Aşk Yolunda Bir Melami Dervişi

melami dervişi günay aktürk

Yalnızca Ateş Ve Kül

melami dervişi

İkimiz de bir yolun yolcusuyuz.
Ben, aşk yolunda bir melami dervişi,
O, gerçeğe sırt çevirmiş bir düş yorumcusu.
Ben bütün umutlarımın ipini kestim de çıktım bu yola.
O, vaat edilen verilmezse orucunu bozma niyetinde.

O, kendi cennetini yasak ağaçlarla donatma çabasında.
Ben ise çoktan göze aldım firarı.
Kalan da giden de hak ettiğini yaşayacak.
Benim ne yedi katlı cehennemim var
Ne de sürgün işi bir dünyam.
Oysa yüreği kainat olan dervişten
kimse uzaklaşamaz!

Kurban niyetine aşığını kesecek o.
Hırsının lekeleyeceği güle merhamet göstermeyecek.
Benim devrim ise sırrına vakıf olamadan daim olacak…
O haydut kendi dikeniyle kanatacak gülü,
Oysa benim can gözüm hep karanlıklarda kalacak.

Yine de fazladan kesilecek onun payı.
Menzilin kapısına ilk o varacak.
İlk o dokunacak surlarına.
İlk onun teninde esecek bahar yelleri.
Ruhum menziline ermeden
talan edilecek o mabet!

Kalacak vakit dolduğunda
Yalnızca ateş ve kül!
Ona cani, bana derviş denecek.
Ama ikimizi de aynı böcekler sıçacak!

Günay Aktürk

Read more

Yağmur Çiseliyor – Nazım Hikmet

Yağmur altında sessiz Serez çarşısında, başı öne düşmüş ve gözleri kapalı şekilde ağaçta asılı duran Şeyh Bedreddin’in cansız bedeni ve korku içinde susan şehir.

Yağmur Çiseliyor Şiiri Hakkında

Yağmur Çiseliyor, Nazım Hikmet’in Şeyh Bedreddin Destanı içinde yer alan ve destanın en sarsıcı bölümlerinden birini oluşturan şiirlerinden biridir. Şiir, yalnızca bir doğa betimlemesiyle değil; ihanet, korku, suskunluk ve toplumsal vicdanın çöküşüyle örülü güçlü bir atmosferle açılır. Yağmur, burada arındıran bir doğa olayı değil; sessizliğin, korkunun ve kabullenilmiş suçun simgesidir.

Nazım Hikmet, Bedreddin’in Serez çarşısında asılı bedenini anlatırken, bireysel bir trajediden çok kolektif bir suskunluğu görünür kılar. Çarşının “dilsiz” ve “kör” oluşu, yalnızca tanıklık etmeyen bir kalabalığı değil, görüp konuşmamayı seçen bir toplumu temsil eder. Şiirde yağmurun “ihanet konuşması gibi” çiselemesi, zulmün yüksek sesle değil, fısıltıyla ve alışıldık bir hâlde gerçekleştiğini düşündürür.

Bu yönüyle Yağmur Çiseliyor, politik bir şiir olmanın ötesine geçer; korkunun sıradanlaştığı, vicdanın askıya alındığı zamanları anlatır. Nazım Hikmet’in yalın ama sert dili, okuru Bedreddin’in ölümünden de öte, bu ölüme sessiz kalanların sorumluluğuna bakmaya zorlar.

Yağmur Çiseliyor Şiiri Sözleri

Yağmur çiseliyor,
korkarak
yavaş sesle
bir ihanet konuşması gibi.

Yağmur çiseliyor,
beyaz ve çıplak mürted ayaklarının
ıslak ve karanlık toprağın üstünde koşması gibi.

Yağmur çiseliyor,
Serezin esnaf çarşısında,
bir bakırcı dükkânının karşısında
Bedreddinim bir ağaca asılı.

Yağmur altında sessiz Serez çarşısında, başı öne düşmüş ve gözleri kapalı şekilde ağaçta asılı duran Şeyh Bedreddin’in cansız bedeni ve korku içinde susan şehir.

Yağmur çiseliyor.
Gecenin geç ve yıldızsız bir saatidir.
Ve yağmurda ıslanan
yapraksız bir dalda sallanan şeyhimin
çırılçıplak etidir.

Yağmur çiseliyor.
Serez çarşısı dilsiz,
Serez çarşısı kör.
Havada konuşmamanın, görmemenin kahrolası hüznü
Ve Serez çarşısı kapatmış elleriyle yüzünü.

Yağmur çiseliyor.

Nazım Hikmet

Gitmeden Bunlara da Bakabilirsiniz

Read more
Powered by Gelecek Internet