9- En iyi kitaplardan alıntılar

Günay Aktürk

Seçmece Kitap Alıntıları

En iyi kitaplardan alıntılar 9

1- “Hayaletleri severim. Yaşayanların bir günde yaptığı kötülükler ölüler altı bin yılda yapamazlar.”

Monte Cristo Kontu
Alexandre Dumas

 

2- “Falcı, müşterisinin göremediği bir şeyi görebilen kişidir: onun bir budala olduğunu.”

Ambrose Bierce

 

3- “Onu sevmek; dikenlerle dolu bir uçurumdan aşağıya yuvarlandıktan sonra toparlanıp yine tepeye tırmanmak kadar bir yiğitlikti.”


Seni İçime Gömdüm

Andrew Jolly

 

4- “Bir insanın sırf bir şeyi arzulaması ne onun arzu duyduğu şeyin iyi olduğuna kanıt olabilir ne de bunun başarılması gerçekte kişinin çıkarınadır.”

Bencilliğin Erdemi
Ayn Rand

5- “Bir fikri öldürmenin en iyi yolu onu yanlış yorumlamaktır.”

Charles Darwin

6- “Rahata alışma, insanlara fazla bağlanma. Hep bir amacın olsun. Duydun mu Jane?”

Jane Eyre
Charlotte Bronte

7- “Eğer iki insan gerçekten birbirlerini seviyorlarsa, aralarında olup biteni kimse bilmemeli.”

Dostoyevski

8- “Üç kırık kaburga, bir delik akciğer, o yine de savaştı.” (Atatürk yorumu)

Elon Musk

9- “Ve eviniz yakılırsa yeniden yapın. Tahılınız yakıldıysa yeniden ekin. Çocuklarınız öldürülürse yeniden doğurun. Sizi ovalardan kovarlarsa dağlarda yaşayın. Ama yaşayın…”

Emiliano Zapata

10- “Ulan dürzü, muhtarsan muhtarsın ne yani!”

Kaplumbağalar
Fakir Baykurt

11- “İnsan her gün bir parça müzik dinlemeli, iyi bir şiir okumalı, güzel bir tablo görmeli ve mümkünse birkaç mantıklı cümle söylemelidir.”

Goethe

12- “İnsanlar ancak kendilerini güven içerisinde hissettikleri zaman rahat ve neşeli olabilirler; en önemli şey güven duygusudur.”

Heinrick Böll

 

13- “Kadınları en çok küçümseyen erkekler, kadınlara en fazla düşkün olan erkeklerdir.”

Cesur Yeni Dünya
Aldous huxley

 

14- “İnsan, bazı şeyler söylemeyi seçtiği için değil, onları belli bir biçimde söylemeyi seçtiği için yazardır.”

Edebiyat Nedir
Jean Paul Sartre

 

15- “Bir ülke ki orada “düşünce” en değersiz nesne muamelesi görür.”

Eğitim Üzerine
İmmanuel Kant

 

16- “Dinleyin sürüngenler; sizler özel değilsiniz, sizler güzel ya da eşi benzeri olmayan kar tanesi de değilsiniz, sizler işiniz değilsiniz, sizler paranız kadar değilsiniz, bindiğiniz araba değilsiniz, kredi kartlarınızın limiti değilsiniz, sizler iç çamaşırı değilsiniz, sizler herkes gibi çürüyen birer organik maddesiniz.! Bizler bu dünyanın şarkı söyleyip dans eden pislikleriyiz. Hepimiz aynı pisliğin lacivertleriyiz.”

Chuck Palahniuk

17- “Çoğunluktan daha mide bulandırıcı bir şey yoktur. Çünkü çoğunluklar mutlaka güçlülerden, ortama uyum sağlamış dolandırıcılardan,sindirilmiş zayıflardan ve ne istediğinin farkında olmayan boş kalabalıklardan oluşur.”

Goethe

 

18- “Kopan bir ipe düğüm attığınızda ipin en sağlam yeri o düğüm olur. Ama ipe her dokunuşunuzda canınızı acıtan yer o düğüm olur.”

F. Hegel

 

19- “Şerefsizim seni seviyorum, dedi. Hangisine inanacağımı şaşırdım.”

küçük İskender

 

20- “Beklenen geç geliyor, geldiği sırada insan başka yerlerde oluyor.”

Tehlikeli Oyunlar
Oğuz Atay

Yeni kitap alıntılarında görüşmek üzere:) Daha fazlası için İnstagram sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.

Read more

10- En İyi Kitaplardan Alıntılar

Günay Aktürk

Kitap Alıntıları Ve Sözleri

Seçmece kitap alıntıları. Bu makale şu yazarlara ev sahipliği yapmaktadır: Zülfü Livaneli, Vüsat Bener, Umberto Eco, Tolstoy, Tess Gerritsen, Şükrü Erbaş, Artur Schopenhauer, Özdemir Asaf, Nurullah Ataç, Murat Menteş, Maurice Nicoll, Marcel Proust, Louis Aragon, Konfüçyüs, Tolstoy, Jean Paul Sartre, Dostoyevski, Immanuel Kant, Ayn Rand,

kitap alıntıları 10

01- “Beni alıp tekrar karnına soksan bile koruyamazsın anne.”

Zülfü Livaneli

02- “Bulanık göle gel. Birlikte inelim dibe, gömülelim balçığa.”

Vüsat Bener – Kapan

 

03- “Evet beyefendi, ben maymundan geliyorum. Ama siz ona doğru ilerliyorsunuz.”

Prag Mezarlığı / Umberto Eco

 

04- “Savaş; mızraklı, trampetli bir bayram değildir. Onun manzarası kandır, ölümdür. Savaş yoksulun can pazarıdır, yıkımdır. Saltanatın,sermayenin savaşıdır.”

Tolstoy

 

05- “Her günün sabahında o günü çıkaramayacak olduğunu bilerek yaşa.”

İkiz Bedenler / Tess Gerritsen

 

06- “Kimsenin sesinde bulut yok,kanat yok, rüzgar yok… Bir hızar sesiyle konuşuyor artık herkes.”

Şükrü Erbaş

 

07- “Dünyada gurur duyacağı hiçbir şeyi olmayan her zavallı aptal, son çare ait olduğu ülkesi ile gurur duyar.”

Artur Schopenhauer

 

08- “Şeytan diyor al fotoğraf makineni, birikmiş tüm paranı, atla vosvosuna git. Ama şeytan bilmiyor ki benim ne birikmiş param ne de vosvosum var.”

Özdemir Asaf

 

09- “Gerçekten edilmemiş yeminler, gerçekten duyulmamış kokular, ancak hayal ettiğimiz öpüşler… Onlar da birer hatıra değil midir? İçimizde gerçek hatıralar gibi yaşamıyorlar mı?”

Günlerin Getirdiği / Nurullah Ataç

 

10- “Sadece sevilmek için bir ilişki sürdürülemez.”

Müthiş Psikoloji

 

11- “Mezar taşıma “sizi ayakta karşılayamadığım için özür dilerim.” yazdıracağım.”

Ruhi Mücerret / Murat Menteş

 

12- “Başkalarının hakkında sürekli nahoş şeyler düşünen kişi, nahoş şeyler söyleyen, kimseden hoşlanmayan,kıskanç olan, sürekli kin güden veya bir şekilde kendine acıyan vesaire… Böyle bir insanın zihni gerçek ve pratik anlamda pislik doludur. Çünkü tüm bu şeyler olumsuz duyguların formlarıdır ve tüm olumsuz duygular pistir.”

Maurice Nicoll

 

13- “Saygıdeğer babanızın yerinde olsam size bir akıl hocası tutardım.”

Marcel Proust

 

14- “Sevdiğini başkasına uğurlamak mı daha zor, yoksa başkasından geldiğini bile bile onu karşılamak mı?”

Louis Aragon

 

15- “Hiçbir şey karanlık bir odada siyah bir kedi aramak kadar zor değildir. Hele ki odada siyah bir kedi yoksa.”

Konfüçyüs

 

16- “Muhafazakarlık, kendilerini fazlasıyla önemli gören dar görüşlü zalim ahlaksız insanlar arasında sıkça görülürdü. Öte yandan akıl, onur, dürüstlük, iyi huyluluk ve ahlak gibi niteliklere daha çok inançsızlar arasında rastlanırdı.”

İtiraflarım / Tolstoy

 

17- “Sen bana gereklisin, diğerleri yalnızca bir tesadüf.”

Jean Paul Sartre

 

18- “Ya odanda öldürdüğün örümcek? Bütün hayatın boyunca senin, onun oda arkadaşı olduğunu sanıyorsa?”

Dostoyevski

 

19- “Bir eylemin ahlaklı sayılabilmesi için hiçbir çıkar taşımaması gerekir.”

Immanuel Kant

 

20- “Bir insanın mesleği tüm toplumu ilgilendirir. en başta gelen, insanlara hangi alanda daha yararlı olabileceğindir. Mesele toplumdan neler alabileceğinde değil, neler verebileceğinde.”

Hayatın Kaynağı – Ayn Rand

 

Yeni kitap alıntılarında görüşmek üzere:) Daha fazlası için İnstagram sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.

Read more

11- En İyi Kitaplardan Alıntılar

Günay Aktürk

Kitap Alıntıları Ve Sözleri

Seçmece kitap alıntıları. Bu makale şu yazarlara ev sahipliği yapmaktadır: Ali Şeriati, Anton Çehov, Arthur Schopenhauer, Ayn Rand, Benjamin Franklin, Bukowski, Fakir Baykurt, Finley Peter, Giordano Bruno, Halil Cibran, Karacaoğlan, Marquis de Sade, Murat Menteş, Nilgün Marmara, Özdemir Asaf, günay aktürk, Shekespeare, Tess Gerritsen, Tolstoy, Irvin D. Yalom.

kitap alıntıları 11

1- “Dün komşumuz açlıktan öldü, bugün cenazesinde kurban kestiler.”

Ali Şeriati

2- “Ülke cahil, halk ahlaksız. Can sıkıntısından başka bir şey yok.”

Anton Çehov

3- “Devasa büyüklükteki bir meşe ağacı bir zamanlar domuzun yutabileceği bir palamuttu.”

Arthur Schopenhauer

4- “Doğa her hangi bir insana güvenliği, başarıyı ve hayatta kalmayı garanti etmez.”

Ayn Rand

5- “Para her şeyi yapar diyen adam, para için her şeyi yapan adamdır.”

Benjamin Franklin

6- “Sizi sevmediğimi düşünüyorsanız muhtemelen savmiyorumdur. Sevdiklerimi şüpheye düşürmem.”

Bukowski

7- “Bizde en yetenekli sanatçıları ya devlet, kanser ya da görünür görünmez kazalar erkenden öldürür.”

Fakir Baykurt / Unutulmaz Köy Enstitüleri

8- “İyi kocalar bekar kalır, evlenemeyecek kadar düşüncelidirler.”

Finley Peter / Dunne

9- “Küçük ve zorba insan, hep kendisine saygı gösterilmesini ister ama saygının ne olduğunu bilmez.”

Küllerin şöleni / Giordano Bruno

10- “Kalplerine girmeyi hiç istememiş oldukların, uzanıp da erişmek için hiç çaba göstermediklerin değil midir çirkinlik olarak gördüğün?”

Ermişin Bahçesi / Halil Cibran

11- “Varıp gübreliğe konan kargalar, has bahçede gül kadrini ne bilir?”

Karacaoğlan

12- “Acısız seks, lezzetsiz yemek gibidir.”

Marquis de Sade

13- “- Uzun yaşamanızı neye bağlıyorsunuz? – Henüz ölmemiş olmama!”

Ruhi Mücerret / Murat Menteş

14- “Eskiden bir yıldızmış. Göğünü yitirmiş.

”Nilgün Marmara

15- “Yemin ederim kokundan anlamıştım. Benim için herhangi biri olmayacağını.”

Özdemir Asaf

16- “Kalktı, aşağılık bir haşaratı ezer gibi geride bırakıp beni yürüdü otobüse.”

Sanrılar / Günay Aktürk

17- “Utan ey çağ! Soylu insan yetiştirmez oldun!”

Shekespeare

18- “Kötülük ölmüyor, asla ölmüyor. Sadece yeni bir yüze, yeni bir isme bürünüyor.”

Cerrah Tess Gerritsen

19- “Bize eğlenceli bir şey anlatın. Ama iğneleyici bir şey olmasın.”

Anna Karenina / Tolstoy

20- “Ben öyle boş kafalı insanlarla oturup boş boş konuşamam.”

Spinoza Problemi / Irvin D. Yalom

 

Yeni kitap alıntılarında görüşmek üzere:) Daha fazlası için İnstagram sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.

Read more

Corona Virüsü Ve Cehalet Belirtileri

Corona Virüsü ve cehalet belirtileri
Corona Virüsü ve cehalet belirtileri

Bu da bir başka Corona virüsü belirtisi. Bu sabah sevgili bireyimizin ağzında maske vardı. Elleri eldivenli. Fakat elinde sigara da vardı. Tuhaf bir akıl hastalığı. Sanırım ölümünün de yaşamındaki borçları gibi uzun vadeli olmasını istiyor. Biyolojik algoritmamız kısa zamanda olması ihtimal görünen olasılıkları daha çok önemsiyor. Evrimsel kazanım. Yumurtanın çıkış kapısına olan uzaklığıyla alakalı. Neyi ne kadar hissediyorsan duyargaların o tarafa yöneliyor.

Bunca tedbir gösteriyor ki muhtemelen bambaşka, hatta çok daha boktan sebeplerden ölecek. Bu da yaşamın algoritması. Laf lafı açsın istiyoruz. Cehalet virüsten hızlı öldürüyor. Kırk yıl öncesinin Türkiye’sini merak ediyorsanız şu virüslü günlerde ihtiyarların davranışlarına bakın. Hani boyuna “eskiden her şey daha güzel ve ahlaklıydı” diyordunuz ya… Yaşlılarımız parklarda toplanmış sohbet ediyorlar. Bizlere örnek olacakları yerde… Belediye ekipleri çareyi bankları sökmekte buldular sonunda.

Bitti mi? Sizce? Geçenlerde bir paylaşım okudum. Diyordu ki “Allah’ım! Virüsler de senin askerlerin. Sen Müslümanları bu virüslerden koru!” Durumu bu şekilde yorumlamak! Bu bir cehalet belirtisi olmakla beraber Corona Virüsü kadar ölümcül bir vaziyet. Neden ibadethanelerden değil de tıptan medet umduğunu anlamak zor. Gerçi ondan da emin değilim. Karantinadan kaçıyor insanlar. Al sana bir nevi Covid 19 vakası. Üstelik virüsün ete kemiğe ve bir beyne bürünmüş hali ki Corona virüsü nden daha bulaşıcı.

Cahil! Avanak! Bencil! Dar çaplı algoritmanı seveyim senin!

✍ Ya Müslüman olmayanlara ne olmasını istiyorsun? Ayrı tuttuğuna bakılırsa ne olmasını istediğin belli. Öngörülen evrensel insan modeline binlerce km’lik bir uzaklık!

✍ Bu aşıyı Müslümanlar bulmayacak. Etinden sütünden yararlan ama karşılığı kısa bir “Allah şükür” olsun!

✍ Sorayım öyleyse. Tanrının dünyayı virüsle yok etmek gibi bir plânı varsa, virüs kapsın diye polisin yüzüne tüküren hacıya ne olur?

 

A- İşleri kolaylaştırdığı için cennete alınır.

B- Bir Müslümanın suratına virüslü tükürüğü ile saldırdığı için şeytanın talebesi muamelesi görür.

C- Zır cahil ve kötü kalpli bir “ara form” olarak kaldığı için “mümin” sıfatını hiçbir zaman hak edemez!

 

Günay Aktürk

Read more

Bağımlılık Üzerine Kısa Bir Deneme

Bağımlılık Üzerine Kısa Bir Deneme

Bağımlılık Üzerine Kısa Bir Deneme

Bağımlılık Üzerine Kısa Bir Deneme

Hiyerarşiye alışmış insanın içinde hükmetme güdüsü var. Hele ki bu çağda. En çağdaşımız dahi bundan akıl yolu ile kurtulmaya çalışırken o bile ara sıra tekliyor.

Bağlılık, aşırı sevgi, haz ilkesi derken bakın ne hale geldik. Bir kere talep etmeye gör, alana kadar canını çıkartıyoruz onun. Ama araya ölüm yollu bir ayrılık girmeye görsün, ancak o zaman bağışlıyoruz onu. Çünkü o noktada talep falan kalmıyor ortada. Onda bile zaman zaman öfkeye kapılmıyor değiliz. Neden?

Doyurulamamış bir haz var ortada. Unuttuğumuz en büyük beceriksizlik, o kişinin diğer bütün insan yığınlarından bağımsız bir özgürlük hakkına sahip olduğu gerçeği. En çok da bu yüzden ıssızlaşmalıyız.

Bir kenara çekilip her şeyi yorumsuz ve doyumsuz bir seyirle… Salt göz aşinalığı olmalı. Görünen efendilerin köleleri olmak bile pek umurumuzda olmazken, kimyasal temelli duyguların esaretinden haberimiz bile yok.

Günay Aktürk

Read more

Devrim Dalgası

Devrim Dalgası

Devrim Dalgası

Devrim Dalgası

Az önce biz iki devrimci yaklaştık seninle sahile. Sen dalgaların hırçınlığına öfkelenip bir bildiri hazırladın damla yığınları için. Bekledin bir süre. Her şey yolunda göründüğü derecede çıkmıştı çığırından.

Kılıç balığının narası duyuldu önce. Ardından bilcümle balık takımı, üç saniyeden fazla hatırlamaya başladı! Malum oldu… Sonra karaya vurmaya başladı birer birer köpek balıkları. Derken ağzı mantarlı eski bir şişe bulduk… Deniz’den geliyordu: “Pusulanızı kaybetmiş olabilirsiniz. Ama kuzeyi görebiliyorsunuz artık!”

Derken kapı çaldı, babam girdi içeriye. Elinde Berkin’in kayıp ekmeği… Ben babama anlatmadım az önce olanları ya, o da renk vermedi o kadar… Ve sen ve öteki ve bilcümle insanlık kapattınız gece yarısı lambalarınızı. Velhasıl beklemeye koyulduk denizden gelecek şişeyi. Kör değildik, hele ki sağır hiç! Marx vergisiydi belki de. Hissedebiliyorduk yaklaşan dalgayı!

 

Günay Aktürk

Read more

Her Zihin Kendi Tutsağını Yaratır

Her Zihin Kendi Tutsağını Yaratır

Her Zihin Kendi Tutsağını Yaratır

Her Zihin Kendi Tutsağını Yaratır

Esaslı esaret dört duvar arasında yaşamak değil elbette. Marx: “Zincirlerinizden başka kaybedecek bir şeyiniz yok!” diye boşuna demedi. Anadolu halkı sefaletten başka bir hayat sürmediği için mücadele etti. Amerika kıtasının asıl yerlileri olan Kızılderililerin muslukları yoktu. Ama bizim medeniyetimizin televizyonu var. Barları, maaşı, emekliliği, elektriği, seksi, telefonu var. Asıl tutsaklık da bunlara olan bağımlılıklarımızdır zaten. Rahat bir yaşama olan engellenemez tutkular tutsaklığın daniskasıdır ve bu hayal dünyasında kaybedeceği çok şeyi olduğunu düşünür.

Bunca vahşet karşısında kaybedilecek tek şey tembelliktir oysa. Bunca eziliyor olmasına rağmen sefalete göz yumar. Tecavüze de. Yobazlığa da. Boğazına kadar boka batmıştır ama musluğu açtığında akacak suyun onu temizleyeceğini zanneder. Tutsaklık aynı zamanda kulakları tıkamak demektir. Yavaş yavaş kendisini zehirleyen şeye dönüşmektir. Özgürlük zahmetlidir. Çoğu zaman kanlı bir bedel karşılığında alınır. Parasız, kir pas içinde ve belki de bir kaya kovuğunda ölmeyi gerektirebilir.

Kurşungeçirmez sandığı güvenli (!) damların altında yaşarken bir gramlık rahatını terk edememek: işte asıl tutsaklık budur. Dört duvar arasında işkence altında yaşayan bir insanın tutsaklığı direnci doğurabilir ve bu vaziyette yaşayanların isyan etme potansiyelleri her zaman vardır. Tutsaklık, tembelliğe alışmaktır. Böyle bir düzen içinde doğan bir kimse için anarşizm/başkaldırı şeytani bir iştir. Devlet ve din tarafından yasaklanmış, cehennemle ve hainlikle cezalandırılacağı söylenmiştir. Bütün milliyetçi ve dindar kesimlerin bunca suspus ve zulüm karşısında uyuşmuş olmaları da bundandır.

 

Günay Aktürk

Read more

Ben Çok Aptal Bir Kadın Mıyım Sevgilim

Çok Aptal Bir Kadın Mıyım Sevgilim

Ben Çok Aptal Bir Kadın Mıyım Sevgilim?

Çok Aptal Bir Kadın Mıyım Sevgilim

“Tanıdığım en zeki kadınlardan biriydi. Bir gün dalgın bir tonda: “Ben çok aptal bir kadı mıyım sevgilim?” diye sordu.

Düşündüm bir süre ve sonra dedim ki: “Bu kadar zeki bir kadın aptal olduğunu düşünüyorsa çok az yanılma payı vardır!” Ama ben aptaldım. O gün aklının bir yabancı tarafından istila edildiğini fark edemeyecek kadar aptaldım.”

Her şey yaşanır ve biter. Bazen de bitmez. Bazen biter gibi yapar, bazen de hiç bitmeyecekmiş gibi sürer gider. Yüreğin topallamasıdır yalnızlık.

Bazı ilişkiler sırf “ayağımı yerden kessin yeter!” diye başlar. Tutkuya dönüşmüşse, ihaneti bile özler olur insan. Aşka aşık olmaktır bu. Yüzünü bile anımsamadığın halde anıların yarattığı hoş bir duyguda dem tutmaktır.

Ne demiş ozan: “Gelen gitti gelen gitti / Ağlayan gülen gitti / Yerle yeri toprak bozuk / gül ektim diken bitti.” Artık acı vermeyen anılar, yağmur sonrası toprak kokusuna benzer.

 

Günay Aktürk

Read more

Üşüyorum Ben Anlasanıza

Üşüyorum Ben Anlasanıza

Üşüyorum Ben Anlasanıza

Bugünlerde bir titreme var vicdanımda! Elleri buz kesmiş bir kadının çıplak bedenime dokunuşu kadar soğuk dışarısı. Ve ben azgın bir kasırga hortumuna yakalanmış bir Teksas dikeni kadar yalnızım.

Üşüyorum Ben Anlasanıza

Üşüyorum ben. Sıcak yataklara yatırın beni. Karşımda şömine, elimde sıcak bir kış kahvesi… Kış uykusuna yattı yatalı güzel düşler gören ayılara dair masallar anlatın bana. Ama önce şehirlere inen şu aç kurtların karınlarını doyuruverin. Sizler! Yeryüzünün istilacı barbarları! Ya bir an önce iyileşmeye bakın ya da sürün bütün avcıları kurt kapanlarına! Söyleyin o kırmızı başlıklı kıza, dikkat etsin kurt kılığında gezinen aşağılık insan ırkına!

Üşüyorum ben. Belki bugün bir barakada geçireceğim geceyi. Üstelik ayaklarım çıplak ve bu yüzden kimsenin yüzü bile kızarmıyor. Yoksa bu gezegen dört kitabın indiği o gezegen değil mi artık? Sefilliğime bakıyor da üç kuruşluk keyiflerine şükrediyorlar.

İnsan insana nasıl cehennem olmasın? Her nedense bütün nimetleri cennete istiflemişler. Oysa bu yeryüzü sofrasında taşa tutuyorlar beni ? İmanımı sorgulayıp içten içe yüzüme tüküren adam, kendi suretine altın varaklı aynalardan bakıyor.

Sadece Kendi Ocağınıza Düşen Ateşi Mi Tanırsınız?

Sanırım bir ucu dünyaya sıçramış olan bu cehennem ateşini gözleriniz görmüyor. İblisi uzaklarda, katranı öte geçelerde düşlüyorsunuz. Oysa gördünüz diri diri yakılan insanları. Sadece kendi ocağınıza düşen ateşi mi tanırsınız? “Evlerden ırak” dediğiniz ne varsa eşikten içeri girmiş. Buna dense dense insanlık helakı denir ve sizler kendi tufanınızda boğulalı çok olmuş.

Üşüyorum diyorum anlasanıza! Geçen yıl oğluma ayakkabı alamadım diye kendimi asmıştım, ne çabuk unuttunuz? On beş yaşında genç bir çocuktum ve kırk beş aşağılık şeytan tarafından tecavüze uğradım. Ve sizler hala insan diye mi anarsınız kendinizi? İnsan dediğin varlığın bir sesi soluğu olur. Yoksa sizler Habil’e değil de Kabil’e alkış tutanlardan mısınız?

“Oku!” diye başlamıştı her şey: oku! Sonra ne oldu da kesiliverdi yankısı dünyadan? Bakın şu havaya, bakın da utanın kendinizden! İnsan neden don tutar bu sıcak havalarda? Dışarıda hava o kadar melun ki, cennet bahçesinde ademin aklını çelen kâfir bir şeytan gibi kanunsuz düşler uyandırıyor içimde. Peki, beni bunca üşüten kim ola dersiniz?

 

Günay Aktürk

Read more

Harun Kolçak – Vasiyeti

Harun_kolçak
Harun_kolçak

“Bütün organlarımı bağışladığım için muhtemelen ölümümden sonra beni size bir poşet içinde verecekler. Fazla kurcalamayın. Cesedimi o poşetle toprağa gömüp, üzerime bir ağaç dikilmesini istiyorum. Mezar taşı istemiyorum.

Ne cenazemde, ne de sonrasında 3’üydü, 7’siydi, 40’ıydı gibi bahaneler ile karnınızı şişirmeyin. Ben siz pide yiyin diye ölmedim. Arkamdan dua da etmeyin, yaşarken yapmadığınız iyiliği öldükten sonra yapmayın, yemem.

İlla birilerine yemek vermek isterseniz sokak hayvanlarına verin. Bu en net isteğimdir. Hiçbir eşyamı bir tanıdığa vermeyin. Aşevlerine ya da sosyal hizmetlere verin. Beni tanıyanlar bilir, açık sözlüyümdür. O yüzden gönlüm ister ki hepinizden önce öleyim. Sonraya kalıp da kimsenin ölüsüyle uğraşamam. Arkamdan da atıp tutabilirsiniz, rahat olun. Sizinle mi uğraşacağım? Ne güzel ölmüşüm. Ve evet.. Hayvanları insanlardan daha çok seviyorum.”

 

Harun Kolçak

Bu okuduklarınız hayatını hayvanlar ve müzik ile geçiren Harun Kolçak’ın hayattayken kaleme aldığı vasiyetiydi. Biraz mizahi, biraz hüzünlü bir hayli de anlamlı…

Read more