Hani Yol Biter Ya (Şiir Dinle)

Hani şiiri günay aktürk

Günay Aktürk Çekirdek Şiirler

En güzel kısa şiirler serisine yeni bir video daha. Bu defa bendeniz Günay Aktürk ve Hani Yol Biter Ya adlı şiirim. Yeni şiir kitabını süsleyecek kendileri. Sözleri aşağıdaki gibidir. Şiir Dinle ve dinlettir.

HANİ - SÖZLERİ

Hani kendini ait hissetmezsin ya bir an hiçbir yere,
Karlar eriyiverir hani göz açıp kapayıncaya dek…
Kar kalkar da yol görünür ya hani…

Hani bir ağrı saplanır ya o kopasıca kafana,
hiçbir ilaç tesir etmez de sürer gider ya hani…
Hani yol biter de başlarsın ya yürümeye…

Hani süngüler çekilmiş, barış reddedilmiştir ya!
Tüm sığınaklar kapanmıştır ya hani suratına,
son mermi artık namluda değildir ya hani…

Günay Aktürk

Read more

YANIK HAVA – CEYHUN ATUF KANSU

ceyhun atuf kansu - yanık hava

Şiir Dinle - Yanık Hava

En güzel şiirler serisine yeni bir video daha. Bu defa Ceyhun Atuf Kansu ve Yanık Hava adlı şiiri | Sözleri aşağıdaki gibidir. Şiir Dinle ve dinlettir.

 

Ceyhun Atuf Kansu
YANIK HAVA
Seslendiren: Günay Aktürk
Müzik: Last Train to Mars – Dan Lebowitz

Ceyhun Atuf Kansu - Yanık Hava Sözleri

Maviler içinde gördüm bir gün menevşemi.
Yayla tutmuş başlamış aşkımın gül mevsimi.
Zühre olup yola düşmüş çeker beni şavkından.
O ışıldar sevdasından ben yanarım aşkından.
Ben senin yüzünden güzelim konup göçücü oldum.
Böyle dağdan dağa yoldan yola geçici oldum.

Bir gün yine beyazlar içinde gördüm.
Kastı nedir bilmem, bir kere gönül verdim.
Turna derler böylesine halk türkülerinde:
Çifte hasrettir uykuya kalmış göğsünde.
Aşkın dilini öğrenmeye Karacaoğlan’a varsam,
Diller döksem, güller döksem,
rüyasına uyandırsam.

Bir gün yine gördüm ki pembeler giymiş.
Güllerin aynasına bakıp da övünmüş
Sarı saçları düşmüş tel tel olmuş.
Şu garip gönlümü kul eden o ince bel olmuş.
Sarsam razı olur hoşnut olur darılmaz.
Neyleyim ki inceciktir dal kırılır, sarılmaz.

Bir gün de baktım giyinmiş Macar olmuş.
Göğsünde Budin’in gülleri açar olmuş.
Karmendir Güzel çingenelerin hası,
Kanlı olur ozanların rüyası.
Ah, şol meydanda ölesim gelir!
Bir gün bakarsınız İspanya’dan sesim gelir.

Ah, efendim! Ben ne diyarlar gezdim.
Türküler içinde bir de bu türküyü yazdım.
Aşktır rüzgârların en hovardası.
Bozulur insanın düzeni yıkılır obası.
Yeniden düzen tutmaya kervan kalkar yol alır.
Beri yandan bir yanık türkü kalır!

Ceyhun Atuf Kansu

Read more

Cahit Sıtkı Tarancı – Desem Ki

cahit sıtkı tarancı - desem ki

Desem Ki

En güzel şiirler serisine yeni bir video daha. Bu defa Cahit Sıtkı Tarancı ve Desem ki adlı şiiri | Seslendiren: Günay Aktürk | Sözleri aşağıdaki gibidir. Şiir Dinle ve dinlettir. Bu pazarınız güzel geçsin. Aşk ile kalın…

Sözleri

Desem ki vakitlerden bir Nisan akşamıdır,
Rüzgârların en ferahlatıcısı senden esiyor,
Sende seyrediyorum denizlerin en mavisini,
Ormanların en kuytusunu sende gezmekteyim,
Senden kopardım çiçeklerin en solmazını,
Toprakların en bereketlisini sende sürdüm,
Sende tattım yemişlerin cümlesini.

Desem ki sen benim için,
Hava kadar lazım,
Ekmek kadar mübarek,
Su gibi aziz bir şeysin;
Nimettensin, nimettensin!
Desem ki…
İnan bana sevgilim inan,
Evimde şenliksin, bahçemde bahar;
Ve soframda en eski şarap.
Ben sende yaşıyorum,
Sen bende hüküm sürmektesin.
Bırak ben söyleyeyim güzelliğini,
Rüzgârlarla, nehirlerle, kuşlarla beraber.
Günlerden sonra bir gün,
Şayet sesimi farkedemezsen,
Rüzgârların, nehirlerin, kuşların sesinden,
Bil ki ölmüşüm.
Fakat yine üzülme, müsterih ol;
Kabirde böceklere ezberletirim güzelliğini,
Ve neden sonra
Tekrar duyduğun gün sesimi gökkubbede,
Hatırla ki mahşer günüdür
Ortalığa düşmüşüm seni arıyorum.

Cahit Sıtkı Tarancı

Read more

ORHAN VELİ – ANLATAMIYORUM

anlatamıyorum - orhan veli

Şiir Dinletisi

Anlatamıyorum - Sözleri

Ağlasam sesimi duyar mısınız,
Mısralarımda;
Dokunabilir misiniz,
Gözyaşlarıma, ellerinizle?

Bilmezdim şarkıların bu kadar güzel,
Kelimelerinse kifayetsiz olduğunu
Bu derde düşmeden önce.

Bir yer var, biliyorum;
Her şeyi söylemek mümkün;
Epeyce yaklaşmışım, duyuyorum;
Anlatamıyorum.

Orhan Veli

Dinlemeye Devam Edin: Emekçi Kadın Şiiri

Makale Okuyun: Beyni Boşa Almak

Daha Fazlası İçin Youtube Kanalımızı Ziyaret Edin: Günay Aktürk

Read more

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü

Emekçi Kadın Şiiri

En güzel şiirler serisine yeni bir video daha. Bu defa 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü için bendeniz Günay Aktürk ün kaleminden Emekçi Kadın şiiri | Umudun Çocuğu adlı şiir kitabımdan. Dinle ve dinlettir.

Kutlama değil farkındalık günü. Evde, işte ve sokakta “Eşitim” diyebilmek. Çünkü aslanın dişisi de aslandır erkeği de! Bizde insan vardır, kadın mı erkek mi sorulmaz, diyebilmek! Eğer diyemiyorsan, kaburga kemiğine kadar iner bu mesele.

“Tanrının Emaneti” yalanına sarılma, kimse kimseye emanet değil. Herkes kendi başına. O senin namusun da değil. Senin yanında kendini güçlü ve saygın hissediyorsa o zaman namuslusundur, yoksa namussuz! Namus senin davranışlarında. Karşılıklı yani.

Kutlama günü değil. Neyi kutluyorsun? Ama o isterse kutlar. Dün neyi yapmakta özgürse bugün de ona devam edecek.

Akşamın karanlığında bir kadını sokakta yalnız yürürken görürsem nasıl gururlanırım… Derim ki olması gereken şey bu. Ama bir adamı arabayla yanından geçerken gördüğümde sinirlenmeden edemem. Acaba biri yüz metre ötede bir şey mi yapacak! İşte ülkeyi getirdiğiniz hâl! Bu bokun içinde tam olarak neyi kutladığınızdan dün de bihaberdiniz bugün de…

Günay Aktürk

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar İçin

Ey kadın, dedi egemen güç!
Sen ki bir doğum makinesi!
Sen ki evinin sadık bekçisi,
Eğil ve itaat et ey günahkâr insan.
Eğitilmemiş ve horlanmış
dokuz yaşındaki çocuk gelin,
daha çok doğur ve daha fazla sus!
Sen ki kutsal kocasının
kaburga kemiği…

Oysa sen bu dünyada suskun bir köle
ve erkeğe sunulmuş huri değilsin kardeşim.
İnsanlıktan ve eşitlikten uzak
Yüzyıllar boyunca sömürülmektesin.
Alnında Havva’nın günahıyla yaşayan,
dokuz nefisli bir şeytan olamazsın sen.

Şimdilerde iki katına çıkarttılar köleliğini.
Seçiyor ve seçiliyorsun belki artık.
Ama yetmez ey işçi kadını yetmez.
Sokaklar tehlikeli ve yabancı hala
ve cinsiyetin hala yazılı alnında.
Basit ve sahte bir özgürlük vadederek
İşte budur diyorlar hak ettiğin eşitlik.

Her şey iki kat daha ağır şimdilerde.
Bilek gücün de sömürülmekte bugün.
Maaşa bağlandı artık insan emeği.
Gündüz mesaide paralı bir dişli,
akşam kendi kalesinde hizmetçi.
Ama kurtuluşun yakın ve ayandır artık.
Kendi sınıfının erkeğiyle ezilen kadın,
ancak kendi sınıfıyla kazanacak savaşı.

Günay Aktürk
2 Mart 2014

Günay Aktürk Kitapları

umudun çocuğu - günay aktürk
Günay Aktürk - insan insanın geleceğidir
Günay Aktürk - Sanrılar Romanı
Read more

Aziz Nesin – Babam Şiiri

aziz nesin babam şiiri

Aziz Nesin'in Babasına Yazdığı Şiir

En güzel şiirler serisine yeni bir video daha. Bu defa Aziz Nesin in bir Rufai dervişi olan babası Abdülaziz Efendi için yazdığı Babam adlı şiiri | Seslendiren: Günay Aktürk | Sözleri aşağıdaki gibidir. Dinle ve dinlettir.

Sözleri

Dünyaların en iyi babası
benim babamdır
Düşmandır düşüncelerimiz
Dosttur ellerimiz
Dünyada tek elini öptüğüm
Babamdır
Kırkını geçtin adam olmadın der
Başım önümde dinlerim
Önünde tek baş eğdiğim babamdır

Sabahlara dek Kur’an okur
Anamın ruhuna
İnanır ona kavuşacağına
Bana gavur der
Diş bilemeden
Dünyada tek bağışladığı ben
Tek bağışladığım odur

Başım derde girdikçe bakar çocuklarıma
Bir türlü ölemiyorum der senin yüzünden
Çocuklar ortada kalacak
Ölemez kahrımdan benim
Yaşamak zorunda benim yüzümden
Gözlerindeki ateş bakışlarında söner
Tuttuğun altın olsun der

Çocukluğumu tek anlayan odur
Dünyaların en iyi babası benim babamdır

Aziz Nesin

Read more

DİDEM MADAK AĞRI ŞİİRİ (Sesli Şiirler)

didem madak ağrı şiiri

En Güzel Şiirler Serisi

Didem Madak Ağrı Şiiri, En güzel şiirler serisindeki yeni çalışmamız. Seslendiren: Günay Aktürk | Dinle ve dinlettir.

Aslında seslendirmeyi yapalı bir ayı geçmiş olmalı. Bir süredir bayağı üretken olmalıyım ki paylaşım sırası daha yeni gelmiş. Yine de olsun. Geç ve güç olan şeylerde gizli güzellikler vardır:)

Didem Madak Ağrı Şiiri | Sözleri

Sonbaharların kralı gelirmiş meğer İstanbul’a.
Ciğerlerimin filmini çektiler
ciğerlerim artiz oldular icabında.
Akut alevlenmiş kronik bir sonbahar gibi bakıyordu
sigara figüran falan.
Ben kırmızı bir yaprağı oynuyordum esas kız olarak.
Uçuşuyordum, uçuşmakmış meğer benim anlamım
ben bunu geç anladım.
Senin için şiir yazacaktım İstanbul
ismini ağrı koyacaktım.
Oysa bir şiir niyeydi sanki
yer içer sevişir miydi sanki bir şiir?
Hamsi ısmarlar mıydı mesela bir şiir insana?
Fotoğraf çektirebilir miydi mesela hipodromda atlarla?
Rakı içebilir miydi Samatya’da?
Bir şiir uyur muydu kuş gibi
başını alıp da kanatlarının altına?
Oysa bir şiir neydi sanki
Ben seni ciğerimin köşesindeki arıza kadar sevdim
Bir şiir seni bu kadar sever miydi sanıyorsun İstanbul?

Bağırdım sokaklarına kartondan postlar sermiş ayyaşlara.
Bana kerametinizi gösterin
Keramatenizi gösterin bana!

Bir dikişte içtim bir şişe geceni
Yıldız komasına girmek istiyordum,
istiyordum dolunay çarpsındı beni.
Kurt adamlarım serbest kalsındı icabında
Kimin fazladan puştluğu varsa bir sigara sarsındı bana;
kin kusulsundu, öç alınsın.
İcabında modern kadındım, ne zaman şişmanlasa ruhum
hemen yarın yeni bir intihara başladım.

Ben fazla yemesem diyorum baylar yani
Bu kadar hınç bana fazla.
İcabında bir Allah bir Allah daha
Çok tanrılı bir din ederdi
Bırak müridin olayım İstanbul.

Sen beni hep bir şiir sanıyordun İstanbul.
Oysa çakmaktaşları gibi kıvılcımlıydı gözyaşlarım.
Ağlamaktan kızaran bir örnek burnum ve gözaltlarımla
bu şiiri ben yaralı bir panda vaziyetinde yazdım.
Canım yandı!
Bu şiiri ben bir yangın vaziyetinde yazdım.
Şimdi bırak sana kedilerime süt getiren eski günlerimi anlatayım.
Kapıma gül bırakan adamları…
Ben de icabında bir hafıza mağduruyum.
Cumartesi günleri gayri annemlerle birlikte
sokaklarında eylemler yapayım.
Benim ne sakal yanığı günlerim oldu
guruba bak ve beni an.
Öpüşmekten yorgun ve kızıl
Bir şiir sana bunları söyler miydi sanıyorsun?
Yağmurlarında yıkanan kırmızı banklarına baktım.
Bütün allar bir gün solarmış
Ben bunu geç anladım.
Yağmur meğer tanrının zulmüymüş İstanbul.
Ağrı neydi, neremdeydi, neresiydi ağrı?
Kim bana kalbimin menzilini soracaksa sorsun artık.
Ağrıdurmadanağrıdurmadanağrıdurmadan…
Ağrı benim durmadan doruğuna tırmandığım
Meğer yüksek bir dağmış.

Üstümü ara.
Cebimdeki şiiri usulca kaydırayım senden tarafa
ellerimi de kaldırdım bak.
Hazırım tutkumu tutukla.
Şiirsizim
Bu şiir senin ismini ağrı koyar mıydı sanıyorsun İstanbul.
Ben bu şiiri kusarak yazdım.

Ekim 2002, yakında kasımpatları da çıkacaktı.

Didem Madak

Read more

Charles Bukowski Kadınlar

Charles Bukowski Kadınlar eserinin temalarını yansıtan, yazısız alegorik Bosch tarzı çok figürlü sahne

Charles Bukowski Kadınlar – Seçme Alıntılar ve Metnin Teması

Charles Bukowski, Kadınlar adlı eserinde aşkı, arzuyu, yalnızlığı ve modern ilişkilerin çürümesini sert ve filtresiz bir dille ele alır. Bu metin, romantik ideallerden çok, insanın iç dünyasındaki çatlaklara ve kadın–erkek ilişkilerinin güç, korku ve bağımlılık ekseninde nasıl şekillendiğine odaklanır.

Bukowski’nin kadınlara bakışı ne yücelticidir ne de uzlaşmacı; aksine çelişkili, rahatsız edici ve çoğu zaman acımasızdır. Kadınlar metninde yer alan bu seçme alıntılar, yazarın aşk, cinsellik, yalnızlık ve bireysel özgürlük üzerine düşüncelerini açıkça ortaya koyar. Bu sayfada yer alan bölümler, eserin tamamını değil; ruhunu, tonunu ve felsefesini yansıtan pasajları bir araya getirir.

Charles Bukowski Kadınlar eserinin temalarını yansıtan, yazısız alegorik Bosch tarzı çok figürlü sahne

Kadınlar – Sözleri (Seçme Alıntılar)


Bir kadın olarak doğmuş olsaydım kesinlikle orospu olurdum. Erkek olarak doğduğum için, sürekli kadınları arzuladım. Buna rağmen kadınlar beni hep korkuttu. Çünkü onlar hep ruhunuzu ele geçirmek ister. Öyle olsa benden geriye ne kalırdı korumak isteyeceğim.


Bazı kadınlar erkekler kadar aşağılık değildi. Bazıları ise para için ruhunu bile satabilirdi. Ruhunu satan bir kadın, bir fahişe kadar saygın olamazdı. Onlardan hep kaçtım.


Kadınlar sizi sevebilir. Fakat bir süre sonra bir şey olur onlara, sizi ölürken izlemek isterler, arabayla sizi ezip suratınıza tükürmek isterler.


Kadınlar korkutuyorlardı beni, çünkü er ya da geç ruhuma sahip olmak istiyorlardı. Oysa ben ruhumdan arta kalanı kendime saklıyordum. Esasen fahişeleri arzuluyordum, çünkü özel isteklerde bulunmuyorlardı. Gittiklerinde de hiçbir şey yitirilmiş olmuyordu.


İnsan ilişkileri doğru düzgün yürümüyordu nasılsa. İlk iki hafta herşey canlı gider, sonra taraflar ilgilerini kaybederlerdi. Maskeler düşer, gerçek yüzler görünmeye başlar: çatlaklar, bönler, kaçıklar, kinciler, sadistler, katiller. Modern toplum kendi türünü yaratmıştı ve insanlar birbirleriyle besleniyorlardı. Ölümle düello gibiydi.


Dışarıdan gamsız bir pezevenk gibi gözüküp iç dünyamda duygusal biri olmak beni mahvetti. Ama yalnız olmak yanlış bir kalpte olmaktan iyidir.


Herkes kendinin özel, ayrıcalıklı, müstesna olduğunu düşünüyordu. Balkonundaki saksıları sulayan kocakarı bile.


Bir erkek sadece iyi bir kadın bulamadığında çok fazla kadına ihtiyaç duyuyordu.


Charles Bukowski’nin kadınlar temasını alegorik sahnelerle anlatan, yaşlı bir adam, kadın figürleri, tutku, yalnızlık ve insan ilişkilerinin çürümesini betimleyen yazısız resim

Dışarıdan gamsız bir pezevenk gibi gözüküp iç dünyamda duygusal biri olmak beni mahvetti. Ama yalnız olmak yanlış bir kalpte olmaktan iyidir.

Herkes kendinin özel, ayrıcalıklı, müstesna olduğunu düşünüyordu. Balkonundaki saksıları sulayan kocakarı bile.

Bir erkek sadece iyi bir kadın bulamadığında çok fazla kadına ihtiyaç duyuyordu.

Erkekler futbol seyreder, bira içip bowling oynarken onlar, yani kadınlar, bizim hakkımızda düşünüyor, bizi inceliyor, karar vermeye çalışıyorlardı – bizi bıraksalar mı, atsalar mı, değiştirseler mi, öldürseler mi, yoksa sadece terk mi etseler?


Aşık olmadığıma sevindim. Aşık insanlar asabi, tehlikeli olurlar, perspektif duygularını kaybederler. Sinirli, can sıkıcı psikopatlara dönüşürler…


Zordur benimle yürümek!
Bunu benimle yola çıkanlar bilir,
hepsi yarı yolda gittiler!
Suç kimde? Ben zoru seviyorum, onlar sevmiyor.
Yapacak bir şey yok! Suçum var mı?
Tabii ki var; zor yola, kolay kişilerle çıkmak
en büyük hatam!


Bunlara da Bakabilirsiniz

Read more

Cemal Süreya – Üvercinka

cemal süreya - üvercinka

Yeni Bir Seslendirme: Cemal Süreya

Aşk şiirleri serisine yeni bir video daha. Bu defa Uzaktan seviyorum veya sana giden yollar kapalı şiirleri nin de yazarı olan Cemal Süreya ve Üvercinka adlı şiiri | Seslendiren: Günay Aktürk | Sözleri aşağıdaki gibidir. Dinle ve dinlettir.

Üvercinka - Sözleri

Böylece bir kere daha boynunlayız sayılı yerlerinden
En uzun boynun bu senin dayanmaya ya da umudu kesmemeye
Laleli’den dünyaya doğru giden bir tramvaydayız
Birden nasıl oluyor sen yüreğimi elliyorsun
Ama nasıl oluyor sen yüreğimi eller ellemez
Sevişmek bir kere daha yürürlüğe giriyor
Bütün kara parçalarında
Afrika dahil

Aydınca düşünmeyi iyi biliyorsun eksik olma
Yatakta yatmayı bildiğin kadar
Sayın Tanrıya kalırsa seninle yatmak günah, daha neler
Boşunaymış gibi bunca uzaması saçlarının
Ben böyle canlı saç görmedim ömrümde
Her telinin içinde ayrı bir kalp çarpıyor
Bütün kara parçaları için
Afrika dahil.

Senin bir havan var beni asıl saran o
Onunla daha bir değere biniyor soluk almak
Sabahları acıktığı için haklı
Gününü kazanıp kurtardı diye güzel
Birçok çiçek adları gibi güzel
En tanınmış kırmızılarla açan
Bütün kara parçalarında
Afrika dahil.

Birlikte mısralar düşünüyoruz ama iyi ama kötü
Boynun diyorum boynunu benim kadar kimse değerlendiremez
Bir mısra daha söylesek sanki her şey düzelecek
İki adım daha atmıyoruz bizi tutuyorlar
Böylece bizi bir kere daha tutup kurşuna diziyorlar
Zaten bizi her gün sabahtan akşama kadar kurşuna diziyorlar
Bütün kara parçalarında
Afrika dahil

Birlikte mısralar düşünüyoruz ama iyi ama kötü
Boynun diyorum boynunu benim kadar kimse değerlendiremez
Bir mısra daha söylesek sanki her şey düzelecek
İki adım daha atmıyoruz bizi tutuyorlar
Böylece bizi bir kere daha tutup kurşuna diziyorlar
Zaten bizi her gün sabahtan akşama kadar kurşuna diziyorlar
Bütün kara parçalarında
Afrika dahil

 

Cemal Süreya

Read more

Aşk İki Kişiliktir – Ataol Behramoğlu

ataol behramoğlu - aşk iki kişiliktir

Ataol Behramoğlu - Aşk İki Kişiliktir

Değişir yönü rüzgârın
Solar ansızın yapraklar;
Şaşırır yolunu denizde gemi
Boşuna bir liman arar;
Gülüşü bir yabancının
Çalmıştır senden sevdiğini;
İçinde biriken zehir
Sadece kendini öldürecektir;
Ölümdür yaşanan tek başına,
Aşk iki kişiliktir.

Bir anı bile kalmamıştır
Geceler boyu sevişmelerden;
Binlerce yıl uzaklardadır
Binlerce kez dokunduğun ten;
Yazabileceğin şiirler
Çoktan yazılıp bitmiştir;
Ölümdür yaşanan tek başına,
Aşk iki kişiliktir.

Avutamaz olur artık
Seni, bildiğin şarkılar,
Boşanır keder zincirlerinden
Sular tersin tersin akar;
Bir hançer gibi çeksen de sevgini
Onu ancak öldürmeye yarar:
Uçarı kuşu sevdanın
Alıp başını gitmiştir;
Ölümdür yaşanan tek başına,
Aşk, iki kişiliktir.

Yitik bir ezgisin sadece,
Tüketilmiş ve düşmüş gözden;
Düşlerinde bir çocuk hıçkırır
Gece camlara sürtünürken;
Çünkü hiçbir kelebek
Tek başına yaşamaz sevdasını,
Severken hiçbir böcek
Hiçbir kuş yalnız değildir;
Ölümdür yaşanan tek başına,
Aşk iki kişiliktir.

Temmuz 1994
Ataol Behramoğlu

Read more