Erdemle Kırbaçlanan Kadın – Marquis de Sade Kitap Alıntıları

Erdemle Kırbaçlanan Kadın anlatısını simgeleyen alegorik sahnede, ahlak ve namus adına cezalandırılan kadın bedeni ve otorite figürü

Marquis de Sade ve Ahlakın Bedeni

Bu sayfada, Marquis de Sade’ın Erdemle Kırbaçlanan Kadın adlı eserinden seçilmiş alıntılar yer alıyor. Metinler; iffet, erdem, beden ve özgürlük kavramlarının ahlak adına nasıl araçsallaştırıldığını tartışmaya açıyor.

Erdemle Kırbaçlanan Kadın - Seçme Kitap Alıntıları

  • Tek bir kızlık zarının saçma bağıyla kadınları bağlamak, doğanın onlara buyurduğu hedefi açıkça ihlal etmektir.
  • Bağlanan kadının vay haline!İnsanın tek bir âşığı bile olsa özgürlüğünü kaybeder.
  • Bizler düzüşmek için doğduk. Düzüşerek doğanın yasalarını yerine getiririz ve doğanın yasalarına aykırı olan tüm insani yasalar ancak küçümsenmeyi hak ederler.
  • Bedenin senindir, yalnızca senin; ondan yararlanma hakkına ve kimi yararlandırmak istiyorsan ona zevk verme hakkına bu dünyada yalnızca sen sahipsin.
Erdemle Kırbaçlanan Kadın anlatısını simgeleyen alegorik sahnede, ahlak ve namus adına cezalandırılan kadın bedeni ve otorite figürü
  • Tekrar ediyorum, eğlenin. Ama asla âşık olmayın. Aşık olarak kafanızı daha fazla karıştırmayın. Size gereken şey ağlayıp sızlamalarla, hıçkırıklarla, kaş göz işaretleriyle, aşk nameleriyle bitkin düşmek değildir. Düzüşmektir. Sürekli yeni düzücü bulmak ve bunları değiştirmektir. Tek bir kişinin sizi esir etme isteğine özelikle güçlü bir biçimde karşı koymalısınız. Çünkü bu kalıcı aşkın hedefi, sizi ona bağlayarak kendinizi bir başkasına vermenizi engellemektir. Bu acımasız bencillik bir süre sonra zevklerinizi öldürür.
  • Kocasından önce bir adamı sevmiş bir kadını suçlu ve aşağılık görebilir miyim sanıyorsunuz? Bu haksızlığı ancak adaletsiz kimseler ya da zalim önyargılar yapabilir. Böyle bir düşünce tarzının kökünde, sahip olduğu şeylerle yetinmeyen, egemenliğini henüz sahip olmadığı şeylere doğru da uzatmak isteyen gereksiz bir gurur yatar.
Alegorik bir sahnede, meyvelerle çevrili bir kadına ahlaki öğütler veren öfkeli bir erkek figürü.
  • Kadınlar sahte, kıskanç, çalımlı, fettan ya da sofu… Erkekler düzenbaz, istikrarsız, korkunç ve baskıcı… İşte yeryüzündeki tüm insanların özeti madam. Kendinizi zümrüdüanka kuşunun üzerinde sanmayın.
  • Doğanın iki sesi vardır. Birisi bildiğiniz gibi tüm gün emrederken diğeri o emirleri ayıplar.
  • Bir kadını ikna etmek istediğinizde erdemlerden çok tutkulara hitap etmelisiniz.
  • İffet artık modası geçmiş bir erdem!
  • Tadına doyum olmaz bir yaratıksın yavrum.

Bunlara da Bakabilirsiniz

Read more

Hangi Çağın Erdemi

Hangi Çağın Erdemi

Hangi Çağın Erdemi

Hangi Çağın Erdemi

Bu adamın beni derinden sarsabileceğinin bu sabaha kadar farkında bile değildim. Ama Sadizmin aşağılık öğretilerinden dolayı değil. Ya da kurgu boyunca bir kadına karşı işlenen iğrenç zorbalıklar yüzünden de değil. Zaten o işkenceleri öyle bir ruhsuzlukla işlemiş ki, kadının çektiği acıları okuyucuya ulaştıramamış ya da en azından ben hissedemedim onu. Bu da şunu gösteriyor ki, “De Sade” de kendi çağının kurbanı olmuş. Çağının ötesinde yaşayan bir aydın olmak diye deyim var bilirsiniz. Belki kendi çağının en ileri görüşlü aydını gibi algılanıyordu ama bugün yaşasa bu çağın canisi olurdu. Bu birinci notu aklınızda tutun.

İkincisi, insanlığın “erdem” diye nitelendirdiği o güzel huylarının aslında pamuk ipliğine bağlı olduğunu fark ettik. Lakin bu başka türlü bir uyanış. Yani bir insani özelliği uygarlık olarak bir kez geliştirdikten sonra artık geçmişte yaşayan halkları “barbar” olarak görmek gibi bir küstahlığa sahibiz. Zira biz medeni insanlarız! Ama erdem sahibi bir toplumun an gelip de yeniden barbarlaşabileceği gerçeğine yabancı değiliz. Dahası, bu barbarlıktan rahatsız olacak grupların da giderek azalabileceği!

Ben bu muyum peki? O çokça gururlandığım derin hissiyat ve iyiliksever Günay hangi çağda doğarsa doğsun yine de aynı Günay mı olacaktı? Ben 21. Yüzyılda yaşıyorum ve tek amacım yazarlığımı sürdürüp bir gün boynumun vurulacağını da sezerek anarşist ve dinden uzak bir dünya görüşüyle efendi sınıfının tam karşısında duruyorum. Lakin beş yüz sene öncesinin İngiltere’sinde bir soylu olarak da doğabilirdim. En büyük soysuzların, soyluların içinden çıktığını bir şiirimde yazmıştım. Başka bir çağın aşağılık bir katili de olabilirdim. Ya da bir papaz olurdum ve tıpkı bu kitaptaki gibi inançlı kadınlara tecavüz de edebilirdim.

Tüm bunlar kendi öz varlığımda bir çıban gibi çıkabilecek kötülükler. Bugün bana en büyük ahlaksızlık olarak görünen barbarlık, başka bir çağda en büyük zevkim olabilirdi. Eğer ben bugün böyle değilsem, içimdeki iyilik ağacının kötülük ağacından daha fazla sulanmasındandır ve bu sulama ne devlet ne de din tarafından yapıldı. Bunu bana ailem yaptı. Zaten onlar da içinde yetiştikleri Alevi kültürünün ürünü değiller miydi?

Bu toplum ne kadar ahlaksız olursa olsun, insanın hangi kaynaktan beslendiği önemli. Bu da demek oluyor ki insan hangi çağın çocuğu olursa olsun her şeyden önce hangi kaynaktan beslendiği araştırılmalı. 21. Yüzyılda yaşıyorum ve berrak bir kaynağım var. Keşke herkes bu kaynaktan beslenebilse…

Günay Aktürk

Read more