Acı Masuma Da Yalan Söyletir

Acı, masuma da Yalan Söyletir
Acı, masuma da Yalan Söyletir

“Acı, masuma da yalan söyletir.”

Publius Syrus

Alın size düşünesiniz diye iki fikir…

Scipio, Roma halkı önünde ağır bir suçlamaya uğradığı bir gün, kendisini savunacak ya da yargıçlarına yaranacak yerde şöyle demiş onlara: “Pek yaraşır size, sayesinde dünyayı yargılama yetkisini elde ettiğiniz bir insanın başını yargılamak!

“İşkenceler tehlikeli bir suç arama yoludur. Doğruluktan çok sabır denemesi olabilir. Acı çekmek niçin daha çok olanı söyletsin de olmayanı söylemeye zorlamasın? Tersini düşünürsek, kendine yüklenen suçu işlemiş olan, yaşamak gibi güzel bir ödülü kazanmak için niye ayni sabrı göstermesin? Öyle sanıyorum ki bu işkence buluşunun temelinde, vicdanın etkisinden yararlanma düşüncesi vardır. Çünkü suçlunun suçunu açıklamasında vicdan işkenceye yardım edip direnme gücünü azaltabilir. Ama öbür yandan suçsuzu işkenceye karşı güçlendirir vicdan. Doğrusu bu yol belirsizlikler, tehlikelerle doludur. Öylesi dayanılmaz acıdan kurtulmak için neler söylemez neler yapmaz insan?”

Montaigne

 

Bu paylaşımla beraber şu evrimsel kazanımı da göz önünde bulundurmalı: işkence sırasında zarar gören bedenin bütünlüğünün/dengesinin bozulması da söz konusudur. Bizim acıdan kaçınma nedenimiz, varlığımızın tehlike altına girmesinden sanırım. En temel dürtümüz olan “kaç ya da savaş” stratejisini düşünürsek, işkence altındayken, madem savaşamıyoruz o halde kaçalım, diyerek işlemediğimiz suçu üstleniyor olabiliriz. Aynı zamanda direnmek de savaşmak eylemiyle aynı anlamı taşıyabilir.

İbrahim Kaypaykaya, üç ay boyunca ağır işkencelerden geçmesine rağmen tek kelime bile söylemedi. İstedikleri bilgiyi zihninin o kadar derinine gömmüştü ki hayatta kalma dürtüsü bile kıramadı direncini. Bu feda eylemini anlamak güç değil. Kendi yaşamı yok olacaktı evet. Bunun kaybın yerine öyle bir şey koymalıydı ki bu değerli kaybı katbekat karşılayabilsin. Burada devreye inanç giriyor. Mücadeleye karşı duyduğu güçlü bağ ve derin bir inanç hali. İlahi değil tabii ki ama ondan daha da etkili bir yol. Bu bana bir yandan da Mahatma Gandi’nin yolundan gidenlerin bir pasif direniş örneği sergilerken, onca acıya rağmen yollarından dönmemiş olmalarını anımsatıyor.

Read more

Yarım Akıllılık

Yarım Akıllılık
Yarım Akıllılık

Yani yarım akıllılık! Ayran gönüllülük. Ne istediğini tam olarak bilememe hali. Tam bir eyleme soyunmuşken başka bir eylemin daha tatlı, daha cazip gelmesi. Bu yüzden ortalık mürekkep yalamışlarla dolu ya. Ama mürekkep, kutusunda silik vaziyette duruyor, hiç mi hiç kullanılmamış. Öyleyse insanlığın mürekkep niyetine yaladığı şey nedir? Cehalet mi? Bence daha fazlası. Rotasızlık mesela.

Gemi batmak üzere. Pusula bozuk. Filikalar da çalınmış üstelik. Bir hal çaresine mi baksak yoksa köpek balıklarını mı beslesek? İstediğimiz şey nedir? Bir gemi inşa etmek mı yoksa tren rayları döşemek mi? Şu taraftan mı yürüyeceğiz yoksa inzivaya mı çekileceğiz?

Mektuplar yazıyoruz. Karşılığını bekleyecek miyiz yoksa postaladıktan sonra taşınacak mıyız bu evden?

Bu kalemle uçurtma mı çizmeli yoksa savaş silahları mı tasarlamalı? Geleceğin romanlarını yazmak yerine kırmalı mı onu?

Ömür bu, henüz keşfedilmemiş kayıp bir kıta! Kendimizi tanımadığımız için onunla ne yapacağımızdan bihaberiz.

 

Günay Aktürk

Read more

Zor Kadın

zor kadın

Zor Kadın

zor kadın

Zor kadın yoktur diyoruz ama zor erkek hiç yoktur. Neden? Çünküle asıl dokuz nefisli olan erkektir. Beş kişilik bir kadın heyeti oluşturup deneyebilirsiniz. Kendimden bilirim erkek zaafını. Vakti zamanında falan hani. Fakat hakikatin her zaman ince bir çizgi var. Bazı erkekler de yerine göre gerçekten zor olabiliyorlar. Bazı kadınların beri benzerini kolay kolay beğenmedikleri gibi bu seçkin erkekler de beğenmezler. Detaya girmeden asıl söyleyeceğimi söyleyeyim.

Aslında bu işin kadını erkeği yok. Bilinç seviyesi var. Bilinç arttıkça algıda seçicilik artıyor. Yoksa herkes beğendiği karşı cinsten bir insanı rahatlıkla arzulayabilir. Fakat kültür seviyesi, zevk anlayışı, zihin doyumu, evrensel düşünce gibi algılar belli bir yaştan sonra iyice belirginleşir. (Herkeste olmayabilir) Bu olduğu zaman ona belli bir mesafeden fazla yaklaşamazsınız

Aslında “bu bize bakmaz” derken asıl söylemek istediğiniz şey, biraz da onun yaşam standartlarıyla alakalı. Hayalperestlik olduğunun bile farkında değilsiniz. Görünen o ki hiç de çirkin bulmuyorsunuz kendinizi. Özgüven de vardır. Fakat baş döndürücü güzelliği ve dahi yahşiliği çok fazla abartırsınız.

Ama hepsi boş. Belki de en iyisi budur. Sonuçta kim kimi hak etmiş, kim kimi kırmadan ayrılabilmiş ki? Hele ki her ilişki bir beddua çöplüğüne dönmüşken…

 

Günay Aktürk

Read more

Nurullah Ataç – Günlerin Getirdiği

NURULLAH ATAÇ | GÜNLERİN GETİRDİĞİ

NURULLAH ATAÇ | GÜNLERİN GETİRDİĞİ

NURULLAH ATAÇ | GÜNLERİN GETİRDİĞİ

“Bir ölülerin, bir de ölüden farkı olmayan dirilerin günleri hep birbirine uyar.”

Nurullah Ataç / Günlerin Getirdiği

 

İnsanoğlunun kaderindedir; bir kere tattığı zevkten, hazdan yine tatmak ister. İlk tadışını bir nevi sevinçle, zafer gururuyla hatırlar. Fakat bu hatıra onu susatır. Hem öyle bir susuzluk verir ki bunu artık hiçbir pınar, hatta yine o eski pınar, suyu bütün serinliğini muhafaza etmiş olsa dahi dindiremez.

Geçmiş zamanı düşünürken anlayamamanın, şüphelerin üzüntüsünü çekmeyiz. Gönlümüzde böyle bir üzüntü duyuyorsak o günler bizim için gerçekten tamamıyla geçmiş değildir, birer hatıra olmamıştır. Henüz içinde yaşadığımız zamanın birer parçasıdır. Hatıranın başlıca vasfı belki de bize ait olduğu halde, bizi güldürdüğü, ağlattığı halde başka bir kimseninmiş hissini verir.

Yahya Kemal: “Bir kere sevip vuslata erdiyse cihanda / ömrüm iyi rüyasına dalsın, uyusun ruh.” diyor. Yalnız hatalarımızın hatıraları mı içimize çöküp bizi kıvrandırır? Verlaine’in: “Hatıra! Hatıra! Benden ne istiyorsun?” diye feryadı yalnız onların elinden midir?

Gerçekten edilmemiş yeminler, gerçekten duyulmamış kokular, ancak hayal ettiğimiz öpüşler… Onlar da birer hatıra değil mi? İçimizde gerçek hatıralar gibi yaşamıyor mu?

Hayat hatıralardan ibarettir. Hatta ümitler, gelecek günlerden beklediklerimiz de birer hatıradır. Geçmişte değil, gelecekte birer hatıra. Biz onları anarız, hatırlarız, onları da içimizde eski günlerimizi gördüğümüz gibi görürüz, onlar da çoğu zihnimizden gelecek değil, geçmiş kisvesi ile “edeceğim, olacağım” diye değil, “ettim, oldum” diye geçer.

En kuvvetli anları da işte o anlardır. Çok ümit ettiğimiz şeylere kavuşunca beklediğimiz duyamadığımızı herkes tecrübe etmiştir; bunun sebebini o istediğimiz şeyi hayalimizde çok süslemiş olmamızda, hakikatin de hiçbir zaman hülyanın zenginliğine erişememesinde arayanlar vardır. Belki öyledir. Fakat çok umduğumuz şeyler kavuşunca bazen dehşete, haşyete benzer bir hal de duyduğumuz olur. Bunun, eski bir hale dönmekten duyacağımız dehşetten, haşyetten pek farkı var mıdır? Acaba pek arzu ettiğimiz şeyi ele geçirdiğimiz zaman içimize ürperti veren halet eski bir şeyle karşılaşmanın, bir hatıranın olmuşluktan çıkıp tekrar oluş dünyasına girivermesinin verdiği azap değil midir?

 

Nurullah Ataç / Günlerin Getirdiği

Read more

9- En iyi kitaplardan alıntılar

Günay Aktürk

Seçmece Kitap Alıntıları

En iyi kitaplardan alıntılar 9

1- “Hayaletleri severim. Yaşayanların bir günde yaptığı kötülükler ölüler altı bin yılda yapamazlar.”

Monte Cristo Kontu
Alexandre Dumas

 

2- “Falcı, müşterisinin göremediği bir şeyi görebilen kişidir: onun bir budala olduğunu.”

Ambrose Bierce

 

3- “Onu sevmek; dikenlerle dolu bir uçurumdan aşağıya yuvarlandıktan sonra toparlanıp yine tepeye tırmanmak kadar bir yiğitlikti.”


Seni İçime Gömdüm

Andrew Jolly

 

4- “Bir insanın sırf bir şeyi arzulaması ne onun arzu duyduğu şeyin iyi olduğuna kanıt olabilir ne de bunun başarılması gerçekte kişinin çıkarınadır.”

Bencilliğin Erdemi
Ayn Rand

5- “Bir fikri öldürmenin en iyi yolu onu yanlış yorumlamaktır.”

Charles Darwin

6- “Rahata alışma, insanlara fazla bağlanma. Hep bir amacın olsun. Duydun mu Jane?”

Jane Eyre
Charlotte Bronte

7- “Eğer iki insan gerçekten birbirlerini seviyorlarsa, aralarında olup biteni kimse bilmemeli.”

Dostoyevski

8- “Üç kırık kaburga, bir delik akciğer, o yine de savaştı.” (Atatürk yorumu)

Elon Musk

9- “Ve eviniz yakılırsa yeniden yapın. Tahılınız yakıldıysa yeniden ekin. Çocuklarınız öldürülürse yeniden doğurun. Sizi ovalardan kovarlarsa dağlarda yaşayın. Ama yaşayın…”

Emiliano Zapata

10- “Ulan dürzü, muhtarsan muhtarsın ne yani!”

Kaplumbağalar
Fakir Baykurt

11- “İnsan her gün bir parça müzik dinlemeli, iyi bir şiir okumalı, güzel bir tablo görmeli ve mümkünse birkaç mantıklı cümle söylemelidir.”

Goethe

12- “İnsanlar ancak kendilerini güven içerisinde hissettikleri zaman rahat ve neşeli olabilirler; en önemli şey güven duygusudur.”

Heinrick Böll

 

13- “Kadınları en çok küçümseyen erkekler, kadınlara en fazla düşkün olan erkeklerdir.”

Cesur Yeni Dünya
Aldous huxley

 

14- “İnsan, bazı şeyler söylemeyi seçtiği için değil, onları belli bir biçimde söylemeyi seçtiği için yazardır.”

Edebiyat Nedir
Jean Paul Sartre

 

15- “Bir ülke ki orada “düşünce” en değersiz nesne muamelesi görür.”

Eğitim Üzerine
İmmanuel Kant

 

16- “Dinleyin sürüngenler; sizler özel değilsiniz, sizler güzel ya da eşi benzeri olmayan kar tanesi de değilsiniz, sizler işiniz değilsiniz, sizler paranız kadar değilsiniz, bindiğiniz araba değilsiniz, kredi kartlarınızın limiti değilsiniz, sizler iç çamaşırı değilsiniz, sizler herkes gibi çürüyen birer organik maddesiniz.! Bizler bu dünyanın şarkı söyleyip dans eden pislikleriyiz. Hepimiz aynı pisliğin lacivertleriyiz.”

Chuck Palahniuk

17- “Çoğunluktan daha mide bulandırıcı bir şey yoktur. Çünkü çoğunluklar mutlaka güçlülerden, ortama uyum sağlamış dolandırıcılardan,sindirilmiş zayıflardan ve ne istediğinin farkında olmayan boş kalabalıklardan oluşur.”

Goethe

 

18- “Kopan bir ipe düğüm attığınızda ipin en sağlam yeri o düğüm olur. Ama ipe her dokunuşunuzda canınızı acıtan yer o düğüm olur.”

F. Hegel

 

19- “Şerefsizim seni seviyorum, dedi. Hangisine inanacağımı şaşırdım.”

küçük İskender

 

20- “Beklenen geç geliyor, geldiği sırada insan başka yerlerde oluyor.”

Tehlikeli Oyunlar
Oğuz Atay

Yeni kitap alıntılarında görüşmek üzere:) Daha fazlası için İnstagram sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.

Read more

10- En İyi Kitaplardan Alıntılar

Günay Aktürk

Kitap Alıntıları Ve Sözleri

Seçmece kitap alıntıları. Bu makale şu yazarlara ev sahipliği yapmaktadır: Zülfü Livaneli, Vüsat Bener, Umberto Eco, Tolstoy, Tess Gerritsen, Şükrü Erbaş, Artur Schopenhauer, Özdemir Asaf, Nurullah Ataç, Murat Menteş, Maurice Nicoll, Marcel Proust, Louis Aragon, Konfüçyüs, Tolstoy, Jean Paul Sartre, Dostoyevski, Immanuel Kant, Ayn Rand,

kitap alıntıları 10

01- “Beni alıp tekrar karnına soksan bile koruyamazsın anne.”

Zülfü Livaneli

02- “Bulanık göle gel. Birlikte inelim dibe, gömülelim balçığa.”

Vüsat Bener – Kapan

 

03- “Evet beyefendi, ben maymundan geliyorum. Ama siz ona doğru ilerliyorsunuz.”

Prag Mezarlığı / Umberto Eco

 

04- “Savaş; mızraklı, trampetli bir bayram değildir. Onun manzarası kandır, ölümdür. Savaş yoksulun can pazarıdır, yıkımdır. Saltanatın,sermayenin savaşıdır.”

Tolstoy

 

05- “Her günün sabahında o günü çıkaramayacak olduğunu bilerek yaşa.”

İkiz Bedenler / Tess Gerritsen

 

06- “Kimsenin sesinde bulut yok,kanat yok, rüzgar yok… Bir hızar sesiyle konuşuyor artık herkes.”

Şükrü Erbaş

 

07- “Dünyada gurur duyacağı hiçbir şeyi olmayan her zavallı aptal, son çare ait olduğu ülkesi ile gurur duyar.”

Artur Schopenhauer

 

08- “Şeytan diyor al fotoğraf makineni, birikmiş tüm paranı, atla vosvosuna git. Ama şeytan bilmiyor ki benim ne birikmiş param ne de vosvosum var.”

Özdemir Asaf

 

09- “Gerçekten edilmemiş yeminler, gerçekten duyulmamış kokular, ancak hayal ettiğimiz öpüşler… Onlar da birer hatıra değil midir? İçimizde gerçek hatıralar gibi yaşamıyorlar mı?”

Günlerin Getirdiği / Nurullah Ataç

 

10- “Sadece sevilmek için bir ilişki sürdürülemez.”

Müthiş Psikoloji

 

11- “Mezar taşıma “sizi ayakta karşılayamadığım için özür dilerim.” yazdıracağım.”

Ruhi Mücerret / Murat Menteş

 

12- “Başkalarının hakkında sürekli nahoş şeyler düşünen kişi, nahoş şeyler söyleyen, kimseden hoşlanmayan,kıskanç olan, sürekli kin güden veya bir şekilde kendine acıyan vesaire… Böyle bir insanın zihni gerçek ve pratik anlamda pislik doludur. Çünkü tüm bu şeyler olumsuz duyguların formlarıdır ve tüm olumsuz duygular pistir.”

Maurice Nicoll

 

13- “Saygıdeğer babanızın yerinde olsam size bir akıl hocası tutardım.”

Marcel Proust

 

14- “Sevdiğini başkasına uğurlamak mı daha zor, yoksa başkasından geldiğini bile bile onu karşılamak mı?”

Louis Aragon

 

15- “Hiçbir şey karanlık bir odada siyah bir kedi aramak kadar zor değildir. Hele ki odada siyah bir kedi yoksa.”

Konfüçyüs

 

16- “Muhafazakarlık, kendilerini fazlasıyla önemli gören dar görüşlü zalim ahlaksız insanlar arasında sıkça görülürdü. Öte yandan akıl, onur, dürüstlük, iyi huyluluk ve ahlak gibi niteliklere daha çok inançsızlar arasında rastlanırdı.”

İtiraflarım / Tolstoy

 

17- “Sen bana gereklisin, diğerleri yalnızca bir tesadüf.”

Jean Paul Sartre

 

18- “Ya odanda öldürdüğün örümcek? Bütün hayatın boyunca senin, onun oda arkadaşı olduğunu sanıyorsa?”

Dostoyevski

 

19- “Bir eylemin ahlaklı sayılabilmesi için hiçbir çıkar taşımaması gerekir.”

Immanuel Kant

 

20- “Bir insanın mesleği tüm toplumu ilgilendirir. en başta gelen, insanlara hangi alanda daha yararlı olabileceğindir. Mesele toplumdan neler alabileceğinde değil, neler verebileceğinde.”

Hayatın Kaynağı – Ayn Rand

 

Yeni kitap alıntılarında görüşmek üzere:) Daha fazlası için İnstagram sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.

Read more

11- En İyi Kitaplardan Alıntılar

Günay Aktürk

Kitap Alıntıları Ve Sözleri

Seçmece kitap alıntıları. Bu makale şu yazarlara ev sahipliği yapmaktadır: Ali Şeriati, Anton Çehov, Arthur Schopenhauer, Ayn Rand, Benjamin Franklin, Bukowski, Fakir Baykurt, Finley Peter, Giordano Bruno, Halil Cibran, Karacaoğlan, Marquis de Sade, Murat Menteş, Nilgün Marmara, Özdemir Asaf, günay aktürk, Shekespeare, Tess Gerritsen, Tolstoy, Irvin D. Yalom.

kitap alıntıları 11

1- “Dün komşumuz açlıktan öldü, bugün cenazesinde kurban kestiler.”

Ali Şeriati

2- “Ülke cahil, halk ahlaksız. Can sıkıntısından başka bir şey yok.”

Anton Çehov

3- “Devasa büyüklükteki bir meşe ağacı bir zamanlar domuzun yutabileceği bir palamuttu.”

Arthur Schopenhauer

4- “Doğa her hangi bir insana güvenliği, başarıyı ve hayatta kalmayı garanti etmez.”

Ayn Rand

5- “Para her şeyi yapar diyen adam, para için her şeyi yapan adamdır.”

Benjamin Franklin

6- “Sizi sevmediğimi düşünüyorsanız muhtemelen savmiyorumdur. Sevdiklerimi şüpheye düşürmem.”

Bukowski

7- “Bizde en yetenekli sanatçıları ya devlet, kanser ya da görünür görünmez kazalar erkenden öldürür.”

Fakir Baykurt / Unutulmaz Köy Enstitüleri

8- “İyi kocalar bekar kalır, evlenemeyecek kadar düşüncelidirler.”

Finley Peter / Dunne

9- “Küçük ve zorba insan, hep kendisine saygı gösterilmesini ister ama saygının ne olduğunu bilmez.”

Küllerin şöleni / Giordano Bruno

10- “Kalplerine girmeyi hiç istememiş oldukların, uzanıp da erişmek için hiç çaba göstermediklerin değil midir çirkinlik olarak gördüğün?”

Ermişin Bahçesi / Halil Cibran

11- “Varıp gübreliğe konan kargalar, has bahçede gül kadrini ne bilir?”

Karacaoğlan

12- “Acısız seks, lezzetsiz yemek gibidir.”

Marquis de Sade

13- “- Uzun yaşamanızı neye bağlıyorsunuz? – Henüz ölmemiş olmama!”

Ruhi Mücerret / Murat Menteş

14- “Eskiden bir yıldızmış. Göğünü yitirmiş.

”Nilgün Marmara

15- “Yemin ederim kokundan anlamıştım. Benim için herhangi biri olmayacağını.”

Özdemir Asaf

16- “Kalktı, aşağılık bir haşaratı ezer gibi geride bırakıp beni yürüdü otobüse.”

Sanrılar / Günay Aktürk

17- “Utan ey çağ! Soylu insan yetiştirmez oldun!”

Shekespeare

18- “Kötülük ölmüyor, asla ölmüyor. Sadece yeni bir yüze, yeni bir isme bürünüyor.”

Cerrah Tess Gerritsen

19- “Bize eğlenceli bir şey anlatın. Ama iğneleyici bir şey olmasın.”

Anna Karenina / Tolstoy

20- “Ben öyle boş kafalı insanlarla oturup boş boş konuşamam.”

Spinoza Problemi / Irvin D. Yalom

 

Yeni kitap alıntılarında görüşmek üzere:) Daha fazlası için İnstagram sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.

Read more

Corona Virüsü Ve Cehalet Belirtileri

Corona Virüsü ve cehalet belirtileri
Corona Virüsü ve cehalet belirtileri

Bu da bir başka Corona virüsü belirtisi. Bu sabah sevgili bireyimizin ağzında maske vardı. Elleri eldivenli. Fakat elinde sigara da vardı. Tuhaf bir akıl hastalığı. Sanırım ölümünün de yaşamındaki borçları gibi uzun vadeli olmasını istiyor. Biyolojik algoritmamız kısa zamanda olması ihtimal görünen olasılıkları daha çok önemsiyor. Evrimsel kazanım. Yumurtanın çıkış kapısına olan uzaklığıyla alakalı. Neyi ne kadar hissediyorsan duyargaların o tarafa yöneliyor.

Bunca tedbir gösteriyor ki muhtemelen bambaşka, hatta çok daha boktan sebeplerden ölecek. Bu da yaşamın algoritması. Laf lafı açsın istiyoruz. Cehalet virüsten hızlı öldürüyor. Kırk yıl öncesinin Türkiye’sini merak ediyorsanız şu virüslü günlerde ihtiyarların davranışlarına bakın. Hani boyuna “eskiden her şey daha güzel ve ahlaklıydı” diyordunuz ya… Yaşlılarımız parklarda toplanmış sohbet ediyorlar. Bizlere örnek olacakları yerde… Belediye ekipleri çareyi bankları sökmekte buldular sonunda.

Bitti mi? Sizce? Geçenlerde bir paylaşım okudum. Diyordu ki “Allah’ım! Virüsler de senin askerlerin. Sen Müslümanları bu virüslerden koru!” Durumu bu şekilde yorumlamak! Bu bir cehalet belirtisi olmakla beraber Corona Virüsü kadar ölümcül bir vaziyet. Neden ibadethanelerden değil de tıptan medet umduğunu anlamak zor. Gerçi ondan da emin değilim. Karantinadan kaçıyor insanlar. Al sana bir nevi Covid 19 vakası. Üstelik virüsün ete kemiğe ve bir beyne bürünmüş hali ki Corona virüsü nden daha bulaşıcı.

Cahil! Avanak! Bencil! Dar çaplı algoritmanı seveyim senin!

✍ Ya Müslüman olmayanlara ne olmasını istiyorsun? Ayrı tuttuğuna bakılırsa ne olmasını istediğin belli. Öngörülen evrensel insan modeline binlerce km’lik bir uzaklık!

✍ Bu aşıyı Müslümanlar bulmayacak. Etinden sütünden yararlan ama karşılığı kısa bir “Allah şükür” olsun!

✍ Sorayım öyleyse. Tanrının dünyayı virüsle yok etmek gibi bir plânı varsa, virüs kapsın diye polisin yüzüne tüküren hacıya ne olur?

 

A- İşleri kolaylaştırdığı için cennete alınır.

B- Bir Müslümanın suratına virüslü tükürüğü ile saldırdığı için şeytanın talebesi muamelesi görür.

C- Zır cahil ve kötü kalpli bir “ara form” olarak kaldığı için “mümin” sıfatını hiçbir zaman hak edemez!

 

Günay Aktürk

Read more

Bağımlılık Üzerine Kısa Bir Deneme

Bağımlılık Üzerine Kısa Bir Deneme

Bağımlılık Üzerine Kısa Bir Deneme

Bağımlılık Üzerine Kısa Bir Deneme

Hiyerarşiye alışmış insanın içinde hükmetme güdüsü var. Hele ki bu çağda. En çağdaşımız dahi bundan akıl yolu ile kurtulmaya çalışırken o bile ara sıra tekliyor.

Bağlılık, aşırı sevgi, haz ilkesi derken bakın ne hale geldik. Bir kere talep etmeye gör, alana kadar canını çıkartıyoruz onun. Ama araya ölüm yollu bir ayrılık girmeye görsün, ancak o zaman bağışlıyoruz onu. Çünkü o noktada talep falan kalmıyor ortada. Onda bile zaman zaman öfkeye kapılmıyor değiliz. Neden?

Doyurulamamış bir haz var ortada. Unuttuğumuz en büyük beceriksizlik, o kişinin diğer bütün insan yığınlarından bağımsız bir özgürlük hakkına sahip olduğu gerçeği. En çok da bu yüzden ıssızlaşmalıyız.

Bir kenara çekilip her şeyi yorumsuz ve doyumsuz bir seyirle… Salt göz aşinalığı olmalı. Görünen efendilerin köleleri olmak bile pek umurumuzda olmazken, kimyasal temelli duyguların esaretinden haberimiz bile yok.

Günay Aktürk

Read more

Hakiki Aşk Dedikleri

Hakiki Aşk Dedikleri

Hakiki Aşk Dedikleri

Hakiki Aşk Dedikleri

İnsan emek vereceği kişiyi iyi seçmeli. Yoksa bedeli fena oluyor. Çok mu güzel? Alımlı ve de baştan çıkartıcı mı? Meziyetler pek önemsenmez. Kimse birine sırf profesyonel bir ressam diye âşık olmaz. Ama tanınmış bir ressam ise kollarında poz vermek için canı çıkabilir. Aynı şey bir doktor ya da avukat için de geçerlidir. Cüzdanları kabarıktır onların. Ya da bazen devlet dairesinde memur olması bile kâfidir. Hakiki aşk olamayacağı gibi duygu da yoktur içinde ve evrimsel temellere dayanır.

Bazıları dolgun kalçalı sever. Bazıları genç isterken bazıları da yatakta iyi olsun isterler. İçinde aşk yoktur bunların. Güçlü ihtiraslar aşkın birebir kopyasını yaratmıştır çünkü. Bu ahvalde “Doğru kişi” denilen insan, üreme ve hayatta kalma güdülerine hitap eden kişiler arasından bilinçsizce seçilir.

Hakiki aşk ancak zamanla ve emek vererek oluşur. O, çayın dem tutmasına benzer, bir anda olmaz. Bir anda olan hayvansala aittir. Ama birisine “seni tanımak istiyorum” diyebilirsiniz. Lakin bir insanı tanımak ve yıllar sonra bile yanılmadığını anlamak oldukça güçtür.

Hakiki aşk saplantıyla kolayca karıştırılabilir. Saplantı, kişiye olmayacak ve asla olmaması gereken işler yaptırabilir. Hastalıklı bir durumdur saplantı. Ama bu aşk eğer ki dem tutmuşsa, “o” artık gelmese de olur. Zira ateşe o derece yaklaşmıştır ki yeterince pişebilmiştir. En ateşli arzuları bile hâlâ iliklerinde hissetmesine rağmen, tamamlanması için onun varlığına ihtiyaç duymaz. Çünkü ilkele ait olanla moderne ait olan bir olmuş, eksikliği hissedilen şey ise yaşam enerjisine dönüşmüştür. Bu noktada sözler anlamını yitirmiş, üçüncü bir göz açılmıştır. İşte o göz onun bütün suskusunu görebilir!

 

Günay Aktürk

Read more