Siz Aşktan Ne Anlarsınız Bayım – Didem Madak

Didem Madak’ın “Siz Aşktan Ne Anlarsınız Bayım” şiirini temsil eden, hüzünlü kadın portresi ve yalnızlık, çocukluk, anne ve imkânsız aşk temalarını simgeleyen alegorik dijital resim

Didem Madak Şiirleri

Siz Aşktan Ne Anlarsınız Bayım, Didem Madak’ın modern Türk şiirinde yalnızlığı, anne figürünü, çocukluğu ve imkânsız aşkı aynı potada eriten en çarpıcı metinlerinden biridir. Şiir, yüksek sesle iddia eden bir aşktan değil; susarak taşınan, gündelik hayatın küçük ayrıntılarına sinmiş bir acıdan konuşur. Madak, aşkı romantik bir vaatten çok, insanın kendi içindeki yoksunlukla kurduğu ilişki olarak ele alır.

Siz Aşktan Ne Anlarsınız Bayım

Çok şey öğrendim geçen üç yıl boyunca
Alt katında uyumayı bir ranzanın
Üst katında çocukluğum…
Kâğıttan gemiler yaptım kalbimden
Ki hiçbiri karşıya ulaşmazdı.
Aşk diyorsunuz,
limanı olanın aşkı olmaz ki bayım!

Allah’la samimi oldum geçen üç yıl boyunca
Havı dökülmüş yerlerine yüzümün
Büyük bir aşk yamadım
Hayır
Yüzüme nur inmedi, yüzüm nura indi bayım
Gözyaşlarım bitse tesbih tanelerim vardı
Tesbih tanelerim bitse gözyaşlarım…
Saydım, insanın doksan dokuz tane yalnızlığı vardı.
Aşk diyorsunuz ya
Ben istemenin Allahını bilirim bayım!

Çok şey öğrendim geçen üç yıl boyunca
Balkona yorgun çamaşırlar asmay
Ki uçlarından çile damlardı.
Güneşte nane kurutmayı
Ben acılarımın başını
evcimen telaşlarla okşadım bayım.
Bir pardösüm bile oldu içinde kaybolduğum.
İnsan kaybolmayı ister mi?
Ben işte istedim bayım.
Uzaklara gittim
Uzaklar sana gelmez, sen uzaklara gidersin
Uzaklar seni ister, bak uzaklar da aşktan anlar bayım!

Didem Madak’ın “Siz Aşktan Ne Anlarsınız Bayım” şiirini temsil eden, hüzünlü kadın portresi ve yalnızlık, çocukluk, anne ve imkânsız aşk temalarını simgeleyen alegorik dijital resim

Süt içtim acım hafiflesin diye
Çikolata yedim bir köşeye çekilip
Zehrimi alsın diye
Sizin hiç bilmediğiniz, bilmeyeceğiniz
İlahiler öğrendim.
Siz zehir nedir bilmezsiniz
Zehir aşkı bilir oysa bayım!

Ben işte miraç gecelerinde
Bir peygamberin kanatlarında teselli aradım,
Birlikte yere inebileceğim bir dost aradım,
Uyuyan ve acılı yüzünde kardeşimin
Bir şiir aradım.
Geçen üç yıl boyunca
Yüzü dövmeli kadınların yüzünde yüzümü aradım.
Ülkem olmayan ülkemi
Kayboluşumu aradım.
Bulmak o kadar kolay olmasa gerek diye düşünmüştüm.
Bir ters bir yüz kazaklar ördüm
Haroşa bir hayat bırakmak için.
Bırakmak o kadar kolay olmasa gerek diye düşünmüştüm.

Kimi gün öylesine yalnızdım
Derdimi annemin fotoğrafına anlattım.
Annem
Ki beyaz bir kadındır.
Ölüsünü şiirle yıkadım.
Bir gölgeyi sevmek ne demektir bilmezsiniz siz bayım
Öldüğü gece terliklerindeki izleri okşadım.
Çok şey öğrendim geçen üç yıl boyunca
Acının ortasında acısız olmayı,
Kalbim ucu kararmış bir tahta kaşık gibiydi bayım.
Kendimin ucunu kenar mahallelere taşıdım.
Aşk diyorsunuz ya,
İşte orda durun bayım
Islak unutulmuş bir taş bezi gibi kalakaldım
Kendimin ucunda
Öyle ıslak,
Öyle kötü kokan,
Yırtık ve perişan.

Siz aşkı ne bilirsiniz bayım
Aşkı aşk bilir yalnız!

Didem Madak

Bunlara da Bakabilirsiniz

Read more

DİDEM MADAK AĞRI ŞİİRİ (Sesli Şiirler)

didem madak ağrı şiiri

En Güzel Şiirler Serisi

Didem Madak Ağrı Şiiri, En güzel şiirler serisindeki yeni çalışmamız. Seslendiren: Günay Aktürk | Dinle ve dinlettir.

Aslında seslendirmeyi yapalı bir ayı geçmiş olmalı. Bir süredir bayağı üretken olmalıyım ki paylaşım sırası daha yeni gelmiş. Yine de olsun. Geç ve güç olan şeylerde gizli güzellikler vardır:)

Didem Madak Ağrı Şiiri | Sözleri

Sonbaharların kralı gelirmiş meğer İstanbul’a.
Ciğerlerimin filmini çektiler
ciğerlerim artiz oldular icabında.
Akut alevlenmiş kronik bir sonbahar gibi bakıyordu
sigara figüran falan.
Ben kırmızı bir yaprağı oynuyordum esas kız olarak.
Uçuşuyordum, uçuşmakmış meğer benim anlamım
ben bunu geç anladım.
Senin için şiir yazacaktım İstanbul
ismini ağrı koyacaktım.
Oysa bir şiir niyeydi sanki
yer içer sevişir miydi sanki bir şiir?
Hamsi ısmarlar mıydı mesela bir şiir insana?
Fotoğraf çektirebilir miydi mesela hipodromda atlarla?
Rakı içebilir miydi Samatya’da?
Bir şiir uyur muydu kuş gibi
başını alıp da kanatlarının altına?
Oysa bir şiir neydi sanki
Ben seni ciğerimin köşesindeki arıza kadar sevdim
Bir şiir seni bu kadar sever miydi sanıyorsun İstanbul?

Bağırdım sokaklarına kartondan postlar sermiş ayyaşlara.
Bana kerametinizi gösterin
Keramatenizi gösterin bana!

Bir dikişte içtim bir şişe geceni
Yıldız komasına girmek istiyordum,
istiyordum dolunay çarpsındı beni.
Kurt adamlarım serbest kalsındı icabında
Kimin fazladan puştluğu varsa bir sigara sarsındı bana;
kin kusulsundu, öç alınsın.
İcabında modern kadındım, ne zaman şişmanlasa ruhum
hemen yarın yeni bir intihara başladım.

Ben fazla yemesem diyorum baylar yani
Bu kadar hınç bana fazla.
İcabında bir Allah bir Allah daha
Çok tanrılı bir din ederdi
Bırak müridin olayım İstanbul.

Sen beni hep bir şiir sanıyordun İstanbul.
Oysa çakmaktaşları gibi kıvılcımlıydı gözyaşlarım.
Ağlamaktan kızaran bir örnek burnum ve gözaltlarımla
bu şiiri ben yaralı bir panda vaziyetinde yazdım.
Canım yandı!
Bu şiiri ben bir yangın vaziyetinde yazdım.
Şimdi bırak sana kedilerime süt getiren eski günlerimi anlatayım.
Kapıma gül bırakan adamları…
Ben de icabında bir hafıza mağduruyum.
Cumartesi günleri gayri annemlerle birlikte
sokaklarında eylemler yapayım.
Benim ne sakal yanığı günlerim oldu
guruba bak ve beni an.
Öpüşmekten yorgun ve kızıl
Bir şiir sana bunları söyler miydi sanıyorsun?
Yağmurlarında yıkanan kırmızı banklarına baktım.
Bütün allar bir gün solarmış
Ben bunu geç anladım.
Yağmur meğer tanrının zulmüymüş İstanbul.
Ağrı neydi, neremdeydi, neresiydi ağrı?
Kim bana kalbimin menzilini soracaksa sorsun artık.
Ağrıdurmadanağrıdurmadanağrıdurmadan…
Ağrı benim durmadan doruğuna tırmandığım
Meğer yüksek bir dağmış.

Üstümü ara.
Cebimdeki şiiri usulca kaydırayım senden tarafa
ellerimi de kaldırdım bak.
Hazırım tutkumu tutukla.
Şiirsizim
Bu şiir senin ismini ağrı koyar mıydı sanıyorsun İstanbul.
Ben bu şiiri kusarak yazdım.

Ekim 2002, yakında kasımpatları da çıkacaktı.

Didem Madak

Read more
Powered by Gelecek Internet