Bertolt Brecht – Bizden Sonra Doğanlara

Bertolt Brech

Bertolt Brecht

En güzel şiirler serisine yeni bir video daha. Bu defa Bertolt Brecht ve Bizden Sonra Doğanlara adlı şiiri | Seslendiren: Günay Aktürk | Sözleri aşağıdaki gibidir. Bundan sonraki çalışma ise “Madem İyisin” adlı şiiri olacak sanırım.

Bizden Sonra Doğanlara - Sözleri

I

Gerçekten karanlık bir çağdır yaşadığım!
Ahmaktır hilesiz söz.
Düz bir alın
Vurdum duymazlığa işaret.
Gülen Kötü haberi almamış henüz.

Nasıl bir çağdır bu?
Ağaçlardan bahsetmenin neredeyse suç sayıldığı
Birçok alçaklığa suskun kalışı içerdiğinden.
Yolu kaygısızca karşı karşıya geçen
Ulaşılmazdır artık herhalde
Zorda kalan arkadaşları için.

Doğrudur: geçimimi sağlamaktayım hala
Fakat inanın: bu sadece bir tesadüftür.
Yaptıklarım arasında hiçbir şey hak vermiyor
karnımı doyurmaya.
Tesadüfen ayaktayım.
(Şansım ters giderse mahvoldum.)

Diyorlar ki: ye ve iç sen!
Sevin neyin varsa!
Fakat nasıl yiyip içeyim ki
yediğim bir açın ellerinden kaptığım lokmaysa,
bir susuzun sorduğu bardak suysa içtiğim?
Ve yine de yiyip içiyorum ben!

II

Ben de bir bilge olmak isterdim.
Yazıyor eski kitaplar bilgelik nedir:
Dünya kavgalarına uzak durmak
ve o kısa zamanı korkusuz geçirmek
Şiddete başvurmadan hem
Kötülüğe iyilikle karşılık vermek
Düşlerini gerçekleştirmek değil,
unutmak, bilgelik olarak kabul ediliyor.
Tüm bunları yapamıyorum:
Gerçekten karanlık bir çağdır yaşadığım!

II

Kargaşalık döneminde geldim şehirlere
Açlığın hüküm sürdüğünde.
Girdim insanlar arasına isyan döneminde
Ve öfkelendim onlarla birlikte.
Böyle geçti zamanım
yeryüzünde verilmiş bana.

Savaşlar ortasında yedim ekmeğimi
Katiller arasında yattım uykuya
Özensiz yaklaştım aşka
Ve doğayı sabırsızlıkla izledim.
Böyle geçti zamanım
Yeryüzünde verilmiş bana.

Yollar bataklığa gidiyordu zamanımda.
Cellada bildiriyordu beni konuştuğum dil.
Çok değildi yapabileceklerim.
Fakat iktidardakiler
daha güvende hissediyorlardı kendilerini bensiz,
ümit ediyordum.
Böyle geçti zamanım
Yeryüzünde verilmiş bana.

III

Battığımız dalgalardan
yükselecek olan sizler
Zaaflarımızdan söz ederken
Unutmayın karanlık çağı da
Sizlerin kurtulmuş olduğu.

Yürüdük ya, pabuçlardan çok ülke değiştirerek
Sınıf savaşlarının ortasında çaresiz
Haksızlığın olup öfkenin olmadığı yerde.
Biliyoruz halbuki:
Aşağılıklara duyulan nefret de
Bozar şeklini yüzün.
Kısar sesi haksızlık karşısındaki
Öfke de.
Ah, güler yüzlülüğe ortam hazırlamak istemiş bizler
Güler yüzlü olamadık kendimiz.

Sizler fakat, geldiğinde vakit
İnsan insanın yardımcısı olduğu
Zaman hatırlayın hoşgörüyle bizi.

 

Bertolt Brecht

Read more

Dahav’ın Öbür Yüzü Filistin – Hasan Hüseyin Korkmazgil

Dahav'ın Öbür Yüzü Filistin

Hasan Hüseyin Korkmazgil - Dahav'ın Öbür Yüzü Filistin

Dahav'ın Öbür Yüzü Filistin - Sözleri

Ünlü dahav kampının yakınından geçtim
nazilerin/bir akşamüstü.
Bin dokuz yüz yetmiş dörttü.
Şubattı.
Dahav sis içindeydi.
Şubatta kar kalın olur bu karanlık kuzey ormanlarında.
Geyiklerin ardından kurtlar iner otobanlara.
Otobanlar son derece eğlencelidir.
Kumaş gibi dokurlar yerin yüzünü
Alman motor endüstrisinin telâşlı örümcekleri.

Kalın karın altındaki kara toprakta
sarı saçlı
mavi gözlü
bir güzel uyur.
Bu güzele bahar derler bizim bozkırda.
Buralarda belki de masallar tanrıçası
kim bilir
Dahav’ın öbür yüzü filistin.

Sülünleri tavşanları kurtları geyikleriyle
karanlık sıradağlar gibi ormanların ardında
Dahav, sis içindeydi.
Birdenbire bir koku!
fırınlanmış insan eti kokusu.
Birdenbire bir yanık,
çığlık yanığı.
Birdenbire seni andım Yahudi.
Soluyan bir kara dağdı dahav’la aramızda
Dahav’la aramızda/ yâni seninle,
senin etin,
senin acın,
ve senin çığlığınla
aramızda bu karanlık ormanlar.
Dahav’ın öbür yüzü filistin

Birdenbire seni andım Yahudi.
Kızarıp tutuşması çıplak derinin,
yağın cızırdaması,
cızırdayıp parlaması bir anda,
patlaması pıtır pıtır gözlerin.
Yâni senin gözlerinin Yahudi.
Ve kanın çıldırması
zincirini dişlemesi yüreğin
yâni senin yüreğinin Yahudi.
Deri kemik saç tırnak
sevgi nefret umut özlem düş gerçek.
Yâni nesi varsa insanoğlunun
çığlık çığlık yanması tutuşarak.
Yâni yanıp kül olması çığlığın

Birdenbire seni andım Yahudi.
Seni andım birdenbire
ve kanayan filistin’i
Dahav’ın öbür yüzü filistin.

Saçlarıma ak düştü.
Uygun bir ad bulamadım şu benim hallerime.
Ağlayınca çocuklaşan,
kızınca kaplanlaşanım.
Okşanınca kedileşen
vurulunca itleşenim.
Su görsem balık olur deryâlaşırım.
Yel estikçe domur domur domurur kanatlarım
turnalaşırım.
Altmış bin lik sözcüklerle düşünür
beş yüz binlik sözlüklerle renkli düşler kurarım.
Yıldızlar arasında
atlastan hamaklarda uyurum da geceleri.
Güneşli dağ göllerinden çıkar gibi açarım
gözlerimi ak sabahlara.

Oh şu benim hallerim!
Oh şu benim hallerim!
Kar yağdı da genç yaşımda başıma.
Uygun bir ad bulamadım şu benim hallerime.
Şu benim hallerime…
Geceler yarım olur
uyku tutmaz gözlerim.
Kar yağarsa güvendiğim dağlara
ben kime güvenirim?

Birdenbire seni andım Yahudi.
Karla kaplı o karanlık ormanların ardında
Dahav sis içindeydi.
Belki de hâlâ sıcak
belki de hâlâ tüten
fırınlar sis içinde
ürperdim bakamadım o kanlı kampa.
Çevirdim gözlerimi sıcak mavi sularına güneşli kıyıların
Dahav’ın öbür yüzü filistin

Sen bir nazi kurbanıydın Yahudi.
Fırınlanmış çığlıktın.
Sardı acın dünyamızı yıllarca.
Kara bir duman gibi
acı çektim seninle Yahudi.
Başkaldardım senin için Nazi kasaplarına.
Tükürdüm suratlarına Nazi kasaplarının.
Savundum seni
savundum insan yüzünün güzelliğini.
Savundum insan sesinin güzelliğini.
Savundum insan yüzlü dünyamızın güzelliğini.
İnsan sesli dünyamızın güzelliğini.
Savundum sende beni Yahudi
bende dünyamızın güzel geleceğini.

Şimdi artık hepsi boş.
Bir filistin cellâdısın şimdi sen Yahudi.
Bir azgın emperyalizmin kanlı elisin.
Savunamam seni artık Yahudi.
Sevemem seni artık
Çirkinsin sen
Kötüsün sen
Pissin sen.
Sırtlana dişlettiği etini
güvercinden kopartmak isteyensin.
Andıkça şimdi seni
öğüresim geliyor

Dahav’ın öbür yüzü filistin.

 

Hasan Hüseyin Korkmazgil

Read more

Sabahattin Eyüboğlu – Softalık Nedir

Sabahattin Eyüboğlu, Softalık Nedir

Mavi Ve Kara

Bu deneme, Sabahattin Eyüboğlu‘nun Mavi ve Kara adlı kitabından alınmıştır. Unutulmuş bir tanımın yeniden hatırlanması için mutlaka okunmalıdır.

Sabahattin Eyüboğlu, Softalık Nedir

Softalık bir düşünce, bir bilgi kanseri diye anlatılabilir. Yaşayan, gelişen bir organizmanın en işlek yerinde birden bir katılaşma, bir kabuklaşma. Varsın olsun, denir, aldırış edilmez. Ak beden üstünde kara bir ben gibi hoş da görünebilir. Derken kara ben başlar koca gövdeye ölüm ağlarını germeye, işleyeni durdurup duranı işletmeye, bütün çürümelerin hızıyla varlığı sarmaya.

Softa bir tek düşünceyi dondurup keskinleştirdiği, tabulaştırdığı için kendini kolay tanıtır, beğendirir. Sözleri çürüyen her şeyin kokusu gibi, yayılgan, girgin, dokunaklıdır. Bildiği bildik, dediği dedik insan canlı cenazenin ta kendisi olduğu halde, ya da belki öyle olduğu için, insanları koyunlaştırıverir. Bir de bakarsınız cıvıl cıvıl yaşayan insan tomurcukları, çiçek açmış kızlar, delikanlılar leş gibi kokan bir düşüncenin büyüsüne kapılmış, kendi dallarını kesiyorlar.

Doğan güneşin, pırıl pırıl bir derenin, yemyeşil bir bahara açılmış bir pencerenin önünde, mutluluğun eşiğinde bir insan, bütün bunlara pislik atan bir papazın yap dediğini yapıyor, yapma dediğini taş çatlasa yapmıyor, yapamıyor. İtalya’da böyle bir kız gördüm. Gözlerini, ağzını, burnunu, yüreğini unutmuş, insanları manastıra çağıran kağıtlar dağıtıyordu. Kağıtta: İsa sizi bekliyor, gibilerden bir yazı görür görmez bir hortlak görmüş gibi tüylerim ürperdi.

Softalığın bir düşünce bir bilgi hastalığı olduğu şundan bellidir ki, bu hastalık yalnız insanlarda görülür. Hangi hayvana softa diyebilirsiniz? Gerçi hayvan, hep aynı yuvayı yapması, “bildiğinden şaşmaması” bakımından softaya benzer; ama o düşünmediği, düşünemediği için hayvandır. Softaysa düşünebilirken düşünmediği için softadır. Bu bakımdan ona, hayvanca, yani bildiğini geliştirmeden yaşayan insan da denebilir. Hayvanlar kızmasın ama softa çok benzer onlara. Tıpkı onlar gibi softa da dünyayı oldum olası yalnız kendi açısından görür ve düşüncesi hep aynı yerde otlar, hep aynı dereden su taşır.

Softa ister istemez bir bilginin, donmuş da olsa bir düşüncenin adamıdır, bir görüşe ölesiye bağlıdır. Onun için halk çok defa softayı idealistle karıştırır, düşüncenin en büyük düşmanını bir düşünce kahramanı olarak görür. Oysaki kendinin bile olmayan, bir eski, bir aşılmış düşünceyi yaşatmak isteyen softa, kendi yarattığı, ya da kendine mal ettiği bir düşünceyi gerçekleştirmek isteyen idealistin tam tersidir. Peygamberler, ermişler, evliyalar, önderler softa kişiler değildir; onların düşüncelerini dondurup sömürenlerdir softa. Mevlana Celalettin bir idealistti; onun düşüncesini kurtulduğu çıkmaza yeniden sokan nice Mevleviler ise birer softadır. Mevlana: “Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol.” mu demiş? Onlar tam olmadıkları gibi görünmüş, tam görünmedikleri gibi olmuşlardır.

Softalık bütün insanlığın baş belasıdır. Bizim için özellikle tehlikeli olması başlıca şu sebeplerden ileri gelir: Biz eskiden kopmak, değişmek, yenileşmek isteyen bir milletiz; softalarımızın çoğu ise çok eski, hortlak sayılacak kadar eski (fotoğraf çektirmeyi günah sayacak kadar eski) bir düşüncenin softalarıdır. Dönmek, hatta durmak bizi birçok milletten daha fazla sarsar. Kaldı ki, eski dünyamızdan dönmek istesek de dönemeyecek kadar kopmuşuz.

Bir başka sebep, bizde softalığa karşı en etkin silahın, aydınlığın az oluşudur. Çoğunluğu okuma yazma bilmeyen bir yerde softa her dilediğini yaptırabilir; hele partiler ya ister istemez, ya işlerine gelerek softalara göz yumarlarsa. Biz softalardan çok çekmişiz. Yakın tarihimiz bir softalarla savaş, çok defa da bir softalara boyun eğme tarihidir. Çok eskiden hiç olmazsa savaşlarda işe yarayan softa son tarihimizde, ordunun Batılılaşması gerekince, düşmanın ekmeğine yağ sürmüş. Batıkların bizden öğrendiğini yeniden öğrenmeye bile gâvurluk demiş. Bugün yenidünyaya ayak uydurmak için yaptığımız her şey, bizim softamızın, fırsat bulur bulmaz, yıkacağı şeydir. Yeni Batıdan gelir. Batı gâvurdur, o halde yeni gavurdur.

 

Sabahattin Eyüboğlu / Softalık – Mavi ve Kara

Read more

Abone Ol

Günay Aktürk

[email-subscribers-form id=”1″]

Read more

BEN YAŞARKEN – GÜNAY AKTÜRK

ben yaşarken günay aktürk

Ben Yaşarken Sesli Şiir

Neden mi yazıyorum böyle alelacele?
Ölümden sonrası için biraz da.
Hani işer ya bir hayvan
bir ağacına ormanın,
ben buradayım, diye,
ben de öyle işiyorum işte
gölgesine hayatın.

Ben de yaşadım bir zamanlar,
ben de çektim acıyı,
ben de yandım körü körüne pek çok kez.
Binlerce kez doğdum doğumuyla bir bebeğin
ve ben de sevdim binlerce yıllık insanlığı.

Ben yaşarken de hakimdi dünyaya yoksulluk,
acı çekiyordu insan ırkı ben yaşarken:
göz göre göre gözü dönmüş yobazlar,
ben yaşarken de insan yakıyorlardı.
Ve hiç doğmamış olmayı dilediğim bir gün,
gözlerine perde inmişti insanlığın.

Günay Aktürk
14.02.2013

Umudun Çocuğu isimli şiir kitabımdan.

Read more

Fernando Pessoa Şiiri

fernando pessoa şiiri günay aktürk seslendirmesi

Huzursuzluğun kitabı - Fernando Pessoa

Ben, kendi ruhumda durgunlaşıyorum!
Düşü gerçek yerine koymaktan,
kendi düşlerimi fazlasıyla derin yaşamaktan ötürü,en sonunda düşsel
hayatımın gerçek olmayan gülünde bir diken çıktı!

Acı çekiyorum,
Ama bunu hak edip etmediğimi bilmiyorum.
Kendimi arıyorum, bulamıyorum!
Hissetmek ne büyük bir ağırlık!
Hissetmek zorunda olmak ne büyük bir ağırlık!
Soğuk bir el boğazımı sıkıyor, hayatı solumamı engelliyor.
İçimde ki her şey ölüyor;
hatta düş kurabildiğime olan güvenim bile!
Ne yaparsam yapayım,
fiziksel olarak kendimi iyi hissedemiyorum.
Gönlümün kaydığı bütün
dinginliklerin, ruhumu parçalayan sivri köşeleri var!
Kendim için kimim ben?
Hissettiğim şeylerden biriyim sadece.

Yüreğim çaresizce,delik bir kova gibi boşalıyor!
Gerçekten ıstırap çekenler böyle sürüler halinde dolaşmaz,
gruplar kurmazlar.
Acı denen şey, yalnız başına çekilir.
İçimiz gibi dışımız da ‘Oyuk’ ve ‘Boştur!”
Ölümden yapılmışız biz.
Hayat diye kabul ettiğimiz şey,
gerçek hayatın uykusu varlığımızın gerçek halinin ölümüdür.
Ölüler doğar, ölmezler.
İki dünyayı ters sırayla biliriz biz.
Yaşadığımızı sanırken ölüyüzdür.
Ölümle pençeleşirken yaşamaya başlarız!
Sıkıntıdan ve kendimi başka hissetmekten dolayı parçalanırım.

Hayatım kavruk kaldı,
çünkü düşlerdeki halinde bile cazibeden yoksun gibiydi.
Sonunda düşlerin verdiği
yorgunluk beni ele geçirdi…
Bunu hissedince, dışımdan gelen sahte bir duyguya kapıldım.
Sonsuz bir yolun sonuna mı gelmiştim yoksa…
Kendimden taşıp kim bilir nereye düştüm.
Ve hiç kıpırdamadan, boş yere kaldım orada.
Daha önce olduğum bir şeyim.
Var olduğumu hissettiğim yerde değilim;
kendimi ararken, beni arayanın kim olduğunu bilemiyorum.
Her şeyden sıkılarak gevşiyorum.
Ruhumdan kovulmuşum sanki.

Kendime bakıyorum.
Kendi kendimin seyircisiyim ben.
Duygularım, içimdeki bilmediğim bir gözün önünden,
dışarıya ait şeylermiş gibi dizi dizi geçiyor.
Kendimden sıkılıyorum.
Her şey, hatta gizemden yapılmış kökleri bile,
sıkıntımın rengine bürünmüş!
Özlediğim hiçbir şey yok. Hayatım acıyor.
Bulunduğum yer acıyor, kendimi
bulabileceğimi düşündüğüm yer çoktandır acıyor!

Fernando Pessoa

Read more

Gitmek Mi Lazım

gitmek mi lazım

Gitmek Mi Lazım?

gitmek mi lazım

Dünya merkezli evren anlayışı yıkıldı ama yerine ben merkezli bir evren anlayışı geldi. Dış dünyaya körelen gözlerimizin önüne şatafat ipliğinden örülü bir perde çekilmiş durumda.

Medeniyetimizi o kadar geliştirdik ki akşam yemeğinde etimizden lezzetli bir parça kopartmak için karanlığın ardında gizlenen bir çift göz yok artık. O keskin pençeler uzun zamandan beri ne surlarımızı aşabiliyor ne de şehirlerimize girebiliyorlar.

Can güvenliğimizi hiçbir suretle tehdit etmeyen bu hayvanların ne yazık ki en vahşi avcıları konumuna düştük. Bu modern ve romantik şehir ışıklarının altında yaşamın bütün ihtişamını yok etmek için pusuya yatmış vahşi avcılarız bizler.

Günay Aktürk

[email-subscribers-form id="1"]
Read more

Neyzen Tevfik Geçer Şiiri | Sözleri ve Yorumu

Neyzen Tevfik Geçer şiirini simgeleyen Bosch tarzı illüstrasyon

Neyzen Tevfik – Geçer Şiiri Hakkında

Neyzen Tevfik Geçer şiiri, hayatın geçiciliğini, acının ve sevincin faniliğini hiciv ve irfan diliyle anlatan güçlü metinlerden biridir. Şiirde zaman, kader ve insan hâlleri iç içe geçerken; dünya nimetlerinin, kederin ve mutluluğun aynı döngüde gelip geçtiği vurgulanır. Bu yazıda Neyzen Tevfik’in Geçer şiirinin sözleri ve şiirin edebi bağlamı ele alınmaktadır.

Neyzen Tevfik – Geçer | Şiir Sözleri

Izdırabın sonu yok sanma, bu alem de geçer
Ömr-i fani gibidir, gün de geçer, dem de geçer
Gam karar eyliyemez hande-i hurrem de geçer
Devr-i şadi de geçer, gussa-i matem de geçer
Gece gündüz yok olur, an-ı dem adem de geçer

Bu tecelli-i hayat aşk ile büktü belimi,
Çağlıyan göz yaşı mı, yoksa ki hicran seli mi
İnleyen saz-ı kazanın acaba bam teli mi
Çevrilir dest-i kaderle bu şu’unun fili mi
Ney susar, mey dökülür, gulgule-i Cem de geçer

Neyzen Tevfik Geçer şiirini simgeleyen Bosch tarzı illüstrasyon

İbret aldın, okudunsa şu yaman dünyadan
Nefsini kurtara gör masyad-ı mafihadan
Niyyet-i hilkatı bul aşk-ı cihan aradan
Önü yoktan, sonu boktan, bu kuru davadan
Utanır gayret-i gufranla cehennem de geçer

Ne şeriat, ne tarikat, ne hakikat, ne türe
Süremez hükmünü bunlar yaşadıkça bu küre
Cahilin korku kokan defterini Tanrı düre!
Ma’rifet mahkemesinde verilen hükme göre,
Cennet iflas eder, efsane-i Adem de geçer.

Serseri Neyzen’in aşkınla kulak ver sözüne
Girmemiştir bu avalim, bu bedyi’ gözüne
Cehlinin kudreti baktırmadı kendi özüne
Pir olur sakiy-i gül çehre bakılmaz yüzüne
Hak olur pir-i mugan, sohbet-i hemdem de geçer

Neyzen Tevfik

Aynı ruhu taşıyan diğer metinler:

Read more

İyi Adamın Sorguya Çekilmesi

İyi Adamın Sorguya Çekilmesi Bertolt Brecht

İyi Adamın Sorguya Çekilmesi | Bertolt Brecht

İyi Adamın Sorguya Çekilmesi Bertolt Brecht

I

Öne çık: Duyduk ki
İyi bir adammışsın.
Satılık değilmişsin ama
Eve düşen yıldırım
Satılık değildir o da.
Dönmezmişsin bir kez söylediğinden.
Neymiş söylediğin?
Onurluymuşsun,
söylermişsin düşünceni açıkça.
Hangi düşünceni?
Yürekliymişsin.
Kime karşı?
Bilgeymişsin.
Kimin için?
Düşünmezmişsin kendi çıkarını.
Kiminkidir o zaman düşündüğün?
İyi bir arkadaşmışsın.
İyi insanlar da var mı arkadaşların arasında?

II

Dinle şimdi:
Biliyoruz düşmanımız olduğunu.
Onun için bir duvar önüne götüreceğiz şimdi seni.
Ama hizmetlerini,
dahası iyi yanlarını da göz önünde tutarak
iyi bir duvar seçeceğiz sana.
Ve seni iyi tüfeklerden fırlayacak
iyi kurşunlarla vurup
İyi bir kürekle iyi toprak atacağız üstüne.

Bertolt Brecht

Read more

Deli Derviş

Deli Derviş

Deli Derviş

Ayağımda çarık elimde asa,
Gezerim âlemi günler içinde.
Silinmiş gönlümden dert ile tasa;
Muhabbet eylerim canlar içinde.

Ne faniler gördüm ölüden farksız,
Ne ölüler gördüm diriden farksız,
Ne garipler gördüm ocaksız yurtsuz;
Birde padişahı hanlar içinde.

Yiyecek ekmeğe muhtaç bir kulun,
Kaybetmiş çaresiz sasırmış yolun,
Nicedir aç gezer ayağı yalın;
Dilinde duası kanlar içinde.

Günay’ım devranı seyre dalmışım,
Kendimi âlemden uzak bulmuşum,
Çok can’ı gurbette naçar görmüşüm;
Şaşırmış yolunu dinler içinde.

Günay Aktürk

Deli Derviş
Read more