Bir Kadın Gittiğinde – Bekir Coşkun | Günay Aktürk

Ne Çok Kişi Yok Olur Bir Kadın Gittiğinde

Usta gazeteci Bekir Coşkun, insan olmanın onurunu yazıyla savunan nadir kalemlerden biriydi. Bir Kadın Gittiğinde başlıklı bu metin görünmeyen emeği, sessiz fedakârlığı ve bir kadının ardında bıraktığı boşluğu anlatır.

Bir kadın gittiğinde bir hayat düzeni, bir vicdan ve bir denge de eksilir. Bu yüzden bu yazı, bireysel bir hüzünden çok toplumsal bir farkındalık metni olarak okunmayı hak eder.

Bir kadın gittiğinde ne çok kişi gider aslında;
bir ağır işçi, bir temizlikçi, bir bakıcı,
bir bahçıvan, bir muhasebeci…
Bir anne gider.
Bir dost, bir arkadaş, bir sevgili…
Ne çok kişi yok olur bir kadın gittiğinde…

….

Bekir Coşkun

Gitmeden Bunlara da Bakabilirsiniz

Read more

Ben Öldürmedim – Günay Aktürk Makaleler

Bosch tarzında çok katmanlı alegorik resim; aşk, suçsuzluk, içsel yıkım ve pişmanlık temalarını taşıyan erkek figürü ve dağılmış bilinç sahnesi

Ben Öldürmedim

ben öldürmedim - makaleler - günay aktürk

“Aşkı anlarım, sevmeyi anlarım, insanların hata yapmasını da anlarım ama canavarlığı anlayamam. İnsanların hayatını mahvetmeye rıza gösteremem. Kendinizi kurtarmak için gencecik bir kızı katlettiniz, onunla birlikte kendi çocuğunuzu da öldürdünüz.

Ahmet Ümit

Ben öldürmedim! Güldürmeyi dahi beceremediğim hiçbir kadını öldürmedim. Güldürdüklerimde ise yüceltildim. Ağlayan kadınlar oldu elbette benim yüzümden. O vaziyetten dem vurmayın şimdi! Uykulu ve kayıp yıllardı onlar. Ellerinin sıcaklığını yanaklarımda bir kez bile hissetmediğim o savruk sahibeme karşı duyduğum ateşli sadakattendi… O zamanlar öyleydi…

Öldürmedim hiçbir kadını. Ve bunu düşünmedim bir kez bile. Öldürmediğim için kendimle gurur mu duydum? Hayır. İnsan, zaten işlememesi gereken bir cinayeti gerçekleştirmediği için kendisiyle gurur duyacak kadar aptal olmamalı. Benim gururumun nedeni içimdeki aşk ateşiydi. Bunca yıldır ruhumu kirletmeden yakabildi! Artık kir tutmaz. Oysa hemcinslerime bakarak kendimden utandığım çok olmuştur. Bütün bu rezilliklerin içinde bir kadın olarak doğmayı isteyecek bir erkek, bence asıl erkek odur!

Ben, düşündüğüm kadar eşsiz olsun ya da olmasın yine de bir kadının başyapıtıyım! O beni geçmişte defalarca öldürdü zaten. Bunu da kolunu bile kıpırdatmadan başardı. Dudaklarım acımıyor, çünkü öpmedi. Ellerim terlemiyor, çünkü tutmadı. Göğüs kafesimin üstünde hafif bir çukurun bile izi yok, çünkü başını yaslamadı. Ama yine de becerdi beni öldürmeyi. Ben, kendi ciğerini deşmelerin ustasıyım. En acılı ölümlerden doğarmış büyük kutsallıklar! Bugün uçmak için ne ona ihtiyacım var ne de görkemli kanatlara…

Ben onu öldürmedim hakim bey! Ve bundan dolayı da pişman değilim. Ama onu düşünürken ateşli günahlar işlemiş olabilirim. Aklımdan ona sahip olmak geçmişse de erotik tutkulara saygımı yitirmediğimdendir. Kimileri aşkın kusurudur bu, dediler, ben ise özüdür dedim.

Artık bir kez daha aşık olabilirim. Çünkü artık hiçbir şeye inanmıyorum! Çünkü korkmuyorum hiçbir şeyden: Ölmekten de kaybetmekten de!

Günay Aktürk

Bosch tarzında çok katmanlı alegorik resim; aşk, suçsuzluk, içsel yıkım ve pişmanlık temalarını taşıyan erkek figürü ve dağılmış bilinç sahnesi

Gitmeden Şunlara da Bakabilirsiniz

Read more

Sümbülzade Vehbi Efendi Rücu Şiiri | Günay Aktürk

Sümbülzade Vehbi’nin rücu şiirinden esinlenen, Bosch tarzında çok katmanlı alegorik sahnelerden oluşan resim

Sümbülzade Vehbi Efendi Rücu Şiiri

Sümbülzade Vehbi Efendi klasik Türk edebiyatının önemli şairlerinden biri olarak “Rücu” adlı şiirinde hem hikmetli bir dille hem de döneminin sosyal eleştirilerini ustalıkla bir araya getirir. Bu sayfada Sümbülzade Vehbi Efendi’nin Rücu şiirini hem sesli okuma formatıyla dinleyebilir hem de şiirin tam metnine ulaşabilirsiniz.

Bendeniz Günay Aktürk’ün yorumuyla hazırlanan sesli şiir bölümü, metnin duygusunu daha derin hissetmenizi sağlar. Aşağıda hem şiirin seslendirilmiş halini dinleyebilir hem de eserin tamamını okuyabilirsiniz.

Sümbülzade Vehbi Efendi – Muzahrefat (Mizahi Hiciv) Şiiri – Tam Metin

Azm-ü hamam edelim, sürtüştürem ben sana,
Kese ile sabunu, rahat etsin cism-ü can.

Lal-ı şarab içirem ve ıslatıp geçirem,
Parmağına yüzüğü, hatem-i zer drahşan.

Sümbülzade Vehbi’nin rücu şiirinden esinlenen, Bosch tarzında çok katmanlı alegorik sahnelerden oluşan resim

Eğil eğil sokayım, iki tutam az mıdır?
Lale ile sümbülü kahkülüne nevcivan.

Diz çökerek önüne ılık ılık akıtam,
Bir gümüş ibrik ile destine ab-ı revan.

Salınarak giderken arkandan ben sokam,
Ard eteğin beline, olmasın çamur aman.

Kulaklarından tutam, dibine kadar sokam,
Sahtiyandan çizmeyi, olasın yola revan.

Öyle bir sokayım ki, kalmasın dışarda hiç,
Düşmanın bağrına, hançerimi nagehan.

Sümbülzade Vehbi Efendi’nin Rücu şiirini temsil eden Bosch tarzı sürreal hamam sahnesi – Günay Aktürk”

Eğer arzu edersen ben ağzına vereyim,
Yeter ki sen kulundan lokum iste her zaman.

Herkese vermektesin, bir de bana versene
Avuç avuç altını, olsun kulun şaduman.

Sen her zaman gelesin, ben Vehbi’ye veresin,
Esselamun aleyküm ve aleykümüsselam.

Sümbülzade Vehbi Efendi

Bunlara da Bakabilirsiniz

Read more