Penceresi Naylon Kaplı Kış Ahalisi

beynimizin sevişme pozisyonları

Beynimizin Sevişme Pozisyonları!

beynimizin sevişme pozisyonları

Günler bazen sıkıcı bir kitap hissi verebiliyor. İnsan hayatı kaldırıp atamayacak kadar da değerli. Arasına ayraç koymayı deniyoruz. Dışarıda güzel bir akşam yemeği, iki kadeh bira ya da ölü uykusu. Seyahat iyi gelirdi ama cep delik cepken delik diye uyarmıştı kahin!

Para yok. Zaman yok. Dolapta yumurta yokken omlet yapamazsın ki. Borç yazdırmak eski gelenek. İnsan hayatına vurursan, yeni insan arayışına denk düşer bu.

Ama ‘eksiklik kendi özümde‘ demiş başka bir kahin. İçerideki titremenin sebebi dışarıdaki ayazdır sanıyoruz. Hey gidi hey penceresi naylon kaplı kış ahalisi! Yak sobanı otursana. Suların kesik. Tuvaletin tıkanmış. Üstelik mutfak da çöp yığınağı! İç dünyanın bunca keşmekeş olması, birilerinin sokağa tükürmesinden midir?

Yaşam şeridinin gidiş dönüş yolları sıkışık olabilir. Bunalımın kırmızı ışıklarında beklemek de sıkabilir insanı. Ama… İşte o ‘ama’ yı bulabilmek bütün uğraşımız. En kaliteli kitaplarda bile insanı sıkan uzun pasajlar vardır. İnsan hayatı neden daha fazlasını vaad etsin ki! Ama ille de inat edecek, iftarı bekleyen bir Arap zihni kadar bile mutlu olmadığımızdan dem vuracaksınız.

Mutlu olacağımızın garantisini kim vermiş? İnsan psikolojisi bir ev değil ki yangına ve depreme karşı sigorta yaptıralım. Twain’in dediği gibi “her beynin amacı zekaya doğru gitmek” olabilir ama mutluluk da insan hayatının nihai amacı değil ki. O amacı biz koyduk kendimize. Doğanın dengesinde böyle kutsal bir amaç yok. Doğayla çatışa çatışa geldik bugüne.

Beynimize zevk gitmediği zamanlarda mutsuz olabiliriz. O da insan psikolojisinin bir parçası. Duygulara karşı üvey evlat muamelesi yapmanın anlamı yok. Bir tabak da onun önüne koy. Geldiği gibi karşıla her şeyi.

Üç kağıtçı beyin! Değirmen misali öğütecek un arıyor kendine. Yani düşünce. Yani bir sorun. Bilgi. Uğraş. Uzun molalar ona göre değil. Körelirse kör testereyle keser seni. Keskin zekanın daha çok acı çekmesi bu yüzden olabilir.

Ben borularımı boşalttım. Şimdi mola verirsem bundan hoşlanabilir. Yazı yazmak beynimin sevişme pozisyonlarından biri. Mutlu olmak istiyorsanız siz de kendinize göre uygun bir pozisyon bulun derim.

Günay Aktürk

Günay Aktürk Kitapları

Günay Aktürk - Sanrılar Romanı
Günay Aktürk - insan insanın geleceğidir
umudun çocuğu - günay aktürk
Read more

Cehalet Bilincin Kabusudur

cehalet makalesi

Bir Alıntı Bir Yorum

Cehalet bilincin kabusudur

“Kendi yaşamınızı inşa etmenin ötesinde yaşamın başka amacı yoktur.”

Jean Paul Sartre

Yaşamı olumlamak gerek. Mutsuzluğun kökenini düşünüyorum da, sanırım başat nedeni bu dünyaya ait olmamak. Daha burayı çekip çeviremeden öteki taraftaki rahatımızı düşünüyoruz. Oraya dair ortaya atılan kurallar, burada sürüngen hayatı yaşamamıza neden oluyor.

Aslında daha da kötüsü oluyor. Kolsuz bacaksız, bedensiz ve ruhsuz bırakıyoruz kendimizi. Kendini reddeden başka can yok insandan başka. Kendi bedenini şeytanın yuvası olarak gören kara fikirler yaratıldı. Arzularına düşman, bedenine iğrenerek bakıyor. Düşmanın adına nefis diyorlar ve güzele ait ne varsa onunla dolduruyorlar içini.

Kendinizi sevmeyin demeye getiriyorlar. Yalnızca kulluk edin. Kahkaha atmayın. Diyorlar ki burası sınav yeri. Burada gördükleriniz sahte güzellikler! Meyletmeyin. Madem geçici, ormanları yakmakta sorun yok! Melekler hayvanlara değil, Adem’e secde ettiler! İnsandan aşağı görüyorlar insanın dostlarını. Hayvanın ruhu yok! Ruhu olmayanın payına zulüm düştü! Hayvanı sevmeyenin insanı sevmesi beklenemezdi!

Ellerinde hali hazırda bir kıyamet var zaten. Bir gün kopacak, diyorlar. Kendi tanrılarının yakıp yıkarak yok edeceği bir gezegeni sevebilmeyi elbette akıl edemezlerdi. Domuz haramdır dedikten sonra domuza düşman kesilmek gibi!

Ne oluyorsa bu dünyanın içinde oluyor. Her şey her şeyle etkileşim halinde. Her nesneye aşk ile bakıp kendinden bir parça görmek için bilgi gerek. Şah damarından da yakın olan şey Tanrı değil, atomlar! Sizler bu gezegende, bu gezegenin malzemeleriyle doğdunuz. Gördüğünüz her şeyin malzemesi sizinkilerle aynı.

Kalp denilen şey beyinsel faaliyetler. Acı oradan. Aşk oradan. Düşünce oradan. İnsan önce vücuda geldi, sonra inşa etti kendini. Varlık elbette özden önce gelir. Ey en derin uykuların gafili! Cehalet bilincin kâbusudur!

Bilgi mutsuzluk getirir diyorlar. Ama cehalet de kendine yabancılaştırır! Sevmek eylemini varlığın özünü bilmeden nasıl başarırsın? Kendini tanıyan evreni tanır. Yabancı şehirlerde insan huzurlu olabilir mi kimseyi tanımadan, eşi dostu olmadan?

Sokaktan geçen kediyi can gözüyle görebiliyorum. Ve ortak bir ataya sahip olduğumuzu da biliyorum. İşte benim mutluluğum! Onu sevmem için onu anlamam gerek!

 

Günay Aktürk

Read more
Powered by Gelecek Internet