Can Yücel Anladım Şiiri – Günay Aktürk Seslendirmesi

Can Yücel Anladım Şiirinden ilham alan Bosch tarzı sembolik sahne

Can Yücel Anladım Şiirin Yaşama Dair Söyledikleri

Can Yücel Anladım ŞiiriGünay Aktürk Yorumu. Bu çalışma, şiirin duygusunu yalın ve etkili bir seslendirmeyle sunarken tam metni de izleyiciye bütünlüğüyle aktarıyor.

Bazen bir kırgınlıkta, bazen bir sevgide, bazen de insanın kendine itiraf edemediği bir gerçekte gizlenen o fark ediş hâli… Şiirdeki her dize, büyüyebilmek için geçmemiz gereken ince eşiklere dokunur. Bu okuma, duygunun acele etmediği; sessizliğin bile bir şey söylediği bir karşılaşma niteliğinde.

Can Yücel Anladım Şiiri – Günay Aktürk Yorumu

Can Yücel Anladım Şiiri Sözleri

Bunca zaman bana anlatmaya çalıştığını,
kendimi bulduğumda anladım.

Herkesin mutlu olmak için başka bir yolu varmış,
Kendi yolumu çizdiğimde anladım.

Bir tek yaşanarak öğrenilirmiş hayat, okuyarak, dinleyerek değil…
Bildiklerini bana neden anlatmadığını, anladım..

Yüreğinde aşk olmadan geçen her gün kayıpmış.
Aşk peşinden neden yalınayak koştuğunu anladım.

Can Yücel Anladım Şiirinden ilham alan Bosch tarzı sembolik sahne

Acı doruğa ulaştığında gözyaşı gelmezmiş gözlerden.
Neden hiç ağlamadığını anladım..

Ağlayanı güldürebilmek, ağlayanla ağlamaktan daha değerliymiş…
Gözyaşımı kahkahaya çevirdiğinde anladım!

Bir insanı herhangi biri kırabilir
Ama bir tek en çok sevdiği, acıtabilirmiş.
Çok acıttığında anladım!

Fakat hak edermiş sevilen onun için dökülen her damla gözyaşını.
Gözyaşlarıyla birlikte sevinçler terk ettiğinde anladım.

Yalan söylememek değil, gerçeği gizlememekmiş marifet.
Yüreğini elime koyduğunda anladım.

”Sana ihtiyacım var, gel!” diyebilmekmiş güçlü olmak.
Sana: ”Git!” dediğimde anladım.

Biri sana ”git” dediğinde: ”Kalmak istiyorum.” diyebilmekmiş sevmek.
Git dediklerinde, gittiğimde anladım…

Sana sevgim şımarık bir çocukmuş, her düştüğünde zırıl zırıl ağlayan.
Büyüyüp bana sımsıkı sarıldığında anladım…

Özür dilemek değil, ”Affet beni!” diye
haykırmak istemekmiş pişman olmak.
Gerçekten pişman olduğumda anladım..

Ve gurur kaybedenlerin, acizlerin maskesiymiş.
Sevgi dolu yüreklerin gururu olmazmış.
Yüreğimde sevgi bulduğumda anladım.

Ölürcesine isteyen, beklemez,
sadece umut edermiş bir gün affedilmeyi.
Beni affetmeni ölürcesine istediğimde anladım.

Sevgi emekmiş. Emek ise vazgeçmeyecek kadar
ama özgür bırakacak kadar sevmekmiş…

📌 Not: Bu şiirin Can Yücel’e ait olduğuna dair kesin bir kaynak bulunmamaktadır; internette dolaşan anonim bir metin olma ihtimali yüksektir.

Gitmeden Bunlara da Bakabilirsiniz

Read more

Günay Aktürk – Kar Altında Bir Şair

kar altında bir şair

Kar Altında Bir Mevsim Ağlıyor

Günay Aktürk kanalından herkese merhabalar. En güzel Şiirler serisine yeni bir video daha. Bu defa ve bendeniz Günay Aktürk ve Kar Altında Bir Şair adlı şiirim | Şiir Dinle ve dinlettir.

Kar Altında Bir Şair - Sözleri

Bütün kent,
yorgun bir günün mükafatıyla
derin uykusunda gömülü.
Uzaklarda evler,
kaldırım boyu uzanan sokak lambaları.
Yarına ertelenmiş yapılacak işler.
Hep yarınlara ertelenmiş seni seviyorum çığlıkları.
Sadece rüyalarında aşk yaşar utangaç şairler!
Ve hep de bu anlamlı gecede düşerler sonsuzluğun peşine…

Geceleri sessiz bir düştür hayal,
yıldızların da tepesinde parlayan…
O an öyle kolaydır ki zoru başarmak;
ağlayan bir çocuğun gözyaşını silmek,
sevgiliye, yarınlara inat sımsıkı sarılmak!
Bir adım atsan, aşabilirsin karlı dağları.

Fakat birileri mutsuz bu gecede
birileri umutsuz.
Aç yatmış, açlığını bastırmak için
erkenden yatağa giren yoksullar.
Horlamakta saf duygular gecenin karanlığına.

En az onlar kadar yoksulum ben de;
Onlar kadar aç, onlar kadar sevdalı yüreğim.
Ve bütün evreni aydınlatmaya yeter hayalimdeki yarınlar.
Kırsalar da kalemimizi bir gece yarısı darağacında,
hala keskindir bakışlarım, kana susamış celladın önünde.

İşte böyle bir gecede kar altında bir mevsim ağlıyor.
Hem de bembeyaz cennetinde yurdumun.
Mahallede bir cenaze!
Herkesin yüzünde çaresiz bir kader çizgisi!
Bu kaçıncı ağıt, bu kaçıncı elveda…
Hoşçakal bile diyemeden
şahit olduğu kaçıncı ayrılık sahneleri?

Kar taneleri düşüyor sıcak bedenlere.
Ağır adımlarla kafaları eğik yürüyorlar.
Film şeridi gibi akıp gidiyor hayat bir mezarlıkta.
Kar altında bir şair verilirken toprağa.

Günay Aktürk

Bu Makalelere de Bakabilirsiniz

Read more

Çekin Tuğlaları Yıkılsın Duvar

makale oku - çekin tuğlaları

Eleştiri - Özeleştiri - Şuursuzluk

“Çekin tuğlaları yıkılsın duvar. Altında kim kalırsa kalsın.”

Güldal Mumcu

çekin tuğlaları yıkılsın duvar

Çekin tuğlaları, elbette çekin. Ama önce konuşalım karşılıklı.

Bedenim boyuna sıkıştırıyor beni: “Kendinden bir kopya üret ve silin tarih sahnesinden!” Sürüngen beynimin kendinden zoru bu. Bilmiyor ki ülkede mafya yapılanması var. Bıyıklı bakana tasma takıp sokaklarda yürütecekmiş nisan mağduru! Cüretkarlığının boyutu yediği tokat kadardır insanın. Şu puslu sofrada gel de gerine gerine üre!

Çok isterdim Roza adında bir kızım olmasını. Ama çocuğun olunca günler daha tedirgin geçmiyor mu? Kadınları diri diri yakılır, tecavüze uğrar ve sıklıkla intihar süsü verilirse, bir kadın daha doğurmayı hak eder mi o ülke?

Bu çocuk nerede doğacak hem? Hasta garantili hastanelerinizde mi? Ya hasta sayısı yetmez ve bir de para çıkışmazsa hazinede ne olacak? Rehin mi vereceğiz el kadar bebeyi? En az üç yapın beş yapın, siz yapın da biz bakarız, diyordunuz. Siz haybeye konuşmazsınız…

Bu çocuk hangi eğitim sisteminde yetişecek? Kafasını yıkayıp yoksul beyinlerin haremine mi katacaksınız? Vallahi kan çıkar babalık!

Oğlan olsa eminim bir mafya çetesine çırak olarak sokardınız. Daha olmadı, Çin ekonomisine çevirdiğiniz mezbahalarınızda üç kuruşa talim ederdi değil mi?

Bir kereden bir şey olmaz diyen kafalar yetişirdiniz. Sonu bir Kaharman’a ya da Çakır’a mı benzeyecek? O kadar büyüyebilirse tabii… Çürümüş beyinli tacirlerin elinden sıyırabilirse çocukluğunu…

De ki büyüdü badiresiz… Bu çocuk nereye dikecek damını? Yediler ülkenin hamını mamını! Müteahitler yoksula ev yapmıyorlar artık. Sit alanlarına sürdüler kepçelerini. Malım var diyen fazla sevinmesin. Bugün vaar yarın yok! Fareler peyniri kaptı da bize yalnız kapanı kaldı…

Babasına çekerse ruhunun bir yarısı ya Kışlalı amcasına benzer ya da Dursun dayısına! Kızıl gözlü bir gazeteci olur mu olur. Ama… Mumcu dedesi gibi öldürülmesine mani olabilecek misiniz? Yavrum doğmadan bütün tuğlaları çekip bunca pisliği orta yere saçabilecek misiniz…

Günay Aktürk

10 Ağustos 2021

Read more

Adnan Yücel – Suskunum Sana

adnan yücel - suskunum sana

Hangi Şiire Başlasam Suskunum Sana

Günay Aktürk kanalından herkese merhabalar. En güzel Şiirler serisine yeni bir video daha. Bu defa Adnan Yücel ve Suskunum Sana adlı şiiri | Sözleri aşağıdaki gibidir. Şiir Dinle ve dinlettir.

Adnan Yücel - Suskunum Sana | Sözleri

Hangi şiire başlasam suskunum sana
Dağ göğsünde bir kaya diliyle suskun
Güneşte kavrulan bir kum tanesi
Çatlayan dudaklarım oluyor her gece
Yağmura suskun yaşamaya suskun
Haykırabilsem
Belki bir nehir köpürebilir sesimde
Silinebilir kuraklığın bütün izleri
Upuzun çöller vadileşebilir içimde
Hangi güzelliği özlesem suskunum sana
Yürek boşluğunda bir of kadar suskun
Özlüyorum seni masmavi
Koşuyorum sana bembeyaz
Ve kahroluyorum bir anda kapkara
Ah oluyorum
Of oluyorum
Ve susuyorum
Oysa haykırabilsem
Işık yumağı bir pınar olur soluğum

Hangi türküye uzansam suskunum sana
Ağıt ağıt, özlem özlem suskun
Tut ki vurulmuşum
Aşktan ve kandan bir damla olmuşum
Bir saçlarının rüzgarına
Bir de ağzının kıyılarına konmuşum
Hangi dalga silebilir beni senden
Hangi kasırga koparabilir
Ben saç tellerinde bir ezgi olmuşum
Coşkuların her şahlanışında
Sana deprem deprem susmuşum
Ve sana susmaktan inan ki yorulmuşum

Yeter olsun gözlerinde ışık fırtınası
Sözlerinde baskı yasası yeter
Hangi kavgayı özlesem suskunum sana
Zafer sabahlarında gece kadar
Bayram sabahlarında yas kadar suskun
Böyle güzelliklere de
Böyle suskunluklara da lanet olsun
Al bu suskunluğumu al artık
Al ki Bütün gürültüler kahrolsun

Adnan Yücel

Read more

Ferhan Şensoy – Beyoğlu Şiiri

ferhan şensoy - beyoğlu şiiri

Ferhan Şensoy - Beyoğlu'nda Gezerim

Günay Aktürk kanalından herkese merhabalar. En güzel Şiirler serisine yeni bir video daha. Bu defa Ferhan Şensoy ve Beyoğlu’nda Gezerim adlı şiiri | Sözleri aşağıdaki gibidir. Şiir Dinle ve dinlettir.

Beyoğlu’nda gezerim
Gözlerimi süzmeden
Şaraplarımı içerim
Hiç doktora sormadan

Beyoğlu’nda Şarabi
Hoş geldin Ferhan ağabey
Yüreğim pek harabi
Boş ver be Ferhan ağabey

Şarap verin hanıma
Orada hanım yok ağabey
Hassiktir be Sezai

Beyoğlu’nda gezerim
Burada geçmiş hayatım
Şarapları içerim
Hiç elimde olmadan

Beyoğlu sakinleşti
Sıyrıldı maskesinden
Tramvay bomboş geçti
İstiklal caddesinden

Boş masada hayalin
Kimseye görünmeden
Şarap verin hanıma
Orada hanım yok ağabey
Hassiktir be Sezai

Balo sokağa sızarım
Hiç kimseyi üzmeden
Bir intihar biçimi
Hiç de faça vermeden

Beyoğlu’nda gezerim
Burada geçmiş hayatım
Şişe aç be Sezai!
Burada bitsin hayatım.

Ferhan Şensoy

Read more

Deyyusu Ekber Nedir?

Osmanlı’da Deyyusu Ekber olarak anılan İbşir Paşa, Varvar Ali Paşa ve Sultan I. İbrahim dönemindeki isyanı betimleyen tarihsel illüstrasyon

İbşir Paşa, Varvar Ali Paşa ve Osmanlı’da Bir İsyanın Hikâyesi

Deyyusu Ekber Nedir? Yıl 1648. Tahtta da Boncuklu Deli İbrahim lakaplı Sultan 1. İbrahim oturuyor. Anadolu’daki önemli kumandanlardan İbşir Paşa‘nın karısının güzelliğinin ünü hükümdara kadar gitmişti.

Sultan İbrahim: ‘‘İbşir’in avradı tez bana gönderile.” diye ferman çıkarmıştı.

Ancak Varvar Ali Paşa ‘‘Bre ben pezevenk miyim? Bir Müslüman ademin nikáhlı avradını elinden alıp padişah bile olsa bir başka herife nasıl veririm?’’ der.

Sonrasında da memurları sert bir şekilde kovup adamlarını alarak isyan eder.

Böyle bir rest sarayda olay yarattı. Sultan İbrahim, Varvar Ali Paşa’nın isyanını bastırmak bir kumandanı görevlendirdi. Eşine göz koyduğu İbşir Paşa!

İbşir Paşa kendisinin eşini vermek istemeyen Varvar Ali Paşa’nın kellesini almak üzere Sivas’a hareket etti.

Osmanlı’da Deyyusu Ekber olarak anılan İbşir Paşa, Varvar Ali Paşa ve Sultan I. İbrahim dönemindeki isyanı betimleyen tarihsel illüstrasyon

İbşir Paşa isyankar Varvar Ali Paşa’yı Tokat dolaylarında kıstırıp yakaladı. İbşir Paşa yakaladığı isyankar Varvar Ali Paşa’yı tam cellada teslim edecekken ahalinin içinde Ali Paşa’nın şu sözleri yankılandı:

Ulan, ben senin avradının ırzını korumak için isyan etmiştim. Senin gibi herifi benim üzerime musallat etmelerinin sebebi budur, bilmiyor musun? Beni Allah’ın emrine karşı çıkmayıp da namusunu koruduğum için mi katledeceksin pezevenk?!’’

Padişahın fermanını kendi onurundan ve gururundan üstün gören İbşir Paşa bu söze karşı biraz bozulsa da Varvar Ali Paşa’nın canını oracıkta aldı.

Bu olayın ardından İbşir Paşa sadakatinden ötürü sadrazamlık makamını kapsa da halk arasında lakabı Deyyusu Ekber olarak kaldı.

Not: Deyyusu Ekber, Günay Aktürk’ün 2022 yılında yayımlanan aynı adlı müzik albümünün de adıdır. Albüm, bu anlatının atmosferinden beslenen tematik eserler içerir.

Gitmeden Bunlara da Bakabilirsiniz

Read more

Anne Şiiri – Bekir Kilerci

bekir kilerci - ana kayıp oğlundan mektup var

Bekir Kilerci Şiirleri

En güzel Şiirler serisine yeni bir anne şiiri . Bu defa Bekir Kilerci ve Ana Kayıp Oğlundan Mektup Var Sana adlı eseri. Savaşçının Türküsü adlı kitabından alınmıştır | Seslendiren: Günay Aktürk | Şiir Dinle ve dinlettir.

Ana! Kayıp Oğlundan Mektup Var Sana!

Kaybolursam bir gün ortadan,
bulamazsanız mezarımı bile,
ağlama demem sana
ağla anne canın çektiğince.
Deme yalnız kimseye,
“suçsuzdu oğlum”
de açık açık:
“Beyni yıkadılar sandım önce, gençliktir geçer dedim.
Uğraştım vazgeçirmek için,
pazarlığa soktum sütümü,
helal etmem dedim, sende ana-baba ol
anlarsın dedim.
Bazen güldü,
bazen kızdı.
Saklanayım mı dedi yatağının altına,
gormezden mi gelelim her şeyi,
yaltaklanayım mı hırsızlara.
gözlerine girmek için
boğazını mı sıkayım bizim gibilerin.
Sen beni bunun için mi taşıdın rahminde?
Yoksullar anama küfretsin diye.
Ana yüreği dedim, yanar,
yakma kendini.
Ziyan etme gençliğini,
hem size yaptırmazlar,
ne Deniz’ler
ne Mahir’ler beceremediler.
Bazen kızdı bazen güldü.
Anlarsın dedi her seferinde anlarsın anne ilerde”
Bunları anlat anne,
sonra yakışıklı bir resmimi al eline,
git diğer anaların yanına
basın yaygarayı hep birlikte:
“Kemikleri bile olsa bırakmayız size,
verin çocuklarımızı bize”
Orada nasıl olsa bizden biri çıkar karşına
Tutup kaldır çenesini
bak gözlerindeki ışıltıya
Derine bak en derine
Ben oradayım işte.
Gülümserim oradan sana derim ki:
“Anne, iyi bak kendine!”
Sonra yakala kolundan yoldaşımı sayım
çek kendine, sıkıca sarıl
duy kokusunu, çek içine.
Nasıl, aynı ben değil mi?
Böyle işte anne
aynen böyle
şimdi anladın mı beni?

Burhanettin Akdoğdu

(Bekir Kilerci)

(Kaldıraç’ta yazdığı ismiyle Bekir Kilerci, Uludağ Üniversitesi öğrencisi, şair yazar, Devrimci) 13 Aralık 1997’de Ankara Terörle Mücadele Şubesi’nde işkencede katledildi.

Read more

Başıyla Birlikte Girdi Mızrak

Başıyla Birlikte Girdi Mızrak

Bir Alıntı Bir Yorum

Başıyla Birlikte Girdi Mızrak

“İyi insanlar kırıldıkları zaman sevmeyi bırakmazlar, göstermeyi bırakırlar.”

Halikarnas Balıkçısı

Fazla mı gösterdik ne, sevginin rutini alışkanlık mı yarattı onlarda! Daha fazla gösterme, dediler çünkü, neye benzediğini ezber ettik:

“Lazım değil senden gelen alaka. Sıcaklığın kuru bir ayaz, içimde yaprak kımıldamıyor. Al kaçır beni, desem, yatağımız cennette bir bataklık olacak: kafesli bir sürgünlük. Bekledim ellerimin karıncalanmasını, nefesim kesilsin istedim. Ama güneş yörüngesinden sapacak gibi görünmüyor…”

Bakmayın siz yüce dağdaki kar öbeklerine, aslında onlar da göstermeyi bırakanlardan. Onlardan da sıkıldılar. Kimsenin, al kaçır beni, dediği yok. Yani pek de kişisel görünmüyor mesafeler. Dengenin kuralı bu sadece.

Fazlaca ödün vermeyeceksin. Nedir bu sevmeyen sevgilinin doğası? Kedigillerden yırtıcı bir vaşak sadece! Bu yüzden başıyla birlikte girdi mızrak. Şimdi çıkart çıkartabilirsen.

 

Günay Aktürk

Read more

Şeytan Dışkısı

şeytan dışkısı

Sürünün Sindirimi Bozulmuş

şeytan dışkısı

Dikkat et bastığın yere. Her taraf şeytan dışkısıyla dolu. Sürünün sindirimi bozulmuş. Gezinir meydanda bir deli dana hastalığı…

Kilidi bozulmuş hapishanelerin. Kadılar boy verir yargıç kılığında. Geçenlerde yine vurdular bir kadını. On beşi kayıp, kırkı tehdit altında. Binlercesi suskun. Muasır medeniyet senin giyotininde can verdi.

Beygiri arabaya koşarlardı eskiden. Şimdilerde ucunu ülkeye bağladılar. Çek babam kanlı fabrikaları çek, evde ekmek bekler üç yetişkin bir bebek! Sana vaktiyle seslenmiştik oysa, gel de katıl saflarımıza demiştik: sensiz bir kişi eksiğiz! Gülmüştün korunaklı sandığın barınaklardan: “Kötü mü yahu, bir kişi eksik ölürsünüz!” demiştin. Şimdi barınağının kapıları daha bir katmerli çalınıyor değil mi?

Kömür ocaklarında başına çöken kanlı bir saltanattır. Kirli ellerin dolaştığı ceplerde boşalan senin mangırındır. Şimdi işsiz ve ekmeksiz kalan da sen. Öyleyse dinle propagandacıyı, üç kuruşa bir aydın dövülecek köşe başında, sana da çıkar elbet bir yal parası…

Sürünün içine dalan kurt ağılına girmez mi sanırsın? O gün geldiğinde sakın sesini çıkartayım deme! Sesine yankı verecek Cumhuriyeti sen boğazlattın!

 

Günay Aktürk

Read more

Yaklaş Generalim

yaklaş generalim - günay aktürk

Aşk Olacak Mı Yarın Generalim

aşk olacak mı yarın generalim

Duyuyorum silah seslerini generalim. Cephe gerisine kadar ulaşan bu şarapnel parçalarına henüz hissizleşmedi bu beden. Bu et yığını dev yavrusundan umudunu keseyim deme. Yaklaş ve gir şu kamuflajın altına.

Sensiz gündemin bile tadı tuzu yok. Gerektiğinde vuruşuruz göğüs göğse. Kalem tutan ellerimizin mızrağa alışması üç beş talime bakar. Kayıplara karışmış sözde bir tanrının verdiği cana ot tıkarız icabında, kapımıza kadar dayanmışsa şayet insanlık suçu!

Ama sensiz savaşın bile tadı tuzu olmayacak. Mavzeri yağlamanın, yirmi beş metrelik atımlara talim etmenin tadı olmayacak. Terimi silmelisin generalim. Bir beyaz mendil, üç taburluk bir cephane demek! Eyy tütünümün cesur kavı, göğsümün önündeki köstekli saatim! Sensiz savaş alanında akılsız bir mecnun sayılırım. Vurulup giderim serseri bir kurşunla…

Savaşa dahi sanatsal bir detay katan kızıl bir fırça darbesinin sen. Coşkulu olur dövüşlerim sen varsan, sensiz kuru bir öfkeyim sadece…

Ama hayır! Şartlar olgunlaşmadı henüz. Senin kim olduğunu bile bilmiyorum. Hatta doğduğundan bile emin değilim. İhtimal dahilinde midir bir yerlerde karşılaşmak generalim…

Bugünden yarına iyi bir şeyler çıkacak mı? Kaç kurtuluş savaşı daha geçirecek insanlık? Yoksa barış zamanlarında yavaş yavaş aptallaşmasını sürdürecek mi yine? Tarih yine yüz yılda bir tekerrür mü edecek? Belki yenileceğiz ama geleceğin yobazlarına da kalmayacak yarınlar!

Sana beş iş günü kadar mühlet! Aşk olacak mı yarın generalim? Umut yine duvarlara tırmanacak belki. Ama umuda ve barışa sağlam kazıklar çakabilecek miyiz dersin? İçimizdeki itici güce sağlam barınaklar inşaa edebilecek miyiz…

 

Günay Aktürk

Read more