük kız dar bir sokakta buluşmuşlardı. Kızlardan biri çok küçüktü, diğeri ise azıcık ondan büyükçe. Anneleri her ikisine de yeni elbiseler giydirmişti. Küçük olan mavi bir elbise giyiyordu, öbürü ise sarı basmadan bir elbise. Her ikisinin de başında kırmızı eşarp vardı.

Yazar bu parçada nesnel bir tutumla gözlemlerinden yararlanarak fiziksel betimleme yapmıştır.

D. Açıklayıcı Betimleme

Okura bilgi vermek amacıyla genel ayrıntılar üzerinde durularak yazılan betimlemedir. Ayrıntılar yansız olarak, olduğu gibi fotoğrafsal bir gerçeklikle, kişisel duygu ve düşünceler katılmadan verilir. Asıl amaç, sanat yapmak değil, bir konu hakkında bilgi vermektir. Yazar, herkesin görebileceği nesnel gerçekle ilgilenir. Bir mimari yapı, yeryüzü şekilleri, beynin çalışma sistemi gibi konularda yapılan betimlemeler bu türdendir.

Penguenler, uçamayan, dimdik durabilen, perde ayaklı deniz kuşlarıdır. Tüyleri kuş tüylerine hiç benzemez. Sırtları siyah veya gri, karın kısımları beyaz ince pulsu tüylerle örtülüdür. Türler birbirinden, başlarındaki renkli tüyleriyle ayrılır. Kuyruklan kısa ve ayakları vücutlarının gerisinde olduğundan rahatlıkla dimdik ayakta durabilirler.

Yazar bu parçada nesnel gerçeklerden hareketle penguenleri okurun zihninde canlandıracak şekilde anlatmış, dolayısıyla açıklayıcı betimleme yapmıştır.

E. Simgesel Betimleme

Bir kavramı veya varlığı, okurun yorumu ile ulaşacağı şekilde betimlemedir.

 

AT

Bin gemle bağlanan yağız at şaha kalkıyor
Gittikçe yükselen başı Allah’a kalkıyor
Son macerayı dinlememiş varsa anlatın;
Ram etmek isteyenler o mağrur, asil atın
Beyhudedir, her uzvuna bir halka bulsa da;
Boştur, köpüklü ağzına gemler vurulsa da…
Coştukça böyle sel gibi bağrında hisleri
Bir gün başında kalmayacaktır seyisleri!
Son şanlı macerasını tarihe anlatın:
Zincir içinde bağlı duran kahraman atın

Faruk Nafiz Çamlıbel, “At” başlıklı şiirinde simgesel betimleme yapmıştır. Burada şair, “at” sembolü ile Türk milletini ve onun esaretten kurtuluş mücadelesini betimleyerek anlatmıştır.

Betimlemede Duyulardan Yararlanma

Betimleyici anlatım, temelde duyulara dayanır. Betimlemede betimlenen varlık ya da nesnenin durumuna göre bir ya da daha çok duyuyla ilgili ayrıntıdan yararlanılır. Bir betimlemede görme, işitme, dokunma, tatma ve koklama gibi farklı duyularla algılanan ayrıntılar yer alabilir.

Boğaziçi’nin Anadolu yakasındaki tenha, bayır ve yarı karanlık köylerin birinde hırçın bir kış akşamıydı. Tarladan köye yürüyerek geliyorduk. Yağmur iri taneler halinde yağıyordu. Rüzgâr uğultuyla esiyor, bizi üşütüyordu. Eserken yağmur, tanelerini etrafa saçıyor, bizi ve her tarafı öyle sırılsıklam ediyordu.

Bu parçada yazar, betimleme yaparken “görme, dokunma ve işitme” duyusuyla ilgili ayrıntılara yer vermiştir.

Tavsiye Kitap: Sanrılar

Tavsiye Kitap: İnsan İnsanın Geleceğidir

Şiir Dinletisi İçin Youtube Kanalımızı Ziyaret Edin:  Seçme Şiirler

Read more

ENTELEKTÜEL NEDİR | ONDAN PSİKOPAT OLUR MU?

ENTELEKTÜEL NEDİR, ONDAN PSİKOPAT OLUR MU
ENTELEKTÜEL NEDİR, ONDAN PSİKOPAT OLUR MU

Kulakları çınlasın diyor ki Ertürk Akşun: “Entelektüelden psikopat olmaz diye bir yasa yoktu sonuçta.” Bu söz beni düşündürdü. Yasa yok ama algımıza ters, dedim kendi kendime. Öyleyse yeterince entelektüel değil, yarım entelektüel. Münevver karakteri batsın. Biraz derine inersek belki haksız olduğum açığa çıkabilir.

Peki, entelektüel nedir? Bir de böyle soralım ki açığa çıksın psikopat olup olamayacağı. Çok okumuş, bir elinde pipo, bir elinde kitap, analitik düşünen, aydın, çoğul bakış açılı vs vs bir arkadaşımız. Aslında temiz arkadaştır kendisi. Zira az önce yaptığımız tanım kulağa yağlı ekmek gibi geliyor. Böyle bir insan psikopat olabilir mi? Yani, içindeki vahşiyi öldürememiş haliyle demek istiyorum. Ben de bir yerde düşünen bir madde olduğuma göre çoğul düşünebilirim. Şimdi…

For Vendetta filmini bilirsiniz. Hatırlayın:

– Bana yaptıkları canavarcaydı!
– Ve senden bir canavar yarattılar.

Bir adım daha atıp aynı film üzerinden başka bir alıntı yapalım. “Şiddet iyi yönde kullanılabilir, onun gibisini yargılayacak mahkeme yoktur!” Bu söz, kendisinin yönettiği bir televizyon programında ki ırkçı ve nefret söylemleriyle tanınan ve aynı zamanda zulmüyle ülkeyi kasıp kavuran başkan Sutler’ın en yakın arkadaşlarından biri ve parti üyesi Lewis Prothero’ya karşı söylenmiştir. Nasıl bir lanet olduğu aşikâr. Başkarakterimiz “V” de oldukça entelektüel bir karakter ama bakın, ülkede yolunda gitmeyen şeyler var şiarıyla kötü karakterleri öldürüyor. Ama o kadar naif bir insan ki öldürdüğü insanların üzerine gül bırakmayı ihmal etmiyor: Scarlet Carson. “Bir gülüm var bu da senin için.”

Öyleyse şöyle bir soru sormamız lazım gelir: Sevgili entelektüelimiz kime karşı psikopatlık örneği sergilemeli? Dünyanın en zeki insanlarından biri olan Einstein ne diyordu: “Dünya kötüler yüzünden değil, onlara tepkisiz kalanlar yüzünden tehlikelidir.” Sevgili akıl küpümüz rotayı iyi çözmüş. Kendisi de şüphesiz örnek bir aydın. Öyle ki atomu parçalayıp içindeki enerjiyi açığa çıkarttı. Entelektüel bir adam canım. Sonunda Japonya’ya düştü o atom bombasının parçaları. Burada parantez açalım. Einstein Manhattan Projesinde hiç çalışmadı. Aslında atom bombasını da o yapmış değil. Fakat bir şeyin önünü açtı. ABD başkanı Franklin D.Roosevelt’e gönderdiği, uranyum fisyon bombası teorisini ve enerji-kütle ilişkisini açıklayan ünlü E=m formülünü özetlediği her iki mektubu da nükleer silahların geliştirilmesine katkı sağladı. Daha sonra pişman olduğunu şu sözlerinden anlıyoruz: “Eğer Almanların bir atom bombası geliştirmek konusunda başarısız olacaklarını bilseydim hiçbir şey yapmazdım.” Entelektüel olabilirsin ama bu seni neden sonuç ilişkilerinde tehlikeli sulara götürmeyeceği anlamına gelmez.

Tekrar konumuza dönelim. Diyelim ki entelektüelimizin karşısında bir terörist var. Gerçek bir insanlık dışkısı! İki yılda 400 kadına tecavüz etmiş kirli bir militan! Var böyle örnekler yanı başımızda. Onca okuduğu bilgiyle ona pipo mu ikram edecek yoksa bakacak mı icabına, psikopat yüzünü mü gösterecek? Öyleyse entelektüel kişi de pekâlâ psikopat olabilir. Hatta olmalıdır. Neden okumuş onca kitabı? İnsanlardan kaçmak için mi? Çoğu kez öyle. Kendine mi yontmuş bilgiyi ve tesadüfen mi aydın olmuş? Sanırım.

Bir de bu taraftan bakın meseleye. Entelektüel nedir diye sorarken bu küçük ayrıntıyı gözden kaçırmayın. Arkadaş psikopatmış ya da karısını dövüyormuş. Çokça var böylelerinden. Entelektüel değil olsa olsa zamane aydını, entel olabilir. Bu yüzden sadece okumak yetmiyor, demiyor muyuz? Böyle bir insandan aydın olur mu hiç? Yani sırf çokça okumuş olması onu entelektüelliğe mi sürüklemiştir, kaçınılmaz bir sonuç mudur bu? Tarlayı sürerken tesadüfen bir çanak altın bulması gibi!

Bana sorarsanız gerçek entelektüel yeri geldiğinde psikopat da olabilir. Ama yapacağı eylemlerin toplumu yozlaştırmaması, geri götürmemesi kaydıyla. İnsani değerlerimiz var bizim. O değerlere sahip çıkabilen kişidir entelektüel. Bilimi, sanatı, kadını, çocukları, doğayı, canlılığı seven insan! Zulüm karşısında direnebilen… Peki, kim tarafından yapılan zulümden bahsediyoruz? Kendini güçlü sanan zalim insanlardan gelen zulüm. Ezen, soyan, ağlatan, yakan, yok eden insansı şeytanların zulmünden bahsediyorum…

Günay Aktürk

Read more

Aşk Köpekliktir: Sadakat, Dürtü ve Namus Arasında

Aşkın sadakat, teslimiyet, dürtü ve kutsallıkla kirletilişini anlatan, köpeklik metaforu üzerinden kurgulanmış Bosch tarzı alegorik sahne

Aşk Köpekliktir Ne Demektir?

Kimse iyi dediği birine aşık olmaz. Aşkın iyilikle alakası yoktur…

Aşk Köpekliktir / Ahmet ümit

Evet, aşk köpekliktir. Ama soylu bir köpeklik. Tasmasını yalnız bir kişinin elinden takar boğazına. Yalnız ona güvenir. Ondan zarar gelmeyeceği için değil, mevzubahis o olunca varlık da yokluk da önemini yitirir de ondan. Aşk köpekliktir. Yalnız dikkat edin, itlik değil: köpeklik!

Aşkın sadakat, teslimiyet, dürtü ve kutsallıkla kirletilişini anlatan, köpeklik metaforu üzerinden kurgulanmış Bosch tarzı alegorik sahne

Üreme güdüsüdür aşk. Ama niyetini derinlerde gizler. Iki amacından biri sağlıklı yavrucaklar yetiştirmektir. Öteki zevk düdürtüsünü kamçılar. Yine de gizlenmeyi başarır. Her haliyle çırılçıplaktır. Aşk köpekliktir ve bir parça da erotiktir.

Bir zamanlar görmüştüm onu. Taşıdığı bedeni harabeye çevirmek üzereydi. Belki de başarmıştı. Kimi derviş diye çağırıyordu onu kimi de meczup! Suretini kaybetmiş bir hak dostu dediler sonunda. Ona en son “yüce dağ başı” dedikleri bir ıssızda rastlamıştım.

Neler söylediler hakkında neler… Yontulmamış odunu bile şair ettiler. Ruh, zira kutsal bir düşün peşine düşesiymiş! Din dışı mahlukatları bile Mevlevîler gibi döndürdü! İlahi aşkı bulduğunu iddia etti birisi. “İnsan bedeni”nin tutkulu şehvetinden mi geçiliyormuş öte aleme!

Aşk köpekliktir ama itlik değildir! Gerçekten öyle midir? Peki aşkı neden namusla kirletirler boyuna? Türlü türlüdür öyleyse bu! Kiminde kana bulaşır eller, kiminde en namussuz hallere bile göz yumulur.

Derler ki gider de ulaşılmaza çarpar kanadını. Bu mudur yani kutsaldan anladığınız? Bir yandan ulaşamadığını kutsarken, öte yandan dizinin dibindekine yedi başlı bir canavar kesilir! Demek ki dervişe ihsan, sürüngene bir yılan deliği bu aşk!

Aşk köpekliktir ama İtlik değildir! Aşkın en iyi tanımının kimin tarafından yapıldığını çok iyi biliyorsunuz. Bildiğinizi biliyorum. Tabii ki üstat Neyzen Tevfik. Öyleyse son sözü ona bırakalım.

Kerem dağları deler bir amcık uğruna.
Aslı gitsin de ona buna vurdura…
Bir karı için değer mi bütün bunlara,
Her taraf amcık dolu mala iyi vurana.

Fuzuli, am peşine düştün gurbete,
Am serindir am derindir şifa verir millete,
Ye kebabı iç şarabı vur karpuz göte,
Bu gidişle yarrağımı gidersin cennete.

Neyzen Tevfik

Bunlara da Bakabilirsiniz

Read more

Devlet Nedir

Devlet Nedir

Modern Devletin İlkel Unsurları

Devlet Nedir

“Devlet, toplumun içinden doğan ama onun üstünde yer alan ve gitgide ona yabancılaşan bir güçtür.”

Friedrich Engels

 

Aslında devleti de, toplumu da en iyi anlatan ideoloji milliyetçilik değil sosyalizmdir. İçinden doğduğu şeyin tamamını görmeye muvaffak olamadığından mıdır nedir, besleyici bir tutum sergiler onu tanımlarken milliyetçilik. Kör gözüne denk gelir kusurlu yanları. Şimdi sokakta sorsanız devlet nedir diye, ya anamız derler ya da babamız. Anamız mıdır yoksa babamız mı, karar verin? Bu haliyle çift cinsiyetli bir tecavüz makinesi çıkıyor ortaya. Cinsiyetinin ardındaki marifetini görmeden kutsal kılıflara sokulması da bundan olmalı.

Diyoruz ki bu devlet bizim devletimiz. Madem bu devlet bizim o halde neden hâlâ yarı açız? Yok, bizi yönetenlerin ise neden satıp soğana çeviriyorlar? O konuda şu makale bayağı iş görür diye düşünüyorum.

Kimin bu devlet? En çok kim hak ediyor onu? Hak etmekle sahip olmak aynı anlama gelmiyor maalesef. Ama ona sahip olabilmek için önce hak etmek gerekiyor diyebiliriz. Ne var ki hak edecek kıvama geldiğinde de fazla yaşamıyorsun. O zaman bu devlet fazla yaşamayanların devleti.

Toprak dedim de aklıma geldi. Üstadım Gabriel García Márquez demişti ki Yüzyıllık Yalnızlık romanında: “İnsanın oturduğu toprakların altında ölüleri yoksa, o adam o toprağın insanı değildir.”

Dipnot olsun. O bölümü hatırlıyorum. Bu sözün manası çok derin ve asla o düşünülen anlama gelmiyor. Oradan gitmeyi istiyordu adam. Orayı henüz yeni bir yerleşim yeri haline getirmişlerdi ve ahaliden kimse ölmemişti. Oturup yazsanız sayfalar dolusu yan anlamlar çıkar.

Devlet Gemisi Ve Maneviyat

Aslında kimsenin umurunda değil devlet. Sadece birazcık var olmaya çalışıyorlar o kadar. Bireylerinin hayatta kalmaya çalıştığı bir devlette ideolojiyi kim umursar ki?

Devlet nedir sorusunu tastamam umursadıkları olmuyor değil. İşin aslı korkunun olduğu yerde her zaman kaybedilecek bir şeyler vardır ve o maneviyatla ilgilidir. Topluluklardan bir ya da bir kaçının her zaman kaygılı olması tesadüf müdür sizce? Bir şeylerin ellerinden kayıp gideceğini seziyorlar. Bu ülkede de böyle olagelmiştir. Cumhuriyet elden gidiyor ya da din elden gidiyor tonunda bir öfke.

Biri gittiğinde acaba öteki ayakta kalır mı hiç? Toplum kendine yeni maneviyatlar da yaratabilir ama bunun için yaratıcı bir zihin gerek. Soluk ışıklar kadar parlak ışıklar da gözünü kör eder insanın. Çıkmaz bir yola girmek ya da çamura saplanmakla aynı anlama gelir bu.

Öyleyse hep maneviyatını elinden almakla korkutacaklar seni. Demek ki kendini güvende hissedemeyen halkların içinde çıkıyor bu çatışmalar.

Varın siz düşünün devlet nedir sorunsalını. Ama bilin ki kuşu denize sokmaya, köpek balıklarını da uçmaya zorluyorlar. Her çağda böyle bu iş. Peki, kimsin sen? Uçuşa yasak bölgede savruk bir hedef tahtası mı?

 

Günay Aktürk

Read more

NARSİSTİK KİŞİLİK BOZUKLUĞU

narsistik bozukluk

NARSİSTİK ARGO TERİMLER SÖZLÜĞÜ | NARSİST DAVRANIŞLAR

Elinor Greenberg

Narsistik kişilik bozukluğu ile ilgili çevrimiçi sohbete ilk girdiğimde, akademik yazımda hiç karşılaşmadığım narsistik davranışları tanımlamak için bir takım argo terimlerinin kullanıldığını keşfettim. Sonunda anlamlarını deşifre ettim.

Bu terimlerden bazıları aslında oldukça zekicedir ve narsistik kişilik bozukluğu olan birini sevme deneyiminin önemli yönlerini ele alır. Bunlar aydınlatıcı, korkutucu ve uçan maymunlar gibi. Bununla birlikte bu terimlerin çoğu, zihinsel sağlık uzmanlarının bu tanı ile ne demek istediklerini anlamadan gerçek anlamda narsist olarak nitelendirdikleri, bilgisiz kişilerin rastlantı olarak insanları narsist olarak etiketledikleri şekilde kötüye kullanılmaktadır.

Bu yüzden açıklık için, en sık karşılaşılan narsistik argo terimlerini, hem narsistik kişilik bozukluğu konusundaki profesyonel bilgim hem de bu terimlerin şu anda nasıl kullanılmakta olduğu ile tutarlı şekilde tanımladığım bir sözlük oluşturmaya başladım. Bloglarda ve zihinsel olmayan sağlık uzmanlarının çevrimiçi makalelerinde. Ayrıca, mümkün olduğunda, bu terimler için kaynak sağlamaya çalışıyorum, çünkü orijinal bağlamı bilmek çoğu zaman anlamı açıklığa kavuşturuyor.

Gaslighting

Kaynak: Bu terim “Gaslight” adında 1938 tarihli bir oyundan geliyor. Oyun ve filmler, 19. yüzyılın sonlarında gaz ışıklarının iç mekân aydınlatması için kullanıldığı zaman ayarlanır. Temel komplo, yeni karısı Paula’yı delirdiği konusunda ikna etmeye çalışan kocası Gregory’le ilgilidir.

Gregory bir usta manipülatördür ve Paula’nın kendisinden şüphe duymasını sağlamak için elinden geleni yapar. Evin geri kalan kısmındaki gaz ışıklarının kararmasına neden olan tavan aramasını yapıyor, ancak Paula karartma ışıkları hakkında yorumda bulunduğunda, Gregory bunun olduğunu reddediyor ve ona bir şeyler hayal ettiğini söylüyor. Paula’yı hafızasına güvenmemesi konusunda ikna etmeye çalışır.

NARSİSTİK-ARGO-TERİMLER-SÖZLÜĞÜ-NARSİSTİK-KİŞİLİK-BOZUKLUĞU

NPD

Anlamı: Narsisistik gaslighting, narsistik kişilik bozukluğu olan insanlar yanıldıklarını kabul etmeyi reddettiklerinde veya eşlerine kötü bir şey yaptıklarında ortaya çıkar. Kanuna yakalandıklarında bile, diğer kişiyi paranoyak olduğu ve her şeyi hayal ettiği konusunda ikna etmeye çalışacaklar.

Örnek — Betty ve Metin

Betty, kocası Dan’in bir ilişkisi olabileceğinden şüpheleniyordu ancak gerçek bir kanıtı yoktu. İşyerine geç kalmaya başlamış ve birkaç kez eve sarhoş gelmişti. Dan’in duşta olduğu bir gün telefonuna baktı ve bazı kadınlardan gelen bir dizi seksi metin mesajı gördü.

Betty, Dan’le yüzleşti ve ona bu kadının kim olduğunu, ona bir ilişki yaşadığına dair şüpheleri hakkında bilgi vermesini istedi. Eşine gerçeği söylemek yerine şöyle der: “Deli olmalısın. Neden birdenbire paranoyak davranıyorsun? Bana kimin mesaj attığı, kimin olduğu hakkında hiçbir fikrim yok. Yanlış numara olmalı. ”

Dan başka bir kadının varlığını kabul etmeyi reddediyor ve Betty’ye paranoyak olduğunu söyleyip duruyor. Betty, iki arkadaşının kısa kırmızı bir elbiseyle seksi bir sarışınla yemeğe çıktığını söylese bile, her şeyi inkâr etmeye devam ediyor. Bu narsisistik gaslighting’in klasik bir örneğidir.

NARSİSTİK-ARGO-TERİMLER-SÖZLÜĞÜ-NARSİSTİK-KİŞİLİK-BOZUKLUĞUu

Uçan Maymunlar

Kaynak: Bu terim, Frank Baum‘un Oz Büyücüsü adlı kitabından ve buna dayanan en popüler 1939 filminden geliyor.

NPD Anlamı: Uçan maymunlar, narsistin nefret ettiği birine zulmetmek için müttefik olarak katıldığı herhangi bir grup insan için argo bir terimdir. Onların desteğini kazanmak isteyen narsist, diğer kişiyi şeytan, narsisti gerçek kurban olarak gösteren yalanlar üretir.

Örnek — Jon ve Yalanlar

Jon’un karısı Lisa, narsistik kişilik bozukluğu biçimine sahip. Çok dramatik bir insan ve ilgi odağı olmayı seviyor. Jon’a kızdığında kendisini gizlice nasıl kötüye kullandığı hakkında hikayeler uydurur. Daha sonra bütün arkadaşlarını suiistimal iddiaları hakkında şikâyet etmeye çağırır. Lisa telefonda ağlıyordur ve çok inandırıcıdır. Konuştuğu kişilerin çoğu ona inanır. Sebepleri: “Evlilikte kapalı kapılar ardında neler olup bittiğini gerçekten kim biliyor?”

Jon, bazı ortak arkadaşlarıyla karşılaşıncaya kadar Lisa’nın kendisi hakkında söylediği şeyleri bilmiyordur ve onun için medeni bir insandır. Jon’un sözde iğrenç öfkesine dair abartılı öykülerle dolu söylentiler daha da kötüye gider. Lisa’nın uçan maymun grubu artık onu gördüklerinde Jon’a hakaret etme hakkına sahiptirler. Jon kendini savunmaya çalışır ancak Lisa’nın uçan maymunları söylediği her şeye indirim yapar. Dedikodular yayıldıkça söylemler daha da ağırlaşarak küfürlü bir koca olarak tasvir edilmeye başlar.

Bombalı Aşk

narsistik bozukluk

Kaynak: Wikipedia.org‘a göre, aşk bombalaması terimi , 1970’lerde Sun Myung Moon’un Birleşik Devletler Birleşme Kilisesi üyeleri tarafından icat edildi. Grubun yeni üyeleri, sıcaklık ve dikkat göstergeleriyle doluydu. Kilise üyeleri, aşk bombalamasının gerçek bir dostluk ve endişe ifadesi olduğunu söyledi. Uygulamanın eleştirmenleri bunu, yeni üyenin gruba olan bağlılığını sağlamlaştırmak için kültler tarafından kullanılan bir psikolojik manipülasyon şekli olarak gördü.

NPD Anlamı: Aşk bombalaması terimi, narsistlerin baştan çıkarmaya yönelik taktiklerini tanımlamak için kullanılmaktadır; baştan çıkarmaya veya aşık olmaya çalıştıkları birini kovalarken. Sürekli övgü, ölümsüz sevgi vaatleri, düşünceli küçük hediyeler, gece yarısı metinleri ve narsistin seçtiği kişinin sevgisini güvence altına alacağını düşündüğü her şeyi içeren çılgınca romantik bir davranış. Bu yoğun olumlu dikkat, hızlı bir taahhüt için genellikle baskıya eşlik eder. Ne yazık ki narsist aslında kişinin sevgisini güvence altına aldığında, sevgi bombalaması genellikle durur ve sonunda devalüasyon veya kayıtsızlık ile yer değiştirir.

Örnek — Patrick ve Çad

Teşhirci bir narsist olan Patrick, Çad ile bir arkadaşının partisinde tanıştı. Ertesi gün brunch’a Çad’ı kendisine katılmaya davet etti. Chad, Patrick ile bir ilişki sürdürmekle gerçekten ilgilenmediğini açıkça belirten belli belirsiz bir bahane ile onu geri çevirdi.

Vazgeçmek yerine, Patrick Çad’ı bombalamaya başladı. Çad’ın partinde ne kadar eğlendiğini ve Çad’ın ne kadar özel olduğunu söyleyerek gece geç saatlerde kısa mesajlar göndermeye başladı. Çad ona kısa ve kibar bir mesaj gönderdiğinde Patrick çabalarını iki katına çıkardı. Metinleri gittikçe cilveli ve cinsel oldu. Ayrıca Çad e-postalarını, ilgisini çekeceğini düşündüğü konularla ilgili göndermeye başladı. Sonunda, birkaç hafta boyunca mesaj attıktan sonra, Çad içki içmek için Patrick’le buluşmayı kabul etti.

İçki esnasında, Patrick Çad’la dikkatlice konuştu ve harika bir çift olacağını kanıtlama şansı istendi. Çad ikna olmadı ve gelecekte Patrick’den kaçınmaya karar verdi. Patrick, Çad’ın geri çekildiğini fark ettiğinde, aşk bombalamasını arttırdı.

Çad’in tiyatroyu sevdiğini biliyordu ancak bütçesinin çok sık gitmesine izin vermeyeceğini de biliyordu. Yine de Çad’ın görmek istediğini bildiği bir şov için harika bir bilet aldı. Patrick sonra Çad’ı aradı ve şöyle dedi: “Benimle gerçekten ilgilenmediğinizi biliyorum ama ikimiz de tiyatroyu seviyoruz ve sadece bahsettiğiniz şov için iki harika bilet aldım. Sadece arkadaş olarak gidemez miyiz? Başkaca beklentim yok.” (Yalanlara dikkat edin).

Bu böyle devam etti. Patrick Çad’a övgüler yağdırdı ve gelecekleri hakkında birçok söz verdi ve hediyelere boğdu: “Sizi her yaz kiraladığım sahil evine götürmek için sabırsızlanıyorum. Orayı seveceğinizi biliyorum. ”

Sonunda Çad zayıfladı ve Patrick’le gittikçe daha fazla zaman geçirmeye başladı. Çad: “Belki de bu ilişkiye gerçekten bir şans vermeliyim. Hiç kimse bana bu kadar iyi davranmadı ya da bu kadar çok istemedi.” Ne yazık ki Patrick Çad’ı bağladığının farkına vardığında ona olan ilgisini kaybetmeye başladı. Patrick için aşk kovalamacayla ilgiliydi, kişiyle değil.

Örnek: William ve Betty

Narsistik William, Betty ile ilk tanıştığında onu yetişkin hayatı boyunca aradığı özel kadın olarak gördü. Betty güzel, eğitimli ve William’dan daha yüksek bir sosyal sınıftandı. İlişkileri başladığında ona bir kraliçe gibi davrandı. William hızlı hareket etti, Betty’den işini bırakmasını, onunla evlenmesini ve onunla kimsenin tanımadığı başka bir ülkeye taşınmasını istedi.

Bir süre birlikte yaşadıktan sonra William sıkıldı ve Betty’ye olan ilgisini kaybetti. Daha fazla evlilik konuşması yoktu. William onu ​​değersizleştirmeye ve sürekli kavga etmeye başladı. Betty’nin sözde ilişkilerinin ölümü için bencilliğini bencilleştirdiği bir kısır kavgadan sonra William eşyalarını toplayıp taşındı.

Betty sersemlemiş, derin bir depresyona girmişti ve bir zamanlar harika ilişkilerine ne olduğu hakkında hiçbir fikri yoktu. Bir yıl boyunca ağlayıp geri dönmesi için William’la iletişim kurmaya çalıştı ama mesajlarını, telefon konuşmalarını veya e-postalarını hiç cevaplamadı. Sonunda Betty, ailesinden yardım istedi ve terapiye girdi.

Aradan bir yıl geçti

Birdenbire Betty, doğum gününde William’dan “Seni düşünüyorum. Umarım güzel bir gün geçiriyorsundur.” şeklinde bir mesaj aldı. Betty, bu mesaja çok şaşırsa da en iyi eylem planının onu tamamen görmezden gelmek olduğuna karar verdi.

William kararlıdır. Betty’yle yeniden bir ilişki içine girmek için her gün sevimli flört mesajları göndermesinin yanı sıra, evine teslim ettiği en sevdiği çiçeklerden oluşan güzel bir buket… Betty hala onunla konuşmayı reddettiğinde William’ın sıradaki hamlesi klasik bir hoover tekniğidir: ona, içinde yaşadığı her şey için özür dileyen bir mektup gönderir:

“Seni delice seviyorum. Benden nefret etmen gerektiğini de biliyorum. Hakkımda düşündüğün o kötü şeyleri hak ediyorum. Bütün o yaptığım şeyler delilikti. Gitmene izin verdiğimde hayatımın en büyük hatasını yaptığımı anladım. (Ona “kaçmasına izin ver” olarak onun tükenme şeklini nasıl yeniden tanımladığına dikkat edin) Sen sevdiğim tek kadınsın. Lütfen değiştiğimi kanıtlamak için bana bir şans daha ver. Seni ne kadar sevdiğimi kanıtlamak için istediğin her şeyi yapacağım. Pişman olmayacaksın. Söz veriyorum.”

teşhirci narsist

NARSİSTİK MALZEMELER

Kaynak: Wikipedia.org‘a göre, narsistik arz terimi , 1938’de psikanalist Otto Fenichel tarafından, diğer insanlara özgüvenimizi arttırmak için kullandığımız çeşitli yolları tarif etmek için tanıtılan bir kavramdır .

NPD Anlamı: Narsistik arzlar veya kısaca arz terimi, narsistlerin özgüvenlerini düzenlemek için kullandıkları her şeyi ve herkesi tanımlar. Narsistik arzların amacı narsistin özel olma hissini arttırmaktır.

Örnek: Hayırsever Edward

Edward, “sosyal yanlısı” teşhirci narsist olarak adlandırdığım bir kişilik. O son derece zengindir ve servetini kamuoyunda imajını diğer insanlara derinden önem veren biri olarak desteklemek için kullanmayı seçer. Bu özellikle ironiktir çünkü Edward duygusal empatiden tamamen mahrumdur. Edward’ın halka gösterdiği yüz ile kendisine yakın olanlara nasıl davrandığı arasında büyük bir fark vardır. Evde bir zalimdir. Karısı ve çocukları onun için, çalışan insanlar gibi ondan korkarlar.

Edward’ın ana narsistik malzeme kaynağı, adını ve yüzünü gösteren yüksek profilli hayırsever nedenlere milyonlarca dolar vermektir. Yerel bir hastanenin pediatrik kanadını şimdiden adıyla almış ve aynı zamanda yerel bir kütüphaneyi desteklemiştir. En sevdiği hayır kurumu kamu televizyonudur. Birisi televizyonu her izlediğinde sponsorluğunu gösterdiğini, isminin ve yüzünün şovun verdiği paranın tanınması için ekranda açıkça göründüğünü bilmeyi seviyordur.

Narsisistik Aile Sistemi — Altın Çocuk ve Günah keçisi

narsist aile sistemi

Narsistik kişilik bozukluğuna sahip güçlü bir ebeveyn tarafından yönetilen ailelerde, ailedeki çocuklara bazen belirli roller verilir ve birbirlerinden oldukça farklı şekilde muamele görürler. Bunun nedeni narsistik kişilik bozukluğu olan kişilerin bütün nesne ilişkilerinden yoksun olmalarını ve çocuklarını gerçekçi bir şekilde hem iyi hem de kötü özelliklerin bir karışımı olarak görememeleridir. Bir çocuk narsistik ebeveyne ait iyi projeksiyon alıcısı olabilir ve mükemmel olarak görülürken, diğer çocukların bir veya daha fazlası kötü olarak görülebilir. Bazı ailelerde bu roller ebeveynlerin en sevdiği kişi olana göre yeniden atanır. Bu bazen çocuklar arasında ebeveynleri memnun etmek ve iyi biri olarak görülmek için rekabeti teşvik eder.

Altın Çocuk: Narsistik bir ebeveynin en sevdiği çocuğunun terimi. Bu çocuk mükemmel ve özel olarak idealleştirilmiştir. Ebeveyn, bu altın çocuğun tüm olumlu özelliklerini yansıtır ve dinleyen herkese harika başarıları için övünür.
Günah keçisi: Bu çocuk narsistik ebeveyne ait negatif projeksiyonların nesnesidir. Kendisi, açıkça başkalarının suçu olan şeyler de dâhil olmak üzere, yanlış giden her şey için suçlanan önemsiz bir ezik olarak değerlenir ve değerlendirilir.

Örnek — Günah keçisi Perry

Perry’nin ailesinde, erkek kardeşi David, sürekli günah keçisi ilan edilirken, görevlendirilmiş altın çocuktur. David, Perry’nin en sevdiği oyuncaklarından birini kötü niyetli bir şekilde kırarken elini incittiğinde, narsistik anneleri Perry’yi suçladı. “Ne yaptığını gör! Kardeşinin elini incitmesi senin suçun. Ona ne yaptın?”

D. ELİNOR GREENBERG

Read more

Bipolar Bozukluk Nedir? Belirtileri ve Tedavisi

Bipolar bozukluk türlerini aynı zihinsel mekânda, manik yükseliş, depresif çöküş ve tedaviyle dengelenme hâllerini birlikte gösteren alegorik sahne

Bipolar Bozukluk Nedir?

Bipolar bozukluk aynı zamanda dünyanın bazı bölgelerinde eski adıyla bilinen manik depresyon ciddi ve önemli ruh hali değişimleri ile karakterize edilen zihinsel bir hastalıktır. Bu durumu olan bir kişi alternatif “yüksekler” (klinisyenlerin “mania“ dediği şey ) ve “alçaklar” (depresyon olarak da bilinir) yaşar.

Hem manik hem de depresif dönemler yalnızca birkaç saatten birkaç güne kadar kısa olabilir. Veya döngüleri daha uzun olabilir, birkaç haftaya ve hatta aya kadar sürer. Mani ve depresyon dönemleri kişiden kişiye değişebilir – birçok kişi bu yoğun ruh hallerinin çok kısa dönemlerini yaşayabilir ve bu bozukluğa sahip olduklarının bile farkında olmayabilir.

Bipolar bozukluk türlerini aynı zihinsel mekânda, manik yükseliş, depresif çöküş ve tedaviyle dengelenme hâllerini birlikte gösteren alegorik sahne

Amerikan Psikiyatri Birliği’ne göre, dört ana bipolar bozukluk kategorisi vardır: bipolar I bozukluğu, bipolar II bozukluğu, siklotimik bozukluk ve başka bir tıbbi veya madde kötüye kullanımı bozukluğuna bağlı bipolar bozukluk (APA, 2013). Bipolar bozukluk tanısı konan herkese tanı konabilir ancak çocuklardaki bipolar bozukluğa rahatsız edici “duygudurum bozukluğu“ denir ve farklı belirtiler ortaya çıkar.

Tüm bipolar bozukluk tipleri genellikle tedaviye iyi yanıt verir, bu da uzun yıllar ilaç yönetimi ve bazılarında da psikoterapi içerir. Pek çok zihinsel bozukluk gibi profesyoneller de bu durumu “iyileştiren” bir insandan, onu iyi yönetmeyi öğrenmekten bahsetmez. İlaç ve psikoterapi bir kişinin bunu yapmasına yardımcı olur.

Bipolar Bozukluk Türleri

Bipolar bozukluğun teşhisi için, bir kişinin yaşamı boyunca en az bir manik (veya bipolar II, hipomanik) bölüm ve bir de depresif olay geçirmiş olması gerekir.

Bir manik atak (bipolar I) hızlı konuşmaya yol açabilir; aşırı mutluluk, aşırı sinirlilik, aşırı hareketlilik… Manik 1 bölümdeki insanlar her şeyi yapabildiklerini, tüm bunları denemek ve yapmak için planlar yaparak hiçbir şeyin onları durduramayacağına inandıklarını hissederler. Bipolar I’in teşhisi için, bu bölüm en az bir hafta sürmeli ve bir kişinin olağan davranışından fark edilebilir bir değişikliği temsil etmelidir.

Hipomanik dönem, ruh hâli döngüleri, genetik yatkınlık ve bipolar bozukluğun uzmanlar tarafından teşhis sürecini tek sahnede anlatan alegorik görsel

Bir hipomanik dönem (bipolar II bozukluk) semptomları en az dört (4) gün süre ile mevcut olması gerekir ve bunun dışında, manik bir epizod aynı semptomları ile karakterize edilmektedir. Bu rahatsızlığı olan biri mani veya depresyon dönemleri arasında üç yıla kadar normal bir ruh hali yaşayabilir.

Tedavi edilmediğinde, bölümlerin şiddeti değişebilir. Bu rahatsızlığı olan kişiler, semptomlarının ciddiyeti arttıkça yeni bir döngünün ne zaman başlayacağını tahmin edebilirler.

Bipolar Bozukluğun Nedenleri

Zihinsel bozuklukların çoğunda olduğu gibi, araştırmacılar bu duruma neyin sebep olduğunu hala kesin olarak bilmiyorlar. Bir kişiyi bipolar bozukluk için yüksek risk altında bırakan tek bir risk faktörü, gen veya başka yatkınlık yoktur. Bir kişinin riskini artıran faktörlerin bir araya gelmesi muhtemeldir. Araştırmaya göre, bu faktörler farklı bir beyin yapısını ve işleyiş şeklini, bir takım genetik faktörleri ve aile öyküsünü içerebilir (bu hastalık ailelerde yaşama eğiliminde olduğu için).

Bipolar bozukluk, çoğu ruhsal hastalık gibi en iyi şekilde psikolog, psikiyatrist veya klinik sosyal hizmet uzmanı gibi eğitimli bir akıl sağlığı uzmanı tarafından teşhis edilir. Bir aile hekimi veya pratisyen hekim ön tanı koyarken, sadece bir ruh sağlığı uzmanı bu durumu güvenilir bir şekilde teşhis etmek için gerekli deneyim ve becerileri sunar.

Bipolar Bozukluk Tedavisi

Ulusal Ruh Sağlığı Enstitüsü‘ndeki (NIMH) araştırmacılara göre , bipolar bozukluğun kesin nedeni henüz bilinmemektedir – ancak yine de etkili bir şekilde tedavi edilebilir. En etkili tedavileri bulma konusunda araştırmalar devam etmektedir.

Çoğu ruhsal hastalık gibi, bugün de bu durum psikiyatrik ilaçlarla birleştirilen psikoterapi ile tedavi edilir (çoğu insan ikisinin birleştirilmesinden daha hızlı yarar sağlar.) Bu hastalığın tedavisi genellikle etkilidir ve çoğu insanın gün boyunca, ayın çoğu günü boyunca dengeli bir ruh hali sürdürmelerine yardımcı olur. Bir kişinin tedavinin tam ve faydalı etkisini hissetmeye başlaması bir ile iki ay sürebilir.

Bipolar bozuklukla yaşamayı, rutinler, destek, ilaç kullanımı ve zaman içinde dengelenme sürecini tek alegorik sahnede anlatan görsel

Bu durum için kendi kendine yardım stratejileri, kişiye ve hastalığın ciddiyetine bağlı olarak etkinliklerinde değişiklik gösterir. Bazı insanlar bir destek grubuna katılmayı, kendi kendine yardım stratejilerini açıklayan kitapları okumayı ya da günlük tutmayı (ya bir kâğıt ya da bir ruh hali ya da günlük uygulaması aracılığıyla) yararlı buluyorlar.

Bipolar bozukluğun tedavisindeki en büyük zorluklardan biri, uzun vadede bir kişi için en uygun tedavi rutini bulmak ve sürdürmektir. Bu rahatsızlığı olan çoğu insan, yaşamlarının büyük bir kısmı için ilaçlardan yararlanır ancak her şey yolunda çok iyi göründüğü zaman ilaçlara bağlı kalmak zor olabilir. Bu rahatsızlık için genel olarak reçete edilen ilaçlar, bir ruh hali dengeleyicisini (lityum gibi) içerir; bazı tedaviler ayrıca ilave ilaçların kullanımını da içerebilir (atipik bir antipsikotik veya bazı durumlarda bir antidepresan).

Bipolar ile Yaşamak ve Yönetmek

Günlük olarak bu durumla yaşamak için birçok zorluk var. İyi kalmak, tedaviye devam etmek ve dengeli bir ruh halini korumak için uzun vadeli, başarılı stratejilerden bazıları nelerdir? Bu şartla yaşamanın önemli bir bileşeni, ne olursa olsun rutinleri inşa etmeyi ve bunlara bağlı kalmayı öğrenmektir. Bir insanı manik ya da depresif bir bölüme sık sık sokabilecek şey, rutin işlerinin dışına çıkmakta ya da bir gün ruh hallerini düzenlemelerine yardımcı olan ruh dengeleyicisinin artık gerekli olmadığına karar vermektir.

Prognoz ve Uzun Vadeli Görünüm

Uygun tedavi ile, bipolar bozukluğu olan biri için görünüm olumludur. Çoğu insan bir ilaca ve / veya ilaç kombinasyonuna cevap verir. İnsanların yaklaşık yüzde 50’si sadece lityuma cevap verecektir. Ek bir yüzde 20 ile 30, başka bir ilaca veya ilaç kombinasyonuna cevap verecektir. Yüzde on ile 20, tedaviye rağmen kronik (çözülmemiş) ruh hali semptomlarına sahip olacak. Bipolar hastaların yaklaşık yüzde 10’unun tedavisi çok zor olacak ve tedaviye çok az yanıt vererek sık görülen bölümler olacak.

Ortalama olarak bir kişi, birinci ve ikinci bölümler arasında yaklaşık beş yıl boyunca semptomsuzdur. Zaman geçtikçe epizotlar arasındaki süre, özellikle tedavinin çok kısa bir sürede kesildiği durumlarda azalabilir. Bipolar bozukluğu olan bir kişinin yaşamı boyunca ortalama sekiz ile dokuz duygudurum dönemi geçireceği tahmin edilmektedir.

Bipolar bozuklukta tedaviye verilen farklı yanıtları, zaman içindeki ruh hâli döngülerini ve uzun vadeli görünümü tek alegorik sahnede anlatan görsel

Yardım almak

Bipolardan toparlanma yolculuğunuzda başlamanın birçok yolu vardır. Pek çok insan, gerçekten bu rahatsızlıktan muzdarip olup olmadıklarını görmek için doktorlarını veya aile doktorlarını görerek başlar. Bu iyi bir başlangıç ​​olsa da, aynı zamanda bir akıl sağlığı uzmanına da danışmanız önerilir. Uzmanlar – psikologlar ve psikiyatristler gibi – zihinsel bir bozukluğu aile hekiminden daha güvenilir şekilde teşhis edebilirler.

John M. GroholPsy.D.

Bunlara da Bakabilirsiniz

Read more

Sapyoseksüel Nedir

Sapyoseksüel nedir sorusuna görsel bir yanıt olarak, düşüncesiz ve ilkel davranışlar sergileyen kalabalık bir toplumun ortasında hayal kırıklığı yaşayan sapyoseksüel bir bireyin alegorik tasviri.

Sapyoseksüel Ne Demek?

Sapyoseksüel ne demek sorusu, çağımızın hızla yüzeyselleşen ilişkiler dünyasında giderek daha sık sorulmaya başlandı. Sapyoseksüellik, bir insanın fiziksel görünümden çok zeka, düşünme biçimi ve entelektüel derinlik tarafından çekilmesini ifade eder. Bu tür bir çekimde beden ikincil plandadır; asıl uyarıcı olan, zihnin kendisidir.

Sapyoseksüel bir kişi için karşısındaki insanın konuşma tarzı, kelime seçimi, düşüncelerini kurma biçimi ve dünyayı algılama derinliği belirleyici rol oynar. Zekâ, burada ölçülebilir bir başarıdan ziyade; merak eden, sorgulayan, düşünen ve anlam kurabilen bir zihin olarak değerlendirilir. Uzun bir sohbet, beklenmedik bir fikir ya da iyi kurulmuş bir cümle, sapyoseksüel bireyler için fiziksel temastan çok daha etkileyici olabilir. Bu bağlamda sapyoseksüellik, modern ilişkilerde yüzeysel arzuların ötesine geçme çabasının da bir yansıması olarak görülebilir.

Sapyoseksüel nedir sorusuna görsel bir yanıt olarak, düşüncesiz ve ilkel davranışlar sergileyen kalabalık bir toplumun ortasında hayal kırıklığı yaşayan sapyoseksüel bir bireyin alegorik tasviri.

Sapyoseksüellik, bir kişinin karşısındaki insanın zekâsı ve düşünsel derinliğiyle cinsel uyarılma hissetmesini ifade eder. Fiziksel görünümden ya da bedensel özelliklerden ziyade, bilgi, kültür, dil kullanımı ve düşünme biçimi belirleyici hale gelir. Sapyoseksüel bireyler için zihinsel uyarım, estetik güzellikten ya da fiziksel temastan çok daha güçlü bir çekim unsuru olabilir.

Kavram, kökenini Latince’de “bilge” anlamına gelen sapiens kelimesinden alır ve modern ilişkiler literatüründe, zihinsel uyumun arzu üzerindeki etkisini tanımlamak için kullanılır.

Sapyoseksüel erkekler ve kadınlar: farklılıklar

Sapyoseksüel eğilim, yaşa, mesleğe ya da toplumsal konuma göre tek bir kalıba sığmaz. Zihinsel üretimden beslenen bir öğretmene ilgi duyan öğrenciden, belirli alanlarda derinleşmiş ve deneyim kazanmış insanlara çekim hisseden bireylere kadar, bu yönelimin farklı görünümleriyle karşılaşmak mümkündür. Çünkü sapyoseksüellikte belirleyici olan beden değil, zihindir; düşünme biçimi, merak ve anlam kurma kapasitesidir.

Cinsiyet bağlamında değerlendirildiğinde, bazı araştırmalar ve gözlemler, erkeklerin çoğunlukla görsel uyarıcılara daha hızlı tepki verdiğini; kadınların ise zihinsel ve duygusal uyaranlara daha fazla önem atfettiğini öne sürer. Ancak bu durum, sapyoseksüelliğin belirli bir cinsiyete ait olduğu anlamına gelmez. Zekâya duyulan çekim, toplumsal cinsiyet sınırlarının ötesinde, bireysel bir arzu biçimi olarak ortaya çıkar ve her iki cinsiyette de farklı yoğunluklarda görülebilir.

Sapyoseksüel özellikler

👉  Sapyoseksüeller, entelektüel birikimi olan insanlar tarafından etkilenir; zihinsel uyarım, onların arzu dünyasında merkezi bir yer tutar. Yeni bilgilerle temas etmek, düşünsel sınırlarını zorlayan sohbetlere dâhil olmak ve öğrenme sürecinin kendisinden haz almak, bu çekimin temel kaynaklarıdır.

📚 Politika, psikoloji, felsefe, bilim ya da sanat gibi alanlarda derinlikli konuşmalar, sapyoseksüel bireyler için sıradan bir sohbetten çok daha fazlasını ifade eder. Okumak, dinlemek ve düşünmek; bu kişiler için yalnızca entelektüel bir faaliyet değil, aynı zamanda güçlü bir yakınlık biçimidir.

✍️  Dil kullanımına ve ifade biçimine özel bir önem verirler. Kelimelerin doğru seçilmesi, anlamın özenle kurulması ve düşüncenin berraklığı, sapyoseksüel çekimin önemli unsurları arasındadır. Bu nedenle dilin özensiz kullanımı, yüzeysel ifadeler ya da düşünsel tembellik çoğu zaman itici bulunur.

🔍 Yüzeysellikten kaçınan sapyoseksüeller, hayatı ve insanı anlamaya çalışan, felsefi sorgulamalara açık bireylere ilgi duyar. Varoluşsal meseleler, zihinsel meydan okumalar ve düşünceyi provoke eden diyaloglar, bu yönelimin beslendiği alanlardır.

🚀 Sapyoseksüel bireyler için öğrenme hiçbir zaman tamamlanmış bir süreç değildir. Sürekli sorgulamak, yeni perspektifler kazanmak ve zihni rutinin dışına taşıyan entelektüel zorluklar aramak, bu eğilimin ayırt edici özellikleri arasında yer alır.

Bunlara da Bakabilirsiniz

Read more

Deizm Makaleleri serisi

deizm makalesi

Din, Toplum ve Doğa

deizm makalesi

“Açıkça söylemek isterim ki insanların dinsizleşmesi onların suçu değil, hurafeyi din yapan ve ahkâm haline getiren yoğun çabalarıdır.”

Yaşar Nuri Öztürk

Bugün Victor Hugo’nun şu sözüne denk geldim: “Din, toplum ve doğa, insanoğlunun üç büyük mücadelesidir.Deizm makaleleri başlığı altında bu sözü ana ilke olarak kabul edelim. Din ile toplumu aynı kategoriye koymalıyız. Çünkü bunlar birbirlerini besleyen ve şekillendiren olgular. Din, gerçeğin doğasına hizmet edebildiği kadar huzurlu bir toplum yaratacaktır. Bu olmadığı zaman toplumun yeni yol arayışlarına kayması kaçınılmaz.

Doğayla mücadele ediyoruz çünkü hayatta kalmamızın başka çaresi yok. Fakat bu mücadele, onu alt etme şeklinde algılanmamalı. Zaten bunu istesek de başaramayız. Hastalıklarla ve doğal felaketlerle başa çıkmanın yolları mutlaka aranmalı. Fakat bunun yolu bilimsel yöntemlerdir. Bunun için de bilimin önü açılmalı, halk tarafından da ayrıca desteklenmeli. Ama geldiğimiz noktada görüyoruz ki insanlığın baş düşmanı ne doğa ne de doğal felaketler. Esaslı düşman toplumun bizzat kendisi.

deizm-ve-toplumsal-baskı

Her şeye sahip olabiliriz ya da hiçbir şeyimiz yoktur. Bu bizleri bir şekilde ayakta tutar ama ruh sağlığının bozulması daha büyük bir tehlike. Kendini güvende hissedemeyen kafası karışık bir toplum nasıl huzurlu olabilir? Hem toplumsal baskı, hem de dayatılan tuhaf inançlar bir araya gelince kendine yeni kaçış yolları arıyor insan. Üstelik bu ruhsal baskılar sadece toplumdan, dini yapılardan ya da devlet kurumlarından gelmiyor. İnsanın ilahi düzlemdeki anlam arayışında ortaya çıkan huzursuzluklar da bunun başlıca sebeplerinden biri. Deizm nedir sorusuna cevap ararken önce bunları görmeliyiz. O kaçış kapısına Deizm demek yanlış bir tahlil olmayacaktır.

Deizm Yayılıyor

Allah her şeyi bildiği halde bizi neden yarattı?” sorusu insanı deizme götüren sorulardan biridir. Yani kısmen ve belki de topyekun, göreceğiz. Deizm makaleleri serisini yazarken buna ayrıca değineceğiz. Bütün bunlar ön sözümüz olsun. İnternette Deizm başlığı altında yapılan yorumları inceledim. Mesela “Deizm Küfürdür” “Deizm Tuzağı” ve “İki büyük tehlike: Deizm ve ateizm dalgası” gibi ilginç başlıklar gördüm. Yeni bir dalga değil aslında. Bunu evrim kuramına yapıyorlardı ve hâlâ da sürüyor. Sıra bunda demek ki.

Egemen güçlerin çatlak seslere tahammülü yok. Kendi tabanlarına aba altından sopa gösteriyorlar. Her sesi susturma çabasındalar. Buna dense dense dini algının radikalleşmesi denir. Devlet aygıtının her inanca eşit mesafede durması gerekirken her şeyi kendi sistemine göre yorumluyor. Bırak yahu, kim nereden giderse gitsin. Ama olmaz değil mi?

Neden olmadığını söyleyeyim. Deizmin dalga dalga büyümesi de aslında radikal yobazlığın bir sonucu. Din kisvesi altında yapılan kötülükler insanları kendi dinlerini sorgulamaya götürüyor. Bunu ateistler yapmadı. Bu, dine hakim olmayan sokak ağızlarının bir takım mevki ve makamlara oturmasıyla gerçekleşti. Örnek mi lazım? Peki.

2016 yılında Diyanet’in fetva sitesinde şöyle bir soru soruluyor: “Bir babanın öz kızına duyduğu şehvet, karısıyla olan nikâhını düşürür mü?” Sorudaki alçaklığa bakın hele! Haram olup olmadığını değil de karısıyla olan nikahının akıbetini soruyor! Cevap içler acısı: “Babanın kızını kalın elbiselerden tutarak ya da vücuduna bakıp düşünerek, şehvet duyması, bu tür bir haramlık oluşturmaz.

diyanetten fetva babanın oz-kizina-sehvet-duymasi-haram-degil

Böyle şeylerle karşılaşan bir toplum dinini sorgulamaz mı? Koskoca diyanet bu açıklamayı yaparken kafasından uydurmuyor ki. Onun da elinde İslami kaynakları var. Mesela az önceki haberin devamında: “Hanefilere göre ise; babanın, kızını şehvetle öpmesi, kızına şehvetle sarılması durumunda kızın annesi bu babaya haram olur.” diye sürdürüyor açıklamasını.

Bütün bu fetvalar karşısında afallayan birey, bu sorunun din tarafından mı, hadisler tarafından mı yoksa tanrı tarafından mı kaynaklandığını bilmek istiyor. Eğer dinde ve hadislerde bir sorun olduğuna karar verirse, deizmin kapıları sonuna kadar açılmış oluyor. Toplum tarafından yaratılan inancı reddedip sadece tanrı fikrini sahipleniyor.

Peki, size soruyorum, hangisi iyidir? Egemen güçlerin kendi menfaatleri için uydurma bir din yarattıklarına inanıp deist olmak mı, yoksa akılcılığı dinlerde değil de bilimsel analizlerde aramak mı?

Deizm makaleleri serisinde görüşürüz.

Günay Aktürk

Read more

Eyüp Aktürk Kimdir?

Eyüp Aktürk kimdir? Bahadın Kasabası doğumlu Alevi düşünür ve şair

Eyüp Aktürk Kimdir

Eyüp Aktürk, Alevi düşüncesi, anarşist felsefe ve şiiri hayatının merkezine koymuş; Bahadın Kasabası‘ndan Berlin’e uzanan yolculuğunda eylemle düşünceyi birleştirmiş aykırı bir derviştir. Bu yazı, onun kısa ama yoğun yaşamına tanıklık eden bir belgedir.

Hayatı ve İlk Yılları

Eyüp Aktürk kimdir? Bahadın Kasabası doğumlu Alevi düşünür ve şair

Eyüp Aktürk, 17 Şubat 1970 tarihinde Yozgat/Sorgun Bahadın Kasabasında dünyaya geldi. Kasabada Göğaligil diye anılan sülaleden Ali ve Meymune Aktürk’ün ikinci çocuğudur. Üç kardeştirler. İlkokula Bahadın’da başlayıp 1980 yılında Berlin’e göç ederek eğitimine devam etmiş, ilköğretim ve liseyi tamamladıktan sonra, makine üzerine mesleki eğitim yapmıştır. Tu Berlin Üniversitesi Yüksek İnşaat Mühendisliği bölümünü tamamladı. İki yıl Mercedes firmasında çalıştıktan sonra işsizlik dünyasına kesin dönüş yaptı.

Siyasal Yaşama Girişi

Eyüp can, siyasal yaşamına küçük yaşlarda başlamış, ortaokulla birlikte kitaplarla kardeş olmuş, onlarla beraber büyümüş, gelişmiştir. Seksen dörtlü yıllarda henüz on dört yaşlardayken Yurt Severler Birliğiyle samimiyet geliştirmiş, aynı dönemde Tkp ile flört etmiştir. Seksen yedilere gelindiğinde TKPB (Türkiye Komünist Partisi Birlik) in Gençlik Örgütü Başkanlığı’nı yürütmüştür. Gelişen ırkçı ve faşist saldırılara karşı 89’larda Anti Faşist Gençlik Mücadelesi’nin örgütlenmesinde birebir rol oynayarak Anti Faşist Gençlik Wedding (Amsterdamm Str.) başkanlığını yürütmüştür.

Felsefe, Anarşizm ve ÜTOPYA Dergisi

Doksanlı yıllarda fikir dünyasına akın eden Dostoyevski, Tolstoy, Nietzsche, Bakunin gibi eylemciler ona daha radikal bir dünyanın kapılarını açar. Onun için artık eylem zamanıdır. Özgürlüğün anlamı eylemde biçimlenir. Berlin’de Türkiyeli Anarşistlerle tanışma ve ardından dünya özgürlüğünü kucaklamak için beynelmilel eylemlerin gerçekleşmesinde öncülük zamanları başlamıştır. 1992 yılında Anarşist fikirlerle perçinlenen ÜTOPYA adlı dergiyi dostlarıyla birlikte çıkartır. Bu zaman içinde Edebiyat ve Felsefe söyleşilerine katılır, düşün dünyasını geliştirmeye devam eder. Musikiyi göz ardı etmemiş, Ney muhabbetlerine katılarak Türkiyeli Budist ve Anarşistlerle birlikte ruhunu mest eylemiştir.

Alevilik ve Örgütlü Mücadele

93’lü yılların başlarında Berlin Bağımsız Alevi Gençliği’nin kuruluşunda yer alır. Burada Felsefe üzerine söyleşiler düzenler. Alevi örgütlerinde konuşmacı olarak panellere katılır. Bu dönemde oğlunun annesi Fatma ile tanışır ve uzun süre bu birlikteliği devam ettirir. 94 yılında Berlin Alevi cemiyeti’nin kuruluşunda yer alır. 2000’li yıllarda Gah (Genç Aleviler Harekatı) nın kuruluşunda yer alır. Bu harekât içinde hayatının sonuna kadar bilfiil çalışmıştır.

Oğul, Aile ve Musahiplik Anlayışı

97 yılında arkadaşı Fatma’dan İsa Dara adında oğlu dünyaya gelir. Eşiyle birlikte resmi evlilikten uzak durmayı seçer. Çocuklarını beraber büyütürler. O dönemde Eyüp’e sorulan musahiplikle ilgili bir soruya şöyle cevap vermiştir: “Benim musahibim oğlum İsa Dara’dır.” Bu durum birçoklarına her ne kadar yanlış gelse de, anlıyoruz ki Eyüp can yine aykırı bir tavırla kâmilliğini ve de dervişliğini göstermiştir.

Alevi derviş Eyüp Aktürk’ün dervişane yaşamından bir kesit

Dervişane Bir Hayat

Eyüp can 13.01.2006 yılında hayatını kaybedinceye kadar felsefe, şiir, edebiyatla uğraşmaya devam etmiştir. Dervişane bir hayatı benimseyerek evine ne bir televizyon, eline ne bir telefon aldı. Uzamış sakalı, boynuna dökülen saçlarının perçemiyle hayatını kimseye itaat etmeden sürdürmüş, şiiri, düşünceyi, aklı kendine kılavuz edinmiş, para ve dünya nimetlerine asla meyletmemiştir.

Vasiyeti ve Ardında Bıraktıkları

Hayatını kaybetmeden önce, sanki ölümünü sezer gibi dost sohbetlerinde vasiyetlerden bulunmuştur. Bunlardan en önemlisi, kesinlikle dini bir törenle toprağa verilmeyi reddetmesi, tamamen Alevi ritüellerine göre duazı imamlarla saz eşliğinde defnedilmek istemesidir. Tanınmış sanatçılarımızdan Emre Saltuk, Erdal Kaya, Cano İsmail gibi sanatçılara hiçbir beklentisi olmadan şiirlerini vererek besteletmiş, söyletmiştir.

Son Sözler

Dervişin Direniş Cemi kitabı – Eyüp Aktürk

Hayatının son dönemlerinde üzerinde çalıştığı Alevilikle ilgili kitabını çıkaramadan hakk’a kavuşan Eyüp canımızın ardından, kalanları toplayıp bir kitap haline gelmesinde emeği geçen tüm dostlara teşekkür ederiz.

Hasan Hüseyin Eser Hüseyin Dirican

Eyüp Aktürk’ten Seçme Yazılar

Read more