Mikail Refili’ye Ağıt – Nazım Hikmet Ran

Mikail Refili’ye Ağıt – Nazım Hikmet Ran

Nazım Hikmet Ran’ın Mikail Refili’ye Ağıt Şiiri Hakkında

Mikail Refili’ye Ağıt, Nazım Hikmet Ran’ın ölüm, kayıp ve devrimci yoldaşlık temasını işlediği; Azerbaycanlı edebiyatçı ve eleştirmen Mikail Refili’nin ölümüne yazılmış bir şiirdir.

Şiirde yas, yalnızca kişisel bir acı olarak değil; aynı düşünce dünyasını paylaşmış insanların ardından duyulan ortak bir eksiklik olarak dile gelir. Nazım Hikmet, bu ağıtta bireysel kaybı aşarak, entelektüel ve ideolojik bir yoldaşlığın sessizce devam eden izlerini görünür kılar.

Mikail Refili’ye Ağıt - Tam Metin

Neslimin yaprak dökümü başladı,
Çoğumuz, kışa giremeyeceğiz.

Deliye döndüm refili,
haberini alır almaz…
Ne diyecektim…
Aklında mı, mikail?
Ama artık aklın yok,
burnun, ağzın, gözlerin yok…
Kardeşim! bir kemik yığınısın
Bakü’de bir mezarlıkta.

Ne diyecektim?
Moskova’da, bizde, bir yılbaşı gecesi,
Sofrada, dibinde donanmış çam ağacının,
Kocaman bir oyuncak gibiydin pırıl pırıl.
Pırıl pırıl gözlerin, dazlak kafan,
Saygıdeğer göbeğin.

Dışarıda geceye bulanmış karşı bir orman.
Sana bakıp düşünüyordum:
Eski şarap fıçısı gibi keyifli, hazret,
Eski şarap fıçısı gibi sağlam.
Benden çok sonra ölecek.
Arkamdan bir de makale döktürür,
Bir şiir yahut:
“Nazım’la moskova’da 24’te tanıştım.”

Sahi Mikail! Şair olabilirdin,
Profesör oldun.
Ama mesele bunda değil.
Yapılan işin ya çok iyisi yaşıyor bizden sonra,
Ya çok kötüsü.

Seninki orta halliydi sanırım,
Benimki de öyle.
Yani, sesimiz bu kubbede kalacak diye
Tesellimiz yok.
Ben kendi payıma üzülmüyorum buna,
Tesellisiz yaşamayı becerdim,
Beceririm tesellisiz ölmesini de,
Senin gibi refili.

Naızm Hikmet Ran

Kısa Makaleler (Kısa Ama İşlevsel)

Uzun Makaleler (Uzun Ama Keyifli)

Daha Fazla Dinleti İçin Youtube Kanalımızı Ziyaret Edin

Read more

Kaybettiğin Yerde Bekleme – William Shakespeare

Shakespeare ruhunu yansıtan tüy kalem, eski kitaplar ve tiyatro maskeleriyle hazırlanmış edebi illüstrasyon

Shakespeare’in En Çarpıcı Metinlerinden Biri

Kaybettiğin Yerde Bekleme William Shakespeare’in insan doğasını en çıplak hâliyle yansıtan kısa ama çarpıcı metinlerinden biridir. Bu sayfada Shakespeare’in güçlü sözlerini sesli kitap formatında yaptığım yorumla birlikte sunuyorum. Shakespeare’in evrensel bilgelik taşıyan bu metni; kader, irade, insanlık, aşk ve zaman karşısında insanın iç mücadelesini yalın bir dille anlatır.

Metnin Tamamı: Kaybettiğin Yerde Bekleme

Kaybettiğin yerde bekleme
Güçsüzler öyle yapar.
Sana kapanan kapıyı bir daha çalma,
Kapanan kapıyı acizler çalar.
Unutma ki bu aşağılık dünyadasın:
kötülüğü baştacı edip,
İyiliği çılgınlık sayan dünyada.

Şunu iyi bil ki:
işine geldiğinde şeytan da
Kutsal kitaptan örnekler verebilir.
ve cehennem boş, şeytanların hepsi burada.

Her düşünceni dile getirme.
Sana yakışmayan hiçbir düşünceyi hayata geçirme.
Samimi ol fakat asla basit davranma.
Huzur ancak gökyüzünde vardır.
Biz ise yeryüzündeyiz.

Utan, ey çağ!
Soylu insan yetiştirmez oldun.
İnsanlar göründükleri gibi olmalıdır.
Eğer değillerse hiç görünmesinler daha iyi.
Arama boşuna bulunmak istemeyeni.

Aşk mı kaderi kovalar yoksa kader mı aşkı,
daha kimseler çözemedi bu bilmeceyi…
Sen ancak görenleri seversin,
Ben ise körüm.
Sen ne kadar kalsan da geliyorsun benimle,
ben ne kadar gitsem de kalıyorum seninle.

Öğret bana, nasıl unutulur düşünmek?
Oysa benim ruhumda savaş var,
durmadan ölüyor içimdeki insanlar.
Boğ kendini yüreğim; dilimi tutmak gerek!
Hoşçakal!
Değerin çok yüksek, tutamam seni….

William Shakespeare

Read more

Cellat Tanrım Benim – Friedrich Nietzsche

nietzsche ariadne’nin yakınması

Kim Isıtır, Kim Sever Beni Daha

Şiir : Ariadne’nin Yakınması – Cellat Tanrım Benim
Şair / Filozof : Friedrich Nietzsche
Yorum : Günay Aktürk

Dünya Edebiyatı serisinin 76. videosu. Bu kez Alman filolog, filozof, kültür eleştirmeni, şair ve besteci olan Friedrich Nietzsche ve Ariadne’nin Yakınması adlı şiiri. Yorum: Günay Aktürk | Dinle ve dinlettir.

Ariadne’nin Yakınması - Nietzsche

Kim ısıtır, kim sever beni daha?
Sıcak eller uzatın bana!
Yürek mangalları uzatın bana!
Vurulup düşürülmüş
çırpına çırpına can çekişenler gibi,
ayakları ovuşturulan,
sarsılmışım ah
Bilinmeyen ateşlerle yana yana.
Sen peşimdesin ey Düşünce!

Adlandırılamaz! Açıklanamaz! İğrenç!
Sen, ey bulutların ardındaki avcı!
Yerle bir olmuşum senin şimşeklerinle.
Sen alaycı göz
dikmişsin gözünü bana karanlıklardan!
Yatıyorum öyle kıvrılarak
çırpınarak işkencesiyle bütün sonsuz ezaların,
Vurdun beni
sen ey zalim avcı
sen ey tanınmaz Tanrı
Vur, daha derine vur!
Bir kez daha, haydi vur!
Kopar, parçala bu yüreği!
Niye bu işkence körelmiş oklarla?
Neye göz koydun böyle
usanmadın mı bu insan işkencesinden?
Acı vermekten haz duyan Tanrı şimşeği gözlerle?
Öldürmek değil istediğin,
yalnızca eziyet, eziyet etmek mi?
Bana niye eziyet ediyorsun
sen ey acı vermekten haz duyan tanınmaz Tanrı?

Ha ha!
Usul usul sokuluyorsun böylesi gece yarısında?
Ne istiyorsun? Konuş!
Üstüme geliyorsun, sıkıştırıyorsun beni,
Ha! Çok yaklaştın yanıma!
Soluğumu duyuyorsun,
yüreğimi dinliyorsun,
Kıskanç seni!
Neden kıskanıyorsun beni?
Git! Defol!
O merdiven de niye?
İçeri mi girmek istiyorsun,
yüreğime tırmanmak,
en mahrem düşüncelerime tırmanmak?
Utanmaz! Tanınmaz! Hırsız!
Ne çalmak istiyorsun?
Ne gözetlemek istiyorsun?
Ne işkencesi etmek istiyorsun?
Sen ey işkenceci!
Sen, cellat Tanrı!
Yoksa köpek gibi taklalar mı ataydım karşında?
Teslim mi olaydım kendimden geçerek
Sevginle, sırnaşarak?

Boşuna!
Sürdür batırmanı zalim diken!
köpek değilim
Avınım yalnızca senin.
zalim avcı!
En gururlu esirinim.
Sen ey bulutların ardındaki haydut!
Konuş artık!
Ey şimşeklerin ardına gizlenen! Tanınmaz! konuş!
Ne istiyorsun ey eşkıya benden?

Nasıl? Fidye mi?
Ne istiyorsun fidye diye?
Çok iste. Böylesi yaraşır gururuma!
Ve az konuş. Böylesi yaraşır öteki gururuma!

Ha ha!
Beni istiyorsun ha? Beni?
Her şeyimle beni?
Ha ha!
Ve işkence ediyorsun bana, delisin ya işte,
Gururumu kırıyorsun işkencenle.
Sevgi ver bana.
Kim ısıtır ki beni daha?
Kim sever ki beni daha?
Sıcak eller uzat bana,
Yürek mangalları uzat bana.
Bana, yalnızların en yalnızına,
Buzunu ver ah!
Yedi kat donmuş buz,
düşmanları bile
düşmanları özlemeyi öğreten,
Ver, evet, teslim et,
ey zalim düşman
bana kendini!

Kaçıyor!
Bu kez o kaçıyor,
tek yoldaşım,
en büyük düşmanım, tanınmazım benim,
Cellat Tanrım benim!

Hayır! Gel geri!
Bütün işkencelerinle birlikte geri gel!
Bütün gözyaşlarım sana akıyor.
Yüreğimin son alevi seni aydınlatıyor.
Gel, geri gel.
Tanınmaz Tanrım! Acım benim!
Son mutluluğum benim!

 

Friedrich Nietzsche

Read more

İnsandır Kurban – Günay Aktürk (Şiir Dinle)

Günay Aktürk - İnsandır Kurban

Ulak Sesleri Kitap Taslağının Gözdelerinden : )

İnsandır Kurban
Şair : Günay Aktürk

En güzel şiirler serisine bir yenisi daha. Bu kez bendeniz Günay Aktürk ve İnsandır Kurban adlı şiirim. Dinle ve dinlettir.

İnsandır Kurban - Sözleri

İnsandır kurban.
Neler gelmez ki başına.
Saklar kötülüğünü kapalı kapılar.
Ve yankısı kısıktır dört duvar arasında
Binlerce duygunun.
Belki her günü tacizdir,
Belki her günü tecavüz.
Her başın bahtı aynı değildir.
Kiminde dokunaklı bir dolunay
Kiminde kara ve çamurlu yağmurlar…
Kiminde dizi dizi lağım çukuru,
Kiminde gümüşten kaldırım taşı.

Can taşıyan öder bedelini yaşamın.
Beşik de büyütür onu musalla da.
Ninni de uyutur onu karabasan da.
Erdemin sureti pusludur çünkü.
Bilginin yurdu kemiksiz bir dildir.
Hangi kaba girse o şekli alır.

İnsandır kurban.
Hastalıklı bir ten konağında
Yudum yudum tadar gücün zehrini.
Ve öper sancağını şanın şöhretin.
Tahsili yüksek bir iblis talebesi!
Cehaletten muzdarip, yobazlıkta ileri…
Söküp atamadığı tek melamet
Israrlı bir ahlak yetmezliği…

Kötüleri kusan bu bereketli rahim
İyileri de taşımakta karnında.

En çok da onlar için bu çaba:
Aklın doğurduğu bunca barikat;
Din diyanet, bilim ve sanat…
Hatta eli kanlı büyük adamlar!
Yani çişini tutan dünyanın bütün heykelleri,
Kendilerince iyi bir dünya düşlediler.

 

Ah, cehalet bulaşınca bir cana,
Zahir ile batın birbirine dolaşır.
Şeytanlar cübbe giyer, hak batıla karışır.
Zehir zıkkım olunca hakikatin çorbası,
Akıl çıplak kalır, giyer ölüm urbası.

Ama insandır kurban!
Unutulur kara kitap, bağışlanır kör kadı.
Gebe kalır bir kadın.
Bir ölünün kırkında diş çıkartır çocuklar.
Torun yüzü görür
Daha dün atasını kaybeden çocuk.
Ve sürür ayaklarını yeni nesil
Eski çağın bozuk yolunda.
Budur şimdilik insanlığın yazgısı.
Damla gelir sel gider bu dünyadan.
İhtiras da yaşlanır kendi damında.
İnsandır…
Velev ki insan olan kurbandır;
Ama gün olur devran döner
Ve gamzeye tebessüm düşer…

Günay Aktürk

Read more

Neyzen Tevfik Sosyete Şiiri +18 Küfürlü Şiir

Neyzen Tevfik’in “Sosyete” şiirini seslendiren Günay Aktürk’ün fotoğrafı; beyaz gömlekli, kütüphaneli ortamda çekilmiş bir görüntü.

Hayat Sirkeden Ucuz

Neyzen Tevfik Sosyete Şiiri, şairin toplumun ikiyüzlülüğünü hedef alan en sert hicivlerinden biridir. Bu sayfada şiirin tam metnini ve Günay Aktürk seslendirmesini bulabilirsiniz.

Neyzen Tevfik’in bu küfürlü ama derin hiciv şiiri, dönemin sosyal yapısına tuttuğu karanlık aynayla hâlâ güncelliğini koruyor. “Sosyete” şiiri, hem mizahi dili hem de acı gerçekleri işaret eden sert çıkışıyla Türk edebiyatında özel bir yere sahiptir. Bu sayfada şiirin tam metnini okuyabilir, ayrıca Günay Aktürk seslendirmesiyle dizelerin yarattığı o özgün atmosferi videolu olarak dinleyebilirsiniz.

📌 Video: Neyzen Tevfik Sosyete | Günay Aktürk Seslendirme

Neyzen Tevfik Sosyete Şiiri (Tam Metin)

Islahına imkan yok, beyhude üzülme hiç
Salgın halinde kumar evde poker ve briç
Hayat sirkeden ucuz, düşünme şampanya iç
Memleket her baloda kazanır bir sürü piç

Bayan aşığı ile büyükada koyunda
Bay almış metresini gezer hünkarsuyunda
Orospuluk alçaklık var hepsinin soyunda
Haya namus kalmamış rezalet diz boyunda

Çiftler kenetli gibi sarılmışlar sımsıkı
Dans eden kadın erkek konuşur sıkı fıkı
İkisi de duş ister, buna derler asrî dans
Hiçbir külfet istemez, ne pay ne de avans

Olgunluğa sermaye sarf edilen emektir
İnsan için nezaket doğruyu söylemektir
Asriliğin mânâsı edeb, irfan demektir.
Bizimkine gelince, düpedüz bok yemektir.

Edepte terbiyede çok noksandır bilgimiz
Namus ve iffet ile hiç kalmamış ilgimiz
İnsaf edelim yahu sosyete kim biz kimiz
Şehvetten şaha kalkmış elde gezer şeyimiz

Göbekler perçin olmuş, hava geçmez aradan
Düzüşmeyen kadın yok, sen haber ver paradan
Düşüncemiz yok bizim gam ve kederden başka
Sıçan yok ağzımıza hükm-ü kaderden başka

Avcı bilir avını her kuşa saldırmaz
Kurnaz çoban sürüden kurda kuzu kaptırmaz
İnsanoğlu tuhaftır her söze pek aldırmaz
İbne dersin kızar da sikersin de aldırmaz.

Neyzen Tevfik

Neyzen Tevfik’in “Sosyete” şiirini seslendiren Günay Aktürk’ün fotoğrafı; beyaz gömlekli, kütüphaneli ortamda çekilmiş bir görüntü.
Read more

Akılla Bir Konuşmam Oldu – Ömer Hayyam

Akılla Bir Konuşmam Oldu - Ömer Hayyam

Bir Ömer Hayyam Şiiri

Şiir : Akılla Bir Konuşmam Oldu
Şair : Ömer Hayyam
Yorum : Günay Aktürk

Dünya Edebiyatı serisinin 71. videosu. Bu kez İran Edebiyatı ve matematikçi, astronom, tarihçi, filozof ve şair olan Ömer Hayyam | Akılla Bir Konuşmam Oldu Dün Gece adlı şiiri. Sözleri aşağıdaki gibidir. Yorum: Günay Aktürk | Dinle ve dinlettir.

Akılla Bir Konuşmam Oldu Dün Gece

Akılla bir konuşmam oldu dün gece.
“Sana soracaklarım var.” dedim.
Sen ki her bilginin temelisin.
Bana yol göstermelisin.
Yaşamaktan bezdim ne yapsam.
“Birkaç yıl daha katlan.” dedi.
Nedir, dedim bu yaşamak?
“Bir düş.” dedi “Birkaç görüntü.”
“Evi barkı olmak nedir?” dedim:
“Biraz keyfetmek için yıllar yılı dert çekmek.” dedi.
“Bu zorbalar ne biçim adamlar?” dedim:
“Kurt, köpek, çakal, makal!” dedi.
“Ne dersin bu adamlara?” dedim:
“Yüreksizler, kafasızlar, soysuzlar!” dedi.
“Benim bu deli gönlüm! dedim, ne zaman akıllanacak?”
“Biraz daha kulağı burkulunca.” dedi.
Hayyam‘ın bu sözlerine ne dersin?” dedim:
“Dizmiş alt alta sözleri hoşbeş etmiş derim.” dedi.

Ömer Hayyam

Read more

Bayramlar Bayram Ola – Abdurrahim Karakoç

Bayramlar Bayram Ola - Abdurrahim Karakoç (Günay Aktürk)

Bayram Şiiri - Abdurrahim Karakoç

Şiir : Bayramlar Bayram Ola
Şair : Abdurrahim Karakoç
Yorum : Günay Aktürk

Bir bayram sabahından herkese merhabalar. Bugüne özel şiirimiz Abdurrahim Karakoç ve “Bayramlar Bayram Ola” adlı şiiri. Sözleri aşağıdaki gibidir. Yorum: Günay Aktürk | Dinle ve dinlettir.

Bayramlar Bayram Ola - Sözleri

Güneş yükselmeden kuşluk yerine
Bir adam camiden döndü evine
Oturdu sessizce yer minderine

Kızı “Bayram” dedi, yalın ayaklı
Adam “Bayram” dedi, tam ağlamaklı

Eli öpüldükçe içi burkuldu
Konuşmak istedi, dili tutuldu
Güç belâ ağzından bir “off! ” kurtuldu

Oğlu “Bayram” dedi, sırtı yamalı
Adam “he ya” dedi, gözü kapalı

Düşündü kış yakın, evde odun yok
Tenekede yağ yok, çuvalda un yok
Yok yoka karışmış; tuz yok, sabun yok

Avrat “Bayram” dedi, eğdi başını
Adam “evet” dedi, sıktı dişini

Çalışsa ne iş var, ne cepte para
Dağ oldu içinde büyüyen yara
Dikti gözlerini karşı duvara

Takvim “Bayram” dedi, silindi yazı
Adam “öyle” dedi, bağrında sızı

Döndürse yönünü herhangi dosta
Yaralı, gariban, dul, yetim, hasta
Aylar, yıllar, günler erirken yasta

Yer-gök “Bayram” dedi, ağzını açtı
Adam “Bayram” dedi, evinden kaçtı

 

Abdurrahim Karakoç

Günay Aktürk Kitapları

Günay Aktürk - Sanrılar Romanı
umudun çocuğu - günay aktürk
Günay Aktürk - insan insanın geleceğidir
Read more

Günay Aktürk Youtube Şiir Kanalı Fragmanı

Günay Aktürk youtube Şiir Kanalı Fragmanı

Neyzen Tevfik'ten Nazım Hikmet'e

Günay Aktürk kimdir? Edebiyat alanında “Şiir” “Roman” “Öykü” ve “Deneme” yazarlığının dışında yaklaşık iki yıldır şiir seslendiriyorum. Elbette bunun evveliyatı 2005 yıllarına kadar dayanıyor. “Neyzen Tevfik“, “Nazım Hikmet“, “Can Yücel“, “Ömer Hayyam“, “Cemal Süreya” ve “Özdemir Asaf” bunlardan birkaçı. Bunun dışında dünya Edebiyatı serimiz de var.

* Şiir, roman ve deneme demiştik. İlk kitabım 2004 yılında öldürülen bütün çocuklar adına Berkin Elvan’a adadığım “Umudun Çocuğu” adlı şiir kitabımdır: ▶ https://bit.ly/umuduncocugu

* İkinci kitabım ise, üzerinde üç sene emek harcadığım “Sanrılar” adlı romanımdır. Doğrusu bu kitap beklediğimin de üzerinde bir potansiyele ulaştı. Bir ara yuva bile yıkacaktı, desem abartmış olmam. Kitap: “Aşk Nedir?” diye sorarken, daha da derinde “insan neden aldatır?” sorusuna bir yanıt arıyor. Bulabildi mi yoksa bulamadı mı, orası okurun kararı: ▶ https://bit.ly/sanrilarr

* Son kitabım ise 2020 çıkışlı “İnsan İnsanın Geleceğidir” adlı deneme kitabı. Aslında o kitap ileride çıkartmayı planladığım “düşünen Madde” kitabının ön çalışmasıydı. Ne demiştik? “Akılda filizlenen fikir asla toprağa düşmeyecek!” ▶ https://bit.ly/gnykitap

Evet! Aslında bütün bu yapıp ettiklerim arka bahçeye bir nefeslik gül tarlası! Öyle, nefes almak için. Daha doğrusu nefes almaya değer bir sebebimiz olsun diye. Edebi kişiliğimden de öte sıkı bir okur olduğumu düşünürüm. Zaten bütün bunlar hep o yüzden başlamadı mı! Önce düş vardı ve felsefe ondan sonra geldi. Bugün bu satırları yazdığım mekanın hem yatak odası, hem de kitaplarla dolu bir kütüphane olması tesadüf değil…

Okumak, yazmak ve düşünmek bize kaldı. Bahçıvanlık gibi: Bahçeye dadanan zehirli otlardan haber vermek. Sizin payınıza da var bir şeyler. Birbirimizin omuzları üzerinde yükseleceğiz. Bir gün mutlaka…

Bilgi ve şiir ile kalın…

Read more

Paulo Coelho Simyacı KİTAPTAN ALINTILAR

kitaptan alıntılar - Paulo Coelho - Simyacı

Kitaptan Alıntılar

Sesli Kitap : Simyacı
Yazar: Paulo Coelho
Yorum : Günay Aktürk

Dünya Edebiyatı serisinin 65. videosu. Bu defa Brezilyalı roman ve söz yazarı. Paulo Coelho ve Simyacı kitabından alıntılar. Yorum: Günay Aktürk | Dinle ve dinlettir.

Simyacı - Seçme Alıntılar

  • “Kötülük” dedi Simyacı, “insanın ağzından giren şeyde değildir. Kötülük oradan çıkandadır.”
  • İnsan sevdiği için sever. Aşkın hiçbir gerekçesi yoktur.
  • – Öyleyse neden yüreğimi dinlemek zorundayım?
    – Çünkü onu susturmayı başaramazsın.
  • Hissedilen her şeye cümle kurulamıyor. Yüreğin neredeyse hazinen de oradadır.
  • Düşümü gerçekleştirmekten korkuyorum. Çünkü o zaman yaşamak için bir sebebim olmayacak.
  • Değeri bilinmeyen her lütuf felakete dönüşüyor. Artık hayattan hiçbir şey beklemiyorum.
  • Her şeyi basitleştirmek gibi bir saplantımız var. Basit şeyler en olağanüstü şeylerdir ve yalnızca bilginler anlayabilirler bunları.
  • İster hayatımız, ister ekin tarlalarımız olsun, sahip olduğumuz şeyleri yitirmekten korkarız.
  • Her zaman aynı insanları görürsek onları yaşamımızın bir parçası olarak sayarız. Yaşamımızın bir parçası saydıkça da onlar bizim yaşamımızı değiştirmeye kalkışırlar. Bizi görmek istedikleri gibi değilsek hoşnut olmazlar, canları sıkılır. Çünkü efendim, herkes bizim nasıl yaşamamız gerektiğini elifi elifine bildiğine inanır.
  • Arkanda bıraktığın şeyleri düşünme! Çünkü ben ne geçmişte, ne de gelecekte yaşıyorum. Benim yalnızca şimdim var ve beni sadece o ilgilendirir.
  • Ben de herkes gibiyim. Dünya gerçeklerine oldukları gibi değil de olmalarını istediğim gibi bakıyorum.
  • Yakında adımı unutacak…

 

SİMYACI – Paulo Coelho

Read more

Abdurrahim Karakoç – Anadolu Sevgisi (Şiir Dinle)

abdurrahim karakoç

Anadolu Şiiri

Şair : Abdurrahim Karakoç
Şiir : Anadolu Sevgisi
Yorum : Günay Aktürk

En güzel şiirler serisine bir yenisi daha. Bu kez Abdurrahim Karakoç ve Anadolu Sevgisi adlı şiiri. Sözleri aşağıdaki gibidir. Yorum: Günay Aktürk | Dinle ve dinlettir.

Anadolu Sevgisi - Sözleri

Sen bizim dağları bilmezsin gülüm,
Hele boz dumanlar çekilsin de gör.
Her haftası bayram, her günü düğün,
Hele yaylalara çıkılsın da gör.

Bilmezsin ovalar nasıldır bizde;
Kağnılar yollarda, yoncalar dizde…
Saydıklarım damla değil denizde,
Hele bir ekinler ekilsin de gör.

Görmedin sen bizim mavi suları,
Karlar eriyince kırar yuları…
Köpük olur beyaz, sel olur sarı;
Hele taştan taşa dökülsün de gör.

Sen bizim köyleri görmedin ki hiç,
Yolları toz, çamur, evleri kerpiç.
O kirli kabukta, o en temiz iç;
Hele bir yakından bakılsın da gör.

Anlamaz, bilmezsin sen bizim halkı,
Sevgiyi bulasın, yakına gel ki…
Kalıplar gerçeği göstermez belki
Gönül perdeleri sökülsün de gör.

Abdurrahim Karakoç

Günay Aktürk Kitapları

umudun çocuğu - günay aktürk
Günay Aktürk - Sanrılar Romanı
Günay Aktürk - insan insanın geleceğidir
Read more