Pia Şiiri – Attila İlhan (Şiir Dinle)

Pia - Attila İlhan

Ellerini Bir Tutsam Ölsem

Edebiyat Portal – Şiir : Pia
Şair : Attila İlhan
Yorum : Günay Aktürk
Şiir Fon Müziği : Ciritçi Abdullah

En güzel şiirler serisine yeni bir video daha. Bu defa Attila İlhan ve “Pia” adlı kavuşamamanın şiiri. Sözleri ve hikayesi aşağıdaki gibidir. Yorum: Günay Aktürk | Dinle ve dinlettir.

Pia Şiiri ve Hikayesi

Attila İlhan bir gün Kadıköy Rıhtım’da oturmaktadır. Ve o sırada yoldan geçen yabancı plakalı bir nakliye aracı görür. Nakliye aracının üstünde “Pakistan International Airlines” yazıyordur. İlhan, nakliye aracını hayalindeki kadına benzetir. Beklenen kadını belki görmüştür ama bu nakliye araç gibi hızla yanından geçip gitmiş, farkında bile olmamıştır. Belki yabancı bir ülkededir. Hiç tanımaz onu.

Pia – Sözleri

Ne olur kim olduğunu bilsem Pia’nın.
Ellerini bir tutsam ölsem.
Böyle uzak uzak seslenmese.
Ben bir şehre geldiğim vakit
O başka bir şehre gitmese.
Otelleri bomboş bulmasam.
İçlenip buzlu bir kadeh gibi
Buğulanıp buğulanıp durmasam.

Ne olur sabaha karşı rıhtımda
Çocuklar Pia’yı görseler.
Bana haber salsalar bilsem.
İçimi büsbütün yıldız basar.
Bir hançer gibi çıkıp giderdim.

Ben bir şehre geldiğim vakit
O başka bir şehre gitmese.
Singapur yolunda demeseler.
Bana bunu yapmasalar.

Yorgunum, üstelik parasızım,
pasaportsuzum…
Ne olur sabaha karşı
rıhtımda seslendiğini duysam Pia’nın.
Sırtında yoksul bir yağmurluk
Çocuk gözleri büyük büyük
Üşümüş ürpermiş
Soluk ellerini tutabilsem Pia’nın.
Ölsem eksiksiz ölürdüm.

Attila İlhan

Read more

Benim Öyle Hiç Uzun Yürüyüşlerim Olmadı

uzun yürüyüşlerim - günay aktürk

"Haydi Gel!"

uzun yürüyüşlerim - günay aktürk

Benim öyle hiç uzun yürüyüşlerim olmadı.
Bütün keskin virajları hep yolun sonudur sandım.
Yürüyen kendi yolunda böyle yol aldı:
Yol da tıpkı böyle göründü yolcuya.
“Yürüyeceksen bizim gibi yürü!” dediler,
Sadece kavşağa kadar eşlik ettiler.

Ama tüm yolculuklar böyle olmadı.
Bir sabah “Hadi gel!” diye bağırdı neşeli bir ses:
Tutup kavşaktan karşıya geçirdi beni.
Yine de uzun yolculuklarım olmadı benim.
Çünkü ona da başka türlü görünmüştü yol.
Nereye gittiğini tam olarak bilmeyen,
Bunu da pek umursamayan bir sesti bu.

Şimdi adres soranlara virajı gösteriyorum:
Hele git oraya kadar da, orada tekrar sor!

Yol ki bir insan sureti gibi göründü gözümüze.
Korktuk yalnızlığın hışımlı uğultusundan.
Yolda kendimizle konuşmaktan korktuk.
Korktuk delilikten, divanelikten,
Yolda bir başına yol sürmekten…
Kendi virajlarımızı dönemez olduk,
Hep bir başkasının yolunda yürümekten…

Günay Aktürk

Read more

Nilgün Marmara İntihar Mektubu

Nilgün Marmara ve Kağan Önal’ın edebi portresi, Bosch esintili arka fonla birlikte

Nilgün Marmara İntihar Mektubu – Son Yazdığı Metnin Tam Hali

Nilgün Marmara intihar mektubu, 13 Ekim 1987 tarihli bu son satırlarla edebiyat tarihinin en sarsıcı vedalarından birini bıraktı. Bu yazıda mektubun içeriğini, duygusunu ve bıraktığı etkiyi aktarıyorum.

Nilgün Marmara İntihar Mektubu – Orijinal Metin ve Video

Sevgilim,

Her gün kötücül bir düşü kurmak ve onu taşımak artık kılgıyı gerektiriyor. Sana böyle bir yük bırakmak istemezdim ama sen akıllı ve güçlüsün çabuk unutursun. Bu durumdan kimse kimseyi ya da kendini sorumlu, suçlu saymasın çünkü suç yok yalnızca ırmağın akışına bir müdahale söz konusu! Her anın niye’sini sorgulayan bir varlığın saygısızlığını yok etmek için kararlaştırılmış bir eylem bu! Çocukluğun kendini saf bir biçimde akışa bırakması ne güzeldi. Yiten bu işte! Bu tükenişle hiçbir yeni yaşama başlanamaz, bu nedenle tüm sevdiklerime elveda diyorum. Beni bağışlayın! Bunu en çok annemden babamdan ablamdan ve Kağan, senden diliyorum. Dostlarımdan da!

Nilgün Marmara Önal

Seni hep sevdim Kağan!
Hoşça kalın!

P.S.1 Cenaze töreni istemiyorum, mümkünse yakınız lütfen!
P.S.2 Kuşlar ölünceye kadar iyi bakınız onlara.
3. Sahneden çekilirken yaşamıma karışmış herkesi selamlıyorum.
4. Kağan arzu edersen ileride, daktiloya çekilmiş olan şiirleri bastırabilirsin.

Read more

Ayrılanlar İçin

ayrılanlar için - makale oku

Yollarımız Burada Ayrılıyor

Fotoğraf Yakma Töreni

Nereden aklımda kaldı pek hatırlamıyorum. Tanıdığım biriydi ama. Belki yirmi yıl olmuştur. Çöp tenekesinin yanında fotoğrafları yakıyordu. Ağlıyordu bunu yaparken.

O sıra yaşlı bir kadın gördü bu manzarayı. Baktı uzun uzun. Dedi ki, fotoğraf yakmak ciddi bir iştir kızım. Demek ki her şeyi bitirmişsin.

Bende de çok var ondan. Bugün hepsini yaktım. Bir tane de cüzdanımda var ki on yılı geçti oraya gireli. Fotoğraf yakmak gerçekten ciddi bir işmiş. Önceki kararlara da benzemezmiş. Boğazını keserek inermiş mideye!

Gece yarısı durağa yaklaşan son otobüs bu. Yıllarca süren gün bitti. Bambaşka bir çağa açılan gecenin sonu bu. Bu bir temenni değil. Kabulleniş. Dünyada bir şeylerin ölümsüz olabileceğini düşünmüştüm. Yanılmışım.

En delisi bile seni zamanla sevmez. Dün akşam sevgili dostumun analizine hayran kaldım. Demişti ki, “İlgilendiği sen değilsin. Sevgin de değil. Sadece sevme biçimin.”

Öyledir efendim. Bu zamanda böylesi nadir. Zorbalığın, şiddetin ve kadın cinayetlerinin ortasında tertemiz bir sevgi biçimi! Ama bir yandan basitliğini hissetmiyor da değilim. Sevgi tek başına korunaksız ve güçsüzdür. Aksi savunulsa da aşk, şiddet ve ölüm ile beraber daha güçlü görünüyor insanların gözüne. Akıl hastasının çağımın insanı…

 

Günay Aktürk

Ne Diyordu Oğuzcan...

Yollarımız burada ayrılıyor
Artık birbirimize iki yabancıyız
Her ne kadar acı olsa
ne kadar güç olsa
Her şeyi
Evet, her şeyi unutmalıyız

Her kaderin tesellisi bulunur üzülme
İnsan ne kadar sevse unutabilir
Mevsimler gelir geçer
Yıllar geçer sen de unutursun
Bir gün gelir hiç yaşamamışçasına
Hiç sevmemişçesine unutursun
O günlerimizi
Gecelerimizi
O günlerce, gecelerce sevişmelerimizi.
Her şeyi evet, her şeyi unutabilirsin
Hatta bütün yazdıklarımı satır satır
Kalırsa, içinde bir derin sızı kalır

Ümit Yaşar Oğuzcan

Read more

33 Kurşun – Ahmed Arif Şiirleri

33 Kurşun - Ahmed Arif

Ahmed Arif Şiirleri

En güzel şiirler serisine yeni bir video daha. Bu defa Ahmed Arif Şiirleri arasından en etkili olanı ve şairi asıl şair yapan 33 Kurşun adlı şiiri | Seslendiren: Günay Aktürk | Şiir Dinle ve dinlettir.

33 Kurşun - Sözleri

Bu dağ Mengene dağıdır
Tanyeri atanda Van’da
Bu dağ Nemrut yavrusudur
Tanyeri atanda Nemruda karşı
Bir yanın çığ tutar, Kafkas ufkudur
Bir yanın seccade Acem mülküdür
Doruklarda buzulların salkımı
Firari guvercinler su başlarında
Ve karaca sürüsü,
Keklik takımı…

Yiğitlik inkar gelinmez
Teketek döğüşte yenilmediler
Bin yıllardan bu yan, bura uşağı
Gel haberi nerden verek
Turna sürüsü değil bu
Gökte yıldız burcu değil
Otuz üç kurşunlu yürek
Otuz üç kan pınarı
Akmaz,
Göl olmuş bu dağda…

Yokuşun dibinden bir tavşan kalktı
Sırtı alaçakır
Karnı sütbeyaz
Garip, ikicanlı, bir dağ tavşanı
Yüreği ağzında öyle zavallı
Tövbeye getirir insanı
Tenhaydı, tenhaydı vakitler
Kusursuz, çırılçıplak bir şafaktı

33 kurşun - ahmed arif

Baktı otuz üçten biri
Karnında açlığın ağır boşluğu
Saç, sakal bir karış
Yakasında bit,
Baktı kolları vurulu,
Cehennem yürekli bir yiğit,
Bir garip tavşana,
Bir gerilere.

Düştü nazlı filintası aklına,
Yastığı altında küsmüş,
Düştü, Harran ovasından getirdiği tay
Perçemi mavi boncuklu,
Alnında akıtma
Üç topuğu ak,
Eşkini hovarda, kıvrak,
Doru, seglavi kısrağı.
Nasıl uçmuşlardı Hozat önünde!

Şimdi, böyle çaresiz ve bağlı,
Böyle arkasında bir soğuk namlu
Bulunmayaydı,
Sığınabilirdi yüceltilere…
Bu dağlar, kardeş dağlar, kadrini bilir,
Evvel Allah bu eller utandırmaz adamı,
Yanan cıgaranın külünü,
Güneşlerde çatal kıvılcımlanan
Engereğin dilini,
İlk atımda uçuran
Usta elleri…

Bu gözler, bir kere bile faka basmadı
Çığ bekleyen boğazların kıyametini
Karlı, yumuşacık hıyanetini
Uçurumların,
Önceden bilen gözleri…
Çaresiz
Vurulacaktı,
Buyruk kesindi,
Gayrı gözlerini kör sürüngenler
Yüreğini leş kuşları yesindi…

Vurulmuşum
Dağların kuytuluk bir boğazında
Vakitlerden bir sabah namazında
Yatarım
Kanlı, upuzun…

Vurulmuşum
Düşüm, gecelerden kara
Bir hayra yoranım çıkmaz
Canım alırlar ecelsiz
Sığdıramam kitaplara
Şifre buyurmuş bir paşa
Vurulmuşum hiç sorgusuz, yargısız

Kirvem, hallarımı aynı böyle yaz
Rivayet sanılır belki
Gül memeler değil
Domdom kurşunu
Paramparça ağzımdaki…

ahmed arif - 33 kurşun şiiri

Ölüm buyruğunu uyguladılar,
Mavi dağ dumanını
ve uyur-uyanık seher yelini
Kanlara buladılar.
Sonra oracıkta tüfek çattılar
Koynumuzu usul-usul yoklayıp
Aradılar.
Didik-didik ettiler
Kirmanşah dokuması al kuşağımı
Tespihimi, tabakamı alıp gittiler
Hepsi de armağandı Acemelinden…

Kirveyiz, kardeşiz, kanla bağlıyız
Karşıyaka köyleri, obalarıyla
Kız alıp vermişiz yüzyıllar boyu,
Komşuyuz yaka yakaya
Birbirine karışır tavuklarımız
Bilmezlikten değil,
Fıkaralıktan
Pasaporta ısınmamış içimiz
Budur katlimize sebep suçumuz,
Gayrı eşkıyaya çıkar adımız
Kaçakçıya
Soyguncuya
Hayına…

Kirvem hallarımı aynı böyle yaz
Rivayet sanılır belki
Gül memeler değil
Domdom kurşunu
Paramparça ağzımdaki…

Vurun ulan,
Vurun,
Ben kolay ölmem.
Ocakta küllenmiş közüm,
Karnımda sözüm var
Haldan bilene.
Babam gözlerini verdi Urfa önünde
Üç de kardaşını
Üç nazlı selvi,
Ömrüne doymamış üç dağ parçası.
Burçlardan, tepelerden, minarelerden
Kirve, hısım, dağların çocukları
Fransız Kuşatmasına karşı koyanda

ahmed arif - günay aktürk

Bıyıkları yeni terlemiş daha
Benim küçük dayım Nazif
Yakışıklı,
Hafif,
İyi süvari
Vurun kardaş demiş
Namus günüdür
Ve şaha kaldırmış atını.

Kirvem hallarımı aynı böyle yaz
Rivayet sanılır belki
Gül memeler değil
Domdom kurşunu
Paramparça ağzımdaki…

AHMED ARİF

Dinlemeye Devam Edin:

 

Dinleyin: Ahmed Arif – Hani Kurşun Sıksan Geçmez Geceden

Dinleyin: Can Yücel – Anladım Şiiri

Daha Fazla Dinleti İçin Youtube Kanalımızı Ziyaret Edin 

Read more

Can Yücel Anladım Şiiri – Günay Aktürk Seslendirmesi

Can Yücel Anladım Şiirinden ilham alan Bosch tarzı sembolik sahne

Can Yücel Anladım Şiirin Yaşama Dair Söyledikleri

Can Yücel Anladım ŞiiriGünay Aktürk Yorumu. Bu çalışma, şiirin duygusunu yalın ve etkili bir seslendirmeyle sunarken tam metni de izleyiciye bütünlüğüyle aktarıyor.

Bazen bir kırgınlıkta, bazen bir sevgide, bazen de insanın kendine itiraf edemediği bir gerçekte gizlenen o fark ediş hâli… Şiirdeki her dize, büyüyebilmek için geçmemiz gereken ince eşiklere dokunur. Bu okuma, duygunun acele etmediği; sessizliğin bile bir şey söylediği bir karşılaşma niteliğinde.

Can Yücel Anladım Şiiri – Günay Aktürk Yorumu

Can Yücel Anladım Şiiri Sözleri

Bunca zaman bana anlatmaya çalıştığını,
kendimi bulduğumda anladım.

Herkesin mutlu olmak için başka bir yolu varmış,
Kendi yolumu çizdiğimde anladım.

Bir tek yaşanarak öğrenilirmiş hayat, okuyarak, dinleyerek değil…
Bildiklerini bana neden anlatmadığını, anladım..

Yüreğinde aşk olmadan geçen her gün kayıpmış.
Aşk peşinden neden yalınayak koştuğunu anladım.

Can Yücel Anladım Şiirinden ilham alan Bosch tarzı sembolik sahne

Acı doruğa ulaştığında gözyaşı gelmezmiş gözlerden.
Neden hiç ağlamadığını anladım..

Ağlayanı güldürebilmek, ağlayanla ağlamaktan daha değerliymiş…
Gözyaşımı kahkahaya çevirdiğinde anladım!

Bir insanı herhangi biri kırabilir
Ama bir tek en çok sevdiği, acıtabilirmiş.
Çok acıttığında anladım!

Fakat hak edermiş sevilen onun için dökülen her damla gözyaşını.
Gözyaşlarıyla birlikte sevinçler terk ettiğinde anladım.

Yalan söylememek değil, gerçeği gizlememekmiş marifet.
Yüreğini elime koyduğunda anladım.

”Sana ihtiyacım var, gel!” diyebilmekmiş güçlü olmak.
Sana: ”Git!” dediğimde anladım.

Biri sana ”git” dediğinde: ”Kalmak istiyorum.” diyebilmekmiş sevmek.
Git dediklerinde, gittiğimde anladım…

Sana sevgim şımarık bir çocukmuş, her düştüğünde zırıl zırıl ağlayan.
Büyüyüp bana sımsıkı sarıldığında anladım…

Özür dilemek değil, ”Affet beni!” diye
haykırmak istemekmiş pişman olmak.
Gerçekten pişman olduğumda anladım..

Ve gurur kaybedenlerin, acizlerin maskesiymiş.
Sevgi dolu yüreklerin gururu olmazmış.
Yüreğimde sevgi bulduğumda anladım.

Ölürcesine isteyen, beklemez,
sadece umut edermiş bir gün affedilmeyi.
Beni affetmeni ölürcesine istediğimde anladım.

Sevgi emekmiş. Emek ise vazgeçmeyecek kadar
ama özgür bırakacak kadar sevmekmiş…

📌 Not: Bu şiirin Can Yücel’e ait olduğuna dair kesin bir kaynak bulunmamaktadır; internette dolaşan anonim bir metin olma ihtimali yüksektir.

Gitmeden Bunlara da Bakabilirsiniz

Read more

Günay Aktürk – Kar Altında Bir Şair

kar altında bir şair

Kar Altında Bir Mevsim Ağlıyor

Günay Aktürk kanalından herkese merhabalar. En güzel Şiirler serisine yeni bir video daha. Bu defa ve bendeniz Günay Aktürk ve Kar Altında Bir Şair adlı şiirim | Şiir Dinle ve dinlettir.

Kar Altında Bir Şair - Sözleri

Bütün kent,
yorgun bir günün mükafatıyla
derin uykusunda gömülü.
Uzaklarda evler,
kaldırım boyu uzanan sokak lambaları.
Yarına ertelenmiş yapılacak işler.
Hep yarınlara ertelenmiş seni seviyorum çığlıkları.
Sadece rüyalarında aşk yaşar utangaç şairler!
Ve hep de bu anlamlı gecede düşerler sonsuzluğun peşine…

Geceleri sessiz bir düştür hayal,
yıldızların da tepesinde parlayan…
O an öyle kolaydır ki zoru başarmak;
ağlayan bir çocuğun gözyaşını silmek,
sevgiliye, yarınlara inat sımsıkı sarılmak!
Bir adım atsan, aşabilirsin karlı dağları.

Fakat birileri mutsuz bu gecede
birileri umutsuz.
Aç yatmış, açlığını bastırmak için
erkenden yatağa giren yoksullar.
Horlamakta saf duygular gecenin karanlığına.

En az onlar kadar yoksulum ben de;
Onlar kadar aç, onlar kadar sevdalı yüreğim.
Ve bütün evreni aydınlatmaya yeter hayalimdeki yarınlar.
Kırsalar da kalemimizi bir gece yarısı darağacında,
hala keskindir bakışlarım, kana susamış celladın önünde.

İşte böyle bir gecede kar altında bir mevsim ağlıyor.
Hem de bembeyaz cennetinde yurdumun.
Mahallede bir cenaze!
Herkesin yüzünde çaresiz bir kader çizgisi!
Bu kaçıncı ağıt, bu kaçıncı elveda…
Hoşçakal bile diyemeden
şahit olduğu kaçıncı ayrılık sahneleri?

Kar taneleri düşüyor sıcak bedenlere.
Ağır adımlarla kafaları eğik yürüyorlar.
Film şeridi gibi akıp gidiyor hayat bir mezarlıkta.
Kar altında bir şair verilirken toprağa.

Günay Aktürk

Bu Makalelere de Bakabilirsiniz

Read more

Adnan Yücel – Suskunum Sana

adnan yücel - suskunum sana

Hangi Şiire Başlasam Suskunum Sana

Günay Aktürk kanalından herkese merhabalar. En güzel Şiirler serisine yeni bir video daha. Bu defa Adnan Yücel ve Suskunum Sana adlı şiiri | Sözleri aşağıdaki gibidir. Şiir Dinle ve dinlettir.

Adnan Yücel - Suskunum Sana | Sözleri

Hangi şiire başlasam suskunum sana
Dağ göğsünde bir kaya diliyle suskun
Güneşte kavrulan bir kum tanesi
Çatlayan dudaklarım oluyor her gece
Yağmura suskun yaşamaya suskun
Haykırabilsem
Belki bir nehir köpürebilir sesimde
Silinebilir kuraklığın bütün izleri
Upuzun çöller vadileşebilir içimde
Hangi güzelliği özlesem suskunum sana
Yürek boşluğunda bir of kadar suskun
Özlüyorum seni masmavi
Koşuyorum sana bembeyaz
Ve kahroluyorum bir anda kapkara
Ah oluyorum
Of oluyorum
Ve susuyorum
Oysa haykırabilsem
Işık yumağı bir pınar olur soluğum

Hangi türküye uzansam suskunum sana
Ağıt ağıt, özlem özlem suskun
Tut ki vurulmuşum
Aşktan ve kandan bir damla olmuşum
Bir saçlarının rüzgarına
Bir de ağzının kıyılarına konmuşum
Hangi dalga silebilir beni senden
Hangi kasırga koparabilir
Ben saç tellerinde bir ezgi olmuşum
Coşkuların her şahlanışında
Sana deprem deprem susmuşum
Ve sana susmaktan inan ki yorulmuşum

Yeter olsun gözlerinde ışık fırtınası
Sözlerinde baskı yasası yeter
Hangi kavgayı özlesem suskunum sana
Zafer sabahlarında gece kadar
Bayram sabahlarında yas kadar suskun
Böyle güzelliklere de
Böyle suskunluklara da lanet olsun
Al bu suskunluğumu al artık
Al ki Bütün gürültüler kahrolsun

Adnan Yücel

Read more

Ferhan Şensoy – Beyoğlu Şiiri

ferhan şensoy - beyoğlu şiiri

Ferhan Şensoy - Beyoğlu'nda Gezerim

Günay Aktürk kanalından herkese merhabalar. En güzel Şiirler serisine yeni bir video daha. Bu defa Ferhan Şensoy ve Beyoğlu’nda Gezerim adlı şiiri | Sözleri aşağıdaki gibidir. Şiir Dinle ve dinlettir.

Beyoğlu’nda gezerim
Gözlerimi süzmeden
Şaraplarımı içerim
Hiç doktora sormadan

Beyoğlu’nda Şarabi
Hoş geldin Ferhan ağabey
Yüreğim pek harabi
Boş ver be Ferhan ağabey

Şarap verin hanıma
Orada hanım yok ağabey
Hassiktir be Sezai

Beyoğlu’nda gezerim
Burada geçmiş hayatım
Şarapları içerim
Hiç elimde olmadan

Beyoğlu sakinleşti
Sıyrıldı maskesinden
Tramvay bomboş geçti
İstiklal caddesinden

Boş masada hayalin
Kimseye görünmeden
Şarap verin hanıma
Orada hanım yok ağabey
Hassiktir be Sezai

Balo sokağa sızarım
Hiç kimseyi üzmeden
Bir intihar biçimi
Hiç de faça vermeden

Beyoğlu’nda gezerim
Burada geçmiş hayatım
Şişe aç be Sezai!
Burada bitsin hayatım.

Ferhan Şensoy

Read more

Anne Şiiri – Bekir Kilerci

bekir kilerci - ana kayıp oğlundan mektup var

Bekir Kilerci Şiirleri

En güzel Şiirler serisine yeni bir anne şiiri . Bu defa Bekir Kilerci ve Ana Kayıp Oğlundan Mektup Var Sana adlı eseri. Savaşçının Türküsü adlı kitabından alınmıştır | Seslendiren: Günay Aktürk | Şiir Dinle ve dinlettir.

Ana! Kayıp Oğlundan Mektup Var Sana!

Kaybolursam bir gün ortadan,
bulamazsanız mezarımı bile,
ağlama demem sana
ağla anne canın çektiğince.
Deme yalnız kimseye,
“suçsuzdu oğlum”
de açık açık:
“Beyni yıkadılar sandım önce, gençliktir geçer dedim.
Uğraştım vazgeçirmek için,
pazarlığa soktum sütümü,
helal etmem dedim, sende ana-baba ol
anlarsın dedim.
Bazen güldü,
bazen kızdı.
Saklanayım mı dedi yatağının altına,
gormezden mi gelelim her şeyi,
yaltaklanayım mı hırsızlara.
gözlerine girmek için
boğazını mı sıkayım bizim gibilerin.
Sen beni bunun için mi taşıdın rahminde?
Yoksullar anama küfretsin diye.
Ana yüreği dedim, yanar,
yakma kendini.
Ziyan etme gençliğini,
hem size yaptırmazlar,
ne Deniz’ler
ne Mahir’ler beceremediler.
Bazen kızdı bazen güldü.
Anlarsın dedi her seferinde anlarsın anne ilerde”
Bunları anlat anne,
sonra yakışıklı bir resmimi al eline,
git diğer anaların yanına
basın yaygarayı hep birlikte:
“Kemikleri bile olsa bırakmayız size,
verin çocuklarımızı bize”
Orada nasıl olsa bizden biri çıkar karşına
Tutup kaldır çenesini
bak gözlerindeki ışıltıya
Derine bak en derine
Ben oradayım işte.
Gülümserim oradan sana derim ki:
“Anne, iyi bak kendine!”
Sonra yakala kolundan yoldaşımı sayım
çek kendine, sıkıca sarıl
duy kokusunu, çek içine.
Nasıl, aynı ben değil mi?
Böyle işte anne
aynen böyle
şimdi anladın mı beni?

Burhanettin Akdoğdu

(Bekir Kilerci)

(Kaldıraç’ta yazdığı ismiyle Bekir Kilerci, Uludağ Üniversitesi öğrencisi, şair yazar, Devrimci) 13 Aralık 1997’de Ankara Terörle Mücadele Şubesi’nde işkencede katledildi.

Read more