Zamanı zamana kırdırmak

Zaman - makale oku

Bir Alıntı Bir Yorum

Zamanı zamana kırdırmak

“Saatler boyunca başka saatleri beklemek…”

Çürümenin El Kitabı
Emil Michel Cioran

Geminin kıç tarafında oturup dümenin başında yaşanacak saatleri hayal etmek! Bilmez miyim! Zaman durma noktasındadır ve çapayı ruhuna sapladığının resmidir!

Sen bir de kaptanın seyir defterini oku. O da limana yanaşacağı saatleri beklemekte! Limandaki de el sallar uzaklaşan yolcu gemilerine!

Kimse bu günü bugünden yaşamasını beceremez. Özel ve anlamlı saatler ileride değil, geçmişte kalmıştır artık. Küçük bir anı olarak hem de. Tadı damağa sonradan ilişir.

Neden böyledir peki? Tam tersi olamaz mı? Duygusal derinlikten bahsedebilir miyiz? Bütün sanatların atası sayılabilecek şiir ile de alakalıdır biraz. Şiir derinliktir. Derinlere sonda vurup yaşamın özünü damıtabilmektir. Bu yüzden şiir sevmeyen insanlara ruhsal olarak yakınlaşamam bile…

Sevdiğim kadını boynundan öptüğüm zaman biraz durur ve ölümsüzleştiririm o anı. Kokusunu içime çekerim. Duygusal derinliğin getirileri! O an zaman duruverir! O anın ne geçmişte bir anı olarak kalmasını isterim, ne de daha fazlasını talep ederek bozguna uğrarım!

Anı yaşayamayan, güzel zamanları anılar çöplüğünde istifler. Ya da yeni bir deneyimi mahvetmek için yeni saatleri bekler bekler bekler…

Günay Aktürk

Read more

Kavra Kırbacın Sapını

kavra kırbacın sapını
kavra kırbacın sapını

Al şu zinciri ve kendi yamaçlarındaki paslı kazıklarına bağla beni. Bir gün eninde sonunda kavgasını yapacağız nasıl olsa. O güne kadar en derin çukurlarında demirleyip azgın kasırgalarına bırakıyorum bu yelkenliyi!

Kavra kırbacın sapını, kesiver cezasını erdemli davranışlarımın. Şimdiden kara bulutlarını serbest bıraktın, gökyüzüm çamurlu ya, yine de tam gezmelik! Öyle görünür başlarda. Ama önünde sonunda fırtına çıkar. Kimin kurtulup kimin kaybolacağına fırtına karar verecek.

Her insan bir nebze yük gemisine benzer. Zamanla yolcu gemisine evrilir ve en nihayetinde savaş gemisi olarak ortaya çıkar. Bazen de öyle olmaz. Bir sandaldır o. Denize fazla açılmamışken: “Bu sandalın kürekleri tuzlu sulara dayanamıyor artık!” deyip bırakır kendini kara sulara.

Elimizde (Nietzsche’nin deyimiyle) evrim kuramımız var. Ve bu evrimin dişiler hakkında neler söylediğinden haberdar mıyız? Kadın da bir dişidir ama insana doğru evrimleştikçe kadınlaşıyor. Görünen o ki sırf medeniyetimizin bir dizi getirilerinden ötürü evrimin bazı maddeleri saf dışı kalmış durumda. Kadınlarımızın (ev bekçisi) olma zorunluluğu gibi. Kadın artık kazanabiliyor. Onu dört duvar arasına sıkıştıran zihniyet Orta Çağ zihniyetidir ve kadının hiçbir derdine deva olamaz. O kadar!

 

 

Günay Aktürk

Read more
Powered by Gelecek Internet