Karşılıksız Aşk: Yönünü Tüketen Duygular

Karşılıksız aşk temasını anlatan, muhatapsız duyguların ve içsel çatışmanın alegorik olarak işlendiği Bosch tarzı sürreal sahne

Zat-ı Âlim Pek Memnun Günahımdan

Ben bir insan yetiştirdim. Şeriat ehliydi bana gelmeden önce. Naftalin kokan kutsal tabutlarda doğurdum onu. Kulağı geçmeye çalışan bir boynuza dönüştü zamanla.

Bu şiiri sana yazdım!” demedi. Sadece “Bir şiir yazdım!” dedi ve sustu.

Garip… İnsan bazen kendine yazılmış bir şiiri başkasına okutur gibi paylaşıyor. Belki de yük hafiflesin diye. Biliyor musunuz, hicivle yazılmış bir metnin içinde ciddiye alınmak en tehlikeli ihtimaldir!

Buyursunlar efendim:

Karşılıksız aşk temasını anlatan, muhatapsız duyguların ve içsel çatışmanın alegorik olarak işlendiği Bosch tarzı sürreal sahne

Nemrut'un Nârı Sensin...

Nefesinden nâmeler diziyorum her akşam.
İbadet saydım seni sevmeyi…
Gönül sayfama bir hiciv yaz Neyzen misali.
Kinaye olsun bütün sözler!
Girdabına kapılıp döneyim.
Zat-ı âlim pek memnun günahımdan.
Nefs-i emmarenin boyun bağı çözülmüş:
Ne tövbeye hâlim var ne istiğfara meylim.

Nemrut’un nârı sensin,
O naralarda yanan ben.
İki kaburga kemiğinin arası senin yerin.
İlmek atıp kilim dokur gibi ibadet bildim seni.
Zahirimi bilirsin, batınım aşktır.
Beni fenaya çıkaran, sana olan zaafımdır.

Ok İşini Yaptı, Hedef Yerinde Değil!

Her yöneliş bir varışa çıkmaz; bazıları sadece yönünü tüketir.
Hem, bazı duyguların muhatabı da yoktur; yalnızca taşıyıcısı vardır.
Bir insandan çok, bir ihtimale bağlanırız çoğu zaman.
Tarihte Leyla’dan başka kadınlar da yaşadı.
Ama herkesin hikâyesi destan olmadı.
Ve çoğu zaman herkes Mecnun bile değildi…

Bunlara da Bakabilirsiniz

Read more

Charles Bukowski Kadınlar

Charles Bukowski Kadınlar eserinin temalarını yansıtan, yazısız alegorik Bosch tarzı çok figürlü sahne

Charles Bukowski Kadınlar – Seçme Alıntılar ve Metnin Teması

Charles Bukowski, Kadınlar adlı eserinde aşkı, arzuyu, yalnızlığı ve modern ilişkilerin çürümesini sert ve filtresiz bir dille ele alır. Bu metin, romantik ideallerden çok, insanın iç dünyasındaki çatlaklara ve kadın–erkek ilişkilerinin güç, korku ve bağımlılık ekseninde nasıl şekillendiğine odaklanır.

Bukowski’nin kadınlara bakışı ne yücelticidir ne de uzlaşmacı; aksine çelişkili, rahatsız edici ve çoğu zaman acımasızdır. Kadınlar metninde yer alan bu seçme alıntılar, yazarın aşk, cinsellik, yalnızlık ve bireysel özgürlük üzerine düşüncelerini açıkça ortaya koyar. Bu sayfada yer alan bölümler, eserin tamamını değil; ruhunu, tonunu ve felsefesini yansıtan pasajları bir araya getirir.

Charles Bukowski Kadınlar eserinin temalarını yansıtan, yazısız alegorik Bosch tarzı çok figürlü sahne

Kadınlar – Sözleri (Seçme Alıntılar)


Bir kadın olarak doğmuş olsaydım kesinlikle orospu olurdum. Erkek olarak doğduğum için, sürekli kadınları arzuladım. Buna rağmen kadınlar beni hep korkuttu. Çünkü onlar hep ruhunuzu ele geçirmek ister. Öyle olsa benden geriye ne kalırdı korumak isteyeceğim.


Bazı kadınlar erkekler kadar aşağılık değildi. Bazıları ise para için ruhunu bile satabilirdi. Ruhunu satan bir kadın, bir fahişe kadar saygın olamazdı. Onlardan hep kaçtım.


Kadınlar sizi sevebilir. Fakat bir süre sonra bir şey olur onlara, sizi ölürken izlemek isterler, arabayla sizi ezip suratınıza tükürmek isterler.


Kadınlar korkutuyorlardı beni, çünkü er ya da geç ruhuma sahip olmak istiyorlardı. Oysa ben ruhumdan arta kalanı kendime saklıyordum. Esasen fahişeleri arzuluyordum, çünkü özel isteklerde bulunmuyorlardı. Gittiklerinde de hiçbir şey yitirilmiş olmuyordu.


İnsan ilişkileri doğru düzgün yürümüyordu nasılsa. İlk iki hafta herşey canlı gider, sonra taraflar ilgilerini kaybederlerdi. Maskeler düşer, gerçek yüzler görünmeye başlar: çatlaklar, bönler, kaçıklar, kinciler, sadistler, katiller. Modern toplum kendi türünü yaratmıştı ve insanlar birbirleriyle besleniyorlardı. Ölümle düello gibiydi.


Dışarıdan gamsız bir pezevenk gibi gözüküp iç dünyamda duygusal biri olmak beni mahvetti. Ama yalnız olmak yanlış bir kalpte olmaktan iyidir.


Herkes kendinin özel, ayrıcalıklı, müstesna olduğunu düşünüyordu. Balkonundaki saksıları sulayan kocakarı bile.


Bir erkek sadece iyi bir kadın bulamadığında çok fazla kadına ihtiyaç duyuyordu.


Charles Bukowski’nin kadınlar temasını alegorik sahnelerle anlatan, yaşlı bir adam, kadın figürleri, tutku, yalnızlık ve insan ilişkilerinin çürümesini betimleyen yazısız resim

Dışarıdan gamsız bir pezevenk gibi gözüküp iç dünyamda duygusal biri olmak beni mahvetti. Ama yalnız olmak yanlış bir kalpte olmaktan iyidir.

Herkes kendinin özel, ayrıcalıklı, müstesna olduğunu düşünüyordu. Balkonundaki saksıları sulayan kocakarı bile.

Bir erkek sadece iyi bir kadın bulamadığında çok fazla kadına ihtiyaç duyuyordu.

Erkekler futbol seyreder, bira içip bowling oynarken onlar, yani kadınlar, bizim hakkımızda düşünüyor, bizi inceliyor, karar vermeye çalışıyorlardı – bizi bıraksalar mı, atsalar mı, değiştirseler mi, öldürseler mi, yoksa sadece terk mi etseler?


Aşık olmadığıma sevindim. Aşık insanlar asabi, tehlikeli olurlar, perspektif duygularını kaybederler. Sinirli, can sıkıcı psikopatlara dönüşürler…


Zordur benimle yürümek!
Bunu benimle yola çıkanlar bilir,
hepsi yarı yolda gittiler!
Suç kimde? Ben zoru seviyorum, onlar sevmiyor.
Yapacak bir şey yok! Suçum var mı?
Tabii ki var; zor yola, kolay kişilerle çıkmak
en büyük hatam!


Bunlara da Bakabilirsiniz

Read more