Neyzen Tevfik Geçer Şiiri | Sözleri ve Yorumu

Neyzen Tevfik Geçer şiirini simgeleyen Bosch tarzı illüstrasyon

Neyzen Tevfik – Geçer Şiiri Hakkında

Neyzen Tevfik Geçer şiiri, hayatın geçiciliğini, acının ve sevincin faniliğini hiciv ve irfan diliyle anlatan güçlü metinlerden biridir. Şiirde zaman, kader ve insan hâlleri iç içe geçerken; dünya nimetlerinin, kederin ve mutluluğun aynı döngüde gelip geçtiği vurgulanır. Bu yazıda Neyzen Tevfik’in Geçer şiirinin sözleri ve şiirin edebi bağlamı ele alınmaktadır.

Neyzen Tevfik – Geçer | Şiir Sözleri

Izdırabın sonu yok sanma, bu alem de geçer
Ömr-i fani gibidir, gün de geçer, dem de geçer
Gam karar eyliyemez hande-i hurrem de geçer
Devr-i şadi de geçer, gussa-i matem de geçer
Gece gündüz yok olur, an-ı dem adem de geçer

Bu tecelli-i hayat aşk ile büktü belimi,
Çağlıyan göz yaşı mı, yoksa ki hicran seli mi
İnleyen saz-ı kazanın acaba bam teli mi
Çevrilir dest-i kaderle bu şu’unun fili mi
Ney susar, mey dökülür, gulgule-i Cem de geçer

Neyzen Tevfik Geçer şiirini simgeleyen Bosch tarzı illüstrasyon

İbret aldın, okudunsa şu yaman dünyadan
Nefsini kurtara gör masyad-ı mafihadan
Niyyet-i hilkatı bul aşk-ı cihan aradan
Önü yoktan, sonu boktan, bu kuru davadan
Utanır gayret-i gufranla cehennem de geçer

Ne şeriat, ne tarikat, ne hakikat, ne türe
Süremez hükmünü bunlar yaşadıkça bu küre
Cahilin korku kokan defterini Tanrı düre!
Ma’rifet mahkemesinde verilen hükme göre,
Cennet iflas eder, efsane-i Adem de geçer.

Serseri Neyzen’in aşkınla kulak ver sözüne
Girmemiştir bu avalim, bu bedyi’ gözüne
Cehlinin kudreti baktırmadı kendi özüne
Pir olur sakiy-i gül çehre bakılmaz yüzüne
Hak olur pir-i mugan, sohbet-i hemdem de geçer

Neyzen Tevfik

Aynı ruhu taşıyan diğer metinler:

Read more

İnsan Portresi – Korkmazgil

hasan hüseyin korkmazgil

Örnek Bir İnsan Portresi

Korkmazgil - Şiirin Sözleri

Demek hiç aç kalmadın sen öyle mi,
açıkta kalmadın ha?
Kirinden gömleğinin
dirseğinin yamasından
eziklik duymadın ha?
Bravo be
aşkolsun şu adama vallahi!

Demek hiç sövmediler anana avradına
hiç kimseye sövmedin ha?
Bir gececik olsun çekip kafayı
Şakır şakır oynamadın
hıçkırarak ağlamadın öyle mi?
Bravo be
aşkolsun şu adama vallahi!

Demek yalnızlıktan böğürmedin hiç
akrep sokmuş gibi sıçramadın geceleri ha?
Hiç sevmedin öyle mi?
Kendini öldürmeyi, çekip gitmeyi
büyük işler becermeyi düşünmedin ha?
Bravo be
aşkolsun şu adama vallahi!

Demek bu musluklar hep bu ellerde
bu düzen bu dünya bu gidiş:
sen hep böyle mutlu kişi örnek vatandaş
giden ağam gelen paşam, öyle mi?
Bin yaşasın seni sokmayan yılan
sen mi kaldın düzeltecek, öyle mi?
Haksızlığa uğramadın taşlanmadın ha?
ne şamın şekeri, ha
ne arabın yüzü, ha?
Yaşadın da bunca yıl şu bataklıkta
gül sandın bu kokuyu öyle mi?
Hadi be hırbo sen de
Adam mısın sen de be!

Hasan Hüseyin Korkmazgil

Read more

Issız Şiiri

ıssız şiiri günay aktürk

Issız Şiiri

Sesleriniz geliyor uzaklardan.
Siz bu dünyanın yerlileri,
hem barbarım ben hem ilk insan.
Ruhumun kirli denizinde
yaşlı ve mendebur insan kalıntıları.
Nasıl olunuyorsa bir başına ve yalnız
işte öyle.
Dağılan ben toparlayan ben!

Köreldikçe köreliyor tüm arayışlar.
İşte bu her gün biraz daha hızlanıyor.
Yangında ateşe hasret, susuzlukta çöle!
Artık neyi aradığımı bile hatırlamıyorum.
Suya acıkır gibi her işim ters.
Yanımda yönümde yaşam yok.
Her çıkış kendime bir yolculuk!
Bakan ben görünen ben!

Dolaştım yirmi yedi yıllık bir yaşamı yalnız.
Bulup bulup yitirdim umudu.
Çıktım insan keşfine yettiğinde aklım,
vardığım her yer bir deniz kenarı!
O kadar ıssız ki dünya,
kaçan ben kovalayan ben.

Günay Aktürk

Read more

Yaşamaya Dair Şiiri

yaşamaya dair

Yaşamaya Dair - Günay Aktürk

Yaşamaya Dair

YAŞAMAYA DAİR – SÖZLERİ

 

İhanet orduları kuşatmış evliliği.
Çocuk özlemleriyle bozulmuş nikâh.
Hayallere kadar çekilmiş
bir yuvaya duyulan hasret.
Her kâbus, bir düşe yolcu.

Aşk dedikleri şey
iki bacak arasından doğuyor artık!
Modern mecnunlar, bir parça kalça,
dolgun bir göğüs için düşer oldular çöle.
Bu kadar mı kolay çıkılır insanlıktan?

Artık gözlerini kaçırır oldu dostum benden.
Rastgele bakışmalarla buluşuyoruz ara sıra!
İmalı sözlerle kalp kıran deyyus,
Uzaklaştığı yerden küfrediyor şimdi!

Kalbim çarpmıyor artık hiç kimse için.
Bedenim soğuk,
hissedebiliyorum yaşarken öldüğümü.
Gel gör ki inancım da kaybolmuş,
yakmışım Tanrıyı düşüncelerimde.
Dine de su kattılar rakıdan sonra,
bir tanrı göremiyorum beni avutacak.

Günay Aktürk

Read more

Aziz Nesin Annem Şiiri – Sesli Şiir | Günay Aktürk

Aziz Nesin’in eşi ve iki çocuğuyla birlikte çekilmiş aile fotoğrafı

Aziz Nesin’in Yürek Burkan Annem Şiiri Üzerine

Aziz Nesin Annem Şiiri, Türk edebiyatının en dokunaklı anne anlatılarından biridir. Nesin’in kendi annesine duyduğu derin sevgi, yoksulluk, yokluk ve erken bir ölümün bıraktığı izler bu kısa metinde büyük bir duygu yoğunluğuyla ortaya çıkar. Bu sayfada şiirin hem tam metnini hem de benim sesli yorumumu bulabilirsiniz. Şiir; kadının toplumdaki görünmez yükünü, yoksulluğun gölgesinde geçen bir hayatın acısını ve değişmesi gereken düzeni yalın ama çarpıcı bir dille anlatır.

Aziz Nesin – Annem Şiiri (Tam Metin)

Bütün anneler, annelerin en güzeli…
Sen, en güzellerin güzeli.
On üçünde evlendin,
on beşinde beni doğurdun.
Yirmi altı yaşındaydın,
yaşamadan öldün…

Sevgi taşan bu yüreği sana borçluyum.
Bir resmin bile yok bende.
Fotoğraf çektirmek günahtı.
Ne sinema seyrettin ne tiyatro.
Elektrik, hava gazı, su, soba
ve karyola bile yoktu evinde.

Denize giremedin, okuma yazma bilmedin.
Güzel gözlerin kara peçenin arkasından baktı dünyaya.
Yirmi altı yaşındayken yaşamadan öldün…

Anneler artık yaşamadan ölmeyecek.
Böyle gelmiş ama böyle gitmeyecek!

Aziz Nesin

📌 Gitmeden Bunlara da Bakabilirsiniz

Read more

Asın Beni – Günay Aktürk

Asın Beni Şiiri

Asın Beni | Cellat, Zulüm ve Direniş

Asın Beni… Bu şiiri yazarken sakin olduğumu söyleyemem. Hatta başta ne yazdığımı da tam olarak bilmiyordum. “Asın beni” dedim, evet, dedim ama bu bir çağrı mıydı yoksa öfkenin ağzımdan kaçan bir parçası mıydı hâlâ emin değilim.

Cellat diyorum ama kimi kastettiğimi ben bile netleştiremiyorum. Bir insan mı bir düzen mi yoksa yıllardır içimize yerleşmiş o korkak itaat mi? Hepsi olabilir. Bazen cümleler fazla sert geliyor kulağıma, sonra tekrar okuyorum ve yetmediğini düşünüyorum. “Asın beni” derken aslında kendimi ortaya atıyorum. Başkalarını işaret etmek kolaysa da insanın kendini hedefe koyması zor. Bu bir kahramanlık değil. Aksine, bir acziyet hâli. Gücüm yetmediği için bağırıyorum ya zaten. Bunu da saklamıyorum.

Cellat diyorum ama kimi kastettiğimi ben bile netleştiremiyorum. Bir insan mı bir düzen mi yoksa yıllardır içimize yerleşmiş o korkak itaat mi? Hepsi olabilir. Bazen cümleler fazla sert geliyor kulağıma, sonra tekrar okuyorum ve yetmediğini düşünüyorum.

Öfkeyi törpülemek istedim, izin çıkmadı içimden. Belki de bu şiir, bitmiş bir metin değil; benim içimde hâlâ süren bir hesaplaşmanın tutanağı. Eğer bu metin rahatsız ediyorsa, bundan memnun değilim ama şaşırmıyorum. Çünkü ben de yazarken rahat değildim. Belki de tek dürüst tarafı bu.

Asın Beni Şiiri

Asın Beni

Asın beni meydanlık bir yerde.
Çarşı ortasında mesela.
İbreti alem için olsun, din adına,
insanlık namına!
Din adına vaazlar verilsin,
birbiri ardına gelsin fetvalar.

Keskin bir satır getirsin cellat,
birde Kur-an.
El bassın kitaba.
Döksün orta yere kanını bir kafirin
ve satsın kararmış benliğini,
yedi hurili bir cennet uğruna.

Tanrılardan ateşi çalan bir yobaz olmalı.
Tutuşturup attığı için cehalet meşalesini
aydınlığın üzerine,
yanar durur karanlık alevlerde
ateşe semah dönen canlar…

Yandık!
Asıldık!
Basıldık mabetlerimizde.
Ne bahar ne mevsim dinledi cellat.
Kastedilen bilgelik bu değildi oysa,
Biz, yaradanı sevmiş olamayız yobazdan ötürü!
Biz, yaradanı da eli kanlı bilmezdik
Yaradanı da menfaatiyle gizlemediyse yaradılan!

Asın beni biraz da bu yüzden.
Kurşuna dizeceğim yoksa cehaleti.
Hak için halkı yakanları,
mürekkebinde boğacağım kalemimin.
Asın beni biran önce!
Asın!
Asın yoksa kararacak
ak nasırı ellerimin!

Günay Aktürk

Read more

Eyüp Yarası | Günay Aktürk

Eyüp Aktürk

Eyüp Yarası | Günay Aktürk

Eyüp için dökülen göz yaş ile
İkrar verdim seni sende bir gördüm
Bir idim bin oldum sonsuz aşk ile
O zaman canları serde bir gördüm

Özümde gördüğüm kini aşarak
Dost elinden badeleri içerek
Dört kapıda kırk makamı geçerek
Tanrıyı semada yerde bir gördüm

Ben idim dervişi ben bu asrın
Erenler katında olmaz kusurun
Hakikat yolunda şah’ı kulunun
Özünde yanarken korda bir gördüm

Geçtim sabır ile nefis darını
Sevdim yarattığı hakkın kulunu
Günay’ım öğrendi hakkın yolunu
Eyup yarasını günde bir gördüm

Günay Aktürk

Read more