Gel Tanış Olalım Seninle (Kısa Makaleler)

gel tanış olalım seninle - kısa makale

Gel Tanış Olalım Seninle

gel tanış olalım seninle - kısa makale

Gel tanış olalım seninle” demenin aklıma bile ilişmediği günler…

Vakti zamanında kendimi çok parçalamıştım. İsterdim ki dünya da parçalansın benimle birlikte ama nerede bende o şans. Artık umutlu düşünüyorum. Gözlerime baka baka geçip gitti önümden zaman. O öylece giderken “dur!” diye bağırdım zamana. Durup baktı gözlerime. Onunla ne yapacağımı, onu nasıl değerlendireceğimi bilemediğimden sadece baktım.

Sana, gel tanış olalım seninle demek için erken bir saatti.

Baktı ki adam olmayacak benden: “Zaman treninin arka vagonlarında uyanırsın genç adam!” dedi. “Orası geç uyananların vagonudur. Ön vagonlar sana göre değil.

Yani öyle demiş. Ancak şimdi duyabiliyorum o sözcükleri. Ben de daldım evvelce kitaplara. Bilim öğrendim. Dinler tarihine daldım. Şiir yazdım. Romanlar kurguladım. Bu süreçte çokça taşa tuttular beni. Dilim sivrilmişti çünkü. Bazıları da dedi ki: “Sen de o ozanlar gibi yakılmaya emin adımlarla ilerliyorsun. Dikkat et!

Acele edelim, vakit dar. Artık tanış olalım seninle!

Birkaç sene oldu arka vagonlarda uyanalı. Bayağı şeyler biriktirmişim. Öğrendiğim bilgiler benimle mezara giderse gözüm açık kalır. Ben de işi büyütmeye karar verdim. Bilgiyi paylaşmak tüm canlılığın en büyük “dini” olduğunu fark ettim. Bir defa uyandıysam eğer, diğerlerini de dürtme zamanıdır. Sonunda yakılacak olsam da…

 

Günay Aktürk

Read more

Mutluluk Üzerine Yazılar

mutluluk üzerine yazılar

Mutluluk Üzerine Yazılar

mutluluk üzerine yazılar

Mutluluk, elde etmek için peşinden koşulacak ve sonra da kaybetmemek için çaba sarf edilecek bir şey değildir.

Sefiller
Victor Hugo

 

Kalabalıklara karışmak isteyen insanlar geldi aklıma. Sürekli eğlencenin süresiz mutluluk getireceğine inanan insanlar. Her yerde olan hiçbir yerdedir sözüne inanırım. İnsan kendini kalabalıklarda kaybeder. O kadar uğultuludur ki duyamaz iç sesini. Bakın, psikolojik rahatsızlık duymaksızın iki gün evde kalamıyorlar.

Ne yapıyorlar? İş güç icat ediyorlar. Yeni yemek tarifleri ya da dizi abonelikleri gibi. Sıradan gibi görünüyor ama ciddi bir sorun. Kimse kusura bakmasın ama bu işe yaramaz kalabalıklar hayattan zevk almak konusunda henüz emekleme çağında bile değiller. Kendilerini adayacak dişe dokunur hiçbir şeyleri yok. Bütün gün evde kalsa sıkıntıdan patlayacak kadar boş zamanı olması hiç normal görünmüyor gözüme. Yani bakıyorum içi boş.

Normal zamanlarda her şey neden normal görünür anlamış değilim. Nefes al ve gündelik saçmalıklardan bahset. Avm açılışlarını kaçırma. Diskoda eğlen. Her gün bir yerlerde boy göster ve sürekli poz ver. Mutlu ve sağlıklı görünmeyi unutma. Bir de epeyce eğlenmiş... Hemen paylaş bir yerlerde. Seksi unutma. Bu kadar boş bir hayatın en büyük heyecanı bedensel tatminlerdir. Peki, mutluluk nedir sorusunun yanıtı mıdır bunlar?

Aslında sorun bunların yapılıyor olmasında değil. İnsan nefes almak ister ama aslen soluksuz kalmaya ihtiyacı var. Sorun, bunların artık rutine dönüşmüş olması. Yaptığınız şey bir başkasına saçma gelebilir ama bunların hiç birisi uğraştan sayılmaz. Bu ruh ne ile dolacak? Hem, zihin zorlanmalı ki elde edilen şeyler kıymete binsin. Bu insanlar için hayatın hiçbir değeri yoktur ve dünya üç günlüktür. Zira içi boş bir yaşam ancak zevk ile yaşanırsa yaşanmaya değerdir. Onu kaybetseler bile yasını tutmaya değmez zira yas tutacak hiçbir şey yaşanmamıştır.

İnsanın dişe dokunur bir uğraşı ve kavgası olacak arkadaş. Mutluluk dışarıdan gelirse, bir gün girdiği kapıdan çıkıp gider. Ve o “bir gün” sürekli tekrarlanır…

 

Günay Aktürk

Read more