Upgrade Filminin Konusu (Yükseltme)

UPGRADE FİLMi (Bilim Kurgu)

Upgrade Filminin Konusu

Upgrade filmi, yakın bir gelecekte, teknolojiye mesafeli bir tamirci olan Grey Trace’in uğradığı saldırı sonucu felç kalmasıyla başlar. Aynı saldırıda karısını kaybeden Grey, deneysel bir yapay zekâ çipi olan STEM’in omuriliğine yerleştirilmesini kabul eder. Bu implant sayesinde yeniden yürüyebilir hâle gelir. Kısa süre içinde STEM’in yalnızca bedeni değil, refleksleri ve kararları da yönlendirdiği ortaya çıkar. Grey, karısının ölümünden sorumlu olanların izini sürerken, intikam yolculuğu insan ile makine arasındaki sınırı giderek belirsizleştirir.

UPGRADE FİLMi (Bilim Kurgu)
UPGRADE FİLMi (Bilim Kurgu)

Upgrade, bu hikâyeyi yalnızca bir intikam anlatısı olarak bırakmaz. Film ilerledikçe, güç kazanan bedenle birlikte daralan irade arasındaki gerilim belirginleşir. STEM’in sunduğu hız ve kesinlik, insanın kararsızlığını ve tereddüdünü ortadan kaldırır. Şiddet daha etkili, kararlar daha hızlı, sonuçlar daha kesindir.

Film, teknolojinin sunduğu kontrol duygusunun bedelini sorgular. Hareket özgürlüğü geri kazanılırken, seçim hakkı yavaşça arka plana itilir. Finaline doğru Upgrade, izleyiciyi tek bir soruyla baş başa bırakır: İnsan, kendi adına düşünen bir sistemle yaşadığında hâlâ özne midir, yoksa yalnızca işleyen bir parçaya mı dönüşür?

Film Hakkında:

  • Yönetmen & Senarist: Leigh Whannell
  • Başroller: Logan Marshall-Green, Betty Gabriel, Harrison Gilbertson
  • Yapımcı: Jason Blum
  • Yapım Şirketi: Blumhouse Productions
  • Tür: Bilimkurgu, Aksiyon, Cyberpunk
  • Yapım Yılı: 2018
  • İlk Gösterim: South by Southwest Film Festivali
    Ülke: ABD / Avustralya
Read more

Hayatı Erteleme (Kısa Makaleler)

hayatı erteleme

Bir Alıntı Bir Yorum

hayatı erteleme - günay aktürk
hayatı erteleme - günay aktürk

“Karşımıza çıkan mutluluk anılarını hemen yakalamak gerek. Uzun uzun hazırlanıp beklemek her şeyi bpzuyor çoğu zaman.”

Emma
Jane Austen

Henüz zamanı gelmediyse, bırak da tavuk kuluçkada biraz daha ısıtsın yumurtayı. Bu hayat kümesinde daha çok yumurta çatlatacaksın. Ve inanır mısın, seve seve alışacaksın bu gidişe. Gerçekten sevmek ne zaman başlar acaba! Sanırım yeterince trajikomik bir hale geldiğinde…

Sana önce “hayatı erteleme” der, sonra da tutup “meyve olgunlaşmadan yere düşmez.” derler. Yaşamak da zaten kısa aralıklı afallama halidir. Neyzen de boşuna yaşamadı ha kenar mahallelerde. Bak, sonunda cenazesine kodamanlar da teşrif ettiler, sağını solunu kapatmaya çalışan dilenciler de! Ne koparabilirsen kâr şu hayattan. Ama Neyzen’in yaşlılığındaki fotoğraflarındaki ifadeye dikkat ettin mi hiç? Görkemli bir hayal kırıklığı! Geride kalanlarsa hâlâ telaşlı bir hırsızlık peşindeler!

Sen yine de Hayatı erteleme! Bunu yaparken de akıl sağlığını korumaya bak. En zeki olanlarımız bile bu dertten mustaripler. Belki de yalnız onlara has bir hastalıktır. Belki de değil. Ne de olsa insan psikolojisi yıllar boyu aldığı yaraların birikmesiyle kişide bir kişilik bozukluğu hasıl oluyor.

Erken çıkan yol alsa da yine de hızlı giden atın boku seyrek düşermiş. İnsan dediğin yol olmalı arkadaş! Ve bu yol bir menzile ulaşmalı. Gelip geçmeliler üzerinden memeliler ve dahi sürüngenler! Ve herkes bir şeyler öğrenmeli bu yolculuktan!

Şimdi söylediğim her şeyi unutma zamanıdır zira makalenin sonuna geldik. Neyzen üstadım ruhuma kendi nurundan üflese derdim ki cevaben: “Sikeyim yolun kaymaklısını da, yolcunun imanlısını da…” Hepimiz kıblesi kutsal ruh hastalarıyız nasılsa!

Not: Şeytanın bile kendine has kıblesi vardır. Tapınak dediğin güçlü bir tutkunun bulanık bir gölgesi değil midir… Kim demiş onun hakiki bir akıl hastalığı olmadığını! Ben son sözlerimle gölgelere karışadurayım, sen yine de hayatı erteleme!

Günay Aktürk

Read more

Yalnız ölüleri Seversiniz

yalnız ölüleri seversiniz

Azgın Nehir İnsanları

yalnız ölüleri seversiniz

Bazı insanlar bazı şairlere aşıktır. Ben de Nilgün’üme aşığım. Aslında Sylvia Plath tahtın tepesinde. Diyeceksin ki bu kadar kolay mı aşık olursun? Canım bu öylesi bir aşk değil. Bilinci açık bir ilgi bu. Bence dost olmak istiyorumdur. Karşılıklı iki lafın belini kırmak. Kafam bulanık şu sıralar:)

Ne demiş Puşkin? Galiba onun fikriydi. “Yalnız ölüleri sevmeyi biliyorlar.” Pek çok insan Ahmed Arif hayranıdır. Ama ben inanmam bu hayranlığa. Nasıl olsa yerkürenin bu tarafında değil adam. Ölüleri sevmek kolaydır. Derdi kederi yoktur. Sizden herhangi bir şey isteyecek durumda da degillerdir. Sizin hayalleriniz ise tozlu raflarda kalır ve bu hayranlık aslında tutkulu bir arayışın belirtisinden başka bir şey değildir.

Yerküre insanları! Neyi ne için aradıklarını bile bilmeyen azgın nehir insanları! Sarhoşlar gibi oradan oraya savrulan… Bu insanlar hep yalnız olmaktan şikayetçi. Doldurmaya çalıştıkları dipsiz bir boşluk var. Bu boşluk öyle canavarsı bir delik ki işe yarayan yaramayan her şeyi alıp sokuyorlar içine. Fakat dolmuyor. En çok da o eğlenceli akşam partilerinden dönerken hissediyorlar bunu.

Azgın ve güçlü bir nehir! Bunların hepsi kişinin kendine yabancılaşmasından. Durup iç seslerini dinlememelerinden. Kendilerine tahammülleri yok. Bu yüzden yalnız kalmaktan korkuyorlar. Sevimsiz bir yabancıyla baş başa kalma hali!

Nilgün’e Ve Plath a aşığım derken, onlar eserlerinde beni kendime yaklaştırıyorlar. Tutkularım ruhumun aynasıdır sevgili! Kime neden ihtiyaç duyduklarından bihaber olmayan insanlarla karşılaşmanız dileğiyle:)

 

Günay Aktürk

Okumaya Devam Edin Yeni Yıl Dilekleri Filan

Daha Fazla Seslendirme İçin Youtube Kanalımızı Ziyaret Edin

Read more

Yeni Yıl Dilekleri Filan

yeni yıl

Yeni Yıl Duası Mı Dilenci Duası Mı

yeni yıl

Hiç yeni yıl dileğinde bulunmadım. İnsanlar boyuna güzel şeyler diliyor. Ama o güzel şeyleri gerçekleştirmek için atılacak adımlar ağır aksak! Tanrıya dua etmekle hiçbir fark yok arasında. İnsan yaşamının refahı dilenci dualarına kaldıysa ayvayı yemişiz misali

Bir de şu “Müslüman Noel kutlamaz!” saçmalığı var. Niye canım, Noel babanın başı kel mi? O da pek çok mitolojik kahramanlar gibi hatırlanmak istiyordur. Biz taşlanan şeytanın varlığını sorguluyor muyuz? Ah evet yapıyoruz bunu. Ama siz taşlarken hedefi tutturmaya çalışıyorsunuz. Oysa bizim gözümüz şömine bacalarında değil!

Fikirsel anlamda güzel şeyler söyleyebilirim ama. Mesela derim ki “Ey müslüman oku! Ama anlayarak oku. Arap misyonerlerinin başarısı ile sarhoş olup başımıza bela olma. İçinizden bazılarının oğlancılık, bademcilik yani kısaca sübyancılık peşinde koştuğunu görüyoruz. Düşman belleyeceksen onları belle. Zira hiçbir şeytan br ateist olarak karşına çıkmayacak. O her zaman dini bütün kılıklarda karşına çıkacak senin.

Dostlarım! Sevdiklerim! Okuyucularım! Yeni yıl elbette güzellikler getirsin sizlere. Ümit ağacına çaput bağlayın ama lütfen mücadelesini de verin bunun!


Günay Aktürk

Daha Fazla Dinleti İçin Resmi Youtube Kanalı Ziyaret Edin

Read more

Aşk İki Kişiliktir – Ataol Behramoğlu

ataol behramoğlu - aşk iki kişiliktir

Ataol Behramoğlu - Aşk İki Kişiliktir

Değişir yönü rüzgârın
Solar ansızın yapraklar;
Şaşırır yolunu denizde gemi
Boşuna bir liman arar;
Gülüşü bir yabancının
Çalmıştır senden sevdiğini;
İçinde biriken zehir
Sadece kendini öldürecektir;
Ölümdür yaşanan tek başına,
Aşk iki kişiliktir.

Bir anı bile kalmamıştır
Geceler boyu sevişmelerden;
Binlerce yıl uzaklardadır
Binlerce kez dokunduğun ten;
Yazabileceğin şiirler
Çoktan yazılıp bitmiştir;
Ölümdür yaşanan tek başına,
Aşk iki kişiliktir.

Avutamaz olur artık
Seni, bildiğin şarkılar,
Boşanır keder zincirlerinden
Sular tersin tersin akar;
Bir hançer gibi çeksen de sevgini
Onu ancak öldürmeye yarar:
Uçarı kuşu sevdanın
Alıp başını gitmiştir;
Ölümdür yaşanan tek başına,
Aşk, iki kişiliktir.

Yitik bir ezgisin sadece,
Tüketilmiş ve düşmüş gözden;
Düşlerinde bir çocuk hıçkırır
Gece camlara sürtünürken;
Çünkü hiçbir kelebek
Tek başına yaşamaz sevdasını,
Severken hiçbir böcek
Hiçbir kuş yalnız değildir;
Ölümdür yaşanan tek başına,
Aşk iki kişiliktir.

Temmuz 1994
Ataol Behramoğlu

Read more

İstanbul Sözleşmesi Yaşatır

İstanbul Sözleşmesi yaşatır

İstanbul Sözleşmesi Yasası

istanbul sözleşmesi

“TBMM’de İstanbul Sözleşmesi karşıtı kitapçık dağıtıldı. İçinde yazanlar:

* Evin reisi erkektir, iki reis olmaz.
* Evlilik içi tecavüz yoktur.
* Feminizm terörizmdir.
* Toplumsal cinsiyet yoktur; mesleklerin, renklerin ve kıyafetlerin cinsiyeti vardır.

Evlilik Sizler İçin Yasal Bir Zina!

İstanbul Sözleşmesi kapsamında KİTAPçık niyetine dağıtılan o paçavranın bir de Türkçe okuması var, o da şudur: “Biz ne yapsak da insan olmayı beceremiyoruz. İnsan gibi sesler çıkarttığımıza bakmayın, hayvandan daha yeni evrildik. O yüzden de hayvan doğasının şartlarını yerine getiriyoruz.

Bizde kabile kafası olduğu için köleliği savunuyorsunuz. Evlilik sizler için yasal bir zina! Sadece bu var kafanızın içinde. Sırf kağıt üzerinde sözleşme yaptığınız ve adı “yasal” olduğu için de evlilik içi tecavüz tanımını aklınız almıyor. O tecavüz doğru bir tanımlama. Adını da “helal zina” koydum. Aslında haram ya, boş verin bunu. Haram ile helâli zaten sürekli birbirine karışırıyorsunuz!

Kalbine giremediğiniz kadınları dövüyorsunuz. Bazen şiddet bazen de cinayet. O kadınlar tarafından aldatıldığınız zaman da namusunuz kirleniyor! Oysa asıl namussuzluk, sevmediğiniz kadını evinizde bir esir gibi tutuyor olmanız! Yasal esaret!

Şaşmamak gerek. Kadını insan olarak tarif eden bir şey okuduğunuz yok ki. O sizin için basit bir kaburga kemiği! Tanrının emaneti! Hiçbir şeyi kendi başınıza sevmeyi beceremez misiniz? Hayatınızda bir defa olsun karşı çıkın. Yasalarda da yazsa kutsal kitaplarda da yazsa, bir insana şiddet uygulamayı ya da onu öldürmeyi haklı çıkartacak sebepler öne süren her şeyi reddedin.

Kin ve nefret kusuyor televizyonlar, politikacılar ve din adamları. Sizde bu kadın cinayetleri ve öldürme dürtüsü yok olmadıkça da kusmaya devam edecekler.

Kendi başına düşünemeyen cahil insan kendini pek donanımlı zanneder. Ama asla bilge bir insan olamaz. Sizler tek bir kader çizgisinde yürüyorsunuz. Bir köle adayı olarak doğdunuz ve eğitimli bir köle olarak yok olup gideceksiniz!

 

Günay Aktürk

Read more

Ak Sakallı Bilgecik (Kısa Makaleler)

ak sakallı

Ak Sakallı Bilgecik

ak sakallı bilgecik

“Bilge dediğin hem fırlama hem de puşt olur. Bilge, hayatın bütün hazlarının ardından koşar ama o hazların hiçbirinin dangalağı olmaz. Son çıkan küfürleri bilir. Yeni küfürler üretir. Yaşamdan tat almayı bilir ama bunu hiçbir zaman ayağa düşürmez. Ayağıyla yaşadığı yaşamı yukarı çeker. O küfür ettiği zaman küfür onda besmele gibi bir şey olur. Bizde bilge, yerinden kalkmaz, aksakallı, yemek yemez, çişi gelmez biri olarak bilinir.”

Ahmet İnam
ODTÜ Felsefe Bölüm Başkanı

Bir Alıntı Bir Yorum

Bu adamı çok seviyorum. Özgün fikirleri var. Hele yobazlığı anlattığı o “baş yobaz” yazısına hayran kalmıştım. Hatta tam adı “Benim yobazım senin yobazını döver” idi galiba.

Bilge insan hakkındaki bu görüşleri eleştirmek için de ortada bir neden göremiyorum. Bizim bilge insan örneklerimizdeki kahramanlarımız genelde aksakallı dervişler oluyor. Özellikle de elini suya sabuna sokmayan tipler. Pek çoğu hak yolunda yürüyen ama, dünyadan elini eteğini çekmiş halleriyle, dünya canlılarına pek faydası dokunmayan tipler.

Hiçbirini de soylu bir mücadelenin içinde göremezsiniz. Halktan yana, halk ile birlikte olmaları gerekirken, bir şekilde güç sahibi olanların elini öptüğü sevgili ve ulu dervişler!

Üzerinize afiyet sokmuşam öyle bilgeye! O tür bilgeler hayatın hakiki dinamizmlerinden beslenmezler. Bilgilerinin tamamı da ilim üzerine kuruludur. Metafizik ilim. Hakikatle bağları kopmuş çürük teori yığınları…

Read more

Doygunluk Meselesi (Kısa Makaleler)

doygunluk meselesi - günay aktürk

Bir Alıntı Bir Yorum

Doygunluk Meselesi - Kısa Makaleler
Doygunluk Meselesi - Kısa Makaleler

“Zekasını beğendiğin birinin görüntüsünü merak etme. Zekasını kullanmayan birinin ise görüntüsünden etkilenme.”

Hegel

İzindeyiz Hegel 🙂 Doygunluk meselesi aslında. Bu konuda ben kendime güvenirim. Güzel bir suretten ya da bedenden etkilensem de yine de sersemletemez bu beni. Oysa on, on beş yıl önce olsa tam tersi olabilirdi. Öyleydi de. Ee ne demişim vakti zamanında: “Serde şairlik var, acı istiyor biraz da ilham kahpesi!

Lise yıllarındayken Bulvar ve Tan gazeteleri vardı. O dönemlerde gençliğin gözdesiydi o gazeteler. Keser ve saklardık güzelce. Katlamazdık zira buruşurdu:)

Böyleydi canım, yalan yok. Ama kalbimiz temizdi. Pek çoğumuzun. Ya da kendimden pay biçiyorum. Zira (pek çok kez söylemişimdir) orta birde aşık olduğum kıza taa lise sonda… bile açılamamıştım. 🙂

Doygunluk dedik. Zaman bir buldozer gibi geçti üstümüzden. İnsan zor etkileniyor. Hepimiz değil ama. Bak yine kendimden pay biçiyorum. Yakın zamanda cinsel temalı konulara girmediğim ve hiç de istek duymadığım bir kadın demişti ki: “İstesem beş dakikada baştan çıkartabilirim seni!” Daha yüksek dozda söylemişti ama biz böyle algılamış olalım. Kendi çapında haklıydı. Köpeklere bile tecavüz edilen bir ülkede bunca özgüvenli olmasına şaşmamalıydı!

Aşmalı insan kendini. Her gece, bir önceki güne kıyasla yeni bir şey öğrenmiş olarak girmeli yatağa. Bunu önemserim. Makamından, rütbesinden, parasından ve vücudundan başka sergileyecek bir şeyi olmayan insanlara acırım…

 

Günay Aktürk

Read more

Senin Adın Kavuşmak Olsun

Senin Adın Kavuşmak Olsun

Sebahattin Abi

Senin Adın Kavuşmak Olsun - Sözleri

Tarifsiz bir sevdada kimliksiz bir sessizliktin.
Haykırışlarla çağlarken yüreğim durgun limanımdın.
Sen adını koyamadığım!
Senin adın kavuşmak olsun.

Fırtınalarda yolunu kaybeden gemi misali,
rotasız ve pusulasız kalmışken yüreğim
ve hoyratça savrulurken bir limandan bir limana
teslim olmuşken kaderine
Apansız sana rastladım o limanda
Sen adını koyamadığım
Senin adın kavuşmak olsun…

Bakmaya kıyamazken gözlerine
Tutmaya cesaret edemezken ellerini.
Ve bütün cümlelerin sustuğu o yerde
Sessiz bir haykırıştı yüreğim
Eşsiz bir mutluluktu yaşadığım
Sen adını koyamadığım
Senin adın kavuşmak olsun.

Son bahar yaprakları dökülürken içimden
Hazanı yasarken bahar kokulu sabahlar da
Yüreğim üşürdü gözlerimden sel olup akan yağmurda
Sırılsıklam ıslanırken ruhum
Solmuştu bahçemde ki tüm güller
Sen o bahçemdeki açan tek güldün
Sen adını koyamadığım
Senin adın kavuşmak olsun.

Dağ çiçeğim yaban gülüm asi sevdam.
Saçının bir teline bir ömür adadığım
Gözündeki bir damla yaşına şehirleri yaktığım
İsyanım feryadım kavuşulmazım
Sen vazgeçemeyeceğim yasaklım
Sen adını koyamadığım
Senin adın kavuşmak olsun.

Sen benim yanı başımdaki uzağım
Sen benim uzağımdaki en yakınım
Dokunmam yasak sevmem yasak
Sensiz bu hayatta yaşamak tuzak
Sen adını koyamadığım
Senin adın kavuşmak olsun.

Sisli bir gecede ses olup da gel
Bir sonbahar gününde yağmur olup da gel
Soğuk bir kış gününde rüzgâr olup da gel
Ilık bir yaz gecesinde düş olup da gel
Sen bana yasaklarından sıyrılıp da gel
Sen adını koyamadığım
Senin adın kavuşmak olsun.

Bir gün gelirde tutarsam ellerini
Bakarsam gözlerine sevgi dolu
Doğarsa sende yeniden bu beden
Ve o gün verirsem şayet son nefesimi
Ölmeden haykırmak isterim son bir kez
Sen adını koyamadığım
Sen yaban gülüm sen dağ çiçeğim
Sen ruhu revanım sen yaşama sevincim
Yasaklım adı bende saklım
Senin adın kavuşmak olsun
Senin adın seviyorum olsun
Seviyorum olsun
Seni seviyorum
seni seviyorum.

Sebahattin Abi

Read more

Nazım Hikmet – Akrep Gibisin Kardeşim

Akrep Gibisin Kardeşim

Akrep Gibisin Kardeşim!

SÖZLERİ

Akrep gibisin kardeşim
korkak bir karanlık içindesin akrep gibi.
Serçe gibisin kardeşim,
serçenin telaşı içindesin.

Midye gibisin kardeşim,
midye gibi kapalı, rahat.
Ve sönmüş bir yanardağ ağzı gibi
korkunçsun kardeşim.
Bir değil,
beş değil,
yüz milyonlarlasın maalesef.

Koyun gibisin kardeşim,
gocuklu celep kaldırınca sopasını
sürüye katılıverirsin hemen
ve âdeta mağrur, koşarsın salhaneye.
Dünyanın en tuhaf mahlukusun yani,
hani şu derya içre olup
deryayı bilmeyen balıktan da tuhaf.
Ve bu dünyada, bu zulüm
senin sayende.
Ve açsak, yorgunsak, al kan içindeysek eğer
ve hâlâ şarabımızı vermek için üzüm gibi eziliyorsak
kabahat senin.

— demeye de dilim varmıyor ama —
kabahatin çoğu senin, canım kardeşim

Nazım Hikmet RAN

Dinlemeye Devam Edin: Her Şey Sende Gizli

Daha Fazlası İçin Resmi Youtube Kanalı Takip Edin

Read more