Bukowski kadınlar ve cinsellik

Charles Bukowski ve kadınlar üzerine yazdıkları

Bukowski kadınlar ve cinsellik başlığı altında toplanan metinler, Amerikan edebiyatının en tartışmalı yazarlarından biri olan Charles Bukowski’nin okurla kurduğu sert ve filtresiz ilişkinin en çıplak örneklerindendir. Bukowski’nin bu yazılarında cinsellik yüceltilmez, kadın figürü idealize edilmez; aksine insan ilişkilerinin kaba, çelişkili ve çoğu zaman rahatsız edici tarafı olduğu gibi aktarılır. Bu dil, kimi okur için samimi ve dürüst, kimi içinse itici ve kırıcıdır.

Ancak Bukowski’nin metinlerinde hedef alınan yalnızca kadınlar değildir; yazar en acımasız eleştiriyi çoğu zaman kendisine yöneltir. Kadınlar ve Cinsellik Üzerine yazıları da tam olarak bu çatışmalı insan hâlinin edebi bir kaydıdır.

Bukowski’nin kadınlar ve cinsellik üzerine sözleri

İlk deneyim mi? İlkini düzmek gerçekten tuhaftı. Bilmiyordum. Bana yalamayı filan öğretti. Hiçbir şey bilmiyordum. “Hank!” dedi. “Büyük bir yazarsın ama kadınlar hakkında bir bok bilmiyorsun!” Ben de dedim ki: “Ne demek istiyorsun, bir sürü kadınla düzüştüm ben.” “Hayır, bilmiyorsun, izin ver de sana öğreteyim.” dedi. “Pekala!” dedim.

Sonra: “Sen çok iyi bir öğrencisin, hemen kapıyorsun.” dedi. Bu kadar. Ama yarık yalamak filan bir süre sonra insana kendini uşak gibi hissettiriyor. Kadınları memnun etmek hoşuma gidiyor. Ama cinsellik çok abartılıyor moruk. Seks sadece abazansan harika.

Charles Bukowski’nin siyah beyaz portresi, yanında yatak ve dağılmış çarşaf imgeleriyle cinsellik temasını ima eden edebi alıntı görseli

Hayatımın yarısı yatakta geçiyordu bir ara. Bilmiyorum, bir trans haliydi galiba, düzüşme transı. Düzüş, düzüş, düzüş. Öyleydim! Ve kadınlar birkaç laf ettikten sonra bileklerinden kavrarsın: “Hadi güzelim.” Yatak odasına götürüp düzersin. Ve itiraz etmezler moruk. O ritme girdikten sonra takılırsın. Çok fazla kadın var ortalıkta. İyi görünürler ama kopmuşlardır. Tek başlarına yaşarlar, işe giderler, eve dönerler. Birinin onları öyle götürmesi büyük şeydir onlar için. Bir de oturup içiyor ve konuşuyorsa, iyi vakit geçiriyorlar demektir. İyiydi. şanslıydım. Çağdaş kadınlar. söküklerini dikmezler ama. onu unut.

Benim kadın düşmanı olduğumu düşünüyorlar ama değilim. Kitaplarımı okumayıp duyduklarıyla karar veren insanlar bunlar. “Bukowski kadın düşmanı bir domuzdur!” Bunu duyuyorlar ama işin aslı nedir diye merak etmiyorlar. Evet, zaman zaman kadınları aşağıladığım doğru. Ama erkekleri de aşağılıyorum. Hatta herkesten çok kendimi aşağılarım. Birinin aşağılanmayı hak ettiğini düşünüyorsam aşağılarım. Erkek, kadın, çocuk, köpek fark etmez. Kadınlar fazla hassas, ayrımcılığa maruz kaldıklarını sanıyorlar. Onların sorunu da bu.

Charles Bukowski

Gitmeden Bunlara da Bakabilirsiniz

Read more

Anneme Mektup – Sergey Yesenin

anneme mektup - sergey yesenin

Anneler Gününe Özel Şiir

Şiir : Anneme Mektup (Anneler Günü Özel Şiir)
Şair : Sergey Yesenin
Yorum : Günay Aktürk

Dünya Edebiyatı serisinin 56. videosu. Bu defa Rus Edebiyatından şair Sergey Yesenin ve “Anneme Mektup” adlı şiiri. Sözleri aşağıdaki gibidir. Yorum: Günay Aktürk | Dinle ve dinlettir.

Anneme Mektup - Sözleri

Sağ mısın henüz ihtiyarcığım?
Ben de sağım. Selam, selam!
Döksün çatısından yuvacığının
O betimsiz aydınlığını akşam.

Duyuyorum özenip tasanı gizlemeye,
Kederleniyormuşsun benim güç yazgıma,
Sık sık çıkıyormuşsun yolumu gözlemeye
Bürünüp eski moda harap urbana.

Ve akşamın mavi karanlığında sana
Sık sık görünüyormuş bir acıklı düş:
Meyhane kavgasında birisi güya
Fin işi bıçağını yüreğime gömmüş.

Değil anacığım! Dinsin gözünde yaş.
Başka şey değil bu, acı bir karabasan.
Olmadım daha öyle sefil bir ayyaş,
Hiç ölür müyüm sana kavuşmadan.

Eskisi gibiyim yine, öyle sevecen ve sıcak
Ve yalnızca bir düşte yanıyor yüreğim,
İçimde başkaldıran özlemle çabucak
Alçacık evimize döneceğim.

Döneceğim, baharın ak bahçemizde
Salınınca dallar dört bir yandan.
Ancak sen uyandırma beni sekiz yıl önce
Uykumu böldüğün gibi gün ağarmadan.

Uyandırma o düşler içinde gideni,
Dalgalandırma o gerçekleşmeyeni,
Çok erken bir bitkinliği ve yitimi
Çekmek beklermiş yaşamda beni.

Dua etmeyi de öğretme bana. Eksik olsun!
Eskiye dönüş hiç yok artık.
Sensin tek dayanağım ve avuntum,
Tek sensin bana betimsiz aydınlık.

Unut, son ver artık tasanı gizlemeye,
Kederlenme benim güç yazgıma.
Öyle sık çıkma yolumu gözlemeye,
Bürünüp eski moda harap urbana.

 

Sergey Yesenin

Read more

Göğe Bakalım – Turgut Uyar Şiirleri

göğe bakalım - turgut uyar

Göğe Bakma Durağı

Şiir : Göğe Bakma Durağı
Şair : Turgut Uyar
Yorum : Günay Aktürk

En güzel şiirler serisinde yeni bir video daha. Bu defa Turgut Uyar ve Göğe Bakma Durağı adlı şiiri. Sözleri aşağıdaki gibidir. Yorum: Günay Aktürk | Dinle ve dinlettir.

Göğe Bakalım - Sözleri

İkimiz birden sevinebiliriz, göğe bakalım.
Şu kaçamak ışıklardan, şu şeker kamışlarından,
Bebe dişlerinden, güneşlerden, yaban otlarından…
Durmadan harcadığım şu gözlerimi al kurtar.
Şu aranıp duran korkak ellerimi tut.
Bu evleri atla, bu evleri de, bunları da…
Göğe bakalım.

Falanca durağa şimdi geliriz, göğe bakalım.
İnecek var deriz otobüs durur, ineriz.
Bu karanlık böyle iyi, afferin Tanrıya!
Herkes uyusun iyi oluyor, hoşlanıyorum.
Hırsızlar, polisler, açlar toklar uyusun.
Herkes uyusun. Bir seni uyutmam, bir de ben uyumam.
Herkes yokken biz oluruz, biz uyumayalım.
Nasıl olsa sarhoşuz, nasıl olsa öpüşürüz sokaklarda.
Beni bırak, göğe bakalım…

Senin bu ellerinde ne var bilmiyorum, göğe bakalım.
Tuttukça güçleniyorum, kalabalık oluyorum.
Bu senin eski zaman gözlerin yalnız gibi, ağaçlar gibi.
Sularım ısınsın diye bakıyorum, ısınıyor.
Seni aldım bu sunturlu yere getirdim.
Sayısız penceren vardı, bir bir kapattım.
Bana dönesin diye bir bir kapattım.
Şimdi otobüs gelir biner gideriz.
Dönmeyeceğimiz bir yer beğen. Başka türlüsü güç.
Bir ellerin, bir ellerim yeter. Belliyelim yetsin.
Seni aldım bana ayırdım. Durma, kendini hatırlat.
Durma, göğe bakalım.

Turgut Uyar

Read more

Ağrıyan Yer Kalbim Değil – Günay Aktürk Şiir

ağrıyan yer kalbim değil

Göl Dibinde Uyumak Marifet Değil!

En güzel şiirler serisine bir yenisi daha. Bu bendeniz Günay Aktürk ve 2014 yılında çıkan “Umudun Çocuğu” adlı kitabımdan “Ağrıyan Yer Kalbim Değil” adlı şiirim.

Ağrıyan Yer Kalbim Değil - Sözleri

Ağrıyan yer kalbim değil;
düşüncelerim,
duygularım,
arzularım.
Yaşanılmamış bir anısızlık değil
içimdeki burukluk.
Yaşanmışlıkların
hiç yoktan yaşanılmış olmasından.

Gün bugün değil,
bugün bir başka acıyor zaman.
Sahile vuran ıssız dalgalar gibiyim.
Derinlerimde uğuldayan bir basınç,
derinlerimde yaşam yok…
Sen değil misin ki
kalbimi burkan sen değilmişsin gibi görünen?

Sel basan evim değil beni kaygılandıran.
Bir avuç suyun alıp götürebildikleri.
Aysız bir gecede bir damla sudur
ummanı bulandıran…

Yaşadım ve gördüm diyorum
yaşadım ve gördüm.
Sevinmeli miyim?
Göl dibinde uyumak marifet değil,
bir bardak suyu sevdiği uzatmalıymış insana.
Susuzluğum susuz kalmaktan değil…

Günay Aktürk
24.07.2012

Günay Aktürk Kitapları

umudun çocuğu - günay aktürk
Günay Aktürk - insan insanın geleceğidir
Günay Aktürk - Sanrılar Romanı
Read more

Pia Şiiri – Attila İlhan (Şiir Dinle)

Pia - Attila İlhan

Ellerini Bir Tutsam Ölsem

Edebiyat Portal – Şiir : Pia
Şair : Attila İlhan
Yorum : Günay Aktürk
Şiir Fon Müziği : Ciritçi Abdullah

En güzel şiirler serisine yeni bir video daha. Bu defa Attila İlhan ve “Pia” adlı kavuşamamanın şiiri. Sözleri ve hikayesi aşağıdaki gibidir. Yorum: Günay Aktürk | Dinle ve dinlettir.

Pia Şiiri ve Hikayesi

Attila İlhan bir gün Kadıköy Rıhtım’da oturmaktadır. Ve o sırada yoldan geçen yabancı plakalı bir nakliye aracı görür. Nakliye aracının üstünde “Pakistan International Airlines” yazıyordur. İlhan, nakliye aracını hayalindeki kadına benzetir. Beklenen kadını belki görmüştür ama bu nakliye araç gibi hızla yanından geçip gitmiş, farkında bile olmamıştır. Belki yabancı bir ülkededir. Hiç tanımaz onu.

Pia – Sözleri

Ne olur kim olduğunu bilsem Pia’nın.
Ellerini bir tutsam ölsem.
Böyle uzak uzak seslenmese.
Ben bir şehre geldiğim vakit
O başka bir şehre gitmese.
Otelleri bomboş bulmasam.
İçlenip buzlu bir kadeh gibi
Buğulanıp buğulanıp durmasam.

Ne olur sabaha karşı rıhtımda
Çocuklar Pia’yı görseler.
Bana haber salsalar bilsem.
İçimi büsbütün yıldız basar.
Bir hançer gibi çıkıp giderdim.

Ben bir şehre geldiğim vakit
O başka bir şehre gitmese.
Singapur yolunda demeseler.
Bana bunu yapmasalar.

Yorgunum, üstelik parasızım,
pasaportsuzum…
Ne olur sabaha karşı
rıhtımda seslendiğini duysam Pia’nın.
Sırtında yoksul bir yağmurluk
Çocuk gözleri büyük büyük
Üşümüş ürpermiş
Soluk ellerini tutabilsem Pia’nın.
Ölsem eksiksiz ölürdüm.

Attila İlhan

Read more

Nilgün Marmara İntihar Mektubu

Nilgün Marmara ve Kağan Önal’ın edebi portresi, Bosch esintili arka fonla birlikte

Nilgün Marmara İntihar Mektubu – Son Yazdığı Metnin Tam Hali

Nilgün Marmara intihar mektubu, 13 Ekim 1987 tarihli bu son satırlarla edebiyat tarihinin en sarsıcı vedalarından birini bıraktı. Bu yazıda mektubun içeriğini, duygusunu ve bıraktığı etkiyi aktarıyorum.

Nilgün Marmara İntihar Mektubu – Orijinal Metin ve Video

Sevgilim,

Her gün kötücül bir düşü kurmak ve onu taşımak artık kılgıyı gerektiriyor. Sana böyle bir yük bırakmak istemezdim ama sen akıllı ve güçlüsün çabuk unutursun. Bu durumdan kimse kimseyi ya da kendini sorumlu, suçlu saymasın çünkü suç yok yalnızca ırmağın akışına bir müdahale söz konusu! Her anın niye’sini sorgulayan bir varlığın saygısızlığını yok etmek için kararlaştırılmış bir eylem bu! Çocukluğun kendini saf bir biçimde akışa bırakması ne güzeldi. Yiten bu işte! Bu tükenişle hiçbir yeni yaşama başlanamaz, bu nedenle tüm sevdiklerime elveda diyorum. Beni bağışlayın! Bunu en çok annemden babamdan ablamdan ve Kağan, senden diliyorum. Dostlarımdan da!

Nilgün Marmara Önal

Seni hep sevdim Kağan!
Hoşça kalın!

P.S.1 Cenaze töreni istemiyorum, mümkünse yakınız lütfen!
P.S.2 Kuşlar ölünceye kadar iyi bakınız onlara.
3. Sahneden çekilirken yaşamıma karışmış herkesi selamlıyorum.
4. Kağan arzu edersen ileride, daktiloya çekilmiş olan şiirleri bastırabilirsin.

Read more

Ayrılanlar İçin

ayrılanlar için - makale oku

Yollarımız Burada Ayrılıyor

Fotoğraf Yakma Töreni

Nereden aklımda kaldı pek hatırlamıyorum. Tanıdığım biriydi ama. Belki yirmi yıl olmuştur. Çöp tenekesinin yanında fotoğrafları yakıyordu. Ağlıyordu bunu yaparken.

O sıra yaşlı bir kadın gördü bu manzarayı. Baktı uzun uzun. Dedi ki, fotoğraf yakmak ciddi bir iştir kızım. Demek ki her şeyi bitirmişsin.

Bende de çok var ondan. Bugün hepsini yaktım. Bir tane de cüzdanımda var ki on yılı geçti oraya gireli. Fotoğraf yakmak gerçekten ciddi bir işmiş. Önceki kararlara da benzemezmiş. Boğazını keserek inermiş mideye!

Gece yarısı durağa yaklaşan son otobüs bu. Yıllarca süren gün bitti. Bambaşka bir çağa açılan gecenin sonu bu. Bu bir temenni değil. Kabulleniş. Dünyada bir şeylerin ölümsüz olabileceğini düşünmüştüm. Yanılmışım.

En delisi bile seni zamanla sevmez. Dün akşam sevgili dostumun analizine hayran kaldım. Demişti ki, “İlgilendiği sen değilsin. Sevgin de değil. Sadece sevme biçimin.”

Öyledir efendim. Bu zamanda böylesi nadir. Zorbalığın, şiddetin ve kadın cinayetlerinin ortasında tertemiz bir sevgi biçimi! Ama bir yandan basitliğini hissetmiyor da değilim. Sevgi tek başına korunaksız ve güçsüzdür. Aksi savunulsa da aşk, şiddet ve ölüm ile beraber daha güçlü görünüyor insanların gözüne. Akıl hastasının çağımın insanı…

 

Günay Aktürk

Ne Diyordu Oğuzcan...

Yollarımız burada ayrılıyor
Artık birbirimize iki yabancıyız
Her ne kadar acı olsa
ne kadar güç olsa
Her şeyi
Evet, her şeyi unutmalıyız

Her kaderin tesellisi bulunur üzülme
İnsan ne kadar sevse unutabilir
Mevsimler gelir geçer
Yıllar geçer sen de unutursun
Bir gün gelir hiç yaşamamışçasına
Hiç sevmemişçesine unutursun
O günlerimizi
Gecelerimizi
O günlerce, gecelerce sevişmelerimizi.
Her şeyi evet, her şeyi unutabilirsin
Hatta bütün yazdıklarımı satır satır
Kalırsa, içinde bir derin sızı kalır

Ümit Yaşar Oğuzcan

Read more

Ah Ölüm – Yunus Emre

Yunus Emre Şiirleri - ah ölüm

Yunus Emre Şiirleri

Günay Aktürk kanalından herkese merhabalar. En güzel Şiirler serisine yeni bir video daha. Bu defa şairlerin şahı diyebileceğimiz aşkın şairi Yunus Emre ve Ah Ölüm adlı şiiri | Sözleri aşağıdaki gibidir. Şiir Dinle ve dinlettir.

Ah Ölüm - Sözleri

Yalancı dünyaya konup göçenler
Ne söylerler ne bir haber verirler
Üzerinde türlü otlar bitenler
Ne söylerler ne bir haber verirler

Kiminin başında biter ağaçlar
Kiminin başında sararır otlar
Kimi masum kimi güzel yiğitler
Ne söylerler ne bir haber verirler

Toprağa gark olmuş nazik tenleri
Söylemeden kalmış tatlı dilleri
Gelin duadan unutman bunları
Ne söylerler ne bir haber verirler

Yunus der ki gör taktirin işleri
Dökülmüştür kirpikleri kaşları
Başları ucunda hece taşları
Ne söylerler ne bir haber verirler

Yunus Emre

Read more

Can Yücel Anladım Şiiri – Günay Aktürk Seslendirmesi

Can Yücel Anladım Şiirinden ilham alan Bosch tarzı sembolik sahne

Can Yücel Anladım Şiirin Yaşama Dair Söyledikleri

Can Yücel Anladım ŞiiriGünay Aktürk Yorumu. Bu çalışma, şiirin duygusunu yalın ve etkili bir seslendirmeyle sunarken tam metni de izleyiciye bütünlüğüyle aktarıyor.

Bazen bir kırgınlıkta, bazen bir sevgide, bazen de insanın kendine itiraf edemediği bir gerçekte gizlenen o fark ediş hâli… Şiirdeki her dize, büyüyebilmek için geçmemiz gereken ince eşiklere dokunur. Bu okuma, duygunun acele etmediği; sessizliğin bile bir şey söylediği bir karşılaşma niteliğinde.

Can Yücel Anladım Şiiri – Günay Aktürk Yorumu

Can Yücel Anladım Şiiri Sözleri

Bunca zaman bana anlatmaya çalıştığını,
kendimi bulduğumda anladım.

Herkesin mutlu olmak için başka bir yolu varmış,
Kendi yolumu çizdiğimde anladım.

Bir tek yaşanarak öğrenilirmiş hayat, okuyarak, dinleyerek değil…
Bildiklerini bana neden anlatmadığını, anladım..

Yüreğinde aşk olmadan geçen her gün kayıpmış.
Aşk peşinden neden yalınayak koştuğunu anladım.

Can Yücel Anladım Şiirinden ilham alan Bosch tarzı sembolik sahne

Acı doruğa ulaştığında gözyaşı gelmezmiş gözlerden.
Neden hiç ağlamadığını anladım..

Ağlayanı güldürebilmek, ağlayanla ağlamaktan daha değerliymiş…
Gözyaşımı kahkahaya çevirdiğinde anladım!

Bir insanı herhangi biri kırabilir
Ama bir tek en çok sevdiği, acıtabilirmiş.
Çok acıttığında anladım!

Fakat hak edermiş sevilen onun için dökülen her damla gözyaşını.
Gözyaşlarıyla birlikte sevinçler terk ettiğinde anladım.

Yalan söylememek değil, gerçeği gizlememekmiş marifet.
Yüreğini elime koyduğunda anladım.

”Sana ihtiyacım var, gel!” diyebilmekmiş güçlü olmak.
Sana: ”Git!” dediğimde anladım.

Biri sana ”git” dediğinde: ”Kalmak istiyorum.” diyebilmekmiş sevmek.
Git dediklerinde, gittiğimde anladım…

Sana sevgim şımarık bir çocukmuş, her düştüğünde zırıl zırıl ağlayan.
Büyüyüp bana sımsıkı sarıldığında anladım…

Özür dilemek değil, ”Affet beni!” diye
haykırmak istemekmiş pişman olmak.
Gerçekten pişman olduğumda anladım..

Ve gurur kaybedenlerin, acizlerin maskesiymiş.
Sevgi dolu yüreklerin gururu olmazmış.
Yüreğimde sevgi bulduğumda anladım.

Ölürcesine isteyen, beklemez,
sadece umut edermiş bir gün affedilmeyi.
Beni affetmeni ölürcesine istediğimde anladım.

Sevgi emekmiş. Emek ise vazgeçmeyecek kadar
ama özgür bırakacak kadar sevmekmiş…

📌 Not: Bu şiirin Can Yücel’e ait olduğuna dair kesin bir kaynak bulunmamaktadır; internette dolaşan anonim bir metin olma ihtimali yüksektir.

Gitmeden Bunlara da Bakabilirsiniz

Read more

Günay Aktürk – Kar Altında Bir Şair

kar altında bir şair

Kar Altında Bir Mevsim Ağlıyor

Günay Aktürk kanalından herkese merhabalar. En güzel Şiirler serisine yeni bir video daha. Bu defa ve bendeniz Günay Aktürk ve Kar Altında Bir Şair adlı şiirim | Şiir Dinle ve dinlettir.

Kar Altında Bir Şair - Sözleri

Bütün kent,
yorgun bir günün mükafatıyla
derin uykusunda gömülü.
Uzaklarda evler,
kaldırım boyu uzanan sokak lambaları.
Yarına ertelenmiş yapılacak işler.
Hep yarınlara ertelenmiş seni seviyorum çığlıkları.
Sadece rüyalarında aşk yaşar utangaç şairler!
Ve hep de bu anlamlı gecede düşerler sonsuzluğun peşine…

Geceleri sessiz bir düştür hayal,
yıldızların da tepesinde parlayan…
O an öyle kolaydır ki zoru başarmak;
ağlayan bir çocuğun gözyaşını silmek,
sevgiliye, yarınlara inat sımsıkı sarılmak!
Bir adım atsan, aşabilirsin karlı dağları.

Fakat birileri mutsuz bu gecede
birileri umutsuz.
Aç yatmış, açlığını bastırmak için
erkenden yatağa giren yoksullar.
Horlamakta saf duygular gecenin karanlığına.

En az onlar kadar yoksulum ben de;
Onlar kadar aç, onlar kadar sevdalı yüreğim.
Ve bütün evreni aydınlatmaya yeter hayalimdeki yarınlar.
Kırsalar da kalemimizi bir gece yarısı darağacında,
hala keskindir bakışlarım, kana susamış celladın önünde.

İşte böyle bir gecede kar altında bir mevsim ağlıyor.
Hem de bembeyaz cennetinde yurdumun.
Mahallede bir cenaze!
Herkesin yüzünde çaresiz bir kader çizgisi!
Bu kaçıncı ağıt, bu kaçıncı elveda…
Hoşçakal bile diyemeden
şahit olduğu kaçıncı ayrılık sahneleri?

Kar taneleri düşüyor sıcak bedenlere.
Ağır adımlarla kafaları eğik yürüyorlar.
Film şeridi gibi akıp gidiyor hayat bir mezarlıkta.
Kar altında bir şair verilirken toprağa.

Günay Aktürk

Bu Makalelere de Bakabilirsiniz

Read more