Tehlikeli Düşünceler (Kısa Makaleler)

tehlikeli düşünceler, kısa makaleler

Tehlikeli Düşünceler

tehlikeli düşünceler, kısa makaleler

Aslında en Tehlikeli düşünceler tartışılan, hatta mümkünse çokça tartışılan ama eleştirilmesi sakıncalı olan düşüncelerdir. Küçük bir azınlık bu düşüncelerden nemalanır. En tepede gücü elinde tutanlar bulunur. Oradan aşağıya kademeli olarak yağcısı, balcısı, incisi cincisi şeklinde iner. O faydalı düşünceyi canlı tutmak için sürekli tartıştırır. Eleştiri ve özgür düşünce ise sırça köşkün surlarına indirilen bir balyozdur. Saltanat tehlikeye girer.

Aslında kendi de inanmaz. Bir zamanlar inanıyor idiyse de para, güç, makam, önü düğmeli cüppe ve silahlı birlikler tatlı geldiği için “düşünce” ile arasındaki bağ giderek zayıflar. Artık “para” adında yeni bir tanrı edinmiştir kendine. Paranın olduğu yerde ahlak yeniden şekillenir.

Toplumun aşağı kademelerinde de gözlemlenebilir bu. En çok da kadına bakışta belirir. Kadın yoksul ve çaresiz ise şeriatın katı kuralları uygulanır. Ama giderek para ve makam merdivenlerinde yükselmeye başlarsa kadın, şeriat yıkılır ve daha özgürlükçü bir rejim doğar.

Paranın açamayacağı kapı yoktur.” sözünü ilke edinen ve serveti insani erdemlerden önde tutanlar için ahlak nedir ki? Şart sunulsa aile içi toplu sekse bile yanaşırlar, yanaştıkları görülmüştür. Sırf birilerine yaranmak için evli oldukları halde koynuna gireceğini ilan eden insanlar gördü bu ülke ve sıkça tekrarlandı.

Sözün özü o ki “tehlike”, fikirlerine ölümüne bağlı olduklarından gelmiyor. Pek çoğu hafif bir şaplakta bile yollarından dönüp “Sakallı Celal” üstadımızın deyimiyle epeyce gülünç oluyorlar. En ağırı da bu tür ödleklerin elinde suikaste kurban gitmek değil mi zaten!

 

Günay Aktürk

Read more

Umudun Öteki Yüzü (Kısa Makale)

umut, kısa makale

Umudun Ya Da Umutsuzluğun Psikolojisi

umudun öteki yüzü

“Kim çıkardı seninle benim arama koydu, bu umut denen şeyi!”

Özdemir Asaf

Kim olacak sen çıkardın. Zihnine olası görüntüler getirmeseydin, şehvetle baksa da gözünde büyümezdi. Ama bunu yaptın. “Umudun öteki yüzü” umutsuzluktan çok taktiksel bir keyif içeriyordu belki de. Ben de duymak isterdim bir gece yarısı hiç işitilmemiş kulak çınlamalarını… Sonra a peşi sıra gelen kendi kendine konuşmalarnı:

“Acaba bu çınlamaların nedeni o mu? Şu anda benden mi bahsediyor kendine? Yok canım ne diye düşünsün! Ben de az domuzun dölü değilim hani, ağzım burnum yerinde maşallah. (Erkeksen kaslı yerlerini, kadınsan göğüslerini yoklarsın) Hmm, neden olmasın! Acaba şu anda tam olarak ne geçiyor aklından! Ah! Böyle şeyler söyleme sersem, ayıp.”

Zamanla durum netleşir ve aradaki mesafe giderek uzar. Bu öyle bir uzamadır ki ufukta bir nokta kadar ötelerdedir. Bu hâl ve vaziyetin kaç yaşında vuku bulduğu da önemlidir. İlk gençlik dönemlerinde ağır olur zıpkın yarası! İlkler özeldir. Unutulmazdır. Yıllar sonra her şeyi tastamam hatırlamayabilirsin. Ama hissettirdiği duyguları asla unutamazsın. Beynimizin en iyi yeteneklerinden biridir bu.

Unutulmaz olması, içinde her zaman saçmalık barındırır. Dokunma yoktur. Romantik bir öpüşme de yoktur. Hele ki güzel anılar hiç yoktur. Seni beslememiştir. Bir şeyler katmamıştır. Doyurmamıştır. Belki olgunlaştırdığı doğrudur ama bu bile onun değil senin yüreğinin marifetidir. Belki de bu yüzden asla unutulmayacak olması haksızlıktır. Zalim bir diktatörün bir zihni bir ömür işgal etmesi gibi. Tek fark, yıllar sonra o yoğun duygular durulduğunda hafiften gülümsetmesidir!

Sen bana bakma. “Umudun öteki yüzü” belki daha da çekicidir bu yüzünden. Git ve kapısını çal. Yaşam oldukça doğurgandır ve hiçbir çocuk da şeytan olarak gelmemiştir dünyaya!

 

Günay Aktürk

Read more

Usulüne Uygun İlişkiler (Kısa Makale)

kısa makaleler, usulüne uygun ilişkiler

İdeal İlişki Varsayımı

kısa makaleler, usulüne uygun ilişkiler

Eh biz de bu yüzden isteklerimize çeki düzen verdik. Yapılandırmaya gittik de denebilir. Ne istediğini bilen gibisi var mı! Özgün bir makale gibi sürekli okumak isterim onu. Kendime aşinayım artık. Aynada iki kişi görmek isterim.

Usulüne uygun bir yolu olmalı ilişkilerdeki çıkmazların. Öfkelendirdiğinde bacaklarına seve seve ağda yapmak geçmeli içimden. Bu da barışmak için cilveli bir fırsat sayılır hani! Ama asla ölümcül dozda bir uyuşturucu gibi şırınga etmemeli kendini.

Bir gün baktım ki tam başı ağrıdı ağrıyacak: “Zaten benim de bugün dizlerimin romatizması tutmuştu, iyi oldu ağrıdığı!” deyip kibirli kibirli süzmeliyim. Fakat ara sıra bahanelerini güncellemeli ya da: “İşin gücün yok mu senin domuz!” demeli ve gülmeli.

Özletmeli. Kimi dolunay akşamlarında çayımda dudak payı bırakmalı. Çay soğumalı ve üşümeli dudaklarım. Ama asla çiğ düşmemeli o güzel sabahlarımıza.

Bakıyorum… Son on beş yıldır herkes yalnızca görsel teşhirciliğe soyundu. Kasları olan vücudunu sergiledi, cüzdanı olan görgüsüzlüğünü! Öteki baktı ki iyi iş görüyor dolgun kalçalar, fenomen olmanın yollarını aradı.

Yani aslında herkes sahip olduğu şeyi sundu karşı tarafa. İnsanların kalitesi düşünce ilişkilerin de kalitesi düşmüş oldu. “Ben” yalnız kendi arzularına odaklandı. Eh, böyle bir ruhun farklı dokunuşlara susaması da kaçınılmazdı!

 

Günay Aktürk

Read more

İnsan İnsanın Geleceğidir – Günay Aktürk

Günay Aktürk'ün İnsan İnsanın Geleceğidir kitabının kapak tasarımını gösteren, insan figürlerinden oluşan kalabalık bir yüz silüeti ve düşünsel temalı bir kompozisyon

Deneme Kitabı | İnsan İnsanın Geleceğidir

İnsan İnsanın Geleceğidir, insanı; evlilikten inanca, aşktan yoksulluğa kadar uzanan başlıklarda akıl, bilim ve vicdan ekseninde sorgulayan deneme yazılarından oluşur.

Deneme türüne ait olan son kitabım “insan insanın geleceğidir” sonunda çıktı. Bu konuda biraz hasbihâl edelim diyorum. Kitap taslağını yayınevine göndermeden önce kendime defaatle sormuştum bunu: bu yazılar okuyucusunun karşısına çıkmak için kendilerini hazır hissediyorlar mı? Zira deneme türü bir yazarın en büyük becerisidir. Ya da beceriksizliği.

Çünkü deneme yazmak için veri tabanınızın dişe dokunur dolulukta olması gerekir. İçinde bilgi olmadan akıl neyi öğütecek? Deneme yazmak demek, arşivi sürekli karıştırmak demektir.

Denemeci hakikatli bir yargıç gibi ortada durup adaletli olmalı. Akıl bütün ideolojilerin, inanç ve geleneklerin üzerinde durursa gereksiz duygusal tehlikelerden de uzak durmuş olur.

Benim için öğrenmenin bir diğer yolu da deneme yazmaktır. İlkin kendimle konuşurum. Bu süre kimi zaman saatlerce sürer. Bilgiyi bilgiye ulayıp yeni çıkış yolları keşfederim. Öğrenmenin bir başka adı da düşünmektir benim için.

Gel gelelim bu kitapta ne bulacağınıza. Evlilik, aşk, kadın, yoksulluk, inanç gibi konularda yazılmış elli dokuz tane deneme yazısı. Yani insanı ve toplumu ilgilendiren; cüretkar, kırılgan, ateşli, alaycı ve en çok da bilimsel bir eser.

Kısa bir dipnot: Bu kitap doğaya, sanata, bilime ve insan aklının güzelliğine sevdalananlar için yazılmıştır.

Günay Aktürk'ün İnsan İnsanın Geleceğidir kitabının kapak tasarımını gösteren, insan figürlerinden oluşan kalabalık bir yüz silüeti ve düşünsel temalı bir kompozisyon

Kitabın Künyesi

Yayın Tarihi: 26.06.2020
ISBN: 6257858151
Baskı Sayısı: 1. Baskı
Dil: TÜRKÇE
Sayfa Sayısı: 98
Cilt Tipi: Karton Kapak
Kağıt Cinsi: Kitap Kağıdı
Boyut: 13.5 x 21 cm

TANITIM BÜLTENİNDEN

“İnsan insanın geleceğidir. Birisi “merhaba” der bir yabancıya, öteki ölüm döşeğinde bile hatırlar bunu. Birisi deli dolu sevişirken, öteki tüm deneyimlerinde onun hazzını arar. İnsan insanın gıdasıdır. Birisi hiçbir iz bırakmadan silinip gider anılardan, öteki bütün bir ömrün travması olur… Birisi yaşama tutkuyla bağlatırken, bir diğeri her şeyde bir grilik aratır. Birisi güçlü ve saygın hissettirir, öteki değersiz ve fazlalık… İnsan insanın yamasıdır…”

Kitabı temin edebileceğiniz online kitap satış siteleri:

Diğer Kitaplarıma da Bakabilirsiniz

Sanrılar romanı günay aktürk
Bir çocuğun elinde tuttuğu “Umudun Çocuğu” adlı kitabın kapağının net biçimde göründüğü, edebi temalı bir sahne
Read more

Töre Cinayetleri – İlhan Selçuk (Makale)

töre cinayetleri makale

Töre Cinayetleri - Makale

İlhan Selçuk “Töre cinayetleri” adlı bu makale yi Cumhuriyet gazetesi nde 17 Kasım 2006 yılında yazmıştır. Kalemi de yüreği kadar güçlü olduğu için yokluğu gerçekten de büyük bir kayıp. Bir başka sesli makale videosunda şiirlerini de seslendirme ye çalışacağım. Özellikle “şaşıp kalıyorum” yazısı bir başka güzel…

Geçmişteki kadın düşmanlığının kökeninde ne yatıyor?

Yasak meyve!

İsterseniz ‘memnu meyve’ de diyebilirsiniz; Havva, yasak elmayı yedirmek için Âdem’i baştan çıkardı, ikisi de Cennet’ten kovuldular…

Eskiden beri kadının erkekten aşağı, tehlikeli, ikinci sınıf, günah kaynağı sayılması dönüp dolaşıp bugün Anadolu’da töreye sızıyor, cinayetlerini üretiyor…

Çocuk yaşta kız göreneğe uygun olarak evlendiriliyor, daha doğrusu satılıyor…

Gazeteler töre cinayetlerine ilişkin haberler ve yorumlarla dolup taşıyor; ülke zaten çığırından çıkmış, iktidarın yolsuzluk, hırsızlık, soygun, rüşvet ve de üçkağıttan oluşan iskambil falında geleceğimizi görmeye çalışıyoruz…

Dinciliğin siyasal yaşamda egemenleştiği bir süreçte töre cinayetlerinin azması doğal değil mi?

Gazeteleri enfiye koklar gibi içimize çekiyoruz; bir yanda ünlü piyasa yıldızlarının flörtleriyle cinsel dedikoduları; öte yanda töre cinayetleri ayrıntıları, ilkellikleri, dehşeti…

Karşı Devrim

Günümüz Türkiyesi’nde makbul kız modeli nedir?

Okuması yazması olsun, yeterli.

Az buçuk hesap bilsin..

Ev işlerini öğrensin..

Erkeğe saygı ve itaat şart..

Örtünecek!.. Tesettür, çarşaf ya da türban geçerli..

Kız olacak..

Sonuncu koşul özellikle önemlidir; bakire çıkmayan kıza töreyi uygulamak haktır!..

*

Vaktiyle Köy Enstitüleri’nin kapısına kilit vuran karşıdevrim, dinciliğin körü körüne siyasetini Anadolu’da yoğunlaştırıyor…

Töre cinayetlerinden de gazetelerde geçilmiyor…

Zenne düşmanlığının mirasıyla dinciliğin çarpık softalığını içeren alt kültürde zavallı kızları alım-satım metaına dönüştüren ilkelliğin ürünüdür töre cinayetleri…

Günahı vebali Aydınlanma’nın karşısına çıkarak dinciliği iktidarlaştıran politikacının sırtındadır.

(17 Kasım 2006 tarihli yazısı)

Read more

Dünyanın En Tehlikeli Hayvanı | İnsan Üzerine Bir Deneme

Dünyanın en tehlikeli hayvanı olan insanı simgeleyen, sürü psikolojisi ve biat kültürünü anlatan felsefi deneme görseli

Hayvan Olmak İçin Masum Olmak Gerekir

Birkaç basit yeteneği vardı adamın. Sakız çiğneyebiliyordu mesela. Sol kroşesi sağlamdı. Yüksek tirajlı gazeteleri okur, çoğunluğun dilinden konuşurdu. Birileri yuhalanacaksa mesela ya da linç edilecekse bir yazar, suikaste kurban gidecekse bir gazeteci, ona havale edilirdi o işler. O yapar, diğerleri alkış tutardı.

Nietzsche’nin dediği gibi: “Hayvan olmak için masum olmak gerekir!” Bu yüzden de hayvan değildi o. Hayvan ile insan arasında bir yerdeydi… Olgunlaşmamış bir meyve! Yarım yamalak bir eskiz. Veyahut henüz astarı çekilmemiş bir duvar. Yani olması gerekenden birkaç adım önceki hali.

Bilimden ve sanattan uzak durur, Kendi başına birey olamadığı için bir derneğe, vakfa ya da partiye ihtiyaç duvar ve belki de en önemlisi, beynine biat kültürünün yuvalanmış olmasıdır.

Bütün bunlar onu bu gezegenin en tehlikeli canlısı yapıyor. Yani içgüdülerinin öğretilerini, düşünen beyni tarafından kurup kurguluyor olması. Yani kısacası hayvan beyninde sıkışıp kalmış bir insan bilinci!. 

Günay Aktürk

Dünyanın en tehlikeli hayvanı olan insanı simgeleyen, sürü psikolojisi ve biat kültürünü anlatan felsefi deneme görseli
Read more

Sen Asla Yalnız Yürümeyeceksin

sen asla yalnız yürümeyeceksin

Sen Asla Yalnız Yürümeyeceksin

sen asla yalnız yürümeyeceksin

Belki de tuhaf bir davranış sergilemiş olabilirim az önce. Yatağımın yanında süpürgeden sökülmüş bir sap duruyor. Gecenin çökmesiyle beraber kudurup hunharca yaşayan gürültülü üst komşum için. Fakat başka bir şey oldu bugün.

Yalnız yaşamış bir kadının haberini okudum. Bir zamanlar İngiltere’de televizyon başında kalp krizi geçirerek ölen ve 42 sene boyunca kimsenin haberi olmayan bir kadın. “Böyle bir son mu olacak?” dedim. Ödenmeyen faturaların tahsilatı için çilingir yardımıyla içeri girecek olan devlet baba sayesinde mi?

Hayatımın geri kalanını huzurla yaşayacağımı biliyorum. Üstelik bu dolu dolu geçen tek kişilik tiyatroyu ben seçtim. Asla pişman olmayacağım. Ayrıca yazdığım şeylerle en geç bir hafta içinde ortaya çıkmazsam kuşkuya düşecek insanları unutamam. Sağ olsunlar.

Ya diyorum bir gün ses tonumu beğenmezsem? Çamaşırları asarken “Rica etsem mandalı uzatabilir misin?” diye kendime seslendiğim sırada: “Her defasında aynı salak soruyu sormaktan vazgeç!” şeklinde yanıtlayan içimdeki ses bir gün ürkütmeye başlarsa beni!

Sen asla yalnız yürümeyeceksin!” böyle söylemişti. Biliyorum. Biz bunu “yalnız kalmazsın” diye de düzeltebiliriz. Çok istememe rağmen artık müstakil bir evde yaşamak isteyeceğimden emin değilim. Belki de bu yüzden, bir süredir üst kattaki komşudan gürültü patırtı çıkmayınca endişeyle sopayı alıp bir kaç kez vurdum tavana!

 

Günay Aktürk

Read more

Haydar Ergülen – Mavi Üstüne Siyah

Haydar Ergülen - Mavi Üstüne Siyah

Haydar Ergülen | Haziran - Tekrar

Bu sesli şiir dinletisinde “Haydar Ergülen“in “Haziran Tekrar” adlı kitabından “Mavi üstüne siyah” adlı yazısını Günay Aktürk yorumuyla dinleyeceksiniz. Sözleri gerçekten çok güzel.

“Cumartesi mavidir, alçaklık siyah. Mart mavidir, şehir mavidir. Tezgahtar kızlar mavidir, ümitleri düşleri mavidir. Sesleri biraz yorgundur ama mavidir. Bedenleri ağrısa da mavidir. Cumartesi gecesi ateşi, bir deyimdir. bir filmin adıdır. Onlar yaşayabilselerdi cumartesi geceleri de mavi olacaktı. Bir cumartesiyi daha özleyecekler, akşamı iple çekeceklerdi.”

 

Haydar Ergülen

haydar ergülen - sözleri
Haydar Ergülen - Mavi Üstüne Siyah
Read more

Cemal Süreya – Sana Giden Yollar Kapalı

Sana Gden Yollar Kapalı - Cemal Süreya

Buruk Bir Cemal Süreya Şiiri

Cemal Süreya ve “Sana giden yollar kapalı” şiiri | Günay Aktürk yorumuyla dinlemektesiniz.

Böyle bir sevda şiirini okumak kolay değildi. Güvercinin artık uçup gitmesine izin veren yorgun ve dolu bir yüreğe ihtiyacım vardı. Uzun zamandır o ruh halini kolluyordum. O ruh dün akşam sardı bütün benliğimi. Bir dilek ağacına rast gelip de hoş bir tebessümle geçip gitmek yanından… Acısız, öfkesiz, hem yorgun hem de dingin bir yürekle. “Her şey affedildi!” der gibi.

Sana Giden Yollar Kapalı

Biliyorum sana giden yollar kapalı
Üstelik sen de hiçbir zaman sevmedin beni

Ne kadar yakından ve arada uçurum;
İnsanlar, evler, aramızda duvarlar gibi

Uyandım uyandım, hep seni düşündüm
Yalnız seni, yalnız senin gözlerini

Sen Bayan Nihayet, sen ölümüm kalımım
Ben artık adam olmam bu derde düşeli

Şimdilerde bir köpek gibi koşuyorum ordan oraya
Yoksa gururlu bir kişiyim aslında, inan ki

Anımsamıyorum yarı dolu bir bardaktan su içtiğimi
Ve içim götürmez kenarından kesilmiş ekmeği

Kaç kez sana uzaktan baktım 5.45 vapurunda;
Hangi şarkıyı duysam, bizim için söylenmiş sanki

Tek yanlı aşk kişiyi nasıl aptallaştırıyor
Nasıl unutmuşum senin bir başkasını sevdiğini

Çocukça ve seni üzen girişimlerim oldu;
Bağışla bir daha tekrarlanmaz hiçbiri

Rastlaşmamak için elimden geleni yaparım
Bu böyle pek de kolay değil gerçi…

Alışırım seni yalnız düşlerde okşamaya;
Bunun verdiği mutluluk da az değil ki

Çıkar giderim bu kentten daha olmazsa,
Sensizliğin bir adı olur, bir anlamı olur belki

İnan belli etmem, seni hiç rahatsız etmem,
Son isteğimi de söyleyebilirim şimdi:

Bir gece yarısı yazıyorum bu mektubu
Yalvarırım onu okuma çarşamba günleri.

Cemal Süreya

Read more

Kaybetti O Yetisini Düşünen İnsan

düşünen insan ali şeriati

Saygın Bir Miden Olsun Ey İnsan

Okuyan Okuduğunu anlamıyor, dinleyen dinlediğini anlamıyor. Ne kalıyor geriye? “Hafızın sesi güzel!” mi?

Ali Şeriati

düşünen insan ali şeriati

Yanık ve içli bir ses kalıyor geriye. İlahi olanı anlayamama gayreti, hikmetinden sual olunmaz fikrine meydan veriyor. Sen sual etmeyecek olduktan sonra “kadiri mutlak“ın yerini her şey kolaylıkla doldurabilir. Tabii din tüccarları da bunun farkında, ortalıkta düşünen insanlar dolaşmasın diye sorgulamayı yasaklıyorlar.

Düşünemeyen insanlar zaten bu beceriden muaflar. Bir erkek bir kadını baskıladığı derecede ilkeldir. Kadınları zapturapt altına almalarının nedeni de bu. Biz de bu yüzden düşüncenin gücüne inanan insanlar yaratmak gayretindeyiz. Asıl siz bu işin yansımasına bakın. Biz buna yeltenince kâfir yaftasıyla sopayı gösterip cehennem ateşini olanca görkemiyle önümüze seriyorlar.

Cehalet mi korkudan beslenir yoksa korku mu cehaletten? İkisi de birbirini besler diye düşünüyorum. Bir çocuğu geceleri hayaletlerle korkutursanız, kendisine zarar vermemeleri için zamanlara onlara yalvarmaya başlar. Sözünden çıkmadığı takdirde zarar görmeyeceği öğüdünü almıştır büyüklerinden. İnsanın arkasında böyle bir güç varken düşünmeye gerek duyar mı hiç? Boyuna zalimler için yaşasın cehennem der ama suya sabuna sokmaz elini. Neden sokmaz dersiniz? Çünkü kadiri mutlak güç günü geldiğinde hepsinin icabına bakacaktır da ondan. Peki, senin icabına bakmayacak mı sanıyorsun? Gördün, şahit oldun ama sesini çıkartmadın. Çünkü korkuyordun. Hey ötekiler! Kurduğunuz korku imparatorluğunun dünyayı nasıl bir yere çevirdiğinin farkında mısınız?

düşünen insan makalesi

Düşünce gücünün ortalıktan sıvışma olayına tekrar gelelim. Savunma mekanizmanı delip geçiyor bu korku. Çünkü o mekanizma hiç gelişmemiş. Adeta ilkel bir örümcek ağı! Bir sineği bile avlayamayacaksa düşünen bir beyne sahip olduğun için boşuna övünüyorsun demektir.

Peki, ne yapmak gerekiyor? İlk önce korkularımızdan arınmamız gerekiyor. Bunu yapmak için de bu korkuları yaratanlara çevirelim yönümüzü. Mesela cehennem ateşini öyle bir anlatıyorlar ki duyan da dört gün dört gece konakladılar zanneder. Burada Bill Maher’e kulak verelim. “Öldüğünüzde ne olacağını biliyorum, diyenlere gelince… Hiçbir şey bilmediklerini garanti ediyorum. Bundan nasıl mı bu kadar eminim? Çünkü ben bilmiyorum. Sende de benim sahip olmadığım o zihinsel yetenekler yok.

Ulaştığımız inanç ve fikirler kendi ürünümüz olmalı. Tabii dünyada yeni namına bir fikir yok, her şey daha önce düşünülüp ortaya saçılmış. Aslında biraz düşününce bu fikrin bile hatalı olduğu ortaya çıkıyor. Varoluşa dair hiçbir şey bilmiyorsun. Sadece inancının söylediği kadarıyla ve onlar da kanıtlanmaya müsait bilgiler değil. Paralel evrenler hakkında da bir şey bildiğin söylenemez. Bizlere yaşamın öz dokusuna dair güçlü bilgiler vereceğini düşündüğüm kuantum mekaniği hakkında ne söyleyebilirsin? Bu ve bunun gibi hipotezler henüz araştırma konuları ama bir gün mutlaka gerçeği öğreneceğiz. Tabii o güne kadar aptallık, düşünen tek bir insan bile bırakmazsa.

düşünen insan heykeli ve sözleri

Fakat bilinen şeylerin ne kadarına sahipsin diye sormak zorundayım? Ne diyordu Newton: “Eğer daha uzağı görebiliyorsam bu, benden önceki devlerin omuzlarında durduğum içindir.” Demek ki insan tek başına hiçbir şeymiş. Bilgi ağını kullanarak evrensel bir zekâ yaratılıyor. Peki, sen kimlerin omuzları üzerinde baş aşağı düşmekte olduğunu ne zaman idrak edeceksin?

Karşıt görüşlerden de haberdar olmak! Bize gereken şey bu. Rehberimiz mantık olmalı. İnancımızı besleyen fikirleri aramak nafile bir çaba. Bilimsel bir akılla düşünmeliyiz. Gözünün önünde sandığın şey deneylenebiliyor mu? Gerçeklik algının kirlenmesine müsaade etmemelisin. Beyin öyle kudretlidir ki bir defa çalışmaya başladığı zaman alt edemeyeceği korku kalmadığını göreceksin. İnsanlığı “şüphe” geliştirecek. Yuttuğun her şeyi hazmetmekten vazgeç artık. Saygın bir miden olsun. İnanıyorum. “Düşünen insan” düşünme yeteneğini bir gün yeniden kazanacak.

Günay Aktürk

Read more