Babam Derdi Ki – Füruğ Ferruhzad

Babam Derdi Ki şiirini alegorik biçimde resmeden Bosch tarzı sahnede, kadın ve erkek figürleri toplumsal beklentiler ve sansürlenmiş aşk metaforlarıyla gösteriliyor.

Babam Derdi Ki Şiiri Üzerine Kısa Bir Okuma

Babam Derdi Ki kadına, erkeğe ve aşka dair kuşaktan kuşağa aktarılan kalıpların nasıl birer içsel sansüre dönüştüğünü gösteren çarpıcı bir şiirdir. Bu şiirde kadın bedeni ve erkek imgesi, bireysel arzudan çok, öğretilmiş beklentilerin nesnesi hâline gelir. “Babam derdi ki” ifadesi, yalnızca bir ebeveyni değil; geleneği, toplumun buyurgan sesini ve sorgulanmadan aktarılan yargıları temsil eder.

Babam Derdi Ki şiirini alegorik biçimde resmeden Bosch tarzı sahnede, kadın ve erkek figürleri toplumsal beklentiler ve sansürlenmiş aşk metaforlarıyla gösteriliyor.

Babam Derdi Ki - Sözleri

Babam: “Kadın uzun saçlı, iri gözlü olmalı!” derdi.
Ama annemin ne uzun saçları vardı
ne de iri gözleri.

Annem erkeğin güzel olmaması
gerektiğine inanırdı.
Ona göre güzellik erkeklere yakışmazmış.
Erkeğin ellerinin kaba,
yanaklarının ise kavruk olması gerekirmiş.

Ama babam hem güzeldi hem de çekici.
Ne elleri kabaydı
ne de kavruk yanakları vardı.
Onlar yan yana mutlu değillerdi.

Zira kafalarındaki
karşı cinse ait düşünceleri
yaşamlarındaki karşı cinsle
tam bir çelişki içindeydi.

Onlar asla kadın aşık olmalı
ve erkek bu aşka değer olmalı demediler…
onlar aşkı -bu gereği-
yaşamlarında sansür ettiler.

Ve ben yıllarca hurafeler içinde savaşarak
anladım ki aşksız ne uzun saçlarım güzeldir
ne de iri gözlerim…

Ne de kaba elleri
ve kavruk yanakları ile bir erkek
benim mutluluğumu garanti edecek!

Füruğ Ferruhzad

Bunlara da Bakabilirsiniz

Günay Aktürk Kitapları

Günay Aktürk - Sanrılar Romanı
Günay Aktürk - insan insanın geleceğidir
umudun çocuğu - günay aktürk
Read more

Siz Aşktan Ne Anlarsınız Bayım – Didem Madak

Didem Madak’ın “Siz Aşktan Ne Anlarsınız Bayım” şiirini temsil eden, hüzünlü kadın portresi ve yalnızlık, çocukluk, anne ve imkânsız aşk temalarını simgeleyen alegorik dijital resim

Didem Madak Şiirleri

Siz Aşktan Ne Anlarsınız Bayım, Didem Madak’ın modern Türk şiirinde yalnızlığı, anne figürünü, çocukluğu ve imkânsız aşkı aynı potada eriten en çarpıcı metinlerinden biridir. Şiir, yüksek sesle iddia eden bir aşktan değil; susarak taşınan, gündelik hayatın küçük ayrıntılarına sinmiş bir acıdan konuşur. Madak, aşkı romantik bir vaatten çok, insanın kendi içindeki yoksunlukla kurduğu ilişki olarak ele alır.

Siz Aşktan Ne Anlarsınız Bayım

Çok şey öğrendim geçen üç yıl boyunca
Alt katında uyumayı bir ranzanın
Üst katında çocukluğum…
Kâğıttan gemiler yaptım kalbimden
Ki hiçbiri karşıya ulaşmazdı.
Aşk diyorsunuz,
limanı olanın aşkı olmaz ki bayım!

Allah’la samimi oldum geçen üç yıl boyunca
Havı dökülmüş yerlerine yüzümün
Büyük bir aşk yamadım
Hayır
Yüzüme nur inmedi, yüzüm nura indi bayım
Gözyaşlarım bitse tesbih tanelerim vardı
Tesbih tanelerim bitse gözyaşlarım…
Saydım, insanın doksan dokuz tane yalnızlığı vardı.
Aşk diyorsunuz ya
Ben istemenin Allahını bilirim bayım!

Çok şey öğrendim geçen üç yıl boyunca
Balkona yorgun çamaşırlar asmay
Ki uçlarından çile damlardı.
Güneşte nane kurutmayı
Ben acılarımın başını
evcimen telaşlarla okşadım bayım.
Bir pardösüm bile oldu içinde kaybolduğum.
İnsan kaybolmayı ister mi?
Ben işte istedim bayım.
Uzaklara gittim
Uzaklar sana gelmez, sen uzaklara gidersin
Uzaklar seni ister, bak uzaklar da aşktan anlar bayım!

Didem Madak’ın “Siz Aşktan Ne Anlarsınız Bayım” şiirini temsil eden, hüzünlü kadın portresi ve yalnızlık, çocukluk, anne ve imkânsız aşk temalarını simgeleyen alegorik dijital resim

Süt içtim acım hafiflesin diye
Çikolata yedim bir köşeye çekilip
Zehrimi alsın diye
Sizin hiç bilmediğiniz, bilmeyeceğiniz
İlahiler öğrendim.
Siz zehir nedir bilmezsiniz
Zehir aşkı bilir oysa bayım!

Ben işte miraç gecelerinde
Bir peygamberin kanatlarında teselli aradım,
Birlikte yere inebileceğim bir dost aradım,
Uyuyan ve acılı yüzünde kardeşimin
Bir şiir aradım.
Geçen üç yıl boyunca
Yüzü dövmeli kadınların yüzünde yüzümü aradım.
Ülkem olmayan ülkemi
Kayboluşumu aradım.
Bulmak o kadar kolay olmasa gerek diye düşünmüştüm.
Bir ters bir yüz kazaklar ördüm
Haroşa bir hayat bırakmak için.
Bırakmak o kadar kolay olmasa gerek diye düşünmüştüm.

Kimi gün öylesine yalnızdım
Derdimi annemin fotoğrafına anlattım.
Annem
Ki beyaz bir kadındır.
Ölüsünü şiirle yıkadım.
Bir gölgeyi sevmek ne demektir bilmezsiniz siz bayım
Öldüğü gece terliklerindeki izleri okşadım.
Çok şey öğrendim geçen üç yıl boyunca
Acının ortasında acısız olmayı,
Kalbim ucu kararmış bir tahta kaşık gibiydi bayım.
Kendimin ucunu kenar mahallelere taşıdım.
Aşk diyorsunuz ya,
İşte orda durun bayım
Islak unutulmuş bir taş bezi gibi kalakaldım
Kendimin ucunda
Öyle ıslak,
Öyle kötü kokan,
Yırtık ve perişan.

Siz aşkı ne bilirsiniz bayım
Aşkı aşk bilir yalnız!

Didem Madak

Bunlara da Bakabilirsiniz

Read more

Cemal Süreya – Üvercinka

cemal süreya - üvercinka

Yeni Bir Seslendirme: Cemal Süreya

Aşk şiirleri serisine yeni bir video daha. Bu defa Uzaktan seviyorum veya sana giden yollar kapalı şiirleri nin de yazarı olan Cemal Süreya ve Üvercinka adlı şiiri | Seslendiren: Günay Aktürk | Sözleri aşağıdaki gibidir. Dinle ve dinlettir.

Üvercinka - Sözleri

Böylece bir kere daha boynunlayız sayılı yerlerinden
En uzun boynun bu senin dayanmaya ya da umudu kesmemeye
Laleli’den dünyaya doğru giden bir tramvaydayız
Birden nasıl oluyor sen yüreğimi elliyorsun
Ama nasıl oluyor sen yüreğimi eller ellemez
Sevişmek bir kere daha yürürlüğe giriyor
Bütün kara parçalarında
Afrika dahil

Aydınca düşünmeyi iyi biliyorsun eksik olma
Yatakta yatmayı bildiğin kadar
Sayın Tanrıya kalırsa seninle yatmak günah, daha neler
Boşunaymış gibi bunca uzaması saçlarının
Ben böyle canlı saç görmedim ömrümde
Her telinin içinde ayrı bir kalp çarpıyor
Bütün kara parçaları için
Afrika dahil.

Senin bir havan var beni asıl saran o
Onunla daha bir değere biniyor soluk almak
Sabahları acıktığı için haklı
Gününü kazanıp kurtardı diye güzel
Birçok çiçek adları gibi güzel
En tanınmış kırmızılarla açan
Bütün kara parçalarında
Afrika dahil.

Birlikte mısralar düşünüyoruz ama iyi ama kötü
Boynun diyorum boynunu benim kadar kimse değerlendiremez
Bir mısra daha söylesek sanki her şey düzelecek
İki adım daha atmıyoruz bizi tutuyorlar
Böylece bizi bir kere daha tutup kurşuna diziyorlar
Zaten bizi her gün sabahtan akşama kadar kurşuna diziyorlar
Bütün kara parçalarında
Afrika dahil

Birlikte mısralar düşünüyoruz ama iyi ama kötü
Boynun diyorum boynunu benim kadar kimse değerlendiremez
Bir mısra daha söylesek sanki her şey düzelecek
İki adım daha atmıyoruz bizi tutuyorlar
Böylece bizi bir kere daha tutup kurşuna diziyorlar
Zaten bizi her gün sabahtan akşama kadar kurşuna diziyorlar
Bütün kara parçalarında
Afrika dahil

 

Cemal Süreya

Read more

Cemal Süreya – Sana Giden Yollar Kapalı

Sana Gden Yollar Kapalı - Cemal Süreya

Buruk Bir Cemal Süreya Şiiri

Cemal Süreya ve “Sana giden yollar kapalı” şiiri | Günay Aktürk yorumuyla dinlemektesiniz.

Böyle bir sevda şiirini okumak kolay değildi. Güvercinin artık uçup gitmesine izin veren yorgun ve dolu bir yüreğe ihtiyacım vardı. Uzun zamandır o ruh halini kolluyordum. O ruh dün akşam sardı bütün benliğimi. Bir dilek ağacına rast gelip de hoş bir tebessümle geçip gitmek yanından… Acısız, öfkesiz, hem yorgun hem de dingin bir yürekle. “Her şey affedildi!” der gibi.

Sana Giden Yollar Kapalı

Biliyorum sana giden yollar kapalı
Üstelik sen de hiçbir zaman sevmedin beni

Ne kadar yakından ve arada uçurum;
İnsanlar, evler, aramızda duvarlar gibi

Uyandım uyandım, hep seni düşündüm
Yalnız seni, yalnız senin gözlerini

Sen Bayan Nihayet, sen ölümüm kalımım
Ben artık adam olmam bu derde düşeli

Şimdilerde bir köpek gibi koşuyorum ordan oraya
Yoksa gururlu bir kişiyim aslında, inan ki

Anımsamıyorum yarı dolu bir bardaktan su içtiğimi
Ve içim götürmez kenarından kesilmiş ekmeği

Kaç kez sana uzaktan baktım 5.45 vapurunda;
Hangi şarkıyı duysam, bizim için söylenmiş sanki

Tek yanlı aşk kişiyi nasıl aptallaştırıyor
Nasıl unutmuşum senin bir başkasını sevdiğini

Çocukça ve seni üzen girişimlerim oldu;
Bağışla bir daha tekrarlanmaz hiçbiri

Rastlaşmamak için elimden geleni yaparım
Bu böyle pek de kolay değil gerçi…

Alışırım seni yalnız düşlerde okşamaya;
Bunun verdiği mutluluk da az değil ki

Çıkar giderim bu kentten daha olmazsa,
Sensizliğin bir adı olur, bir anlamı olur belki

İnan belli etmem, seni hiç rahatsız etmem,
Son isteğimi de söyleyebilirim şimdi:

Bir gece yarısı yazıyorum bu mektubu
Yalvarırım onu okuma çarşamba günleri.

Cemal Süreya

Read more

Uslanmaz Gönül – Günay Aktürk

Uslanmaz Gönül şiirindeki çöl, sabır, çile, sevda ve diriliş imgelerini tek karede birleştiren çok katmanlı alegorik illüstrasyon

Uslanmaz Gönül Şiiri

Uslanmaz Gönül, bendeniz Günay Aktürk’ün sevda, sabır ve insanın kendisiyle verdiği içsel mücadeleyi lirizmle işlediği dörtlüklerden oluşan bir şiirdir. Gönlün ne terbiye edilebilmesi ne de vazgeçmesi mümkün olmayan doğası, kadim tasavvufi ve insani imgelerle anlatılır.

Uslanmaz Gönül şiirindeki çöl, sabır, çile, sevda ve diriliş imgelerini tek karede birleştiren çok katmanlı alegorik illüstrasyon

Sevgiye susamış köhne gönlümü,
Çöle saldım susuzluğu tat diye,
Tutup attım saraylardan ömrümü;
Çul bulama kara yerde yat diye.

Uslanmaz gönlüme çileler verdim,
Sırat köprüsünü sabırla gördüm,
Gönlüme sevdanın közünü verdim;
Kavrayıp kökünden söküp at diye.

Ne uslanmak bilir ne de durulur,
Ne bir isyan eder ne de darılır,
Her ölümde sevdan ile dirilir;
Yârin her bakışı bir umut diye.

Günay Aktürk

Bunları da Okuyabilirsiniz

Read more

Yaktın Beni Kül Eyledin – Günay Aktürk

Gençlik tutkusu, diz çöken erkek figürü ve büyüye dönüşmüş sevdanın etrafını saran grotesk varlıklarla anlatılan Bosch tarzı alegorik sahne

Yaktın Beni Kül Eyledin

Yaktın Beni Kül Eyledin, Günay Aktürk’ün gençlik dönemine ait, tutku ile deneyimsizliğin iç içe geçtiği bir aşk şiiridir. Şiir, saf sevgi zannedilen duyguların zamanla bir yanılgıya dönüşmesini ve bu yanılmanın bıraktığı içsel yanışı dile getirir.

Gençlik tutkusu, diz çöken erkek figürü ve büyüye dönüşmüş sevdanın etrafını saran grotesk varlıklarla anlatılan Bosch tarzı alegorik sahne

Hormonsal Edepsizlik

Huzurlarınızda tam da yirmi yaşlarına yakışır dozda bir şiir. Biraz arabesk sosu ekelenmiş olduğunu itiraf edebilirim. O çağlarda gönül, bedeni aşıp da içindekileri göremezdi ki! Aslında içindekilere odaklanıyor fakat hiç de mecazi anlamda değil. Hormonsal edepsizlik. Sadece saf bir sevgi sandık onu. Önünde eğilirken erdemin yüceliğinden bahsettik. Fakat nedense yalnız büyülendiğimiz kadına yetecek kadar insani erdem vardı elimizde. Bu bizi kuşkulandırmadı bile. Tek asil köleliğin sevdiğimiz kadının önünde eğilmek olduğunu sandık. Diz çöktük önünde. İçimizdeki yakıcı madde artık yakamaz olduğunda ise doğrulup kalktık. Ortada ne erdem kalmıştı ne de yücelik. Olup olacağı tam olarak buydu. Fırtına dindi ve baraka onarıldı.

Bugün otuz beş yaşındayım. Kaç kez onardım bu barakayı bir bilseniz… Kasırgalar geldi geçti ama kuşlar misali eninde sonunda konacak bir saçak bulabildik kendimize. Anladım ki yücelik denilen şey, sevme eyleminin tutkulu bir alışkanlık haline getirilmesindeydi. Ama böyle bir insan olmayabilirdim. Uğrak verdiğim o “hormonsal edepsizlik” rıhtımında bambaşka işler çevirebilir, mesela tek gözümü kör edip azılı ve azgın bir korsana da dönüşebilirdim. Öyleyse yaşasın peşine düştüğümüz erdemlere:) Şimdi gönül rahatlığıyla on beş yıl öncesine dönebiliriz.

(Ocak 2020)

Yaktın Beni

Cilven ile nazın ile
O tertemiz özün ile
Her şakanda dozun ile
Yaktın beni kül eyledin

Seni sevmek sana azdı
Sonbaharım senle yazdı
Aşkın bana büyük hazdı
Yaktın beni kül eyledin

Yanmaz idim görmeseydim
Anmaz idim sevmeseydim
Keşke gönül vermeseydim
Yaktın beni kül eyledin

Günay Aktürk
2004

Bunlara da Bakabilirsiniz

Read more

Gülden Ne Gelir

Yıkıntılarla dolu bir kentte duran kadın figürü; arka planda yanmakta olan eski bir tapınak ve harabeye dönüşmüş şehir, aşkın geçiciliğini ve inanç yitimini simgeleyen alegorik sahne

Gülden Ne Gelir – Günay Aktürk

Gülden Ne Gelir, aşkın geçiciliği, gönlün göçebeliği ve sevginin zamanla küle dönüşen doğası üzerine yazılmış lirik bir şiirdir. Şiir, bireysel bir kaybı evrensel bir duygusal tecrübeye dönüştürerek hasret ve vazgeçiş temasını merkezine alır.

Duydum gönül duydum ahu zarını
Yar diye inleme elden ne gelir
Azgın bir alevde gördüm sırrını
Gönlü göçebedir dilden ne gelir

Gönül bir tarlaysa gam da ekenden
Mahsulüm çürüdü biçtim erkenden
Ahım ne kederden ne de dikenden
Kargalara açan gülden ne gelir

Düş ki ak dururken karaya siner
Issızın baykuşu ıssıza tüner
Tez elden harlanan tez elden söner
Kör nefsin yaktığı külden ne gelir

Eylemem Günay’ım inan eylemem
Yanan canı kem söz ile eylemem
Gâhî üşür gâhî yanar söylemem
Gönül sana esmez yelden ne gelir

Günay Aktürk

Şiire Dair Üç Beş Kelam

Vakti zamanında yaşadığım kentin ucube bir semtinde güzel bir kadın vardı. Malum, ucube kentler ucube harabeler yaratır. Zaten bugünün harabeleri de bir zamanların görkemli tapınaklari değil miydi? Hiç şüphe yok ki o harabe ben oluyorum. Artık inananı kalmamış soytarı bir olympos tanrısı gibi hissediyorum kendimi. Acaba inancını mi yitirmişti? Bu yüzden mi beş para etmemeye başlamıştı sevgi sözcükleri? Hayır. Öyle olsa bir zaman acı çekmesi lazım gelirdi. Öyle olmadı. Gitti, kalbine kızgın demirler sokan bir demirciyi yeniden hatırlayıverdi.

Tez elden harlanan tez elden söner.” Bu çıkarım ömrü boyunca sonsuzluğu aramış biri için felaket. Onu beyhude aramışım insanlarda. İstediğin dozda debelenip dur. O ateş ki aynı ocakta bir ömür yanmaya meyilli değil. Akarsular bile kendi yataklarından sıkılmışlar da, denize akma çabasındalar. Bu şiiri ben yazmadım. Bu şiir bende kuluçkaya yattı!

Yahu, şu en güzel aşk şiirlerinin bile hatırı yok muydu, diye sorabilirsiniz. Ama sormayacağınızı biliyorum. Ben de sevgiliyi yücelterek yaşatan her şey sürüp gitmeli kanısındayım. Ancak ben daha çok çıkarttığım dersle ilgileniyorum. Çünkü tattığı ve tattırdığı duyguları benden sonra da sonu gelmez bir devinim içinde kâh yaşayacak kâh yaşatacak. Avanak erdemlerin peşine düşecek değilim. Temennilerimi işleme koyacak bir dünya düzeni yok.

Gülden Ne Gelir”, Günay Aktürk’ün Hasret Hançeri albümünde yer alan eserlerden biridir.

Plak Şirketi: 2624598 Records DK
Yayımlanma Tarihi: 11 Aralık 2025
DistroKid UPC: 199943928066

Yıkıntılarla dolu bir kentte duran kadın figürü; arka planda yanmakta olan eski bir tapınak ve harabeye dönüşmüş şehir, aşkın geçiciliğini ve inanç yitimini simgeleyen alegorik sahne

Diğer Şiirler

Read more

Dostluk Aşkı – Günay Aktürk

Dostluk Aşkı şiirindeki bin perdeli sevdayı, sınıfsal mesafeyi, aşka secdeyi ve yoklukla kararan kâinatı betimleyen çok katmanlı alegorik görsel

Dostluk Aşkı

Dostluk Aşkı, Günay Aktürk’ün dostluk ile aşk arasındaki sınırın silindiği, yokluğun kutsala dönüştüğü derin bir bağlılığı anlattığı uzun soluklu bir şiirdir. Şiir, ayrılık, özlem ve sevdanın metafizik hâlini yoğun imgelerle işler.

Şair: Günay Aktürk
Kategori: Dörtlükler
Albüm: Hasret Hançeri
Video Adı: Kalbim Ateşinde Kaldı Yar

Dostluk Aşkı şiirindeki bin perdeli sevdayı, sınıfsal mesafeyi, aşka secdeyi ve yoklukla kararan kâinatı betimleyen çok katmanlı alegorik görsel

Kalbim Ateşinde Kaldı Yar

Yüreğine çarpan feryat sözlerine ekilir
Gözlerinden akan hüzün dertlerime dökülür
Ayrılığın geçit vermez puslu hasret sisleri
Hayalime çöreklenen özlemlere takılır

Ben dostuma serim verdim dostum benden ırakta
Kaç zamandır haber gelmez her bir hücrem merakta
Bir hayat ki düğüm düğüm boğazıma dolandı
Bir gözüme yaşam dolar diğer gözüm turâbda

Dostluk aşkı bin perdeli kör gözlerden sakınır
Bazı kral koltuğundan bazı çuldan bakınır
Cahil olan kor ateşin zerresiyle tanışsa
Ömür boyu feryat figan dertlerinden yakınır

Ben yanarken kor ateşte sızılıyor közlerim
Yokluğunun sancısını canözümde gizlerim
Camilerden ezan sesi yükselirken beş vakit
Secde eder kabe diye sana dolar gözlerim

Gözlerinin denizine ay düşürmüş yıldızlar
Ah ettikce yanağına sandal çeker damlalar
Gözlerinin sularında ben bir batık gemiyim
Benim kadar derinlere inen mi var bulalar

Sen bir kor ateş, beslenir alem aydınlığından
Pervaneler sende yanar haz alır varlığından
Böylesine karanlığa bürünmezdi kainat
Karanın da kör karası hep senin yokluğundan

Gözlerinin namlusuna mesafeler sürülmüş
Menzil menzil bir maziden boş bakışlar örülmüş
Yola çıksa dertli Mecnun bulacak değil seni
Sana doğru giden yollar Kafdağında görülmüş

 

Günay Aktürk

🎶 Kalbim Ateşinde Kaldı Yar

Bunlara da Bakabilirsiniz

Read more

Bir Çare Ya Erenler

Aşkın selinde yürüyen bir insan figürü, gonca güle konmuş karga, sisli yolda eren siluetleri ve uzakta Kâbe metaforu ile insanın kıble oluşunu anlatan alegorik sahne

Bir Çare Ya Erenler – Günay Aktürk

Bir Çare Ya Erenler, aşkın çaresizliği ile insanın hakikati arasındaki ince çizgide duran bir dörtlükler bütünüdür. Şiir, gönülden gönüle kurulan yolları, kutsallaştırılan biçimlerin ötesinde insanı merkeze alan bir bakışla ele alır. Erenlere seslenen bu metin, aşkı yara, insanı kıble olarak okur.

Aşkın selinde yürüyen bir insan figürü, gonca güle konmuş karga, sisli yolda eren siluetleri ve uzakta Kâbe metaforu ile insanın kıble oluşunu anlatan alegorik sahne

Kapılmış giderken aşkın seline
Bu aşka bir çare bulun erenler
Karganın konduğu gonca gülüne
Seher vakti selam salın erenler

Bir aşkın yarası tutar mı dikiş
Bakıp da aldanma bahane gülüş
Bir garibe sevgi dolu bir bakış
Gönülden gönüle yoldur erenler

İster vurun beni ister öldürün
Ben gülmedim ister eli güldürün
Bu dünya katından beni indirin
Cihana şevkim yok bilin erenler

Günay’ım bir zaman ah ettim güle
Gülün ahuzarı bana çok bile
Kıble diye çevirdiler Kâbeye
Asıl kıble insan imiş erenler

Günay Aktürk

Bunları da Okuyabilirsiniz

Read more
Powered by Gelecek Internet