Yunus Gibi – Ataol Behramoğlu

yunus gibi - ataol behramoğlu

Yunus Gibi - Seslendiren: Günay Aktürk

Günay Aktürk sayfamızın en güzel şiirler serisine yeni bir video daha. Bu defa herkesin Yunus emre ye ait olduğunu sandığı ama aslen yazarı Ataol  Behramoğlu olan “Yunus Gibi” adlı şiiri. Sözleri aşağıdaki gibidir.

SÖZLERİ

Kıran vurdu memleketi
Zalimler hakan olmuştur
Yedikleri yoksul eti
İçtikleri kan olmuştur.

Kula kulluk etmeyenin
Vicdanını satmayanın
Haram lokma yutmayanın
Mekânı zindan olmuştur.

Yalan dolan yazıp çizen
Kudretliye övgü düzen
Dün dinsizim diye gezen
Bugün Müslüman olmuştur.

Emeksiz zengin olanın
Kitapsız bilgin olanın
Sermayesi din olanın
Rehberi şeytan olmuştur.

Haramisi, soyguncusu
Uğursuzu, vurguncusu
Cellat ruhlusu, soysuzu
Bakan, sadrazam olmuştur.

Korkan varsa konuşmaya
Anlam yükleyip susmaya
Gerek kalmadı korkmaya
Çünkü korkulan olmuştur.

Sesime kulak ver gülüm
Tutsaklığa yeğdir ölüm
Nerde varsa böyle zulüm
Çaresi isyan olmuştur.

Ataol Behramoğlu

Read more

Neyzen Tevfik Küfürlü Şiiri | Sahne-i Ömrümden

Neyzen Tevfik küfürlü şiiri Sahne-i Ömrümden

Neyzen Tevfik Küfürlü Şiiri Hakkında

Neyzen Tevfik küfürlü şiirleri, çoğu zaman yalnızca sövgü olarak görülse de, şairin dünya algısını, hiçlik düşüncesini ve varoluşla kurduğu sert ilişkiyi yansıtan metinlerdir. Sahne-i Ömrümden adlı bu şiir, Neyzen’in yaşam, ahlak, iktidar ve insan ikiyüzlülüğü karşısındaki öfkesini açık bir dille ortaya koyar. Küfür burada bir amaç değil, bilinçli bir anlatım aracıdır. Bu yazıda Neyzen Tevfik’in küfürlü şiir anlayışı, şiirin sözleri ve edebi bağlamı ele alınmaktadır.

Şiire Dair Birkaç Kelam

Neyzen Tevfik ve küfürlü şiirleri… Youtube’da 1920’lere ait video görüntülerini görünce “Ben bu şiiri okumalıyım.” dedim. Yüz yıl öncesinin İstanbul’uydu videodaki insanlar ve bugün hiçbiri de hayatta değildi. Yüzlerce yıl önce de hayat vardı ama bunu görmek şaşırtıyor işte inceden!

Uğurlu bir çağda doğmuşum. Yoksulluğun çıtası yükselmiş her şeye rağmen. Şekli değişse de köleliğin, kimse kapitalizmin getirilerini reddedip isyana soyunmuyor. Ama ukalalığın bini bin para! Yüz yıl öncesinin insanı çilesini çekip çoktan uykuya dalmış ama ben hâlâ hayatta ve yorgunum. Gel de sövme bu işe!

Bizim için öteden beri adaba aykırı bir hareket olmuştur küfür. Her ne kadar haklı ve sanatsal yanı olsa da, medeniyetin aşağı eteklerine işaretmiş. Ölülerin kulakları yok artık. Ne makam, ne şan ne şöhret: kim siker Yalova kaymakamını o saatten sonra! Ulu bir kemik yığınının gözünde küfür de birdir artık iltifat da. Ha anlıyorum elbet, bizler hâlâ kalbi atan mekruhlarız! Sanki pek ahlaklı ve erdemli atıyor da! Yaşayanların kuralına göre oynamak gerek bu yaşam kumarını! Öyle mi?

Bilincin öyle bir makamı var ki o seviyede küfür de iltifat da hiçbir anlama gelmiyor artık. Otuz kez tekrarlanan bir kelimenin manasını kaybetmesi gibi. Kelimeler… Maddenin bilmem kaçıncı hali

Neyzen Tevfik hiçliğe inanırdı. Küfürlü şiirleri de bu hiçliğin içinde düşünülmeli. Eserleri sosyete kulaklarını biraz tırmalayabilir. Ama ilham aşılanır kulaklarına. Dinlesinler.

 

Günay Aktürk

Neyzen Tevfik küfürlü şiiri Sahne-i Ömrümden

Sahne-i Ömrümden Sözleri

Sahneyi ömrümden nefs-i emmareye hitabım
Hayat sahnemden kötü nefse hitabım

Alemin hem bağını hem bahçesini sikeyim
Sümbülünü gülünü kor ateşini sikeyim
Sabahın kör vaktinde “sus” dediğini sikeyim
Gelmiştir ve gelecek ilk baharını sikeyim

Bana yoktur lüzumu ne gülün ne bahçenin
Ne akşamın gecenin ne gündüzün ne seherin
Ne tüyü bitmedik oğlan ne kadın kısrak derim
Hepsinin toprağını ta mezarını sikeyim.

Ağlamam ben erkeğim, erkeğim ben erkek.
Hayli güçtür uğraşmak, adama cefa etmek
Minnet etmem ne ömre, ne hayata felek
Al atını siktir git tımarını sikeyim

Çok zordur aldanırsın bu fakiri aldatmak
Yüzdürüp denizlerde sonra kıyıya atmak
Gözünü aç, iyice aç da yüzüme bir bak!
Ben senin hem şanını itibarını sikeyim

Saki, hem ayına hem dolunayına koyayım
Gülünün hem rengine tabiatına koyayım
Şarkıcı edebine adabına koyayım
Kadehimde şenlik var, şenliğini sikeyim

Yok sefası bin yıldır hiçbir insan ehlinin
Ne bahçede bir gülün, tomurcuğun renginin
Hem çilingir sofrasını hem de sofradakinin
Gülmüşse gülüşünü gam kederini sikeyim

Uğramışsan feleğin vazgeçilmez yurduna
Sıçayım onun ağzının hem de ta ortasına
Bunu da yazsın dünya kitabın ortasına
Taşını toprağını deryasını sikeyim

Bunlara da Bakabilirsiniz

Read more

Sümbülzade Vehbi Efendi Rücu Şiiri | Günay Aktürk

Sümbülzade Vehbi’nin rücu şiirinden esinlenen, Bosch tarzında çok katmanlı alegorik sahnelerden oluşan resim

Sümbülzade Vehbi Efendi Rücu Şiiri

Sümbülzade Vehbi Efendi klasik Türk edebiyatının önemli şairlerinden biri olarak “Rücu” adlı şiirinde hem hikmetli bir dille hem de döneminin sosyal eleştirilerini ustalıkla bir araya getirir. Bu sayfada Sümbülzade Vehbi Efendi’nin Rücu şiirini hem sesli okuma formatıyla dinleyebilir hem de şiirin tam metnine ulaşabilirsiniz.

Bendeniz Günay Aktürk’ün yorumuyla hazırlanan sesli şiir bölümü, metnin duygusunu daha derin hissetmenizi sağlar. Aşağıda hem şiirin seslendirilmiş halini dinleyebilir hem de eserin tamamını okuyabilirsiniz.

Sümbülzade Vehbi Efendi – Muzahrefat (Mizahi Hiciv) Şiiri – Tam Metin

Azm-ü hamam edelim, sürtüştürem ben sana,
Kese ile sabunu, rahat etsin cism-ü can.

Lal-ı şarab içirem ve ıslatıp geçirem,
Parmağına yüzüğü, hatem-i zer drahşan.

Sümbülzade Vehbi’nin rücu şiirinden esinlenen, Bosch tarzında çok katmanlı alegorik sahnelerden oluşan resim

Eğil eğil sokayım, iki tutam az mıdır?
Lale ile sümbülü kahkülüne nevcivan.

Diz çökerek önüne ılık ılık akıtam,
Bir gümüş ibrik ile destine ab-ı revan.

Salınarak giderken arkandan ben sokam,
Ard eteğin beline, olmasın çamur aman.

Kulaklarından tutam, dibine kadar sokam,
Sahtiyandan çizmeyi, olasın yola revan.

Öyle bir sokayım ki, kalmasın dışarda hiç,
Düşmanın bağrına, hançerimi nagehan.

Sümbülzade Vehbi Efendi’nin Rücu şiirini temsil eden Bosch tarzı sürreal hamam sahnesi – Günay Aktürk”

Eğer arzu edersen ben ağzına vereyim,
Yeter ki sen kulundan lokum iste her zaman.

Herkese vermektesin, bir de bana versene
Avuç avuç altını, olsun kulun şaduman.

Sen her zaman gelesin, ben Vehbi’ye veresin,
Esselamun aleyküm ve aleykümüsselam.

Sümbülzade Vehbi Efendi

Bunlara da Bakabilirsiniz

Read more

Günaydın Eylül – Şiir Dinle

günaydın eylül, günay aktürk

Günaydın ve Eylül Şiiri

Günaydın Eylül, günay aktürk

“Günaydın sabah sevinci, uykulu gamze, kuyuların rüyası… Günaydın zamanın tanrısı, ağzımda harflenen sonsuzluk, yürüdüğümgökyüzü… Günaydın bulut türküsü, elçırpan ağaçlar…”

Şükrü Erbaş

Günaydın gün, günaydın eylül. Sıcak döşekler, sabahın ilk mırıltıları, doygun bedenler ve bir de tadımlık öpücük… Mutlu çiftler, sizlere de günaydın.

Günaydın altı çeyrek otobüsü; duraktaki komşu kızı, gündelikçi kadınlar, alın teri, bilek gücü ve diş gıcırtısı günaydın. Beleşçi patronlar, sizlere de günaydın.

Günaydın fısır fısır konuşan insan doğası. Muhatapsızlıktan bir türlü lanetlenemeyen fıtrat. Rutin bakışlar, ısısız yürekler, A ile B nokta arasındaki en uzak mesafe. Öğüdünü özünden almış kara çalı, sana da günaydın.

Ayağından yere çivilenmiş kanatsız güvercinler, günaydın. Betondan kentler, zehirli zihinler, satılık yandaşlar ve kiralık gazeteler… Canım, sevgilim, kanlı bir zorbanın mahzeninde tutsak olan barış, günaydın!

Günaydın kaderim, günaydın yazgım. Çalmayan alarm, gelmeyen vakit, durmayan yürek, günaydın…

Günay Aktürk

Read more

Cemal Süreya – Sana Giden Yollar Kapalı

Sana Gden Yollar Kapalı - Cemal Süreya

Buruk Bir Cemal Süreya Şiiri

Cemal Süreya ve “Sana giden yollar kapalı” şiiri | Günay Aktürk yorumuyla dinlemektesiniz.

Böyle bir sevda şiirini okumak kolay değildi. Güvercinin artık uçup gitmesine izin veren yorgun ve dolu bir yüreğe ihtiyacım vardı. Uzun zamandır o ruh halini kolluyordum. O ruh dün akşam sardı bütün benliğimi. Bir dilek ağacına rast gelip de hoş bir tebessümle geçip gitmek yanından… Acısız, öfkesiz, hem yorgun hem de dingin bir yürekle. “Her şey affedildi!” der gibi.

Sana Giden Yollar Kapalı

Biliyorum sana giden yollar kapalı
Üstelik sen de hiçbir zaman sevmedin beni

Ne kadar yakından ve arada uçurum;
İnsanlar, evler, aramızda duvarlar gibi

Uyandım uyandım, hep seni düşündüm
Yalnız seni, yalnız senin gözlerini

Sen Bayan Nihayet, sen ölümüm kalımım
Ben artık adam olmam bu derde düşeli

Şimdilerde bir köpek gibi koşuyorum ordan oraya
Yoksa gururlu bir kişiyim aslında, inan ki

Anımsamıyorum yarı dolu bir bardaktan su içtiğimi
Ve içim götürmez kenarından kesilmiş ekmeği

Kaç kez sana uzaktan baktım 5.45 vapurunda;
Hangi şarkıyı duysam, bizim için söylenmiş sanki

Tek yanlı aşk kişiyi nasıl aptallaştırıyor
Nasıl unutmuşum senin bir başkasını sevdiğini

Çocukça ve seni üzen girişimlerim oldu;
Bağışla bir daha tekrarlanmaz hiçbiri

Rastlaşmamak için elimden geleni yaparım
Bu böyle pek de kolay değil gerçi…

Alışırım seni yalnız düşlerde okşamaya;
Bunun verdiği mutluluk da az değil ki

Çıkar giderim bu kentten daha olmazsa,
Sensizliğin bir adı olur, bir anlamı olur belki

İnan belli etmem, seni hiç rahatsız etmem,
Son isteğimi de söyleyebilirim şimdi:

Bir gece yarısı yazıyorum bu mektubu
Yalvarırım onu okuma çarşamba günleri.

Cemal Süreya

Read more

BEN YAŞARKEN – GÜNAY AKTÜRK

ben yaşarken günay aktürk

Ben Yaşarken Sesli Şiir

Neden mi yazıyorum böyle alelacele?
Ölümden sonrası için biraz da.
Hani işer ya bir hayvan
bir ağacına ormanın,
ben buradayım, diye,
ben de öyle işiyorum işte
gölgesine hayatın.

Ben de yaşadım bir zamanlar,
ben de çektim acıyı,
ben de yandım körü körüne pek çok kez.
Binlerce kez doğdum doğumuyla bir bebeğin
ve ben de sevdim binlerce yıllık insanlığı.

Ben yaşarken de hakimdi dünyaya yoksulluk,
acı çekiyordu insan ırkı ben yaşarken:
göz göre göre gözü dönmüş yobazlar,
ben yaşarken de insan yakıyorlardı.
Ve hiç doğmamış olmayı dilediğim bir gün,
gözlerine perde inmişti insanlığın.

Günay Aktürk
14.02.2013

Umudun Çocuğu isimli şiir kitabımdan.

Read more