Kaybetti O Yetisini Düşünen İnsan

düşünen insan ali şeriati

Saygın Bir Miden Olsun Ey İnsan

Okuyan Okuduğunu anlamıyor, dinleyen dinlediğini anlamıyor. Ne kalıyor geriye? “Hafızın sesi güzel!” mi?

Ali Şeriati

düşünen insan ali şeriati

Yanık ve içli bir ses kalıyor geriye. İlahi olanı anlayamama gayreti, hikmetinden sual olunmaz fikrine meydan veriyor. Sen sual etmeyecek olduktan sonra “kadiri mutlak“ın yerini her şey kolaylıkla doldurabilir. Tabii din tüccarları da bunun farkında, ortalıkta düşünen insanlar dolaşmasın diye sorgulamayı yasaklıyorlar.

Düşünemeyen insanlar zaten bu beceriden muaflar. Bir erkek bir kadını baskıladığı derecede ilkeldir. Kadınları zapturapt altına almalarının nedeni de bu. Biz de bu yüzden düşüncenin gücüne inanan insanlar yaratmak gayretindeyiz. Asıl siz bu işin yansımasına bakın. Biz buna yeltenince kâfir yaftasıyla sopayı gösterip cehennem ateşini olanca görkemiyle önümüze seriyorlar.

Cehalet mi korkudan beslenir yoksa korku mu cehaletten? İkisi de birbirini besler diye düşünüyorum. Bir çocuğu geceleri hayaletlerle korkutursanız, kendisine zarar vermemeleri için zamanlara onlara yalvarmaya başlar. Sözünden çıkmadığı takdirde zarar görmeyeceği öğüdünü almıştır büyüklerinden. İnsanın arkasında böyle bir güç varken düşünmeye gerek duyar mı hiç? Boyuna zalimler için yaşasın cehennem der ama suya sabuna sokmaz elini. Neden sokmaz dersiniz? Çünkü kadiri mutlak güç günü geldiğinde hepsinin icabına bakacaktır da ondan. Peki, senin icabına bakmayacak mı sanıyorsun? Gördün, şahit oldun ama sesini çıkartmadın. Çünkü korkuyordun. Hey ötekiler! Kurduğunuz korku imparatorluğunun dünyayı nasıl bir yere çevirdiğinin farkında mısınız?

düşünen insan makalesi

Düşünce gücünün ortalıktan sıvışma olayına tekrar gelelim. Savunma mekanizmanı delip geçiyor bu korku. Çünkü o mekanizma hiç gelişmemiş. Adeta ilkel bir örümcek ağı! Bir sineği bile avlayamayacaksa düşünen bir beyne sahip olduğun için boşuna övünüyorsun demektir.

Peki, ne yapmak gerekiyor? İlk önce korkularımızdan arınmamız gerekiyor. Bunu yapmak için de bu korkuları yaratanlara çevirelim yönümüzü. Mesela cehennem ateşini öyle bir anlatıyorlar ki duyan da dört gün dört gece konakladılar zanneder. Burada Bill Maher’e kulak verelim. “Öldüğünüzde ne olacağını biliyorum, diyenlere gelince… Hiçbir şey bilmediklerini garanti ediyorum. Bundan nasıl mı bu kadar eminim? Çünkü ben bilmiyorum. Sende de benim sahip olmadığım o zihinsel yetenekler yok.

Ulaştığımız inanç ve fikirler kendi ürünümüz olmalı. Tabii dünyada yeni namına bir fikir yok, her şey daha önce düşünülüp ortaya saçılmış. Aslında biraz düşününce bu fikrin bile hatalı olduğu ortaya çıkıyor. Varoluşa dair hiçbir şey bilmiyorsun. Sadece inancının söylediği kadarıyla ve onlar da kanıtlanmaya müsait bilgiler değil. Paralel evrenler hakkında da bir şey bildiğin söylenemez. Bizlere yaşamın öz dokusuna dair güçlü bilgiler vereceğini düşündüğüm kuantum mekaniği hakkında ne söyleyebilirsin? Bu ve bunun gibi hipotezler henüz araştırma konuları ama bir gün mutlaka gerçeği öğreneceğiz. Tabii o güne kadar aptallık, düşünen tek bir insan bile bırakmazsa.

düşünen insan heykeli ve sözleri

Fakat bilinen şeylerin ne kadarına sahipsin diye sormak zorundayım? Ne diyordu Newton: “Eğer daha uzağı görebiliyorsam bu, benden önceki devlerin omuzlarında durduğum içindir.” Demek ki insan tek başına hiçbir şeymiş. Bilgi ağını kullanarak evrensel bir zekâ yaratılıyor. Peki, sen kimlerin omuzları üzerinde baş aşağı düşmekte olduğunu ne zaman idrak edeceksin?

Karşıt görüşlerden de haberdar olmak! Bize gereken şey bu. Rehberimiz mantık olmalı. İnancımızı besleyen fikirleri aramak nafile bir çaba. Bilimsel bir akılla düşünmeliyiz. Gözünün önünde sandığın şey deneylenebiliyor mu? Gerçeklik algının kirlenmesine müsaade etmemelisin. Beyin öyle kudretlidir ki bir defa çalışmaya başladığı zaman alt edemeyeceği korku kalmadığını göreceksin. İnsanlığı “şüphe” geliştirecek. Yuttuğun her şeyi hazmetmekten vazgeç artık. Saygın bir miden olsun. İnanıyorum. “Düşünen insan” düşünme yeteneğini bir gün yeniden kazanacak.

Günay Aktürk

Read more

Francis Bacon’un Bilim Felsefesi

francis bacon ve bilim felsefesi

Francis Bacon - Bilim Felsefesi Ve İdoller

francis bacon ve bilim felsefesi

Platon ve Aristoteles‘ten başlayarak “Evreni anlama ve bilgiye ulaşma konusunda kullanılan yöntem, tümdengelimci Aristoteles mantığı idi. Fakat bu mantığa aykırı olduğu apaçık belli olan birçok gözlem mevcutken, bilginin nasıl analiz edileceği konusunda ortada bir çıkmaz söz konusuydu. Bu durum en nihayetinde “Aristoteles nerede hata yaptı?” sorusunu akıllara getirdi.

Bu çıkmaz, Descartes ve Bacon ile yavaş yavaş değişmeye başladı. Descartes, şöyle bir açıklama geliştirir: “Pek yavaş yürüyenler de, eğer daima doğru yolu izliyorlarsa, koşup da doğru yoldan uzaklaşanlardan daha çok ilerleyebiliyorlar.” “Yöntemli bilme” mantığına bir taş da Bacon ekleyerek şu ifadeyi kullanır: “Doğru yolda giden bir topal, yoldan çıkan süratli bir kişiyi yarışta geçer ve doğru yolda koşmayan birinin ustalığı ve hızı da onun hatasını arttırmaktan başka bir işe yaramaz.” Aslında bu iki ifade de, yeni bir bilim anlayışının ilk sinyalleridir. Başat mesele, sorulan soruya doğru yanıt vermemizi sağlayacak hakiki yöntemi bulabilme çabasıdır diyebiliriz.

Francis Bacon‘un “Büyük Yenilenme” diye de bilinen ve onun bir parçası olan “Novum Organum” isimli çalışması, Aristoteles mantığının yerini almasını amaçlamıştır. Bacon, bu eserinde doğanın anlaşılabilir olduğunu savunmuştur. Ona göre insan, tabiatın hakimi ve yorumlayıcısıdır. Eğer tabiat yeterince iyi gözlemlenirse kaçınılmaz olarak onu anlayabilir ve doğal olarak da onunla başa çıkılabilir. Bacon’a göre bilimin asıl hedefi, yeni keşiflerle gelen zenginliklerin insan yaşamını besleyip büyütmesidir. “Tabiat, sadece yine tabiatın kurallarına uyularak kontrol altına alınabilir.”

Bacon, bilgiye giden yolda öncelikli yaklaşımın “kuram“lar yaratmak olduğunu savunur. Ona göre kuram olmadan olgular yeterince görünür değillerdir.

Bacon’a göre insan zihninde dört tane idol vardır.

1- Soy İdolleri
2- Mağara İdolleri
3- Çarşı İdolleri
4- Tiyatro İdolleri

Soy idolleri, insan doğasında bulunan ve “şey”lerin ölçüsü olduğunu iddia eden kavrayıştır. Bu idole göre bilgi dışarıda değil insan zihninde olduğu için gerçeğin bilinemez olduğu zannına kapılır.

Mağalara idolleri daha çok kişiseldir. Ama bilgi akışı dışarıdan gelir. Eğitimin öğretileri ya da hayranı olduğumuz insanların görüşleri, bu idolü besleyen başlıca etkenlerdir.

Çarşı idolü ise dil kullanımında yatar. Bozuk, tanımı belirsiz ve amacını isabet ettirememiş muğlak cümleler insanı yanlış anlama ve yönlendirme yoluna sürükler. Bacon’a göre bu nedenle bilim dili temizlenmelidir.

Tiyatro idolleri ise ideojilerden edinilmiş yöntemlerdir. Bu yöntemler bizleri “gerçek”lerden uzaklaştırır. Aslında Bacon’un tarif ettiği Tiyatro idolü Aristoteles felsefesinden başka bir şey değildir.

Tüm bu bilgilerin ışığında anlıyoruz ki Bacon, toplumun yaşadığı sıkıntıların ancak deneysel bilgi yoluyla giderilebileceğini savunmuştur. Tecrübeye dayalı bilgi edinme biçimi!

Read more

Oscar Wilde İle İnsan Portresi

Oscar Wilde İle İnsan Portresi

Oscar Wilde İle İnsan Portresi

Oscar Wilde İle İnsan Portresi

Oscar Wilde demiş ki: “Hayatınızı cahillere, sıradan insanlara ayırarak heba etmeyin.”

Hele kırbacı yesinler de ondan sonra Wilde gardaşım. İnsan figürü bu, uzak durmak için önce ona maruz kalmak gerek. Bekle ki şişe geçirilip ateşte yansınlar hele. Suda boğularak dipteki çamura batmadan olmaz o dediğin. Önce bedenleri istila edilsin. Hamam böcekleri gibi ezilsin gurur denilen soytarı, anladın mı?

Bekle canım ne acelen var! Geçip gitsin ilk gençlik dönemi en güçlü darbelerle. Bekle ki fırtınaya kapılsınlar. Denize düşen yılana sarılsın. Belki içlerinden bazıları yılan olmaya heveslidir, ne malum? Öğüt denilen şeyi kulaklar işitmez Oscarcığım. Deneyim gerek onlara. Denesinler de görsünler karadeliği tersinden!

Zerrelerine kadar parçalanmadan akıllanmaz bunlar. Termodinamiğin ikinci yasasını hiç duymadın mı şekerim! Her şey bir gün bozulmaya mahkumdur. Ama sen ne yapıyorsun? Yamalı bohçadan fistan dikmeye çalışıyorsun. Gözünün çapağını yerim senin. Onların gözlerine gençlik perdesi inmiş. Kanları deli akıyordur şimdi. İlle de o uçurumdan aşağıya atlayacaklar. Tutabildiğimize yetiştik. Hem bu dünyada kim kimin kurtarıcısıdır, orası belli olur mu hiç? Düşünsene bir kere! “Akıl veren akılsızlığından haberdar değil bu dünyada.

Son bir söz etmesem eksik kalırdı cümleler. Ne demiş Mevlana: “Cahille girme münakaşaya; Ya sinirini zıplatır tavana ya da yazık olur adabına.” Ah bu sözler yok mu, at izini it izine karıştırıyorlar. Mevlana’nın bu sözünü cahiller de okuyor. Üstüne alan bir tek cahil var mı şu memlekette? “Bilenle bilmeyen hiç bir olur mu?” İşte bu söz ağızlara pelesenk olmuş. En çok da cahil ehlinin ağzında. Neyi biliyorsun? Kendinden haberdar mısın mesela? Hani derler ya, beyinden kalbe giden yol, en uzun yoldur. O mesafeyi kat etmeyi başarabildin mi? Kendini bilmeden neyini bileceksin bir başkasının?

İnsan figürü Oscar’ım, bizler de o portreye dahiliz. Bizler bilge insanlar mıyız peki? Aşabildik mi o en uzun mesafeyi? Hiç sanmıyorum. “Hayatınızı cahillere, sıradan insanlara ayırarak heba etmeyin.” diyorsun. Doğru diyorsun. Peki, sorarım sana, kimdir cahil? Sıradan insan kimdir? Aslında değişir kişiden kişiye. Kendimden misal vereyim. Dindar insanlar nazarında cahilin önde gideni olduğum açık. “Hiç bilenle bilmeyen bir olur mu?” meselesi. Aslında çatışma buradan başlıyor: Bilgiyi yorumlama şekli!

Sezgi Mi Akıl Mı Oscarcığım?

Bir kimse savunduğumuz bir inanışı/gerçekliği reddediyorsa, o kimse cahil donunda görünüyor gözümüze. Benim cahil tanımım ise şu şekildedir: Bir bilgiyi deney yoluyla kanıtlayamadığı halde ona körü körüne inanan insan, düşünebilme kabiliyetine rağmen cahildir. İki tanım arasındaki çelişkiye bakın hele. “Hiç bilenle bilmeyen bir olur mu?” Bilmekten kasıt nedir burada? Dini ya da bilimsel bilgilerin söyledikleri mi? Öyleyse size şöyle sorayım: Mantığın peşinden mi gidiyorsunuz yoksa sezginin peşinden mi?

Müsaadenle küçük bir farkı daha beyan edeyim Oscarcığım. Bir şeyin gerçek olduğundan kuşkulanmak başka, emin olmak bambaşkadır. Sana şu anda kapının arkasında, karanlığın içinde pusuya yatmış iri bir kurdun beklediğini söylesem bana inanır mıydın? Bence sadece bir anlığına ürperirdin ama inanmak için bakıp test ederdin. Bununla beraber…

Bu bilgiyi (kurdun varlığını) sana çok güvendiğin insanlar söyleseydi ve bunu yaparken suratları kaskatı kesilseydi? Ülkede herkes kendi karanlıklarında kocaman bir kurdun yaşadığına inansaydı? Okullarda ders olarak öğretilse ve nesilden nesle aktarılsa ve bu konuda kutsal kitaplar yazılsaydı? O zaman inanırdın. Bu kurt örneğini Bertrand Russell‘ın kutsal demlik benzetmesinden uyarladım. Kısaca metafiziğin iddia ettiği bilgilerin ispatlanması bilimin değil, dinin sorumluluğu altında demek istiyor.

Derinlerde bir şeylerin var olduğuna inanmak sizi tek başına cahil yapmaz. Ara sıra kuşkulanmayı öğrenmek kaydıyla… Ama bana öyle geliyor ki kapının arkasındaki karanlığa bakmadan orada bir kurdun yaşadığına inanmak, ürpermek, ondan korkmak ve tüm bunlara rağmen onu sevmek akıl ve ruh sağlığı için pek de yararlı bir şey değil.

 

Günay Aktürk

Read more

Nazım Hikmet Hikayeleri – Nikah Hikayesi

nazım hikmet hikayesi

Nikaha Dair - Nazım Hikmet

nazım hikmet hikayeler

Şu fani dünyada cancağızım, ne garibeler var da, ne garibeler var.

Garibelerden Murat: Amerika’da milyoner bir hatunun, kocasını jilet bıçağıyla kestikten sonra, ölüsünün başucunda yedi gün yedi gece dans edip kırk gün kırk gece ağlamış olması değildir. Sinema yıldızlarından bilmem kimin, zayıflamak için, altı sene uyku uyumadığını da garip bulmuyorum cancağızım… Yangınları susuzluktan, milleti tifo hastalığından kırıp geçiren İstanbul Terkos Şirketinin hala feshedilmemiş olması da garip gelmiyor bana doğrusu…

Milyoner karısı kesmiş kocasını, keser a! Kestikten sonra başucunda yedi gün yedi gece dans etmiş, eder a! Kim bilir, zavallı hatuncağız herifin elinden neler çekmiştir. Danstan sonra kırk gün kırk gece ağlamış, ağlar a! O ağlamasın da ben mi ağlayayım cancağızım… Amerika hakimlerine para yediremezse soluğu elektrikli koltuğun üstünde aldığının resmidir hani…

Sinema yıldızı zayıflamak için altı sene uyku uyumamış, uyumaz a! Ben, cancağızım, kendimi bildim bileli uyku uyuyamıyorum. Kışın soğuktan, yazın tahtakurusu, pireden gözümü kırptığım yok efendiciğim…

Terkos şirketi yangınlara su vermezmiş, vermez a! Su onun. Millete tifo aşılıyormuş. Seni zorlamıyorlar a, Terkos suyu içmeyiver a efendim! Şirketi feshediyorlarmış! Etmezler a, sana ne cancağızım…

Ne kocasını jilet bıçağıyla kesen Amerikalı karı, ne altı sene uyku uyuyamayan yıldız, ne de Terkos Şirketinin hali garip gelmiyor bana iki gözüm. İlle ve lakin kendi başımdan bir hal geçti, garibe diye ona derler işte.

Ben cancağızım, geniş düşünürüm senin anlayacağın. Ne mahalle kahvesinde oturup alemin girdisini çıktısını dikiz ederim, ne de belediye intihabatında kafa göz yorarım…

Eh bu ölümlü dünyada hep bekar yaşayacak değiliz a! Kumrular bile çift çift geçinip giderler… Kumru kadar olamayacak mıyız, dedim, bir hatun peydahladım. Şöyle bana göre, karınca kararınca kaderince hatuncağız… Başladık beraber ömür sürmeye…

Bir altı ay geçindik. Aramızda nikah falan yoktu. Nasıl olsa imamlardan sıdkım sıyrılmıştı. Ubeydullah Efendiye de müracaat müracaata üşendim doğrusu cancağızım. Bizim hatun bir manifatura mağazasında tezgahtardı. Ayda kırk papel getiriyordu eve. Ben de atmış beş yetmiş lira bırakıyordum piyasadan, gül gibi geçinip gidiyorduk iki gözüm.

Günlerden bir gün bizim hatun alı alına moru moruna, ateş püskürerek çıktı karşıma: “Sen” dedi, “beni metres gibi kullanıyorsun. Herkes bana namussuz diyor. İlle de nikah isterim.”

Amandı, zamandı, şalabansın, balabansın, karıya meram anlatamadık.

Duvarlara ilanlar astırdık, falan filan ettik, gittik Ubeydullah Efendiye, deftere yazıldık…

Nikah kıyıldığının ertesi günü bizim hatun işe gitmedi. “Ben” dedi, “senin nikahlı karınım. Bana bakmaya mecbursun kanunen.”

Şimdi iki gözüm, cancağızım, bizim nikahlı hatun elini sıcak sudan soğuk suya sokmuyor. Onu yediren, içiren, giydiren, besleyen bendenizim. Yani senin anlayacağın asıl şimdi nikahlı hatunum bana metreslik ediyor. Oysaki, herkes ona namuslu kadın diyor şimdi…

Nikahta keramet var cancağızım! Dünya Garibelerle dolu iki gözüm, garibelerle dolu…

Nazım Hikmet / Ben
Yenigün Gazetesi
24.02.1931
YKY

Read more

Akraba Mı Akbaba Mı

akraba mı akbaba mı

Akrabayı Akrep Soksun

akraba mı akbaba mı

Akraba mı akbaba mı? Çok çetrefilli bir meseleyi hümâyun. Ben de dikkat ediyorum. Bu samimiyet tahrip gücü yüksek saatli bir bomba gibi. Her an her şey olabilir.

Dostoyevski’den bir alıntı yapalım. Akrabalar arasındaki ilişkileri söyle tanımlıyor: “Akrabalar arasında zorunlu bir sevgi bağı vardır. Oysa sevginin önce hak edilmesi gerekir. İşte bu yüzden akrabalar arasındaki sevgi, samimiyetsiz ve iğrençtir.

Aslında başarılı kötülük eylemlerinin sırrı çok açık. Bir yabancıdan çok daha kolay sızabiliyorlar içimize. Zaten içimizdeler. Acaba bu yüzden mi “kötülük içinizde!” diyorlar? Değilse bile umursamakta fayda var.

Akrabayı akrep soksun” demiş atalar. Soksun tabii. Yengeçler de yardıma gelsin. Akraba değil akbaba çünkü. Az biraz yılanlığı da var. Sanki bir yollu hayvanat bahçesi. Ama değil. Hayvanlara hakaret etmek istemeyiz. Ne demiş Nietzsche: “Hayvan olmak için masumiyet gerekir.” Normalde birine güvenmek için belli sınavlardan geçiririz onu. Fakat kan bağı için bu sınava gerek duyulmuyor. Neden çünkü evrim tarafından bile desteklenmiş bir seçilim mekanizması bu.

Biyolojinin penceresinden bakarsanız, akrabalarınızın hayatta kalmasıyla sizin hayatta kalmanız arasında pek fark yok. Buraya kadar güzel. Güzel ama evrim mekanizmasının bizim 21. yüzyılda yaşadığımızdan haberi yok ki. Bu kadar bencil ve aşağılık yaratıklara dönüştüğümüzden de haberi yok. O bizi hâlâ milyonlarca yıl önce Afrika savanasında yaşam mücadelesi veren orta halli bir Erectus ya da Habilis sanıyor. Bu mekanizmaya birilerinin artık gerçekleri hatırlatması gerekiyor.

Neyse… Hepsi tastamam kötü değil tabii ki. Akraba denilen şey seçmece karpuza benzer, seç seç al. Ama yine de o soruyu zaman zaman sormakta fayda var: “Akraba mı akbaba mı?

Günay Aktürk

Read more

Bertolt Brecht – Bizden Sonra Doğanlara

Bertolt Brech

Bertolt Brecht

En güzel şiirler serisine yeni bir video daha. Bu defa Bertolt Brecht ve Bizden Sonra Doğanlara adlı şiiri | Seslendiren: Günay Aktürk | Sözleri aşağıdaki gibidir. Bundan sonraki çalışma ise “Madem İyisin” adlı şiiri olacak sanırım.

Bizden Sonra Doğanlara - Sözleri

I

Gerçekten karanlık bir çağdır yaşadığım!
Ahmaktır hilesiz söz.
Düz bir alın
Vurdum duymazlığa işaret.
Gülen Kötü haberi almamış henüz.

Nasıl bir çağdır bu?
Ağaçlardan bahsetmenin neredeyse suç sayıldığı
Birçok alçaklığa suskun kalışı içerdiğinden.
Yolu kaygısızca karşı karşıya geçen
Ulaşılmazdır artık herhalde
Zorda kalan arkadaşları için.

Doğrudur: geçimimi sağlamaktayım hala
Fakat inanın: bu sadece bir tesadüftür.
Yaptıklarım arasında hiçbir şey hak vermiyor
karnımı doyurmaya.
Tesadüfen ayaktayım.
(Şansım ters giderse mahvoldum.)

Diyorlar ki: ye ve iç sen!
Sevin neyin varsa!
Fakat nasıl yiyip içeyim ki
yediğim bir açın ellerinden kaptığım lokmaysa,
bir susuzun sorduğu bardak suysa içtiğim?
Ve yine de yiyip içiyorum ben!

II

Ben de bir bilge olmak isterdim.
Yazıyor eski kitaplar bilgelik nedir:
Dünya kavgalarına uzak durmak
ve o kısa zamanı korkusuz geçirmek
Şiddete başvurmadan hem
Kötülüğe iyilikle karşılık vermek
Düşlerini gerçekleştirmek değil,
unutmak, bilgelik olarak kabul ediliyor.
Tüm bunları yapamıyorum:
Gerçekten karanlık bir çağdır yaşadığım!

II

Kargaşalık döneminde geldim şehirlere
Açlığın hüküm sürdüğünde.
Girdim insanlar arasına isyan döneminde
Ve öfkelendim onlarla birlikte.
Böyle geçti zamanım
yeryüzünde verilmiş bana.

Savaşlar ortasında yedim ekmeğimi
Katiller arasında yattım uykuya
Özensiz yaklaştım aşka
Ve doğayı sabırsızlıkla izledim.
Böyle geçti zamanım
Yeryüzünde verilmiş bana.

Yollar bataklığa gidiyordu zamanımda.
Cellada bildiriyordu beni konuştuğum dil.
Çok değildi yapabileceklerim.
Fakat iktidardakiler
daha güvende hissediyorlardı kendilerini bensiz,
ümit ediyordum.
Böyle geçti zamanım
Yeryüzünde verilmiş bana.

III

Battığımız dalgalardan
yükselecek olan sizler
Zaaflarımızdan söz ederken
Unutmayın karanlık çağı da
Sizlerin kurtulmuş olduğu.

Yürüdük ya, pabuçlardan çok ülke değiştirerek
Sınıf savaşlarının ortasında çaresiz
Haksızlığın olup öfkenin olmadığı yerde.
Biliyoruz halbuki:
Aşağılıklara duyulan nefret de
Bozar şeklini yüzün.
Kısar sesi haksızlık karşısındaki
Öfke de.
Ah, güler yüzlülüğe ortam hazırlamak istemiş bizler
Güler yüzlü olamadık kendimiz.

Sizler fakat, geldiğinde vakit
İnsan insanın yardımcısı olduğu
Zaman hatırlayın hoşgörüyle bizi.

 

Bertolt Brecht

Read more

1- En İyi Kitaplardan Alıntılar

Günay Aktürk

Kitap Alıntıları Ve Sözleri

Seçmece kitap alıntıları | Bu makale şu yazarlara ev sahipliği yapmaktadır: Tolstoy, Emre Gökçe, Guy Finley, Artur Schopenhauer, Kamuran Olgun, Bob Marley, Orson Welles, Hasan İzzettin Dinamo, James Joyce, Eduardo Galeano, Voltaire, Osman Nar, Ahmet İnam, Dan Brown

en iyi kitap alıntıları 1

1- “İnsanın kahpesi ne aslana ne kaplana benzer. İnsanoğlunun kahpesi ilk bakışta sana bana benzer.”

Hasan İzzettin Dinamo

2- “Dünya denilen bu kokuşmuş çöplükte her şeyden şüphe edebiliriz, bir annenin sevgisi hariç.”

James Joyce

3- “Size kimin hükmettiğini öğrenmek istiyorsanız, kimi eleştirmeye izniniz olmadığını bulun.”

Voltaire

4- “Gözlerindeki o kıvılcım artık büyük ateşler yakamaz.”

Sanrılar / Günay Aktürk

5– “Daha kısa cümleler kuruyorum, daha az konuşuyorum artık… Laf lafı açsın istemiyorum.”

Osman Nar

6– “Affetmekiçin iki kişilik erdem lazım. Hem onu affetmek, hem de onu affettiği için kendini affetmek.”

Orson Welles

7- “Eğer o muhteşemse kolay olmayacak. Kolaysa muhteşem olmayacak. Eğer ona değerse vazgeçmezsin. Vazgeçersen sen değmezsin.”

Bob Marley

8- “Şarabı sevmemiz üzüme düşkünlüğümüzden değildi. Biz ezilenden yanaydın.”

Kamuran Olgun

9– “Düşünürseniz acı çekersiniz. Şüphe ederseniz delirirsiniz. Hissederseniz yalnız kalırsınız.”

Eduardo Galeano

10- “Binlerce insan kendileri için mutlu kulübeler yapmak yerine mutlu azınlık için saraylar inşa ederler.”

Artur Schopenhauer

11- “Aşık olduğun kişi hep başkasına aşıktır. Zaten sen de hiçbir zaman sana aşık kişiye aşık olamazsın.”

Murphy Kanunu

12- “Eğer öküzlerle domuzlar konuşabilseydi, yemden başka bir şey düşünenlerle alay ederlerdi.”

Murphy Kanunu

13- “Kendini yaşamın kendisine verdiği şeylerle ölçen inan sıradan insandır. Çünkü yalnızca sıradan insan yaşamın kazara onu ödüllendirilmesine ya da ödülünü esirgemesine göre kendine değer biçer”

Vazgeçebilmek / Guy Finley

14- “Her gün biraz daha gecikiyorsun. Dün ölmüş olabilirdim.”

Emre Gökçe

15- “Buradaki hayatı bırakıp gitmek üzücü ama ne gelir elden? Gittiğim dünyaya da alışırım ne de olsa. Ama işlediğim günahlar? Onlar ne olacak?”

İnsan Ne İle Yaşar / Tolstoy

16- “Yobaz, kendi görüşünün yobazına kördür. Kendi görüşünün yobazını kahraman sanır, kutsallaştırır. Yobaza göre kendi görüşünün liderlerinin dışında hemen herkes yobazdır.”

Ahmet İnam
ODTÜ Felsefe Bölüm Başkanı

17- “Başarı, şevkini kaybetmeden bir başarısızlıktan diğerine geçebilme kabiliyetidir.”

Başlangıç / Dan Brown

Yeni kitap alıntılarında görüşmek üzere:) Daha fazlası için İnstagram sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.

Read more

2- En İyi Kitaplardan Alıntılar

Günay Aktürk

Kitap Alıntıları Ve Sözleri

Seçmece kitap alıntıları | Bu makale şu yazarlara ev sahipliği yapmaktadır: Tom Robbins, Margaret Atwood, George Orwell, Marlyn Monroe, Nietzsche, Eylem Doğan, Lord Byron, Jane Austen, Franz Kafka, Will Rogers, Heinrich Heine, Geoerge Chapman, Dostoyevski,

en iyi kitap alıntıları 2

1- “Hayal kurmayı seviyorum çünkü orada kötü insanlar yok.”

Tom Robbins

2- “Hiçbir şey bir anda değişmez. Derece derece ısınan bir küvette farkına varmadan haşlanarak ölürsünüz.”

Damızlık Kızın Öyküsü
Margaret Atwood

3- “İnsana karşı savaşırken sonunda onu alt ettiğiniz zaman bile, onun kötü alışkanlıklarını benimsemeye kalkmayın.”

George Orwell / Hayvan Çiftliği

4- “Sana beş dakika içinde hazır olacağımı söyledim. Her yarım saatte beni çağırmayı bırak.”

Marlyn Monroe

5- “Bir erkek ancak bir erkek gibi davranarak kadının içindeki kadının ortaya çıkmasına yol açar.”

Nietzsche

6- “İstemediği adamlarla çocuk yaşta evlendirdiğiniz kadınlar yirmi yıl sonra şunu soruyor: “Acaba sevdiğin biriyle uyumak nasıl bir duygudur?”

Eylem Doğan

7- “Herkes satılıktır nasıl olsa, tutkularını bilirseniz eğer. Satın alabilirsiniz kimini güzellikle, kimini mal mülk, çoğunu da parayla. Kraldan soytarıya dek herkesin bir fiyatı vardır nasılsa.”

Don Juan / Lord Byron

8- “Nasıl anlatsam bilemedim. Bin sene heyecanla beklediğin bir şey sonunda gelmiş de gerek kalmamış gibi.”

Aşk ve Gurur / Jane Austen

9- “Tedirginlik ve endişe, zeki insanlara özgüdür. Bir aptalın endişe ettiğini göremezsiniz.”

Goethe

10- “Zaten ruh, biraz yaramazlık olmadan yükünden nasıl kurtulabilir?”

Franz Kafka

11- “Karşı cinsi soymadan sevin. Belki vitamini kabuğundadır.”

Can Bonomo

12- “İyi kararlar tecrübe sayesinde alınır. Tecrübe ise, kötü kararlar sayesinde kazanılır.”

Will Rogers

13- Bir yerde kitapları yakıyorlarsa, orada eninde sonunda insanları da yakacaklardır.”

Heinrich Heine

14- “Gençler ihtiyarların aptalolduklarını sanırlar. Ama ihtiyarlar gençlerin aptalolduklarını bilirler.”

Geoerge Chapman

15- “Sevebileceğiniz birine öyle kolayca rastlayamazsınız.”

Budala / Dostoyevski

 

Yeni kitap alıntılarında görüşmek üzere:) Daha fazlası için İnstagram sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.

Read more

3- En İyi Kitaplardan Alıntılar

Günay Aktürk

Kitap Alıntıları Ve Sözleri

Seçmece kitap alıntıları | Bu makale şu yazarlara ev sahipliği yapmaktadır: Emile Zola, Paulo Coelho, Steve Olsher, Umut Akbaş, İbn-i Haldun, Bukowski, Balzac, Sherlock Holmes, Halil Cibran, Arthur schopenhauer, Dostoyevski, Ahmet Ümit, Jack London, Oscar Wilde

en iyi kitap alıntıları 3

1- “Çırılçıplaktılar, derilerinden başka satacak şeyleri yoktu. O da o kadar hırpalanmıştıki hiçkimse on para vermezdi.”

Germinal / Emile Zola

2- “Yanlış devirde doğmuş bir kadınım ben, hiçbir şey düzeltemez bunu. Gelecekte hatırlanacak mıyım, bilmiyorum ama şayet hatırlanırsam mağdur bir kadın olarak değil, cesur adımlar atmış ve ödemesi gereken bedeli korkmadan ödemiş biri olarak görülmek istiyorum.”

Casus / Paulo Coelho

3- “İdare etmeyi bırakın ve insanları yanıltmaya başlayın.”

Senin Olayın Ne? / Steve Olsher

4- “İtiraz edenleri severim doktor, farklı renge bürünenleri. Beni töreleri ile yargılayacaklar. Savcılarına söyle, en büyük ahlaksızlık beni dünyalarına hapsetmektir.”

Umut Akbaş

5- “Kıtlık zamanlarında insanları açlık değil, alışmış oldukları tokluk öldürür.”

İbn-i Haldun

6- “Ama en güzel kadınlar hep en iğrenç boklara tutulurlar zaten, en sahtelerine.”

Pis Moruğun Notları / Bukowski

7- “Şunu bilin ki kalbinizde muhafaza ettiğiniz ölüye sürtüne sürtüne yaşamayı hiçbirkadın kabul etmeyecektir.”

Vadideki Zambak / Balzac

8- Bazen hayatım karşılıksız çıkmış gibi hissediyorum. Sanki ben yakanın bir ucundaki düğmeyim ve sanki yakanın diğer ucuna ilik açılmamış.”

İzdiham Dergisi

9- “Bu vakada sevgili dostum, kanunun güçleri de en azından suçlunun kendisi kadar tehlikeli.”

Sherlock Holmes

10- “Sen iki kişisin: Birincisi karanlıkta uyanık, ikincisi aydınlıkta gafil.”

Kum Ve Köpük / Halil Cibran

11- “Toplum, aptal kafaların sığ ve yavan gevezeliklerini büyük beyinlerin düşüncelerinden daha ikna edici bulur.”

Arthur schopenhauer

12- “Sürekli denetleme gözetlemeyle hangi aşk yürütülebilir?”

Karamazov Kardeşler / Dostoyevski

13- “Bu memlekette kıyıcı adama duyulan hayranlığı anlayabilmiş değilim.”

Beyoğlu’nun En Güzel Abisi
Ahmet Ümit

14- “Seni kitap okuyan insanlarla tanıştıracağım. Hayat ancak böyle insanlarla bir araya geliyorsan yaşanmaya değer olur.”

Jack London

15- “Yoksulluk kapıya dayandığında aşk pencereden dışarı çıkar.”

Dorian Gray’in Portresi
Oscar Wilde

Yeni kitap alıntılarında görüşmek üzere:) Daha fazlası için İnstagram sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.

Read more

4- En İyi Kitaplardan Alıntılar

Günay Aktürk

Kitap Alıntıları Ve Sözleri

Seçmece kitap alıntıları | Bu makale şu yazarlara ev sahipliği yapmaktadır: Sabahattin Ali, Kant, Marty Bly, Oğuz Atay, Murat Menteş, halit hüseyni, M.O Walsh, Antoine de Saint-Exupéry, Sigmund Freud, Jostein Gaarden, Charlotte Bronte, Nurullah Ataç, Dostoyevski, Nietzsche, Fakir Baykurt, Marquis De Sade, Fernando Pessoa

en iyi kitap alıntıları 4

1- “Ülen kocakarı! Dava edersen ne kazanacaksın? Kim gider de Mevlüt Ağa’nın oğlu adam vurdu diye şahitlik eder?”

Kağnı – Ses – Esirler / Sabahattin Ali

2- “Eğer onun ahlaki kültürü eksik ise o kötü bir insan olacaktır.”

Kant

3- “Köpekler çağırılınca gelirler. Kedilerse mesajı alırlar ve size dönerler.”

Marty Bly

4- “Hay Allah! Durup dururken bu gülümseme de nereden çıktı!”

Tehlikeli Oyunlar / Oğuz Atay

5- “Erkekler Marts’tan, kadınlar Venüs’ten. Ne fark eder, ikisinde de hayat yok.”

Antika Titanik / Murat Menteş

6- Ateşin icadından önce ölüp cehenneme giden mağara kadınının hayreti içindeyim.”

Korkma Ben Varım / Murat Menteş

7- “Beni anlamıyorlardı. Zararı yok. Zaten beni daha kimler anlamadı.”

Korkuyu beklerken / Oğuz Atay

“Çocuklar boyama kitabı değildir. Onları en sevdiğin renklere boyayamazsın.”

Uçurtma Avcısı

9- “Ve sen… Eğer kızıma onu sevdiğini söylersen, bunun ne anlama geldiğini bilerek söyle.”

M.O Walsh / Benim Uzak Güneşim

10- Bir yerde bir kuyunun saklı oluşudur çöle güzellik veren.”

Küçük Prens / Antoine de Saint-Exupéry

11- “İnsan saldırılara karşı kendini savunabilir ama iltifatlara karşı savunmasızdır.”

Sigmund Freud

12- “Çünkü yalnızca erkek değildi kadını ezen. Kadın kendi hayatından sorumlu olmaktan vazgeçerek kendi kendini de eziyordu…”

Sofie’nin Dünyası / Jostein Gaarden

13- “Yoksulum, kimsesiz, ufak tefek, gösterişsizim diye duygusuz, ruhsuzmuyum sanıyorsunuz?”

Jane Eyre, Charlotte Bronte

14- “Hiç geçmeyen,hiç unutulmayan şeyler de var beyefendi. Ölünceye kadar insanın sırtından atamayacağı şeyler de var…”

Sabahattin Ali | Kuyucaklı Yusuf

15- “Sorarım size. Dedikodu etmeyenler ne konuşurlar? Ya kendilerinden bahsederler ya da önünüze bilgilerini döküp ders vermeye kalkarlar.”

Nurullah Ataç / Günlerin Getirdiği

16- “Her şeyi ve herkesi terk edip gitmek ne büyük zevk olurdu.”

Kumarbaz / Dostoyevski

17- “İyi olduğun için herkesin sana adil davranacağını beklemek, vejetaryen olduğun için boğanın saldırmayacağını düşünmeye benzer.

Nietzsche

18- “Gönül işidir bu ağzına tükürdüğümün. Gavuru Müslümanı yoktur. Uçar, uçtuğu yere konar.”

Amerikan Sargısı / Fakir Baykurt

19- “İnsanlar birbirlerine benzer ve her yerde aynı zaaflarla aynı hataları işlerler.”

Marquis De Sade

 

20- “Yüreğim çaresizce delik bir kova gibi boşalıyor. Gerçekten ıstırap çekenler böyle sürüler halinde dolaşmaz, gruplar kurmazlar. Acı denen şey yalnız başına çekilir İçimiz gibi dışımız da oyuk ve boştur.”

Fernando Pessoa

 

Yeni kitap alıntılarında görüşmek üzere:) Daha fazlası için İnstagram sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.

Read more