Gireni Çıkanı Çok Olursa Bir Evin

gireni çıkanı çok olanın - günay aktürk

Bir Alıntı Bir Yorum

Gireni Çıkanı Çok Bir (EV) Makaleler

“Giren çıkanı bol olan bir evde fırsatlar hırsız yaratır.”

Soren Kierkegaard

Bu satırları ben yazsaydım altına ne methiyeler düzerdim… Ama ben yazmadım. Fakat düzme işini ele alabilirim!

***

Efendim olaya evin sahibi olan şahsın gözüyle bakmalı diyorum. İlkin çok canlı bir arkadaş olmalı. Dost canlısı mesela. Laflamayı seviyor. Halbuki kapısının kilidi biraz zorlanmış olsa belki kıymette pahalı olacak. Ama değil, kapı yalama olmuş. Artık giren çıkan zorlanmasın diye midir yoksa herkes elinde maymuncukla mı dolanır, bilinmez.

Sanırım çilingir de dostlarından biriydi. Belki de en samimi olanı. Ona kilit dayanır mı? En paslı kapı geçitlerinden bile huşu içinde geçer. Ev sahibi de farkında, belki de buna güveniyor.

Kapını herkese açtın diyelim, güvendin. Hadi birine güvendin beşine güvendin… Aklına gelmedi mi hiç, o kapının bir de paspası var! Onu zamanla kendi suretine mi benzettin yoksa?

Belki sen haklısındır, bilmiyorum. Hangi kapı kilidi daha yalnızdır sence? İçinde hiç anahtar dönmemiş kilitler mi, yoksa anahtarın hakiki varlığına yabancılaşmış değersiz kilitler mi?

Elbette fırsatlar hırsız yaratır. Güven sevginin mimarıdır ama istismarın da öyle. Herkesle dost olanın dostu olmaz demiş atalar. Herkesle sevgili olanın da öyle….

Günay Aktürk

Read more

Beyimiz Pek Keyifliler Bu Sabah (Kısa Makale)

kısa makale, beyimiz keyifli

Hayaletler De Konuşur!

beyimiz pek keyifliler bu sabah, günay aktürk

“Çok çalışmam gerekiyordu ve depresyona girmeye vakit bulamıyordum.”

Didem Madak

Aradım az önce. “Efendim” i yarı uykulu ve kışkırtıcıydı. Günaydın canımm, dedim ve cevap vermesine fırsat vermeden, gün öğlen oldu ama sevgili hanımımız hâlâ eşekler gibi yatıyor mu, dedim. Hiçbir aşığın sesi bu cümlede bile bunca romantizme bürünemezdi. Ciğerden bir kahkaha patlattı. Günü o dakika aydı! “Bakıyorum da beyimiz bu sabah pek keyifliler.” dedi. Nasıl olmasın, dedim, belki sen unuttun ama bugün seninle tanışmamızın 260 ıncı yılı. Günaayy, dedi sevecen bir dille ama “elem dolu 260 yıl” deyip yapıştırıverdim latifeyi. Bir kahkaha daha ve ardından ayartıcı tonda fırçanın daniskası. Seninle alakası yok hayatım, dedim, ülkenin gidişatından…

Aslında bunların hiçbiri olmadı. Yani olsaydı tam da böyle olurdu. Kendinle konuş ama kendine cevap vermekten sakın, derler. Bu ne ki, geceleri yatağı bile paylaşamıyoruz.

Ruhumda edebiyatın coşkusu olmasa çoktan bunalıma girip nalları dikmiştim. Ruhum pek bir müsaittir buna. Düşünecek ve yazacak o kadar şey var ki ona fırsat bulamıyorum. Dingin ve olgun görünürüm ama içimde tırnaklarını kemiren talihsiz bir çocuk yaşıyor.

Telefon konuşması hayal olabilir. Ama o sabah coşkularını aradığım doğru. Şu sıralar öylesine görkemli projeler üretiyorum ki hepsini tamamlayabilmek için güçlü bir itici güce ihtiyacım var. Mesela aşık olmak gibi 😊

Günay Aktürk

Read more
Powered by Gelecek Internet