Ne Olursan Ol – Mevlana Celaleddin-i Rumi

Ne Olursan Ol Gel - Mevlana Celalettin Rumi (Günay Aktürk dinle)

Ne Olursan Ol - Mevlana Celaleddin-i Rumi

Ne Olursan Ol Gel
Mevlana Celaleddin-i Rumi
Yorum : Günay Aktürk

İtil, Ütül, Atıl, Katıl Ama Satılma!

Paranı ver, gönlünü ver, canını ver ama sırrını verme.
Günlerini say, kazancını say, büyüklerini say ama yerinde sayma.
İşini beğen, aşını beğen, eşini beğen ama kendini beğenme.
Emek ver, kulak ver, bilgi ver ama sakın boş verme.
Fidan büyüt, çocuk eğit, yoksul besle ama kin besleme.
Davet et, hayret et, ülfet et, affet ama ihanet etme.
Kitap oku, meslek oku, dünyayı oku ama lanet okuma.
Sınıfını geç, hayatını seç, rakibini seç ama gülüp geçme.
Gönül al, dost al, yoldaş al ama beddua alma.
Yaklaş, tanış, konuş, ama uzaklaşma.
Doğrul, sayrıl, evril, devril, ama eğrilme.
Hislen, tasalan, seslen, uslan ama paslanma.
İtil, ütül, atıl, katıl ama satılma.

Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî

Gitmeden

Kısa Makaleler (Kısa Ama İşlevsel)

Uzun Makaleler (Uzun Ama Keyifli)

Read more

Nazım Hikmet ve Biz Şiiri : Tereci Tere Satar Biz Vatan Satarız

Nazım Hikmet ve Biz Şiiri (Günay Aktürk)

Nazım Hikmet Şiirleri

Nazım Hikmet ve Biz Şiiri
(Tereci Tere Satar Biz Vatan Satarız)
Yorum: Günay Aktürk

Nazım Hikmet‘in “Biz” adlı şiiri, toplumun ortak sorunlarına dair önemli bir mesaj taşırken, başarılı bir metafor kullanımı da içermektedir. Şiirin girişinde, kulede oturan bir adamdan bahsedilir ve aslında bütün bir yapı, bu temel üzerinde yükselir. Bu metaforik ifade, diktatör liderleri temsil etmektedir.

Kuledeki adam, toplumun üzerindeki egemenliği elinde bulunduran liderleri sembolize etmektedir. Bu liderler, kendilerini “yüksek” bir konumda görmekte, halkın üzerinde bir güç ve kontrol hissi yaratmaktadırlar. Ancak bu güç ve kontrol, halkın yaşam kalitesini düşürerek, insanları kötü koşullarda yetiştirmekte, toplumsal sorunların artmasına neden olmaktadır.

Nazım Hikmet ve Biz Şiiri

Kulede bir başına bir adam oturur.
Önünde milyonlarca düğme var.
Düğmenin birine bastı mıydı
Bizlerden biri ya kolunu kaldırır
Ya adam öldürür, ya çişini eder!

Tereci tere satar, biz vatan satarız.
Biz kurşuna dizeriz düşünceyi.
Hiçbir şey düşünmeyeceksin.
Hatta hiçbir şey düşünmediğini bile

Bir ilâcımız var bizim,
Şırınga ettik mi insana
İstediğimizi söyletiriz.
Biz insan eti yeriz.
Pek güzel oluyor nohutlu yahnisi.
Ucu kurşunlu kırbaca pek meraklıyız.

Kapıya şapkanı as, gir içeriye,
Yat karımızla!
Biz görünce şapkayı
Döner gideriz rahatsız olmayın diye.

Çocuklarımız!
Kıçlarına etiket yapıştırılır.
Piçhanelerde yetiştirilir.

Yatağa yatmadan yastığın altına bak.
Oraya girmiş olabilir bizlerden biri.
Geçenlerde güneş tutuldu ya
Bu fesatlığı da biz yaptık,
Propaganda kuvvetiyle.

En iyisi bizi asmak
Bizi kesmek
Hapislere atmak bizi
Bizi atomlamaktır!

Nazım Hikmet
1947

Kısa Makaleler (Kısa Ama İşlevsel)
Uzun Makaleler (Uzun Ama Keyifli)

Nazım Hikmet – Mikail Refili’ye Ağıt
Nazım Hikmet – Ben Bir Ceviz Ağacıyım
Nazım Hikmet – Nikah Hikayesi

Daha Fazlası İçin Youtube Kanalımızı Ziyaret Edin

Read more

Mikail Refili’ye Ağıt – Nazım Hikmet Ran

Mikail Refili’ye Ağıt – Nazım Hikmet Ran

Nazım Hikmet Ran’ın Mikail Refili’ye Ağıt Şiiri Hakkında

Mikail Refili’ye Ağıt, Nazım Hikmet Ran’ın ölüm, kayıp ve devrimci yoldaşlık temasını işlediği; Azerbaycanlı edebiyatçı ve eleştirmen Mikail Refili’nin ölümüne yazılmış bir şiirdir.

Şiirde yas, yalnızca kişisel bir acı olarak değil; aynı düşünce dünyasını paylaşmış insanların ardından duyulan ortak bir eksiklik olarak dile gelir. Nazım Hikmet, bu ağıtta bireysel kaybı aşarak, entelektüel ve ideolojik bir yoldaşlığın sessizce devam eden izlerini görünür kılar.

Mikail Refili’ye Ağıt - Tam Metin

Neslimin yaprak dökümü başladı,
Çoğumuz, kışa giremeyeceğiz.

Deliye döndüm refili,
haberini alır almaz…
Ne diyecektim…
Aklında mı, mikail?
Ama artık aklın yok,
burnun, ağzın, gözlerin yok…
Kardeşim! bir kemik yığınısın
Bakü’de bir mezarlıkta.

Ne diyecektim?
Moskova’da, bizde, bir yılbaşı gecesi,
Sofrada, dibinde donanmış çam ağacının,
Kocaman bir oyuncak gibiydin pırıl pırıl.
Pırıl pırıl gözlerin, dazlak kafan,
Saygıdeğer göbeğin.

Dışarıda geceye bulanmış karşı bir orman.
Sana bakıp düşünüyordum:
Eski şarap fıçısı gibi keyifli, hazret,
Eski şarap fıçısı gibi sağlam.
Benden çok sonra ölecek.
Arkamdan bir de makale döktürür,
Bir şiir yahut:
“Nazım’la moskova’da 24’te tanıştım.”

Sahi Mikail! Şair olabilirdin,
Profesör oldun.
Ama mesele bunda değil.
Yapılan işin ya çok iyisi yaşıyor bizden sonra,
Ya çok kötüsü.

Seninki orta halliydi sanırım,
Benimki de öyle.
Yani, sesimiz bu kubbede kalacak diye
Tesellimiz yok.
Ben kendi payıma üzülmüyorum buna,
Tesellisiz yaşamayı becerdim,
Beceririm tesellisiz ölmesini de,
Senin gibi refili.

Naızm Hikmet Ran

Kısa Makaleler (Kısa Ama İşlevsel)

Uzun Makaleler (Uzun Ama Keyifli)

Daha Fazla Dinleti İçin Youtube Kanalımızı Ziyaret Edin

Read more

Kondu Savaşları – Bekir Kilerci

Kondu Savaşları Bekir Kilerci

Bekir Kilerci Şiirleri

Kondu Savaşları | Şair : Bekir Kilerci
Yorum Günay Aktürk

En Güzel Şiirler serisine yeni bir video daha. Bu defa Bekir Kilerci ve “Savaşçının Türküsü adlı kitabından “Kondu Savaşları” adlı şiiri. Yorum: Günay Aktürk | Dinle ve dinlettir.

Kısaca Bekir Kilerci Kimdir?

“Bir işçi çocuğu olarak doğdum, bir işçi çocuğu olarak yaşadım ve sınıfımın savaşçısı olarak öleceğim…”

Bu dizeler, Burhaneddin Akdoğdu‘ya yani Kaldıraç dergisinde kullandığı ismiyle Bekir Kilerci‘ye, ortağımıza, yoldaşımıza ait.

Yazdıklarıyla; biz ortaklarını, devrimci insanı, devrimci kişiliği, hayatı, devrimi anlatan, devrim mücadelesi içinde öğrenmekten ve öğretmekten tereddüt etmeyen, Anadolu devriminin renklerine kendini de katan Bekir Kilerci, 13 Aralık 1997’de işkencede Katledildi.

Savaşçının Türküsü” Kitabından

Kondu Savaşları Bekir Kilerci

Kondu Savaşları - Bekir Kilerci

Gelin sizi bekliyorduk.
Hazırlığı tam yapamadık bu defa da;
ne barikatımız aşılmazdır hala,
ne de yeterince molotof istifledik yanyana.
Ama yine de gelin bekliyorduk sizi.

Elbette sizin binlerce kask kalkan,
cop ve namlunuz var.
Köpekleriniz var yaşlı kadınları ısırabilen
ve köpekleriniz var dört duvar arasında
bedenleri katleden.

Elbette siz kortejlere ateş açıp,
Evlerde kurşuna dizebilirsiniz bizleri.
Yarınlarınız karanlık bir kuyu gibi önünüzde dursa da
Bugün bunları yapmak sizin için hala mümkün.

Ama yabana atmayın bizi de.
işte, taş atmayı öğrendik yeniden.
Benzin en çok molotofa yakışırmış bunu öğrendik.
Öğrendik ki hak dediğin sokakta alınır,
silaha karşı taş ve sopayla bile
savaşılır ve kazanılırmış;
İnancı uğruna ölümü yenen öğretti ki yeniden
Bazen eylem yaşam adına verilen son nefestir
ve bu nefes anlamsız geçirilen
on yıllara bedeldir.

Buna rağmen hala korkanlar var içimizde,
yalan vaadlere kananlar
ve tümüyle satılmışlar.
İşte bizim emekçi saflar.
Ancak bunlar gelip geçici,
Her eylem yaklaştırıyor muhteşem finali.
Dün korkan bugün en önde savaşan;
Dünün yalan vaadi bugünkü öfkemizin bir nedeni.
Ve satılmışlar bitler gibi teker teker ayıklanacaklar.

Ve bilmelisiniz ki
On iki saat bantta duran nöbet bekleyebilir tüm gece;
Çelik halat taşıyan kollar bir tüfeği rahatça kavrar
ve dokuma tezgahında işleyen eller
sargı bezi işini halleder.
Gelin sizi bekliyorduk.
Güneş doğarken gelirler diyorduk.
İşittik helikopterinizin pat patını.
Tepeden izledik asfalt yolu tırmanışınızı.
Gördüğümüzde şaşırmadık
işgal kuvvetleri gibi alana yayılışınızı.
Ne de olsa sizin için buralar
Düşman toprakları.

Bekir Kilerci

SIRADAKİLER

Read more

Bir Gece Yatıp Kalktık – Bekir Coşkun

bir gece yatıp kalktık - Bekir Coşkun

Bekir Coşkun Yazıları

Bir Gece Yatıp Kalktık Cumhuriyet Yok
Yazar & Gazeteci : Bekir Coşkun
Yorum : Günay Aktürk

Sesli Makale serisinde yeni bir video daha. Bu defa Bekir Coşkun ve Bir Gece Yatıp Kalktık adlı makalesi. Dinle ve dinlettir.

Bekir Coşkun Kimdir

1945 yılında Şanlıurfa’da, memur bir babanın çocuğu olarak dünyaya geldi. İlk, orta ve lise öğrenimini Şanlıurfa’da tamamladı.

Yükseköğrenimini ise Ankara’da Başkent Gazetecilik Özel Yüksekokulu’nda tamamladı. Daha sonra 1974’te foto muhabiri olarak işe başladı. Polis muhabirliği ve parlamento muhabirliği yaptı. 1978’de Günaydın gazetesine geçti. Köşesinin adı Dokuzuncu Köy’dü. 1987’de Sabah gazetesinde Onuncu Köy başlıklı köşesini yazmaya başladı. 1993’te Hürriyet gazetesinde geçti. Şu ana kadar yayımlanmış 4 adet kitabı bulunmaktadır: “Dövlet”, “Avukatımı İstiyorum”, “Pako’ya Mektuplar” ve “Ben Pako”. Köpeği Pako’nun adıyla kaleme aldığı yazılar yayımlanmıştır. TRT’de yayınlanan “Pako’ya Mektuplar” adlı dizi başta BBC olmak üzere altı AB ülkesi televizyonu tarafından satın alınmıştır. Hayvansever kişiliğiyle de bilinen yazar; keman çalabilmektedir, bir doğa ve deniz tutkunudur. Yaz ayları Ayvalık’ın Cunda Adası’nda ikâmet etmekteydi. Bekir Coşkun, 9 Eylül 2009 tarihinde Hürriyet gazetesinden ayrılmıştır. Bekir Coşkun, 25 Eylül 2009 tarihinde Habertürk gazetesinde köşe yazarlığına başlamıştır.[2] Ancak referandumda AK Parti hükûmetine karşı yazdığı yazılardan dolayı baskı gördüğünü iddia eden Coşkun’un işine 20 Eylül 2010’da son verilmiştir.[3] Bekir Coşkun, 3 Kasım 2010 tarihinde Cumhuriyet gazetesinde Onuncu Köy köşesinde yazmaktaydı. Bu gazetede yazmaya devam etmekteyken ayrılmış olup 14 Mart 2013 tarihinde Sözcü gazetesi kadrosuna katılmıştır.

Bekir Coşkun Neden Öldü

bekir Coşkun Neden Öldü

2017 yılının Ekim ayında akciğer kanseri tedavisi nedeniyle yazılarına ara veren Bekir Coşkun, o tarihten bu yana sağlığı el verdiği sürece Sözcü gazetesindeki köşesinden okurlarıyla buluşmayı sürdürdü.

Son yıllarında akciğer kanseri tedavisi gören Bekir Coşkun 18 Ekim 2020’de Ankara Şehir Hastanesi’nde akciğer kanserine bağlı solunum durması nedeniyle yaşamını yitirdi. Memleketi olan Şanlıurfa’nın Tülmen köyünde defnedildi.

Bir Gece Yatıp Kalktık - Bekir Coşkun

Bir gece yatıp kalktık Türk Ordusu yok
Darbe yapacaklardı ama
silahları tarlada gömdükleri yeri de unuttular demek…
Darbe olacak mıydı, olmayacak mıydı derken, ordu artık yoktu.

*
Bir gece yatıp kalktık yargı yok
Yargıyı bölüşmüşler; yarısı hocaya, yarısı imama…
*
Bir gece yatıp kalktık…
Cumhuriyetçi aydınlar yok…
Hücrelerdeler…
*
Bir gece yatıp kalktık…
Medya yok…
Yarısını almışlar parayı bastırıp,
kalan yarısının da gırtlağına bastırıp…
*
Bir gece yatıp kalktık ben yokum…
Muhterem karıma “Ben yok muydum şu köşede yahu?” dedim…
“Yoksun, kovuldun” dedi…
Ağladı…

bir gece yatıp kalktık - Bekir Coşkun

Bir gece yatıp kalktık…
Laiklik yok…
Devlet tekbirle açılıyor…
*
Bir gece yatıp kalktık…
Türk” yok
*
Bir gece yatıp kalktık…
Bayrak yok…
*
Bir gece yatıp kalktık…
Yarısı gitmiş…
“Türkiye” de yok…

Bir gece yatıp kalktık, marşlar yok,
andımız yok, bayramlar yok…
Bir gece yatıp kalktık, bu 4+4+4’tür dediler…
Çocuklar yok…
*
Bir gece yatıp kalktık…
Cumhuriyet yok…
*
Ve bir gece yatıp kalktık ki..
Biz yokuz…
*
Yatma o zaman…
Kaldır başını artık…
Bir böcek gibi ezilip, bir dal gibi kırılıp, bir sürü gibi güdülüp,
bir toz gibi üfürülüp, bir ot gibi sökülüp, bir kuş gibi vurulacağına…
Yatma…

Bekir Coşkun – Sözcü

 

Kaynak: Sözcü Gazetesi

Read more

Deprem Şiiri – Tevfik Fikret | En Güzel Şiirler

Deprem Şiiri (Verin Zavallılara) – Tevfik Fikret’in Balıkesir depremi üzerine yazdığı şiiri

Tevfik Fikret’in Deprem Şiiri Üzerine

Deprem Şiiri (Verin Zavallılara), Tevfik Fikret tarafından 1898 yılının Şubat ayında Balıkesir’de meydana gelen ve o güne kadar görülmemiş büyüklükteki yıkıcı deprem üzerine kaleme alınmıştır. Bu felaket, Balıkesir’i hem maddi hem de manevi açıdan derinden sarsmış; ancak dönemin basınında ve kültür hayatında, büyüklüğüyle orantılı bir karşılık bulamamıştır.

İstanbul basını konuya tamamen sessiz kalmasa da, yaşanan acının yeterince görünür olmadığı bir ortamda Tevfik Fikret bu şiiri yazarak yayımlar. Deprem Şiiri, kamuoyunun dikkatini Balıkesir’e çeviren güçlü bir vicdan çağrısı hâline gelir. Fikret’in bu duyarlılığı sayesinde Balıkesirli depremzedelerin yaraları kısa sürede sarılır; şiir, edebiyatın toplumsal sorumluluk üstlendiği nadir örneklerden biri olarak tarihe geçer.

Tevfik Fikret - Deprem Şiiri Sözleri

verin zavallılara - Tevfik Fikret

Depremde yıkılmış bir köy!
Şu yanda bir çatının çürük direkleri fırlamış yerinden.
ötede çamur yığıntısına benzeyen bir zemin katının
Yıkık temelleri gözüküyor.
Uzakta bir ev yere doğru eğilmiş, hemen yıkılıp gidecek.
Önünde bir kadın…
Of artık istemem görmek!
Bu levha yüreğimin çarpması içinse yeter.

 

Tevfik Fikret

Read more

Ben Bir Ceviz Ağacıyım – Nazım Hikmet Ran

ben bir ceviz ağacıyım - nazım hikmet (Günay Aktürk)

Ben Bir Ceviz Ağacıyım | Nazım Hikmet Ran Şiiri – Günay Aktürk Yorumuyla

Ben Bir Ceviz Ağacıyım Nazım Hikmet Ran’ın en bilinen şiirlerinden biridir. Bu sayfada şiirin tam metni yer almakta; ayrıca şiir, Günay Aktürk tarafından yorumlanarak seslendirilmiştir. Video içerik aşağıda yer alacaktır.

Şiire dair hatalı bir iddia:

Nâzım Hikmet’in cezaevinden kaçtıktan sonra sevgilisi Piraye ile polis ablukası altında Gülhane Parkı’nda buluşamadığı ve bu sergüzeştin ardından Ceviz Ağacı’nı yazdığı iddiası, gerçeği yansıtmayan bir hikâyedir. Nâzım Hikmet, Ceviz Ağacı şiirini 1 Temmuz 1957’de Bulgaristan’ın Balçık adlı kentinde yazmıştır. Hikâyede aktarılanın aksine, herhangi bir cezaevinden kaçmayan Nâzım Hikmet, Ceviz Ağacı’nı yazdığında Piraye Altınoğlu’yla değil Münevver Andaç ile birlikteydi.

Ben Bir Ceviz Ağacıyım Şiiri

Başım köpük köpük bulut,
İçim dışım deniz,
Ben bir ceviz ağacıyım Gülhane parkında,
Budak budak, serham serham ihtiyar bir ceviz.
Ne sen bunun farkındasın, ne polis farkında.
Ben bir ceviz ağacıyım Gülhane parkında,
Yapraklarım suda balık gibi kıvıl kıvıl.
Yapraklarım ipek mendil gibi tiril tiril.
Koparıver, gözlerinin, gülüm, yaşını sil
Yapraklarım ellerimdir tam yüz bin elim var,
Yüz bin elle dokunurum sana, İstanbul’a.
Yapraklarım gözlerimdir.Şaşarak bakarım.
Yüz bin gözle seyrederim seni, İstanbul’u.
Yüz bin yürek gibi çarpar, çarpar yapraklarım.
Ben bir ceviz ağacıyım Gülhane parkında,
Ne sen bunun farkındasın, ne polis farkında.

Nazım Hikmet

Gitmeden Bunlara da Bakabilirsiniz

Read more

Be Hey Dürzü Şiiri | Neyzen Tevfik’e Ait Değildir

Be Hey Dürzü şiiri

Be Hey Dürzü Şiiri Hakkında

Be Hey Dürzü şiiri, kamuoyunda uzun yıllar Neyzen Tevfik’e ait sanılmış olsa da, gerçekte şair Mutlu Çelik tarafından yazılmış bir taşlama şiiridir. Toplumsal ikiyüzlülük, din istismarı ve ahlaki çürüme gibi temaları sert bir dille ele alan şiir, farklı isimlerle anılmış ve zamanla yanlış bir şekilde Neyzen Tevfik’e atfedilmiştir. Bu yazıda Be Hey Dürzü şiirinin sözleri, edebi arka planı ve yanlış bilinen yönleri ele alınmaktadır.

Mutlu Çelik’in ağzından şiirin hikayesi:

Bu şiir 1994’te o dönem milletvekili olup şimdi kendini peygamber ilan etmiş olan Hasan Mezarcı adlı meczubun meclis kürsüsünden Atatürk’e “Veled-i zina” demesi üzerine yazıldı. Zaman zaman Neyzen Tevfik‘e ait yorumları üzerine mahkeme kararıyla tescillendi ve Arion Yayınlarınca ve aynı adla yayınlanan 3.kitabım “Cevaben” de durum açıklandı… Keşke bu ülkede varlığını borçlu olduğu meclis kürsüsünden Ata’sına hakaret eden vekile cevap vermek talihsizliği yaşamasaydık.”

Be Hey Dürzü (Cevaben)

Ne ararsın Tanrı ile aramda
Sen kimsin ki orucumu sorarsın
Hakikaten gözün yoksa haramda
Baş açığa neden türban sorarsın

Rakı, şarap içiyorsam sana ne
Yoksa sana bir zararım içerim
İkimiz de gelsek kıldan köprüye
Ben dürüstsem, sarhoşken de geçerim

Sakal, şalvar, gümüş, sarık iş değil
İbadetin reklamına sığınma
İnanç varsa inandığına eğil
Her tayinde bir camiye sığınma

Esir iken mümkün müdür ibadet
Yatıp kalkıp Atatürk’e dua et
Senin gibi dürzülerin yüzünden
Dininden de soğuyacak bu millet

İşgaldeki hali sakın unutma
Atatürk’e dil uzatma sebepsiz
Sen anandan yine çıkardın amma
Baban kimdi bilemezdin şerefsiz

Riyakarsın sakal gizlemez seni
Haram ile doldurmuşsun keseni
Dokunulmaz sanırsın sana ama
Dokunursa bu millet … seni

1994 – Ankara
Mutlu Çelik

Gitmeden Bunlara da Bakabilrisiniz

Read more

Rücu Şiiri Cemal Safi

Rücu Şiiri’ni simgeleyen, pişmanlık ve aslına dönüş temasını anlatan hüzünlü alegorik sahne

Rücu Şiiri Cemal Safi | Günay Aktürk Yorumuyla

Rücu Şiiri Cemal Safi’nin en bilinen şiirlerinden biridir. Bu sayfada Cemal Safi’nin “Rücu” adlı şiirinin tam metni yer almakta; şiir, Günay Aktürk tarafından yorumlanarak seslendirilmiştir.

Rücu Şiiri – Cemal Safi (Metin)

“Rücu”, Cemal Safi’nin insan ilişkilerine, hayal kırıklıklarına ve kendini kandırma hâllerine dair en sert şiirlerinden biridir. Şiir boyunca karşısındakini değil, aslında kendini muhasebeye çeker.

Rücu Şiiri’ni simgeleyen, pişmanlık ve aslına dönüş temasını anlatan hüzünlü alegorik sahne

Sen benim gözümde bir rivayettin
İlk değil alçağı yüksek görüşüm
Sanma ki sen bana ihanet ettin
O senin aslına rücu edişin

Gün olur kediye düldül derim ben
Gün olur baykuşa bülbül derim ben
Tedirgin etse de gerçek ötüşün
O senin aslına rücu edişin

Caymadım cüceyi yüce görmekten
Caymadım cahile cüret vermekten
Gözümden düşse de hal ve gidişin
O senin aslına rücu edişin

İlk defa vurmadım başımı taşa
Yanıla yakıla geldim bu yaşa
Sanma ki sen beni aldattın hâşâ
Çoktandır başladı bende bitişin
O senin aslına rücu edişin

Kahrını çektiysem vardır bir neden
Sensin bu duyguyu bende üreten
Gübredir toprağı verimli eden
Kim kimi kullanmış şöyle bir düşün
O senin aslına rücu edişin

Oyun bitti bu son perde son gala
Güçlü olsan başarırdın pekâlâ
Aslan rolü yakışmıyor çakala
Bırak da kendine gelsin gidişin
O senin aslına rücu edişin…

Cemal Safi

Read more

Kaybettiğin Yerde Bekleme – William Shakespeare

Shakespeare ruhunu yansıtan tüy kalem, eski kitaplar ve tiyatro maskeleriyle hazırlanmış edebi illüstrasyon

Shakespeare’in En Çarpıcı Metinlerinden Biri

Kaybettiğin Yerde Bekleme William Shakespeare’in insan doğasını en çıplak hâliyle yansıtan kısa ama çarpıcı metinlerinden biridir. Bu sayfada Shakespeare’in güçlü sözlerini sesli kitap formatında yaptığım yorumla birlikte sunuyorum. Shakespeare’in evrensel bilgelik taşıyan bu metni; kader, irade, insanlık, aşk ve zaman karşısında insanın iç mücadelesini yalın bir dille anlatır.

Metnin Tamamı: Kaybettiğin Yerde Bekleme

Kaybettiğin yerde bekleme
Güçsüzler öyle yapar.
Sana kapanan kapıyı bir daha çalma,
Kapanan kapıyı acizler çalar.
Unutma ki bu aşağılık dünyadasın:
kötülüğü baştacı edip,
İyiliği çılgınlık sayan dünyada.

Şunu iyi bil ki:
işine geldiğinde şeytan da
Kutsal kitaptan örnekler verebilir.
ve cehennem boş, şeytanların hepsi burada.

Her düşünceni dile getirme.
Sana yakışmayan hiçbir düşünceyi hayata geçirme.
Samimi ol fakat asla basit davranma.
Huzur ancak gökyüzünde vardır.
Biz ise yeryüzündeyiz.

Utan, ey çağ!
Soylu insan yetiştirmez oldun.
İnsanlar göründükleri gibi olmalıdır.
Eğer değillerse hiç görünmesinler daha iyi.
Arama boşuna bulunmak istemeyeni.

Aşk mı kaderi kovalar yoksa kader mı aşkı,
daha kimseler çözemedi bu bilmeceyi…
Sen ancak görenleri seversin,
Ben ise körüm.
Sen ne kadar kalsan da geliyorsun benimle,
ben ne kadar gitsem de kalıyorum seninle.

Öğret bana, nasıl unutulur düşünmek?
Oysa benim ruhumda savaş var,
durmadan ölüyor içimdeki insanlar.
Boğ kendini yüreğim; dilimi tutmak gerek!
Hoşçakal!
Değerin çok yüksek, tutamam seni….

William Shakespeare

Read more