Mikail Refili’ye Ağıt – Nazım Hikmet Ran

Mikail Refili’ye Ağıt – Nazım Hikmet Ran

Nazım Hikmet Ran’ın Mikail Refili’ye Ağıt Şiiri Hakkında

Mikail Refili’ye Ağıt, Nazım Hikmet Ran’ın ölüm, kayıp ve devrimci yoldaşlık temasını işlediği; Azerbaycanlı edebiyatçı ve eleştirmen Mikail Refili’nin ölümüne yazılmış bir şiirdir.

Şiirde yas, yalnızca kişisel bir acı olarak değil; aynı düşünce dünyasını paylaşmış insanların ardından duyulan ortak bir eksiklik olarak dile gelir. Nazım Hikmet, bu ağıtta bireysel kaybı aşarak, entelektüel ve ideolojik bir yoldaşlığın sessizce devam eden izlerini görünür kılar.

Mikail Refili’ye Ağıt - Tam Metin

Neslimin yaprak dökümü başladı,
Çoğumuz, kışa giremeyeceğiz.

Deliye döndüm refili,
haberini alır almaz…
Ne diyecektim…
Aklında mı, mikail?
Ama artık aklın yok,
burnun, ağzın, gözlerin yok…
Kardeşim! bir kemik yığınısın
Bakü’de bir mezarlıkta.

Ne diyecektim?
Moskova’da, bizde, bir yılbaşı gecesi,
Sofrada, dibinde donanmış çam ağacının,
Kocaman bir oyuncak gibiydin pırıl pırıl.
Pırıl pırıl gözlerin, dazlak kafan,
Saygıdeğer göbeğin.

Dışarıda geceye bulanmış karşı bir orman.
Sana bakıp düşünüyordum:
Eski şarap fıçısı gibi keyifli, hazret,
Eski şarap fıçısı gibi sağlam.
Benden çok sonra ölecek.
Arkamdan bir de makale döktürür,
Bir şiir yahut:
“Nazım’la moskova’da 24’te tanıştım.”

Sahi Mikail! Şair olabilirdin,
Profesör oldun.
Ama mesele bunda değil.
Yapılan işin ya çok iyisi yaşıyor bizden sonra,
Ya çok kötüsü.

Seninki orta halliydi sanırım,
Benimki de öyle.
Yani, sesimiz bu kubbede kalacak diye
Tesellimiz yok.
Ben kendi payıma üzülmüyorum buna,
Tesellisiz yaşamayı becerdim,
Beceririm tesellisiz ölmesini de,
Senin gibi refili.

Naızm Hikmet Ran

Kısa Makaleler (Kısa Ama İşlevsel)

Uzun Makaleler (Uzun Ama Keyifli)

Daha Fazla Dinleti İçin Youtube Kanalımızı Ziyaret Edin

Read more

Kaybettiğin Yerde Bekleme – William Shakespeare

Shakespeare ruhunu yansıtan tüy kalem, eski kitaplar ve tiyatro maskeleriyle hazırlanmış edebi illüstrasyon

Shakespeare’in En Çarpıcı Metinlerinden Biri

Kaybettiğin Yerde Bekleme William Shakespeare’in insan doğasını en çıplak hâliyle yansıtan kısa ama çarpıcı metinlerinden biridir. Bu sayfada Shakespeare’in güçlü sözlerini sesli kitap formatında yaptığım yorumla birlikte sunuyorum. Shakespeare’in evrensel bilgelik taşıyan bu metni; kader, irade, insanlık, aşk ve zaman karşısında insanın iç mücadelesini yalın bir dille anlatır.

Metnin Tamamı: Kaybettiğin Yerde Bekleme

Kaybettiğin yerde bekleme
Güçsüzler öyle yapar.
Sana kapanan kapıyı bir daha çalma,
Kapanan kapıyı acizler çalar.
Unutma ki bu aşağılık dünyadasın:
kötülüğü baştacı edip,
İyiliği çılgınlık sayan dünyada.

Şunu iyi bil ki:
işine geldiğinde şeytan da
Kutsal kitaptan örnekler verebilir.
ve cehennem boş, şeytanların hepsi burada.

Her düşünceni dile getirme.
Sana yakışmayan hiçbir düşünceyi hayata geçirme.
Samimi ol fakat asla basit davranma.
Huzur ancak gökyüzünde vardır.
Biz ise yeryüzündeyiz.

Utan, ey çağ!
Soylu insan yetiştirmez oldun.
İnsanlar göründükleri gibi olmalıdır.
Eğer değillerse hiç görünmesinler daha iyi.
Arama boşuna bulunmak istemeyeni.

Aşk mı kaderi kovalar yoksa kader mı aşkı,
daha kimseler çözemedi bu bilmeceyi…
Sen ancak görenleri seversin,
Ben ise körüm.
Sen ne kadar kalsan da geliyorsun benimle,
ben ne kadar gitsem de kalıyorum seninle.

Öğret bana, nasıl unutulur düşünmek?
Oysa benim ruhumda savaş var,
durmadan ölüyor içimdeki insanlar.
Boğ kendini yüreğim; dilimi tutmak gerek!
Hoşçakal!
Değerin çok yüksek, tutamam seni….

William Shakespeare

Read more

İnsandır Kurban – Günay Aktürk (Şiir Dinle)

Günay Aktürk - İnsandır Kurban

Ulak Sesleri Kitap Taslağının Gözdelerinden : )

İnsandır Kurban
Şair : Günay Aktürk

En güzel şiirler serisine bir yenisi daha. Bu kez bendeniz Günay Aktürk ve İnsandır Kurban adlı şiirim. Dinle ve dinlettir.

İnsandır Kurban - Sözleri

İnsandır kurban.
Neler gelmez ki başına.
Saklar kötülüğünü kapalı kapılar.
Ve yankısı kısıktır dört duvar arasında
Binlerce duygunun.
Belki her günü tacizdir,
Belki her günü tecavüz.
Her başın bahtı aynı değildir.
Kiminde dokunaklı bir dolunay
Kiminde kara ve çamurlu yağmurlar…
Kiminde dizi dizi lağım çukuru,
Kiminde gümüşten kaldırım taşı.

Can taşıyan öder bedelini yaşamın.
Beşik de büyütür onu musalla da.
Ninni de uyutur onu karabasan da.
Erdemin sureti pusludur çünkü.
Bilginin yurdu kemiksiz bir dildir.
Hangi kaba girse o şekli alır.

İnsandır kurban.
Hastalıklı bir ten konağında
Yudum yudum tadar gücün zehrini.
Ve öper sancağını şanın şöhretin.
Tahsili yüksek bir iblis talebesi!
Cehaletten muzdarip, yobazlıkta ileri…
Söküp atamadığı tek melamet
Israrlı bir ahlak yetmezliği…

Kötüleri kusan bu bereketli rahim
İyileri de taşımakta karnında.

En çok da onlar için bu çaba:
Aklın doğurduğu bunca barikat;
Din diyanet, bilim ve sanat…
Hatta eli kanlı büyük adamlar!
Yani çişini tutan dünyanın bütün heykelleri,
Kendilerince iyi bir dünya düşlediler.

 

Ah, cehalet bulaşınca bir cana,
Zahir ile batın birbirine dolaşır.
Şeytanlar cübbe giyer, hak batıla karışır.
Zehir zıkkım olunca hakikatin çorbası,
Akıl çıplak kalır, giyer ölüm urbası.

Ama insandır kurban!
Unutulur kara kitap, bağışlanır kör kadı.
Gebe kalır bir kadın.
Bir ölünün kırkında diş çıkartır çocuklar.
Torun yüzü görür
Daha dün atasını kaybeden çocuk.
Ve sürür ayaklarını yeni nesil
Eski çağın bozuk yolunda.
Budur şimdilik insanlığın yazgısı.
Damla gelir sel gider bu dünyadan.
İhtiras da yaşlanır kendi damında.
İnsandır…
Velev ki insan olan kurbandır;
Ama gün olur devran döner
Ve gamzeye tebessüm düşer…

Günay Aktürk

Read more

Akılla Bir Konuşmam Oldu – Ömer Hayyam

Akılla Bir Konuşmam Oldu - Ömer Hayyam

Bir Ömer Hayyam Şiiri

Şiir : Akılla Bir Konuşmam Oldu
Şair : Ömer Hayyam
Yorum : Günay Aktürk

Dünya Edebiyatı serisinin 71. videosu. Bu kez İran Edebiyatı ve matematikçi, astronom, tarihçi, filozof ve şair olan Ömer Hayyam | Akılla Bir Konuşmam Oldu Dün Gece adlı şiiri. Sözleri aşağıdaki gibidir. Yorum: Günay Aktürk | Dinle ve dinlettir.

Akılla Bir Konuşmam Oldu Dün Gece

Akılla bir konuşmam oldu dün gece.
“Sana soracaklarım var.” dedim.
Sen ki her bilginin temelisin.
Bana yol göstermelisin.
Yaşamaktan bezdim ne yapsam.
“Birkaç yıl daha katlan.” dedi.
Nedir, dedim bu yaşamak?
“Bir düş.” dedi “Birkaç görüntü.”
“Evi barkı olmak nedir?” dedim:
“Biraz keyfetmek için yıllar yılı dert çekmek.” dedi.
“Bu zorbalar ne biçim adamlar?” dedim:
“Kurt, köpek, çakal, makal!” dedi.
“Ne dersin bu adamlara?” dedim:
“Yüreksizler, kafasızlar, soysuzlar!” dedi.
“Benim bu deli gönlüm! dedim, ne zaman akıllanacak?”
“Biraz daha kulağı burkulunca.” dedi.
Hayyam‘ın bu sözlerine ne dersin?” dedim:
“Dizmiş alt alta sözleri hoşbeş etmiş derim.” dedi.

Ömer Hayyam

Read more

Bayramlar Bayram Ola – Abdurrahim Karakoç

Bayramlar Bayram Ola - Abdurrahim Karakoç (Günay Aktürk)

Bayram Şiiri - Abdurrahim Karakoç

Şiir : Bayramlar Bayram Ola
Şair : Abdurrahim Karakoç
Yorum : Günay Aktürk

Bir bayram sabahından herkese merhabalar. Bugüne özel şiirimiz Abdurrahim Karakoç ve “Bayramlar Bayram Ola” adlı şiiri. Sözleri aşağıdaki gibidir. Yorum: Günay Aktürk | Dinle ve dinlettir.

Bayramlar Bayram Ola - Sözleri

Güneş yükselmeden kuşluk yerine
Bir adam camiden döndü evine
Oturdu sessizce yer minderine

Kızı “Bayram” dedi, yalın ayaklı
Adam “Bayram” dedi, tam ağlamaklı

Eli öpüldükçe içi burkuldu
Konuşmak istedi, dili tutuldu
Güç belâ ağzından bir “off! ” kurtuldu

Oğlu “Bayram” dedi, sırtı yamalı
Adam “he ya” dedi, gözü kapalı

Düşündü kış yakın, evde odun yok
Tenekede yağ yok, çuvalda un yok
Yok yoka karışmış; tuz yok, sabun yok

Avrat “Bayram” dedi, eğdi başını
Adam “evet” dedi, sıktı dişini

Çalışsa ne iş var, ne cepte para
Dağ oldu içinde büyüyen yara
Dikti gözlerini karşı duvara

Takvim “Bayram” dedi, silindi yazı
Adam “öyle” dedi, bağrında sızı

Döndürse yönünü herhangi dosta
Yaralı, gariban, dul, yetim, hasta
Aylar, yıllar, günler erirken yasta

Yer-gök “Bayram” dedi, ağzını açtı
Adam “Bayram” dedi, evinden kaçtı

 

Abdurrahim Karakoç

Günay Aktürk Kitapları

Günay Aktürk - Sanrılar Romanı
umudun çocuğu - günay aktürk
Günay Aktürk - insan insanın geleceğidir
Read more

Günay Aktürk Youtube Şiir Kanalı Fragmanı

Günay Aktürk youtube Şiir Kanalı Fragmanı

Neyzen Tevfik'ten Nazım Hikmet'e

Günay Aktürk kimdir? Edebiyat alanında “Şiir” “Roman” “Öykü” ve “Deneme” yazarlığının dışında yaklaşık iki yıldır şiir seslendiriyorum. Elbette bunun evveliyatı 2005 yıllarına kadar dayanıyor. “Neyzen Tevfik“, “Nazım Hikmet“, “Can Yücel“, “Ömer Hayyam“, “Cemal Süreya” ve “Özdemir Asaf” bunlardan birkaçı. Bunun dışında dünya Edebiyatı serimiz de var.

* Şiir, roman ve deneme demiştik. İlk kitabım 2004 yılında öldürülen bütün çocuklar adına Berkin Elvan’a adadığım “Umudun Çocuğu” adlı şiir kitabımdır: ▶ https://bit.ly/umuduncocugu

* İkinci kitabım ise, üzerinde üç sene emek harcadığım “Sanrılar” adlı romanımdır. Doğrusu bu kitap beklediğimin de üzerinde bir potansiyele ulaştı. Bir ara yuva bile yıkacaktı, desem abartmış olmam. Kitap: “Aşk Nedir?” diye sorarken, daha da derinde “insan neden aldatır?” sorusuna bir yanıt arıyor. Bulabildi mi yoksa bulamadı mı, orası okurun kararı: ▶ https://bit.ly/sanrilarr

* Son kitabım ise 2020 çıkışlı “İnsan İnsanın Geleceğidir” adlı deneme kitabı. Aslında o kitap ileride çıkartmayı planladığım “düşünen Madde” kitabının ön çalışmasıydı. Ne demiştik? “Akılda filizlenen fikir asla toprağa düşmeyecek!” ▶ https://bit.ly/gnykitap

Evet! Aslında bütün bu yapıp ettiklerim arka bahçeye bir nefeslik gül tarlası! Öyle, nefes almak için. Daha doğrusu nefes almaya değer bir sebebimiz olsun diye. Edebi kişiliğimden de öte sıkı bir okur olduğumu düşünürüm. Zaten bütün bunlar hep o yüzden başlamadı mı! Önce düş vardı ve felsefe ondan sonra geldi. Bugün bu satırları yazdığım mekanın hem yatak odası, hem de kitaplarla dolu bir kütüphane olması tesadüf değil…

Okumak, yazmak ve düşünmek bize kaldı. Bahçıvanlık gibi: Bahçeye dadanan zehirli otlardan haber vermek. Sizin payınıza da var bir şeyler. Birbirimizin omuzları üzerinde yükseleceğiz. Bir gün mutlaka…

Bilgi ve şiir ile kalın…

Read more

Paulo Coelho Simyacı KİTAPTAN ALINTILAR

kitaptan alıntılar - Paulo Coelho - Simyacı

Kitaptan Alıntılar

Sesli Kitap : Simyacı
Yazar: Paulo Coelho
Yorum : Günay Aktürk

Dünya Edebiyatı serisinin 65. videosu. Bu defa Brezilyalı roman ve söz yazarı. Paulo Coelho ve Simyacı kitabından alıntılar. Yorum: Günay Aktürk | Dinle ve dinlettir.

Simyacı - Seçme Alıntılar

  • “Kötülük” dedi Simyacı, “insanın ağzından giren şeyde değildir. Kötülük oradan çıkandadır.”
  • İnsan sevdiği için sever. Aşkın hiçbir gerekçesi yoktur.
  • – Öyleyse neden yüreğimi dinlemek zorundayım?
    – Çünkü onu susturmayı başaramazsın.
  • Hissedilen her şeye cümle kurulamıyor. Yüreğin neredeyse hazinen de oradadır.
  • Düşümü gerçekleştirmekten korkuyorum. Çünkü o zaman yaşamak için bir sebebim olmayacak.
  • Değeri bilinmeyen her lütuf felakete dönüşüyor. Artık hayattan hiçbir şey beklemiyorum.
  • Her şeyi basitleştirmek gibi bir saplantımız var. Basit şeyler en olağanüstü şeylerdir ve yalnızca bilginler anlayabilirler bunları.
  • İster hayatımız, ister ekin tarlalarımız olsun, sahip olduğumuz şeyleri yitirmekten korkarız.
  • Her zaman aynı insanları görürsek onları yaşamımızın bir parçası olarak sayarız. Yaşamımızın bir parçası saydıkça da onlar bizim yaşamımızı değiştirmeye kalkışırlar. Bizi görmek istedikleri gibi değilsek hoşnut olmazlar, canları sıkılır. Çünkü efendim, herkes bizim nasıl yaşamamız gerektiğini elifi elifine bildiğine inanır.
  • Arkanda bıraktığın şeyleri düşünme! Çünkü ben ne geçmişte, ne de gelecekte yaşıyorum. Benim yalnızca şimdim var ve beni sadece o ilgilendirir.
  • Ben de herkes gibiyim. Dünya gerçeklerine oldukları gibi değil de olmalarını istediğim gibi bakıyorum.
  • Yakında adımı unutacak…

 

SİMYACI – Paulo Coelho

Read more

Abdurrahim Karakoç – Anadolu Sevgisi (Şiir Dinle)

abdurrahim karakoç

Anadolu Şiiri

Şair : Abdurrahim Karakoç
Şiir : Anadolu Sevgisi
Yorum : Günay Aktürk

En güzel şiirler serisine bir yenisi daha. Bu kez Abdurrahim Karakoç ve Anadolu Sevgisi adlı şiiri. Sözleri aşağıdaki gibidir. Yorum: Günay Aktürk | Dinle ve dinlettir.

Anadolu Sevgisi - Sözleri

Sen bizim dağları bilmezsin gülüm,
Hele boz dumanlar çekilsin de gör.
Her haftası bayram, her günü düğün,
Hele yaylalara çıkılsın da gör.

Bilmezsin ovalar nasıldır bizde;
Kağnılar yollarda, yoncalar dizde…
Saydıklarım damla değil denizde,
Hele bir ekinler ekilsin de gör.

Görmedin sen bizim mavi suları,
Karlar eriyince kırar yuları…
Köpük olur beyaz, sel olur sarı;
Hele taştan taşa dökülsün de gör.

Sen bizim köyleri görmedin ki hiç,
Yolları toz, çamur, evleri kerpiç.
O kirli kabukta, o en temiz iç;
Hele bir yakından bakılsın da gör.

Anlamaz, bilmezsin sen bizim halkı,
Sevgiyi bulasın, yakına gel ki…
Kalıplar gerçeği göstermez belki
Gönül perdeleri sökülsün de gör.

Abdurrahim Karakoç

Günay Aktürk Kitapları

umudun çocuğu - günay aktürk
Günay Aktürk - Sanrılar Romanı
Günay Aktürk - insan insanın geleceğidir
Read more

Bukowski kadınlar ve cinsellik

Charles Bukowski ve kadınlar üzerine yazdıkları

Bukowski kadınlar ve cinsellik başlığı altında toplanan metinler, Amerikan edebiyatının en tartışmalı yazarlarından biri olan Charles Bukowski’nin okurla kurduğu sert ve filtresiz ilişkinin en çıplak örneklerindendir. Bukowski’nin bu yazılarında cinsellik yüceltilmez, kadın figürü idealize edilmez; aksine insan ilişkilerinin kaba, çelişkili ve çoğu zaman rahatsız edici tarafı olduğu gibi aktarılır. Bu dil, kimi okur için samimi ve dürüst, kimi içinse itici ve kırıcıdır.

Ancak Bukowski’nin metinlerinde hedef alınan yalnızca kadınlar değildir; yazar en acımasız eleştiriyi çoğu zaman kendisine yöneltir. Kadınlar ve Cinsellik Üzerine yazıları da tam olarak bu çatışmalı insan hâlinin edebi bir kaydıdır.

Bukowski’nin kadınlar ve cinsellik üzerine sözleri

İlk deneyim mi? İlkini düzmek gerçekten tuhaftı. Bilmiyordum. Bana yalamayı filan öğretti. Hiçbir şey bilmiyordum. “Hank!” dedi. “Büyük bir yazarsın ama kadınlar hakkında bir bok bilmiyorsun!” Ben de dedim ki: “Ne demek istiyorsun, bir sürü kadınla düzüştüm ben.” “Hayır, bilmiyorsun, izin ver de sana öğreteyim.” dedi. “Pekala!” dedim.

Sonra: “Sen çok iyi bir öğrencisin, hemen kapıyorsun.” dedi. Bu kadar. Ama yarık yalamak filan bir süre sonra insana kendini uşak gibi hissettiriyor. Kadınları memnun etmek hoşuma gidiyor. Ama cinsellik çok abartılıyor moruk. Seks sadece abazansan harika.

Charles Bukowski’nin siyah beyaz portresi, yanında yatak ve dağılmış çarşaf imgeleriyle cinsellik temasını ima eden edebi alıntı görseli

Hayatımın yarısı yatakta geçiyordu bir ara. Bilmiyorum, bir trans haliydi galiba, düzüşme transı. Düzüş, düzüş, düzüş. Öyleydim! Ve kadınlar birkaç laf ettikten sonra bileklerinden kavrarsın: “Hadi güzelim.” Yatak odasına götürüp düzersin. Ve itiraz etmezler moruk. O ritme girdikten sonra takılırsın. Çok fazla kadın var ortalıkta. İyi görünürler ama kopmuşlardır. Tek başlarına yaşarlar, işe giderler, eve dönerler. Birinin onları öyle götürmesi büyük şeydir onlar için. Bir de oturup içiyor ve konuşuyorsa, iyi vakit geçiriyorlar demektir. İyiydi. şanslıydım. Çağdaş kadınlar. söküklerini dikmezler ama. onu unut.

Benim kadın düşmanı olduğumu düşünüyorlar ama değilim. Kitaplarımı okumayıp duyduklarıyla karar veren insanlar bunlar. “Bukowski kadın düşmanı bir domuzdur!” Bunu duyuyorlar ama işin aslı nedir diye merak etmiyorlar. Evet, zaman zaman kadınları aşağıladığım doğru. Ama erkekleri de aşağılıyorum. Hatta herkesten çok kendimi aşağılarım. Birinin aşağılanmayı hak ettiğini düşünüyorsam aşağılarım. Erkek, kadın, çocuk, köpek fark etmez. Kadınlar fazla hassas, ayrımcılığa maruz kaldıklarını sanıyorlar. Onların sorunu da bu.

Charles Bukowski

Gitmeden Bunlara da Bakabilirsiniz

Read more

Anneme Mektup – Sergey Yesenin

anneme mektup - sergey yesenin

Anneler Gününe Özel Şiir

Şiir : Anneme Mektup (Anneler Günü Özel Şiir)
Şair : Sergey Yesenin
Yorum : Günay Aktürk

Dünya Edebiyatı serisinin 56. videosu. Bu defa Rus Edebiyatından şair Sergey Yesenin ve “Anneme Mektup” adlı şiiri. Sözleri aşağıdaki gibidir. Yorum: Günay Aktürk | Dinle ve dinlettir.

Anneme Mektup - Sözleri

Sağ mısın henüz ihtiyarcığım?
Ben de sağım. Selam, selam!
Döksün çatısından yuvacığının
O betimsiz aydınlığını akşam.

Duyuyorum özenip tasanı gizlemeye,
Kederleniyormuşsun benim güç yazgıma,
Sık sık çıkıyormuşsun yolumu gözlemeye
Bürünüp eski moda harap urbana.

Ve akşamın mavi karanlığında sana
Sık sık görünüyormuş bir acıklı düş:
Meyhane kavgasında birisi güya
Fin işi bıçağını yüreğime gömmüş.

Değil anacığım! Dinsin gözünde yaş.
Başka şey değil bu, acı bir karabasan.
Olmadım daha öyle sefil bir ayyaş,
Hiç ölür müyüm sana kavuşmadan.

Eskisi gibiyim yine, öyle sevecen ve sıcak
Ve yalnızca bir düşte yanıyor yüreğim,
İçimde başkaldıran özlemle çabucak
Alçacık evimize döneceğim.

Döneceğim, baharın ak bahçemizde
Salınınca dallar dört bir yandan.
Ancak sen uyandırma beni sekiz yıl önce
Uykumu böldüğün gibi gün ağarmadan.

Uyandırma o düşler içinde gideni,
Dalgalandırma o gerçekleşmeyeni,
Çok erken bir bitkinliği ve yitimi
Çekmek beklermiş yaşamda beni.

Dua etmeyi de öğretme bana. Eksik olsun!
Eskiye dönüş hiç yok artık.
Sensin tek dayanağım ve avuntum,
Tek sensin bana betimsiz aydınlık.

Unut, son ver artık tasanı gizlemeye,
Kederlenme benim güç yazgıma.
Öyle sık çıkma yolumu gözlemeye,
Bürünüp eski moda harap urbana.

 

Sergey Yesenin

Read more