Hay Aksi

hay aksi günay aktürk

Hay Aksi

hay aksi günay aktürk

Sevgiliye dedim ama görüleceği üzere pek de sevgilim değildi. Belki de olması gereken buydu. Başını göğsüme dayasa yine de yazılır mıydı bu şiir? Bu haliyle yazılmayacağına şüphe yok. Öyleyse aşk, sadece şiire mi hizmet ediyor? Tabii ki de hayır. Fakat bir nevi dışa vurumdur bu. Tümevarım, tümdengelim! Lütfen saçmalamayalım! Duygularımıza soralım öyleyse, kimdir o büyüleyici insan? Ne diye anılır o? Karşılık görmese bile “sevgili” diye hitap edemez miyiz ona? Ah yine mi hayır! Ne yaralar bir bilseniz bu “hayır” ve bu acı gerçekler, göğsümüzün o dikenli kafesindeki tutsağı…

Vakitlerden bir sabahtı
yeni uyanmış olmalıydı.
Sesi titriyordu az biraz.
Ah benim bir gıcımık kadınım!
Seninle, dedi, konuşmalıyız mutlaka.

Ne sorgu ne sual,
ne merak ne bir heyecan,
hayhay efendimiz dedim.
Mutlu bir havadisi olmalıydı.

Azdan az çoktan çok,
bir iki gün geçti aradan
aradı hiç beklenmedik
geç bir saatinde gecenin.
Sesinin telleri gülüyordu adeta.
Seninle, dedi, acilen hem de…
hay aksi şeytan!

Dur, dedim, dur hele efendimiz,
soluklan hele sen,
dinle bir yol sustuklarımı!
Sustu, kulak kesti pür dikkat!
Seviyorum seni, dedim,
Seviyorum efendimiz!
Ne gündüz ne gece,
molası yook, kederi çook
aahh o dudakların, o dudakların,
diş izlerini gizler dudakların…

Sustu!
Kesildi sesinin ardı.
Usulca kapattı telefonu.
Huzurluydum, yaslandım ardıma,
yerindeydi şimdi kafamın tası!
Avanak bir gülümseme aldı vurdu…
Ürperdim!

Hey gidi efendimiz hey!
Hey gidi bir gıcımık kadınım!
Rüzgâr misali yelkene vurmak yüreği,
kapılmak dalgalara, köpürmek sevda kasırgalarında…
Hoştur bilirim, hoştur gürül gürül sevdalanmak…
Yalnız, hiç de hoş değildir,
bir ulu denize sevdalandım, diyecek olmak,
diyecek olmak, senden vurgun yemiş bir denizciye…

Günay Aktürk

Read more

Yaktın Beni Kül Eyledin – Günay Aktürk

Gençlik tutkusu, diz çöken erkek figürü ve büyüye dönüşmüş sevdanın etrafını saran grotesk varlıklarla anlatılan Bosch tarzı alegorik sahne

Yaktın Beni Kül Eyledin

Yaktın Beni Kül Eyledin, Günay Aktürk’ün gençlik dönemine ait, tutku ile deneyimsizliğin iç içe geçtiği bir aşk şiiridir. Şiir, saf sevgi zannedilen duyguların zamanla bir yanılgıya dönüşmesini ve bu yanılmanın bıraktığı içsel yanışı dile getirir.

Gençlik tutkusu, diz çöken erkek figürü ve büyüye dönüşmüş sevdanın etrafını saran grotesk varlıklarla anlatılan Bosch tarzı alegorik sahne

Hormonsal Edepsizlik

Huzurlarınızda tam da yirmi yaşlarına yakışır dozda bir şiir. Biraz arabesk sosu ekelenmiş olduğunu itiraf edebilirim. O çağlarda gönül, bedeni aşıp da içindekileri göremezdi ki! Aslında içindekilere odaklanıyor fakat hiç de mecazi anlamda değil. Hormonsal edepsizlik. Sadece saf bir sevgi sandık onu. Önünde eğilirken erdemin yüceliğinden bahsettik. Fakat nedense yalnız büyülendiğimiz kadına yetecek kadar insani erdem vardı elimizde. Bu bizi kuşkulandırmadı bile. Tek asil köleliğin sevdiğimiz kadının önünde eğilmek olduğunu sandık. Diz çöktük önünde. İçimizdeki yakıcı madde artık yakamaz olduğunda ise doğrulup kalktık. Ortada ne erdem kalmıştı ne de yücelik. Olup olacağı tam olarak buydu. Fırtına dindi ve baraka onarıldı.

Bugün otuz beş yaşındayım. Kaç kez onardım bu barakayı bir bilseniz… Kasırgalar geldi geçti ama kuşlar misali eninde sonunda konacak bir saçak bulabildik kendimize. Anladım ki yücelik denilen şey, sevme eyleminin tutkulu bir alışkanlık haline getirilmesindeydi. Ama böyle bir insan olmayabilirdim. Uğrak verdiğim o “hormonsal edepsizlik” rıhtımında bambaşka işler çevirebilir, mesela tek gözümü kör edip azılı ve azgın bir korsana da dönüşebilirdim. Öyleyse yaşasın peşine düştüğümüz erdemlere:) Şimdi gönül rahatlığıyla on beş yıl öncesine dönebiliriz.

(Ocak 2020)

Yaktın Beni

Cilven ile nazın ile
O tertemiz özün ile
Her şakanda dozun ile
Yaktın beni kül eyledin

Seni sevmek sana azdı
Sonbaharım senle yazdı
Aşkın bana büyük hazdı
Yaktın beni kül eyledin

Yanmaz idim görmeseydim
Anmaz idim sevmeseydim
Keşke gönül vermeseydim
Yaktın beni kül eyledin

Günay Aktürk
2004

Bunlara da Bakabilirsiniz

Read more

Dostluk Aşkı – Günay Aktürk

Dostluk Aşkı şiirindeki bin perdeli sevdayı, sınıfsal mesafeyi, aşka secdeyi ve yoklukla kararan kâinatı betimleyen çok katmanlı alegorik görsel

Dostluk Aşkı

Dostluk Aşkı, Günay Aktürk’ün dostluk ile aşk arasındaki sınırın silindiği, yokluğun kutsala dönüştüğü derin bir bağlılığı anlattığı uzun soluklu bir şiirdir. Şiir, ayrılık, özlem ve sevdanın metafizik hâlini yoğun imgelerle işler.

Şair: Günay Aktürk
Kategori: Dörtlükler
Albüm: Hasret Hançeri
Video Adı: Kalbim Ateşinde Kaldı Yar

Dostluk Aşkı şiirindeki bin perdeli sevdayı, sınıfsal mesafeyi, aşka secdeyi ve yoklukla kararan kâinatı betimleyen çok katmanlı alegorik görsel

Kalbim Ateşinde Kaldı Yar

Yüreğine çarpan feryat sözlerine ekilir
Gözlerinden akan hüzün dertlerime dökülür
Ayrılığın geçit vermez puslu hasret sisleri
Hayalime çöreklenen özlemlere takılır

Ben dostuma serim verdim dostum benden ırakta
Kaç zamandır haber gelmez her bir hücrem merakta
Bir hayat ki düğüm düğüm boğazıma dolandı
Bir gözüme yaşam dolar diğer gözüm turâbda

Dostluk aşkı bin perdeli kör gözlerden sakınır
Bazı kral koltuğundan bazı çuldan bakınır
Cahil olan kor ateşin zerresiyle tanışsa
Ömür boyu feryat figan dertlerinden yakınır

Ben yanarken kor ateşte sızılıyor közlerim
Yokluğunun sancısını canözümde gizlerim
Camilerden ezan sesi yükselirken beş vakit
Secde eder kabe diye sana dolar gözlerim

Gözlerinin denizine ay düşürmüş yıldızlar
Ah ettikce yanağına sandal çeker damlalar
Gözlerinin sularında ben bir batık gemiyim
Benim kadar derinlere inen mi var bulalar

Sen bir kor ateş, beslenir alem aydınlığından
Pervaneler sende yanar haz alır varlığından
Böylesine karanlığa bürünmezdi kainat
Karanın da kör karası hep senin yokluğundan

Gözlerinin namlusuna mesafeler sürülmüş
Menzil menzil bir maziden boş bakışlar örülmüş
Yola çıksa dertli Mecnun bulacak değil seni
Sana doğru giden yollar Kafdağında görülmüş

 

Günay Aktürk

🎶 Kalbim Ateşinde Kaldı Yar

Bunlara da Bakabilirsiniz

Read more

Taptım Sana İlah Gibi

Taptım Sana İlah Gibi

Taptım Sana İlah Gibi

Hasretinle candan bezdim,
Sensiz sokak sokak gezdim,
Hayaline secde kıldım;
Taptım sana ilah gibi.

Eyüp olup yaram sardım,
Mecnun gibi darda kaldım,
Nere baksam orda gördüm;
Taptım sana ilah gibi.

Göz açıp ta seni görüp,
Aşk denilen sırra erip,
Dilsiz iken dile gelip;
Taptım sana ilah gibi.

Günay Aktürk

Taptım Sana İlah Gibi
Read more

Deli Derviş

Deli Derviş

Deli Derviş

Ayağımda çarık elimde asa,
Gezerim âlemi günler içinde.
Silinmiş gönlümden dert ile tasa;
Muhabbet eylerim canlar içinde.

Ne faniler gördüm ölüden farksız,
Ne ölüler gördüm diriden farksız,
Ne garipler gördüm ocaksız yurtsuz;
Birde padişahı hanlar içinde.

Yiyecek ekmeğe muhtaç bir kulun,
Kaybetmiş çaresiz sasırmış yolun,
Nicedir aç gezer ayağı yalın;
Dilinde duası kanlar içinde.

Günay’ım devranı seyre dalmışım,
Kendimi âlemden uzak bulmuşum,
Çok can’ı gurbette naçar görmüşüm;
Şaşırmış yolunu dinler içinde.

Günay Aktürk

Deli Derviş
Read more

Ömrüm Kervan Sevdan Yoldu

ömrüm-kervan-sevdan-yoldu

Ömrüm Kervan Sevdan Yoldu

ömrüm-kervan-sevdan-yoldu

Ömrüm kervan sevdan yoldu
Hasretinle del eyledim
Ne bir gece ne bir yıldı
Hayalinle dem eyledim

Gözlerimde yaşlar oldun
Damla damla ömre doldun
Bir görünüp beş kayboldun
Gözlerimi kör eyledim

Sen bir sultan bense köle
Ateşinle döndüm küle
Emret kıyam ben bu cana
Ahireti yol eyledim

Dünya malı sana yardı
Para dedin geldi ardı
Bu saltanat aklın aldı
Gözyaşımı sel eyledim

Günay Aktürk

Read more