Lao Tzu Der Ki: Tanrı Size İstediğiniz İnsanları Vermez

Lao-tzu-on-All-Around-Mastery

Bir Alıntı Bir Yorum

lao tzu : tanrı size istediğiniz insanları değil

“Tanrı size istediğiniz insanları değil, ihtiyacınız olan insanları verir. Öyle ki bu insanlar size yardım edecek, sizi incitecek, size acı verecek, sizi terk edecek, sizi sevecek ve olmanız gereken insan olabilmenizi saplayacaktır.

Lao Tzu

Demek o yüzden gelmedi dün akşamki randevuya. Ben de sanmıştım ki aklını yeter ölçüde bağlayamadım. Ah yüceler yücesi… Demek benim için farklı planların varmış ha! Olmadığı gün olmuş mudur ki? Kurban olduğum yazgımı hiç de B plansız bırakmaz. Boyuna onu devreye sokar, şükür A planını görmek henüz kısmet olmadı! Yine başıma iş açmasa bari!

Lao Tzu büyük adam, klasiklere bile girmiş. Hiç yanılır mı! Tanrı babamız elbette çıkartmaz karşımıza istediğimiz insanları. Onun kafasında illaki münasip biri vardır. Görücü usulü gibi! Ne bilirim ki zaten ben! Biraz eski kafalıdır da ondan olur bu. Kainattaki en eski şeyden çok daha eskidir.

Ah Lao Tzu Ah!

Bizi bir kötüye yamasa da iyiliğimizedir. Şiddete uğrayan kadınlar mı? Tacize ve tecavüze? İyilik Allah’tan ise kötülük de ondan. Eğip bükmeye ne lüzum, yaprak kımıldamazmış “ol” demeyince. Öyleyse ne? Olgunlaşmanın yolu yöntemi acıdır. Başka yolu yokmuş ki, aklına sadece bu gelmiş. Olmamız gereken insana dönüşmek için ille de silkeleyecek. Olmuş halimizle de yaratabilirdi ama böylesi daha keyifli sanırım. Uçsuz bucaksız kâinatı çekip çevirmek kolay da, insanla savaş halinde. İnsan Tanrının eşiti çünkü o da kurguluyor! Hem de en azılısından!

Lao Tzu bir yerde haklı. İnsanlarla münasebetimiz yetiştiriyor bizleri. Ama bu organizasyondan Tanrı mı sorumlu? Çevresine kötülük saçan insanları bizimle karşılaştıran Tanrı mı? O halde olması gereken şeye dönüşemeden öldürülüyorsa insan yığınları, malzemeden çalan müteahhitler gibi o da beyin fırtınasından çalmış olmalı!

Lao-tzu-on-All-Around-Mastery

“Görmek istemeyenden daha kör bir kimse yoktur.” Lao Tzu

Her şey tanrıdan ise kimse suçu üzerine almaz. Öyleyse merhameti de kovun gitsin. Göklerden gelen taşaklı bir emir varken insan ırkı olarak merhameti nerede besleyip büyüteceğiz! İnsanlığın başladığı yer tam da burası olmalıdır. Demelidir ki kendi kendine: “Delil yetersizliğinden salıveriyorum seni ey yüceler yücesi.” İşte o zaman zavallı bir insan olmaktan çıkar ve kendi kararlarının sorumluluğunu üstlenebilir.

Read more

Ateşi Kıvılcımken Söndürmeli

ateşi kıvılcımken söndürmeli

Kıvılcımı Söndürmek Ha!

ateşi kıvılcımken söndürmeli

“Ateşi kıvılcımken söndürmeli, yoksa yangının önünü alamazsın.”

Tolstoy

Közde yavaşça pişen şu mangal etini hatırlasana, ne de güzel sesler çıkartıyordu çıtır çıtır. Sos dedin mi, yolu yöntemi senden sorulurdu üstelik. Lezzeti bir yağ gibi damlarken kim döker ocağa suyu!

Ateşi henüz kıvılcımken söndürmek… Haşa! Kızaran etin çıtırtısı ruhsal bir inleme gibiydi kulaklarında. Bu tensel zikirden evliya olsa kurtaramaz paçasını. Tanrının bile nur topu gibi bir evlat getirdiği dünyada ateşi kim söndürecek?

Kıvılcımı söndürmek ha! Hangi deli soyunacak bu işe? Hem de hava bunca güllük gülistanlıkken! Zor olan yanmak değil ki, ona herkes gönüllü. Zor olan ateşin içinden en az yanıkla çıkabilmek. Hem de ateşi kirletmeden…

Kıvılcımı söndürmek… Heyhat… Kimin aklına gelirdi ki ateş büyüyecek de koskoca tesisi yakacak!

Günay Aktürk

Read more

Zamanı zamana kırdırmak

Zaman - makale oku

Bir Alıntı Bir Yorum

Zamanı zamana kırdırmak

“Saatler boyunca başka saatleri beklemek…”

Çürümenin El Kitabı
Emil Michel Cioran

Geminin kıç tarafında oturup dümenin başında yaşanacak saatleri hayal etmek! Bilmez miyim! Zaman durma noktasındadır ve çapayı ruhuna sapladığının resmidir!

Sen bir de kaptanın seyir defterini oku. O da limana yanaşacağı saatleri beklemekte! Limandaki de el sallar uzaklaşan yolcu gemilerine!

Kimse bu günü bugünden yaşamasını beceremez. Özel ve anlamlı saatler ileride değil, geçmişte kalmıştır artık. Küçük bir anı olarak hem de. Tadı damağa sonradan ilişir.

Neden böyledir peki? Tam tersi olamaz mı? Duygusal derinlikten bahsedebilir miyiz? Bütün sanatların atası sayılabilecek şiir ile de alakalıdır biraz. Şiir derinliktir. Derinlere sonda vurup yaşamın özünü damıtabilmektir. Bu yüzden şiir sevmeyen insanlara ruhsal olarak yakınlaşamam bile…

Sevdiğim kadını boynundan öptüğüm zaman biraz durur ve ölümsüzleştiririm o anı. Kokusunu içime çekerim. Duygusal derinliğin getirileri! O an zaman duruverir! O anın ne geçmişte bir anı olarak kalmasını isterim, ne de daha fazlasını talep ederek bozguna uğrarım!

Anı yaşayamayan, güzel zamanları anılar çöplüğünde istifler. Ya da yeni bir deneyimi mahvetmek için yeni saatleri bekler bekler bekler…

Günay Aktürk

Read more

Onurlu Yurttaşlık

onurlu insan

Bir Alıntı Bir Yorum

onurlu yurttaşlık
onurlu yurttaşlık

“İnsan, hayvanla üstinsan arasına gerilmiş iptir. Uçurum üzerinde bir ip.”

Nietzsche

Onurlu yurttaşlık onursuz yurttaşlıktan daha zordur çünkü özel çaba gerektirir. Onursuz toplumların onur kazanması da bu yüzden zor.

Hiçbir ideolojinin dünyayı değiştireceğine inanmıyorum. Belki zaman zaman insanlık onurunun kazandığı, bir dizi haklara sahip olduğu dönemler görülebilir. Ama uzun sürmez bu olay. Bu bir geriye dönüş çabasıdır.

Peki neden? Çünkü insan, kitleler halinde aslaklığın peşinde. Çünkü içi boş tembel bir kafatası. Önüne bilimsel verileri koyarsın ama o gider geleceğini yine de kahve telvesinde arar. Olmadı üfüttütür kendini. Hakikati binlerce yıllık metinlerde arar. Kendi çağının insanı değildir de ondan.

Güce ve üstatlara tapar. Doğasında vardır bu. Vahşilik doğasında vardır. Sürüngen beyin gelişti ve sistematik bir cellada evrildi. Kimisi zevk alır öldürürken. Kimi bir dava uğruna yapar bunu. İnsan, hangi sebeple olursa olsun bilinçli cinayetlerini sürdürdükçe beklenen düzen gelmez. O her zaman hırslarına yenilecek.

Bunun tek bir yolu var. O yolu Nietzsche bulmuştu aslında: “üstün-insan“a evrilmek. Elimizdeki bu insan modeliyle bu iş sekteye uğruyor. “Düşünen Hayvan” insana evrildi ama dibi tutmuş bir yemek misali karasını hâlâ atamadı özünden. Üst insana geçtiğinde o karadan da kurtulacak. Onurlu insanlık menzile giden yolda bir geçit.

Ülkenin düşünmesini bilen aydın insanları milyarlarca insan kalabalığının arasından çıkabilmiş üst insan adayı. Tıpkı bilimi, sanatı ve insanlık onurunu korumaya çalışan Boğaziçi Üniversitesi öğrencileri gibi…

 

Günay Aktürk

Read more

Charles Bukowski Kadınlar

Charles Bukowski Kadınlar eserinin temalarını yansıtan, yazısız alegorik Bosch tarzı çok figürlü sahne

Charles Bukowski Kadınlar – Seçme Alıntılar ve Metnin Teması

Charles Bukowski, Kadınlar adlı eserinde aşkı, arzuyu, yalnızlığı ve modern ilişkilerin çürümesini sert ve filtresiz bir dille ele alır. Bu metin, romantik ideallerden çok, insanın iç dünyasındaki çatlaklara ve kadın–erkek ilişkilerinin güç, korku ve bağımlılık ekseninde nasıl şekillendiğine odaklanır.

Bukowski’nin kadınlara bakışı ne yücelticidir ne de uzlaşmacı; aksine çelişkili, rahatsız edici ve çoğu zaman acımasızdır. Kadınlar metninde yer alan bu seçme alıntılar, yazarın aşk, cinsellik, yalnızlık ve bireysel özgürlük üzerine düşüncelerini açıkça ortaya koyar. Bu sayfada yer alan bölümler, eserin tamamını değil; ruhunu, tonunu ve felsefesini yansıtan pasajları bir araya getirir.

Charles Bukowski Kadınlar eserinin temalarını yansıtan, yazısız alegorik Bosch tarzı çok figürlü sahne

Kadınlar – Sözleri (Seçme Alıntılar)


Bir kadın olarak doğmuş olsaydım kesinlikle orospu olurdum. Erkek olarak doğduğum için, sürekli kadınları arzuladım. Buna rağmen kadınlar beni hep korkuttu. Çünkü onlar hep ruhunuzu ele geçirmek ister. Öyle olsa benden geriye ne kalırdı korumak isteyeceğim.


Bazı kadınlar erkekler kadar aşağılık değildi. Bazıları ise para için ruhunu bile satabilirdi. Ruhunu satan bir kadın, bir fahişe kadar saygın olamazdı. Onlardan hep kaçtım.


Kadınlar sizi sevebilir. Fakat bir süre sonra bir şey olur onlara, sizi ölürken izlemek isterler, arabayla sizi ezip suratınıza tükürmek isterler.


Kadınlar korkutuyorlardı beni, çünkü er ya da geç ruhuma sahip olmak istiyorlardı. Oysa ben ruhumdan arta kalanı kendime saklıyordum. Esasen fahişeleri arzuluyordum, çünkü özel isteklerde bulunmuyorlardı. Gittiklerinde de hiçbir şey yitirilmiş olmuyordu.


İnsan ilişkileri doğru düzgün yürümüyordu nasılsa. İlk iki hafta herşey canlı gider, sonra taraflar ilgilerini kaybederlerdi. Maskeler düşer, gerçek yüzler görünmeye başlar: çatlaklar, bönler, kaçıklar, kinciler, sadistler, katiller. Modern toplum kendi türünü yaratmıştı ve insanlar birbirleriyle besleniyorlardı. Ölümle düello gibiydi.


Dışarıdan gamsız bir pezevenk gibi gözüküp iç dünyamda duygusal biri olmak beni mahvetti. Ama yalnız olmak yanlış bir kalpte olmaktan iyidir.


Herkes kendinin özel, ayrıcalıklı, müstesna olduğunu düşünüyordu. Balkonundaki saksıları sulayan kocakarı bile.


Bir erkek sadece iyi bir kadın bulamadığında çok fazla kadına ihtiyaç duyuyordu.


Charles Bukowski’nin kadınlar temasını alegorik sahnelerle anlatan, yaşlı bir adam, kadın figürleri, tutku, yalnızlık ve insan ilişkilerinin çürümesini betimleyen yazısız resim

Dışarıdan gamsız bir pezevenk gibi gözüküp iç dünyamda duygusal biri olmak beni mahvetti. Ama yalnız olmak yanlış bir kalpte olmaktan iyidir.

Herkes kendinin özel, ayrıcalıklı, müstesna olduğunu düşünüyordu. Balkonundaki saksıları sulayan kocakarı bile.

Bir erkek sadece iyi bir kadın bulamadığında çok fazla kadına ihtiyaç duyuyordu.

Erkekler futbol seyreder, bira içip bowling oynarken onlar, yani kadınlar, bizim hakkımızda düşünüyor, bizi inceliyor, karar vermeye çalışıyorlardı – bizi bıraksalar mı, atsalar mı, değiştirseler mi, öldürseler mi, yoksa sadece terk mi etseler?


Aşık olmadığıma sevindim. Aşık insanlar asabi, tehlikeli olurlar, perspektif duygularını kaybederler. Sinirli, can sıkıcı psikopatlara dönüşürler…


Zordur benimle yürümek!
Bunu benimle yola çıkanlar bilir,
hepsi yarı yolda gittiler!
Suç kimde? Ben zoru seviyorum, onlar sevmiyor.
Yapacak bir şey yok! Suçum var mı?
Tabii ki var; zor yola, kolay kişilerle çıkmak
en büyük hatam!


Bunlara da Bakabilirsiniz

Read more

Güzellik Kısa Ömürlü Zalimliktir

Güzellik nedir, günay aktürk
Güzellik kısa ömürlü zalimliktir

Güzelliğinde greyfurt tadı var. Ekşi ve ağız sulandıran cinsten. Belki ağız yapısındadır. Benzerleriyle arasındaki tek fark, nadir olmalarıdır. Bazı insanlar böyledir. Bazı insanların kendilerine has güzellikleri vardır.

Ya saçları? Bir bakteri kadar küçük olsaydım evren kapkaranlık sanırdım! Uzaktan ancak bu kadar seçiliyor. Tutku da bir nevi uzaklık birimi olabilir mi acaba? Tutkunun boyutu mesafelerle mi ölçülür?

O da yaşıyor en az ötekiler kadar. O da yalnız, o da çoğul. O da insan. Ve benim radarım onu tanıdı. Çünkü insan, sadece biriktirdiği bir dizi kalıplara kaptırabilir kendini.

Islah olmaz bir şarap aşığı olduğum söylenebilir. Ama rakının asilliğiyle de baştan çıkabilirim. Muz dedin mi tutamam kendimi. Ama kivisiz bir hayat da düşünemem. Havuç baklava, ben ve sütlü irmik üçlü bir aşk yaşarız öteden beri. İnsan da tıpatıp böyledir. O görkemli aşkların yerini yenileri alır zamanla. Sadakat ise olsa olsa bilinçli verilen bir karar olabilir. Sadakat bir seçimdir. Sadakat, bir apartman dairesini ısrarla müstakil bir ev olarak hayallemektir. Tapuda öyle yazmaz halbuki. Insanın tapusu iç dünyasıdır. Kısacası insan verdiği o şölenli şenlikli kararları kısa vadeli tutkularla vermiştir. Bir şiirimde yazmıştım:

“Ne kadar samimi ve içten de olsa
sevgi sözcüklerini ve ihaneti
ve ihtirası haykıran dudakların
sarhoş ve de sırf o an değerli olan
bir sarhoşlukla söylendiğini asla anlayamadım.”

Günay Aktürk

Read more

Güzel İnsan Olmak – Ya da Olamamak

güzel insan olmak, günay aktürk makale

Yüreği Güzel İnsan Olmak

güzel insan olmak, günay aktürk

“Ben vicdanı temiz, korkusuz ve kötülük yaparak kendini küçük düşürmeyecek türden bir insanım.”

Morgue Sokağı Cinayetleri
Edgar Allan Poe

Kim ki “güzel insanolmak istiyor, vicdanın ve merhametin izinden gitsin. Hiçbir yazılı emir, gelenek ya da ideoloji insanı vicdanlı bir birey yapmaz. Bu yüzden hiç kimse aynadaki suretine bakarak inançlı bir dindar ya da zeki bir bilim ve ilim yorumcusu olarak övünmesin.

Zehirli yılanları dahi hayretler içinde ve ilgiyle izlemeyen insan! Onun büyüleyici etkisine kapılmayan… Davranışlarındaki evrimsel vahşiliği fark edip “Bak, bana da zihin verdi!” diye onunla konuşamayan insan! Yılanın zehri ile farenin içgüdüsü arasındaki bağlantıyı fark edemeyen insan elbette onları düşman ilan edip kafalarını kopartacaktır!

Yok etmeye gücü olduğu halde bir şekilde sevmeyi becerebilen insan, erdemli insandır. Kendini tanrı sanan insan kötü bir insandır. Bilgisizdir. Cahildir. Bazıları gerçekten bilgili olabilirler. Ama o bilgi merhametin kapılarını açmaya yetmemiştir. Belki dünyanın en güçlü insanı bile olabilir. Ama sadece o kadar. Bir zamanlar besin zincirinde en tepeye tırmanmış olan dinozorlar gibi.

Tanrıcılık oynayan insana derim ki: “Sen hayvanlar alemindeki insan popülasyonunda en güçlü hayvansın. (Buradaki hayvan tanımı hakaret içermiyor) Ama seninle üst insana ulaşılamayacak. Zeki olmakla zengin olmak aynı şeyler değildir. Uygar olmakla bilgin olmak da aynı şey değildir. Tıpkı 2020 de yaşayan herkesin bilgi çağında yaşamadığı gibi.

 

Günay Aktürk

 

Read more

Oscar Wilde İle İnsan Portresi

Oscar Wilde İle İnsan Portresi

Oscar Wilde İle İnsan Portresi

Oscar Wilde İle İnsan Portresi

Oscar Wilde demiş ki: “Hayatınızı cahillere, sıradan insanlara ayırarak heba etmeyin.”

Hele kırbacı yesinler de ondan sonra Wilde gardaşım. İnsan figürü bu, uzak durmak için önce ona maruz kalmak gerek. Bekle ki şişe geçirilip ateşte yansınlar hele. Suda boğularak dipteki çamura batmadan olmaz o dediğin. Önce bedenleri istila edilsin. Hamam böcekleri gibi ezilsin gurur denilen soytarı, anladın mı?

Bekle canım ne acelen var! Geçip gitsin ilk gençlik dönemi en güçlü darbelerle. Bekle ki fırtınaya kapılsınlar. Denize düşen yılana sarılsın. Belki içlerinden bazıları yılan olmaya heveslidir, ne malum? Öğüt denilen şeyi kulaklar işitmez Oscarcığım. Deneyim gerek onlara. Denesinler de görsünler karadeliği tersinden!

Zerrelerine kadar parçalanmadan akıllanmaz bunlar. Termodinamiğin ikinci yasasını hiç duymadın mı şekerim! Her şey bir gün bozulmaya mahkumdur. Ama sen ne yapıyorsun? Yamalı bohçadan fistan dikmeye çalışıyorsun. Gözünün çapağını yerim senin. Onların gözlerine gençlik perdesi inmiş. Kanları deli akıyordur şimdi. İlle de o uçurumdan aşağıya atlayacaklar. Tutabildiğimize yetiştik. Hem bu dünyada kim kimin kurtarıcısıdır, orası belli olur mu hiç? Düşünsene bir kere! “Akıl veren akılsızlığından haberdar değil bu dünyada.

Son bir söz etmesem eksik kalırdı cümleler. Ne demiş Mevlana: “Cahille girme münakaşaya; Ya sinirini zıplatır tavana ya da yazık olur adabına.” Ah bu sözler yok mu, at izini it izine karıştırıyorlar. Mevlana’nın bu sözünü cahiller de okuyor. Üstüne alan bir tek cahil var mı şu memlekette? “Bilenle bilmeyen hiç bir olur mu?” İşte bu söz ağızlara pelesenk olmuş. En çok da cahil ehlinin ağzında. Neyi biliyorsun? Kendinden haberdar mısın mesela? Hani derler ya, beyinden kalbe giden yol, en uzun yoldur. O mesafeyi kat etmeyi başarabildin mi? Kendini bilmeden neyini bileceksin bir başkasının?

İnsan figürü Oscar’ım, bizler de o portreye dahiliz. Bizler bilge insanlar mıyız peki? Aşabildik mi o en uzun mesafeyi? Hiç sanmıyorum. “Hayatınızı cahillere, sıradan insanlara ayırarak heba etmeyin.” diyorsun. Doğru diyorsun. Peki, sorarım sana, kimdir cahil? Sıradan insan kimdir? Aslında değişir kişiden kişiye. Kendimden misal vereyim. Dindar insanlar nazarında cahilin önde gideni olduğum açık. “Hiç bilenle bilmeyen bir olur mu?” meselesi. Aslında çatışma buradan başlıyor: Bilgiyi yorumlama şekli!

Sezgi Mi Akıl Mı Oscarcığım?

Bir kimse savunduğumuz bir inanışı/gerçekliği reddediyorsa, o kimse cahil donunda görünüyor gözümüze. Benim cahil tanımım ise şu şekildedir: Bir bilgiyi deney yoluyla kanıtlayamadığı halde ona körü körüne inanan insan, düşünebilme kabiliyetine rağmen cahildir. İki tanım arasındaki çelişkiye bakın hele. “Hiç bilenle bilmeyen bir olur mu?” Bilmekten kasıt nedir burada? Dini ya da bilimsel bilgilerin söyledikleri mi? Öyleyse size şöyle sorayım: Mantığın peşinden mi gidiyorsunuz yoksa sezginin peşinden mi?

Müsaadenle küçük bir farkı daha beyan edeyim Oscarcığım. Bir şeyin gerçek olduğundan kuşkulanmak başka, emin olmak bambaşkadır. Sana şu anda kapının arkasında, karanlığın içinde pusuya yatmış iri bir kurdun beklediğini söylesem bana inanır mıydın? Bence sadece bir anlığına ürperirdin ama inanmak için bakıp test ederdin. Bununla beraber…

Bu bilgiyi (kurdun varlığını) sana çok güvendiğin insanlar söyleseydi ve bunu yaparken suratları kaskatı kesilseydi? Ülkede herkes kendi karanlıklarında kocaman bir kurdun yaşadığına inansaydı? Okullarda ders olarak öğretilse ve nesilden nesle aktarılsa ve bu konuda kutsal kitaplar yazılsaydı? O zaman inanırdın. Bu kurt örneğini Bertrand Russell‘ın kutsal demlik benzetmesinden uyarladım. Kısaca metafiziğin iddia ettiği bilgilerin ispatlanması bilimin değil, dinin sorumluluğu altında demek istiyor.

Derinlerde bir şeylerin var olduğuna inanmak sizi tek başına cahil yapmaz. Ara sıra kuşkulanmayı öğrenmek kaydıyla… Ama bana öyle geliyor ki kapının arkasındaki karanlığa bakmadan orada bir kurdun yaşadığına inanmak, ürpermek, ondan korkmak ve tüm bunlara rağmen onu sevmek akıl ve ruh sağlığı için pek de yararlı bir şey değil.

 

Günay Aktürk

Read more

(14) En İyi Kitap Alıntıları

Günay Aktürk

Kitap Alıntıları Ve Sözleri

Bu sayfada yer alan kitap alıntıları; Edgar Allan Poe, Jo Cotterill, Jean-Jacques Rousseau, Sabahattin Eyüboğlu, Zülfü Livaneli, Lucille Ball, Francis Bacon, Birhan Keskin, Richard Lewontin, Friedrich Nietzsche, Mihail Bulgakov, Sabahattin Ali, Murathan Mungan, Wilhelm Reich, Clarissa P. Estes, William James, Carl Gustav Jung, Romain Gary, Ernest Hemingway, Mark Wolynn, Franz Kafka, Carl Sagan, Romeo ve Juliet, Stanley Coren, Dostoyevski ve Ceyhun Atuf Kansu gibi edebiyat, felsefe, psikoloji ve bilim dünyasının güçlü isimlerinden seçilmiş sözlerden oluşmaktadır.

Dünya edebiyatının önemli yazarlarından seçilmiş kitap alıntılarını temsil eden edebi kolaj görseli

1

“Her şey tersine dönmüş. Katiller masumları yargılıyorlar.”

İki Şehrin Hikayesi
Charles Dickens

2

Mutsuzluğumuzun yegane nedeni, bir başımıza kalamamamızdır.”

Kızıl Ölüm Maskesi
Edgar Allan Poe

3

“Kitaplar size hikayelerden fazlasını verir. Kitaplar size kaybettiğiniz insanları geri verir.”

Limon Kütüphanesi
Jo Cotterill

4

“Bilgiye aşıktı, kendisi de bilgiliydi ama biraz ukalalığı vardı.”

İtiraflar
Jean-Jacques Rousseau

5

“Softalık bütün insanlığın baş belasıdır.”

Sabahattin Eyüboğlu

6

“Apaçık ve hazır olanı reddedip uzaktaki ve belirsiz olanı yeğlemek insan doğasının sapkınlığının bir özelliğidir.”

Bütün Hikayeleri
Edgar Allan Poe

7

“Bu kadar cinayetten sonra şunu kabul edelim artık. Bu ülke hasta. İşin kötüsü bunu düzeltmesi beklenecek kurumlar da hasta.”

Zülfü Livaneli

8

“Egoistlerin iyi bir yanı vardır: Başkaları hakkında konuşmazlar.”

Lucille Ball

9

“Servetiyle her şeye sahip olabileceğini sanan pek çok kişi, evvela kendisini satışaçıkartmıştır.”

Francis Bacon

10

“Bilme, tanıma beni. Merdivenleri üçer beşer çıkmanın sevinci yok içimde.”

Birhan Keskin

11

“Bizi biz yapan iki milyar yıllık evrimin yanında yüz günlük devrimin bizi değiştireceğini nasıl düşünebiliririz ki?”

İdeoloji Olarak Biyoloji
Lewontin

12

“Bari hayvan olarak mükammel olsaydın. Fakat hayvan olmak için masum olmak gerekir.”

Nietzsche

13

“Ah, şikayet edemeyeceğiniz biri tarafından inciltilmek ne acı!”

Francis Bacon

14

“Seven kişi, sevdiğinin kaderini paylaşmak zorundadır.”

Usta ve Margarita
Mihail Bulgakov

15

“Dünyada hayatın bir tek manası varsa o da sevmektir. Hatta mukabele edilmesini bile beklemeden sadece sevmek. Başka insanı bahtiyar edebilmek, kendini bahtiyar edebilmekten daha güç fakat daha insancadır.”

Canım Aliye Ruhum Filiz
Sabahattin Ali

16

“Hiç kimsenin iyi gelmediği yerden sarıyorsun yaralarımı. Hiç kimsenin dokunamadığı yerden kanatıyorsun sonra.”

Murathan Mungan

17

“Ruhsal bozukluklar, içinde yaşadığımız toplumun doğurduğu cinsel aksaklıkların sonucudurlar.”

Bedensel Boşalmanın İşlevi
Wilhelm Reich

18

“Erkek, eşinin mezarından dönerken kimi alsam ki diye düşünür.”

Eskiler

19

“Elinizden geldiğince bağışlayın, biraz unutun, epeyce yaratın.”

Kurtlarla Koşan Kadınlar
Clarissa P. Estes

20

“Eğer birinin ruhunu görmek istiyorsan ona hayallerini sor.”

Öğretmenlere Öğütler
William James

“Eğer birinin ruhunu görmek istiyorsan ona hayallerini sor.”

Öğretmenlere Öğütler
William James

21

“Bir erkeğin tam olabilmesi için daha ne kadar kadınlığa gerek duyduğunu biliyor musun?”

Kırmızı Kitap
Carl Gustav Jung

22

“Seksen dört yaşındayım ama üzülecek hiç kimsemyok. Sevdiği birini yitirmek korkunç bir yalnızlık, hiç kimseyi yitirmemiş olmak daha da korkunç bir yalnızlık.”

Kral Salomon’un Bunalımı
Romain Gray

23

“Öleceğiz ama köprüyü de uçuracağız.”

Çanlar Kimin İçin Çalıyor
Ernest Hemingwey

24

“Karanlık zamanlarda göz görmeye başlar.”

Seninle Başlamadı
Mark Wolynn

25

“Güzel günlerdi onlar. O ilk güzel günler, en azından aynı güzellikte bir daha tekrarlanmamıştı.”

Dönüşüm
Franz Kafka

26

“Kitaplar tohum gibidirler. Yüzyıllarca bir yerde uyuyakalmış durumdadırlar. Sonra da birden beklenmedik ve umut vaat etmeyen topraklarda çiçek vermeye başlarlar.”

Carl Sagan

27

“Ah, uzaktan görünen aşk, nasıl da acımasız ve kaba denendiğinde…”

Romeo ve Juliet

28

“Köpeklerin en büyük korkusu evden onsuz çıktığınızda tekrar geri gelmeyeceğinizdir.”

Stanley Coren

29

“Artık susmuyor da eskisi gibi. Durmadan konuşuyor. Kitapları da düşürmüyor elinden.”

Yaz İzlenimleri Üzerine Kış Notları
Dostoyevski

30

“En güzel oyuncağı yaşamaktır çocukların.”

Halk Albümü
Ceyhun Atuf Kansu

Kitaplar karanlıkta bir ateş lavrasıdır. Onlar olmadan dünyanın karanlığa bürünmesi kaçınılmaz. Tiranlığın hüküm sürmesinin nedeni de tam olarak bu. Gerçeklik algımız kirli. Tüm çabamız, kendi payımıza temizleyebildiğimiz kadarını temizlemek. Bu çaba yalnız yozlaşan aklı temizleme çabası da değil. İşe kendimizi yontmakla başlıyoruz.

Bugünlük kitap alıntıları bu kadar : )

Daha fazlası için İnstagram sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.

Read more

1- En İyi Kitaplardan Alıntılar

Günay Aktürk

Kitap Alıntıları Ve Sözleri

Seçmece kitap alıntıları | Bu makale şu yazarlara ev sahipliği yapmaktadır: Tolstoy, Emre Gökçe, Guy Finley, Artur Schopenhauer, Kamuran Olgun, Bob Marley, Orson Welles, Hasan İzzettin Dinamo, James Joyce, Eduardo Galeano, Voltaire, Osman Nar, Ahmet İnam, Dan Brown

en iyi kitap alıntıları 1

1- “İnsanın kahpesi ne aslana ne kaplana benzer. İnsanoğlunun kahpesi ilk bakışta sana bana benzer.”

Hasan İzzettin Dinamo

2- “Dünya denilen bu kokuşmuş çöplükte her şeyden şüphe edebiliriz, bir annenin sevgisi hariç.”

James Joyce

3- “Size kimin hükmettiğini öğrenmek istiyorsanız, kimi eleştirmeye izniniz olmadığını bulun.”

Voltaire

4- “Gözlerindeki o kıvılcım artık büyük ateşler yakamaz.”

Sanrılar / Günay Aktürk

5– “Daha kısa cümleler kuruyorum, daha az konuşuyorum artık… Laf lafı açsın istemiyorum.”

Osman Nar

6– “Affetmekiçin iki kişilik erdem lazım. Hem onu affetmek, hem de onu affettiği için kendini affetmek.”

Orson Welles

7- “Eğer o muhteşemse kolay olmayacak. Kolaysa muhteşem olmayacak. Eğer ona değerse vazgeçmezsin. Vazgeçersen sen değmezsin.”

Bob Marley

8- “Şarabı sevmemiz üzüme düşkünlüğümüzden değildi. Biz ezilenden yanaydın.”

Kamuran Olgun

9– “Düşünürseniz acı çekersiniz. Şüphe ederseniz delirirsiniz. Hissederseniz yalnız kalırsınız.”

Eduardo Galeano

10- “Binlerce insan kendileri için mutlu kulübeler yapmak yerine mutlu azınlık için saraylar inşa ederler.”

Artur Schopenhauer

11- “Aşık olduğun kişi hep başkasına aşıktır. Zaten sen de hiçbir zaman sana aşık kişiye aşık olamazsın.”

Murphy Kanunu

12- “Eğer öküzlerle domuzlar konuşabilseydi, yemden başka bir şey düşünenlerle alay ederlerdi.”

Murphy Kanunu

13- “Kendini yaşamın kendisine verdiği şeylerle ölçen inan sıradan insandır. Çünkü yalnızca sıradan insan yaşamın kazara onu ödüllendirilmesine ya da ödülünü esirgemesine göre kendine değer biçer”

Vazgeçebilmek / Guy Finley

14- “Her gün biraz daha gecikiyorsun. Dün ölmüş olabilirdim.”

Emre Gökçe

15- “Buradaki hayatı bırakıp gitmek üzücü ama ne gelir elden? Gittiğim dünyaya da alışırım ne de olsa. Ama işlediğim günahlar? Onlar ne olacak?”

İnsan Ne İle Yaşar / Tolstoy

16- “Yobaz, kendi görüşünün yobazına kördür. Kendi görüşünün yobazını kahraman sanır, kutsallaştırır. Yobaza göre kendi görüşünün liderlerinin dışında hemen herkes yobazdır.”

Ahmet İnam
ODTÜ Felsefe Bölüm Başkanı

17- “Başarı, şevkini kaybetmeden bir başarısızlıktan diğerine geçebilme kabiliyetidir.”

Başlangıç / Dan Brown

Yeni kitap alıntılarında görüşmek üzere:) Daha fazlası için İnstagram sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.

Read more