Tanrı Yanılgısı – Richard Dawkins | Sesli Kitap ve Yorum

Tanrı Yanılgısı kitabı ve videosu üzerine hazırlanmış, korku teması ve sorgulayan insan figürü içeren alegorik kapak görseli

Tanrı Yanılgısı Üzerine

Richard Dawkins’in Tanrı Yanılgısı Tanrı fikrini değil, kanıtsızlığa duyulan alışkanlığı sorgular. Bu sesli kitap çalışmasında, inancın psikolojik dayanaklarını, bilimsel yöntemin neden vazgeçilmez olduğunu ve insan zihninin “anlam arama” refleksini merkeze alan bölümlerden seçmeler yer alıyor.

Bu çalışma bir reddiyeden öte, kanıt, akıl ve sorgulama çağrısıdır. Dinleyen herkesin kendi inanç konforunu rahatsız edecek sorularla baş başa kalması kaçınılmazdır.

Tanrı Yanılgısı – Sesli Kitap Dinle

Bu seslendirme, Tanrı Yanılgısı kitabından seçilmiş bölümlerin kısmi seslendirmesidir.

Bilim, İnanç ve Kanıt Problemi

  • Üniversite arkadaşlarımdan diğerlerine göre daha akıllı ve olgun olanlarından epey dindar olan biri, İskoç adalarında kamp yapmaya gitmişti. Gece yarısı o ve kız arkadaşı çadırın içinde bir iblisin sesini duyup uyandılar. Bu hiçbir kuşkuya yer bırakmaksızın bizzat şeytandı. Ses her açıdan şeytaniydi. Arkadaşım bu korkunç tecrübeyi hiçbir zaman unutmadı. Ve bu olay onu daha sonra papazlığa sürükleyen etkenlerden biriydi.
  • Genç halim bu korkunç hikayelerden etkilenmişti. Ve bu hikayeyi Oxford’daki Rose barında stres atan hayvanbilimcilere nakletmiştim. İçlerinden iki tanesinin deneyimli kuşbilimci oldukları ortaya çıktı. Ve ikisi de kükreyerek güldüler. “Man Adalı Yelkovan Kuşu” diyerek neşeyle bağırdılar. İçlerinden biri, bu türün şeytani çığlığının ve kahkahasının ona sayısız dillerde “Şeytan Kuşu” şeklinde yerel lakap kazandırdığını ekledi.
Bosch tarzında çok katmanlı alegorik resim; çadırda şeytan sesi duyduğunu sanan çift ile bir handa Man Adalı Yelkovan Kuşu’na gülen kuşbilimcilerin karşıtlığı
  • Belki sonsuza kadar bilimin menzilinin erişemeyeceği, gerçekten derin ve anlamlı sorular vardır. Ancak eğer bilim bazı karmaşık soruları cevaplayamıyorsa, insanları bunu dinin cevaplayabileceğini düşünmeye iten nedir?
  • Konuyu berraklaştırmak için kullanmamız gereken yöntemler sadece ve sadece bilimsel yöntemler olmalıdır. Üstelik çok büyük bir ihtimalle konuyla ilgili kanıtlar hiçbir zaman ortaya çıkmayacak olsa bile.

Tanrıyla Konuştuğunu Söyleyenler

  • Birçok insan tanrıya inanır. Çünkü kendi gözleriyle onun ya da bir meleğin ya da hüzünlü bir bakirenin suretini gördüklerine inanırlar. Ya da Tanrı kafalarının içinde onlarla konuşur. Bu kişisel deneylerden kanıt, bir Tanrı isteyenlere en ikna edici kanıt türüdür. Ancak onlar dışındakiler ve psikoloji hakkında az çok bilgi sahibi olanlar için bu kanıt en az ikna edici olandır.
  • Tanrıyla bizzat karşılaştığınızı mı söylüyorsunuz? Güzel ama bazı insanlar da rüyalarında pembe bir fil görmüşlerdir. Ancak bu durum muhtemelen sizi etkilemez. George Bush Tanrının kendisinden Irak’ı işgal etmesini istediğini söyler. Tanrının ona Irak’ta kitle imha silahları bulunmadığını söylemeye tenezzül etmemiş olması çok yazık.
  • Akıl hastanelerindeki hastalar Napolyon ya da Charlie Chaplin olduklarını veya tüm dünyanın kendilerine suikast düzenlemek istediğini ya da düşüncelerini diğer insanların beyninde seslendirebileceklerini düşünürler. Onları alttan alırız. Ancak ilham aldıkları iç düşüncelerini ciddiye almayız. Çünkü genelde çok fazla insan bu düşünceleri paylaşmaz. Dinsel deneyimlerin bunlardan tek farkı, onları öne sürmüş olan insanların çok fazla olmasıdır.

İnanç, Psikoloji ve Yanılsama

  • İnanmak, tedbir olsun diye yapmaya karar verebileceğiniz bir şey değildir. Tanrı her şeyi bilme gücü olan türden bir Tanrı olmasa iyi olur. Yoksa bu dalaverenizi görecektir.
  • Russell’a, öldükten sonra karşısında Tanrıyı bulduğunda ve onun kendisine neden inanmadığı sorulduğunda ne cevap vereceği sorulmuştu. “Yeterli kanıt yoktu Tanrı, yeterli kanıt yoktu.” Bu cevabı onun neredeyse ölümsüz diyebileceğimiz cevabıydı.
Bosch tarzında alegorik resim; Bertrand Russell’ın bulutlar arasında Tanrı figürüne “yeterli kanıt yoktu” diye seslendiği felsefi sahne
  • Eğer birisi bir şeyi Tanrıya atfediyorsa, genelde bunun anlamı bu kişinin elinde bir ipucu olmadığıdır.
  • Hiç kuşkusuz ilahiyata eğilimli kişiler gerçek olanla gerçek olmasını arzu ettikleri şeyleri ayırt etme yetisinden kalıcı olarak yoksundurlar.

Akıllı Tasarım mı, Doğal Seçilim mi?

  • Akıllı tasarım, şansın tek alternatifi değildir. Doğal seçilim daha iyi bir alternatiftir. Aslında akıllı tasarım hiçbir biçimde gerçek bir alternatif değildir. Çünkü çözdüğünden bile büyük bir sorun doğurur: yani tasarımcıyı kimin tasarladığı sorusunu.
  • Yaradılışçılar günümüz bilgisinde ya da anlayışında hevesle boşluklar ararlar. Eğer bariz bir boşluk bulunursa, bu boşluğu varsayılan olarak Tanrının doldurması gerektiği farz edilir. İlahiyatçıları endişelendiren ise bilimin ilerlemesiyle bu boşluğun küçülmesi ve bunun sonucunda tanrının yapacak hiçbir şeyin ve saklanacak hiçbir yerinin kalmamasıdır.
  • Bilim insanlarını endişelendiren ise başka bir şeydir. Bilgisizliği kabullenmek, bilimsel girişimlerin temel kısmıdır. ve hatta bir konuda cahil olmaya, gelecekte o cehalet fethedilecek diye sevinçle bakabilir. Çoğu bilim insanı zaten keşfetmiş oldukları şeylerden sıkılmışlardır. Onları harekete geçiren bilgisizliktir. Dinin gerçekten kötü etkilerinden biri de budur: Anlamadan tatmin olmanın bize bir erdem olduğu öğretilmesidir.
  • Yırtıcılar kurbanlarını yakalamak için çok güzel tasarlanmış gibi görünürken, avları da kaçabilmek için eşit şekilde güzel tasarlanmış gibi görünür. Peki, Tanrı kimin tarafındadır?
Bosch tarzında alegorik resim; ormanda aslandan kaçan antilop, konuşma balonlarıyla inanç ve güç yanılsamasını temsil eden sahne

Kısaca Richard Dawkins Kimdir?

Richard Dawkins, evrimsel biyoloji alanında çalışmalarıyla tanınan Britanyalı bir bilim insanı, etolog ve yazardır. Özellikle doğal seçilim, genetik aktarım ve bilimin kamusal savunusu konularındaki çalışmalarıyla çağdaş düşünce dünyasında önemli bir yer edinmiştir.

1976 yılında yayımlanan The Selfish Gene (Bencil Gen) adlı eseriyle “mem” kavramını literatüre kazandırmış, biyolojik evrimin kültürel süreçlerle olan ilişkisini tartışmaya açmıştır. Dawkins, bilimsel yöntemin yalnızca doğayı açıklamak için değil, insan zihninin yanılgılarını ayıklamak için de vazgeçilmez olduğunu savunur.

Tanrı Yanılgısı kitabı ve videosu üzerine hazırlanmış, korku teması ve sorgulayan insan figürü içeren alegorik kapak görseli

Tanrı Yanılgısı adlı kitabında ise Tanrı inancını ahlaki ya da duygusal bir mesele olarak değil, kanıtlanabilirlik ve akıl yürütme açısından ele alır. Ona göre din, cevap vermediği sorulara metafizik açıklamalar getirerek insanı geçici bir tatmine sürükler. Bu eser, inançla bilimin çatışmasından ziyade, kanıtsız iddiaların sorgulanması üzerine kuruludur.

Gitmeden Bunlara da Bakabilirsiniz

Read more

Arthur Schopenhauer Aforizmaları

Arthur Schopenhauer aforizmaları, mutluluk, irade, yalnızlık ve insan doğası üzerine felsefi alıntılar

Mutluluk, İrade ve İnsan Doğası Üzerine Aforizmalar

Arthur Schopenhauer aforizmaları, mutluluk, irade, yalnızlık ve insan doğası üzerine söylenmiş keskin düşüncelerden oluşur. Bu seçme alıntılar, filozofun karamsar ama sarsıcı bakışını yansıtır.

Mutluluk ve Yalnızlık Üzerine Düşünceler

  • Mutluluk kendi kendine yetenlerindir. Başkasının mutlu olması seni rahatsız ediyorsa asla mutlu olamazsın.
  • Herkes kendinde eksik olanı sever. İnsan tutkulu bir aşk ile sevdiği kimseye aynı zamanda nefretin en koyusunu da duyabilir.
  • Ne değerli oluyor elde edemediklerimiz.
  • Belirsizlik, güvensizlik doğurur. Ve her yalan korkaklıktan doğar.
  • Kolay şey değildir mutluluk, kendimizde bulmak çok zor, başka yerde bulmak imkânsızdır. Çok mutsuz olmamanın en güvenilir yolu, çok mutlu olmayı istememektir.
Arthur Schopenhauer aforizmaları, mutluluk, irade, yalnızlık ve insan doğası üzerine felsefi alıntılar
  • Hiçbir şey şehvet duygusu kadar yanıltıcı değildir.
  • Deniz aşırı yolculuğa çıkan, yalnızca iklimini değiştirmiş olur, aklını değil.
  • Kendinde mantık ve irade olmayanı, akıl ile yönlendiremezsin.
  • Sıradan insanlar sadece zamanı geçirmeyi düşünürler. Herhangi bir yeteneği olan kimse ise ondan yararlanmayı düşünür.
  • İç dünyası zengin insan tamamen yalnızken, kendi düşünceleriyle ve hayalleriyle eşsiz bir eğlence bulur. Öte yandan ruhsuz biri, sürekli dernekten derneğe, oyundan oyuna, yolculuktan yolculuğa ve şenlikten senliğe koşsa bile can sıkıntısından kurtulamaz.

İrade, Tutku ve İnsan Zaafları

  • Gerçekte insanın kendi güçlerini kullanmasından ve hissetmesinden başka hiçbir zevk yoktur ve en büyük acı, insanın güce ihtiyaç duyduğunda yokluğunu hissetmesidir.
  • Dünyadaki bütün akıllar bir araya gelse akıldan nasip almamış birisi için hiçbir kıymet ifade etmez.
  • Bildiğimiz gibi erkek, kendisine yeterince kadın sunulduğu takdirde, kolayca yılda yüz çocuk meydana getirebilir; kadın ise, istediği kadar çok erkeğe sahip olsun, ikiz ihtimalini hesaba katmazsak, yılda sadece bir çocuk dünyaya getirebilir. Bu nedenle erkeğin gözü hep başka kadınlardadır; kadın ise buna karşılık tek bir erkeğe sımsıkı sarılır: Çünkü doğa onu içgüdüleri gereği ve hiç düşünmeden, gelecekteki doğumun besleyicisi ve koruyucusunu yanında tutup korumaya sürükler. Bundan ötürü erkeğin eşine sadakati yapaydır, kadınınki doğaldır; dolayısıyla da kadının ihaneti, sonuçları bakımından olduğu kadar, doğaya aykırılığı bakımından da erkeğinkinden çok daha az bağışlanabilir bir ihanettir.

İrade, Tutku ve İnsan Zaafları

  • Dünyaya mutluluk ve zevk beklentisiyle dolu olarak adım atarız ve kader bizi hoyrat bir şekilde yakalayıp hiçbir şeyin bizim olmadığını, her şeyin ona ait olduğunu gösterene kadar bunu gerçekleştirmeye yönelik o aptalca umudu koruruz.
  • insan ne istediğini bilmelidir ve ne yapabildiğini bilmelidir. Ancak bu şekilde karakter gösterebilir ve ancak o zaman doğru bir şey yapabilir.
  • Biz bir kişinin varlığını bütünüyle yargılarsak, onun bizi ölümcül bir düşman olarak görmekten başka seçeneği kalmaz: Çünkü kendisi değişmez olduğu halde, biz onun var olma hakkını ancak bir başkası olması koşuluyla tanımak istemekteyizdir. Bu yüzden, insanlar arasında yaşayabilmek için, herkesin kendi verili bireyselliğini, her nasıl olursa olsun kabul etmeli ve ondan, türü ve yapısı izin verdiği biçimde yararlanmayı düşünmeliyiz; Ama ne değişmesini ummalı, ne de onu olduğu hali için yargılamalıyız. “Yaşamak ve yaşatmak” deyişinin gerçek anlamı budur.
  • Senin var olman, olsa olsa benim tarafımdan algılanmış olman demektir. Senin var olduğun yer benim tasarımımdır. Dolayısıyla, ben senin varlığının ilk koşuluyum.
  • Sıradan insanlar saatin parçaları gibidir. Kurulurlar, ondan sonra neden işlediklerini bilmeden işler dururlar.

Gitmeden Bunlara da Bakabilrisiniz

Read more

Soren Kierkegaard Aforizmaları

Soren Kierkegaard aforizmaları, aşk, özgürlük, kaygı ve birey üzerine felsefi alıntılar

Kaygı, İnanç ve Birey Üzerine Aforizmalar

Soren Kierkegaard aforizmaları, bireyin kaygı, inanç, özgürlük ve varoluşla kurduğu ilişkiyi merkezine alır. Søren Kierkegaard, insanın kendisiyle yüzleşmesini felsefenin asli meselesi sayar.

Soren Kierkegaard aforizmaları, aşk, özgürlük, kaygı ve birey üzerine felsefi alıntılar

Anlayış, Acı ve Varoluş Üzerine Aforizmalar

  • Mutsuzluk, sevenlerin birbirine kavuşamamasında değil, birbirlerini anlayamamasında yatar.
  • Her şey geri döner. Ama dönüşmüş olarak.
  • Dar bir kafa hiç bir şeyi kavrayamaz.
  • Sabit fikirler ayağa girmiş krampa benzer. En iyi ilaç üzerinde tepinmektir.
  • Kişi ne kadar üst bir mertebeye çıkarsa, her şey için ödeyeceği bedel de o denli büyür.
  • Hiç kimse kesin bir şey yapmakla tatmin olmuyor. Herkes yeni bir kıta keşfetmenin yanılsamasıyla pohpohlanmak istiyor.
  • Bir insan ne kadar çok acı çekerse, inanıyorum ki o kadar fazla mizah duygusuna sahip olur.
  • Hayat bir yoldur. O yüzden yürüyüşe çıkıyorum. Yürüyüşe çıkabildiğim sürece hiçbir şeyden korkmuyorum, ölümden bile. Çünkü yürüyebildiğim sürece her şeyden yürüyerek uzaklaşabiliyorum. Yürüyüşe çıkamadığım zaman her şeyden korkuyorum, özellikle de hayattan; çünkü yürüyemediğim zaman benim için hiçbir şey iyi gitmiyor.
  • Güneşin altında yeni olan hiçbir şey yoktur.” Bu bir kadim sözdür ama daima yeni kalmıştır.

Aşk, Özgürlük ve Kaygı Paradoksu

  • Mücadele yoksa aşk sona ermiş demektir. Hesap kitap sadece sonlu bir ilişkinin olduğu yerde hâsıl olabilir.
  • Ben bir özgürlük tutkunuyum ve bana özgürce gelmeyen bir şeyle uğraşmam bile.
  • Nefret dedikleri şey, başarısızlığa uğramış bir sevgidir.
  • Bir kadının bir erkek için yapabileceği en yüce şey, erkeğin karşısına doğru zamanda çıkmasıdır.
  • İnsan asla evlilik ilişkisine girmemelidir. Evlenirsen pişman olursun; evlenmezsen yine pişman olursun; evlen ya da evlenme pişman olursun; ister evlen ister evlenme pişman olursun.
  • Çapkın biri olarak görünen erkek güvensizlik uyandırır ve dirençle karşılaşır; ben tüm bunların dışındayım. Bana karşı tetik durulmuyor, tam tersine bana daha çok, genç kızı kollayıp koruyan güvenilir biri gibi bakılıyor.
  • Eylem yerine gevezelik, boş laflar ve saçmalık. İşte insanların istediği ve ilginç bulduğu şeyler bunlar.
  • Geçmişteki bir talihsizlikle ilgili kaygı taşıyorsam, bu üzerine kaygılanılan şeyin geçmişte olduğunu değil, gelecekte yineleneceğini düşünmemden kaynaklanır.
  • Aşk tanrısı kördür ve zeki biri onu aldatabilir. İşin hilesi ise şuradadır: izlenimlere elden geldiğince açık olmak, sizin bıraktığınız ve her kızın sizde bıraktığı izlenimi bilmektir. Bu şekilde aynı anda bir sürü kıza âşık olabilirsiniz, Çünkü her ayrı kıza farklı biçimde âşıksınızdır. Yalnızca birisini sevmek çok azdır; hepsini birden sevmek yüzeysel olmaktır; kendini tanımak ve olabildiğince çok kişiyi sevmek; ruhunun tüm aşk güçlerini kendi içinde saklaması ve bilinç bunların hepsini kucaklarken her birinin kendi ayrı besinini alması. İşte zevk budur, yaşamak budur.
  • Benim için önemli olan, uğrunda yaşayıp uğrunda ölmek istediğim fikri bulmaktır.

Gitmeden Bunlara da Bakabilirsiniz

Read more
Powered by Gelecek Internet