Aşık Veysel Demokrasinin Budur Rejimi

Aşık Veysel’in Adnan Menderes döneminde yazdığı “Demokrasinin Budur Rejimi” şiirini simgeleyen illüstratif görsel

Adnan Menderes Dönemi: Demokrat Parti, CHP ve İktidar Gerilimi

Aşık Veysel, 1950’li yılların baskı ortamında yazdığı Demokrasinin Budur Rejimi şiiriyle bir döneme itiraz eder. Türkiye çok partili hayatla yeni tanışmıştır, demokrasi emekleme çağındadır. İktidarda Demokrat Parti, muhalefette CHP vardır. Ancak muhalefet sadece Meclis’te değil, sokakta da susturulmak istenir. Adnan Menderes, “Vatan Cephesi” adı altında halkı kendi safında toplamaya girişir. Katılmayanlar fişlenir, dışlanır, hain ilan edilir.

Aşık Veysel’in Adnan Menderes döneminde yazdığı “Demokrasinin Budur Rejimi” şiirini simgeleyen illüstratif görsel

Devlet radyosu her gün saatlerce bu cepheye katılanların isimlerini okuyor. İşte tam da böyle bir dönemde, bir halk ozanına da uzanıyor bu çağrı: Aşık Veysel’e… O ise dik duruyor. Valinin defalarca köyüne gelip Vatan Cephesi‘ne katılma teklifini geri çeviriyor. Ne siyasi menfaate eğiliyor, ne iktidarın gölgesine sığınıyor. Bu duruşunun bedelini ağır ödüyor: resmen köyüne hapsediliyor. Ama onun sesi, sazından yükselen vicdanın sesi, susturulamıyor.

Ve işte Âşık Veysel, 1950’lerin baskıcı ve yasakçı yönetimine karşı ”Demokrasinin Budur Rejimi” isimli şiiriyle karşılık veriyor.

Demokrasinin Budur Rejimi

Bu video, Aşık Veysel’in Adnan Menderes iktidarı döneminde yazdığı Demokrasinin Budur Rejimi adlı şiirin seslendirmesidir. Şiir, Vatan Cephesi uygulamaları ve 1950’ler Türkiye’sindeki demokrasi tartışmalarına doğrudan bir itiraz niteliği taşır.

Demokrasinin budur rejimi!
Vatan milletindir, kim kovar kimi?
Sıkma savcıları, kovma hâkimi,
Şekavet yok, adalet var bu yolda.

Topkapı’da, Kayseri’de, Uşak’ta,
Kimin hakkı vardır, bu sefil halkta?
Parmaklar oynuyor türlü nifakta,
Selamet yok, felaket var bu yolda.

Radyo denilen milletin malı,
Neşriyatlar tarafsızca olmalı.
Hâkimiyet milletindir bilmeli,
Esaret yok, hep millet var bu yolda.

Manasız mantıksız Vatan Cephesi!
Vatan milletindir bu neyin nesi?
Maksat Menderes’in seçim dalgası!
Menderes yok, memleket var bu yolda.

Milletsiz bir devlet yoktur olamaz.
Eğri bakan aradığın’ bulamaz.
Hiçbir parti ebediyen kalamaz,
Şikâyet yok, nihayet var bu yolda.

Veysel söyler ama duyulmaz sesi!
Doğru diyenlere diyorlar asi!
Böyle değildi şu demokrasi,
“Tahkikat” yok, hürriyet var bu yolda.

Söz: Aşık Veysel
Seslendirme: Günay Aktürk

Read more

Rücu Şiiri Cemal Safi

Rücu Şiiri’ni simgeleyen, pişmanlık ve aslına dönüş temasını anlatan hüzünlü alegorik sahne

Rücu Şiiri Cemal Safi | Günay Aktürk Yorumuyla

Rücu Şiiri Cemal Safi’nin en bilinen şiirlerinden biridir. Bu sayfada Cemal Safi’nin “Rücu” adlı şiirinin tam metni yer almakta; şiir, Günay Aktürk tarafından yorumlanarak seslendirilmiştir.

Rücu Şiiri – Cemal Safi (Metin)

“Rücu”, Cemal Safi’nin insan ilişkilerine, hayal kırıklıklarına ve kendini kandırma hâllerine dair en sert şiirlerinden biridir. Şiir boyunca karşısındakini değil, aslında kendini muhasebeye çeker.

Rücu Şiiri’ni simgeleyen, pişmanlık ve aslına dönüş temasını anlatan hüzünlü alegorik sahne

Sen benim gözümde bir rivayettin
İlk değil alçağı yüksek görüşüm
Sanma ki sen bana ihanet ettin
O senin aslına rücu edişin

Gün olur kediye düldül derim ben
Gün olur baykuşa bülbül derim ben
Tedirgin etse de gerçek ötüşün
O senin aslına rücu edişin

Caymadım cüceyi yüce görmekten
Caymadım cahile cüret vermekten
Gözümden düşse de hal ve gidişin
O senin aslına rücu edişin

İlk defa vurmadım başımı taşa
Yanıla yakıla geldim bu yaşa
Sanma ki sen beni aldattın hâşâ
Çoktandır başladı bende bitişin
O senin aslına rücu edişin

Kahrını çektiysem vardır bir neden
Sensin bu duyguyu bende üreten
Gübredir toprağı verimli eden
Kim kimi kullanmış şöyle bir düşün
O senin aslına rücu edişin

Oyun bitti bu son perde son gala
Güçlü olsan başarırdın pekâlâ
Aslan rolü yakışmıyor çakala
Bırak da kendine gelsin gidişin
O senin aslına rücu edişin…

Cemal Safi

Read more

Habil İle Kabil – Tevfik Fikret | Şiir ve Video Yorum

Habil ile Kabil anlatısından yola çıkan alegorik sahnede, kardeş cinayeti, savaş, iktidar, vicdan ve masumiyet temalarının iç içe geçtiği karanlık bir insanlık tablosu.

Habil İle Kabil Şiiri – İnsan Suçsuz ve Azarlanmış

Habil İle Kabil Şiiri
Şair : Tevfik Fikret
Yorum : Günay Aktürk

Tevfik Fikret’in “Habil ile Kabil” şiiri, insanlık tarihini bir kardeş cinayeti üzerinden okuyan sert ve vicdani bir metindir. Bu sayfada şiirin tam metni ve Günay Aktürk’ün video yorumu yer almaktadır.

Habil İle Kabil Şiiri Sözleri

Habil ile Kabil, iki kardeş…
Tarih bize kardeşliği gösterir bir kanlı sahneyle.
Ve o korkunç örnekle gözümüze
lânetli bir gülüş gibi ürkütücü, çok öfkeli
Binlerce görüntüyü serer.
İnsan suçsuz ve azarlanmış, günahkâr ve pişman,
Yüce yurdundan bu aşağılık kavga yerine,
Sonsuz bir üzgü ve sürekli bir sürgünle
Gönderilirken, ona gizli bir bağırışla
«Yüksel» demiş; soyundan gelecek kuşağı da
Hem alçalmaya, hem çalışmaya tutsak eden, alçak
Bir yaradılışı yükselmek tutkusuyla yormak,
Yormak ve yaşatmak isteyen güçlü Tanrı,
Şöyle cezalandırmış kendisine başkaldıranları :

“İnsanoğlu yok ederek yok olacaktır,
Bu belâlı geçit hep kanla dolacaktır!”
İnsanoğlu, işte şu karşıtların karması:
Şeytanla melek, zulümle sevgi, deliyle akıllı.
Öfke ve hınçla hep yanılıp bozulmuş,
Hep birbirinin can düşmanı, kanına susamış.
Ektikleri hep ayrılık, biçtikleri hep kin,
Hep kanlı bir iz geçtikleri yerde kalan.
İkiyüzlülük, dedikodu. yüzlerinin parlak örtüsü;
Kardeş kanı: kadehlerinin eski şarabı.

Habil ile Kabil anlatısından yola çıkan alegorik sahnede, kardeş cinayeti, savaş, iktidar, vicdan ve masumiyet temalarının iç içe geçtiği karanlık bir insanlık tablosu.

Öldürme zafer, yıkma şeref, yağmalama şan;
Adalet ile iyilik, adı kin ile küskünlüğün.
Hak öncesiz bir anı, zorunlu unutulması;
Yasa yumulmuş bir koca el.- zorbanın muştası.
İnsanları sevmek, korumak kötü, acımak utanç,
Azgın bencillik, elde kılıç, katı bir yargıç.
Başlar hep özen ve tasa düzeninin yukarısında,
Eşitlik yalnızca ayak altında kalanlarda…

Yazgısı onun bu zaten, kara toprakta sürünmek;
Toprak ona her şey; .ona ocak, ona ekmek.
Ekmek, su, hayat, işte bunlar bütün payına düşen,
Ama sen o tutkunla
Sen ey yitik cennetin karanlık sürgünü!
O tutkunla yaşamayı
Zehir ediyorsun kendine; tutkunun vuruşları
Dikkatini sarsıp yıkıyor, artık elinden,
Artık ayağından, başından ve dilinden
Kan serpiliyor, kan yağıyor, kan coşuyor, kan!

Bak haline, şaşkın, şu kızıl acıyla yığılan
Sensin; çektiklerinle süslenmiş şu mezarlar!
Utançla bir bak.
Şu karşında görünen nedir?
Can yakan bir savaş, ölüm yeri; o yatan şey,
Bak bak, şu pis, şu soğuk leşe… O bir bey,
Bir subay, otuz yılda açılmış koca bir gül,
Ailenin bir çocuğu, yurdun bir umudu… Gül,
Gül de için açılsın ve övün; işte zaferler,
Şanlar, bağışlar, gürültüler…
Ama ne haber o dargın,
suskun taşın altında yatandan?

Yazıklar olsun sana, ey yaradılışı kan döken!
Tiksiniyorum senin o acı tablolarından! O kandan,
Kandan, yaradan, ağlayıştan, inleyişten,
acıdan oluşan o uğursuz tablolarından.
O üzen cehennem tablolarından…
Yine de Tanrın acımış da
o yerdiğin ağulu suya bir damlacık
İyilik katmış. Onun mutlu çocuğu bu dernek.
Bir dernek ki ayı ve güzelliğiyle gökçe,
Dilek ve eylemlerinin kutsallığıyla gökçe!

Saygı sana, ey güçsüzlüğü avutan vekil,
Düşkünlere uzanan sevimli, şifalı el!
Saygı sana ey sevecenlik, insanlığın yüzünden
Kanlarını incelik, sabır ve beceriyle silen!
Saygı sana, ey kavgaların ağulu tırnağını
Çağın ciğerinden sökecek gizli pençe!
Saygı sana, ey akpak yüzü gül saçan!
Sana saygı, sana saygı…

Ama seni vicdan
Hep kanlara batmış ve kızarmış görecekse,
İnsanda bu delilik daha pek çok sürecekse,
Doğrusu insanlığın bu uyuşmazlık,
düşmanlık yazgısı ise.
İnsan buna mahkûm ise…
Yazık!

 

Tevfik Fikret

Gitmeden Bunlara da Bakabilirsiniz

Read more

Özdemir Asaf Şiirleri – Kısa Şiirler ve Sözler

Özdemir Asaf sözlerinden esinlenilmiş, aşk, ayrılık, mutluluk, ölüm ve zaman temalı sekiz katmanlı alegorik kompozisyon

Özdemir Asaf’ın Şiir Dünyası

Özdemir Asaf şiirleri; aşkı, yalnızlığı ve suskunluğu büyük cümlelerle değil, keskin bir sadelikle anlatır. Okurla arasına mesafe koymayan bu dizeler, her okunuşta yeni bir anlam katmanı açar. Bu seçkide yer alan şiirler ve sözler, dinlemekten çok hissetmek isteyenler için hazırlandı.

Özdemir Asaf Sözleri

  • Neyine bağlandın bu kadar? Bana bakmayan gözlerine mi, yoksa benim olmayan kalbine mi?
  • İnsanlar, insanların içerisinde insana hasret yaşarlar.
  • Bekle beni dedi gitti. Ben beklemedim o da gelmedi. Ölüm gibi bir şeydi ama kimse ölmedi.
  • Yalnızlık yaşamda bir an, hep yeniden başlayan.
  • Kendine gel, seni orada bekliyorum.
  • Bir gün benden şikayet ettiğin ne varsa özleyeceksin.
  • Küçükken hayvanlarla konuşabilsem ne ilginç olurdu diye düşünürdüm. Meğer yıllardır iletişim kurabildiğim bir sürü hayvan varmış.
Özdemir Asaf şiirlerinden alıntılarla oluşturulmuş, aşk, ayrılık, yokluk ve suskunluk temalı alegorik Bosch tarzı kompozisyon
  • Çok ayrılık içtim ben, kalbim güzel hani. Seni sensiz de sevebiliyorum.
  • İnsan parasını kaybedince fakir, özgürlüğünü kaybedince esir, aşkını kaybedince de Şair olurmuş.
  • Yaşamak değil beni bu telaş öldürecek.
  • Gerçek değer gelmesi boşluk dolduran değil, gitmesi boşluk yaratandır.
  • İki seçeneğin var. Ya ya kal, ya gitme!
  • Söylenmiyor çok şey susmadan…
  • Beni yokluğunla savaştırma, kaybederim.

Yalnızlık Paylaşılmaz...

  • Madem yalandı her şey bıraksaydın öyle kalsaydı. Bana son yalanın Ben de sevdim olsaydı.
  • Yalnızlık paylaşılmaz, paylaşılsa yalnızlık olmaz.
  • Beni öyle bir yalana inandır ki ömrümce sürsün doğruluğu.
  • Ben sevmekten hiç borçlu çıkmadım.
  • Kim bilir kaç kişi ayrı yataklarda birbirine sarılarak uyuyordur.
  • Gelmen bir iyiliktir diyecektim, kapıyı hep başkaları açtı.
  • Sana gitme demeyeceğim ama gitme lavinia.
  • Bir kelimeye bir anlam yüklediğim zaman sana sesleneceğim.
Özdemir Asaf sözlerinden esinlenilmiş, aşk, ayrılık, mutluluk, ölüm ve zaman temalı sekiz katmanlı alegorik kompozisyon
  • Sen bana bakma Ben senin baktığın yerde olurum.
  • Bakarken kıyamamak mı, yoksa baktıkça doyamamak mıdır aşk?
  • Oysa ne çok ağladım ben bir damla yaş dökmeden. Artık benim mutluluk denen bir kavramım olmayacak, daha mutsuz olmamak için.
  • Sen gibi bir şimşek çakıyor, tam kalbime düşüyor yıldırımı: Ben gidiyorum.
  • Ben ölseydim O belki ağlardı ama o ağlasaydı ben ölürdüm.
  • Aşk iki kişinin sokak kavgasına benzer çünkü ayıran hep bir yabancıdır.
  • Sırtımızı yaslayıp uyuduğumuz taşları mı atacaklar kafamıza, taş kalpleri taç yaptık diye başımıza?
  • “Benimle ömür geçer mi?” dedim, “Seninle geçir ömür yeter mi?” dedi. İşte buna bir ömür yetti.

Herkes fazlasıyla sevmiş...

  • Ne cenneti merak ediyorum ne cehennemi. Çünkü ben annemi gülerken de gördüm ağlarken de.
  • Bütün renkler aynı hızla kirleniyordu birinciliği beyaza verdiler.
  • Dost gerçekleri, düşman işine geleni, deli ağzına geleni, aşık içinden geçeni söylermiş.
  • Herkes fazlasıyla sevmiş. Ben eksiklikleriyle de sevdim oysa.
  • Uykunun içinde bir rüya, rüyamda bir gece, gecede ben. Bir yere gidiyorum delicesine, aklımda sen.
  • Bana dokunmayan yılan bin yaşasın. Bu yılan doğadaki yılandır toplumdaki değil. Yanlış anlaşılıyor.
  • Bunca yıl yaşadım elime ne geçtiyse yitirdim. Biraz daha yaşayacağım. Yalnız bir şey biriktirdim; bir bakış, bir görüş, bir duyu, bir düşünce… Belki aç kalacağım, suçlanacağım ölünce. Biraz yazdım hep yazacağım.
  • Tek kişilik miydi bu şehir? Sen gidince bomboş kaldı.
Özdemir Asaf Kimdir sorusunu aşk, insan, toplum ve yalnızlık temalarıyla anlatan sekiz katmanlı alegorik görsel
  • Konuşmak susmanın kokusudur. Ya sus git, ya konuş gel, ortalarda kalma. Yalan korkaklığın tortusudur. Dürüst kaba ol, eğreti saygılı olma.
  • Ağlamak, unutmak kadar kolaydır inan. Sevin ağlayabiliyorsan, Sevin ağlıyorsan, gül ağlayabiliyorum diye, gül ağlıyorum, ağlıyorum diye. Sana birşey yapamam, ağlayamıyorsan…
  • Seni bulmaktan önce aramak isterim. Seni sevmekten önce anlamak isterim. Seni bir yaşam boyu bitirmek değil de, sana hep, hep yeniden başlamak isterim.
  • Ağzında yalan varken konuşma.

Bunlara da Bakabilirsiniz

Read more

İncitme Şiiri – Abdurrahim Karakoç

İncitme Şiiri’ni simgeleyen, kırmamaya ve incitmemeye dair hüzünlü ve sade bir sahne

İncitme Abdurrahim Karakoç | Günay Aktürk Yorumuyla

İncitme Şiiri Abdurrahim Karakoç’un en bilinen şiirlerinden biridir. Bu sayfada Abdurrahim Karakoç’un “İncitme” adlı şiirinin tam metni yer almakta; şiir, Günay Aktürk tarafından yorumlanarak seslendirilmiştir.

İncitme Şiiri – Abdurrahim Karakoç (Metin)

Gölgesinde otur ama
Yaprak senden incinmesin.
Temizlen de gir mezara
Toprak senden incinmesin.

Yollar uzun, yollar ince.
Yol kısalır aşk gelince.
Yat kurban ol İsmailce
Bıçak senden incinmesin.

Burdayım de ararlarsa.
Doğru söyle sorarlarsa.
Tabutuna sararlarsa,
Bayrak senden incinmesin.

İncitme Şiiri’ni simgeleyen, kırmamaya ve incitmemeye dair hüzünlü ve sade bir sahne

İl göçsün göçtüğün vakit.
Yol yansın geçtiğin vakit.
Suyundan içtiğin vakit,
Kaynak senden incinmesin.

Toz konmasın sakın sana.
Hakkı geçer halkın sana.
Gücenmesin yakın sana,
Uzak senden incinmesin.

(Yasaklı Rüyalar)

Abdurrahim Karakoç

Read more

Bu Gidiş Nereye

Bu Gidiş Nereye şiirini betimleyen Bosch tarzı sürreal resim; kayalık bir tepe üzerinde düşünceli bir kadın ve çevresinde karanlık, gizemli figürler, yollar ve fantastik yapılar.

Nereye Gider İnsan Kendinden Uzaklaşınca?

Bu Gidiş Nereye… Bu şiir, sevdiği bir insanın kendisinden ve belki de hayattan uzaklaşmasını gören birinin şaşkınlığı, öfkesi, çaresizliği ve hâlâ kopamamış sevgisi hakkında. Biraz da insanın kendi kendisini nasıl kaybedebildiği hakkında.

Ne olduğunu tam olarak açıklamıyorum. “İstilacılar” kim, kadın neden böyle, “arayış” neyin arayışı — bunların hiçbirini kesinleştirmiyorum. Bu yüzden şiir tek bir hikâyeye kapanmıyor.

Yıllar sonra bu şiiri tekrar okuduğumda muhtemelen aklımda kalan nihai soru “Bu gidiş nereye?”den çok “Bu kadına ne oldu?” olacak gibi görünüyor…

Bu Gidiş Nereye şiirini betimleyen Bosch tarzı sürreal resim; kayalık bir tepe üzerinde düşünceli bir kadın ve çevresinde karanlık, gizemli figürler, yollar ve fantastik yapılar.

Bu gidiş nereye?
Bu arayış kimden?
Ölü bilincimde kâbus
ve gün ortasında ayan ve beyan,
nicedir hem duyar hem görürüm seni.
Kıstırmaktasın kuyruğunu nicedir.
Nicedir sarhoş,
umudun elini bırakmış bir anne güdüsüyle,
kendi yamacında gönenmektesin.
Delirdin mi sen?
İstilacılara mı erdin?
Çiğ bir sevinçte kuşkuya dahi meyletmeden kadınım,
bir garip hal eylemektesin…
Bu gidiş nereye?
Bu arayış kimden?
Delirdin mi sen?

Günay Aktürk

Diğer Şiirleri de Okuyabilirsiniz

Read more
Powered by Gelecek Internet