Tanrı Şeytana Sofra Kurmaz

Tanrı Şeytana Sofra Kurmaz temalı karanlık metaforik illüstrasyon

Uzak Durmalı Tanrı Sureti Taşıyanlardan!

Tanrı şeytana sofra kurmaz. Bunun yerine şarabına ilaç katıp ayarını bozar. Sonra da “Kenefi pisleten piç kurusu sendin değil mi?” diye bağırır. Parmak gösterir. Etraftaki melekler ve iblisler de hemen ikna olurlar. Kafa sallayıp arka çıkarlar. Her yerinden irin ve günah akan bir topluluğun kendini temize çekme ayini! Sonra da kurban ateşe atılır!

Tanrı Şeytana Sofra Kurmaz temalı karanlık metaforik illüstrasyon

“Boş bir kafa şeytanın çalışma odasıdır!”

Platon

Kar kadar temiz olsan bile iftiradan kurtulamazsın!” der bir yüce ozan. Tanrı sureti taşıyanlardan uzak durun! Sizi bir kasırga gibi saran tok sesli insanlardan… Ve tonlaması düzgün ayet biçimli cümleler kuranlardan… Sizi eşiti olarak görmezler.

En şatafatlı Tanrı suretlinin bile içinde bir şeytan nefesi vardır! Ve sizler eninde sonunda o “Son akşam Yemeği“nde kurban edileceksiniz: ki melekler ve iblisler katına yükselebilesiniz!

Yargılanacaksınız! Cenneti uğruna etinizi sunduğunuz efendiniz tarafından yargılanacaksınız. Önce tadınıza bakılacak, sonra da ruhunuza binlerce bıçak saplanacak! Öleceksiniz! Yeni bir Tanrının ateşli ayetleriyle dirilene kadar da ölü kalacaksınız!

Günay Aktürk

Günay Aktürk Kitapları

Günay Aktürk - Sanrılar Romanı
Günay Aktürk - insan insanın geleceğidir
umudun çocuğu - günay aktürk
Read more

Umudun Öteki Yüzü (Kısa Makale)

umut, kısa makale

Umudun Ya Da Umutsuzluğun Psikolojisi

umudun öteki yüzü

“Kim çıkardı seninle benim arama koydu, bu umut denen şeyi!”

Özdemir Asaf

Kim olacak sen çıkardın. Zihnine olası görüntüler getirmeseydin, şehvetle baksa da gözünde büyümezdi. Ama bunu yaptın. “Umudun öteki yüzü” umutsuzluktan çok taktiksel bir keyif içeriyordu belki de. Ben de duymak isterdim bir gece yarısı hiç işitilmemiş kulak çınlamalarını… Sonra a peşi sıra gelen kendi kendine konuşmalarnı:

“Acaba bu çınlamaların nedeni o mu? Şu anda benden mi bahsediyor kendine? Yok canım ne diye düşünsün! Ben de az domuzun dölü değilim hani, ağzım burnum yerinde maşallah. (Erkeksen kaslı yerlerini, kadınsan göğüslerini yoklarsın) Hmm, neden olmasın! Acaba şu anda tam olarak ne geçiyor aklından! Ah! Böyle şeyler söyleme sersem, ayıp.”

Zamanla durum netleşir ve aradaki mesafe giderek uzar. Bu öyle bir uzamadır ki ufukta bir nokta kadar ötelerdedir. Bu hâl ve vaziyetin kaç yaşında vuku bulduğu da önemlidir. İlk gençlik dönemlerinde ağır olur zıpkın yarası! İlkler özeldir. Unutulmazdır. Yıllar sonra her şeyi tastamam hatırlamayabilirsin. Ama hissettirdiği duyguları asla unutamazsın. Beynimizin en iyi yeteneklerinden biridir bu.

Unutulmaz olması, içinde her zaman saçmalık barındırır. Dokunma yoktur. Romantik bir öpüşme de yoktur. Hele ki güzel anılar hiç yoktur. Seni beslememiştir. Bir şeyler katmamıştır. Doyurmamıştır. Belki olgunlaştırdığı doğrudur ama bu bile onun değil senin yüreğinin marifetidir. Belki de bu yüzden asla unutulmayacak olması haksızlıktır. Zalim bir diktatörün bir zihni bir ömür işgal etmesi gibi. Tek fark, yıllar sonra o yoğun duygular durulduğunda hafiften gülümsetmesidir!

Sen bana bakma. “Umudun öteki yüzü” belki daha da çekicidir bu yüzünden. Git ve kapısını çal. Yaşam oldukça doğurgandır ve hiçbir çocuk da şeytan olarak gelmemiştir dünyaya!

 

Günay Aktürk

Read more

Sanatçının Kişiliği ve Yaratma Psikoloji

Sanatçının-Kişiliği-ve-Yaratma-Psikoloji

Sanatçının Kişiliği Yaratma Psikoloji

Sanatçının-Kişiliği-ve-Yaratma-Psikoloji

V. Woolf’un ağır depresif dönemlerin ardından gelen şiddetli manik dönemlerde yaratıcı bir kişilik sergilemesi, kişinin psikolojik sorunlarının yaratıcılığını tetiklemesi olasılığıyla ilgili olabilir mi? Bu düşünceyi onaylayan görüşe göre, nevrotik kişilik yapısı sanatçı olma özelliklerini kendinde barındırır ve bu durum sanatsal yaratıcılığı ortaya çıkartır. Bu görüşü destekleyen bir araştırma sonucu, özellikle sanatçıların, kişilik özellikleriyle toplumun genelinden çok, mani ve depresyon hastalarıyla benzeştiği saptamasını kanıtlar niteliktedir. Kuşkusuz, çocukluk dönemi ve yetişme/yetiştirilme koşulları her insanın kişiliğinde ve sonraki yaşamında etkilidir. Bu etkinin sanatçının eserini yaratmasına kaynaklık ettiği, hatta yarattığı eser yoluyla sanatçının saplantı haline getirdiği çocukluk sorunlarıyla yüzleştiği ve bu sayede saplantılarından kurtulduğu düşüncesi dikkate değer bir yaklaşımdır.

Yetişme/yetiştirilme sürecinin sonucunda edinilen kişilik özelliklerinin sanatçının sanatına yansımaları olduğunu, toplumun en değerli kişilerinin çok kötü çocukluk koşullarından geldiğini, çocukluklarında yaşadıkları travmalarla sonra yarattıkları arasında önemli bir ilişkinin bulunduğu düşüncesini kabul edenlerden biri de Farson’dur. Adler, Beethoven’ın sağırlığı örneğinden yola çıkarak yaratıcı bireylerin yaratıcı edimleriyle, bir eksikliği ya da organ işlev yetersizliğini giderme çabası içinde olduklarını öne sürerek Farson’a ve bu anlayıştaki yaklaşımlara katıldığını göstermiştir.

Varoluşcu psikiyatrist May, sanatçının yaratma nedenini toplumdaki değerleri sarsılmış, benlik ve trajedi duygusunu yitirmiş “yalnız” bireyin, ancak yaratıcı bir süreç içine girerek kendisinin bilincine varması, benliğini tekrar bulması olarak açıklar. O’na göre, bilinçsizlik kendinden geçmenin ötesinde, kendisiyle tümleşmiş, bilinçli bir itiyle dönüştürülen bir enerji olarak nitelendirdiği yaratıcılık olgusu; ancak kendi özel kültürümüzdeki önemli bir psikolojik sorunla bütünleşebilir. Örneğin, Van Gogh delirebilir, Gaugin içe kapanık bir insan olabilir, Poe alkolik olabilir, Virginia Woolf ciddi bir çöküntü içine girebilir (hatta intihar edebilir). Ama bu durum, May’e göre o insanların hasta olduğu anlamına gelmez. Bir kişilik özelliği olarak yaratıcılık ve özgünlük olgularının kültürlerine uymayan (belki aykırı) kişilerde bütünleştiğinin açık olduğunu, ama bu durumun yaratıcılığın nevroz sonucu ortaya çıktığı düşüncesini destekleyemeyeceğini vurgular. Savlarında haklı olduğunu göstermek için “Eğer yaratıcılık nevrozla bütünleşiyorsa, sanatçıların nevrozu tedavi edildiğinde artık yaratmayacaklar mıdır?” sorusunu sorar. “Yeteneğin hastalık, yaratıcılığın da nevroz olduğunu öne süren bu savlara karşı gerçekten güçlü bir tavır almalıyız.”diyerek tepkisini ortaya koymuştur.

May, nevrotik bir insanın da tıpkı sanatçıda olduğu gibi yalnızlık, hiçlik, yabancılaşma duygularıyla boğuştuğunu; ancak sanatçı bu duygularını yaratıcılığı aracılığıyla ortaya koyarken, nevrotik kişinin bunu yapamadığını, bu çelişkileri yaratıcılığa dönüştürememenin yetersizliği ve bu duyguları reddetmenin olanaksızlığı arasında sıkışıp kaldığını öne sürer. Sanatçının nevrotik olarak kabul edilmesine karşı olsa da, “iyi-uyumlu” insanların büyük ressamlar, heykeltıraşlar, yazarlar, mimarlar, müzisyenler olmalarının çok nadir olarak karşımıza çıktığı saptamasında bulunarak, yine de sanatçı insanın ayırıcı özellikler taşıdığını kabul eder. O’na göre sanatçılar, genellikle kendi iç dünyalarına dönük, yumuşak huylu bireylerdir.

Ancak, tam da bu özellikleri (yumuşak huylu olmaları) onlara, baskıcı bir toplum açısından çekinilecek kişiler olma niteliği kazandırıyor. Çünkü sanatçı, doğası gereği “kafa tutma” gücünü kendinde görendir, “asi”dir. Sanatçıların gündelik, duygusuz ve sıradan olandan hoşlanmadıklarını, hep yeni arayışlar içinde bulunduklarını, yeni dünyalara açılma fikrini benimsediklerini, böylece “soyun yaratılmamış vicdanı”nın yaratıcıları olduklarını savunan May, yaratma sürecinde sanatçının sıra dışı, yoğun bir süreç içinde bulunduğunu kabul eder. Kalp atışları hızlanır, kan basıncı yükselir, dikkati bir noktaya odaklanır, çevreyle bağlantısı kesilir, yemek, içmek, uyumak gibi fiziksel gereksinimlerini unutur, yorulmaksızın, kesintisiz çalışır. “Sanatçının eserini yaratırken kaygı ya da korku duygusuyla değil, sanatçıda mutluluk ya da haz kavramlarının yerine geçen coşku duygusuyla ürettiğini” öne sürer.

Sanatsal yaratıcılıkla akıl hastalığı arasında ilişki olmadığını düşünen bir başka görüşe göre de, geçmiş yüzyıllarda dehanın delilikle aynı saflarda görüldüğü, ancak bu görüşün artık kabul edilmediği, akıl hastalığında bireyin toplumla bağlarını koparırken, sanatçının gördüklerini, bildiklerini, birikimini başkalarıyla paylaşan, sanatını bunları iletmenin aracı unsuru olarak kullanan kişi olduğu savunusu yapılıyor. Bundan da, yukarıda sözü geçen Nietzsche’nin yaratıcılığın ortaya çıkması için bilincin ölmesi gerekir sözlerine karşın, sanatçının yaratıcılık olgusunun ve yaratma sürecinin, son derece “bilinçli” bir çabanın sonucu olduğu çıkarsamasını yapmak yanlış olmayacaktır.

Sanatçının kişiliği konusunda bu iki farklı yaklaşım dışında diğer bir yaklaşım daha bulunmaktadır. Rank, insan tiplerini normal ve nevrotik olarak tanımlayan psikolojiyi kabul etmediğini ve üçüncü bir insan tipinin, psikanalizin hasta yorumundan kurtarıp kendi başına yaratıcı bir tip olarak sanatçı kişiliğini ortaya koyduğunu söyler. Kagan’ın görüşleri de Rank’ı destekler niteliktedir. Kagan, sanatçının kişiliğini, diğer kişilik tiplerinden ayıran özellikleri yönünden incelemek gerektiğini, psikolojik ve estetik bağlamda sanatçının insan kişilikleri içinde kendine özgü bir yapısının olduğunu savunur. Kagan’a göre sanatçının yaratıcı kişiliği, günlük yaşamdaki kişiliği değildir; ikisi arasında uçurum da yoktur. Tersine, iki kişilik yönü birbirine organik olarak bağlıdır, biri diğerini besler. Ancak, tam bir özdeşlik yoktur.

Dr. Ayla Kapen Ezici

Read more

Bipolar Bozukluk Nedir? Belirtileri ve Tedavisi

Bipolar bozukluk türlerini aynı zihinsel mekânda, manik yükseliş, depresif çöküş ve tedaviyle dengelenme hâllerini birlikte gösteren alegorik sahne

Bipolar Bozukluk Nedir?

Bipolar bozukluk aynı zamanda dünyanın bazı bölgelerinde eski adıyla bilinen manik depresyon ciddi ve önemli ruh hali değişimleri ile karakterize edilen zihinsel bir hastalıktır. Bu durumu olan bir kişi alternatif “yüksekler” (klinisyenlerin “mania“ dediği şey ) ve “alçaklar” (depresyon olarak da bilinir) yaşar.

Hem manik hem de depresif dönemler yalnızca birkaç saatten birkaç güne kadar kısa olabilir. Veya döngüleri daha uzun olabilir, birkaç haftaya ve hatta aya kadar sürer. Mani ve depresyon dönemleri kişiden kişiye değişebilir – birçok kişi bu yoğun ruh hallerinin çok kısa dönemlerini yaşayabilir ve bu bozukluğa sahip olduklarının bile farkında olmayabilir.

Bipolar bozukluk türlerini aynı zihinsel mekânda, manik yükseliş, depresif çöküş ve tedaviyle dengelenme hâllerini birlikte gösteren alegorik sahne

Amerikan Psikiyatri Birliği’ne göre, dört ana bipolar bozukluk kategorisi vardır: bipolar I bozukluğu, bipolar II bozukluğu, siklotimik bozukluk ve başka bir tıbbi veya madde kötüye kullanımı bozukluğuna bağlı bipolar bozukluk (APA, 2013). Bipolar bozukluk tanısı konan herkese tanı konabilir ancak çocuklardaki bipolar bozukluğa rahatsız edici “duygudurum bozukluğu“ denir ve farklı belirtiler ortaya çıkar.

Tüm bipolar bozukluk tipleri genellikle tedaviye iyi yanıt verir, bu da uzun yıllar ilaç yönetimi ve bazılarında da psikoterapi içerir. Pek çok zihinsel bozukluk gibi profesyoneller de bu durumu “iyileştiren” bir insandan, onu iyi yönetmeyi öğrenmekten bahsetmez. İlaç ve psikoterapi bir kişinin bunu yapmasına yardımcı olur.

Bipolar Bozukluk Türleri

Bipolar bozukluğun teşhisi için, bir kişinin yaşamı boyunca en az bir manik (veya bipolar II, hipomanik) bölüm ve bir de depresif olay geçirmiş olması gerekir.

Bir manik atak (bipolar I) hızlı konuşmaya yol açabilir; aşırı mutluluk, aşırı sinirlilik, aşırı hareketlilik… Manik 1 bölümdeki insanlar her şeyi yapabildiklerini, tüm bunları denemek ve yapmak için planlar yaparak hiçbir şeyin onları durduramayacağına inandıklarını hissederler. Bipolar I’in teşhisi için, bu bölüm en az bir hafta sürmeli ve bir kişinin olağan davranışından fark edilebilir bir değişikliği temsil etmelidir.

Hipomanik dönem, ruh hâli döngüleri, genetik yatkınlık ve bipolar bozukluğun uzmanlar tarafından teşhis sürecini tek sahnede anlatan alegorik görsel

Bir hipomanik dönem (bipolar II bozukluk) semptomları en az dört (4) gün süre ile mevcut olması gerekir ve bunun dışında, manik bir epizod aynı semptomları ile karakterize edilmektedir. Bu rahatsızlığı olan biri mani veya depresyon dönemleri arasında üç yıla kadar normal bir ruh hali yaşayabilir.

Tedavi edilmediğinde, bölümlerin şiddeti değişebilir. Bu rahatsızlığı olan kişiler, semptomlarının ciddiyeti arttıkça yeni bir döngünün ne zaman başlayacağını tahmin edebilirler.

Bipolar Bozukluğun Nedenleri

Zihinsel bozuklukların çoğunda olduğu gibi, araştırmacılar bu duruma neyin sebep olduğunu hala kesin olarak bilmiyorlar. Bir kişiyi bipolar bozukluk için yüksek risk altında bırakan tek bir risk faktörü, gen veya başka yatkınlık yoktur. Bir kişinin riskini artıran faktörlerin bir araya gelmesi muhtemeldir. Araştırmaya göre, bu faktörler farklı bir beyin yapısını ve işleyiş şeklini, bir takım genetik faktörleri ve aile öyküsünü içerebilir (bu hastalık ailelerde yaşama eğiliminde olduğu için).

Bipolar bozukluk, çoğu ruhsal hastalık gibi en iyi şekilde psikolog, psikiyatrist veya klinik sosyal hizmet uzmanı gibi eğitimli bir akıl sağlığı uzmanı tarafından teşhis edilir. Bir aile hekimi veya pratisyen hekim ön tanı koyarken, sadece bir ruh sağlığı uzmanı bu durumu güvenilir bir şekilde teşhis etmek için gerekli deneyim ve becerileri sunar.

Bipolar Bozukluk Tedavisi

Ulusal Ruh Sağlığı Enstitüsü‘ndeki (NIMH) araştırmacılara göre , bipolar bozukluğun kesin nedeni henüz bilinmemektedir – ancak yine de etkili bir şekilde tedavi edilebilir. En etkili tedavileri bulma konusunda araştırmalar devam etmektedir.

Çoğu ruhsal hastalık gibi, bugün de bu durum psikiyatrik ilaçlarla birleştirilen psikoterapi ile tedavi edilir (çoğu insan ikisinin birleştirilmesinden daha hızlı yarar sağlar.) Bu hastalığın tedavisi genellikle etkilidir ve çoğu insanın gün boyunca, ayın çoğu günü boyunca dengeli bir ruh hali sürdürmelerine yardımcı olur. Bir kişinin tedavinin tam ve faydalı etkisini hissetmeye başlaması bir ile iki ay sürebilir.

Bipolar bozuklukla yaşamayı, rutinler, destek, ilaç kullanımı ve zaman içinde dengelenme sürecini tek alegorik sahnede anlatan görsel

Bu durum için kendi kendine yardım stratejileri, kişiye ve hastalığın ciddiyetine bağlı olarak etkinliklerinde değişiklik gösterir. Bazı insanlar bir destek grubuna katılmayı, kendi kendine yardım stratejilerini açıklayan kitapları okumayı ya da günlük tutmayı (ya bir kâğıt ya da bir ruh hali ya da günlük uygulaması aracılığıyla) yararlı buluyorlar.

Bipolar bozukluğun tedavisindeki en büyük zorluklardan biri, uzun vadede bir kişi için en uygun tedavi rutini bulmak ve sürdürmektir. Bu rahatsızlığı olan çoğu insan, yaşamlarının büyük bir kısmı için ilaçlardan yararlanır ancak her şey yolunda çok iyi göründüğü zaman ilaçlara bağlı kalmak zor olabilir. Bu rahatsızlık için genel olarak reçete edilen ilaçlar, bir ruh hali dengeleyicisini (lityum gibi) içerir; bazı tedaviler ayrıca ilave ilaçların kullanımını da içerebilir (atipik bir antipsikotik veya bazı durumlarda bir antidepresan).

Bipolar ile Yaşamak ve Yönetmek

Günlük olarak bu durumla yaşamak için birçok zorluk var. İyi kalmak, tedaviye devam etmek ve dengeli bir ruh halini korumak için uzun vadeli, başarılı stratejilerden bazıları nelerdir? Bu şartla yaşamanın önemli bir bileşeni, ne olursa olsun rutinleri inşa etmeyi ve bunlara bağlı kalmayı öğrenmektir. Bir insanı manik ya da depresif bir bölüme sık sık sokabilecek şey, rutin işlerinin dışına çıkmakta ya da bir gün ruh hallerini düzenlemelerine yardımcı olan ruh dengeleyicisinin artık gerekli olmadığına karar vermektir.

Prognoz ve Uzun Vadeli Görünüm

Uygun tedavi ile, bipolar bozukluğu olan biri için görünüm olumludur. Çoğu insan bir ilaca ve / veya ilaç kombinasyonuna cevap verir. İnsanların yaklaşık yüzde 50’si sadece lityuma cevap verecektir. Ek bir yüzde 20 ile 30, başka bir ilaca veya ilaç kombinasyonuna cevap verecektir. Yüzde on ile 20, tedaviye rağmen kronik (çözülmemiş) ruh hali semptomlarına sahip olacak. Bipolar hastaların yaklaşık yüzde 10’unun tedavisi çok zor olacak ve tedaviye çok az yanıt vererek sık görülen bölümler olacak.

Ortalama olarak bir kişi, birinci ve ikinci bölümler arasında yaklaşık beş yıl boyunca semptomsuzdur. Zaman geçtikçe epizotlar arasındaki süre, özellikle tedavinin çok kısa bir sürede kesildiği durumlarda azalabilir. Bipolar bozukluğu olan bir kişinin yaşamı boyunca ortalama sekiz ile dokuz duygudurum dönemi geçireceği tahmin edilmektedir.

Bipolar bozuklukta tedaviye verilen farklı yanıtları, zaman içindeki ruh hâli döngülerini ve uzun vadeli görünümü tek alegorik sahnede anlatan görsel

Yardım almak

Bipolardan toparlanma yolculuğunuzda başlamanın birçok yolu vardır. Pek çok insan, gerçekten bu rahatsızlıktan muzdarip olup olmadıklarını görmek için doktorlarını veya aile doktorlarını görerek başlar. Bu iyi bir başlangıç ​​olsa da, aynı zamanda bir akıl sağlığı uzmanına da danışmanız önerilir. Uzmanlar – psikologlar ve psikiyatristler gibi – zihinsel bir bozukluğu aile hekiminden daha güvenilir şekilde teşhis edebilirler.

John M. GroholPsy.D.

Bunlara da Bakabilirsiniz

Read more