Günay Aktürk – Tanrım Özür Dilerim

tanrım özür dilerim

BİR ALINTI BİR YORUM

tanrım özür dilerim, günay aktürk

“İnsanın adaletli bir Tanrı’ya ettiği dua “Günahlarımızı affet!” değil, “Günahlarımız için bizi cezalandır!” olmalıydı.

Oscar Wilde

Neydi o söz? “Ceza almamış ilk suçtan daha cesaret verici bir şey yoktur.” Sanırım De Sade söylemişti. Günahlarımı affet, diyorsun çünkü yanmaktan korkuyorsun. Bu sırada vicdanda hiçbir dalgalanma yok. Mevlana: “Ne olursan ol yine gel!” mi demiş. “Yüz kere tövbeni bozmuş olsan da yine gel!” Yok canım! Bu gerçekten bilgece söylenmiş bir söylev midir? Bütün kapıları açmışsın. Adam düşünecek: “Yeni bir suç işlesem yine çağıracak beni!” Mahsuru var mı? Yok.

Yeter ki gelsin, demekle olmuyor ama. O gelecek ve ayinlerine katılacak ara sıra. Sen ona tanrı korkusunu aşılayacaksın. Öyledir de. Tanrı korkusunun Tanrı sevgisinden daha üstün tutulduğu bir zamanda yaşıyoruz. O’nun merhametine odaklanan rivayetlerin hepsi de, “bağışlayıcı” olduğu sonucuna ulaşmak için anlatılıyor. Artık ne kötülükler yapılıyorsa!

Evet, sadece ayinlerine katılacak. Tekrar edecek sözlerini. Belki imanı da güçlenecek ama ona kötülük yapmasını sağlayan gerekçeler kurumayacak. İnsan, canı yanan birinin acısını zihninde hissetmedikçe onun için asla gözyaşı dökmez. Onun acısını kendi acısı gibi sahiplenmez. İnsan kendini parçalarcasına affedilmeyi istiyorsa, bunun nedeni kendine acıdığındandır…

Bağışlanmayı dileyen insan acizdir. Her suçun bir cezası olmalı. Yine de yetmez. Metafizik düşünceleriyle konuşacak olursam benim bir önerim var. Bazı suçların cezası ağır olmalı. Mesela tecavüz mü ettin, eğer gerçekten adaletli bir Tanrı isen, cehennemini kirletmeyeceksin onunla. Ruhunu sonsuza kadar yok edeceksin! Öyle ya! Ölümden sonra yaşamın olmadığı fikri saçma geliyor hani! O sefil ruhlar için bu ceza epeyce katmerli olurdu.

Ben bu dünyada görmek istiyorum. İnsanlık “İnsan-ı Kamil” ini yaratana kadar şimdilik çükünü keselim. Hoş, bu halle nasıl erişeceksin o konuma… Tanrı bağışlayıcıdır, tövbe et, diyorlar. Onlar da tövbe ediyor. Yani bunun Türkçesi şöyledir: “Tanrı’m kötülük ettim, özür dilerim.” Bu insanlar vicdana o kadar yabancılar ki özür dilemenin hiçbir şeyi değiştirmeyeceğini anlamıyorlar! Vicdan diyorum vicdan, korkunun değil, ancak vicdanın özrü kabul edilebilir!

 

Günay Aktürk

Read more

Oscar Wilde İle İnsan Portresi

Oscar Wilde İle İnsan Portresi

Oscar Wilde İle İnsan Portresi

Oscar Wilde İle İnsan Portresi

Oscar Wilde demiş ki: “Hayatınızı cahillere, sıradan insanlara ayırarak heba etmeyin.”

Hele kırbacı yesinler de ondan sonra Wilde gardaşım. İnsan figürü bu, uzak durmak için önce ona maruz kalmak gerek. Bekle ki şişe geçirilip ateşte yansınlar hele. Suda boğularak dipteki çamura batmadan olmaz o dediğin. Önce bedenleri istila edilsin. Hamam böcekleri gibi ezilsin gurur denilen soytarı, anladın mı?

Bekle canım ne acelen var! Geçip gitsin ilk gençlik dönemi en güçlü darbelerle. Bekle ki fırtınaya kapılsınlar. Denize düşen yılana sarılsın. Belki içlerinden bazıları yılan olmaya heveslidir, ne malum? Öğüt denilen şeyi kulaklar işitmez Oscarcığım. Deneyim gerek onlara. Denesinler de görsünler karadeliği tersinden!

Zerrelerine kadar parçalanmadan akıllanmaz bunlar. Termodinamiğin ikinci yasasını hiç duymadın mı şekerim! Her şey bir gün bozulmaya mahkumdur. Ama sen ne yapıyorsun? Yamalı bohçadan fistan dikmeye çalışıyorsun. Gözünün çapağını yerim senin. Onların gözlerine gençlik perdesi inmiş. Kanları deli akıyordur şimdi. İlle de o uçurumdan aşağıya atlayacaklar. Tutabildiğimize yetiştik. Hem bu dünyada kim kimin kurtarıcısıdır, orası belli olur mu hiç? Düşünsene bir kere! “Akıl veren akılsızlığından haberdar değil bu dünyada.

Son bir söz etmesem eksik kalırdı cümleler. Ne demiş Mevlana: “Cahille girme münakaşaya; Ya sinirini zıplatır tavana ya da yazık olur adabına.” Ah bu sözler yok mu, at izini it izine karıştırıyorlar. Mevlana’nın bu sözünü cahiller de okuyor. Üstüne alan bir tek cahil var mı şu memlekette? “Bilenle bilmeyen hiç bir olur mu?” İşte bu söz ağızlara pelesenk olmuş. En çok da cahil ehlinin ağzında. Neyi biliyorsun? Kendinden haberdar mısın mesela? Hani derler ya, beyinden kalbe giden yol, en uzun yoldur. O mesafeyi kat etmeyi başarabildin mi? Kendini bilmeden neyini bileceksin bir başkasının?

İnsan figürü Oscar’ım, bizler de o portreye dahiliz. Bizler bilge insanlar mıyız peki? Aşabildik mi o en uzun mesafeyi? Hiç sanmıyorum. “Hayatınızı cahillere, sıradan insanlara ayırarak heba etmeyin.” diyorsun. Doğru diyorsun. Peki, sorarım sana, kimdir cahil? Sıradan insan kimdir? Aslında değişir kişiden kişiye. Kendimden misal vereyim. Dindar insanlar nazarında cahilin önde gideni olduğum açık. “Hiç bilenle bilmeyen bir olur mu?” meselesi. Aslında çatışma buradan başlıyor: Bilgiyi yorumlama şekli!

Sezgi Mi Akıl Mı Oscarcığım?

Bir kimse savunduğumuz bir inanışı/gerçekliği reddediyorsa, o kimse cahil donunda görünüyor gözümüze. Benim cahil tanımım ise şu şekildedir: Bir bilgiyi deney yoluyla kanıtlayamadığı halde ona körü körüne inanan insan, düşünebilme kabiliyetine rağmen cahildir. İki tanım arasındaki çelişkiye bakın hele. “Hiç bilenle bilmeyen bir olur mu?” Bilmekten kasıt nedir burada? Dini ya da bilimsel bilgilerin söyledikleri mi? Öyleyse size şöyle sorayım: Mantığın peşinden mi gidiyorsunuz yoksa sezginin peşinden mi?

Müsaadenle küçük bir farkı daha beyan edeyim Oscarcığım. Bir şeyin gerçek olduğundan kuşkulanmak başka, emin olmak bambaşkadır. Sana şu anda kapının arkasında, karanlığın içinde pusuya yatmış iri bir kurdun beklediğini söylesem bana inanır mıydın? Bence sadece bir anlığına ürperirdin ama inanmak için bakıp test ederdin. Bununla beraber…

Bu bilgiyi (kurdun varlığını) sana çok güvendiğin insanlar söyleseydi ve bunu yaparken suratları kaskatı kesilseydi? Ülkede herkes kendi karanlıklarında kocaman bir kurdun yaşadığına inansaydı? Okullarda ders olarak öğretilse ve nesilden nesle aktarılsa ve bu konuda kutsal kitaplar yazılsaydı? O zaman inanırdın. Bu kurt örneğini Bertrand Russell‘ın kutsal demlik benzetmesinden uyarladım. Kısaca metafiziğin iddia ettiği bilgilerin ispatlanması bilimin değil, dinin sorumluluğu altında demek istiyor.

Derinlerde bir şeylerin var olduğuna inanmak sizi tek başına cahil yapmaz. Ara sıra kuşkulanmayı öğrenmek kaydıyla… Ama bana öyle geliyor ki kapının arkasındaki karanlığa bakmadan orada bir kurdun yaşadığına inanmak, ürpermek, ondan korkmak ve tüm bunlara rağmen onu sevmek akıl ve ruh sağlığı için pek de yararlı bir şey değil.

 

Günay Aktürk

Read more

8- En iyi kitaplardan alıntılar

Günay Aktürk

Seçmece Kitap Alıntıları

Seçmece kitap alıntıları. Bu makale şu yazarlara ev sahipliği yapmaktadır: Dalai Lama, Alfred North Whitehead, Ara Güler, Jack London, Dostoyevski, Eduardo Galeno, Emil Michel Cioran, Frida Kahlo, Jül Sezar, küçük İskender, Mustafa Kemal Atatürk, Rousseau, Sokrates, Shekespeare, Will Rogers, Oscar Wilde, Charles Bukowski, Ahmet İnam

en iyi kitap alıntıları 8

1- “Hayatta en hakiki ilişki; karşındakine duyduğun sevginin, ona duyduğun ihtiyacın ötesine geçtiğin sevgidir.”

Dalai Lama

2- “Bir kadının “memnun oldum” dediği tek yer tanışma faslıdır.

Alfred North Whitehead

3- “Rastgele çekindiğimiz fotoğraflar daha güzel çıkıyor. Tıpkı tesadüfen tanıştığımız insanlar gibi.”

Ara Güler

4- “Eşini aklınla, işini kalbinle seçeceksin.”

Atasözü

5- “Sizin sınıfınızın yoksun ve aptal olduğunu söylemiştim. İşte bayım, siz de bu savıma güzel bir örneksiniz.”

Demir Ökçe / Jack London

6- “Kadın her ihtiyacını karşılayan tek bir erkek ister.Erkek ise tek ihtiyacını karşılayacak her kadını.”

Dostoyevski

7- “Adalet de tıpkı yılanlar gibi yalnızca çıplak ayaklıları ısırıyor.”

Eduardo Galeno

8- “İnsan başarısız bir proje idi. Tanrının inadı neden?”

Emil Michel Cioran

9- “Cinselliğin bastırıldığı toplumlarda dişinin her davranışı erkek tarafından şehvet olarak algılanır.”

Frida Kahlo

10- “En büyük düşman bakacağınız en son yere saklanır.”

Jül Sezar

11- “Beş duyu organın var, beni hala kıçından anlıyorsun ya pes!”

küçük İskender

12- “Neşesi olmayan insanlardan iki surette şüphe edilir. Ya hastadır veyahut başkalarına bildirmek istemediği bir kuruntusu vardır.”

Mustafa Kemal Atatürk

13- “En çok yaşamış insan, en çok yıl saymış olan değil, hayatı en çok hissetmiş olandır.

Rousseau

14- “Gerçek filozoflar sahiden ölmeye idmanlıdırlar ve bütün insanlar içinde ölümden en az korkanlar onlardır.”

Sokrates

15- “Sizin hoşunuza gidecek cevaplar vermek zorunda değilim.”

Venedik Taciri / Shekespeare

16- “Kaliteli insan, ona gösterilen güler yüz ve samimiyetten cesaret bulup haddini aşmayandır.”

Will Rogers

17- “Kişi kendini tanıtırken mesleğini öne çıkartıyorsa aslında demek istiyordur ki: “Ben aslında karakter olarak malım ama ne hikmetse mevki sahibi oldum.”

18- “İnsanlar hakkında kesin hükümler vermemek gerektiğini unutma. Her azizin bir geçmişi, her günahkarın da bir geleceği vardır.”

Oscar Wilde

19- “Aşk yoksa cinsellik bir hiçtir. Cinsellik ancak taraflar arasında duygu varsa anlamlı olabilir.”

Charles Bukowski

20- “Sen tek başına güzel bir müziksin, ben tek başıma. Birlikte olduğumuz zaman büyük bir gürültü çıkıyor.”

Ahmet İnam

Yeni kitap alıntılarında görüşmek üzere:) Daha fazlası için İnstagram sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.

Read more