Ona Bu Sabah Söylemeliydim!

! O ateş yuvası gözlerinin yakıtı insanı diri tutuyor - Günay Aktürk

Edepsizlikte Üstüne Yoktur Edebi Sözlerin!

! O ateş yuvası gözlerinin yakıtı insanı diri tutuyor - Günay Aktürk

Ona bu sabah söylemeliydim! O ateş yuvası gözlerinin yakıtı insanı diri tutuyor demeliydim. Bu da bir yürüyüş biçimidir efendim! Üstelik edepsizlikte üstüne yoktur edebi sözlerin! İltifat bir yalan kumbarası olsa da, bizimki şair hakikatidir.

Aldatılmıştır vakti zamanında bu mevzubahis memeli türümüz. Yani değeri düşmüştür o iki dipsiz cennet kuyusunun, kusurlu bir et karşılığında. Yeterince bakıldığından mıdır nedir, şaşı bile görünür pırlanta gözler.

Et dedik, göz dedik, güzellik dedik. İnsan pazarında dengi çoktur bunların efendim. Daha iyisi her zaman bulunur. Daha dolgunu, daha irisi ve daha dirisi her zaman vardır. Pazar, etin ve suretin pazarı olduktan sonra, göz kantarı uykuda bile çalışır. Sen nefis dersin, ben insan içgüdüsü. Fakat insan insanı böyle mi seçer?

Bel altı demişti bu sabah, işiniz gücünüz bunu konuşmak. Canım, deseydim ona, vücudu neden bel altı bel üstü diye ikiye ayırıyorsun ki! Dün gece dört bölümlük bir dizi izlemiştim. Diyordu ki: “İnternete baktım, bir insanı öldürmenin detaylarını anlatan tek bir makale bile yokken internetin yarısı seks.” Bu sebepten aslında. Dünyanın dörtte üçü su, insanın üçte biri arzu.

Gözlerin bu yüzden güzel. Kalp dediğin bir “göz kırpmasında” bu yüzden çarpar. Peki, öyle olsun. Aşağı mahallenin yasaklı takımıyla bırakalım da tanrılar ve şeyhler uğraşsın. Ak sakallı ilahi leylekler nasıl yaparlar bu işi bilmem ama bizler bildiğimiz şekillerde yuvarlanıp gidiyoruz işte. Her şeye rağmen.

Günay Aktürk

Read more

İnsandır Kurban – Günay Aktürk (Şiir Dinle)

Günay Aktürk - İnsandır Kurban

Ulak Sesleri Kitap Taslağının Gözdelerinden : )

İnsandır Kurban
Şair : Günay Aktürk

En güzel şiirler serisine bir yenisi daha. Bu kez bendeniz Günay Aktürk ve İnsandır Kurban adlı şiirim. Dinle ve dinlettir.

İnsandır Kurban - Sözleri

İnsandır kurban.
Neler gelmez ki başına.
Saklar kötülüğünü kapalı kapılar.
Ve yankısı kısıktır dört duvar arasında
Binlerce duygunun.
Belki her günü tacizdir,
Belki her günü tecavüz.
Her başın bahtı aynı değildir.
Kiminde dokunaklı bir dolunay
Kiminde kara ve çamurlu yağmurlar…
Kiminde dizi dizi lağım çukuru,
Kiminde gümüşten kaldırım taşı.

Can taşıyan öder bedelini yaşamın.
Beşik de büyütür onu musalla da.
Ninni de uyutur onu karabasan da.
Erdemin sureti pusludur çünkü.
Bilginin yurdu kemiksiz bir dildir.
Hangi kaba girse o şekli alır.

İnsandır kurban.
Hastalıklı bir ten konağında
Yudum yudum tadar gücün zehrini.
Ve öper sancağını şanın şöhretin.
Tahsili yüksek bir iblis talebesi!
Cehaletten muzdarip, yobazlıkta ileri…
Söküp atamadığı tek melamet
Israrlı bir ahlak yetmezliği…

Kötüleri kusan bu bereketli rahim
İyileri de taşımakta karnında.

En çok da onlar için bu çaba:
Aklın doğurduğu bunca barikat;
Din diyanet, bilim ve sanat…
Hatta eli kanlı büyük adamlar!
Yani çişini tutan dünyanın bütün heykelleri,
Kendilerince iyi bir dünya düşlediler.

 

Ah, cehalet bulaşınca bir cana,
Zahir ile batın birbirine dolaşır.
Şeytanlar cübbe giyer, hak batıla karışır.
Zehir zıkkım olunca hakikatin çorbası,
Akıl çıplak kalır, giyer ölüm urbası.

Ama insandır kurban!
Unutulur kara kitap, bağışlanır kör kadı.
Gebe kalır bir kadın.
Bir ölünün kırkında diş çıkartır çocuklar.
Torun yüzü görür
Daha dün atasını kaybeden çocuk.
Ve sürür ayaklarını yeni nesil
Eski çağın bozuk yolunda.
Budur şimdilik insanlığın yazgısı.
Damla gelir sel gider bu dünyadan.
İhtiras da yaşlanır kendi damında.
İnsandır…
Velev ki insan olan kurbandır;
Ama gün olur devran döner
Ve gamzeye tebessüm düşer…

Günay Aktürk

Read more

Bir Kadın Gittiğinde – Bekir Coşkun | Günay Aktürk

Ne Çok Kişi Yok Olur Bir Kadın Gittiğinde

Usta gazeteci Bekir Coşkun, insan olmanın onurunu yazıyla savunan nadir kalemlerden biriydi. Bir Kadın Gittiğinde başlıklı bu metin görünmeyen emeği, sessiz fedakârlığı ve bir kadının ardında bıraktığı boşluğu anlatır.

Bir kadın gittiğinde bir hayat düzeni, bir vicdan ve bir denge de eksilir. Bu yüzden bu yazı, bireysel bir hüzünden çok toplumsal bir farkındalık metni olarak okunmayı hak eder.

Bir kadın gittiğinde ne çok kişi gider aslında;
bir ağır işçi, bir temizlikçi, bir bakıcı,
bir bahçıvan, bir muhasebeci…
Bir anne gider.
Bir dost, bir arkadaş, bir sevgili…
Ne çok kişi yok olur bir kadın gittiğinde…

….

Bekir Coşkun

Gitmeden Bunlara da Bakabilirsiniz

Read more

Neyzen Tevfik Sosyete Şiiri +18 Küfürlü Şiir

Neyzen Tevfik’in “Sosyete” şiirini seslendiren Günay Aktürk’ün fotoğrafı; beyaz gömlekli, kütüphaneli ortamda çekilmiş bir görüntü.

Hayat Sirkeden Ucuz

Neyzen Tevfik Sosyete Şiiri, şairin toplumun ikiyüzlülüğünü hedef alan en sert hicivlerinden biridir. Bu sayfada şiirin tam metnini ve Günay Aktürk seslendirmesini bulabilirsiniz.

Neyzen Tevfik’in bu küfürlü ama derin hiciv şiiri, dönemin sosyal yapısına tuttuğu karanlık aynayla hâlâ güncelliğini koruyor. “Sosyete” şiiri, hem mizahi dili hem de acı gerçekleri işaret eden sert çıkışıyla Türk edebiyatında özel bir yere sahiptir. Bu sayfada şiirin tam metnini okuyabilir, ayrıca Günay Aktürk seslendirmesiyle dizelerin yarattığı o özgün atmosferi videolu olarak dinleyebilirsiniz.

📌 Video: Neyzen Tevfik Sosyete | Günay Aktürk Seslendirme

Neyzen Tevfik Sosyete Şiiri (Tam Metin)

Islahına imkan yok, beyhude üzülme hiç
Salgın halinde kumar evde poker ve briç
Hayat sirkeden ucuz, düşünme şampanya iç
Memleket her baloda kazanır bir sürü piç

Bayan aşığı ile büyükada koyunda
Bay almış metresini gezer hünkarsuyunda
Orospuluk alçaklık var hepsinin soyunda
Haya namus kalmamış rezalet diz boyunda

Çiftler kenetli gibi sarılmışlar sımsıkı
Dans eden kadın erkek konuşur sıkı fıkı
İkisi de duş ister, buna derler asrî dans
Hiçbir külfet istemez, ne pay ne de avans

Olgunluğa sermaye sarf edilen emektir
İnsan için nezaket doğruyu söylemektir
Asriliğin mânâsı edeb, irfan demektir.
Bizimkine gelince, düpedüz bok yemektir.

Edepte terbiyede çok noksandır bilgimiz
Namus ve iffet ile hiç kalmamış ilgimiz
İnsaf edelim yahu sosyete kim biz kimiz
Şehvetten şaha kalkmış elde gezer şeyimiz

Göbekler perçin olmuş, hava geçmez aradan
Düzüşmeyen kadın yok, sen haber ver paradan
Düşüncemiz yok bizim gam ve kederden başka
Sıçan yok ağzımıza hükm-ü kaderden başka

Avcı bilir avını her kuşa saldırmaz
Kurnaz çoban sürüden kurda kuzu kaptırmaz
İnsanoğlu tuhaftır her söze pek aldırmaz
İbne dersin kızar da sikersin de aldırmaz.

Neyzen Tevfik

Neyzen Tevfik’in “Sosyete” şiirini seslendiren Günay Aktürk’ün fotoğrafı; beyaz gömlekli, kütüphaneli ortamda çekilmiş bir görüntü.
Read more

Televizyonda Uyuz Beygirler Anırdığı Sırada Hayat

Uyuz Beygirler - Günay Aktürk Makaleleri

Bir Berberin Yüzü Suyu Hürmetine!

Uyuz Beygirler - Günay Aktürk Makaleleri

17 yıldır aynı berber, aynı Ferhat. Bu sabah tıraştan sonra dedim ki: “Ulan rahatladım be, cenabı hak makasını Zülfikar eylesin. Hele şu kaliteli şeylerden de sür yeğenim!” Eli boldur, beleşe kafa köpüğü bile vermez ama iyi sürttürür keserken. Berberlik ayininin kutsal merasimi!

Televizyonda uyuz beygirler anırıyor. Ne az kelamları var ama dillerinde! Kalkarken: “Şimdi rahatlama ve keyiflenme sırası bende.” dedi sırıtarak. Mangırı kastediyor. “Bu seferlik sadece ben rahatlasam olmaz mı?” dediğim anda nur yüzünde yalandan bir aydınlanma oldu. “Hayır!” dedi, “İkimiz de aynı anda rahatlamalıyız!” “Doğru söylüyorsun. Tek taraflı rahatlama tecavüze girer!”

Saçlarım iyice papaza dönmeden gitmiyorum ki parayı bulup kudurmasın! Üstüne bir de zamdır, enflasyondur zararlı dalgaları var esnaf kısmının. Devlet bize zam yaptıkça o da fiyatı artırıyormuş. Berber elinizden parayı alır diye devlet bize zam yapmıyor, dedim. Yemedi.

Nur yüzlü kuaförüme rağmen aydınlık bir Ankara sabahı! Çıktım. Minibüsçü, sana da günaydın canım, dedi yedi lira karşılığında! Canım mı dedi? Denk gelirse bir dahakine selamünaleyküm demeliyim.

Kızılay güzel göründü gözüme bu sabah. Sakin halinde bile kudurmuş gibi yürüyen yığınlar! De ki 6 milyon insan, kaçını tanırım? Ne yalnızlık ama! Bir dosta telefon ettim. Açtı beşinci çalmada. Eminim o da bıkmıştır projelerimi dinlemekten. “Dolmuşçu ne dedi biliyor musun?” Kahkaha. En iştahlısından. Bankta oturan genç bir kadınla göz göze geldik. Son zamanlarda ayaküstü bunca güzel bakan gözlere denk gelmemiştim. Delici. Sivri ucu diplerimde! Yorgunum. Belki biraz da körelmiş. Gitmeliyim güzelim!

Birinden telefon bekledim. Aramadı her zamanki gibi. Kimlerin kıllı koyunlarını düşlemekte acaba, diye düşündüm. Yorgundum. Sanırım omuz da silkmiş olmalıyım. “Zevk alsa bari!” diye geçirdim. Hızla uzaklaşıyordu bazı şeyler. Bunca yakın göründüğüne şaşırmıştım.

Gün bu işte. İçinde her şey var. Pahalılık, sohbet ve kahkaha, canımlar cicimler, kısır hakikat ve bir de zevki düşleyen anaç hayaller… Yıl 365 altı saat ve içi bunlarla dolu. Tek tekere binmiyor ya hiçbir şey… İnsan hâlâ umudun tek alevi. Bize bir yangın gerek artık! Ve dozunda bir mutluluk: Kedili ama trafosuz. Televizyonda uyuz beygirler anırırken hayat böyle geçip gidiyor. Bir koli yumurta 80 lira…

Read more

Ölümün Ömrü Bir Gün Galiba, Aşk Ömür Boyunca

aşk ömür boyunca - günay aktürk

Aşk Ömür Boyu Sürer Mi?

aşk ömür boyunca - günay aktürk

Aşk ne kadar sürede biter? Belki bir fikir verir bu kısa makaledeki anlatı. Altmış beş yaşında bir adam vardı. Sevilen ve sayılan. Kendi çapında otorite sahibi. Biraz kafadan terelelli. Ressam. Aşık olduğu kadına tutulalı kırk beş yıl geçmişti. Kadın yurt dışında, kendi Ankara’da.

Nasıl olmuşsa yakıtı tükenmemiş yanan fitilin. Kadın geçen ay hayatını kaybetti. Adamın cesedini de bir hafta sonra bir tatil kasabasında buldular.

Yan yana yürüdükleri gün sayısı üç yüzü geçer mi bilmem… Farklı insanlarla farklı hayatları yaşadılar ama birbirlerini hiç unutmadılar. İletişimleri hiç kopmadı.

Platonik aşkın bir ömrü var. Yasak aşkın da öyle. Büyük kitaplar büyük aşkların tarifini yapmıştır. Aşkın bu türü, kalıplaşmış hiçbir ilişki biçimini kabul etmez. Biriyle anlaşır ve “ölüm bizi ayırana kadar” dersin. Ama pek çok ilişki üç kişiliktir. Kimisi dört! Evin içinde gizli birkaç hayalet daha yaşamaktadır.

Aşkın da ahlakı yoktur ayrıca. O yalnızca hissettiğini kabullenir. Kaç bedene dokunur, kaç nefesten etkilenirsin! Şüphesiz onlar da gerçektir. Ama yakıtı tez biter onların.

Büyük aşklarda ihanet var mıdır peki? Kıskanır mı kendini yabancı dokunuşlara teslim ediyor diye? Geride kalmıştır o haller. “Ar-u namus şişesini taşa çaldım kime ne?” demiştir ozan. Büyük aşklarda fethedilecek şey muhatabının zihnidir çünkü. Ne zaman ki o zihin koparmıştır derin bağlarını, işte o zaman tek tekere biner aşk!

Biz neyiz, diye sormazsın. Evlilik ya da sevgililik değildir bu bağı kuran. Yıllarca uzak kalsan da yıllarca gün kadar yakın sayılırsın. Gerçek aşkın mümkünatına değinmekte yarar var. Gerçeğe en yakın tanımını şöyle okumuştum bir dönem: “Gerçek aşk, aşk bittikten sonra başlar!” Atom bombası atılmış bir toprağın yeniden yeşermeye başlamasına benzer bu… Felaket düzeyde yaşanan bir doğum sancısından sonra dünyaya gelen bir bebek gibi…

Read more

Özdemir Asaf Şiirleri – Kısa Şiirler ve Sözler

Özdemir Asaf sözlerinden esinlenilmiş, aşk, ayrılık, mutluluk, ölüm ve zaman temalı sekiz katmanlı alegorik kompozisyon

Özdemir Asaf’ın Şiir Dünyası

Özdemir Asaf şiirleri; aşkı, yalnızlığı ve suskunluğu büyük cümlelerle değil, keskin bir sadelikle anlatır. Okurla arasına mesafe koymayan bu dizeler, her okunuşta yeni bir anlam katmanı açar. Bu seçkide yer alan şiirler ve sözler, dinlemekten çok hissetmek isteyenler için hazırlandı.

Özdemir Asaf Sözleri

  • Neyine bağlandın bu kadar? Bana bakmayan gözlerine mi, yoksa benim olmayan kalbine mi?
  • İnsanlar, insanların içerisinde insana hasret yaşarlar.
  • Bekle beni dedi gitti. Ben beklemedim o da gelmedi. Ölüm gibi bir şeydi ama kimse ölmedi.
  • Yalnızlık yaşamda bir an, hep yeniden başlayan.
  • Kendine gel, seni orada bekliyorum.
  • Bir gün benden şikayet ettiğin ne varsa özleyeceksin.
  • Küçükken hayvanlarla konuşabilsem ne ilginç olurdu diye düşünürdüm. Meğer yıllardır iletişim kurabildiğim bir sürü hayvan varmış.
Özdemir Asaf şiirlerinden alıntılarla oluşturulmuş, aşk, ayrılık, yokluk ve suskunluk temalı alegorik Bosch tarzı kompozisyon
  • Çok ayrılık içtim ben, kalbim güzel hani. Seni sensiz de sevebiliyorum.
  • İnsan parasını kaybedince fakir, özgürlüğünü kaybedince esir, aşkını kaybedince de Şair olurmuş.
  • Yaşamak değil beni bu telaş öldürecek.
  • Gerçek değer gelmesi boşluk dolduran değil, gitmesi boşluk yaratandır.
  • İki seçeneğin var. Ya ya kal, ya gitme!
  • Söylenmiyor çok şey susmadan…
  • Beni yokluğunla savaştırma, kaybederim.

Yalnızlık Paylaşılmaz...

  • Madem yalandı her şey bıraksaydın öyle kalsaydı. Bana son yalanın Ben de sevdim olsaydı.
  • Yalnızlık paylaşılmaz, paylaşılsa yalnızlık olmaz.
  • Beni öyle bir yalana inandır ki ömrümce sürsün doğruluğu.
  • Ben sevmekten hiç borçlu çıkmadım.
  • Kim bilir kaç kişi ayrı yataklarda birbirine sarılarak uyuyordur.
  • Gelmen bir iyiliktir diyecektim, kapıyı hep başkaları açtı.
  • Sana gitme demeyeceğim ama gitme lavinia.
  • Bir kelimeye bir anlam yüklediğim zaman sana sesleneceğim.
Özdemir Asaf sözlerinden esinlenilmiş, aşk, ayrılık, mutluluk, ölüm ve zaman temalı sekiz katmanlı alegorik kompozisyon
  • Sen bana bakma Ben senin baktığın yerde olurum.
  • Bakarken kıyamamak mı, yoksa baktıkça doyamamak mıdır aşk?
  • Oysa ne çok ağladım ben bir damla yaş dökmeden. Artık benim mutluluk denen bir kavramım olmayacak, daha mutsuz olmamak için.
  • Sen gibi bir şimşek çakıyor, tam kalbime düşüyor yıldırımı: Ben gidiyorum.
  • Ben ölseydim O belki ağlardı ama o ağlasaydı ben ölürdüm.
  • Aşk iki kişinin sokak kavgasına benzer çünkü ayıran hep bir yabancıdır.
  • Sırtımızı yaslayıp uyuduğumuz taşları mı atacaklar kafamıza, taş kalpleri taç yaptık diye başımıza?
  • “Benimle ömür geçer mi?” dedim, “Seninle geçir ömür yeter mi?” dedi. İşte buna bir ömür yetti.

Herkes fazlasıyla sevmiş...

  • Ne cenneti merak ediyorum ne cehennemi. Çünkü ben annemi gülerken de gördüm ağlarken de.
  • Bütün renkler aynı hızla kirleniyordu birinciliği beyaza verdiler.
  • Dost gerçekleri, düşman işine geleni, deli ağzına geleni, aşık içinden geçeni söylermiş.
  • Herkes fazlasıyla sevmiş. Ben eksiklikleriyle de sevdim oysa.
  • Uykunun içinde bir rüya, rüyamda bir gece, gecede ben. Bir yere gidiyorum delicesine, aklımda sen.
  • Bana dokunmayan yılan bin yaşasın. Bu yılan doğadaki yılandır toplumdaki değil. Yanlış anlaşılıyor.
  • Bunca yıl yaşadım elime ne geçtiyse yitirdim. Biraz daha yaşayacağım. Yalnız bir şey biriktirdim; bir bakış, bir görüş, bir duyu, bir düşünce… Belki aç kalacağım, suçlanacağım ölünce. Biraz yazdım hep yazacağım.
  • Tek kişilik miydi bu şehir? Sen gidince bomboş kaldı.
Özdemir Asaf Kimdir sorusunu aşk, insan, toplum ve yalnızlık temalarıyla anlatan sekiz katmanlı alegorik görsel
  • Konuşmak susmanın kokusudur. Ya sus git, ya konuş gel, ortalarda kalma. Yalan korkaklığın tortusudur. Dürüst kaba ol, eğreti saygılı olma.
  • Ağlamak, unutmak kadar kolaydır inan. Sevin ağlayabiliyorsan, Sevin ağlıyorsan, gül ağlayabiliyorum diye, gül ağlıyorum, ağlıyorum diye. Sana birşey yapamam, ağlayamıyorsan…
  • Seni bulmaktan önce aramak isterim. Seni sevmekten önce anlamak isterim. Seni bir yaşam boyu bitirmek değil de, sana hep, hep yeniden başlamak isterim.
  • Ağzında yalan varken konuşma.

Bunlara da Bakabilirsiniz

Read more

Hatalarımız Kararlarımıza Dönüşürken

birden fazla tekrarlanan - günay aktürk

Bana Yalan Söyle Ama En Çok Bir Kez

birden fazla tekrarlanan - günay aktürk

“Birden fazla tekrarlanan hata bir karardır.”

Paulo Coelho

Çok erken yaşlarda okudum bu sözü. İnandım doğruluğuna. Kullanılmayan bilginin akla yükü yoksa da, faydası da yoktur. Bu yüzden bir kimsenin üç kez yalan söylemesine asla izin vermedim. İlkinde, bırak kollasın fırsatını dedim. Belki aklı karışmıştır. Ya da kaybetmeyi göze aldığı şeyden vazgeçmeye hazırdır. Kendini buna hazır hissetmiştir. Bırak, dedim, bırak yapsın o hatayı! Belki hazırlıksız yakalanır…

Bazen hangi yolun daha korunaklı, hangi yolun daha matemle dolu olduğunu bilmeyiz. İnsanlara seçim hakkı sunmalısın, dedim kendime. Bırak bir kez dikenli yolu seçsin. Ve görsün aradaki farkı. Belki konforlu olan yol odur. Belki o geçit vermez ağaç, boylu boyunca senin yoluna devrilmiştir. Ve hiçbir yere çıkmıyordur yolun sonu! Kirli bedenine derviş hırkasını uydurmaya çalışma, dedim! Belki de acıyı hafifletmenin bir yoluydu bu fikir. Belki de…

Ve benzer yalanlarla gelen ikinci hata! Evliya çilesiyle yanıp tutuşan boktan bir halkız. Artık ne kadar yalana maruz bırakıyor ve bırakılıyorsak, her günümüz acılı alıntılarla dolu. Kötüyüz aslında. Sadece önünde diz çöktüğümüz efendimizin karşısında içimiz dışımız bir. Elbette bunun bir nedeni var. Onu ele geçirebilmek için “erdem” karşılığında kendimizi pazarlıyoruz. İyi pazarlık.

İnsanları seçimleriyle baş başa bırakmalı. Ya sen ya öteki. İnsan ya uykudadır ya da uyanık. Ortası sersemliktir, bilirsiniz. Hem rüya görüp hem de kahvenin tadına bakamazsınız ya. Ya seninledir ya ötekiyle. Ama genelde olan şey, kişilerin uykusunu aldıktan sonra sizinle de kahve içtikleri gerçeğidir. Bunu kabul eden de en az hatalarını tekrarlayan kadar suçludur. Sanki bizim yollarımız da yalnız kendi ayaklarımız tarafından arşınlanıyor da…

Birden fazla tekrarlanan hata bir karardır!” Kimse üstüne almıyor bu sözü. Bu söz aslında hepiniz için. Sen, sen, sen, hepiniz. Ve ben! Henüz fırsatını bulamamış olanlara gelince… Belki fırsat yokluğundandır. İlk hataya kadar bekleyin!

Read more

Lao Tzu Der Ki: Tanrı Size İstediğiniz İnsanları Vermez

Lao-tzu-on-All-Around-Mastery

Bir Alıntı Bir Yorum

lao tzu : tanrı size istediğiniz insanları değil

“Tanrı size istediğiniz insanları değil, ihtiyacınız olan insanları verir. Öyle ki bu insanlar size yardım edecek, sizi incitecek, size acı verecek, sizi terk edecek, sizi sevecek ve olmanız gereken insan olabilmenizi saplayacaktır.

Lao Tzu

Demek o yüzden gelmedi dün akşamki randevuya. Ben de sanmıştım ki aklını yeter ölçüde bağlayamadım. Ah yüceler yücesi… Demek benim için farklı planların varmış ha! Olmadığı gün olmuş mudur ki? Kurban olduğum yazgımı hiç de B plansız bırakmaz. Boyuna onu devreye sokar, şükür A planını görmek henüz kısmet olmadı! Yine başıma iş açmasa bari!

Lao Tzu büyük adam, klasiklere bile girmiş. Hiç yanılır mı! Tanrı babamız elbette çıkartmaz karşımıza istediğimiz insanları. Onun kafasında illaki münasip biri vardır. Görücü usulü gibi! Ne bilirim ki zaten ben! Biraz eski kafalıdır da ondan olur bu. Kainattaki en eski şeyden çok daha eskidir.

Ah Lao Tzu Ah!

Bizi bir kötüye yamasa da iyiliğimizedir. Şiddete uğrayan kadınlar mı? Tacize ve tecavüze? İyilik Allah’tan ise kötülük de ondan. Eğip bükmeye ne lüzum, yaprak kımıldamazmış “ol” demeyince. Öyleyse ne? Olgunlaşmanın yolu yöntemi acıdır. Başka yolu yokmuş ki, aklına sadece bu gelmiş. Olmamız gereken insana dönüşmek için ille de silkeleyecek. Olmuş halimizle de yaratabilirdi ama böylesi daha keyifli sanırım. Uçsuz bucaksız kâinatı çekip çevirmek kolay da, insanla savaş halinde. İnsan Tanrının eşiti çünkü o da kurguluyor! Hem de en azılısından!

Lao Tzu bir yerde haklı. İnsanlarla münasebetimiz yetiştiriyor bizleri. Ama bu organizasyondan Tanrı mı sorumlu? Çevresine kötülük saçan insanları bizimle karşılaştıran Tanrı mı? O halde olması gereken şeye dönüşemeden öldürülüyorsa insan yığınları, malzemeden çalan müteahhitler gibi o da beyin fırtınasından çalmış olmalı!

Lao-tzu-on-All-Around-Mastery

“Görmek istemeyenden daha kör bir kimse yoktur.” Lao Tzu

Her şey tanrıdan ise kimse suçu üzerine almaz. Öyleyse merhameti de kovun gitsin. Göklerden gelen taşaklı bir emir varken insan ırkı olarak merhameti nerede besleyip büyüteceğiz! İnsanlığın başladığı yer tam da burası olmalıdır. Demelidir ki kendi kendine: “Delil yetersizliğinden salıveriyorum seni ey yüceler yücesi.” İşte o zaman zavallı bir insan olmaktan çıkar ve kendi kararlarının sorumluluğunu üstlenebilir.

Read more

Akılla Bir Konuşmam Oldu – Ömer Hayyam

Akılla Bir Konuşmam Oldu - Ömer Hayyam

Bir Ömer Hayyam Şiiri

Şiir : Akılla Bir Konuşmam Oldu
Şair : Ömer Hayyam
Yorum : Günay Aktürk

Dünya Edebiyatı serisinin 71. videosu. Bu kez İran Edebiyatı ve matematikçi, astronom, tarihçi, filozof ve şair olan Ömer Hayyam | Akılla Bir Konuşmam Oldu Dün Gece adlı şiiri. Sözleri aşağıdaki gibidir. Yorum: Günay Aktürk | Dinle ve dinlettir.

Akılla Bir Konuşmam Oldu Dün Gece

Akılla bir konuşmam oldu dün gece.
“Sana soracaklarım var.” dedim.
Sen ki her bilginin temelisin.
Bana yol göstermelisin.
Yaşamaktan bezdim ne yapsam.
“Birkaç yıl daha katlan.” dedi.
Nedir, dedim bu yaşamak?
“Bir düş.” dedi “Birkaç görüntü.”
“Evi barkı olmak nedir?” dedim:
“Biraz keyfetmek için yıllar yılı dert çekmek.” dedi.
“Bu zorbalar ne biçim adamlar?” dedim:
“Kurt, köpek, çakal, makal!” dedi.
“Ne dersin bu adamlara?” dedim:
“Yüreksizler, kafasızlar, soysuzlar!” dedi.
“Benim bu deli gönlüm! dedim, ne zaman akıllanacak?”
“Biraz daha kulağı burkulunca.” dedi.
Hayyam‘ın bu sözlerine ne dersin?” dedim:
“Dizmiş alt alta sözleri hoşbeş etmiş derim.” dedi.

Ömer Hayyam

Read more