Kim Soktu O Kızgın Demirleri İçine

ilk aşk emareleri

İlk Aşk Emareleri!

ilk aşk emareleri

O kızgın demirleri kim soktu içine? Gölgede bir demirci var belli. Saplandığı gibi delip geçmemiş! Binlerce parçaya ayrılmış da her parçası bir hücrene yerleşmiş.

Bir demirci gölgesi… Yıllar geçtikçe kendine has huylar edinmiş. Tutmuş köşe başlarını geçtiğin sokakların. Öğle arasında kahvenin şekersiz olduğunu hatırlatmış. Açtığın kargonun, giydiğin elbisenin, sıktığın parfümün kokusuna sinmiş. Banyoda soğuk bir su damlası olmuş da üşütmüş! Olanca ağırlığıyla çöreklenen gece uykularında bir yabancı gibi uzaklaşmış senden. Ama sabah altı otuz otobüsünü kaçırmamak için koşarken ensende hissetmişsin nefesini…

Dinlemez olmuş medeni halini. “İyi ve kötü günde” dileklerine bile galip gelmiş. Dolanmış evin içinde salkım saçak. Mobilyalarına ve çocuklarına takılmadan yürümüş yıllar boyu. Usulca süzülüp geçmiş duvarların içinden gece yarıları. Uykunda bile seyrettiğini fark etmişsin, kan ter içinde.

Onu iyi diye tanımlayamazsın. Kötülemek için bile sebebin yok. Gençlik dönemlerinde zihnine yerleşen anılar birikintisidir. Bir hayale dönüşebilmesi için kendini sana vaadetmesine ihtiyacı da yoktur bu gölgenin. Yıllarca emzirerek kendi kendine “bağ”lar yumağına çevirdiğin bir çocuktur o. Seni besler aynı zamanda. Beslerken acıtır. Derin acılardan derin kabullenişler doğar. Kendi kendine yetmeyi öğrenirsin. Belki bir hayat felsefesine dönüşür de, bu yüzden daha yorgun ama daha bağışlayıcı olursun…

Ne zaman bulaşacağı belirsiz, duyguların mevsimsel gribidir bu! Zaman zaman yoğunlaşır ve iyileşmeye yakın daha da ılık olur ateşi. Ne ayda kaç kez geleceği bellidir ne de ne kadar süreceği konukluğunun… Ama hastalık diyemezsin buna. İnsani bir durumdur ve atlatmaktan ziyade alışmakla alakalıdır. Kimileri ilk aşk diye tarif eder.

Belki de aşkın asıl tarifi budur: cehennem ateşinin yıllar içinde bir cennet esintisine dönüşmesi… Perdeleri çekin öyleyse, dışarıda kalsın hayaletler. Ve bir hayal uğruna yanı başınızdakilere cehennemi yaşatmayın!

Günay Aktürk

Günay Aktürk Kitapları

Günay Aktürk - Sanrılar Romanı
umudun çocuğu - günay aktürk
Günay Aktürk - insan insanın geleceğidir
Read more

Yozgat : Haçlıları Bile Korkutan Şehir!

haçlıları korkutan şehir yozgat

Belki Bir Faydası Olabilir Bu Şehrin!

haçlıları korkutan şehir yozgat

Bir Yozgat’lı olarak ne yazık ki yozlaşmış bir kent olduğunu söylemeden edemeyeceğim. Ne olmuş yani, insan hep doğduğu şehirle övünecek değil ya. Kendini dünyalı olarak ilan eden biri için böyle bir övünç saçmalık. Nereli olursanız olun. Her yıl bahar şenliklerimizde kadınlarımıza sarkmak için Sorgun ve Yozgat merkezden gelenlerin varlığını iyi biliriz.

Belki bir faydası olabilir bu şehrin. Dünya nereye doğru gittiğini bilen ama sonunu umursamayan hastalıklı liderlerle dolu. Olası bir 3. Dünya Savaşı’nda ne olacak? Bugün onu konuşuyoruz arkadaşla. Büyük şehirler felaketin olur. Hele ki bizim gibi başkentte yaşayanlar için. Kızılaya atılacak bir bomba Polatlı’ya kadar uzanır.

Kurtulsan bile kıtlık ve ölüm bekleyecek seni. Akıl hastalarından liderler yaratmanın bir sonucu. Deli gibi Nükleer bomba istifleyen bir ırktan bahsediyoruz. Kitabın beşinci sayfasında başını gösteren bu silah, ellinci sayfada umarım patlamaz. Olursa da geri zekalı bir türe dahil olduğumuzu kanıtlamış olurlar.

Yozgat bunun neresinde? Ne alakası var? En azından böyle silahlar yapacak düzeyde değil. Bu kent ile tek derdimiz olsa olsa “imam hatipler kapatılsın” düzeyinde kalır. Şöyle bakıyorum da ne masumane bir sorunmuş aslında.

Bağın bahçen varsa sahip çık kardeşim. Paran varsa altın al, platin al, hatta teneke bile işini görür. Şehirler Walking Dead dizisindeki sahneleri aratmaz. Yozgat’a gelirseniz bahçeden bir salkım domates verebilirim, şayet akşama gitmiş olursanız. Espri mi bu şimdi? Evet öyle. Dünya birbirini yemeye başladığında aklınızı kaybetmemek için bolca ihtiyacınız olacak!

Ufak bir parantez. Tanrının bu felakete karşı çıkmayacağına bahse girerim. Ortada dua edilecek bir mezar kalmayacağı için de kutsal ananelerimizi yeniden elden geçirebiliriz. Açlığın aşktan daha tez zayıflatıp avurdu avurduna geçecek suratlardaki kaybolan güzellik sebebiyle ayna satışlarında azalma görülebilir. Şimdiden aklımızı başımıza devşirmemiz lazım. Her şakaya aptalca gülen gerilemiş bir zekayla dünyayı nükleer silah ile yok edecek aptal liderler arasında sanırım her zaman tuhaf bir paralellik var!

Günay Aktürk Kitapları

Günay Aktürk - Sanrılar Romanı
Günay Aktürk - insan insanın geleceğidir
umudun çocuğu - günay aktürk
Read more

Ağrıyan Yer Kalbim Değil – Günay Aktürk Şiir

ağrıyan yer kalbim değil

Göl Dibinde Uyumak Marifet Değil!

En güzel şiirler serisine bir yenisi daha. Bu bendeniz Günay Aktürk ve 2014 yılında çıkan “Umudun Çocuğu” adlı kitabımdan “Ağrıyan Yer Kalbim Değil” adlı şiirim.

Ağrıyan Yer Kalbim Değil - Sözleri

Ağrıyan yer kalbim değil;
düşüncelerim,
duygularım,
arzularım.
Yaşanılmamış bir anısızlık değil
içimdeki burukluk.
Yaşanmışlıkların
hiç yoktan yaşanılmış olmasından.

Gün bugün değil,
bugün bir başka acıyor zaman.
Sahile vuran ıssız dalgalar gibiyim.
Derinlerimde uğuldayan bir basınç,
derinlerimde yaşam yok…
Sen değil misin ki
kalbimi burkan sen değilmişsin gibi görünen?

Sel basan evim değil beni kaygılandıran.
Bir avuç suyun alıp götürebildikleri.
Aysız bir gecede bir damla sudur
ummanı bulandıran…

Yaşadım ve gördüm diyorum
yaşadım ve gördüm.
Sevinmeli miyim?
Göl dibinde uyumak marifet değil,
bir bardak suyu sevdiği uzatmalıymış insana.
Susuzluğum susuz kalmaktan değil…

Günay Aktürk
24.07.2012

Günay Aktürk Kitapları

umudun çocuğu - günay aktürk
Günay Aktürk - insan insanın geleceğidir
Günay Aktürk - Sanrılar Romanı
Read more

Şu Karşıda Kayıklar (Mani)

mani

İki Lokma Mani 🙂

Suda balık yan gider
Ciğerimden kan gider
Göz yaşımı toplasam
Bir dalgalı sel eder

Şu karşıda kayıklar
Suda oynar balıklar
Kabrimdeki kemikler
Yar yar diye sayıklar

Günay Aktürk Kitapları

Günay Aktürk - Sanrılar Romanı
Günay Aktürk - insan insanın geleceğidir
umudun çocuğu - günay aktürk
Read more

Can Yücel – İmana Geldim

imana geldim - Can Yücel

O Ne Memeler O

Az Erotik çok Müstehcen şiirler serisine bir yenisi daha. Bu defa Can Yücel ve İmana Geldim adlı şiiri. Sözleri aşağıdaki gibidir. Yorum: Günay Aktürk | Dinle ve dinlettir.

İmana Geldim - Sözleri

Bir kız buldu beni akşam üstünde.
Bakire değil ama kızmış Allah’ına kadar.
O ne memeler o!
O ne uyluklar o!
Ooo!
Hele o engebesiz aşağılara
inen o göbeği o.
O müselles* o
Müselles o…
Hiç ağda görmemiş ayda.
Allah’ıma güzel.

İşte o zaman imana geldim

Can Yücel

*Müselles – Üçgen

Günay Aktürk Kitapları

Günay Aktürk - Sanrılar Romanı
Günay Aktürk - insan insanın geleceğidir
umudun çocuğu - günay aktürk
Read more

Güzel Popolu Afrodit Tapınağı

güzel popolu afrodit tapınağı

Popodur Saf Kalbin Simgesi!

güzel popolu afrodit tapınağı

Eski Yunanlılar vakti zamanında “Aphrodite Kallipygos” isimli bir tapınak yapmışlar. Yani anlaşılır bir dille “Güzel popolu Afrodit tapınağı.” “Bütün dinler içinde popoya adanılan tek tapınak!”

Yeryüzündeki en güzel kadının Afrodit olduğu söylenir. Bir lezbiyen olan Sappho bile şiirlerinde sık sık kullanmıştır bu motifi. 14 şubatı kadın kalçasının görünümünü temsil eden “Kalp” sembolü ile kutlayacaksak benim için hiç sıkıntı değil.

Kalbin simgesi olan saf sevgi, aşkın da simgesi haline geldi. Ama yarın olduğunda (hatta şimdiden) büyüsü bozulacak. Bir Pers atasözü der ki: “Kişinin niyetleri veya düşüncelerinin kişiyi tanımlamada bir önemi yoktur. Yaptıkları ve ettikleri, eylemleri ve üretimidir kişiyi anlamlı kılan ve tanımlayan.”

Saflığın korunduğu ve özün öz olarak kaldığı fikirlerin zihinlere yerleşmesi gerek.

İnsanları boğazlamadığın müddetçe kurban bayramlarının özü öz olarak kalacaktır. Kadınını öldürmediğin ve yaşamını cehenneme çevirmediğin sürece yılın 365 parseli de sevgililer günüdür sana.

Mutlu olduğun ve mutlu edebildiğin sürece! Ve artık beraber yaşanmaz hale gelmeden ihanet etmediğin sürece her şeyin her zaman özel bir anlamı vardır.

Şimdi yılda bir defaya mahsus olmak üzere özümüzü bir hamam buharı basıyor! Kalbi tersten gören gözlerin sahibi erkekler ile ruhlarında bereket Tanrısı istifleyen kadınlar göz göze geldiler ve özü bir misafir odasında ağırladılar…

 

Günay Aktürk

Günay Aktürk Kitapları

umudun çocuğu - günay aktürk
Günay Aktürk - insan insanın geleceğidir
Günay Aktürk - Sanrılar Romanı
Read more

Her Can Yaratabilir Kendi Benzerini

Her can yaratabilir kendi benzerini

Arandı ve Bulunamadı

Her can yaratabilir kendi benzerini

Yükünü hafifletebilirdim oysa. Kaygı semerini çözüp tırısa kalkabilirdin. Don mu tuttu havalar, al sana sıcak elim. Kaynıyor mu gökyüzü? Dokun buz gibi elime. Cehennemin yedi katı iyilik için kullanılabilirdi…

Yüzleri olmayan kara gölgeler için bir savaşçı gerek sana. Çığlığın ve çıldırmanın geri dönüş geçidi. En çok da kendini asmaya karar verdiğin gecelerde en zayıf noktası urganın! Sonra… Sonra bilmem ki çay mı dilersin kahve mi…

Her ruhun bir ikizi var mıdır bilmem. Bana sorarsan safsata furyası bu. Ama inanırım ki her can yaratabilir kendi benzerini. Bir kez yollar kesişmeyegörsün. Bir kez büyütüp besletilmesin.

Bir yerlerde nefes alıyor musun? Yoksa ölü mü doğdun kundağında? Seni neden bulamadığımı henüz anlamış değilim. Belki “Çince”, belki “Fince” belki de “Danca” konuşuyorsun.

Belki henüz yeterince pişmedi hamurun. Yaş farkından mı dersin? Yaşça büyük müyüm senden, yoksa sekseninde ve ölüm döşeğinde misin? Belki bir cadı avında diri diri yakıldın yüzyıllar önce. Belki daha binlerce yıl var ana rahmine düşmene…

Günay Aktürk

Read more

Pia Şiiri – Attila İlhan (Şiir Dinle)

Pia - Attila İlhan

Ellerini Bir Tutsam Ölsem

Edebiyat Portal – Şiir : Pia
Şair : Attila İlhan
Yorum : Günay Aktürk
Şiir Fon Müziği : Ciritçi Abdullah

En güzel şiirler serisine yeni bir video daha. Bu defa Attila İlhan ve “Pia” adlı kavuşamamanın şiiri. Sözleri ve hikayesi aşağıdaki gibidir. Yorum: Günay Aktürk | Dinle ve dinlettir.

Pia Şiiri ve Hikayesi

Attila İlhan bir gün Kadıköy Rıhtım’da oturmaktadır. Ve o sırada yoldan geçen yabancı plakalı bir nakliye aracı görür. Nakliye aracının üstünde “Pakistan International Airlines” yazıyordur. İlhan, nakliye aracını hayalindeki kadına benzetir. Beklenen kadını belki görmüştür ama bu nakliye araç gibi hızla yanından geçip gitmiş, farkında bile olmamıştır. Belki yabancı bir ülkededir. Hiç tanımaz onu.

Pia – Sözleri

Ne olur kim olduğunu bilsem Pia’nın.
Ellerini bir tutsam ölsem.
Böyle uzak uzak seslenmese.
Ben bir şehre geldiğim vakit
O başka bir şehre gitmese.
Otelleri bomboş bulmasam.
İçlenip buzlu bir kadeh gibi
Buğulanıp buğulanıp durmasam.

Ne olur sabaha karşı rıhtımda
Çocuklar Pia’yı görseler.
Bana haber salsalar bilsem.
İçimi büsbütün yıldız basar.
Bir hançer gibi çıkıp giderdim.

Ben bir şehre geldiğim vakit
O başka bir şehre gitmese.
Singapur yolunda demeseler.
Bana bunu yapmasalar.

Yorgunum, üstelik parasızım,
pasaportsuzum…
Ne olur sabaha karşı
rıhtımda seslendiğini duysam Pia’nın.
Sırtında yoksul bir yağmurluk
Çocuk gözleri büyük büyük
Üşümüş ürpermiş
Soluk ellerini tutabilsem Pia’nın.
Ölsem eksiksiz ölürdüm.

Attila İlhan

Read more

Sezen Aksu – Bir Tuhaf Hakaret

sezen aksu - bir tuhaf hakaret

Şahane Bir Şey Yaşamak!

sezen aksu - bir tuhaf hakaret

Ne şahane bir şey yaşamak
Dibe vurmak dimdik durmak
Bin bahane bin oyun kurmak
Binmişiz bir alamete
Gidiyoruz kıyamete
Selam söyleyin o cahil
Havva ile Ademe

Neden Allah’a havale etmediniz ki? Genelde yöntem bu da… Âdem Allah’ın Adem’i ise, oğulları ve kızları, yani sizlerin hamisi de o sayılır. Peki içinizden biri tacize ya da tecavüze uğradığında neden sesiniz çıkmıyor? Kulun aşağılanması dinin itibarını zedelemiyor mu yoksa?

Bakara makara” diyen bakana da sesiniz çıkmadı. Dine asıl hakaret eden oydu. O gün siz adamın ensesi kalın diye onu Allah’a havale ederken şahsen ben çok öfkelenmiştim. Bunları görünce samimiyetinize pek inancım kalmıyor.

Sezen Aksu’yu sevdiğimden değil. Hatta sevdiğim de söylenemez. Dinlemem. Beni düşünceler ilgilendirir. Şarkının sözlerini az önce dinledim ve Adem’in zedelendiğini hiç sanmıyorum. Hatta sıradan sözler gibi geldi. Tahrik olmadım. Ya da tahrip gücünün abartıldığını düşünüyorum.

Ama bir ihtimal Adem ile Havva’nın yaşam tarzlarına bakarak “cahil” demiş olabilir. Hatalı bir söylem. Ne cahili be, kendilerini cennetten kovdurtacak kadar cüretkardılar. Hangi müminin kıçı yer bu yürekliliği yapmaya!

Dini değerlere hakaret ve tahrik ya da aşağılama suçu!” Ne şarkı sözleriyle zedelenir din, ne de eleştiri ile. Ota boka tahrik olmayın.
Bakara Makara’ya tahrik olabilirsiniz, olmalısınız da. Hem cinsel hem de dinsel konularda çok çabuk tahrik oluyorsunuz. Dinin itibarını müridin kalitesi belirler. İnsanlığın aşağılanması karşısında sessiz kaldığınız için, kendi dininizin itibarını asıl siz zedeliyorsunuz sevgili kardeşlerim…

Read more

Ateşi Kıvılcımken Söndürmeli

ateşi kıvılcımken söndürmeli

Kıvılcımı Söndürmek Ha!

ateşi kıvılcımken söndürmeli

“Ateşi kıvılcımken söndürmeli, yoksa yangının önünü alamazsın.”

Tolstoy

Közde yavaşça pişen şu mangal etini hatırlasana, ne de güzel sesler çıkartıyordu çıtır çıtır. Sos dedin mi, yolu yöntemi senden sorulurdu üstelik. Lezzeti bir yağ gibi damlarken kim döker ocağa suyu!

Ateşi henüz kıvılcımken söndürmek… Haşa! Kızaran etin çıtırtısı ruhsal bir inleme gibiydi kulaklarında. Bu tensel zikirden evliya olsa kurtaramaz paçasını. Tanrının bile nur topu gibi bir evlat getirdiği dünyada ateşi kim söndürecek?

Kıvılcımı söndürmek ha! Hangi deli soyunacak bu işe? Hem de hava bunca güllük gülistanlıkken! Zor olan yanmak değil ki, ona herkes gönüllü. Zor olan ateşin içinden en az yanıkla çıkabilmek. Hem de ateşi kirletmeden…

Kıvılcımı söndürmek… Heyhat… Kimin aklına gelirdi ki ateş büyüyecek de koskoca tesisi yakacak!

Günay Aktürk

Read more