Ağrıyan Yer Kalbim Değil – Günay Aktürk Şiir

ağrıyan yer kalbim değil

Göl Dibinde Uyumak Marifet Değil!

En güzel şiirler serisine bir yenisi daha. Bu bendeniz Günay Aktürk ve 2014 yılında çıkan “Umudun Çocuğu” adlı kitabımdan “Ağrıyan Yer Kalbim Değil” adlı şiirim.

Ağrıyan Yer Kalbim Değil - Sözleri

Ağrıyan yer kalbim değil;
düşüncelerim,
duygularım,
arzularım.
Yaşanılmamış bir anısızlık değil
içimdeki burukluk.
Yaşanmışlıkların
hiç yoktan yaşanılmış olmasından.

Gün bugün değil,
bugün bir başka acıyor zaman.
Sahile vuran ıssız dalgalar gibiyim.
Derinlerimde uğuldayan bir basınç,
derinlerimde yaşam yok…
Sen değil misin ki
kalbimi burkan sen değilmişsin gibi görünen?

Sel basan evim değil beni kaygılandıran.
Bir avuç suyun alıp götürebildikleri.
Aysız bir gecede bir damla sudur
ummanı bulandıran…

Yaşadım ve gördüm diyorum
yaşadım ve gördüm.
Sevinmeli miyim?
Göl dibinde uyumak marifet değil,
bir bardak suyu sevdiği uzatmalıymış insana.
Susuzluğum susuz kalmaktan değil…

Günay Aktürk
24.07.2012

Günay Aktürk Kitapları

umudun çocuğu - günay aktürk
Günay Aktürk - insan insanın geleceğidir
Günay Aktürk - Sanrılar Romanı
Read more

Şu Karşıda Kayıklar (Mani)

mani

İki Lokma Mani 🙂

Suda balık yan gider
Ciğerimden kan gider
Göz yaşımı toplasam
Bir dalgalı sel eder

Şu karşıda kayıklar
Suda oynar balıklar
Kabrimdeki kemikler
Yar yar diye sayıklar

Günay Aktürk Kitapları

Günay Aktürk - Sanrılar Romanı
Günay Aktürk - insan insanın geleceğidir
umudun çocuğu - günay aktürk
Read more

Kitlelerin Dehası – Bukowski’nin En Sert Şiiri

Charles Bukowski’nin Kitlelerin Dehası şiirini anlatan cehennem ve kalabalık alegorisi

Kitlelerin Dehası – Charles Bukowski

Kitlelerin Dehası, Charles Bukowski’nin ortalama insan, vaaz kültürü ve ahlaki ikiyüzlülük üzerine yazdığı en sert şiirlerden biridir. Şair, sevgiyi ve barışı en çok vaaz edenlerin, nefreti ve savaşı en iyi uygulayanlar olduğunu söyler…

Bu şiir Charles Bukowski’ye aittir. Çeviri ve seslendirme: Günay Aktürk. İçerik tanıtım ve kültürel paylaşım amaçlıdır.

Kitlelerin Dehası – Şiir Sözleri

Ortalama insanda
herhangi bir günde herhangi bir orduya
yetecek kadar ihanet,
nefret, şiddet
ve saçmalık vardır.
Ve cinayet konusunda en becerikliler,
cinayet karşıtı vaaz verenlerdir.
Ve nefreti en iyi becerenler,
sevmeyi vaaz edenlerdir.
Ve son olarak;
savaşı en iyi becerenler,
barış vaazı verenlerdir.

Tanrı’yı vaaz edenlerin Tanrı’ya ihtiyacı var.
Barış vaaz edenlerin huzuru yok.
Sevgiyi vaaz edenler sevgisizdirler.
Vaaz edenlerden sakının.
Bilmişlerden sakının.

Durmadan kitap okuyanlardan sakının.
Yoksulluktan nefret edenlerden
ya da gurur duyanlardan sakının.
Övgü göstermekte hızlı davrananlardan sakının.
Karşılığında övgü beklerler.

Charles Bukowski’nin Kitlelerin Dehası şiirini anlatan cehennem ve kalabalık alegorisi

Sansürlemekte hızlı davrananlardan sakının.
Bilmedikleri şeylerden korkarlar.
Sürekli kalabalıkları arayanlardan sakının.
Tek başlarına bir hiçtirler.
Ortalama erkekten ve
ortalama kadından sakının.
Sevgilerinden sakının.
Sevgileri vasattır,
vasatı aranır dururlar.

Ama nefretleri dahiyanedir.
Nefretleri seni ve beni,
herkesi öldürebilecek kadar dahiyanedir.
Yalnızlığı istemezler.
Yalnızlığı anlamazlar.
Kendilerinden farklı her şeyi
yok etmeye çalışırlar.

Sanat yaratamadıklarından
sanatı anlayamazlar.
Yaratma başarısızlıklarını
dünyanın beceriksizliğine yorarlar.

Kendileri tam sevemedikleri için
senin sevginin eksik olduğuna inanırlar.
Ve senden nefret ederler.
Ve nefretleri parlak bir elmas,
bir bıçak, bir dağ, bir kaplan,
bir baldıranotu gibi mükemmeldir.
En usta oldukları sanattır nefret!

Charles Bukowski

Gitmeden Bunlara da Bakabilirsiniz

Günay Aktürk Kitapları

Günay Aktürk - Sanrılar Romanı
Günay Aktürk - insan insanın geleceğidir
umudun çocuğu - günay aktürk
Read more

Can Yücel – İmana Geldim

imana geldim - Can Yücel

O Ne Memeler O

Az Erotik çok Müstehcen şiirler serisine bir yenisi daha. Bu defa Can Yücel ve İmana Geldim adlı şiiri. Sözleri aşağıdaki gibidir. Yorum: Günay Aktürk | Dinle ve dinlettir.

İmana Geldim - Sözleri

Bir kız buldu beni akşam üstünde.
Bakire değil ama kızmış Allah’ına kadar.
O ne memeler o!
O ne uyluklar o!
Ooo!
Hele o engebesiz aşağılara
inen o göbeği o.
O müselles* o
Müselles o…
Hiç ağda görmemiş ayda.
Allah’ıma güzel.

İşte o zaman imana geldim

Can Yücel

*Müselles – Üçgen

Günay Aktürk Kitapları

Günay Aktürk - Sanrılar Romanı
Günay Aktürk - insan insanın geleceğidir
umudun çocuğu - günay aktürk
Read more

Güzel Popolu Afrodit Tapınağı

güzel popolu afrodit tapınağı

Popodur Saf Kalbin Simgesi!

güzel popolu afrodit tapınağı

Eski Yunanlılar vakti zamanında “Aphrodite Kallipygos” isimli bir tapınak yapmışlar. Yani anlaşılır bir dille “Güzel popolu Afrodit tapınağı.” “Bütün dinler içinde popoya adanılan tek tapınak!”

Yeryüzündeki en güzel kadının Afrodit olduğu söylenir. Bir lezbiyen olan Sappho bile şiirlerinde sık sık kullanmıştır bu motifi. 14 şubatı kadın kalçasının görünümünü temsil eden “Kalp” sembolü ile kutlayacaksak benim için hiç sıkıntı değil.

Kalbin simgesi olan saf sevgi, aşkın da simgesi haline geldi. Ama yarın olduğunda (hatta şimdiden) büyüsü bozulacak. Bir Pers atasözü der ki: “Kişinin niyetleri veya düşüncelerinin kişiyi tanımlamada bir önemi yoktur. Yaptıkları ve ettikleri, eylemleri ve üretimidir kişiyi anlamlı kılan ve tanımlayan.”

Saflığın korunduğu ve özün öz olarak kaldığı fikirlerin zihinlere yerleşmesi gerek.

İnsanları boğazlamadığın müddetçe kurban bayramlarının özü öz olarak kalacaktır. Kadınını öldürmediğin ve yaşamını cehenneme çevirmediğin sürece yılın 365 parseli de sevgililer günüdür sana.

Mutlu olduğun ve mutlu edebildiğin sürece! Ve artık beraber yaşanmaz hale gelmeden ihanet etmediğin sürece her şeyin her zaman özel bir anlamı vardır.

Şimdi yılda bir defaya mahsus olmak üzere özümüzü bir hamam buharı basıyor! Kalbi tersten gören gözlerin sahibi erkekler ile ruhlarında bereket Tanrısı istifleyen kadınlar göz göze geldiler ve özü bir misafir odasında ağırladılar…

 

Günay Aktürk

Günay Aktürk Kitapları

umudun çocuğu - günay aktürk
Günay Aktürk - insan insanın geleceğidir
Günay Aktürk - Sanrılar Romanı
Read more

Her Can Yaratabilir Kendi Benzerini

Her can yaratabilir kendi benzerini

Arandı ve Bulunamadı

Her can yaratabilir kendi benzerini

Yükünü hafifletebilirdim oysa. Kaygı semerini çözüp tırısa kalkabilirdin. Don mu tuttu havalar, al sana sıcak elim. Kaynıyor mu gökyüzü? Dokun buz gibi elime. Cehennemin yedi katı iyilik için kullanılabilirdi…

Yüzleri olmayan kara gölgeler için bir savaşçı gerek sana. Çığlığın ve çıldırmanın geri dönüş geçidi. En çok da kendini asmaya karar verdiğin gecelerde en zayıf noktası urganın! Sonra… Sonra bilmem ki çay mı dilersin kahve mi…

Her ruhun bir ikizi var mıdır bilmem. Bana sorarsan safsata furyası bu. Ama inanırım ki her can yaratabilir kendi benzerini. Bir kez yollar kesişmeyegörsün. Bir kez büyütüp besletilmesin.

Bir yerlerde nefes alıyor musun? Yoksa ölü mü doğdun kundağında? Seni neden bulamadığımı henüz anlamış değilim. Belki “Çince”, belki “Fince” belki de “Danca” konuşuyorsun.

Belki henüz yeterince pişmedi hamurun. Yaş farkından mı dersin? Yaşça büyük müyüm senden, yoksa sekseninde ve ölüm döşeğinde misin? Belki bir cadı avında diri diri yakıldın yüzyıllar önce. Belki daha binlerce yıl var ana rahmine düşmene…

Günay Aktürk

Read more

Pia Şiiri – Attila İlhan (Şiir Dinle)

Pia - Attila İlhan

Ellerini Bir Tutsam Ölsem

Edebiyat Portal – Şiir : Pia
Şair : Attila İlhan
Yorum : Günay Aktürk
Şiir Fon Müziği : Ciritçi Abdullah

En güzel şiirler serisine yeni bir video daha. Bu defa Attila İlhan ve “Pia” adlı kavuşamamanın şiiri. Sözleri ve hikayesi aşağıdaki gibidir. Yorum: Günay Aktürk | Dinle ve dinlettir.

Pia Şiiri ve Hikayesi

Attila İlhan bir gün Kadıköy Rıhtım’da oturmaktadır. Ve o sırada yoldan geçen yabancı plakalı bir nakliye aracı görür. Nakliye aracının üstünde “Pakistan International Airlines” yazıyordur. İlhan, nakliye aracını hayalindeki kadına benzetir. Beklenen kadını belki görmüştür ama bu nakliye araç gibi hızla yanından geçip gitmiş, farkında bile olmamıştır. Belki yabancı bir ülkededir. Hiç tanımaz onu.

Pia – Sözleri

Ne olur kim olduğunu bilsem Pia’nın.
Ellerini bir tutsam ölsem.
Böyle uzak uzak seslenmese.
Ben bir şehre geldiğim vakit
O başka bir şehre gitmese.
Otelleri bomboş bulmasam.
İçlenip buzlu bir kadeh gibi
Buğulanıp buğulanıp durmasam.

Ne olur sabaha karşı rıhtımda
Çocuklar Pia’yı görseler.
Bana haber salsalar bilsem.
İçimi büsbütün yıldız basar.
Bir hançer gibi çıkıp giderdim.

Ben bir şehre geldiğim vakit
O başka bir şehre gitmese.
Singapur yolunda demeseler.
Bana bunu yapmasalar.

Yorgunum, üstelik parasızım,
pasaportsuzum…
Ne olur sabaha karşı
rıhtımda seslendiğini duysam Pia’nın.
Sırtında yoksul bir yağmurluk
Çocuk gözleri büyük büyük
Üşümüş ürpermiş
Soluk ellerini tutabilsem Pia’nın.
Ölsem eksiksiz ölürdüm.

Attila İlhan

Read more

Yannis Ritsos – Değiş Tokuşlar | Şiir ve Video

Değiş Tokuşlar şiiri için yapılmış Bosch estetiğinde doğa ve insan dönüşümü alegorisi

Ağzının Nice Güzel Olduğunu Bilseydin...

Yannis Ritsos, modern Yunan şiirinin en güçlü seslerinden biridir. Değiş Tokuşlar şiirinde, nesnelerin, mekânların ve varoluşun yer değiştirmesi üzerinden insanın dünyayla kurduğu bağ şiirsel bir metafora dönüşür.

Bu şiirde gerçeklik, sürekli bir değişim hâlindedir; evler tarlaya, insanlar kuşlara, bakışlar dokunuşlara dönüşür. Ritsos’un dili yalın ama derindir; gündelik olanı metafizik bir alana taşır.

🎶 Şiir Fon Müziği: Otnicka – Where Are You

Değiş Tokuşlar – Şiir Metni

Arabayı tarlada bıraktılar; tarlayı eve getirdiler.
Sonsuz değiş tokuşlar biçimlendiriyordu
önemini nesnelerin.

Yerini kırlangıçla değiştirdi kadın,
çatıdaki yuvaya oturdu ve cıvıldadı.
Yıldızlar, kuşlar, balıklar, çiçekler, yelkenliler
dokudu onun dokuma tezgahına geçip kırlangıç.

Ağzının nice güzel olduğunu bilseydin eğer
Gözlerimden öperdin seni görmeyeyim diye.

Yannis Ritsos

* Kaynak: Dünya Şiir Antolojisi)
* Ataol Behramoğlu – Özdemir İnce
* Sf. 374

Değiş Tokuşlar şiiri için yapılmış Bosch estetiğinde doğa ve insan dönüşümü alegorisi

Gitmeden Bunlara da Bakabilirsiniz

Read more

Dişi Gönder Azrailimi | Günay Aktürk – Felsefi Deneme

Dişi Gönder Azrailimi adlı edebi denemeye ait dua, arzu ve ölüm temalı alegorik illüstrasyon.

Dua, İtaat ve İnsanın Aczi Üzerine

Dişi Gönder Azrailimi

Dile, zarar gelmez dilemekten. Şu dilenci dünyasında bir çaput da sen bağla Tanrı katına. Bak her şeye bir cevabımız var. Olursa Tanrı’nın gücüne yorarsın. Olmazsa da gücüne gitti dersin. Gücüne gitti de yapmadı. Canı sağ olsun, hayır ve şer işleri. Kaybı baştan kabullenerek dua ediyoruz. Ne eziklik ama! “Efendim bu ay maaşıma zam yapsanız? Öyle mi, canınız sağ olsun, böyle de geçiniriz!”

Allahım sen bilirsin demem. Madem bilir de neden yapmaz? Hayır ve şer işleri dedik ya. Hem bildiğinden emin olup yine de ısrarla dua etmem. Zaten bildiği bir konuyu hatırlatmak küstahlık olur. Muayyen günündeyse iş alırsın başına.

Beni duygulu bir hayvan olarak yarattın. Dualarımın yarısı bu duygunun tatmini içindir efendimiz! Ve İstedin ki neslim yürüsün. Etimin içine ne koyduysan sürekli ateş basıyor.

İnsandan yana umudum yok tanrıcım, Adem’e geçtiğin yüce torpilinden biz de nasiplensek? Hayır, Havva istemiyorum. Cennet katından bir tane huricik! Nasıl bir şey olduğunu bilmiyorum ama melek de olur. Aptallarından yollama lütfen. Mümkünse kitap okusun. Öylesi daha dişli olur.

Hayır onu kapatmam yapmayacağım. Aşk olsun beni sakallı ve ahlak ölçer kullarından mı sandın! Biz yan yana yaşamayı bilmeyiz zaten. Sen gönder, benim parlak bir fikrim var.

Dua edince böyle edeceksin. Ama sen yapıyorsun? Detay vermiyorsun. Bana şunu ver bunu ver! Elinin körü!

Ben dua etmem. Önce emek verir, sonra beklerim olmasını. Ama asla boyun eğmem dileklerime. Dilek, arzuların en vahşi ve belki de en aciz yansımasıdır çünkü!

Dişi Gönder Azrailimi adlı edebi denemeye ait dua, arzu ve ölüm temalı alegorik illüstrasyon.

Gitmeden Bunlara da Bakabilirsiniz

Read more

Rahim Mağarası

Bulgaristan’daki Utroba Mağarası’nın rahmi andıran doğal kaya oluşumunu gösteren iç mekân görüntüsü.

Doğa, İnanç ve Dişil Sembolizm: Rahim Mağarası

Rahim Mağarası, doğanın insan zihninde nasıl kutsal bir anlama dönüştüğünü gösteren en eski sembollerden biridir. İnsan, henüz kelimelerle düşünmeyi öğrenmeden önce, şekillerle inanıyordu. Kaya, boşluk, karanlık ve mağara… Bütün bu doğal oluşumlar, insanın kendini ve dünyayı anlamlandırma çabasının ilk aynalarıydı.

Doğa, insanın kendini okumayı öğrendiği ilk metindir. İnanç dediğimiz şey çoğu zaman gökten inmez; yeryüzünde şekillenir. Rahmi andıran mağaralar bu yüzden yalnızca jeolojik yapılar değil, insanın varoluş algısına dokunan sembolik mekânlardır. Rahim Mağarası da tam bu noktada, dişil sembolizmin ve korunma fikrinin doğal bir ifadesi hâline gelir.

Dişil sembolizm burada biyolojik bir çağrışım olmaktan çıkar. Rahim; başlangıcı, kapsayıcılığı ve karanlıkta olgunlaşmayı temsil eder. İnsan, bu karanlığın içinde korkusunu da umudunu da aynı anda taşır. İnanç, burada bir dogma değil; anlam arayışının sessiz bir biçimi olarak ortaya çıkar.

Utroba Mağarası

Bulgaristan’daki Utroba Mağarası’nın rahmi andıran doğal kaya oluşumunu gösteren iç mekân görüntüsü.

Utroba Mağarası Bulgaristan. Kıymetli bir mağara! 3000 yıllık. Hayır hayır, sizin fikriniz kötü değil, Bulgarca “Rahim” demekmiş ve Bulgaristan topraklarında 25 yerde benzeri yer altı kazıları var imiş.

Kostsadin Dimov diyor ki: “Bu doğal oluşmuş mağaralar, şekillerinden dolayı “rahim” olarak adlandırılıyor. Dört mevsimi bulunan dünyadaki bütün bölgelerde benzeri şekilleri olan kaya mağaralar var.”

Tatul Trak tapınağı yakınındaki İzgrevna adlı üç ağızlı rahim mağarasının iç yapısını gösteren kaya oluşumu.

Tatul Trak tapınağında İzgrevna adlı pek kıymetli Üç ağızlı rahim Mağarası. (üstteki) Bu mağaranın bir özelliği var. “Güneşin mağaranın derinliklerine girebildiği üç ayrı dönem var. Eskiden insanlar bu optik yolu tarım işleri, orak zamanı, biçme zamanı gibi dönemleri ölçmek için takvim gibi kullanırmış.

Krumovgrad yakınlarında Kovil köyündeki kaya tapınakta yer alan rahim mağarasının iç görünümü.

Üçüncü fotoğraftaki muhterem mağara en eskilerden. İçinde 25 bin yıllık figürlere rastlanmış. Ne kadar da bizden ve bize benzeyen oluşumlar. Tabii hepimize değil, dişilerimize. Benzetebildiğimiz şeylere ayrı bir anlam katıp tapınak haline bile getirebiliyoruz. “Bu tapınaktaki figürlerin Tanrıça Ana’ya sunulduğu tahmin ediliyor.” And olsun ki sizler neye tapacağınızı iyi bilirsiniz.

Muhtemelen ilahi bir anlamı olduğu düşünülüyordu. Normaldir. Allah diyen hayvanların kutsal kabul edildiği bir ortamda, koca bir penis figürünün şemsiyesi altında birleşmiş şu erkeksi dünya gezegeni, ancak dişiliği anımsatıyorsa baş tacı edebiliyor bu mağaraları!

Bu türden dişi mağaralara daha sık girebilmeniz temennisi ile!” Böyle demeyeceğim. Cinsiyetine bakmadan merak salmalı. Peki, neden? Yaşadığımız şu “iki kibrit alevi arasındaki” küçücük dünyamızın dışına taşıp, insanlığa dair izler bulmak umudu ile… Çünkü dar düşünen her zaman dar sonuçlar üretecek!

Gitmeden bunlara da Bakabilirsiniz

Read more