Deprem Şiiri – Tevfik Fikret | En Güzel Şiirler

Deprem Şiiri (Verin Zavallılara) – Tevfik Fikret’in Balıkesir depremi üzerine yazdığı şiiri

Tevfik Fikret’in Deprem Şiiri Üzerine

Deprem Şiiri (Verin Zavallılara), Tevfik Fikret tarafından 1898 yılının Şubat ayında Balıkesir’de meydana gelen ve o güne kadar görülmemiş büyüklükteki yıkıcı deprem üzerine kaleme alınmıştır. Bu felaket, Balıkesir’i hem maddi hem de manevi açıdan derinden sarsmış; ancak dönemin basınında ve kültür hayatında, büyüklüğüyle orantılı bir karşılık bulamamıştır.

İstanbul basını konuya tamamen sessiz kalmasa da, yaşanan acının yeterince görünür olmadığı bir ortamda Tevfik Fikret bu şiiri yazarak yayımlar. Deprem Şiiri, kamuoyunun dikkatini Balıkesir’e çeviren güçlü bir vicdan çağrısı hâline gelir. Fikret’in bu duyarlılığı sayesinde Balıkesirli depremzedelerin yaraları kısa sürede sarılır; şiir, edebiyatın toplumsal sorumluluk üstlendiği nadir örneklerden biri olarak tarihe geçer.

Tevfik Fikret - Deprem Şiiri Sözleri

verin zavallılara - Tevfik Fikret

Depremde yıkılmış bir köy!
Şu yanda bir çatının çürük direkleri fırlamış yerinden.
ötede çamur yığıntısına benzeyen bir zemin katının
Yıkık temelleri gözüküyor.
Uzakta bir ev yere doğru eğilmiş, hemen yıkılıp gidecek.
Önünde bir kadın…
Of artık istemem görmek!
Bu levha yüreğimin çarpması içinse yeter.

 

Tevfik Fikret

Read more

SURUÇ KATLİAMI VE ADALET YETMEZLİĞİ

suruç katliamı

Bir Yanda Suruç Bir Yanda Cehalet

suruç katliamı

Avukatlardan oluşan “Suruç İçin Adalet Platformu” raporu:

“Yardım malzemelerinin toplandığı Amara Kültür Merkezi bahçesinde, basın açıklaması yapıldığı sırada canlı bomba saldırısı gerçekleşmiş, 33 kişi yaşamını yitirmiş, saldırıda 150’nin üzerinde kişi de çeşitli biçimlerde yaralandı.

Saldırıdan önce kültür merkezi çevresinde hiçbir güvenlik önlemi alınmamışken, saldırının hemen ardından kültür merkezi önüne çevik kuvvet ekipleri gelmiş, caddeyi bütünüyle trafiğe kapatmış, ambulans geçişine ve yaralıların sevkine engel oldu. Yaralıları hastaneye taşımaya çalışan kitle üzerine biber gazı atıldığına dair görüntüler dün gibi aklımızda…”

“Katliamın bir numaralı faili olan IŞİD bağlantılı ve poliste arama kaydı olan Şeyh Abdurrahman Alagöz isimli terörist hiçbir güvenlik kontrolüne tabi tutulmaksızın Amara Kültür Merkezi’ne girmiş ve bu katliamı gerçekleştirdi.

Sonrasında dava dosyalarına gelen belgelerden, Şeyh Abdurrahman Alagöz ve Ankara katliamını gerçekleştirenlerden kardeşi Yunus Emre Alagöz hakkında “terör nitelikli aranan şahıs” kaydı olmasına ve bu bilginin bütün illere gönderilmesine rağmen, bu kişilerin yakalanmasına dönük herhangi bir girişimde bulunulmadığı ortaya çıktı.

Adaletin Sağlandığı Gün Güneşli Bir Gün Olacak

Ondan eli kanlı bir cellât da yapılabiliyor. Yeter ki önüne bir hedef koy. Sürüngen beynine dokun. Menfaatini besle. Sonra gidip onlarca insanı katletsin. Yaptığı şeyden pişmanlık duymaz çünkü pişmanlık duymayacağı şekilde yetiştirildi. Belki dünyayı kafirlerden temizlediği için tanrının hakikatli bir askeri olduğunu düşünmüş, bununla gurur bile duymuştur.

Kimse ona insan sevgisini aşılamadı. Ilahi aşka inanır görünse de aslında derinlerde alacağı ödülü düşündü durdu. İçi içine sığmadı.

Ama bu katliamın en büyük faili o mu gerçekten? Asıl sorumlular ona bu düzeni hazırlayanlar değil mi? Çocukluğundan beri bir köpeğin başını bile okşamaması gerektiğini, aksi taktirde abdestinin bozulacağını söyleyenler değil mi? Abdestini bozuyorsa mekruh bir şey olmalı!

Kişi dediğin bir parça “melami” olmalı. Kendi bulmalı aradığı şeyi. Kuşkulanmalı her şeyden. Yerinmekten de kınanmaktan da korkmamalı. Öyle olmazsa böyle olur. Öyle olmazsa, çocuklara oyuncak götürmek için yollara düşen gencecik, pırıl pırıl insanları katleder. Onlar ölürken deccal yaşamaya devam eder. Ama bir süreliğine. Tarih başkaları için yaşayan güzel insanları asla unutmaz!

 

Günay Aktürk

Read more
Powered by Gelecek Internet