Aptal İnsanlarla Fingirdeşen Aptal İnsanlar

Şelale Balıkları Bu İnsanlar!

aptal insanlar - günay aktürk

“Kendi başının çaresine bakan bir kızın gözleri yumuşak ve kibar olamaz.”

Martin Eden
Jack London

Dün bir mekanda otururken Bukowski okuyordum. Yalnızlığı anlattığı bölümünde bir cümle özellikle dikkatimi çekti. Diyordu ki: “Aptal insanlarla fingirdeşen aptal insanlar…” Kaliteli bir yalnızlık tarifi.

Hayat ya gerçekten köküne kadar maymuni ya da bizde bir tuhaflık var. Kendi başının çaresine bakabilen insanlar! Güzel. Yazıda yabanda kalırlarsa kurt sürüsüne kumanya olmazlar. Ama siz de onun süregelen alışkanlıklarına kurban gidersiniz.

Bu değil meselenin özü. İnsanı yalnızlığa sürükleyen aptal insanların çokluğu. Çok fazla seçeneğin olmaması. Ve günün sonunda oltada balık olursun. Aşık olsan bile gider karakterine en ters insanı seçer içgüdülerin. Sonra bir ömür iğneyi çıkartmak için uğraş.

Doğru insan doğru zamanın kayıp kişisidir. Alıcılara takılan yanlış titreşimlerdir aşk. İster aklı başında yetişkinler gibi davransınlar, isterse de memeden kesilmemiş bir çocuk gibi ağlamaklı… Doluluk ve olgunluk ne güzel sözler edebilme yeteneğinde, ne de güce ulaşabilmek için gerekli yeteneği sergileyebilmektedir.

Köpeklerin başını okşuyormuş olgun şahıs! Peki, kedileri sıkıştırmayacağının garantisini vermiş mi? Çok fazla okuyormuş. Hiç değilse Kant’ın etik anlayışına benzer bir felsefeyi içselleştirebilmiş mi? Hiç aldatmamış. Hiç deneyimlemiş mi bunu?

Şelale balıkları bu insanlar. Derin dalışlar bekleyemezsiniz. Sürekli bir düşme hali söz konusudur. Sersemlik ve sarhoşluk düzeni. Ne farkı var sanki kafa travmasından…


Günay Aktürk

Günay Aktürk Kitapları

Günay Aktürk - Sanrılar Romanı
umudun çocuğu - günay aktürk
Günay Aktürk - insan insanın geleceğidir
Read more

Bukowski kadınlar ve cinsellik

Charles Bukowski ve kadınlar üzerine yazdıkları

Bukowski kadınlar ve cinsellik başlığı altında toplanan metinler, Amerikan edebiyatının en tartışmalı yazarlarından biri olan Charles Bukowski’nin okurla kurduğu sert ve filtresiz ilişkinin en çıplak örneklerindendir. Bukowski’nin bu yazılarında cinsellik yüceltilmez, kadın figürü idealize edilmez; aksine insan ilişkilerinin kaba, çelişkili ve çoğu zaman rahatsız edici tarafı olduğu gibi aktarılır. Bu dil, kimi okur için samimi ve dürüst, kimi içinse itici ve kırıcıdır.

Ancak Bukowski’nin metinlerinde hedef alınan yalnızca kadınlar değildir; yazar en acımasız eleştiriyi çoğu zaman kendisine yöneltir. Kadınlar ve Cinsellik Üzerine yazıları da tam olarak bu çatışmalı insan hâlinin edebi bir kaydıdır.

Bukowski’nin kadınlar ve cinsellik üzerine sözleri

İlk deneyim mi? İlkini düzmek gerçekten tuhaftı. Bilmiyordum. Bana yalamayı filan öğretti. Hiçbir şey bilmiyordum. “Hank!” dedi. “Büyük bir yazarsın ama kadınlar hakkında bir bok bilmiyorsun!” Ben de dedim ki: “Ne demek istiyorsun, bir sürü kadınla düzüştüm ben.” “Hayır, bilmiyorsun, izin ver de sana öğreteyim.” dedi. “Pekala!” dedim.

Sonra: “Sen çok iyi bir öğrencisin, hemen kapıyorsun.” dedi. Bu kadar. Ama yarık yalamak filan bir süre sonra insana kendini uşak gibi hissettiriyor. Kadınları memnun etmek hoşuma gidiyor. Ama cinsellik çok abartılıyor moruk. Seks sadece abazansan harika.

Charles Bukowski’nin siyah beyaz portresi, yanında yatak ve dağılmış çarşaf imgeleriyle cinsellik temasını ima eden edebi alıntı görseli

Hayatımın yarısı yatakta geçiyordu bir ara. Bilmiyorum, bir trans haliydi galiba, düzüşme transı. Düzüş, düzüş, düzüş. Öyleydim! Ve kadınlar birkaç laf ettikten sonra bileklerinden kavrarsın: “Hadi güzelim.” Yatak odasına götürüp düzersin. Ve itiraz etmezler moruk. O ritme girdikten sonra takılırsın. Çok fazla kadın var ortalıkta. İyi görünürler ama kopmuşlardır. Tek başlarına yaşarlar, işe giderler, eve dönerler. Birinin onları öyle götürmesi büyük şeydir onlar için. Bir de oturup içiyor ve konuşuyorsa, iyi vakit geçiriyorlar demektir. İyiydi. şanslıydım. Çağdaş kadınlar. söküklerini dikmezler ama. onu unut.

Benim kadın düşmanı olduğumu düşünüyorlar ama değilim. Kitaplarımı okumayıp duyduklarıyla karar veren insanlar bunlar. “Bukowski kadın düşmanı bir domuzdur!” Bunu duyuyorlar ama işin aslı nedir diye merak etmiyorlar. Evet, zaman zaman kadınları aşağıladığım doğru. Ama erkekleri de aşağılıyorum. Hatta herkesten çok kendimi aşağılarım. Birinin aşağılanmayı hak ettiğini düşünüyorsam aşağılarım. Erkek, kadın, çocuk, köpek fark etmez. Kadınlar fazla hassas, ayrımcılığa maruz kaldıklarını sanıyorlar. Onların sorunu da bu.

Charles Bukowski

Gitmeden Bunlara da Bakabilirsiniz

Read more

Kitlelerin Dehası – Bukowski’nin En Sert Şiiri

Charles Bukowski’nin Kitlelerin Dehası şiirini anlatan cehennem ve kalabalık alegorisi

Kitlelerin Dehası – Charles Bukowski

Kitlelerin Dehası, Charles Bukowski’nin ortalama insan, vaaz kültürü ve ahlaki ikiyüzlülük üzerine yazdığı en sert şiirlerden biridir. Şair, sevgiyi ve barışı en çok vaaz edenlerin, nefreti ve savaşı en iyi uygulayanlar olduğunu söyler…

Bu şiir Charles Bukowski’ye aittir. Çeviri ve seslendirme: Günay Aktürk. İçerik tanıtım ve kültürel paylaşım amaçlıdır.

Kitlelerin Dehası – Şiir Sözleri

Ortalama insanda
herhangi bir günde herhangi bir orduya
yetecek kadar ihanet,
nefret, şiddet
ve saçmalık vardır.
Ve cinayet konusunda en becerikliler,
cinayet karşıtı vaaz verenlerdir.
Ve nefreti en iyi becerenler,
sevmeyi vaaz edenlerdir.
Ve son olarak;
savaşı en iyi becerenler,
barış vaazı verenlerdir.

Tanrı’yı vaaz edenlerin Tanrı’ya ihtiyacı var.
Barış vaaz edenlerin huzuru yok.
Sevgiyi vaaz edenler sevgisizdirler.
Vaaz edenlerden sakının.
Bilmişlerden sakının.

Durmadan kitap okuyanlardan sakının.
Yoksulluktan nefret edenlerden
ya da gurur duyanlardan sakının.
Övgü göstermekte hızlı davrananlardan sakının.
Karşılığında övgü beklerler.

Charles Bukowski’nin Kitlelerin Dehası şiirini anlatan cehennem ve kalabalık alegorisi

Sansürlemekte hızlı davrananlardan sakının.
Bilmedikleri şeylerden korkarlar.
Sürekli kalabalıkları arayanlardan sakının.
Tek başlarına bir hiçtirler.
Ortalama erkekten ve
ortalama kadından sakının.
Sevgilerinden sakının.
Sevgileri vasattır,
vasatı aranır dururlar.

Ama nefretleri dahiyanedir.
Nefretleri seni ve beni,
herkesi öldürebilecek kadar dahiyanedir.
Yalnızlığı istemezler.
Yalnızlığı anlamazlar.
Kendilerinden farklı her şeyi
yok etmeye çalışırlar.

Sanat yaratamadıklarından
sanatı anlayamazlar.
Yaratma başarısızlıklarını
dünyanın beceriksizliğine yorarlar.

Kendileri tam sevemedikleri için
senin sevginin eksik olduğuna inanırlar.
Ve senden nefret ederler.
Ve nefretleri parlak bir elmas,
bir bıçak, bir dağ, bir kaplan,
bir baldıranotu gibi mükemmeldir.
En usta oldukları sanattır nefret!

Charles Bukowski

Gitmeden Bunlara da Bakabilirsiniz

Günay Aktürk Kitapları

Günay Aktürk - Sanrılar Romanı
Günay Aktürk - insan insanın geleceğidir
umudun çocuğu - günay aktürk
Read more
Powered by Gelecek Internet