Özgür İlişki ile Ahlak Arasında Sıkıştık

Atletli bir adamın defteri kenara bırakıp yatakta yanındaki kadını kendine doğru çektiği, kadının heyecan ve hazla karşılık verdiği romantik gece sahnesi

Bağlılık, inanç ve arzunun arasında kalanlar için

Bağlılık, ahlak ve inanç arasında kurulan ilişkiler çoğu zaman bir ikileme dönüşür. Bu metin, özgür ilişki fikrinin gündelik hayatta nasıl sınandığını, arzuyla sorumluluk arasındaki gerilimi kişisel bir anlatıyla ele alır.

“Odanızda sinek olmamasını mı istiyorsunuz? Onları cezbedecek şeker bırakmayın ortalıkta.”
— Marquis de Sade

Atlet ve kısa donla balkonda duran dağınık saçlı bir adam, aşağıda asfalt delen işçilere bakarken arkada yatakta horlayan bir kadın

Saat sabahın 9:30 u. Karayolları sokakta çalışmaya başlamış bile. Sanırım asfaltı deliyorlar. Dinç ve huzurlu bir ruh ile uyanmıştım oysa. Vatandaşlık görevimi yerine getirmek için sövmeye hazırlanıyorum! Odadan çıkıp balkona geçerken bakıyorum ki ne karayolları ne de matkap! Karşı odadaki sevgilimin horultusu bu!

Gece lambasını kendi başıma söndürmeye alışık olduğum için geceleri yalnız yatmaya alışığım. O yüzden diğer odada yatıyor. Sabah olduğunda biraz pişmanlık duymuş olabilirim. Gidip bir süre seyrettim onu. Tanrım, haberin var mıydı senin bu güzellikten? İlgi alanın değilse neden bu kadar ince işçilik yaptın üzerinde? Nasıl da yabani horluyor. Demek ki, diyorum, güzel kadınlar da canavarlaşabiliyor! Bir doz yanaklara, bir doz da dudaklara sağlıklı yaşam öpücüğü. Haberi olsa hoşuna giderdi…

Sabah ışığında uyuyan kadını yanağından öpen adam, yalnızlık ve bağlılık arasındaki duygusal gerilimi anlatan alegorik sahne.

Balkonda sabah serinliği var. Bir sigara yakıp dalıp gidiyorum. Bağlılık yemini edilmeden de başıboş bir kaostan huzurlu bir düzen yaratılabiliyor. Erkek her türlü yalnız yaşayabilir. Kadının ekonomik özgürlüğünü eline alabilmesi ise ne mühim bir ayrıntı!

Dün Füruğ Ferruhzad ile tanıştırdım onu. Pek sevdi. Oysa o kadar da sevmez şiiri. Galiba Özgür İlişki ikisinin de ortak noktası, muhtemelen ondandır. Bak dedim dinle:

“Günah işledim, hazla dolu bir günah.
Titreyen, mest bir bedenin yanında.
Ey Tanrım, ne yaptım bilmiyorum ben
o sessiz ve karanlık inzivada.

O sessiz ve karanlık inzivada,
Baktım sırlarla dolu gözlerine.
Yalvaran gözlerindeki arzulardan
kalbim takatsiz kaldı göğsümde.

Günah işledim, günah…
Sıcak, ateşli bir kucakta
günah işledim demirden.
Ateşli, kindar kollar arasında…”

Atlet ve kısa donlu bir adamın, yatak odasında sevgilisiyle birlikte şiir okuduğu; dışarıdan gelen şehir sesleriyle iç dünyanın çakıştığı alegorik sahne

Galiba iliklerine kadar işledi bu. Mest oldu desem yeridir.  Şiir sevmeyen kadınların ruhsuz olduklarına inandığımı söylemidim. Ses vermedi. Sanırım hemfikirdik. Kitabını ne zaman imzalayacaksın, diye sordu bir zaman sonra. Orada öylece duruyordu kitap. “Gerçekten ilgilenmeye başladığında!” dedim. Ben tüccar değilim ki; ne kendimi pazarlarım ne de sanatımı…

Gece yatmadan önce biraz sohbet etmiştik. Evet, de Sade’nin “yatak odasında felsefe” deyimini çağrıştırmadı değil. Din konuşuyorduk. Peygamberin cinsel hayatını. Yarım saat kadar anlattım. Belki biraz daha fazla. Sonra aniden kalktı ve ben yatıyorum dedi. Dedi ve ekledi: “Ben deistim sevgilim!

Ergenlik döneminden geçen gençler sarılıp yatmanın romantik olduğunu düşünürler. Evrim gerçekten pek çakaldır! Beraber yatalım, dedi. “Yatalım yatmasına ya huzurlu bir uyku olmaz. Gel biraz şarj edeyim seni…

Atletli bir adamın defteri kenara bırakıp yatakta yanındaki kadını kendine doğru çektiği, kadının heyecan ve hazla karşılık verdiği romantik gece sahnesi

Şu anda yüzlerce kilometre uzakta. Sizler belki “Onlar ermiş muradına!” ile biten cümlelere yatkınsınızdır. Ama ben “Ruhuma iyi geliyorsun” sözlerine inanırım. Bir tek beyinde sıkışmış iki bilinç travma yaşatır insana! Pek çoğu yalnız kalmaktan ya da çok eşli yaşamaktan korkar. Özgür ilişki onlara göre değildir. Bana göre olduğunu da söylemiyorum. Sadece kendimi tanıma sürecinde karşıma çıkan ve hakikate en yakın gördüğüm gerçeklerle yaşıyorum o kadar. Pek çok insan henüz kendine bile yabancıyken, bir başkasının ruhuna yük olmaya gidiyor. Hakikat ise bambaşka. İnsan dediğin ne ki: “Alacağına şahin, vereceğine karga!

Günay Aktürk
Yazım Tarihi: 09.09.2021

Bunlara da Bakabilirsiniz

Read more

Ben Öldürmedim – Günay Aktürk Makaleler

Bosch tarzında çok katmanlı alegorik resim; aşk, suçsuzluk, içsel yıkım ve pişmanlık temalarını taşıyan erkek figürü ve dağılmış bilinç sahnesi

Ben Öldürmedim

ben öldürmedim - makaleler - günay aktürk

“Aşkı anlarım, sevmeyi anlarım, insanların hata yapmasını da anlarım ama canavarlığı anlayamam. İnsanların hayatını mahvetmeye rıza gösteremem. Kendinizi kurtarmak için gencecik bir kızı katlettiniz, onunla birlikte kendi çocuğunuzu da öldürdünüz.

Ahmet Ümit

Ben öldürmedim! Güldürmeyi dahi beceremediğim hiçbir kadını öldürmedim. Güldürdüklerimde ise yüceltildim. Ağlayan kadınlar oldu elbette benim yüzümden. O vaziyetten dem vurmayın şimdi! Uykulu ve kayıp yıllardı onlar. Ellerinin sıcaklığını yanaklarımda bir kez bile hissetmediğim o savruk sahibeme karşı duyduğum ateşli sadakattendi… O zamanlar öyleydi…

Öldürmedim hiçbir kadını. Ve bunu düşünmedim bir kez bile. Öldürmediğim için kendimle gurur mu duydum? Hayır. İnsan, zaten işlememesi gereken bir cinayeti gerçekleştirmediği için kendisiyle gurur duyacak kadar aptal olmamalı. Benim gururumun nedeni içimdeki aşk ateşiydi. Bunca yıldır ruhumu kirletmeden yakabildi! Artık kir tutmaz. Oysa hemcinslerime bakarak kendimden utandığım çok olmuştur. Bütün bu rezilliklerin içinde bir kadın olarak doğmayı isteyecek bir erkek, bence asıl erkek odur!

Ben, düşündüğüm kadar eşsiz olsun ya da olmasın yine de bir kadının başyapıtıyım! O beni geçmişte defalarca öldürdü zaten. Bunu da kolunu bile kıpırdatmadan başardı. Dudaklarım acımıyor, çünkü öpmedi. Ellerim terlemiyor, çünkü tutmadı. Göğüs kafesimin üstünde hafif bir çukurun bile izi yok, çünkü başını yaslamadı. Ama yine de becerdi beni öldürmeyi. Ben, kendi ciğerini deşmelerin ustasıyım. En acılı ölümlerden doğarmış büyük kutsallıklar! Bugün uçmak için ne ona ihtiyacım var ne de görkemli kanatlara…

Ben onu öldürmedim hakim bey! Ve bundan dolayı da pişman değilim. Ama onu düşünürken ateşli günahlar işlemiş olabilirim. Aklımdan ona sahip olmak geçmişse de erotik tutkulara saygımı yitirmediğimdendir. Kimileri aşkın kusurudur bu, dediler, ben ise özüdür dedim.

Artık bir kez daha aşık olabilirim. Çünkü artık hiçbir şeye inanmıyorum! Çünkü korkmuyorum hiçbir şeyden: Ölmekten de kaybetmekten de!

Günay Aktürk

Bosch tarzında çok katmanlı alegorik resim; aşk, suçsuzluk, içsel yıkım ve pişmanlık temalarını taşıyan erkek figürü ve dağılmış bilinç sahnesi

Gitmeden Şunlara da Bakabilirsiniz

Read more
Powered by Gelecek Internet