Susmak Erdem Değil Kepazelik

susmak kepazelik
susmak kepazelik

Cepte Mangır Yok

Dünya dolanıyor kafamın içinde. Kafamın içinde aygırlar çiftleşiyor. Yine bir gelincik tarlasındayım. Pateteslerimi çalıyor mendeburlar! Küflü ve çillenmiş pateteslerimi… Tala talan edileli çok oldu. Sarı öküz de gitti elden. Kala kala fasulye sapları kaldı elde…

Tohuma yine zam geldi diyorlar! Köpek tohumuna! Köpeklik pahadan düştü öyleyse, şimdi kıymet it tohumluğunda!

Hiçbir tarla sıçanı kapana yakalanmıyor. Nedendir bilmem. Yoksa bu kapanları icat edenler artık lağım fareleri mi?

Kasabanın nüfüsu artsa da, beylerimiz köylüğe özenmekte. Köy muhtarı olmak vilayet valiliğinden kolay ne de olsa.

Cepte mangır yok. Şekeri suya bandırmak bizimkisi. Üstelik kuraklık da kapıda. Artık şeker kamışı bile büyük bir lüks. Bütün bunlar hep senin yüzünden. Bir türlü “Hayır” demeyi öğrenemedin. Yakında ses tellerinden bahçeye çit çekerler… Susmak erdemdir derler batıda, bizde kepazelik…

Günay Aktürk

Read more

EROS OYUNLARI

Eros Oyunları

İşte O Geliyor

Eros Oyunları

Akşam!
Saat yediye beş var.
İçi (z) kuşağıyla dolu bir dershane.
Dershanenin önündeki karanlık köşe.
Sigara içmeye inen öğrenciler:
Bakışlarına kuşku çöreklenmiş!
Bu tekinsiz adam yine kimi beklemekte?
İçlerinden birini mi?
Amma da uzun bekledi ha!
Yoksa adi bir sapık olmasın!
Yok ulan Karacaoğlan o!
Aşığını beklemekte hasretle.

Sokakta seyir halinde bir kalabalık.
Ha desen üreyecekler…
Kimi mangal ateşi,
Kimi bir kilo kanat!
Bende tatsız bir duygudurum bozukluğu…

İşte o geliyor!
Doğurgan ruhumun anaç kraliçesi!
Işte gördü beni.
Işte baktı bana!
Çıkıverdi Tanrı saklandığı delikten!
Eros’u transfer etti melek kafilesine!
Saldı şeytanlarını iştahlı gecemize!
Ve dedi:
bu gece aşırın elmalarımı dilediğinizce…

Sarıldı boynuma yırtıcı bir dişilik!
Kokusu binlerce yıllık
Ederi ağır bir özlem!
Kuytu köşelerimiz hep böyle dar
Ve karanlık olmak zorundaydı.
Çünkü vaktinden önce zamlandı hayat
Biz de zulada sakladık birbirimizi!
Cennet bahçesinde bir çift kaçak!
Eh! Rahat bir nefes aldı şu Z denen kuşak!

Birkaç saate durdu zaman!
Belki de üflenmişti sur!
Ama biz duymadık!
Belki gerçekten de yedik o elmayı!
Belki hayaldi.
Damakta lezzetli bir tat!
Belki lezzeti acısından!
Bilemiyorum.
Belki de kovulduk!
Belki tel örgüden atlarken kanattık bir tarafımızı!
Gün inkara soyunma günüymüş bugün!
Çünkü yedi kapılı yetmis bahçeye de dalsan,
Özgür iradenin de bir bedeli vardır!

 

Günay Aktürk

Read more

Ruhun Menopozlu Halleri (Makale Oku)

ruhun menopozlu halleri

Kadına Teşekkür Ederiz

ruhun menopozlu halleri

Henüz yirmi yaşındayken evlenme teklifimi geri çevren o kadınla bugün karşılaşsaydım çok teşekkür ederdim ona. Eğer evlenseydim bu mutsuz bir evlilik olurdu ve muhtemelen ayrılırdım. Ruhum henüz menopoz dönemlerine girmemişti.

Uzun soluklu bir ilişkiyi sürdürememe halini insan o yaşta kavrayamıyor. Kendini tanıyamadan bir başkasını tanıma isteğine bir tür “kalkışma hareketi” diyebilir miyiz? Aslında insanlarda önce tanıyıp arkadaş olma isteğinden bile söz edemeyiz. Yirmili yaşlarda verilen bu karar daha çok ev bark sahibi olma üzerine kurulu.

Kendi iç çatışmalarımız nihayete ermeden bir başkasına yük olmamalıyız. Başkasının yükünü de kaldıramaz böyle bir insan. Bu yüzden ayrılığa varmıyor mu sonu! Son on beş yılıma bakıyorum da nasıl bir kasırgaya yakalanmış ruhum. Gelgit halleri. Kendime bir tanı koyacak olsaydım, bu, yakın zamana kadar bipolar bozukluk hastalığını yaşadığımı fark etmek olurdu. Evet! Bipolar bozukluk! Ama bu ruhsal hastalığı atlatacak kadar güçlü olduğumun da ayrıca farkındayım.

Hala gelgitler olsa da, yoğun çalışmalar nedeniyle delirmeye fırsat bulamıyorum. Belki daha sonra. Erkeklerin de menopoza girdiklerini söylüyorlardı geçenlerde…

Şimdi kısa bir analiz yapalım. İnsan deliler gibi aşık olduğu için evlenmemeli çünkü ıslak kibritin alevi pek çabuk söner. Cinselliğini doyurmak için de yapmamalı bunu. Eğer amaç bu ise, aç bedenler için çok fazla taze et var etrafta. Tek başına yaşlanmaktan korkan birini eş diye seçeyim demeyin. Ruhsal ve zeka yönünden doymak için gelmedi size. Onun kendiyle sorunları var.

Olgun insanı olgun yapan şey her sene aldığı yaş değildir aslında. Gençliğinde akılsız bir ahmaksa ve bu ahmaklığında kararlıysa, yaşlılığın yakasına sadece ahmaklığı takacaktır. Eleştirel düşünmeyi beceremeyen insanlarla yakın ilişkiler kuramıyorum. Arka bahçesinde kendine ait bir meşguliyeti olmayanlarla da anlaşamıyorum. Sanırım bu insanlar azınlıkta. Bu sayede neden her 14 Şubatı yalnız geçirdiğimi de anlayabiliyorum:)

 

Günay Aktürk

Read more

Cahit Sıtkı Tarancı – Desem Ki

cahit sıtkı tarancı - desem ki

Desem Ki

En güzel şiirler serisine yeni bir video daha. Bu defa Cahit Sıtkı Tarancı ve Desem ki adlı şiiri | Seslendiren: Günay Aktürk | Sözleri aşağıdaki gibidir. Şiir Dinle ve dinlettir. Bu pazarınız güzel geçsin. Aşk ile kalın…

Sözleri

Desem ki vakitlerden bir Nisan akşamıdır,
Rüzgârların en ferahlatıcısı senden esiyor,
Sende seyrediyorum denizlerin en mavisini,
Ormanların en kuytusunu sende gezmekteyim,
Senden kopardım çiçeklerin en solmazını,
Toprakların en bereketlisini sende sürdüm,
Sende tattım yemişlerin cümlesini.

Desem ki sen benim için,
Hava kadar lazım,
Ekmek kadar mübarek,
Su gibi aziz bir şeysin;
Nimettensin, nimettensin!
Desem ki…
İnan bana sevgilim inan,
Evimde şenliksin, bahçemde bahar;
Ve soframda en eski şarap.
Ben sende yaşıyorum,
Sen bende hüküm sürmektesin.
Bırak ben söyleyeyim güzelliğini,
Rüzgârlarla, nehirlerle, kuşlarla beraber.
Günlerden sonra bir gün,
Şayet sesimi farkedemezsen,
Rüzgârların, nehirlerin, kuşların sesinden,
Bil ki ölmüşüm.
Fakat yine üzülme, müsterih ol;
Kabirde böceklere ezberletirim güzelliğini,
Ve neden sonra
Tekrar duyduğun gün sesimi gökkubbede,
Hatırla ki mahşer günüdür
Ortalığa düşmüşüm seni arıyorum.

Cahit Sıtkı Tarancı

Read more

Mükemmellik – (Makale Oku)

mükemmellik nedir

Bir Alıntı Bir Yorum

Mükemmellik, eksiksiz ve kusursuz olma durumunu ifade eden bir kavramdır. Kavram farklı bilim dallarında farklı anlamlar taşımaktadır. Matematik, fizik, kimya, etik, estetik, varlık felsefesi ve din biliminde sıklıkla kullanılmaktadır.

mükemmellik nedir

“Hayat hiçbir ölümlünün mükemmelliği yakalayabileceği kadar uzun değildir.”

Sherlock Holmes – Panik

Birileri Mükemmellik Mi dedi?

Mükemmellik! Yazarımız Doyle, o mükemmelliğin ne olduğunu biliyor muydu acaba? Hiçbir ölümlü o mükemmelliği yakalayamadıysa, ortada bir mükemmellik olduğundan nasıl bahsedebiliriz öyleyse? Önce birilerinin onu yakalaması ve neye benzediğini bilmesi gerekir ki biz de evet, zor ama ulaşılmaz değil, diyebilelim. Bence güzel bir alıntı, kulağa hoş geliyor.

“Biraz daha uzun yaşasa yakalayabilir!” demek istiyor! Öyle mi demek istiyor? Biraz daha yaşasak Tanrıyı görebiliriz, demek gibi bir şey. Onu da gören duyan yok…

Ya her şeyin sırrına erecek kadar uzun yaşasaydık, mükemmelliğin sırrına da erişebilir miydik? Bilgi insana kademeli olarak acı verir ve sonu bir yanlızlıktır. Belki sonunda Tanrı katında ulaşır insan. Farazi bir tanrı gibi belki hiçbir şeyi yaratamaz ama ne kadar aciz bir canlı olduğunu görür. Dehalar dehası olsaydı eğer, çevresinde zihnini besleyecek kimseyi bulamazdı. Onun yanında herkes bir maymun zekasında olurdu, kim bilir…

Ben katılmıyorum bu söze. Evrenin altın bir kuralı varsa, o da hiçbir şeyin mükemmel olmadığıdır. Belki de evren ve insan ve her şey, mükemmelliğe en mükemmel uzaklıktadır! (Benzer bir söz Yedinci mühür filminde aşk için kullanılmıştı)

Keşke bize bir iyilik yapıp mükemmellikten ne anladığını da söyleseydi. Ben bilimin izinden gidip mükemmelliğe inanmadığımı söylüyorum. Belki şöyle bir şeyden bahsedilebilir. Bilim ilerler ve ölümsüzlüğün sırrı keşfedilir. İnsan birkaç kez daha evrim geçirir ve hakiki bilgeliğin sırrına ulaşır. En başta yok etme tutkusunu yok eder. Yeni evrenler yaratır ve sonsuzlukta milyonlarca yıl yaşar…

 

Günay Aktürk

Makale Okumaya Devam Edin: Baba Ölmesin – Nazım’ın Çilesi

Makale Okumaya Devam Edin: Beyni Boşa Almak

Şiir Dinletisi: ORHAN VELİ – ANLATAMIYORUM

Şiir Dinletisi: Emekçi Kadın Şiiri

Read more

Baba Ölmesin – Nazım’ın Çilesi

baba ölmesin nazımın çilesi

Senin Açlığın Onunkine Benzemez

baba ölmesin nazımın çilesi

Açlık grevinin beşinci günü Celile Hanım ziyaretine geldi. Nurunu hemen hemen büsbütün kaybetmiş olan gözleriyle, oğlunun solmuş, incelmiş yüzüne baktı uzun uzun. Ne açlık grevinden, ne de hapishane dışında olup bitenlerden konuştu.

Kadınları ile nasıl da iftihar ediyordu Nazım! Analar insanı insan, kadınlar da erkeklerini erkek yaparlar. Nesi var nesi yoksa kadınlara borçludur.

Celile Hanım’ı uğurladıktan sonra, İbrahim meydana döndüğü zaman, etrafını mahkumlar sardı.

– Şair baba beş gündür yemek yemiyor, doğru mu? Hiç böyle oruç olur mu, nerede görülmüş?

– Açlık grevine girdi.

– Ne dedin, ne dedin? Grev mi? Ne grevi peki?

– Hepimizin hakkını savunmak için.

– Açlık grevinin ne faydası var ki?

– Canım,senin açlığın onunkine benzemez. Açlık grevi… Bu bir savaştır. İstediğini elde ederse hepimiz evlerimize döneceğiz.

– Kurtulur muyuz? Yani şu kodesten çıkacak mıyız?

– İstediğini yaptırırsa, elbette. Hepimiz evlerimize döneceğiz.

– Yaşasın baba! Allah ona uzun ömürler versin. Demek hepimiz kavuşacağız evimize barkımıza.

– Ya dediklerini yapmazlarsa ne olacak? Ölecek mi?

– Evet. Yapmazlarsa ölür.

– Boş ver. Ben çıkmaktan vazgeçtim. Allah kahretsin!

– Bıraksın şu orucu, söyle ona. Ölmesin.

– Yaa, senin bir yıl cezan kaldı. Benim gibi on yıl cezan olsa senin…

– Adam öldürmekten on beş yıl ceza yedim. Çıkarken de mi benim yüzümden baba ölsün? Hayır, sökmez böyle şeyler. Söyle Baba’ya, vazgeçsin orucundan. Baba Ölmesin!

Baba Ölmesin! Hepimiz gidelim yalvaralım! Baba ölmesin!

Beşinci gün akşam üstü, yetkili makamlar Bursa Hapishanesinde bir ayaklanmadan korkarak, Nazım Hikmet’i İstanbul’a götürüp Cerrahpaşa Hastanesi’ne yatırdılar…

 

Radi Fiş
Nazım’ın Çilesi
Sf: 370

Read more

ORHAN VELİ – ANLATAMIYORUM

anlatamıyorum - orhan veli

Şiir Dinletisi

Anlatamıyorum - Sözleri

Ağlasam sesimi duyar mısınız,
Mısralarımda;
Dokunabilir misiniz,
Gözyaşlarıma, ellerinizle?

Bilmezdim şarkıların bu kadar güzel,
Kelimelerinse kifayetsiz olduğunu
Bu derde düşmeden önce.

Bir yer var, biliyorum;
Her şeyi söylemek mümkün;
Epeyce yaklaşmışım, duyuyorum;
Anlatamıyorum.

Orhan Veli

Dinlemeye Devam Edin: Emekçi Kadın Şiiri

Makale Okuyun: Beyni Boşa Almak

Daha Fazlası İçin Youtube Kanalımızı Ziyaret Edin: Günay Aktürk

Read more

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü

Emekçi Kadın Şiiri

En güzel şiirler serisine yeni bir video daha. Bu defa 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü için bendeniz Günay Aktürk ün kaleminden Emekçi Kadın şiiri | Umudun Çocuğu adlı şiir kitabımdan. Dinle ve dinlettir.

Kutlama değil farkındalık günü. Evde, işte ve sokakta “Eşitim” diyebilmek. Çünkü aslanın dişisi de aslandır erkeği de! Bizde insan vardır, kadın mı erkek mi sorulmaz, diyebilmek! Eğer diyemiyorsan, kaburga kemiğine kadar iner bu mesele.

“Tanrının Emaneti” yalanına sarılma, kimse kimseye emanet değil. Herkes kendi başına. O senin namusun da değil. Senin yanında kendini güçlü ve saygın hissediyorsa o zaman namuslusundur, yoksa namussuz! Namus senin davranışlarında. Karşılıklı yani.

Kutlama günü değil. Neyi kutluyorsun? Ama o isterse kutlar. Dün neyi yapmakta özgürse bugün de ona devam edecek.

Akşamın karanlığında bir kadını sokakta yalnız yürürken görürsem nasıl gururlanırım… Derim ki olması gereken şey bu. Ama bir adamı arabayla yanından geçerken gördüğümde sinirlenmeden edemem. Acaba biri yüz metre ötede bir şey mi yapacak! İşte ülkeyi getirdiğiniz hâl! Bu bokun içinde tam olarak neyi kutladığınızdan dün de bihaberdiniz bugün de…

Günay Aktürk

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar İçin

Ey kadın, dedi egemen güç!
Sen ki bir doğum makinesi!
Sen ki evinin sadık bekçisi,
Eğil ve itaat et ey günahkâr insan.
Eğitilmemiş ve horlanmış
dokuz yaşındaki çocuk gelin,
daha çok doğur ve daha fazla sus!
Sen ki kutsal kocasının
kaburga kemiği…

Oysa sen bu dünyada suskun bir köle
ve erkeğe sunulmuş huri değilsin kardeşim.
İnsanlıktan ve eşitlikten uzak
Yüzyıllar boyunca sömürülmektesin.
Alnında Havva’nın günahıyla yaşayan,
dokuz nefisli bir şeytan olamazsın sen.

Şimdilerde iki katına çıkarttılar köleliğini.
Seçiyor ve seçiliyorsun belki artık.
Ama yetmez ey işçi kadını yetmez.
Sokaklar tehlikeli ve yabancı hala
ve cinsiyetin hala yazılı alnında.
Basit ve sahte bir özgürlük vadederek
İşte budur diyorlar hak ettiğin eşitlik.

Her şey iki kat daha ağır şimdilerde.
Bilek gücün de sömürülmekte bugün.
Maaşa bağlandı artık insan emeği.
Gündüz mesaide paralı bir dişli,
akşam kendi kalesinde hizmetçi.
Ama kurtuluşun yakın ve ayandır artık.
Kendi sınıfının erkeğiyle ezilen kadın,
ancak kendi sınıfıyla kazanacak savaşı.

Günay Aktürk
2 Mart 2014

Günay Aktürk Kitapları

umudun çocuğu - günay aktürk
Günay Aktürk - insan insanın geleceğidir
Günay Aktürk - Sanrılar Romanı
Read more

Beyni Boşa Almak

Beynin Geviş Getirmesi

Beynin Geviş Getirmesi

Beynin Geviş Getirmesi

Beynimiz üç katlı müstakil bir ev. En alt katta yönetici (sürüngen beyin) oturuyor. Günlük hayattaki kimi önemli kararların uygulanmasından sorumlu. Üremek, barınmak ve savaşmak gibi. Düşünen bir akla sahip olması, ilgi alanlarının sınırlarını da artırdı. Yani işini ciddiye alıyor. O bir nevi Sabri Bey.

Katı kuralları vardır onun. Ona bir şeyler vaat ederken iki kez düşünmeli. Beş basamaklı bir merdivende bile fazladan iki basamak daha arzular. İstifçidir. Arzunun da kendine özgü bir istifi vardır. Belki adını oburluk koyabiliriz bunun. Aç gözlüdür ki mahrum kaldığı her şeyin acısını çeker. Bu yüzden eline fırsat geçtiğinde aşırıya kaçar.

Mustakil binamızın en üst katındaki zarif kiracı… Bazı binaların üçüncü katı boştur. Doluysa bile varlığıyla yokluğu birdir. Binada sözü geçmez. Gelişmemiş bir cenin gibi kendi varlığından bile habersizdir.

Kimi binalarda ise yönetici odur. Sesi gür çıkar. Kimi geceler giriş kattaki o eski yöneticiye resim dersleri verir, şiirler okur, kitaplardan alıntılar yapar. Ama yöneticiliğinden ödün vermez. Onun yönetimi altındaki müstakil evlerde sevgili “sürüngen beyin” ölçülü bir muhaliftir.

En üst kattaki yöneticiye korteks diyoruz. Yani düşünen beyin. Gelişmiş ve bir dahi olmuş. O bir şeytan olsaydı eğer, uzun gecelerde yalnız yüzünüzü yalamasa bile bundan şikayetçi olmazdınız. Belki bir kırgınlık: Bir daha böylesi bir gecenin yaşanmayacak olmasının kırgınlığı!

Read more

Aziz Nesin – Babam Şiiri

aziz nesin babam şiiri

Aziz Nesin'in Babasına Yazdığı Şiir

En güzel şiirler serisine yeni bir video daha. Bu defa Aziz Nesin in bir Rufai dervişi olan babası Abdülaziz Efendi için yazdığı Babam adlı şiiri | Seslendiren: Günay Aktürk | Sözleri aşağıdaki gibidir. Dinle ve dinlettir.

Sözleri

Dünyaların en iyi babası
benim babamdır
Düşmandır düşüncelerimiz
Dosttur ellerimiz
Dünyada tek elini öptüğüm
Babamdır
Kırkını geçtin adam olmadın der
Başım önümde dinlerim
Önünde tek baş eğdiğim babamdır

Sabahlara dek Kur’an okur
Anamın ruhuna
İnanır ona kavuşacağına
Bana gavur der
Diş bilemeden
Dünyada tek bağışladığı ben
Tek bağışladığım odur

Başım derde girdikçe bakar çocuklarıma
Bir türlü ölemiyorum der senin yüzünden
Çocuklar ortada kalacak
Ölemez kahrımdan benim
Yaşamak zorunda benim yüzümden
Gözlerindeki ateş bakışlarında söner
Tuttuğun altın olsun der

Çocukluğumu tek anlayan odur
Dünyaların en iyi babası benim babamdır

Aziz Nesin

Read more