Neyzen Tevfik Küfürlü Şiiri | Sahne-i Ömrümden

Neyzen Tevfik küfürlü şiiri Sahne-i Ömrümden

Neyzen Tevfik Küfürlü Şiiri Hakkında

Neyzen Tevfik küfürlü şiirleri, çoğu zaman yalnızca sövgü olarak görülse de, şairin dünya algısını, hiçlik düşüncesini ve varoluşla kurduğu sert ilişkiyi yansıtan metinlerdir. Sahne-i Ömrümden adlı bu şiir, Neyzen’in yaşam, ahlak, iktidar ve insan ikiyüzlülüğü karşısındaki öfkesini açık bir dille ortaya koyar. Küfür burada bir amaç değil, bilinçli bir anlatım aracıdır. Bu yazıda Neyzen Tevfik’in küfürlü şiir anlayışı, şiirin sözleri ve edebi bağlamı ele alınmaktadır.

Şiire Dair Birkaç Kelam

Neyzen Tevfik ve küfürlü şiirleri… Youtube’da 1920’lere ait video görüntülerini görünce “Ben bu şiiri okumalıyım.” dedim. Yüz yıl öncesinin İstanbul’uydu videodaki insanlar ve bugün hiçbiri de hayatta değildi. Yüzlerce yıl önce de hayat vardı ama bunu görmek şaşırtıyor işte inceden!

Uğurlu bir çağda doğmuşum. Yoksulluğun çıtası yükselmiş her şeye rağmen. Şekli değişse de köleliğin, kimse kapitalizmin getirilerini reddedip isyana soyunmuyor. Ama ukalalığın bini bin para! Yüz yıl öncesinin insanı çilesini çekip çoktan uykuya dalmış ama ben hâlâ hayatta ve yorgunum. Gel de sövme bu işe!

Bizim için öteden beri adaba aykırı bir hareket olmuştur küfür. Her ne kadar haklı ve sanatsal yanı olsa da, medeniyetin aşağı eteklerine işaretmiş. Ölülerin kulakları yok artık. Ne makam, ne şan ne şöhret: kim siker Yalova kaymakamını o saatten sonra! Ulu bir kemik yığınının gözünde küfür de birdir artık iltifat da. Ha anlıyorum elbet, bizler hâlâ kalbi atan mekruhlarız! Sanki pek ahlaklı ve erdemli atıyor da! Yaşayanların kuralına göre oynamak gerek bu yaşam kumarını! Öyle mi?

Bilincin öyle bir makamı var ki o seviyede küfür de iltifat da hiçbir anlama gelmiyor artık. Otuz kez tekrarlanan bir kelimenin manasını kaybetmesi gibi. Kelimeler… Maddenin bilmem kaçıncı hali

Neyzen Tevfik hiçliğe inanırdı. Küfürlü şiirleri de bu hiçliğin içinde düşünülmeli. Eserleri sosyete kulaklarını biraz tırmalayabilir. Ama ilham aşılanır kulaklarına. Dinlesinler.

 

Günay Aktürk

Neyzen Tevfik küfürlü şiiri Sahne-i Ömrümden

Sahne-i Ömrümden Sözleri

Sahneyi ömrümden nefs-i emmareye hitabım
Hayat sahnemden kötü nefse hitabım

Alemin hem bağını hem bahçesini sikeyim
Sümbülünü gülünü kor ateşini sikeyim
Sabahın kör vaktinde “sus” dediğini sikeyim
Gelmiştir ve gelecek ilk baharını sikeyim

Bana yoktur lüzumu ne gülün ne bahçenin
Ne akşamın gecenin ne gündüzün ne seherin
Ne tüyü bitmedik oğlan ne kadın kısrak derim
Hepsinin toprağını ta mezarını sikeyim.

Ağlamam ben erkeğim, erkeğim ben erkek.
Hayli güçtür uğraşmak, adama cefa etmek
Minnet etmem ne ömre, ne hayata felek
Al atını siktir git tımarını sikeyim

Çok zordur aldanırsın bu fakiri aldatmak
Yüzdürüp denizlerde sonra kıyıya atmak
Gözünü aç, iyice aç da yüzüme bir bak!
Ben senin hem şanını itibarını sikeyim

Saki, hem ayına hem dolunayına koyayım
Gülünün hem rengine tabiatına koyayım
Şarkıcı edebine adabına koyayım
Kadehimde şenlik var, şenliğini sikeyim

Yok sefası bin yıldır hiçbir insan ehlinin
Ne bahçede bir gülün, tomurcuğun renginin
Hem çilingir sofrasını hem de sofradakinin
Gülmüşse gülüşünü gam kederini sikeyim

Uğramışsan feleğin vazgeçilmez yurduna
Sıçayım onun ağzının hem de ta ortasına
Bunu da yazsın dünya kitabın ortasına
Taşını toprağını deryasını sikeyim

Bunlara da Bakabilirsiniz

Read more

Güçlüysen Eğer – Tavsiye Kitap

güçlüysen eğer, tavsiye kitap

Tavsiye Kitap - İnsan İnsanın Geleceğidir

Güçlüysen eğer, durdur şu gökyüzündeki yıldırımları. Kasırganın yuttuğu şehirleri çekip al ölüm hortumunun ağzından. Zamanı geriye çevir güçlüysen. Eline paslı bir bıçak geçiren kolaylıkla alabilir bir canı ama ölüleri diriltsene madem! Bunca kudretliysen bu akşam da kuzeyden batsın güneş. Yarın kar yağsın Sahra Çölü’ne. Sibirya’da gölgelik yer arasın insanlar.

Provalı ölümlerin üstündeki “alın yazısı” örtüsünü kaldır at güçlüysen. Önce zulüm sofrasındaki ekmeği kan değirmenlerinde pişirmekten vazgeç. Kaostan doğan kargaşayı yaratan fıtrattan söz et biraz da: meydanlara kendi heykelini dik ki fıtratın ete kemiğe bürünmüş halini görsün insanlık!

Güçlüyüm diyorsan, sustursana şu kahkaha seslerini! Unuttur mizahı, kitapları hiç yazılmamış zannettirsene! Umut etmeyi yasakla demiyorum sana. Kimse hatırlamasın ya onun ne olduğunu! Ertele baharı, koyu karanlıklar çöksün gün ortasında. Hiçbirini yapamazsın bunların. Peki, ya bugün hiç kimsenin aç yatmamasını sağlayabilir misin? Kurtarabilir misin insanlığı yoksulluktan ve yoksunluktan? Öyleyse nedir seni güçlü yapan? Sadece emirler yağdırmak mı?

Read more

Cemal Süreya – Sana Giden Yollar Kapalı

Sana Gden Yollar Kapalı - Cemal Süreya

Buruk Bir Cemal Süreya Şiiri

Cemal Süreya ve “Sana giden yollar kapalı” şiiri | Günay Aktürk yorumuyla dinlemektesiniz.

Böyle bir sevda şiirini okumak kolay değildi. Güvercinin artık uçup gitmesine izin veren yorgun ve dolu bir yüreğe ihtiyacım vardı. Uzun zamandır o ruh halini kolluyordum. O ruh dün akşam sardı bütün benliğimi. Bir dilek ağacına rast gelip de hoş bir tebessümle geçip gitmek yanından… Acısız, öfkesiz, hem yorgun hem de dingin bir yürekle. “Her şey affedildi!” der gibi.

Sana Giden Yollar Kapalı

Biliyorum sana giden yollar kapalı
Üstelik sen de hiçbir zaman sevmedin beni

Ne kadar yakından ve arada uçurum;
İnsanlar, evler, aramızda duvarlar gibi

Uyandım uyandım, hep seni düşündüm
Yalnız seni, yalnız senin gözlerini

Sen Bayan Nihayet, sen ölümüm kalımım
Ben artık adam olmam bu derde düşeli

Şimdilerde bir köpek gibi koşuyorum ordan oraya
Yoksa gururlu bir kişiyim aslında, inan ki

Anımsamıyorum yarı dolu bir bardaktan su içtiğimi
Ve içim götürmez kenarından kesilmiş ekmeği

Kaç kez sana uzaktan baktım 5.45 vapurunda;
Hangi şarkıyı duysam, bizim için söylenmiş sanki

Tek yanlı aşk kişiyi nasıl aptallaştırıyor
Nasıl unutmuşum senin bir başkasını sevdiğini

Çocukça ve seni üzen girişimlerim oldu;
Bağışla bir daha tekrarlanmaz hiçbiri

Rastlaşmamak için elimden geleni yaparım
Bu böyle pek de kolay değil gerçi…

Alışırım seni yalnız düşlerde okşamaya;
Bunun verdiği mutluluk da az değil ki

Çıkar giderim bu kentten daha olmazsa,
Sensizliğin bir adı olur, bir anlamı olur belki

İnan belli etmem, seni hiç rahatsız etmem,
Son isteğimi de söyleyebilirim şimdi:

Bir gece yarısı yazıyorum bu mektubu
Yalvarırım onu okuma çarşamba günleri.

Cemal Süreya

Read more

Behçet Necatigil Sevgilerde Şiiri

Behçet Necatigil - Sevgilerde

Sevgilerde - Behçet Necatigil

Behcet Necatigil – Sevgilerde

Sevgileri yarınlara bıraktınız
Çekingen, tutuk, saygılı.
Bütün yakınlarınız
Sizi yanlış tanıdı.

Bitmeyen işler yüzünden
(Siz böyle olsun istemezdiniz)

Bir bakış bile yeterken anlatmaya her şeyi
Kalbinizi dolduran duygular
Kalbinizde kaldı.

Siz geniş zamanlar umuyordunuz
Çirkindi dar vakitlerde bir sevgiyi söylemek.
Yılların telâşlarda bu kadar çabuk
Geçeceği aklınıza gelmezdi.

Gizli bahçenizde
Açan çiçekler vardı,
Gecelerde ve yalnız.
Vermeye az buldunuz
Yahut vakit olmadı

Read more

Can Alıcı Kahpe Dünya

ismail aktürk can alıcı kahpe dünya

Can Alıcı Kahpe Dünya - İsmail Aktürk

Babam İsmail Aktürk ve kendi eseri olan “Can alıcı kahpe dünya.” Tarih 31 Aralık 2018. Yılbaşı Gecesi. Normalde söyletemezsiniz. Kendi kendine çok mırıldanır ama iş performansa gelince “Saz olsa söylenir de böyle kuru kuru gitmez. Dündar sazımı kırdı, kırmasa şimdiye bak nasıl çalıyordum.” der. Onun da bahanesi budur ve dahi şarap üç yıllıktır : ) Söze iştahla: “Heehh şarap da şarap olmuş hah!” diyerek başlar. Annem: “Hadi başla.” deyince de: “Hele acele etmeyin ulan başla başla.” diyerek basar fırçayı. Sonraları izleyip çok gülmüştür : )

Read more

Yağmur Çiseliyor – Nazım Hikmet

Yağmur altında sessiz Serez çarşısında, başı öne düşmüş ve gözleri kapalı şekilde ağaçta asılı duran Şeyh Bedreddin’in cansız bedeni ve korku içinde susan şehir.

Yağmur Çiseliyor Şiiri Hakkında

Yağmur Çiseliyor, Nazım Hikmet’in Şeyh Bedreddin Destanı içinde yer alan ve destanın en sarsıcı bölümlerinden birini oluşturan şiirlerinden biridir. Şiir, yalnızca bir doğa betimlemesiyle değil; ihanet, korku, suskunluk ve toplumsal vicdanın çöküşüyle örülü güçlü bir atmosferle açılır. Yağmur, burada arındıran bir doğa olayı değil; sessizliğin, korkunun ve kabullenilmiş suçun simgesidir.

Nazım Hikmet, Bedreddin’in Serez çarşısında asılı bedenini anlatırken, bireysel bir trajediden çok kolektif bir suskunluğu görünür kılar. Çarşının “dilsiz” ve “kör” oluşu, yalnızca tanıklık etmeyen bir kalabalığı değil, görüp konuşmamayı seçen bir toplumu temsil eder. Şiirde yağmurun “ihanet konuşması gibi” çiselemesi, zulmün yüksek sesle değil, fısıltıyla ve alışıldık bir hâlde gerçekleştiğini düşündürür.

Bu yönüyle Yağmur Çiseliyor, politik bir şiir olmanın ötesine geçer; korkunun sıradanlaştığı, vicdanın askıya alındığı zamanları anlatır. Nazım Hikmet’in yalın ama sert dili, okuru Bedreddin’in ölümünden de öte, bu ölüme sessiz kalanların sorumluluğuna bakmaya zorlar.

Yağmur Çiseliyor Şiiri Sözleri

Yağmur çiseliyor,
korkarak
yavaş sesle
bir ihanet konuşması gibi.

Yağmur çiseliyor,
beyaz ve çıplak mürted ayaklarının
ıslak ve karanlık toprağın üstünde koşması gibi.

Yağmur çiseliyor,
Serezin esnaf çarşısında,
bir bakırcı dükkânının karşısında
Bedreddinim bir ağaca asılı.

Yağmur altında sessiz Serez çarşısında, başı öne düşmüş ve gözleri kapalı şekilde ağaçta asılı duran Şeyh Bedreddin’in cansız bedeni ve korku içinde susan şehir.

Yağmur çiseliyor.
Gecenin geç ve yıldızsız bir saatidir.
Ve yağmurda ıslanan
yapraksız bir dalda sallanan şeyhimin
çırılçıplak etidir.

Yağmur çiseliyor.
Serez çarşısı dilsiz,
Serez çarşısı kör.
Havada konuşmamanın, görmemenin kahrolası hüznü
Ve Serez çarşısı kapatmış elleriyle yüzünü.

Yağmur çiseliyor.

Nazım Hikmet

Gitmeden Bunlara da Bakabilirsiniz

Read more

Fernando Pessoa Şiiri

fernando pessoa şiiri günay aktürk seslendirmesi

Huzursuzluğun kitabı - Fernando Pessoa

Ben, kendi ruhumda durgunlaşıyorum!
Düşü gerçek yerine koymaktan,
kendi düşlerimi fazlasıyla derin yaşamaktan ötürü,en sonunda düşsel
hayatımın gerçek olmayan gülünde bir diken çıktı!

Acı çekiyorum,
Ama bunu hak edip etmediğimi bilmiyorum.
Kendimi arıyorum, bulamıyorum!
Hissetmek ne büyük bir ağırlık!
Hissetmek zorunda olmak ne büyük bir ağırlık!
Soğuk bir el boğazımı sıkıyor, hayatı solumamı engelliyor.
İçimde ki her şey ölüyor;
hatta düş kurabildiğime olan güvenim bile!
Ne yaparsam yapayım,
fiziksel olarak kendimi iyi hissedemiyorum.
Gönlümün kaydığı bütün
dinginliklerin, ruhumu parçalayan sivri köşeleri var!
Kendim için kimim ben?
Hissettiğim şeylerden biriyim sadece.

Yüreğim çaresizce,delik bir kova gibi boşalıyor!
Gerçekten ıstırap çekenler böyle sürüler halinde dolaşmaz,
gruplar kurmazlar.
Acı denen şey, yalnız başına çekilir.
İçimiz gibi dışımız da ‘Oyuk’ ve ‘Boştur!”
Ölümden yapılmışız biz.
Hayat diye kabul ettiğimiz şey,
gerçek hayatın uykusu varlığımızın gerçek halinin ölümüdür.
Ölüler doğar, ölmezler.
İki dünyayı ters sırayla biliriz biz.
Yaşadığımızı sanırken ölüyüzdür.
Ölümle pençeleşirken yaşamaya başlarız!
Sıkıntıdan ve kendimi başka hissetmekten dolayı parçalanırım.

Hayatım kavruk kaldı,
çünkü düşlerdeki halinde bile cazibeden yoksun gibiydi.
Sonunda düşlerin verdiği
yorgunluk beni ele geçirdi…
Bunu hissedince, dışımdan gelen sahte bir duyguya kapıldım.
Sonsuz bir yolun sonuna mı gelmiştim yoksa…
Kendimden taşıp kim bilir nereye düştüm.
Ve hiç kıpırdamadan, boş yere kaldım orada.
Daha önce olduğum bir şeyim.
Var olduğumu hissettiğim yerde değilim;
kendimi ararken, beni arayanın kim olduğunu bilemiyorum.
Her şeyden sıkılarak gevşiyorum.
Ruhumdan kovulmuşum sanki.

Kendime bakıyorum.
Kendi kendimin seyircisiyim ben.
Duygularım, içimdeki bilmediğim bir gözün önünden,
dışarıya ait şeylermiş gibi dizi dizi geçiyor.
Kendimden sıkılıyorum.
Her şey, hatta gizemden yapılmış kökleri bile,
sıkıntımın rengine bürünmüş!
Özlediğim hiçbir şey yok. Hayatım acıyor.
Bulunduğum yer acıyor, kendimi
bulabileceğimi düşündüğüm yer çoktandır acıyor!

Fernando Pessoa

Read more

Nietzsche – Salome’ye

nietzsche salomeye şiiri seslendirmesi günay aktürk
nietzsche salomeye şiiri seslendirmesi günay aktürk

Salome’ye

Öyle bir hayat yaşadım ki
Cenneti de gördüm cehennemi de.
Öyle bir aşk yaşadım ki
Tutkuyu da gördüm pes etmeyi de
Bazıları seyrederken hayatı en önden
kendime bir sahne buldum oynadım
Öyle bir rol vermişler ki
okudum okudum anlamadım
Kendi kendime konuştum bazen evimde.
Hem kızdım hem güldüm halime.
Sonra dedim ki “söz ver kendine.”
Denizleri seviyorsan
dalgaları da seveceksin
Sevilmek istiyorsan
önce sevmeyi bileceksin
Uçmayı seviyorsan
düşmeyi de bileceksin
Korkarak yaşıyorsan
yalnızca hayatı seyredersin
Öyle bir hayat yaşadım ki
son yolculukları erken tanıdım
Öyle çok değerliymiş ki zaman
hep acele etmem bundan
anladım

Nietzsche

Read more

Cahit Külebi – Hikaye Şiiri

cahit külebi - Hikaye

Cahit Külebi - Hikaye

Hikaye Şiiri - Sözleri

Senin dudakların pembe ellerin beyaz
Al tut ellerimi bebek, tut biraz

Benim doğduğum köylerde ceviz ağaçları yoktu
Ben bu yüzden serinliğe hasretim okşa biraz

Benim doğduğum köylerde buğday tarlaları yoktu
Dağıt saçlarını bebek savur biraz

Benim doğduğum köylerde şimal rüzgarları eserdi
Ve bu yüzden dudaklarım çatlaktır öp biraz

Benim doğduğum köyleri akşamları eşkiyalar basardı
Ben bu yüzden yalnızlığı hiç sevmem konuş biraz

Sen Türkiye gibi aydınlık ve güzelsin
Benim doğduğum köyler de güzeldi.
Sen de anlat doğduğun yerleriAnlat biraz.

Cahit Külebi

Read more

Yaşamaya Dair Şiiri

yaşamaya dair

Yaşamaya Dair - Günay Aktürk

Yaşamaya Dair

YAŞAMAYA DAİR – SÖZLERİ

 

İhanet orduları kuşatmış evliliği.
Çocuk özlemleriyle bozulmuş nikâh.
Hayallere kadar çekilmiş
bir yuvaya duyulan hasret.
Her kâbus, bir düşe yolcu.

Aşk dedikleri şey
iki bacak arasından doğuyor artık!
Modern mecnunlar, bir parça kalça,
dolgun bir göğüs için düşer oldular çöle.
Bu kadar mı kolay çıkılır insanlıktan?

Artık gözlerini kaçırır oldu dostum benden.
Rastgele bakışmalarla buluşuyoruz ara sıra!
İmalı sözlerle kalp kıran deyyus,
Uzaklaştığı yerden küfrediyor şimdi!

Kalbim çarpmıyor artık hiç kimse için.
Bedenim soğuk,
hissedebiliyorum yaşarken öldüğümü.
Gel gör ki inancım da kaybolmuş,
yakmışım Tanrıyı düşüncelerimde.
Dine de su kattılar rakıdan sonra,
bir tanrı göremiyorum beni avutacak.

Günay Aktürk

Read more