Sahipsiz Ahırın Eşekleri

sahipsiz ahırın eşekleri

O Sarı Öküzü Vermeyecektik

sahipsiz ahırın eşekleri

“Cesareti olan eşek değildir. Aslanın içinde olduğu vaziyet eşeği cesaretlendirir. Türk milleti aslandır ve içinde bulunduğu durumdan kurtulacaktır.”

Sahipsiz Ahırın Eşekleri…

Bir ahırda yalnız bir eşek anırır azizim. Aslında pek çok eşek anırır da, birinin anırtısı daha gür çıkar. Çiftesi çift gösterir alemi. Dişleri timsah dişi gibidir. Ahırın sahibi etrafta yoktur da ondan. Sahipsiz ahırda daha çok eşekler anırır!

Bekçi köpeklerini kurtlara yem ettiler. Kulübeleri de domuzlara kaldı. Müslüman çiftliğinde domuz yetişmez. Müslüman çiftliğinde yetişmez ama. Bu çiftlik taşıma suyla değirmen döndürüyor…

Kalbimizdesin çoban. Barınağında konukluğun uzun olsun. Ama her kalbe giremediğin de doğrudur. Mavi balinayı götür de göle sok, nasıl sokacaksan. Sığ bilinçlere sığmaz asil fikirler.

Her köşebaşında bir heykelin var. Neye yarar soğuk heykeller! Medet ya Ali desek, o da yasaklılar listesinde. Hem de Arap, kendi yarımadasının cehaletine koşardı, canı gelmek isteseydi!

Bitmez bu kargaşa. Unutturulmak istenense kolayca unutulmaz. Tren raylarını geriye doğru döşemişler. Biraz daha gittik mi kavimler göçünün ortasında kalacağız. Bu mu olmalıydı övüncümüz! Bunun sorumlusu bizden başkası değil. Çoban arayan, sürü olduğunu kabul etmiş sayılır. O sarı öküzü vermeyecektik! Neyi ne zaman nerede kaybettiğimiz bile şaibeli!

Okumaya Devam Edin:

Tavsiye Makale: Sen Leyla Olamazsın Sen de Mecnun

Tavsiye Makale: Güzel Sözler, Anlamlı Fısıltılar

Tavsiye Makale: Olduğun Gibi Görün Demişler

Tavsiye Makale: Güçlü Ve Güzel Kadınlar – Ya Sonrası

 

Şiir Dinletisi:

Şiir Dinletisi: 33 Kurşun – Ahmed Arif Şiirleri

Şiir Dinletisi: Alengirli Şiir – Ali Lidar

Edebiyat: Küfürlü İltifat – Victor Hugo

Daha Fazla Dinleti İçin Youtube Kanalımızı Ziyaret Edin

Read more

Sen Leyla Olamazsın Sen de Mecnun

leyla ile mecnun

Leyla İle Mecnun

leyla ile mecnun

Sen Leyla olamazsın. Sen de Mecnun. Simgeleri taklit edip durmayın. Sizin kendi sevme biçimleriniz var. Çevrenize kişiliğinizden izler bırakıyorsunuz. Ve pek çoğunuz hayal kırıklığısınız, hak verin. Çünkü hepiniz haklısınız! Hepiniz kirlisiniz. Yani diğerinin gözünde.

Bu bülbül diyaframdan konuşmazdan evvel bir karga sureti taşırdı! Sesini hiç dinlemediğiniz şu karga ise bülbül soyludur. Gül, başı bağlı bir manastır fahişesidir özünde! Kalbi kırılana menekşeler gönderilmeli ki acısıyla bütünleşebilsin!

Bu mağaraların bir harabeyi ya da sarayları andıran görüntülerine aldanmayın. İçine girip bakmanız gerekir. Pek çoğunun girişi keyifli, çıkışı kayalıktır.

Kişiliğinden izler bırakır çevresine… Yine de bu bir ölçüt değildir. İzler her zaman nihai sonucu vermez. Bazen de zamanla oturur kişinin kişiliği. Düz çizgi bozulur, eğri çivi düzelir darbe yedikçe. Bilemezsiniz. Kumardır insan insana. Leyla ile Mecnun efsane olarak kaldığı sürece güzeldir.

Edebiyat ilhamını gerçek yaşamdan alsa da çoğu zaman yaşanmak isteneni anlatır. Yine de mümkündür gerçek yaşamın edebiyata göre uyarlanması. Yeter ki yeterince mürekkep tüketmiş olsun insan deneyimi!

 

Günay Aktürk

[vc_columnabiliz_text][vc

 

[/vc_column_text][/vc_column]

Read more

Olduğun Gibi Görün Demişler

olduğun gibi görün

Ya Olduğun Ya Da Göründüğün Gibi

olduğun gibi görün

Aslında tam da oldukları gibi görünüyor insanlar. Olmaya çalıştıklarına değil, sergilediklerine bakmalı. Dolandırıcı bir ressam misali, sergilerindeki on resimden ikisi çalıntı, sekizi ucube. Takılan maske ise çalıntı olanlar. İyi de rağbet görüyor. Zihinler bir deri bir kemik, hiç olmadığı kadar açlar. Yemekte sos arayan kim… Sabahtan akşama yapıp ettiklerinin toplamıdır insan. İnsan, gözlerinin seyrüseferidir!

Olduğun gibi görün” demiş, hiç de bürünemediği bir kimlikte saklanan kişi. Mevlana’dan özlü bir sözdür, bilirsiniz. Herkesin ağzında gezinir türlü şekil ve ebatlarda! Ağızdan ağıza dolanır da geviş getirmekten öteye gitmez. Bu yüzden bugünden yarına bir Mevlana gibi olanlar kalır. Geri kalan toprak altında böceklerin mezesi. On kilo üzümden yarım bardak şarap çıkması gibi bir şey…

Herkes herkesten bıkmış. Biri diğerinin kopyası çünkü. Kimse kimseyi şaşırtmıyor. Yine de kendini özel hissetmeyen yok. Kaç sayfa tutar insanın kendinde keşfettikleri? Önsöz kadar mı dersiniz? Gerisi gevezelik midir? Aynaların yalnız tuvalet ve de yatak odalarında sergilenmesine şaşmamalı!

Olduğun gibi görün, demiş geçen gün kenef hazretleri! Bence insanın asıl sureti gözleridir. Göğüsleri ya da kasları değil. Kişi gözlerinden okunur ve insanın ederi gözlerindeki yük kadardır. Yüzüne nur inmiş, derler ama ilahi bir ışık değildir kastedilen. Bilgeliktir o, bilginin doluluğudur. Eleştirel bakar. Yani düşünür aslında. Derindir manası. Bütün tabuların üzerinde gezinir o gözler. Dinin de üzerinde bir dindir o dinginlik. İnsan ince tüllerin içinde de basit bir candır kara çulların içinde de…

Sözleri ve nutukları boş verin. İnsanlar bizlere pek çok suret gösterirler ama içlerinden yalnız bir tanesi gerçektir. Alışkanlıkları kadardır insan. Nelere tükürüyorsa işte o kadardır…

Hesap kitap peşinde gözler, sapacak bir patika arıyor kendine. Göz dediğin yarı yollarda bile menzile ulaşmış görünmeli. Aç ama doygun bir oruçlu! Göz dediğin, gözlerini delip geçmeli. Gel gör ki kör olan göz değil özdür öz…

 

Günay Aktürk

Read more

Yeryüzünün Islak Emaneti

yeryüzünün ıslak emaneti

Can Taşıyan Öder Bedelini Yaşamın

yeryüzünün ıslak emaneti

Sabaha karşı dört buçuk suları. Şiddetli bir gök gürültüsü… Ev ahalisini uyandıracak kadar güçlü bir ses. Baktım ki yağmuru izlemek için pencereye koşmuşlar. Uyanır uyanmaz! Gün ortasında olmuş gibi…

Gök yarılır ve öper şiddetli damlacıklar toprağın dudaklarını. Sele dönüşmekte geç kalmaz ama. Boşalırcasına akıp gider dolu zihni doğanın. Ve kusar gibi teslim eder yeryüzünün o ıslak emanetini.

Aklı başında sarhoşlar gibi seyrederiz bu doğallığı. Ve kimsenin aklına gelmez ıslanmakta olan ayakkabılar. Duygular dolup taştığında da böyle davranırız. Kapılıp gideriz deli bir akıntıda ve kaybı düşünmeyiz. Diner yağmurun şiddeti ve geriye çamurlu yollar kalır…

Bugün bu dizeyi ekledim yeni şiirime: “Can taşıyan öder bedelini yaşamın!” Korku ve telaş sevincin düşmanıdır. Kalbin göğüs kafesine baskı yaparken krizden endişelenmemelisin. Şölen yerinde yalnız şarabını yudumlamalı insan. Zafer naralarının ortasında bir de mızrağını sivriltmemeli. Her duygu kendi zamanına ait olmalı. Barış bitti ve şimdi savaş zamanı, demeli mesela. Ama bu sözcük henüz sevgililer sevişirken söylenmemeli. Her duygu kendi zamanına ait olmalı…

Bırak ıslansın çarıkların. Kim bilir ne zaman gelecek sonraki sağanak. Belki kıtlık ve kuraklık başlayacak. Hangi mevsimi yaşıyorsa ruhun ona ait ol. Sen sen ol, ait olmadığın baharın rüzgarı olma!

Günay Aktürk

Read more

Çekin Tuğlaları Yıkılsın Duvar

makale oku - çekin tuğlaları

Eleştiri - Özeleştiri - Şuursuzluk

“Çekin tuğlaları yıkılsın duvar. Altında kim kalırsa kalsın.”

Güldal Mumcu

çekin tuğlaları yıkılsın duvar

Çekin tuğlaları, elbette çekin. Ama önce konuşalım karşılıklı.

Bedenim boyuna sıkıştırıyor beni: “Kendinden bir kopya üret ve silin tarih sahnesinden!” Sürüngen beynimin kendinden zoru bu. Bilmiyor ki ülkede mafya yapılanması var. Bıyıklı bakana tasma takıp sokaklarda yürütecekmiş nisan mağduru! Cüretkarlığının boyutu yediği tokat kadardır insanın. Şu puslu sofrada gel de gerine gerine üre!

Çok isterdim Roza adında bir kızım olmasını. Ama çocuğun olunca günler daha tedirgin geçmiyor mu? Kadınları diri diri yakılır, tecavüze uğrar ve sıklıkla intihar süsü verilirse, bir kadın daha doğurmayı hak eder mi o ülke?

Bu çocuk nerede doğacak hem? Hasta garantili hastanelerinizde mi? Ya hasta sayısı yetmez ve bir de para çıkışmazsa hazinede ne olacak? Rehin mi vereceğiz el kadar bebeyi? En az üç yapın beş yapın, siz yapın da biz bakarız, diyordunuz. Siz haybeye konuşmazsınız…

Bu çocuk hangi eğitim sisteminde yetişecek? Kafasını yıkayıp yoksul beyinlerin haremine mi katacaksınız? Vallahi kan çıkar babalık!

Oğlan olsa eminim bir mafya çetesine çırak olarak sokardınız. Daha olmadı, Çin ekonomisine çevirdiğiniz mezbahalarınızda üç kuruşa talim ederdi değil mi?

Bir kereden bir şey olmaz diyen kafalar yetişirdiniz. Sonu bir Kaharman’a ya da Çakır’a mı benzeyecek? O kadar büyüyebilirse tabii… Çürümüş beyinli tacirlerin elinden sıyırabilirse çocukluğunu…

De ki büyüdü badiresiz… Bu çocuk nereye dikecek damını? Yediler ülkenin hamını mamını! Müteahitler yoksula ev yapmıyorlar artık. Sit alanlarına sürdüler kepçelerini. Malım var diyen fazla sevinmesin. Bugün vaar yarın yok! Fareler peyniri kaptı da bize yalnız kapanı kaldı…

Babasına çekerse ruhunun bir yarısı ya Kışlalı amcasına benzer ya da Dursun dayısına! Kızıl gözlü bir gazeteci olur mu olur. Ama… Mumcu dedesi gibi öldürülmesine mani olabilecek misiniz? Yavrum doğmadan bütün tuğlaları çekip bunca pisliği orta yere saçabilecek misiniz…

Günay Aktürk

10 Ağustos 2021

Read more

Başıyla Birlikte Girdi Mızrak

Başıyla Birlikte Girdi Mızrak

Bir Alıntı Bir Yorum

Başıyla Birlikte Girdi Mızrak

“İyi insanlar kırıldıkları zaman sevmeyi bırakmazlar, göstermeyi bırakırlar.”

Halikarnas Balıkçısı

Fazla mı gösterdik ne, sevginin rutini alışkanlık mı yarattı onlarda! Daha fazla gösterme, dediler çünkü, neye benzediğini ezber ettik:

“Lazım değil senden gelen alaka. Sıcaklığın kuru bir ayaz, içimde yaprak kımıldamıyor. Al kaçır beni, desem, yatağımız cennette bir bataklık olacak: kafesli bir sürgünlük. Bekledim ellerimin karıncalanmasını, nefesim kesilsin istedim. Ama güneş yörüngesinden sapacak gibi görünmüyor…”

Bakmayın siz yüce dağdaki kar öbeklerine, aslında onlar da göstermeyi bırakanlardan. Onlardan da sıkıldılar. Kimsenin, al kaçır beni, dediği yok. Yani pek de kişisel görünmüyor mesafeler. Dengenin kuralı bu sadece.

Fazlaca ödün vermeyeceksin. Nedir bu sevmeyen sevgilinin doğası? Kedigillerden yırtıcı bir vaşak sadece! Bu yüzden başıyla birlikte girdi mızrak. Şimdi çıkart çıkartabilirsen.

 

Günay Aktürk

Read more

Şeytan Dışkısı

şeytan dışkısı

Sürünün Sindirimi Bozulmuş

şeytan dışkısı

Dikkat et bastığın yere. Her taraf şeytan dışkısıyla dolu. Sürünün sindirimi bozulmuş. Gezinir meydanda bir deli dana hastalığı…

Kilidi bozulmuş hapishanelerin. Kadılar boy verir yargıç kılığında. Geçenlerde yine vurdular bir kadını. On beşi kayıp, kırkı tehdit altında. Binlercesi suskun. Muasır medeniyet senin giyotininde can verdi.

Beygiri arabaya koşarlardı eskiden. Şimdilerde ucunu ülkeye bağladılar. Çek babam kanlı fabrikaları çek, evde ekmek bekler üç yetişkin bir bebek! Sana vaktiyle seslenmiştik oysa, gel de katıl saflarımıza demiştik: sensiz bir kişi eksiğiz! Gülmüştün korunaklı sandığın barınaklardan: “Kötü mü yahu, bir kişi eksik ölürsünüz!” demiştin. Şimdi barınağının kapıları daha bir katmerli çalınıyor değil mi?

Kömür ocaklarında başına çöken kanlı bir saltanattır. Kirli ellerin dolaştığı ceplerde boşalan senin mangırındır. Şimdi işsiz ve ekmeksiz kalan da sen. Öyleyse dinle propagandacıyı, üç kuruşa bir aydın dövülecek köşe başında, sana da çıkar elbet bir yal parası…

Sürünün içine dalan kurt ağılına girmez mi sanırsın? O gün geldiğinde sakın sesini çıkartayım deme! Sesine yankı verecek Cumhuriyeti sen boğazlattın!

 

Günay Aktürk

Read more

Yaklaş Generalim

yaklaş generalim - günay aktürk

Aşk Olacak Mı Yarın Generalim

aşk olacak mı yarın generalim

Duyuyorum silah seslerini generalim. Cephe gerisine kadar ulaşan bu şarapnel parçalarına henüz hissizleşmedi bu beden. Bu et yığını dev yavrusundan umudunu keseyim deme. Yaklaş ve gir şu kamuflajın altına.

Sensiz gündemin bile tadı tuzu yok. Gerektiğinde vuruşuruz göğüs göğse. Kalem tutan ellerimizin mızrağa alışması üç beş talime bakar. Kayıplara karışmış sözde bir tanrının verdiği cana ot tıkarız icabında, kapımıza kadar dayanmışsa şayet insanlık suçu!

Ama sensiz savaşın bile tadı tuzu olmayacak. Mavzeri yağlamanın, yirmi beş metrelik atımlara talim etmenin tadı olmayacak. Terimi silmelisin generalim. Bir beyaz mendil, üç taburluk bir cephane demek! Eyy tütünümün cesur kavı, göğsümün önündeki köstekli saatim! Sensiz savaş alanında akılsız bir mecnun sayılırım. Vurulup giderim serseri bir kurşunla…

Savaşa dahi sanatsal bir detay katan kızıl bir fırça darbesinin sen. Coşkulu olur dövüşlerim sen varsan, sensiz kuru bir öfkeyim sadece…

Ama hayır! Şartlar olgunlaşmadı henüz. Senin kim olduğunu bile bilmiyorum. Hatta doğduğundan bile emin değilim. İhtimal dahilinde midir bir yerlerde karşılaşmak generalim…

Bugünden yarına iyi bir şeyler çıkacak mı? Kaç kurtuluş savaşı daha geçirecek insanlık? Yoksa barış zamanlarında yavaş yavaş aptallaşmasını sürdürecek mi yine? Tarih yine yüz yılda bir tekerrür mü edecek? Belki yenileceğiz ama geleceğin yobazlarına da kalmayacak yarınlar!

Sana beş iş günü kadar mühlet! Aşk olacak mı yarın generalim? Umut yine duvarlara tırmanacak belki. Ama umuda ve barışa sağlam kazıklar çakabilecek miyiz dersin? İçimizdeki itici güce sağlam barınaklar inşaa edebilecek miyiz…

 

Günay Aktürk

Read more

Suistimal Kimden Gelecek

suistimal

Suistimalin Zehirli Tohumları

güven sevginin mimarıdır

Bizi anladığını düşündüğümüz insanlarla dostluğumuzu geliştiririz. Güven sağlanır ve suistimal ihtimali de azalmış olur. Böyle evrildik. Biz” ve “onlar” denkleminin kurallarından biri.

Ama bu her zaman güvene temel olmayabilir. Öyle bir çağ ki kim suistimal edecek, öldürecek mi, tecavüz mü edecek kestirmek zor. Üstelik zamanla değişiyor insan. Kötü istikamete doğru da değişebiliyor.

İyiyle kötünün yüzü aynıdır, derler bir söz vardır. “Önemli olan onun karşısına ne zaman çıktığınız!” Peki, bunu nasıl bileceksin? İnsan insana kumardır, diyebilirim ancak!

Bir bilinç var aslında. Bir başkasının derdini kendi derdi gibi görenlerin bilinci. Kadın cinayetlerine bakıyorum, şimdiye kadar kendini devrimci olarak tanımlayan birinin bu suçu işlediğini görmedim. Veriler incelenmeli aslında. Önemli bir konu.

Bu cinayetleri işleyenlerin ortak noktaları var. Toplumda başı boş dolanan, sistemin rüzgarına göre uluyan ve bütünden kopuk insanlar. Ve bunların ipe sapa gelir bir felsefeleri de yok.

Ne soracaksın, İstanbul Sözleşmesini destekleyip desteklemediklerini mi? “Beni suistimal edecek misin?” diye sorabilir misin? Kadına sonsuz saygıları olduğunu söylerler ki kuşları kafese girsin! Hele ki “Kadın tanrının emanetidir” derlerse uzaklaşın oradan. Çünkü tehlikeli bir inançtır bu. Seni birey olarak görmezler.

Bugün yeterince canım sıkkın. Bir kadını beş parçaya ayırıp ormana gömen bir caninin dünyasında zihnim acı çekiyor… Üstelik bugüne ait bir canilik de değil bu. Binlerce yıllık zehirli bir maya. Kötülüğün tohumu özümüzde var. Ve sürekli sulanıyor o tohum. Ben de insanım evet. Ama bu gece ormanda bir kadını gömmek yerine o genç kadın için acı çekebiliyorsam, öteki fidanı sulamayı seçtiğim içindir! Aslında bu yüzden insan olmak özel çaba gerektiriyor. Sonrası alışkanlık, sonrası hayat felsefesi…

Read more

Dikine Müstakil Bakışlar

Bakışlar

Kaç Kıyamet Geçti Görmeyeli O Bakışları?

Bu bakışları görmeyeli yıllar olmuş. Hem patrona hem de cilveye aynı çalışma koşullarında hizmet vermeyeli… Ya da kalabalık bir arkadaş ortamını düşünelim. O yoğun uğultu esnasında suskun çekirge seslerini işitmeyeli kaç kıyamet geçti dersin? Bileğin feri, sohbetin demidir o bakışlar. Çeliğin ve rakının suyudur.

Şimdi dikine müstakil bakışlara maruz kalıyoruz. Delip geçmeyen ucu körelmiş bakışlara. Aşk adamı baba Nazım daha iyi bilirdi bu işleri ya ne yazık ki aramıza katılamıyor şu anda (!) Şimdilik biz götüreceğiz bu işi. Eğer manasından bir şeyler yitirmediyse aşk! Eğer üzeri tortu kaplamış duyguları silip belli bir şekle sokabilirsek o kutsal bakışları!

Benimle anlaşmak zordur, diyorlar. Pazarlık masası mıdır bu sevdalık? Onu herkes taşıyamazmış. Yükünü sınıra kadar taşıtmak için mi arıyorsun hayatının anlamını?

Kaç kişi eğilmiş önünde kaç kişi… Belki ayak fetişi vardı onlarda. Ruhuna hizmet etmiyorlardı. Aptal zihnin bakışları da aptal olur. Tepeden, bir efendi gibi. Belli ki etçildi her biri… Avucunu yalarsın, diyen nadide avanaklar! Bakışlarınız altından mıdır?

İçine bilinç girmiş bir kedinin bakışlarını özledik! İnsan bakışından belli olur. Isısı yüz derece bugünkü bakışların. Her türlü ateş kaynatır bu suları. Odun konusunda seçici olsan ne olur, dergaha düzgün odun taşıyan binlerce Yunus bulunur. Ne var ki ulaşılacak bir tek hakikat vardır! Bakışları özledik, zihninde binlerce fikir barındıran bilinçli bakışları!

Günay Aktürk

Read more