Ver Mehteri – Günay Aktürk

Ver Mehteri şiirinin her kıtasını alegorik sahnelerle betimleyen, çok katmanlı Bosch tarzı karanlık ve hicivsel illüstrasyon

Ver Mehteri Şiiri

Ver Mehteri, bendeniz Günay Aktürk’ün alaycı, sert ve taşlayıcı diliyle cinsellik, iktidar, cehalet ve yozlaşma arasındaki ilişkiyi hedef alan bir dörtlükler şiiridir. İlk bakışta müstehcen görünen bu metin, aslında bedene tapınan uygarlığın ahlaki ve düşünsel çöküşünü hicveder.

Şair: Günay Aktürk
Kategori: Az Erotik – Çok Müstehcen Şiirler
Şiir Fon Müziği: Love in Mexico – Carmen María & Edu Espinal

Şairin Özel Notu

Bu şiir ilk bakışta penisi ve onun marifetlerini övüyor gibi görünse de insanda tebessüm yaratıyor olmasının tek nedeni, yapısı itibariyle, üreme aygıtının buna müsait olmasıdır. Ama sizlerin bunu alayla karışık bir aşağılama şeklinde algılamanız yerinde olur. Bununla birlikte kendisini (penisi) tastamam reddetmiyoruz da. Bir Çin Atasözü şöyle der: “Hayatta üç şey güzeldir; et yemek, ete binmek, etin içine et koymak!

Boş bir kafa şeytanın çalışma odasıdır!” demiş Platon. Amacımız, insanlara bu cinsel aygıtla tam olarak ne yapacaklarını öğretmek değildir. Ama onu kullanırken daha özverili olmalarını; onunla Hitler tarzı küçük bıcırıklar yaratmamalarını ya da ona refakat ederken bir Karındeşen Jack’e dönüşmemelerini isteyebiliriz.

Ver Mehteri şiirinin her kıtasını alegorik sahnelerle betimleyen, çok katmanlı Bosch tarzı karanlık ve hicivsel illüstrasyon

Erkek çocuklarımızı eril dünyanın rezil sapkınlarına dönüştürmemek bizim elimizde. Bu durum kız çocuklarımız için de geçerli. Bunu cinsiyet gözetmeden ele almalıyız. Sadede penise ya da vajinaya tapan ve tüm yaşamını buna göre uyarlayan bir uygarlık sonunda sakat çocuklar doğurmaktan öteye gidemeyecek gibi görünüyor! Lakin bu sakatlık daha çok kafada başgösterecektir.

Elbette kaslı vücudunuz ve iri kalçanızla övünebilirsiniz. Bunda bir beis yoktur. Ama dünyanın içinde çırpındığımız bu bataklıkla sadece ilkel araç gereçlerinizle savaşamazsınız. Dünyanın hiçbir yerinde çalınan emeğe karşı penis ya da vajinasıyla mücadele vermiş ve kazanmış bir halk yoktur.

Savaşmayıp da sevişirsek daha mutlu bir toplum olabiliriz, diye düşünebilirsiniz. Mutlaka öyledir. En nihayetinde cinsellik mutluluk getirir. Ama cehalet de yapıyor bunu. Üstelik bilim ve felsefe olmadan gelen mutluluk sadece cinselliği sömürmeye yaryor. Sonrası aldatma, taciz, tecavüz ve şiddet…

Not: Kullanım kılavuzu için evinize bir kütüphane kurunuz.

Günay Aktürk

Ver Mehteri Şiiri Sözleri

Ey yarenler yarenler
Malı arşa değenler
Kerhaneye yollansın
Sevmeden kalp verenler

İnsan var yaşamalık
İnsan var döşemelik
Bize düştü bir kenef
Tam sıçıp işemelik

Tüm kasıklar dolunca
Yatar boylu boyunca
İrisinden el çeker
Dirisini bulunca

Anca boşa sevinsin
Bozulmamış kâsesi
Hak yolunu neylesin
Bok yolunda gayesi

Gel gelelim şu bizim
Çükümüz de çük vallah
Şükür olsun derdimiz
Çükten başka yok vallah

Dikilir direk gibi
Sanki çok gerek gibi
Mantar boyu devrile
Sokar engerek gibi

İsteyene ver bunu
Melül melül bakıtma
Köy çeşmesi değil bu
Dakka başı akıtma

Çok adamı harcadı
Her cisme uyar bu
Vallah şeytan icadı
Kızak gibi kayar bu

Ver mehteri mehterci
Yolumuz uzun bizim
Böyle bozuk nefisle
Sonumuz hazin bizim

Günay Aktürk
13.05.2017

Gitmeden Bunlara da Bakabilirsiniz

Read more

Bana Hafız Hoca Derler

Bosch tarzında çok katmanlı alegorik resim; sahte din adamı figürü, iktidar, korku ve inanç istismarını temsil eden toplumsal yıkım sahnesi

Bana Hafız Hoca Derler – Günay Aktürk

Bu şiir, din adına konuşanların bilgi, ahlak ve samimiyet arasındaki kopuşunu hiciv diliyle ele alır. Bana Hafız Hoca Derler, inancın makamla, ünle ve ezberle değil; vicdanla ölçülmesi gerektiğini vurgulayan eleştirel bir dörtlükler bütünüdür.

Bana hafız hoca derler
İmamlığı bilmezem ben
Ne söylesem tamam derler
Ne dediğim bilmezem ben

Ben kendime evvelinde
Demedim ki hoca diye
Çıkarttılar beni göğe
Bir namazın bilmezem ben

Çekilmiyor bunun forsu
Ne söylesem çıkar tersi
Şöyle dursun hatim dersi
Bir ayetin bilmezem ben

Bura hakkın evi derler
Hak katında görünmezler
Gece gündüz zikrederler
Bir duasın bilmezem ben

Sefil Günay haktan geldim
Hakkın yanı benim yerim
İşte budur asıl yolum
Başka bir yol bilmezem ben

Günay Aktürk

Bosch tarzında çok katmanlı alegorik resim; sahte din adamı figürü, iktidar, korku ve inanç istismarını temsil eden toplumsal yıkım sahnesi

Diğer Şiirler

Read more

Uslanmaz Gönül – Günay Aktürk

Uslanmaz Gönül şiirindeki çöl, sabır, çile, sevda ve diriliş imgelerini tek karede birleştiren çok katmanlı alegorik illüstrasyon

Uslanmaz Gönül Şiiri

Uslanmaz Gönül, bendeniz Günay Aktürk’ün sevda, sabır ve insanın kendisiyle verdiği içsel mücadeleyi lirizmle işlediği dörtlüklerden oluşan bir şiirdir. Gönlün ne terbiye edilebilmesi ne de vazgeçmesi mümkün olmayan doğası, kadim tasavvufi ve insani imgelerle anlatılır.

Uslanmaz Gönül şiirindeki çöl, sabır, çile, sevda ve diriliş imgelerini tek karede birleştiren çok katmanlı alegorik illüstrasyon

Sevgiye susamış köhne gönlümü,
Çöle saldım susuzluğu tat diye,
Tutup attım saraylardan ömrümü;
Çul bulama kara yerde yat diye.

Uslanmaz gönlüme çileler verdim,
Sırat köprüsünü sabırla gördüm,
Gönlüme sevdanın közünü verdim;
Kavrayıp kökünden söküp at diye.

Ne uslanmak bilir ne de durulur,
Ne bir isyan eder ne de darılır,
Her ölümde sevdan ile dirilir;
Yârin her bakışı bir umut diye.

Günay Aktürk

Bunları da Okuyabilirsiniz

Read more

Cehennem İni

Din istismarını, ahlaki çöküşü ve ikiyüzlülüğü simgeleyen alegorik sahne; şeytanla iç içe geçmiş din adamı figürü, yanan şehirler ve inanç adı altında yapılan zulüm

Cehennem İni – Günay Aktürk

Cehennem İni, din adına işlenen zulmü, gösterişe dönüşen inancı ve ahlaki çöküşü sert bir dille ele alan toplumsal bir şiirdir. Şiir, kutsal kavramların nasıl istismar edildiğini tarihsel ve vicdani bir bakışla sorgular.

Elestüden beri ben bu dünyada
Beşiğimde öbek öbek kan gördüm
Ninnilerden uzak pis bir deryada
Nice ezan sesi nice çan gördüm

Ne bitmez gaflettir uyu da uyu
Bin dört yüz yıl oldu aynıdır huyu
Ehlibeyt katili yezidin soyu
Harici neslini çok tutan gördüm

Cehennem meyini bal sanan gafil
Cennet hurisinden bol sanan gafil
İman köprüsünü yol sanan gafil
Akıl kıtlığında çok batan gördüm

Şirk derler adına sırrı derinde
Aslı haktır, hak arıyor dininde
Haktan uzak bir cehennem ininde
İmanlı abdestli çok şeytan gördüm

Tenhada iblisin koluna girip
Yoksula bilgece vaazlar verip
Her hayırda türlü çıkar gözetip
Köşkte saraylarda çok yatan gördüm

Nerde bir kitaptan dem vuran varsa
Orda hinlik doğar hissesi karsa
Mademki diyorsun gösteriş sanma
Hakkı ayet ayet çok satan gördüm

Kendince emralan çağı çürüttü
Hak atını zahiride yürüttü
Günay’ım kendin bil bilgelik yitti
Gerçeğe dilinden çok katan gördüm

Günay Aktürk

Din istismarını, ahlaki çöküşü ve ikiyüzlülüğü simgeleyen alegorik sahne; şeytanla iç içe geçmiş din adamı figürü, yanan şehirler ve inanç adı altında yapılan zulüm

Diğer Şiirler

Read more

Yaktın Beni Kül Eyledin – Günay Aktürk

Gençlik tutkusu, diz çöken erkek figürü ve büyüye dönüşmüş sevdanın etrafını saran grotesk varlıklarla anlatılan Bosch tarzı alegorik sahne

Yaktın Beni Kül Eyledin

Yaktın Beni Kül Eyledin, Günay Aktürk’ün gençlik dönemine ait, tutku ile deneyimsizliğin iç içe geçtiği bir aşk şiiridir. Şiir, saf sevgi zannedilen duyguların zamanla bir yanılgıya dönüşmesini ve bu yanılmanın bıraktığı içsel yanışı dile getirir.

Gençlik tutkusu, diz çöken erkek figürü ve büyüye dönüşmüş sevdanın etrafını saran grotesk varlıklarla anlatılan Bosch tarzı alegorik sahne

Hormonsal Edepsizlik

Huzurlarınızda tam da yirmi yaşlarına yakışır dozda bir şiir. Biraz arabesk sosu ekelenmiş olduğunu itiraf edebilirim. O çağlarda gönül, bedeni aşıp da içindekileri göremezdi ki! Aslında içindekilere odaklanıyor fakat hiç de mecazi anlamda değil. Hormonsal edepsizlik. Sadece saf bir sevgi sandık onu. Önünde eğilirken erdemin yüceliğinden bahsettik. Fakat nedense yalnız büyülendiğimiz kadına yetecek kadar insani erdem vardı elimizde. Bu bizi kuşkulandırmadı bile. Tek asil köleliğin sevdiğimiz kadının önünde eğilmek olduğunu sandık. Diz çöktük önünde. İçimizdeki yakıcı madde artık yakamaz olduğunda ise doğrulup kalktık. Ortada ne erdem kalmıştı ne de yücelik. Olup olacağı tam olarak buydu. Fırtına dindi ve baraka onarıldı.

Bugün otuz beş yaşındayım. Kaç kez onardım bu barakayı bir bilseniz… Kasırgalar geldi geçti ama kuşlar misali eninde sonunda konacak bir saçak bulabildik kendimize. Anladım ki yücelik denilen şey, sevme eyleminin tutkulu bir alışkanlık haline getirilmesindeydi. Ama böyle bir insan olmayabilirdim. Uğrak verdiğim o “hormonsal edepsizlik” rıhtımında bambaşka işler çevirebilir, mesela tek gözümü kör edip azılı ve azgın bir korsana da dönüşebilirdim. Öyleyse yaşasın peşine düştüğümüz erdemlere:) Şimdi gönül rahatlığıyla on beş yıl öncesine dönebiliriz.

(Ocak 2020)

Yaktın Beni

Cilven ile nazın ile
O tertemiz özün ile
Her şakanda dozun ile
Yaktın beni kül eyledin

Seni sevmek sana azdı
Sonbaharım senle yazdı
Aşkın bana büyük hazdı
Yaktın beni kül eyledin

Yanmaz idim görmeseydim
Anmaz idim sevmeseydim
Keşke gönül vermeseydim
Yaktın beni kül eyledin

Günay Aktürk
2004

Bunlara da Bakabilirsiniz

Read more

Kötürüm Bir Dostluğun Şiiri – Günay Aktürk

Kötürüm Bir Dostluğun Şiiri’nde kopan dostluğu, yarım kalan yolu ve yokluğun yarattığı boşluğu betimleyen alegorik şiir görseli

Kötürüm Bir Dostluğun Şiiri

Kötürüm Bir Dostluğun Şiiri, Günay Aktürk’ün zamanla yozlaşan, inancını ve ahlaki bağlarını yitiren bir dostluğa yönelttiği sitemkâr ve sorgulayıcı bir metindir. Şiir, dostluk kavramının içinin nasıl boşaltıldığını, söz ile öz arasındaki kopuşu dörtlükler aracılığıyla ele alır.

Kötürüm Bir Dostluğun Şiiri’nde kopan dostluğu, yarım kalan yolu ve yokluğun yarattığı boşluğu betimleyen alegorik şiir görseli

Ey beni kendine el gören yoldaş
Ben gibi bir dostun var mıdır acep
Sevgisi gönlünde can veren yoldaş
İkrarsız dost sana yar mıdır acep

Nerde o kültürün inancın nerde
Bir zaman döndüğün semahın nerde
Zay ettin sevgiyi görünmez ser’de
Görmez mi gözlerin kör müdür acep

Nasıl da değişmiş kirlenmiş özün
Uymuyor sözüne bir diğer sözün
Dostluk kervanın da görünmez izin
Dönmezsin bu yola dar mıdır acep

Günay’ım canımda candın bir zaman
Şimdiyse kaybolmuş içinde sevdan
Yolun mu tutuldu kapandı kardan
Bir hatır sualin zor mudur acep

Günay Aktürk

Bunları da Okuyabilrisiniz

Read more

Gaflet Uykusu – Günay Aktürk

Gaflet Uykusu şiirini temsil eden alegorik Bosch tarzı sahnede, kabir, çürümüş dünya ve uyanış yolunda yürüyen insan figürü

Gaflet Uykusu

Gaflet Uykusu, insanın kendi körlüğüyle kurduğu uzun ve sancılı bir alışkanlığı anlatır. Bu şiirde uykuda olan beden değil, bilinçtir. Kabir korkusuyla terbiye edilmiş bir inanç düzenine karşı, ölümü ve hiçliği soğukkanlılıkla karşılayan bir ses konuşur. Dünya çürümüş, bağlar tarumar olmuş; dört kıtaya yayılan sefalet artık gizlenemez hâldedir. Şair, hakikatin karşısında suskun kalan gözleri sorgular ve asıl azabın, uyanmayı reddetmek olduğunu söyler. Gaflet Uykusu, insanın kendine söylediği yalanlarla yüzleştiği, rahat inkârın parçalandığı bir varoluş metnidir.

Gaflet Uykusu şiirini temsil eden alegorik Bosch tarzı sahnede, kabir, çürümüş dünya ve uyanış yolunda yürüyen insan figürü

Bana kabir arama be can dostum
Kefenim toprağa bağlar mı sandın
Dinimle bağımı çok oldu kestim
Kabrimin azabı dağlar mı sandın

Çürümüş dünyanın bağı tarumar
Dört kıtada sefalet var acı var
Âlemden âleme fani göçü var
Âlemin sahibi sağlar mı sandın

Enel Hak ilminde Mansur olalı
Gözümde perdeler sırrı göreli
Hak sırının menzilinde duralı
İki âlem gönlüm eyler mi sandın

Günay’ım hakikat hiçlikse eğer
Bak da gör dediğim körlükmüş meğer
Boş imiş kör göze verdiğim değer
Gaflet uykusuna doyar mı sandın

Günay Aktürk

Bunlara da Bakabilirsiniz

Read more

Gülden Ne Gelir

Yıkıntılarla dolu bir kentte duran kadın figürü; arka planda yanmakta olan eski bir tapınak ve harabeye dönüşmüş şehir, aşkın geçiciliğini ve inanç yitimini simgeleyen alegorik sahne

Gülden Ne Gelir – Günay Aktürk

Gülden Ne Gelir, aşkın geçiciliği, gönlün göçebeliği ve sevginin zamanla küle dönüşen doğası üzerine yazılmış lirik bir şiirdir. Şiir, bireysel bir kaybı evrensel bir duygusal tecrübeye dönüştürerek hasret ve vazgeçiş temasını merkezine alır.

Duydum gönül duydum ahu zarını
Yar diye inleme elden ne gelir
Azgın bir alevde gördüm sırrını
Gönlü göçebedir dilden ne gelir

Gönül bir tarlaysa gam da ekenden
Mahsulüm çürüdü biçtim erkenden
Ahım ne kederden ne de dikenden
Kargalara açan gülden ne gelir

Düş ki ak dururken karaya siner
Issızın baykuşu ıssıza tüner
Tez elden harlanan tez elden söner
Kör nefsin yaktığı külden ne gelir

Eylemem Günay’ım inan eylemem
Yanan canı kem söz ile eylemem
Gâhî üşür gâhî yanar söylemem
Gönül sana esmez yelden ne gelir

Günay Aktürk

Şiire Dair Üç Beş Kelam

Vakti zamanında yaşadığım kentin ucube bir semtinde güzel bir kadın vardı. Malum, ucube kentler ucube harabeler yaratır. Zaten bugünün harabeleri de bir zamanların görkemli tapınaklari değil miydi? Hiç şüphe yok ki o harabe ben oluyorum. Artık inananı kalmamış soytarı bir olympos tanrısı gibi hissediyorum kendimi. Acaba inancını mi yitirmişti? Bu yüzden mi beş para etmemeye başlamıştı sevgi sözcükleri? Hayır. Öyle olsa bir zaman acı çekmesi lazım gelirdi. Öyle olmadı. Gitti, kalbine kızgın demirler sokan bir demirciyi yeniden hatırlayıverdi.

Tez elden harlanan tez elden söner.” Bu çıkarım ömrü boyunca sonsuzluğu aramış biri için felaket. Onu beyhude aramışım insanlarda. İstediğin dozda debelenip dur. O ateş ki aynı ocakta bir ömür yanmaya meyilli değil. Akarsular bile kendi yataklarından sıkılmışlar da, denize akma çabasındalar. Bu şiiri ben yazmadım. Bu şiir bende kuluçkaya yattı!

Yahu, şu en güzel aşk şiirlerinin bile hatırı yok muydu, diye sorabilirsiniz. Ama sormayacağınızı biliyorum. Ben de sevgiliyi yücelterek yaşatan her şey sürüp gitmeli kanısındayım. Ancak ben daha çok çıkarttığım dersle ilgileniyorum. Çünkü tattığı ve tattırdığı duyguları benden sonra da sonu gelmez bir devinim içinde kâh yaşayacak kâh yaşatacak. Avanak erdemlerin peşine düşecek değilim. Temennilerimi işleme koyacak bir dünya düzeni yok.

Gülden Ne Gelir”, Günay Aktürk’ün Hasret Hançeri albümünde yer alan eserlerden biridir.

Plak Şirketi: 2624598 Records DK
Yayımlanma Tarihi: 11 Aralık 2025
DistroKid UPC: 199943928066

Yıkıntılarla dolu bir kentte duran kadın figürü; arka planda yanmakta olan eski bir tapınak ve harabeye dönüşmüş şehir, aşkın geçiciliğini ve inanç yitimini simgeleyen alegorik sahne

Diğer Şiirler

Read more

Dostluk Aşkı – Günay Aktürk

Dostluk Aşkı şiirindeki bin perdeli sevdayı, sınıfsal mesafeyi, aşka secdeyi ve yoklukla kararan kâinatı betimleyen çok katmanlı alegorik görsel

Dostluk Aşkı

Dostluk Aşkı, Günay Aktürk’ün dostluk ile aşk arasındaki sınırın silindiği, yokluğun kutsala dönüştüğü derin bir bağlılığı anlattığı uzun soluklu bir şiirdir. Şiir, ayrılık, özlem ve sevdanın metafizik hâlini yoğun imgelerle işler.

Şair: Günay Aktürk
Kategori: Dörtlükler
Albüm: Hasret Hançeri
Video Adı: Kalbim Ateşinde Kaldı Yar

Dostluk Aşkı şiirindeki bin perdeli sevdayı, sınıfsal mesafeyi, aşka secdeyi ve yoklukla kararan kâinatı betimleyen çok katmanlı alegorik görsel

Kalbim Ateşinde Kaldı Yar

Yüreğine çarpan feryat sözlerine ekilir
Gözlerinden akan hüzün dertlerime dökülür
Ayrılığın geçit vermez puslu hasret sisleri
Hayalime çöreklenen özlemlere takılır

Ben dostuma serim verdim dostum benden ırakta
Kaç zamandır haber gelmez her bir hücrem merakta
Bir hayat ki düğüm düğüm boğazıma dolandı
Bir gözüme yaşam dolar diğer gözüm turâbda

Dostluk aşkı bin perdeli kör gözlerden sakınır
Bazı kral koltuğundan bazı çuldan bakınır
Cahil olan kor ateşin zerresiyle tanışsa
Ömür boyu feryat figan dertlerinden yakınır

Ben yanarken kor ateşte sızılıyor közlerim
Yokluğunun sancısını canözümde gizlerim
Camilerden ezan sesi yükselirken beş vakit
Secde eder kabe diye sana dolar gözlerim

Gözlerinin denizine ay düşürmüş yıldızlar
Ah ettikce yanağına sandal çeker damlalar
Gözlerinin sularında ben bir batık gemiyim
Benim kadar derinlere inen mi var bulalar

Sen bir kor ateş, beslenir alem aydınlığından
Pervaneler sende yanar haz alır varlığından
Böylesine karanlığa bürünmezdi kainat
Karanın da kör karası hep senin yokluğundan

Gözlerinin namlusuna mesafeler sürülmüş
Menzil menzil bir maziden boş bakışlar örülmüş
Yola çıksa dertli Mecnun bulacak değil seni
Sana doğru giden yollar Kafdağında görülmüş

 

Günay Aktürk

🎶 Kalbim Ateşinde Kaldı Yar

Bunlara da Bakabilirsiniz

Read more

Yaman Bir Softa – Günay Aktürk

Cehalet, sahte zikir, gizli niyet ve kör softalık üzerinden kıyamet sahnesine dönüşen toplumsal çürümeyi anlatan Bosch tarzı alegorik şiir görseli

Yaman Bir Softa

Yaman Bir Softa, Günay Aktürk’ün cehaleti kutsayan, aklı dışlayan ve inancı zulme dönüştüren zihniyeti sert bir dille eleştirdiği dörtlüklerden oluşur. Şiir, bireysel ahlaktan toplumsal çürümeye uzanan bir hat üzerinden “softalık” kavramını çağın karanlığıyla yüzleştirir.

Şair: Günay Aktürk
Kategori: Dörtlükler
Albüm: Hasret Hançeri (2025)
Not: Albümün ilk türküsü
℗ 2624598 Records DK
Released on: 12.11.2025

Cehalet, sahte zikir, gizli niyet ve kör softalık üzerinden kıyamet sahnesine dönüşen toplumsal çürümeyi anlatan Bosch tarzı alegorik şiir görseli

Karanlığı kara eden bir fikir
Hayvanın vahşeti insan fikrinde
Kadının giydiği huya bağlanmış
Soysuzluk dediğin gözün keminde

Cehaleti meşru kılan bir zikir
İnsanın ahlakı niyet geminde
Aklın yitikliği meye bağlanmış
Sarhoşluk dediğin gönül deminde

Aklı kör eyleyen taştan bir Kâbe
İnsan-ı Kamillik yürek ilminde
Marifet yolları hakka bağlanmış
Hakikat dediğin devrin bilminde

Cihanı yoz eden yaman bir softa
Günay’ım can bedbaht, sabır dizginde
Kıyamet halleri çağa bağlanmış
Şer denen şeytanlık iman zulmünde

Günay Aktürk

Bunları da Okuyabilirsiniz

Read more