Kondu Savaşları – Bekir Kilerci

Kondu Savaşları Bekir Kilerci

Bekir Kilerci Şiirleri

Kondu Savaşları | Şair : Bekir Kilerci
Yorum Günay Aktürk

En Güzel Şiirler serisine yeni bir video daha. Bu defa Bekir Kilerci ve “Savaşçının Türküsü adlı kitabından “Kondu Savaşları” adlı şiiri. Yorum: Günay Aktürk | Dinle ve dinlettir.

Kısaca Bekir Kilerci Kimdir?

“Bir işçi çocuğu olarak doğdum, bir işçi çocuğu olarak yaşadım ve sınıfımın savaşçısı olarak öleceğim…”

Bu dizeler, Burhaneddin Akdoğdu‘ya yani Kaldıraç dergisinde kullandığı ismiyle Bekir Kilerci‘ye, ortağımıza, yoldaşımıza ait.

Yazdıklarıyla; biz ortaklarını, devrimci insanı, devrimci kişiliği, hayatı, devrimi anlatan, devrim mücadelesi içinde öğrenmekten ve öğretmekten tereddüt etmeyen, Anadolu devriminin renklerine kendini de katan Bekir Kilerci, 13 Aralık 1997’de işkencede Katledildi.

Savaşçının Türküsü” Kitabından

Kondu Savaşları Bekir Kilerci

Kondu Savaşları - Bekir Kilerci

Gelin sizi bekliyorduk.
Hazırlığı tam yapamadık bu defa da;
ne barikatımız aşılmazdır hala,
ne de yeterince molotof istifledik yanyana.
Ama yine de gelin bekliyorduk sizi.

Elbette sizin binlerce kask kalkan,
cop ve namlunuz var.
Köpekleriniz var yaşlı kadınları ısırabilen
ve köpekleriniz var dört duvar arasında
bedenleri katleden.

Elbette siz kortejlere ateş açıp,
Evlerde kurşuna dizebilirsiniz bizleri.
Yarınlarınız karanlık bir kuyu gibi önünüzde dursa da
Bugün bunları yapmak sizin için hala mümkün.

Ama yabana atmayın bizi de.
işte, taş atmayı öğrendik yeniden.
Benzin en çok molotofa yakışırmış bunu öğrendik.
Öğrendik ki hak dediğin sokakta alınır,
silaha karşı taş ve sopayla bile
savaşılır ve kazanılırmış;
İnancı uğruna ölümü yenen öğretti ki yeniden
Bazen eylem yaşam adına verilen son nefestir
ve bu nefes anlamsız geçirilen
on yıllara bedeldir.

Buna rağmen hala korkanlar var içimizde,
yalan vaadlere kananlar
ve tümüyle satılmışlar.
İşte bizim emekçi saflar.
Ancak bunlar gelip geçici,
Her eylem yaklaştırıyor muhteşem finali.
Dün korkan bugün en önde savaşan;
Dünün yalan vaadi bugünkü öfkemizin bir nedeni.
Ve satılmışlar bitler gibi teker teker ayıklanacaklar.

Ve bilmelisiniz ki
On iki saat bantta duran nöbet bekleyebilir tüm gece;
Çelik halat taşıyan kollar bir tüfeği rahatça kavrar
ve dokuma tezgahında işleyen eller
sargı bezi işini halleder.
Gelin sizi bekliyorduk.
Güneş doğarken gelirler diyorduk.
İşittik helikopterinizin pat patını.
Tepeden izledik asfalt yolu tırmanışınızı.
Gördüğümüzde şaşırmadık
işgal kuvvetleri gibi alana yayılışınızı.
Ne de olsa sizin için buralar
Düşman toprakları.

Bekir Kilerci

SIRADAKİLER

Read more

Deprem Şiiri – Tevfik Fikret | En Güzel Şiirler

Deprem Şiiri (Verin Zavallılara) – Tevfik Fikret’in Balıkesir depremi üzerine yazdığı şiiri

Tevfik Fikret’in Deprem Şiiri Üzerine

Deprem Şiiri (Verin Zavallılara), Tevfik Fikret tarafından 1898 yılının Şubat ayında Balıkesir’de meydana gelen ve o güne kadar görülmemiş büyüklükteki yıkıcı deprem üzerine kaleme alınmıştır. Bu felaket, Balıkesir’i hem maddi hem de manevi açıdan derinden sarsmış; ancak dönemin basınında ve kültür hayatında, büyüklüğüyle orantılı bir karşılık bulamamıştır.

İstanbul basını konuya tamamen sessiz kalmasa da, yaşanan acının yeterince görünür olmadığı bir ortamda Tevfik Fikret bu şiiri yazarak yayımlar. Deprem Şiiri, kamuoyunun dikkatini Balıkesir’e çeviren güçlü bir vicdan çağrısı hâline gelir. Fikret’in bu duyarlılığı sayesinde Balıkesirli depremzedelerin yaraları kısa sürede sarılır; şiir, edebiyatın toplumsal sorumluluk üstlendiği nadir örneklerden biri olarak tarihe geçer.

Tevfik Fikret - Deprem Şiiri Sözleri

verin zavallılara - Tevfik Fikret

Depremde yıkılmış bir köy!
Şu yanda bir çatının çürük direkleri fırlamış yerinden.
ötede çamur yığıntısına benzeyen bir zemin katının
Yıkık temelleri gözüküyor.
Uzakta bir ev yere doğru eğilmiş, hemen yıkılıp gidecek.
Önünde bir kadın…
Of artık istemem görmek!
Bu levha yüreğimin çarpması içinse yeter.

 

Tevfik Fikret

Read more

Ey Zavallı Milletim Dinle – Oğuz Atay

Oğuz Atay’ın Ey Zavallı Milletim metnini temsil eden toplumsal eleştiri temalı görsel

Ey Milletim Neden Az Gelişiyorsun

Ey Zavallı Milletim Oğuz Atay’ın Oyunlarla Yaşayanlar adlı eserinde, topluma yöneltilmiş en sert ve en ironik yüzleşmelerden biridir. Bu metin, “neden az gelişiyoruz?” sorusunu basit bir yakınma olarak değil, düşünmeyen, sorgulamayan ve kendisiyle yüzleşmekten kaçan bir toplum eleştirisi olarak ele alır. Oğuz Atay’ın Ey Zavallı Milletim Dinle hitabıyla başlayan bu bölüm, bireyin ve milletin ortak aklını hedef alan güçlü bir edebi monologdur.

Ey zavallı milletim dinle! Şu anda hepimiz burada seni kurtarmak için toplanmış bulunuyoruz. Çünkü ey milletim, senin hakkında az gelişmiştir, geri kalmıştır gibi söylentiler dolaşıyor. Ey sevgili milletim neden böyle yapıyorsun? Neden az gelişiyorsun? Niçin bizden geri kalıyorsun? Bizler bu kadar çok gelişirken geri kaldığın için hiç utanmıyor musun? Hiç düşünmüyor musun ki sen neden geri kalıyorsun diye durmadan düşünmek yüzünden, biz de istediğimiz kadar ilerleyemiyoruz.

Bu milletin hali ne olacak diye hayatı kendimize zehir ediyoruz. Fakir fukaranın hayatını anlatan zengin yazarlarımıza gece kulüplerinde içtikleri viskileri zehir oluyor. Zengin takımının hayatını gözlerimizin önüne sermeye çalışan meteliksiz yazarlarımız da aslında şu fakir milleti düşündükleri için, küçük meyhanelerinde ağız tadıyla içemiyorlar.

Ey şu fakir milletim! Aslında seni anlatmıyoruz. Sefil ruhlarımızın korkak karanlığını anlatıyoruz. İşte onun için sana yanaşamıyoruz. Senin yanında bir sığıntı gibi yaşıyoruz. Hiç utanmıyor muyuz? Hiç utanmıyoruz.

Oğuz Atay’ın Ey Zavallı Milletim metnini temsil eden toplumsal eleştiri temalı görsel
Read more

Malcolm X : Amerikan Rüyası Görmüyorum, Amerikan Kâbusu Görüyorum.

malcolm x sözleri - günay aktürk

Bütün Uyuyanları Uyandırmaya Bir Tek Uyanık Yeter

Malcolm X Sözleri
Yorum : Günay Aktürk

Dünya Edebiyatı Seçme “Motivasyon Videoları” serisine yeni bir video daha. Bu defa suikast sonucu öldürülen, insan hakları savunucusu ve gelmiş geçmiş en etkili siyahi Amerikalılardan biri olan Malcolm X ve Motivasyon tadında seçme sözleri. Yorum: Günay Aktürk

Kısaca Malcolm X Kimdir?

Malcolm x Altı yaşındayken babası öldürüldü. On üç yaşına geldiğinde, annesi gittikçe kötüleşen durumu nedeniyle Michigan eyaletinin Kalamoza akıl hastanesine yatırıldı ve kendisi koruyucu aileye verildi. Yaşamına bir süre bu şekilde devam etti.

1946 yılında (20 yaşındayken), hırsızlık ve hâneye tecavüz suçlarından hapishaneye girdi. Hapishanede “İslam Ümmeti” (İngilizce: Nation of Islam) isimli siyahî harekete katıldı.

1952 yılında şartlı tahliye edildi. Tahliye edildikten sonra kısa zamanda hareketin liderlerinden biri hâline geldi. Bu hareketin en meşhur siması olduğu yaklaşık 12 yıl içinde, siyâhî üstünlüğüne inandığı İslam Ümmeti öğretileri doğrultusunda, siyah ile beyaz Amerikalılar’ın ayrılması gerektiğini savundu ve sivil haklar hareketinin ırksal bütünleşme vurgularına karşı alaycı tavırlar sergiledi.

Malcolm X kimdir

malcolm x kimdir - Günay Aktürk Seslendirme

1964 yılının Mart ayında; Malcolm X, İslam Ümmeti (siyahi hareket) ve lideri Elijah Muhammed ile ilgili büyük bir hayal kırıklığına uğradı. En sonunda da hareketi ve öğretilerini reddetti. Devamında Sünni İslam ile tanıştı. Orta Doğu ve Afrika’da bulunduğu süre zarfından sonra Müslüman Camisi (İngilizce: Muslim Mosque, Inc.) isimli şirketi ve Afro-Amerikan Birliği Örgütü’nü kurmak için ABD’ye geri döndü. Daha sonra da Pan-Afrikanizm, siyahilerin kendi kaderini tayin edebilme ve kendi kendilerini savunma hakkı gibi konuların önemini vurgulayarak ırkçılığı reddederek, “Siyahi bir Müslüman olarak şu an özür dilememe sebep olan birçok şey yaptım. Bir hortlak gibiydim… belli bir yön işaret edildi ve yürümem söylendi.” demiştir.

İslam Ümmeti hareketini terk ettikten sonra Şubat 1965’te, hareketin üç üyesi tarafından suikaste uğradı. Ölümünden kısa bir süre sonra da 20. yüzyılın en etkileyici kitaplarından biri olarak kabul edilen Malcolm X Otobiyografisi (İngilizce: The Autobiography of Malcolm X) isimli biyografisi yayınlandı.

Motivasyon Tadında Malcolm X Sözleri

  • Irkçılık ideolojik bir düşünce değil, aksine psikolojik bir hastalıktır.
  • Benim dinim benim kişisel konumdur. O benim kişisel hayatımı, kişisel ahlakımı yönetir. Ve benim dinsel felsefem, benimle inandığım Tanrı arasındadır.
  • Eğer uğrunda ölmeye hazır değilseniz, “özgürlük” kelimesini lûgatınızdan çıkarın. Özgürlük uğruna savaşmak için bir erkek olmanıza gerek yok. Tek yapmanız gereken aklı başında bir insan olmanızdır. Kimse sana özgürlüğünü vermez. Kimse sana eşitliği, adaleti ve başka hiçbir şeyi vermez. Bunları kendin alırsın!
  • İnsanlar bir insanın bütün hayatının bir tek kitapla değişebileceğinin farkında değiller.
  • Bütün uyuyanları uyandırmaya bir tek uyanık yeter.
  • İyi siyah veya iyi beyaz olmak gibi bir durum yoktur. İyi veya kötü insanlar vardır.
  • Gerçekle yüz yüze gelemeyecek kadar vatanseverlikle kör olmamalısınız. Yanlış yanlıştır, kimin söylediği önemli değil.

Malcolm X Sözleri

malcolm x sözleri - günay aktürk
  • Ben bir şehit olacaksam, bu kardeşlik uğruna olacaktır. Bu ülkeyi kurtaracak tek şey budur.
  • Müslümanlara göre fazla dünyeviyim; diğerlerine göre fazla dindarım. Militanlara göre, fazla ılımlıyım; ılımlılara göre, fazla militanım.
  • Herkes isyanımı soruyor, kimse isyan ettirene niye zalimsin demiyor.
  • Haysiyetimi ve inancımı satın alamadılar, en büyük öfkeleri buna.
  • Şiddetin avukatlığını yaptığım anlamına gelmesin, ama aynı zamanda, nefsi müdafaa için şiddet kullanılmasına karşı değilim. Nefsi müdafaada olunca ona şiddet demem, aklını kullanmak derim. Barışçıl olun, kibar olun, kurallara itaat edin, herkese saygılı olun; fakat biri size dokunacak olursa onu mezara gönderin.
  • Hayatımın erken dönemlerinde öğrendim ki eğer bir şeyi istiyorsan, biraz gürültü yapsan iyi olur.
  • Bana bir kapitalist gösterin, ben de size bir kan emici göstereyim.
  • Amerikan rüyası görmüyorum, Amerikan kâbusu görüyorum.
Read more

Zengin Bir Görgüsüze – Sappho | Günay Aktürk

Zengin Bir Görgüsüze – Sappho şiirinin sesli okuması, sade fon müziği eşliğinde

Zengin Bir Görgüsüze Şiirinin Anlamı ve Bağlamı

Zengin Bir Görgüsüze maddi varlık ile kültürel ve ahlaki derinlik arasındaki uçurumu görünür kılan çarpıcı bir şiirdir. Şiir, zenginliğin tek başına bir erdem olmadığını; görgü, incelik ve bilgelikle tamamlanmadığında bir tür yoksunluğa dönüştüğünü sezdirir.

Sappho, bu şiirde doğrudan bir öğüt vermekten çok, ironik bir bakışla insanın iç boşluğunu işaret eder. Servetin gösterişe dönüşmesi, şiirin alt katmanında bir tür ruhsuzluk eleştirisine evrilir. Bu yönüyle Zengin Bir Görgüsüze, yalnızca bireysel bir taşlama değil, aynı zamanda zamansız bir insanlık durumunun ifadesidir.

Şiirin gücü, yüksek sesle bağırmasında değil; sade, keskin ve neredeyse fısıltıya yakın bir söyleyişle okuru rahatsız etmesinde yatar. Bu rahatsızlık, şiirin asıl etkisidir.

Kısaca Sappho Kimdir? Sapho Lesbos, Eresos adasında doğmuş, Antik yunan lirik şairi, Afrodit kültü rahibesi, Ekol lideri. Doğumu yaklaşık olarak MÖ 630 ile MÖ 612 arasında; Ölümü MÖ 570 civarında kabul edilmektedir. Eusebius Sapfo’nun 45. Olimpiyatın ikinci yılında yılında en verimli çağını yaşadığından bahseder.

Zengin Bir Görgüsüze – Şiirin Tam Metni

Seni aptal. Sen kendini tüylerle süslemelisin.
Zengin giysilerle. Yığın yığın mücevherle.
Yağmalarla istiflediğin haram paraların üzerine.
Boynundaki altın kolyeler ve parlayan yüzüklerin üzerine.
Etlerin, şarapların, yiyecek yığınlarının üzerine.

Evet. Bardak bardak devirdiğin geçmiştekiler.
Sen sarhoş, kanal faresi, aptal.
Öğretmediler ki sana bilgelik yolunda
bu zenginlik lanetli bir şeydir.
İyi barındırmaz içinde.
Yalnızca bu adammış ikisi mutluluktur:
doğruluk ve saygıdır kutsayan
ölen adamların kısacık hayatını.

Zengin Bir Görgüsüze – Sappho şiirinin sesli okuması, sade fon müziği eşliğinde

Aptal, henüz öfkeyle konuşmuyorum.
Senden öç almak derdinde de değilim.
Sessiz bir ruh yaşıyor benim içimde,
senin gibi çürümüş solucanları hor gören.
Hayır. Ama kaderden kaçılmaz.
Şimdi bile sonun için hüküm verildi.

Sen, şeytan! Öldüğün zaman yatacaksın upuzun.
Hiçsin. Senin gerçek adın da ölecek.
Senin sefil hikayen de çok yaşamayacak.
Senin mezarın;
Piera’nın güllerinden sana kırıntı bile olmayacak orada.
Onların kokuları soluk verir ölümsüz hayatta.
Mezarında yenik, önemsenmeyen biri olarak
dolanacaksın Hades’in yurdunda.
Sahipsiz ölüler tarlasında küçümsenen bir zelil,
alçak bir şey olarak.

Sappho

Kısaca Sappho Kimdir?

Sappho (MÖ 610-570) Alkaios‘un çağdaşı, Yunan Lirizminin büyük ozanı. Yaşamına ilişkin eldeki bilgiler oldukça kısıtlı, tartışmalıdır. Aristokrat bir aileden gelir. MÖ VII. ve VI. yüzyıllarda bugün Midilli adıyla anılan Lesbos adasında yaşamıştır. Bir süre için başka soylularla birlikte Sicilya’ya sürüldüğü, Andros adasından Kerkolas adlı zengin bir adamla evlendiği söylenir. Kaldı ki bunlara karşı çıkanlar da vardır. Sappho üstüne anlatılanların belki de en ünlüsü genç kızlara ilgi duymasıdır.

Ozan şiirlerinde özlü, dolaysız bir dili yeğlemiş; gündelik, kişisel konuları işlemiştir. Sappho’nun şiirlerinden günümüze ulaşan parçalardır sadece. Ama bu parçalılığın, doğal eksiltilerin de şiire başka bir koku kattığı ortadadır. Çağdaş araştırmacılar Sappho söylencesini, ender somut kanıtlarından hareketle, aydınlığa kavuşturmaya çalışmaktalar hala.

Read more

Ben Bir Ceviz Ağacıyım – Nazım Hikmet Ran

ben bir ceviz ağacıyım - nazım hikmet (Günay Aktürk)

Ben Bir Ceviz Ağacıyım | Nazım Hikmet Ran Şiiri – Günay Aktürk Yorumuyla

Ben Bir Ceviz Ağacıyım Nazım Hikmet Ran’ın en bilinen şiirlerinden biridir. Bu sayfada şiirin tam metni yer almakta; ayrıca şiir, Günay Aktürk tarafından yorumlanarak seslendirilmiştir. Video içerik aşağıda yer alacaktır.

Şiire dair hatalı bir iddia:

Nâzım Hikmet’in cezaevinden kaçtıktan sonra sevgilisi Piraye ile polis ablukası altında Gülhane Parkı’nda buluşamadığı ve bu sergüzeştin ardından Ceviz Ağacı’nı yazdığı iddiası, gerçeği yansıtmayan bir hikâyedir. Nâzım Hikmet, Ceviz Ağacı şiirini 1 Temmuz 1957’de Bulgaristan’ın Balçık adlı kentinde yazmıştır. Hikâyede aktarılanın aksine, herhangi bir cezaevinden kaçmayan Nâzım Hikmet, Ceviz Ağacı’nı yazdığında Piraye Altınoğlu’yla değil Münevver Andaç ile birlikteydi.

Ben Bir Ceviz Ağacıyım Şiiri

Başım köpük köpük bulut,
İçim dışım deniz,
Ben bir ceviz ağacıyım Gülhane parkında,
Budak budak, serham serham ihtiyar bir ceviz.
Ne sen bunun farkındasın, ne polis farkında.
Ben bir ceviz ağacıyım Gülhane parkında,
Yapraklarım suda balık gibi kıvıl kıvıl.
Yapraklarım ipek mendil gibi tiril tiril.
Koparıver, gözlerinin, gülüm, yaşını sil
Yapraklarım ellerimdir tam yüz bin elim var,
Yüz bin elle dokunurum sana, İstanbul’a.
Yapraklarım gözlerimdir.Şaşarak bakarım.
Yüz bin gözle seyrederim seni, İstanbul’u.
Yüz bin yürek gibi çarpar, çarpar yapraklarım.
Ben bir ceviz ağacıyım Gülhane parkında,
Ne sen bunun farkındasın, ne polis farkında.

Nazım Hikmet

Gitmeden Bunlara da Bakabilirsiniz

Read more

Eşref Saati Nedir? | Şevket Rado – Eşref Saati Denemesi

Eşref Saati’ni temsil eden sembolik saat görseli

Günlerin Eşref Saatleri

Eşref Saati : Motivasyon Videoları
Yazar : Şevket Rado
Yorum : Günay Aktürk

Türk Edebiyatı Seçme “Motivasyon Videoları” serisinin ilki. İnsan ilişkilerinde örnek alınması gereken mükemmel bir deneme yazısı. Dinle ve dinlettir.

Şevket Rado - Eşref Saati

Sizin için günün en iyi saati hangi saattir hiç düşündünüz mü? Şair tabiatlı olanlar akşam saatlerini severler. Güneşin batışı insana tuhaf bir hüzün verir. En çok kendi kendimizle kaldığımız saatler, giden günün arkasından gecenin ağır ağır geldiği, daha doğrusu gündüzlerin bizleri gecelere devrettiği o saatlerdir. Kuşlar o saatlerde neden telaşlıdırlar pek bilmem ama tabiat yavaş yavaş durulur. Etrafla beraber insanın ruhuna da bir sessizlik çöker. O uçsuz bucaksız gece kendi hayatını sürdürmeye başlar.

Evet şair tabiatlı olanlar akşam saatlerini severler. Yemek düşkünleri de öyle saatlerini. Dünya nimetlerinin lezzetlerine kendilerini kaptırmış olanlar öğle vaktinin gelmesini iple çekerler. İçki meraklıları istedikleri kadar vakti kerahati beklesinler. Yemekler doya doya öğleyin yenir. Öğle yemeğinden sonra gelen rehavetin tadı hiçbir gece uykusunda bulunmaz. Ama yaş ilerledikçe insanlar sabah saatlerini sever olurlar. Dünyayı sabahın saat beşinde kurtlar kuşlar henüz uyanmadan tabiat daha mahmurken seyretmek ancak o yaşlarda tadına varılır zevklerdendir.

Sizin için günün hangi saati iyidir, buradan bir şey söyleyemem ama bana sorsalar saatlerin en iyisi ne akşam saatidir, ne öyle saati. Ne de sabah saati. İnsanlar için en iyi saat muhakkak ki şu nasıl işlediği pek de bilinmeyen, adına Eşref Saati dediğimiz saattir. Eşref Saati gündelik hayatımızda işlerimizin en iyi gittiği, kararlarımızın en isabetli olduğu, hükümlerimizde asla yanılmadığımız saatlerdir. Sabahleyin 9’da mı öyleyim 12.00’de mi yoksa akşam 7’de mi gelir? Gün ortasında mı gece yarısında mı teşrif eder bilinmez ama o gelince en çetin meselelerinizi tereyağından kıl çeker gibi halleder, en çıkılmaz davaların içinden tüy gibi hafif çıkarsınız.

Eşref Saati Nedir

Eğer Eşref Saati gelmişse ol dediğiniz derhal oluverir. Yıllarca ümitle beklediğiniz büyük ikramiye Eşref Saati çalar çalmaz size isabet eder. Bir türlü içinden çıkamadığınız davaları Eşref saatte çabucak halleder, sonra nasıl hallettiğinize siz de şaşarsınız. Çünkü Eşref saat gelmiştir. O saate hiçbir şeyler dayanamaz. Asırlarca ve asırlarca geçit vermeyen dumanlı dağlar bile Eşref saat gelince delinir. Treniniz onun bağrından düdüğünü öttüre öttüre geçer gider. Yalnız sizin, teker teker insanların hayatında değil, milletlerin hayatında bile Eşref saatler vardır. O saatler gelmeye görsün, milletler esaretten kurtulurlar. O saatler gelip çatınca ordular harikalar yaratır. İnsanların kaderleri o saatlerde değişir. Tarih o saatlerde adamın yüzüne gülmeye başlar.

Zamanı simgeleyen saat – Eşref Saati kavramı

Demek bütün mesele Eşref saatin gelmesine veya o saatin geldiğini anlamaya bağlıdır öyle mi? Öyledir. Hatta ben öyle zannediyorum ki Eşref Saat görünmez kuvvetlerin, esrarlı hesapların, içinden çıkılmaz bilmecelerin işlettiği bir saat değil, insanların bizzat kendileri tarafından işletilen veya sadece dikkatli olmaları sayesinde geldiği kolayca fark edilen bir saattir. Ama dikkatli olmayan, kendini hayatın akışına bırakmış veya akıntıların tersine sandalını yürütmeye çalışan insan, Eşref Saatin geldiğini fark etmek şöyle dursun, duvardaki asma saatin on ikiye çeyrek kalayı gösterdiğini bile görmez.

Milletlerin Eşref saatlerini büyük dâhiler keşfeder. Bizim gücümüz oralara yetmediği için sadece gündelik hayatımızda, hatta aile hayatımızda yer alan ufak tefek Eşref saatlerden, daha doğrusu birbirimizin Eşref saatlerini kollamanın sırlarından bahsedeceğim.

Muhakkak ki her şeyin bir zamanı vardır. Zaten Eşref Saati de bu zamandan başka bir şey değildir. İşte ne yapıp yapıp onu kollamalı. sırasını getirmek de Eşref Saati bulmak demektir. Bir ev kadınının işten yorgun argın dönen kocasına şu veya bu haberi vermenin sırası olmadığını bilmesi icap eder. Damdan düşer gibi vereceği kötü bir haber o dakikada adamcağızı çileden çıkarabilir. Evin mesut olması muhtemel havası fena halde bozulabilir. O durumda fena haberlerin bile sükûnetle karşılanacağı Eşref saat henüz gelmemiş demektir.

İyi niyetli bir kadının kocasından pahalıca bir hediye istemesi için mutlaka Eşref Saati beklemesi lazımdır. Kocası geçim sıkıntılarından acı acı şikayet ettiği, o gün kömür parası bulamadığından dert yandığı bir sırada kadın kendisinden bir kürk manto isterse, böyle bir hareket Eşref saatin kaçı gösterdiğini fark etmemenin, “Kör kör, kör parmağım gözüne!” bir misaldir. Adamcağızın haklı olarak cinleri başına toplanır, deliye döner. Sabahlara kadar bitmeyen kavgalara tutuşursa hakkı vardır.

Eşref Saati’ni temsil eden sembolik saat görseli

Fakat aynı adamın bütün sıkıntılarına rağmen hayat ufuklarını toz pembe gördüğü, omuzlarındaki geçim yükünü tüyler gibi hafif hissettiği anları da vardır. İşte o anlarda Eşref Saati tatlı tatlı çalmaktadır. Hassas kulaklar bunu duyar. Ve tam o sırada oldukça pahalı bir mantonun bir senede tükenmeyecek taksitlerini kocaya güle oynaya kabul ettirmek işten bile değildir. Adamcağız neye uğradığını ertesi gün anlar ama iş işten geçmiş, Eşref Saati harikulade oyununu oynamıştır. Erkekler hiçbir suretle dinlemeye tahammül edemeyecekleri şikayetleri Eşref saatlerde koyunlar gibi dinlerler.

Gündelik hayatın ufak tefek hadiseleri üzerinden bir gecenin geçmesini beklemek dirayetini gösterebilsek de Eşref saatin gelmesini beklesek. Böyle yaparsak geçimsizlik denen hadiselere ancak mucizelerde rastlayabiliriz. Çünkü yirmi dört saat sonra çocukların yaramazlıkları adamcağıza o kadar vahim görünmeyecek, şunun bunun kırdığı potları daha olgun karşılayacak ve her iş oluruna, çıkarına bağlanacaktır.

Şevket Rado’nun Eşref Saati denemesinin yer aldığı kitap kapağı

Benim daha ziyade erkeklerin tarafını tutar gibi görünen akıl öğretmelerime kadınlar kızabilir. “Peki ama sırf beyefendinin rahatı bozulmasın, keyfi kaçmasın diye evin bütün zahmet ve sıkıntılarını biz mi omuzlarımızda yüklenelim? Beyimizin ashabı gerilmesin diye sırtımıza yeni bir manto istemekten vazgeçelim de huzuruna salavatla mı gidelim?” diyebilirler. Hayır onu demek istemiyorum. Siz yine dert yanın, siz yine tenkit edin, siz yine isteyeceğinizi isteyin. Ama dert yanmanın ve tenkit etmenin de, bir şey istemenin de sırasını seçin. Bunları Eşref Saatine rastlatın, o kadar. Çünkü o saat sözlerinizin sükûnetle dinleneceği, isteklerinizin gönül hoşluğu ile kabul edileceği saatlerdir. Yalnız kadınlar için değil erkekler için de öyledir. Hatta nasihatler bile o saatlerde dinlenir de onun dışında en faydalılarına bile kulak asılmaz.

Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır.” diye bir söz vardır. Duvardaki saatleri yaylar işletiyorsa ev hayatındaki Eşref Saatleri de tatlı dil işletir. Onun hiç gelmeyeceğini sandığınız bir anda sarf edeceğiniz hoş bir cümle, yerinde bir iltifat Eşref saatin akrebini 12’ye getiriver. Ensesine yumruğu vur ağzından lokmasını al, diye tarif edilen kocalar olduğunu bilirsiniz. Bu ideal kocalar, Eşref saatlerini tıkır tıkır işletmesini bilen kadınların kocalarıdır. Değil ensesine yumruk vurdurmak, burunlarından kıl aldırmayan nice kocalar Eşref saat mütehassısı akıllı hanımların elinde yavaş yavaş bu hale gelirler. Her iyi şey Eşref saatte olur. Biraz sabır göstermek, biraz dikkatli davranmak, insanların bam teline dokunmamaya çalışmak evinizde Eşref Saati sık sık çaldırmak için kafidir.

Read more

Be Hey Dürzü Şiiri | Neyzen Tevfik’e Ait Değildir

Be Hey Dürzü şiiri

Be Hey Dürzü Şiiri Hakkında

Be Hey Dürzü şiiri, kamuoyunda uzun yıllar Neyzen Tevfik’e ait sanılmış olsa da, gerçekte şair Mutlu Çelik tarafından yazılmış bir taşlama şiiridir. Toplumsal ikiyüzlülük, din istismarı ve ahlaki çürüme gibi temaları sert bir dille ele alan şiir, farklı isimlerle anılmış ve zamanla yanlış bir şekilde Neyzen Tevfik’e atfedilmiştir. Bu yazıda Be Hey Dürzü şiirinin sözleri, edebi arka planı ve yanlış bilinen yönleri ele alınmaktadır.

Mutlu Çelik’in ağzından şiirin hikayesi:

Bu şiir 1994’te o dönem milletvekili olup şimdi kendini peygamber ilan etmiş olan Hasan Mezarcı adlı meczubun meclis kürsüsünden Atatürk’e “Veled-i zina” demesi üzerine yazıldı. Zaman zaman Neyzen Tevfik‘e ait yorumları üzerine mahkeme kararıyla tescillendi ve Arion Yayınlarınca ve aynı adla yayınlanan 3.kitabım “Cevaben” de durum açıklandı… Keşke bu ülkede varlığını borçlu olduğu meclis kürsüsünden Ata’sına hakaret eden vekile cevap vermek talihsizliği yaşamasaydık.”

Be Hey Dürzü (Cevaben)

Ne ararsın Tanrı ile aramda
Sen kimsin ki orucumu sorarsın
Hakikaten gözün yoksa haramda
Baş açığa neden türban sorarsın

Rakı, şarap içiyorsam sana ne
Yoksa sana bir zararım içerim
İkimiz de gelsek kıldan köprüye
Ben dürüstsem, sarhoşken de geçerim

Sakal, şalvar, gümüş, sarık iş değil
İbadetin reklamına sığınma
İnanç varsa inandığına eğil
Her tayinde bir camiye sığınma

Esir iken mümkün müdür ibadet
Yatıp kalkıp Atatürk’e dua et
Senin gibi dürzülerin yüzünden
Dininden de soğuyacak bu millet

İşgaldeki hali sakın unutma
Atatürk’e dil uzatma sebepsiz
Sen anandan yine çıkardın amma
Baban kimdi bilemezdin şerefsiz

Riyakarsın sakal gizlemez seni
Haram ile doldurmuşsun keseni
Dokunulmaz sanırsın sana ama
Dokunursa bu millet … seni

1994 – Ankara
Mutlu Çelik

Gitmeden Bunlara da Bakabilrisiniz

Read more

Rücu Şiiri Cemal Safi

Rücu Şiiri’ni simgeleyen, pişmanlık ve aslına dönüş temasını anlatan hüzünlü alegorik sahne

Rücu Şiiri Cemal Safi | Günay Aktürk Yorumuyla

Rücu Şiiri Cemal Safi’nin en bilinen şiirlerinden biridir. Bu sayfada Cemal Safi’nin “Rücu” adlı şiirinin tam metni yer almakta; şiir, Günay Aktürk tarafından yorumlanarak seslendirilmiştir.

Rücu Şiiri – Cemal Safi (Metin)

“Rücu”, Cemal Safi’nin insan ilişkilerine, hayal kırıklıklarına ve kendini kandırma hâllerine dair en sert şiirlerinden biridir. Şiir boyunca karşısındakini değil, aslında kendini muhasebeye çeker.

Rücu Şiiri’ni simgeleyen, pişmanlık ve aslına dönüş temasını anlatan hüzünlü alegorik sahne

Sen benim gözümde bir rivayettin
İlk değil alçağı yüksek görüşüm
Sanma ki sen bana ihanet ettin
O senin aslına rücu edişin

Gün olur kediye düldül derim ben
Gün olur baykuşa bülbül derim ben
Tedirgin etse de gerçek ötüşün
O senin aslına rücu edişin

Caymadım cüceyi yüce görmekten
Caymadım cahile cüret vermekten
Gözümden düşse de hal ve gidişin
O senin aslına rücu edişin

İlk defa vurmadım başımı taşa
Yanıla yakıla geldim bu yaşa
Sanma ki sen beni aldattın hâşâ
Çoktandır başladı bende bitişin
O senin aslına rücu edişin

Kahrını çektiysem vardır bir neden
Sensin bu duyguyu bende üreten
Gübredir toprağı verimli eden
Kim kimi kullanmış şöyle bir düşün
O senin aslına rücu edişin

Oyun bitti bu son perde son gala
Güçlü olsan başarırdın pekâlâ
Aslan rolü yakışmıyor çakala
Bırak da kendine gelsin gidişin
O senin aslına rücu edişin…

Cemal Safi

Read more

Kaybettiğin Yerde Bekleme – William Shakespeare

Shakespeare ruhunu yansıtan tüy kalem, eski kitaplar ve tiyatro maskeleriyle hazırlanmış edebi illüstrasyon

Shakespeare’in En Çarpıcı Metinlerinden Biri

Kaybettiğin Yerde Bekleme William Shakespeare’in insan doğasını en çıplak hâliyle yansıtan kısa ama çarpıcı metinlerinden biridir. Bu sayfada Shakespeare’in güçlü sözlerini sesli kitap formatında yaptığım yorumla birlikte sunuyorum. Shakespeare’in evrensel bilgelik taşıyan bu metni; kader, irade, insanlık, aşk ve zaman karşısında insanın iç mücadelesini yalın bir dille anlatır.

Metnin Tamamı: Kaybettiğin Yerde Bekleme

Kaybettiğin yerde bekleme
Güçsüzler öyle yapar.
Sana kapanan kapıyı bir daha çalma,
Kapanan kapıyı acizler çalar.
Unutma ki bu aşağılık dünyadasın:
kötülüğü baştacı edip,
İyiliği çılgınlık sayan dünyada.

Şunu iyi bil ki:
işine geldiğinde şeytan da
Kutsal kitaptan örnekler verebilir.
ve cehennem boş, şeytanların hepsi burada.

Her düşünceni dile getirme.
Sana yakışmayan hiçbir düşünceyi hayata geçirme.
Samimi ol fakat asla basit davranma.
Huzur ancak gökyüzünde vardır.
Biz ise yeryüzündeyiz.

Utan, ey çağ!
Soylu insan yetiştirmez oldun.
İnsanlar göründükleri gibi olmalıdır.
Eğer değillerse hiç görünmesinler daha iyi.
Arama boşuna bulunmak istemeyeni.

Aşk mı kaderi kovalar yoksa kader mı aşkı,
daha kimseler çözemedi bu bilmeceyi…
Sen ancak görenleri seversin,
Ben ise körüm.
Sen ne kadar kalsan da geliyorsun benimle,
ben ne kadar gitsem de kalıyorum seninle.

Öğret bana, nasıl unutulur düşünmek?
Oysa benim ruhumda savaş var,
durmadan ölüyor içimdeki insanlar.
Boğ kendini yüreğim; dilimi tutmak gerek!
Hoşçakal!
Değerin çok yüksek, tutamam seni….

William Shakespeare

Read more