Aşk Nedir | Kamburumdaki Odun Ve Ateş

Sırtında su küfesi taşıyan yaşlı bir adam, ayağına diken batan ve yürümeyi bilmeyen bir figürü kamburunda taşırken arkada cayır cayır yanan bir şehir görülür; aşkın yük, fedakârlık ve terk ediş alegorisi.

Aşk Üzerine Bir Tanım

Aşk nedir? Aşk, insanın kendisiyle kurduğu en sert yüzleşmelerden biridir. Kimi zaman arzu, kimi zaman delilik, kimi zaman da ateşe gönüllü bir yürüyüştür. Bu metin, aşkı romantik bir masal olarak değil; yakıcı, eğip büken ve insanı kendine yabancılaştıran bir deneyim olarak ele alıyor.

“Aşk nedir? Bana kalırsa, güzel bir nesnenin bizim üzerimizdeki etkisinden başka bir şey değildir. Bu etkiler bizim başımızı döndürür, bizi yakıp kavurur. Peki, bu duygunun temeli nedir? Arzu. Bu duygunun devamı nedir? Delilik.”

Yatak Odasında Felsefe
Marquis de Sade

Sırtında su küfesi taşıyan yaşlı bir adam, ayağına diken batan ve yürümeyi bilmeyen bir figürü kamburunda taşırken arkada cayır cayır yanan bir şehir görülür; aşkın yük, fedakârlık ve terk ediş alegorisi.

Kamburumda Su Küfesi...

Pişmen için ateş, yanman için köz gerek sana. Ya bir cadı kazanı lazım ya da üç ayaklı bir sac: ki iyice pişire etini. Aşk, ateşe gönüllü odunluktur ama benden de oduncu olmaz ki şimdi. Sırtımdan Yunus’un odunlarını atalı çok oldu, kamburumda su küfesi taşıyorum artık! Ve bu şehir cayır cayır yanıyor!

Eski mesleğimdir ateşe yarenlik etmek. Bunu biliyor ve çığlık çığlığa “gel” diyorsun. Seninle yanmaya gelirdim ama o kadar yolu geri dönüp de kolundan tutup bu günlere yetirmeye gözüm kesmiyor. Hem canın tatlıdır senin, ayağına diken batarsa yarı yolda korsun beni. Çünkü henüz yürümeyi bilmiyorsun. Bir ömür kamburumda da taşıyamam ki seni!

Senden önce çok kurt sürüsü geçti buralardan. Ormanın derinliklerinde gördüm seni! Kış uykusuna yatmış ayılara dokunuyordun. Yaşama henüz yabancı olan sen, yolunu sürdüğün ayak izlerine de yabancısın. Ne yazık ki diğerleri gibi seni de (muhtemelen) onlar yetiştirecek.

Aslında bu sendeki şehir yangını. Ateşi besleyecek odun değil aradığın. İstiyorsun ki ateşin sönsün! Ama bu senin suçun değil! Bu çağda böyle gördün ve bu işin aslı budur sanıyorsun.

Öyle ya da böyle elindeki anahtar doğru kilidi açmayacak! Zaten kimse layığına eş değil. Hiç de dengini rast getirdiği olmamıştır. Dengini seçmez ki denk getirebilsin!

 

Günay Aktürk

Bunlara da Bakabilirsiniz

Read more

Aşk Köpekliktir: Sadakat, Dürtü ve Namus Arasında

Aşkın sadakat, teslimiyet, dürtü ve kutsallıkla kirletilişini anlatan, köpeklik metaforu üzerinden kurgulanmış Bosch tarzı alegorik sahne

Aşk Köpekliktir Ne Demektir?

Kimse iyi dediği birine aşık olmaz. Aşkın iyilikle alakası yoktur…

Aşk Köpekliktir / Ahmet ümit

Evet, aşk köpekliktir. Ama soylu bir köpeklik. Tasmasını yalnız bir kişinin elinden takar boğazına. Yalnız ona güvenir. Ondan zarar gelmeyeceği için değil, mevzubahis o olunca varlık da yokluk da önemini yitirir de ondan. Aşk köpekliktir. Yalnız dikkat edin, itlik değil: köpeklik!

Aşkın sadakat, teslimiyet, dürtü ve kutsallıkla kirletilişini anlatan, köpeklik metaforu üzerinden kurgulanmış Bosch tarzı alegorik sahne

Üreme güdüsüdür aşk. Ama niyetini derinlerde gizler. Iki amacından biri sağlıklı yavrucaklar yetiştirmektir. Öteki zevk düdürtüsünü kamçılar. Yine de gizlenmeyi başarır. Her haliyle çırılçıplaktır. Aşk köpekliktir ve bir parça da erotiktir.

Bir zamanlar görmüştüm onu. Taşıdığı bedeni harabeye çevirmek üzereydi. Belki de başarmıştı. Kimi derviş diye çağırıyordu onu kimi de meczup! Suretini kaybetmiş bir hak dostu dediler sonunda. Ona en son “yüce dağ başı” dedikleri bir ıssızda rastlamıştım.

Neler söylediler hakkında neler… Yontulmamış odunu bile şair ettiler. Ruh, zira kutsal bir düşün peşine düşesiymiş! Din dışı mahlukatları bile Mevlevîler gibi döndürdü! İlahi aşkı bulduğunu iddia etti birisi. “İnsan bedeni”nin tutkulu şehvetinden mi geçiliyormuş öte aleme!

Aşk köpekliktir ama itlik değildir! Gerçekten öyle midir? Peki aşkı neden namusla kirletirler boyuna? Türlü türlüdür öyleyse bu! Kiminde kana bulaşır eller, kiminde en namussuz hallere bile göz yumulur.

Derler ki gider de ulaşılmaza çarpar kanadını. Bu mudur yani kutsaldan anladığınız? Bir yandan ulaşamadığını kutsarken, öte yandan dizinin dibindekine yedi başlı bir canavar kesilir! Demek ki dervişe ihsan, sürüngene bir yılan deliği bu aşk!

Aşk köpekliktir ama İtlik değildir! Aşkın en iyi tanımının kimin tarafından yapıldığını çok iyi biliyorsunuz. Bildiğinizi biliyorum. Tabii ki üstat Neyzen Tevfik. Öyleyse son sözü ona bırakalım.

Kerem dağları deler bir amcık uğruna.
Aslı gitsin de ona buna vurdura…
Bir karı için değer mi bütün bunlara,
Her taraf amcık dolu mala iyi vurana.

Fuzuli, am peşine düştün gurbete,
Am serindir am derindir şifa verir millete,
Ye kebabı iç şarabı vur karpuz göte,
Bu gidişle yarrağımı gidersin cennete.

Neyzen Tevfik

Bunlara da Bakabilirsiniz

Read more

Aşk ve Cinsellik

Birbirine dolanmış iki külotlu çorabın insan bacaklarını andıran alegorik formu, arka planda eski bir şehir silüetiyle birlikte aşk ve cinsellik arasındaki örtücü ilişkiyi simgeler.

Aşk Cinselliğin Külotlu Çorabıdır

Aşk ve cinsellik arasındaki ilişki, çoğu zaman romantik masalların süslediği ama gündelik hayatta sert, aceleci ve hoyrat biçimlerde yaşanan bir temas alanıdır. Peki, biz ne diyoruz? Aşk, cinselliğin külotlu çorabıdır. Oldukça yaratıcı bir benzetme. Aşk sırtını elbette fanteziye dayar Azizem.

Birbirine dolanmış iki külotlu çorabın insan bacaklarını andıran alegorik formu, arka planda eski bir şehir silüetiyle birlikte aşk ve cinsellik arasındaki örtücü ilişkiyi simgeler.

Hem tutkuyla sevişen çiftler zamandan da tasarruf ederler. Trenden beş dakika önce atlama olayı… İki taraf da aşırı özlem duyuyordur varacakları topraklara. Al sana başka bir misal. İhtiras, baş sancaktarımızdır. Birbirlerine aşık iki sevgilinin sevişmesi, kendi topraklarını güle oynaya teslim eden işgal altındaki devletlere benziyor. O kadar istekliler ki buna, işgal eden kim, işgale uğrayan kim belli değildir. Hem de karış karış gezdirirler topraklarını! Son demde ise “bak burası da başkentimiz!” derler.

Bakın, insanlar nasıl sevişirler anlatayım size.

“İşgal yönteminizden çok hoşlandım. Bir tatbikat daha yapmak istemez miydiniz! Yapalım güzelim. Topçu bataryaları hazır mı çavuş? Bir saate bayrağı dikeriz generalim! Canım ne acelesi var, ağırdan alın biraz. Önden bir keşif kolu yollayın. Dağ sırtı, tepe bayır gitsinler. Bak bir kurşun boynumu yalayıp geçti! Kucak dolusu sevgiler sunmak lazım karşılığında. Olmadı arkasından dolanırız. Yerin kulağı var, aman sessizce görün şu işi! Kulağına fısıltılar geliyor mu güzelim? Duy da duymazlıktan gel. Aç ağzını ve bak yukarı! Hava saldırısı mı bu? Bu dağın eteklerinde ancak kızgın lavlar yağardı başımıza, güzel, sevdim bu işgalimsi kuşatmayı!”

Betimleme bizim işimiz evelallah. Peki! Bugünkü aşkı nasıl tanımlarız? Çok basit. Kara treni buharlı trene çeviren sanayi devrimine benzetirim onu. Hayatı kolaylaştırır ama kıymeti bilinmez hiçbir şeyin…

 

Günay Aktürk

Bunlara da Bakabilirsiniz

Read more
Powered by Gelecek Internet