Evlilik Garabeti

evlilik ve ortaklık teklifi

Evlilik Ve Ortaklık Teklifi

evlilik ve ortaklık teklifi

“Evlilik, inanmadığım halde içerisinde 17 seneyi bitirdiğim bir kurum benim için. 17 senede ( abartmıyorum ) 40 çift arkadaşımın son verdiği kurum aynı zamanda da… Evliliğimin bu kadar uzun sürmesinin gizi belki de kuruma inanmamaktan geçiyor. Evliliği toplumun dayattığı şekilde yaşamamaktan…”

Nedir bu dayatmalar? Erkeğin muhakkak kadından yaşça büyük olması, eğitim seviyesinin erkeğin lehine ya da en azından eşit olması bunların sadece ikisi… Olmaz, yürümez diyor toplum… Erkek yaşça büyük olmalı ki, kadına ‘höt’ dediğinde oturmalı kadın… Ya da yumuşatıyorlar; efendim kadın erkekten önce çöktüğü için (hani doğum falan) küçük olmalıymış yaşı… Eğitimde de böyle…”

Can Yücel

evlilik

Kırmızı köynekli adam adet yerini bulsun diye sormuş bizimkilere: Bu işi kabul ediyor musunuz arkadaş? Evlilik halleri işte, cevabını bildikleri soruyu sordururlar mı? Cevap hiç şaşmaz. Belli ki önceden ağız birliği etmişler.

Ersin benim canım ciğerim. Seda’yı da severim, bilir. Bunlara dedimdi baştan: “Ben sizin dostunuzum acı acı konuşurum! Babaazın ağzına ballı şeker koysunlar, teoride iş görüyorsunuz ama pratikte yine eğitim zaiyatısınız!

Evlilik teklifi nasıl edilmişti? İnanın bilmiyorum. BENİ ÇAĞIRMADILAR. Tesadüf eseri çekilmiş bir videoda gördüm. Aceleye gelmiş de yan yatmış çamura batmış filan. İşin tuhaf yanı o ki kızmıyorum da. Bu dostluğu sorgulamaya yetecek düzeyde delil sayılmaz bu. Nikaha da çağırmadılar. Olsun, yol uzak. Ankara Neree Mersin nere. Şimdi diyor ki: “Nikaha gelmezsen fena gönül koyarım!” Allah Allah (!) Son dönemeçte beni fark etti. Halbuki hiç ses çıkarmamıştım.

düğün davetiyesi

Bu satırları yazarken, tam da üstteki cümlenin son noktasında kapı çaldı. Komşumuzdu, düğün davetiyesi getirmiş. Yoo bunu bir yere bağlayacak değilim. Baba Nazım’ın dediği gibi, dünyada ne garabetler var da ne garabetler var azizim : ) Biz konumuza dönelim efendim.

Ne diyordum? Hah! İnsan neslini sürdürüp dünyayı kurtaracaklarmış. El alem nice güzellemeler yapar böyle zamanlarda. Kardeşim bir ömür mutluluklar filan! Anneannem öldüğünde ben de akrabalarla beraber namaza durmuştum ayıp olmasın diye. Oradan dersimi ezber ettim bir kez.

Ben evliliğe karşıyım arkadaş. Ha, yine mutlu olun. Sabahları sevgiyle uyandırın birbirinizi. Birbirinizin kalp onarıcıları olun. Madem bu poku yediniz, akşamları bir de üstüne mum ışında şarap için öyleyse, aşk dizelerini haykırın ve yine bir ömür sevin sevişin… Ben geldiğimde de kapıyı açmamazlık etmeyin.

Evliliğin bunaltıcı eylemlerinden uzak durun. Birbirinize nefes alacağınız oksijenler yaratın. Ne demek bu? İki tarafın da kendi dostları olacaktır. Yedi yirmi dört de şarap içip sevişilmez ki. En başta güven geliyor tabii. Güven, sevginin mimarıdır sonuçta.

Biliyorum efendim, biliyorum. Erkek türünün en olgun neferlerinden biridir Ersinim. Seda’m da belki bu yüzden en şanslı kadınlardan biri. Haybeye nutuk atmıyoruz arkadaş. Cidden mutlu olduğunuzu gördükçe insanın gözleri doluyor. Girin bakalım adına “evlilik” dedikleri o modern mağaranın içine canım kardeşlerim! Bu yalnızlık geçidinin kapısını ben beklerim! İkinizi de çok ama çok seviyorum. Lâkin bu, düğününüze çelenk göndermeyeceğim anlamına gelmiyor.

 

Günay Aktürk

Read more

Hani Yol Biter Ya (Şiir Dinle)

Hani şiiri günay aktürk

Günay Aktürk Çekirdek Şiirler

En güzel kısa şiirler serisine yeni bir video daha. Bu defa bendeniz Günay Aktürk ve Hani Yol Biter Ya adlı şiirim. Yeni şiir kitabını süsleyecek kendileri. Sözleri aşağıdaki gibidir. Şiir Dinle ve dinlettir.

HANİ - SÖZLERİ

Hani kendini ait hissetmezsin ya bir an hiçbir yere,
Karlar eriyiverir hani göz açıp kapayıncaya dek…
Kar kalkar da yol görünür ya hani…

Hani bir ağrı saplanır ya o kopasıca kafana,
hiçbir ilaç tesir etmez de sürer gider ya hani…
Hani yol biter de başlarsın ya yürümeye…

Hani süngüler çekilmiş, barış reddedilmiştir ya!
Tüm sığınaklar kapanmıştır ya hani suratına,
son mermi artık namluda değildir ya hani…

Günay Aktürk

Read more

İnsan İnsanın Yamasıdır | Bir Alıntı Bir Yorum

insan insanın yamasıdır

Bir Alıntı Bir Yorum

yenilen pehlivan

“Birisi hiçbir iz bırakmadan gider anılardan, öteki bütün bir ömrün travması olur. Birisi yaşama tutkuyla bağlatırken, bir diğeri her şeyde bir grilik aratır. Birisi güçlü ve saygın hissettirir, öteki değersiz ve fazlalık. İnsan insanın yamasıdır…”

Günay Aktürk
İnsan İnsanın Geleceğidir

“Bu deneme yazısını yazarken de okurken de aslında yalnız bir kişiyi düşünmüstüm, bir kişiyi! Bir zamanlar kirli bir örümcek ağına yakalanmışsanız, oradan yaralı bir şekilde kurtulduğunuzda o anıyı ne şekilde hatırlarsınız?

Ben örümceğin hamlelerine odaklanırım. Bu yüzden bugün onun savaş sanatına epeyce bir aşinayım artık. Bu deneyim bir kez daha tekrarlandığında labirentin sonunu gözüm kapalı bulabilirim.

Ama bazen öyle olmaz. Aklın o kadar çabuk gider ki başından, sanki daha önce böylesini yaşamamış gibi hissedersin. Ve o ağ seni en acımasız biçimlerde sarıverir.

Aslında sarsın. Sarmasını isterim. En kötüsü nedir biliyor musunuz? O korkuyla geri kalan yaşamı felçli bir hasta gibi yaşamak! Ben kurtuldum. Yenilen pehlivanın irade gücüne kimse odaklanmadı! Şimdi en güçlüsüne hazırım zelzelenin!”

Günay Aktürk

Read more

Güçlüysen Eğer – Tavsiye Kitap

güçlüysen eğer, tavsiye kitap

Tavsiye Kitap - İnsan İnsanın Geleceğidir

Güçlüysen eğer, durdur şu gökyüzündeki yıldırımları. Kasırganın yuttuğu şehirleri çekip al ölüm hortumunun ağzından. Zamanı geriye çevir güçlüysen. Eline paslı bir bıçak geçiren kolaylıkla alabilir bir canı ama ölüleri diriltsene madem! Bunca kudretliysen bu akşam da kuzeyden batsın güneş. Yarın kar yağsın Sahra Çölü’ne. Sibirya’da gölgelik yer arasın insanlar.

Provalı ölümlerin üstündeki “alın yazısı” örtüsünü kaldır at güçlüysen. Önce zulüm sofrasındaki ekmeği kan değirmenlerinde pişirmekten vazgeç. Kaostan doğan kargaşayı yaratan fıtrattan söz et biraz da: meydanlara kendi heykelini dik ki fıtratın ete kemiğe bürünmüş halini görsün insanlık!

Güçlüyüm diyorsan, sustursana şu kahkaha seslerini! Unuttur mizahı, kitapları hiç yazılmamış zannettirsene! Umut etmeyi yasakla demiyorum sana. Kimse hatırlamasın ya onun ne olduğunu! Ertele baharı, koyu karanlıklar çöksün gün ortasında. Hiçbirini yapamazsın bunların. Peki, ya bugün hiç kimsenin aç yatmamasını sağlayabilir misin? Kurtarabilir misin insanlığı yoksulluktan ve yoksunluktan? Öyleyse nedir seni güçlü yapan? Sadece emirler yağdırmak mı?

Read more

İnsan İnsanın Geleceğidir – Günay Aktürk

Günay Aktürk'ün İnsan İnsanın Geleceğidir kitabının kapak tasarımını gösteren, insan figürlerinden oluşan kalabalık bir yüz silüeti ve düşünsel temalı bir kompozisyon

Deneme Kitabı | İnsan İnsanın Geleceğidir

İnsan İnsanın Geleceğidir, insanı; evlilikten inanca, aşktan yoksulluğa kadar uzanan başlıklarda akıl, bilim ve vicdan ekseninde sorgulayan deneme yazılarından oluşur.

Deneme türüne ait olan son kitabım “insan insanın geleceğidir” sonunda çıktı. Bu konuda biraz hasbihâl edelim diyorum. Kitap taslağını yayınevine göndermeden önce kendime defaatle sormuştum bunu: bu yazılar okuyucusunun karşısına çıkmak için kendilerini hazır hissediyorlar mı? Zira deneme türü bir yazarın en büyük becerisidir. Ya da beceriksizliği.

Çünkü deneme yazmak için veri tabanınızın dişe dokunur dolulukta olması gerekir. İçinde bilgi olmadan akıl neyi öğütecek? Deneme yazmak demek, arşivi sürekli karıştırmak demektir.

Denemeci hakikatli bir yargıç gibi ortada durup adaletli olmalı. Akıl bütün ideolojilerin, inanç ve geleneklerin üzerinde durursa gereksiz duygusal tehlikelerden de uzak durmuş olur.

Benim için öğrenmenin bir diğer yolu da deneme yazmaktır. İlkin kendimle konuşurum. Bu süre kimi zaman saatlerce sürer. Bilgiyi bilgiye ulayıp yeni çıkış yolları keşfederim. Öğrenmenin bir başka adı da düşünmektir benim için.

Gel gelelim bu kitapta ne bulacağınıza. Evlilik, aşk, kadın, yoksulluk, inanç gibi konularda yazılmış elli dokuz tane deneme yazısı. Yani insanı ve toplumu ilgilendiren; cüretkar, kırılgan, ateşli, alaycı ve en çok da bilimsel bir eser.

Kısa bir dipnot: Bu kitap doğaya, sanata, bilime ve insan aklının güzelliğine sevdalananlar için yazılmıştır.

Günay Aktürk'ün İnsan İnsanın Geleceğidir kitabının kapak tasarımını gösteren, insan figürlerinden oluşan kalabalık bir yüz silüeti ve düşünsel temalı bir kompozisyon

Kitabın Künyesi

Yayın Tarihi: 26.06.2020
ISBN: 6257858151
Baskı Sayısı: 1. Baskı
Dil: TÜRKÇE
Sayfa Sayısı: 98
Cilt Tipi: Karton Kapak
Kağıt Cinsi: Kitap Kağıdı
Boyut: 13.5 x 21 cm

TANITIM BÜLTENİNDEN

“İnsan insanın geleceğidir. Birisi “merhaba” der bir yabancıya, öteki ölüm döşeğinde bile hatırlar bunu. Birisi deli dolu sevişirken, öteki tüm deneyimlerinde onun hazzını arar. İnsan insanın gıdasıdır. Birisi hiçbir iz bırakmadan silinip gider anılardan, öteki bütün bir ömrün travması olur… Birisi yaşama tutkuyla bağlatırken, bir diğeri her şeyde bir grilik aratır. Birisi güçlü ve saygın hissettirir, öteki değersiz ve fazlalık… İnsan insanın yamasıdır…”

Kitabı temin edebileceğiniz online kitap satış siteleri:

Diğer Kitaplarıma da Bakabilirsiniz

Sanrılar romanı günay aktürk
Bir çocuğun elinde tuttuğu “Umudun Çocuğu” adlı kitabın kapağının net biçimde göründüğü, edebi temalı bir sahne
Read more

Sanrılar Romanı Alıntılar

sanrılar romanı günay aktürk

Sanrılar Romanı | Günay Aktürk | Alıntılar

Sanrılar Romanından esinle…

“Bir gün kitabımı koynuma sokup sessizce uzaklaşacağım buralardan. O gün güneş batıdan doğacak ve ben hiç şaşırmayacağım bu işe. Belki yüz yıl geçecek aradan. Denize atıldığı anda unutulan bir şişe gibi yüzeceğim sonsuzlukta. Sonra bir gün birileri bulup okuyacak beni! Ama o çağ, bu çağ olmayacak artık. Uzansalar dokunamayacaklar tenime. Duyuramayacaklar seslerini, gözlerini üzerimde gezdiremeyecekler. Bir süre daha yaşadıktan sonra her şey karanlığa bürünecek. Dört buçuk milyar yıllık bir çölün içinde en fazla yüz yıllık bir serap gibi parlayıp söneceğim. Dünya küçük diyorlar oysa, insan türü de bir hayli kalabalıkmış. Ama herkes herkese o kadar uzak ki şimdiden, yaşadığınızı bilmesem insan soyu tükendi sanırdım…”

Günay Aktürk

Read more

Umudun Çocuğu | Şiir Kitabı – Günay Aktürk

Bir çocuğun elinde tuttuğu “Umudun Çocuğu” adlı kitabın kapağının net biçimde göründüğü, edebi temalı bir sahne

Umudun Çocuğu | Şiir Kitabı Hakkında

İnsanlık öldü mü, kitap özetlerine bir de kendi kitabımızı ekleyelim. Umudun Çocuğu ilk göz ağrımdır. İçindeki şiirler 2010-1014 yılları arasında zihnimin acı çekmekten sorumlu bölümünde yoğrulmuş, 2014 yılının kasım ayına gelindiğinde ise Kurgu Kültür yayınları tarafından sezaryenle alınmıştır. İçli ve sert tonda bir şiir kitabıdır bu. Toplumsal bakışlı ve aşk suretlidir. “Uykularım duman, uykularım bulanık, zehir zemberek uykularım.” diyerek kasıp kavurur ortalığı.

Öldürülen bütün çocuklar nezdinde Berkin Elvan’a adanmıştır. Şu ana kadar çocukların öldürülmesine engel olamadık ama orman yangınına su taşıyan karınca misali bizim de bir katkımız olsun dedik. Hangi coğrafyada yaşarlarsa yaşasınlar, çocukların ideolojik savaşlara kurban gitmemelerini istedik. Onları parçalanmış toplumlarda kaybediyoruz. Sağcısıyla solcusuyla ve muhafazakarıyla kardeşçe yaşayamazsak daha çok öldürüleceğiz diyoruz. Bakış açısı bu.

Umudun Çocuğu – Günay Aktürk’ün toplumsal ve sert tonlu şiir kitabı kapak görseli

Bu kitap herkese hitap ediyor kanısındayım. Çünkü en başta insanı ilgilendiriyor. Kastettiğim şey o dizelerde kendini bulmak meselesi. Mesela şu dizelerde kim kendini bulmayı beceremez: “Sesleriniz geliyor uzaklardan. Siz bu dünyanın yerlileri, hem barbarım ben hem ilk insan.” Çünkü bizler bir düğün alayında bile kendini yapayalnız hisseden canlılarız. Henüz kimseye ve hiçbir yere ait hissedemedik kendimizi. Bir baltaya sap olmak deyimini bilirsiniz! Baltasını kaybetmiş saplar ordusu! Umarım bir gün işler yolunda gitmeye başlar.

“Kimi zamansa karşıdan karşıya geçirmeli beni yaşlı bir adam…” Bu cümle “Acemi yaşantılar” isimli şiirden alıntı. Demek ki bu kitap yaşamın acemileri için yazılmış. Orta yolunu bulamamış olanlar için… “Sorunu bulduysa çözüm adına ne vaat ediyor?” diye sorabilirsiniz. O halde sizi aşağıdaki pasaja yönlendirelim.

Adanış ve Toplumsal Duruş

“Bu kitap kimseye kuru kuruya umut dağıtan, pembe gözlük hediyeli, her şey çok güzel olacak, hadi evrene mesaj gönderelim filan türünden bir kitap değil; aksine bulunduğumuz karanlık içinde uyanmamız gerektiğini (ne kadar zordur karanlıkta uyanmak) yoksa karanlığın bile aranacağı günlerin çok uzakta olmadığını değişik bir dille ifade eden bir şiir kitabı. Acı konusunda gerçek bir balık hafızasına sahip olan insan ırkının en seçkin türlerinin yaşadığı canım ülkemde umudu mücadele ile taçlandırmanın şartlılığı artık anlaşılması gereken bir şey… Okumak iyidir…”

Şiirsel Duruş ve Okurla İlişki

Evet… Kitap özetleri başlığı altında son hızla devam ediyoruz. Kadına odaklanan şiir yok mudur? Ne münasebet! “Kadınım! Ben en son gelecek olanım sana!” diye haykırır da işitmez misiniz? Bir başka şiirde ise: “Oysa sen… erkeğe sunulmuş bir huri değilsin kardeşim.” dizeleriyle: “Bir yüzüm erkeksidir, bir yüzüm feminist.” şeklinde açıklar kendini, duruşunu belli eder. Bu yüzden aykırıdır. Pek de sistem yanlısı olduğu söylenemez. Bu sebepten bazı okurlarına ağır gelebilir. “Ne boyuna ters düz konuşuyorsun be adam!” eleştirilerine maruz kalabilir. Tetikte olmak gerek!

Ölüme bakışı da tuhaftır hani. Aslında tuhaf değildir ya, herkes gibi yerin dibine gömülmek istemez. “Öldüğüm zaman ateşle yıkayın bedenimi!” der. Görülmüş duyulmuş şey olmasa da yine de imkansız değildir. Eğer okuyucu bu durum karşısında öfkelenirse acele etmemesini salık veririm. Zira: “Yaşarken yersiz yurtsuz adama ne lazım gelir öldükten sonra bir mekan?” sorusunu cevaplaması gerekecektir. Eğer buraya kadar gelebilme dirayetini gösterebilirse: “Aslında haksız da sayılmaz hani!” diye mırıldanacaktır. Bu kitap ömründe en az bir defa bu şekilde mırıldanmışların kitabıdır.

Umudun Çocuğu – Günay Aktürk’ün toplumsal şiirlerden oluşan ilk kitabının kapak görseli

Düşük titreşimlerde düşünmez bu kitap. “Kimlere bozduruyorsun gönül kumbarandaki sevdaları?” diye hesap sorar insana. Kadın ya da erkek olarak olarak değil, insan donunda görür bu iki ayaklı mendebur ya da sevimli canlıyı. Evliliği şiddetle eleştirir. “Her kabus, bir düşe yolcu.” der çünkü: “İhanet orduları kuşatmış evliliği.” tespitinde bulunmuştur bir kere. Demek ki insanı henüz dekore edilmemiş çıplak bir oda ya da söküğünden bile haberdar olmayan yamalı bir don gibi görür. Belki de karşılaştırma yapabileceği tamamlanmış bir insan örneğine henüz rastlayamamıştır.

Neredeyse unutuyordum. Kitap önerileri makalemizin bu sayısının sonuna yaklaşırken umut ile alakalı keskin bir eleştiriye değinmek istiyorum. Evet, bu kitap bir çok yönüyle sarsıcı ve derin duygularla nakış nakış işlenmiş bir eser fakat bu güne kadar aldığım birkaç eleştiriden biri de kitabın umutsuz bir dille yazılmış olduğuydu.

Çürümüş et parçasına giden kudurmuşluklar deli saçması.” sözü pek rağbet görmüştü. Tabii ki olumsuz anlamda. Sanırım zevklerine ket vurmuştuk da ondan! “Görmedi mi gözlerin, gözleri kör edilen yoksul dünyayı?” satırlarını okurken acaba tam olarak neresi umutsuz görünmüştü gözlerine! Fakat ben sanki sorunun kaynağını anlamış gibiyim. Korkuyorlar. Yapmaları gereken şeyi yapmadıkları için hesap soruluyor çünkü. Ya da yaptıkları şeyin saçma sapan bir iş olduğunun söylenmesi hoşlarına gitmiyor.

Umut Kavramına Bakış

Konu en başından beri umut ile alakalı olduğu için kısaca şunu söylemek istiyorum. “Bugünün dünyasında umut ile umutsuzluk arasında ince bir çizgi var.” Umutlu ya da umutsuz olmanız ise çizginin neresinde durduğunuzla alakalı. Yaşanmakta olan “acı gerçekler” içimizde umutsuz duygular doğurabilirler. Eğer gözünüzü kapatmak niyetindeyseniz basit bir musluk damlası bile çılgına çevirecektir sizi. Sorunu tespit ettiniz, musluk sinir bozucu bir halde damlamaya devam ediyor. Bu hiç de hoş duygular yaratmayacaktır. Öyleyse kalkın ya bir tamirci çağırın ya da kendiniz tamir edin. Yani demem o ki bize gerekli olan şey umut falan değil, cesaret. Çünkü cesareti olanın umuda ihtiyacı yoktur.

Günay Aktürk

Kitabı Temin Edebileceğiniz Bazı Siteler

Diğer kitaplarıma da göz atabilirsiniz:

Read more

Kimim Ben

Şair ve yazar Günay Aktürk’ün portre fotoğrafı

Günay Aktürk Kimdir

Günay Aktürk derler bir yıldız tozuyum. Maddenin düşünen hali. İlkel bir bedende modern yapılanma!

Yaşayan beş maymun türünden biriyim. Ötekiler aslını reddetme derdinde. Ötekilerin içinde hep “ötede” duran! Okumak, düşünmek ve yazmak… Zihnimin tek boşalım mekanizması. Belki biraz edepsizce! Ama tabusuz, kanunsuz. Fakat onurluca…

Dar kafalı terörist dünyaya bir mesajım var. İnanıyorum ki insanlığı kurtaracak olan bilim ve sanattır. Biri cehaletini yontacak, öteki hayvanlığını. Uzun yıllardır kendime soruyorum. Soruyorum ki, kimim ben? İnsan mı? Maymun mu? Tırtıl mı?

Doğmadan önce de buralardaydım fakat bir ruh olarak değil. Ah hayır, o bende yok! Belki bir enerjiyim, belki bir frekans! Su buhar oldu ve: “Ben maddenin gaz haliyim” dedi buluta. Buharın aslı gaz mıdır? Yağmur olup düştü toprağa. Aslı su mudur? Belki her şeyden bir parçayım. belki kainatın ta kendisi…

Şair ve yazar Günay Aktürk’ün portre fotoğrafı

En-el Hak | Hiç

Milyarlarca ışık yılı uzaklardan geldim ben. Kimliğim, ırkım, cebimdeki beş bilgi etmez kâğıt ya da demirden metalikler, üzerimi örten şu ahlaksız çar çaput ve ardım sıra çağırdıkları yabancı isim de sıkmaya başladı artık varlığımı.

Kendi zerrelerimi görüyorum gözümün iliştiği ne varsa. Kendimi içiyorum su diye, kazmayı vurduğum toprak benden bir parça. İsin en tuhaf yanı ise Roza, kendime aşık oluyorum bir başkasında. Bir başkasının olmadığının da farkındayım üstelik ve buna rağmen her şeye ve herkese sevdalanıyorum işte.

Sen bari anla beni Roza. Sen bari anla. Mecaz yapmıyorum. Dokunduğum her şeyden milyarlarca ışık yılı uzaktayım. Mecaz yapmıyorum, anla beni. Mesela sürekli kendime sesleniyorum ama hep üzerine alıyor yabancı kulaklar. Ahh Roza ah! Keşke aklını yitirmeseydin de anlayabilseydin beni. Ama sen evindesin sevgilim. Ha? Şimdi anlayabildin mi bir parça ucundan bucağından? Anlamak hiç bu kadar anlamını yitirmemişti bu güne kadar.

Yani diyorum ki her şey yerli yerinde, bir ben uzağım koptuğum benden. Kendimi aramıyorum artık. Buldum onu. Buldum lakin hala ait değilim ona. Cem değilim. Cemdenim ama. Ölmeden önce öldüm Roza. Ben bir sonluyum ve içimdeki sonsuzluk öldürüyor beni her saniye. İçimde yaşayanı öldürmedikçe de mümkün olmayacak doğumum.

Beni çağıran toprak değil. Hayır. Çünkü o da benden bir parça. Ama o da zihinsiz ve bu yüzden evinde oturuyor milyarlarca yıldır. Ben bozuldum. Ben benden uzaklaştım. Enel Hakk eyy Roza Enel Hakk! İçimde yaşayan o ikinci bilinci öldürmedikçe rahat yok bana. Çünkü bilinci kapalıydı hakkin varoluştan beridir ve o kendi varlığını bende tanıdı. Enel Hakk ey umutsuz bilgeliğim… Artık evime dönmek istiyorum ben…

Günay Aktürk

Bendeniz Günay Aktürk’ün yazı dili; şiir, deneme ve aforizma arasında dolaşır. Kısa ama yoğun cümlelerle kurulan bu düşünce alanı, özellikle Günay Aktürk Aforizmalar başlığı altında toplanan metinlerde belirginleşir. Bu aforizmalar, yazarın hayata, insana ve varoluşa dair sorularını en sade hâliyle ortaya koyar.

Yayımlanmış Günay Aktürk Kitapları

Bir çocuğun elinde tuttuğu “Umudun Çocuğu” adlı kitabın kapağının net biçimde göründüğü, edebi temalı bir sahne
Sanrılar romanı günay aktürk
Günay Aktürk'ün İnsan İnsanın Geleceğidir kitabının kapak tasarımını gösteren, insan figürlerinden oluşan kalabalık bir yüz silüeti ve düşünsel temalı bir kompozisyon

Seslendirme Çalışmaları İçin Youtube Kanalımı Ziyaret Edebilirsiniz

Read more

Intro

.:: KATEGORİLER ::.

.:: AKIL FİKİR PORTALI ::.

Read more

Anasayfa

Read more