EROS OYUNLARI

Eros Oyunları

İşte O Geliyor

Eros Oyunları

Akşam!
Saat yediye beş var.
İçi (z) kuşağıyla dolu bir dershane.
Dershanenin önündeki karanlık köşe.
Sigara içmeye inen öğrenciler:
Bakışlarına kuşku çöreklenmiş!
Bu tekinsiz adam yine kimi beklemekte?
İçlerinden birini mi?
Amma da uzun bekledi ha!
Yoksa adi bir sapık olmasın!
Yok ulan Karacaoğlan o!
Aşığını beklemekte hasretle.

Sokakta seyir halinde bir kalabalık.
Ha desen üreyecekler…
Kimi mangal ateşi,
Kimi bir kilo kanat!
Bende tatsız bir duygudurum bozukluğu…

İşte o geliyor!
Doğurgan ruhumun anaç kraliçesi!
Işte gördü beni.
Işte baktı bana!
Çıkıverdi Tanrı saklandığı delikten!
Eros’u transfer etti melek kafilesine!
Saldı şeytanlarını iştahlı gecemize!
Ve dedi:
bu gece aşırın elmalarımı dilediğinizce…

Sarıldı boynuma yırtıcı bir dişilik!
Kokusu binlerce yıllık
Ederi ağır bir özlem!
Kuytu köşelerimiz hep böyle dar
Ve karanlık olmak zorundaydı.
Çünkü vaktinden önce zamlandı hayat
Biz de zulada sakladık birbirimizi!
Cennet bahçesinde bir çift kaçak!
Eh! Rahat bir nefes aldı şu Z denen kuşak!

Birkaç saate durdu zaman!
Belki de üflenmişti sur!
Ama biz duymadık!
Belki gerçekten de yedik o elmayı!
Belki hayaldi.
Damakta lezzetli bir tat!
Belki lezzeti acısından!
Bilemiyorum.
Belki de kovulduk!
Belki tel örgüden atlarken kanattık bir tarafımızı!
Gün inkara soyunma günüymüş bugün!
Çünkü yedi kapılı yetmis bahçeye de dalsan,
Özgür iradenin de bir bedeli vardır!

 

Günay Aktürk

Read more

Cahit Sıtkı Tarancı – Desem Ki

cahit sıtkı tarancı - desem ki

Desem Ki

En güzel şiirler serisine yeni bir video daha. Bu defa Cahit Sıtkı Tarancı ve Desem ki adlı şiiri | Seslendiren: Günay Aktürk | Sözleri aşağıdaki gibidir. Şiir Dinle ve dinlettir. Bu pazarınız güzel geçsin. Aşk ile kalın…

Sözleri

Desem ki vakitlerden bir Nisan akşamıdır,
Rüzgârların en ferahlatıcısı senden esiyor,
Sende seyrediyorum denizlerin en mavisini,
Ormanların en kuytusunu sende gezmekteyim,
Senden kopardım çiçeklerin en solmazını,
Toprakların en bereketlisini sende sürdüm,
Sende tattım yemişlerin cümlesini.

Desem ki sen benim için,
Hava kadar lazım,
Ekmek kadar mübarek,
Su gibi aziz bir şeysin;
Nimettensin, nimettensin!
Desem ki…
İnan bana sevgilim inan,
Evimde şenliksin, bahçemde bahar;
Ve soframda en eski şarap.
Ben sende yaşıyorum,
Sen bende hüküm sürmektesin.
Bırak ben söyleyeyim güzelliğini,
Rüzgârlarla, nehirlerle, kuşlarla beraber.
Günlerden sonra bir gün,
Şayet sesimi farkedemezsen,
Rüzgârların, nehirlerin, kuşların sesinden,
Bil ki ölmüşüm.
Fakat yine üzülme, müsterih ol;
Kabirde böceklere ezberletirim güzelliğini,
Ve neden sonra
Tekrar duyduğun gün sesimi gökkubbede,
Hatırla ki mahşer günüdür
Ortalığa düşmüşüm seni arıyorum.

Cahit Sıtkı Tarancı

Read more

ORHAN VELİ – ANLATAMIYORUM

anlatamıyorum - orhan veli

Şiir Dinletisi

Anlatamıyorum - Sözleri

Ağlasam sesimi duyar mısınız,
Mısralarımda;
Dokunabilir misiniz,
Gözyaşlarıma, ellerinizle?

Bilmezdim şarkıların bu kadar güzel,
Kelimelerinse kifayetsiz olduğunu
Bu derde düşmeden önce.

Bir yer var, biliyorum;
Her şeyi söylemek mümkün;
Epeyce yaklaşmışım, duyuyorum;
Anlatamıyorum.

Orhan Veli

Dinlemeye Devam Edin: Emekçi Kadın Şiiri

Makale Okuyun: Beyni Boşa Almak

Daha Fazlası İçin Youtube Kanalımızı Ziyaret Edin: Günay Aktürk

Read more

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü

Emekçi Kadın Şiiri

En güzel şiirler serisine yeni bir video daha. Bu defa 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü için bendeniz Günay Aktürk ün kaleminden Emekçi Kadın şiiri | Umudun Çocuğu adlı şiir kitabımdan. Dinle ve dinlettir.

Kutlama değil farkındalık günü. Evde, işte ve sokakta “Eşitim” diyebilmek. Çünkü aslanın dişisi de aslandır erkeği de! Bizde insan vardır, kadın mı erkek mi sorulmaz, diyebilmek! Eğer diyemiyorsan, kaburga kemiğine kadar iner bu mesele.

“Tanrının Emaneti” yalanına sarılma, kimse kimseye emanet değil. Herkes kendi başına. O senin namusun da değil. Senin yanında kendini güçlü ve saygın hissediyorsa o zaman namuslusundur, yoksa namussuz! Namus senin davranışlarında. Karşılıklı yani.

Kutlama günü değil. Neyi kutluyorsun? Ama o isterse kutlar. Dün neyi yapmakta özgürse bugün de ona devam edecek.

Akşamın karanlığında bir kadını sokakta yalnız yürürken görürsem nasıl gururlanırım… Derim ki olması gereken şey bu. Ama bir adamı arabayla yanından geçerken gördüğümde sinirlenmeden edemem. Acaba biri yüz metre ötede bir şey mi yapacak! İşte ülkeyi getirdiğiniz hâl! Bu bokun içinde tam olarak neyi kutladığınızdan dün de bihaberdiniz bugün de…

Günay Aktürk

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar İçin

Ey kadın, dedi egemen güç!
Sen ki bir doğum makinesi!
Sen ki evinin sadık bekçisi,
Eğil ve itaat et ey günahkâr insan.
Eğitilmemiş ve horlanmış
dokuz yaşındaki çocuk gelin,
daha çok doğur ve daha fazla sus!
Sen ki kutsal kocasının
kaburga kemiği…

Oysa sen bu dünyada suskun bir köle
ve erkeğe sunulmuş huri değilsin kardeşim.
İnsanlıktan ve eşitlikten uzak
Yüzyıllar boyunca sömürülmektesin.
Alnında Havva’nın günahıyla yaşayan,
dokuz nefisli bir şeytan olamazsın sen.

Şimdilerde iki katına çıkarttılar köleliğini.
Seçiyor ve seçiliyorsun belki artık.
Ama yetmez ey işçi kadını yetmez.
Sokaklar tehlikeli ve yabancı hala
ve cinsiyetin hala yazılı alnında.
Basit ve sahte bir özgürlük vadederek
İşte budur diyorlar hak ettiğin eşitlik.

Her şey iki kat daha ağır şimdilerde.
Bilek gücün de sömürülmekte bugün.
Maaşa bağlandı artık insan emeği.
Gündüz mesaide paralı bir dişli,
akşam kendi kalesinde hizmetçi.
Ama kurtuluşun yakın ve ayandır artık.
Kendi sınıfının erkeğiyle ezilen kadın,
ancak kendi sınıfıyla kazanacak savaşı.

Günay Aktürk
2 Mart 2014

Günay Aktürk Kitapları

umudun çocuğu - günay aktürk
Günay Aktürk - insan insanın geleceğidir
Günay Aktürk - Sanrılar Romanı
Read more

Aziz Nesin – Babam Şiiri

aziz nesin babam şiiri

Aziz Nesin'in Babasına Yazdığı Şiir

En güzel şiirler serisine yeni bir video daha. Bu defa Aziz Nesin in bir Rufai dervişi olan babası Abdülaziz Efendi için yazdığı Babam adlı şiiri | Seslendiren: Günay Aktürk | Sözleri aşağıdaki gibidir. Dinle ve dinlettir.

Sözleri

Dünyaların en iyi babası
benim babamdır
Düşmandır düşüncelerimiz
Dosttur ellerimiz
Dünyada tek elini öptüğüm
Babamdır
Kırkını geçtin adam olmadın der
Başım önümde dinlerim
Önünde tek baş eğdiğim babamdır

Sabahlara dek Kur’an okur
Anamın ruhuna
İnanır ona kavuşacağına
Bana gavur der
Diş bilemeden
Dünyada tek bağışladığı ben
Tek bağışladığım odur

Başım derde girdikçe bakar çocuklarıma
Bir türlü ölemiyorum der senin yüzünden
Çocuklar ortada kalacak
Ölemez kahrımdan benim
Yaşamak zorunda benim yüzümden
Gözlerindeki ateş bakışlarında söner
Tuttuğun altın olsun der

Çocukluğumu tek anlayan odur
Dünyaların en iyi babası benim babamdır

Aziz Nesin

Read more

Birhan Keskin – Kargo Şiiri

birhan keskin kargo şiiri

Bir Birhan Keskin Şiiri

En güzel şiirler serisine yeni bir video daha. Bu pazarın şiir dinletisi Birhan Keskin ve Kargo adlı şiiri | Seslendiren: Günay Aktürk | Sözleri aşağıdaki gibidir. Dinle ve dinlettir.

KARGO - SÖZLERİ

Sana buraya bazı şeyler koyuyorum.
Yol boyunca aklında olsun.
Lazım olursa açar okursun.
Olmazsa da olsun, bir zararı yok
burada dursun.

Şuraya bir cümle koydum.
Bırak, acımızı birileri duysun.
Hem zaten şiir niye var?
Dünyanın acısını başkaları da duysun!

Acı mıhlanıp bir kalpte durmasın.
Ortada dursun.
Olur ya biri eline alır okşar,
biri alnından öper. Az unutursun.

Buraya tabiatı koydum.
Ağaçları, suyu, ovayı, dağı.
Onlar bizim kardeşimiz,
çok canın sıkılırsa arada onlarla konuşursun.

Buraya, küçük mutlu güneşler koydum.
Günlerimiz karanlık ve
çok soğuyor bazı akşamlar, ısınırsın.

Buraya, bir inanç bir inat koydum.
Tut ki unuttun, tekrar bak,
o inat neyse sen osun.

Buraya yolun yokuşunu koydum.
Bildiğim için yokuşu.
Zorlanırsa nefesin, unutma,
ciğer kendini en çabuk onaran organ,
valla bak,
aklında bulunsun.

Buraya umutlu günler koydum.
Şimdilik uzak gibi görünüyor,
ama kim bilir, birazdan uzanıp dokunursun.

Buraya bir ayna koydum arada önüne geç bak;
sen şahane bir okursun.
Mesai saatlerinde çaktırmadan şiir okursun.
N’olcak ki,
bırak patronlar seni kovsun!

Burada bir tutam sabır var.
Kendiminkinden kopardım bir parça,
(bende çok boldur)
lazım oldukça ya sabır ya sabır, dokunursun.

Burada güzel çaylar var.
Bu aralar senin için çok önemli. Bitki
çayları, kış çayları, şuruplar, kompostolar.
Demlersin, maksat midene dostluk olsun.

Şuraya Youtube’dan müzikler,
Bach dinle filan, koydum. Ama
müzik konusunda sen benden daha iyisin,
koklayıp buluyorsun.

Buraya bir silkintiotu koydum.
Kırk dert bir arada canına
yandığım, kırkına birden deva olsun.

Birhan Keskin
(Fakir Kene, 2016)

Read more

Bir Nedeni Yok Yalnızca Öptüm

yalnızca öptüm - en güzel şiirler

küçük İskender Şiirleri

Aşk şiirleri serisine yeni bir pazar videosu daha. Bu şiiri Ayrılık Şiirleri kategorisine koyabiliriz. Bu defa küçük İskender ve Bir Nedeni Yok Yalnızca Öptüm adlı şiiri | Seslendiren: Günay Aktürk | Sözleri aşağıdaki gibidir. Dinle ve dinlettir diyelim biz de:)

Bir Nedeni Yok Yalnızca Öptüm - Sözleri

I

Dudaklarım gerisin geriye çekildi; ağdalı bir sıvının ağır ağır örttüğü, korkunun biçim kazanıp ayağa kalktığı ve ‘hey bana bir şeyler söylemenin vakti geldi’ dediği zamanlarda bekledim seni; gözlerimi kapadım. Bekledim. Beklerken, özlemenin hangi geçitleri geçilmez kıldığını, hangi duyguların insanı hayata kazandırdığını, basite indirgenmiş hüzünlerin geceleri dinlenmeye müsait şarkılarla şahlandığını anlatamadım.

Evet, bilmiyordum. Bilmiyordum, kelimelerden arınmış bir cümle kurar gibi sevişmeyi. Sevişirken sözlük kullanıyordum hala. Ama, seni seviyordum. Ve sevdiğimi, sevgimi anlatma telaşıyla hata üstüne hata yapıyordum sana. Sana yaklaşamıyordum. Yasaklanmıştın adeta. Çiğnemeye çalıştığım yasak olsan da, uzak dursan da, o korkunç şeklini korusan da, farketmiyordu hiçbir şey. Küçük bir ateş. Küçücük bir ateştin sen. Sönmekten ürken bir ateş. Bir su damlasıyla bütün görkemini kaybedebilecek bir ateş.

Aşkın mecali kalmamıştı. Sessizce sokuldum yanına. Acıyla irkildin. Gülümsedim. Gülümsememe anlam veremedin elbette. Kimdi bu? Ne istiyordu? Tanımadığın biri. Hatıralarını darmadağın etmeyi planlamış bir yabancı. Fuzuli bir beden, karşındaki. Usulca uzandım,

Bir nedeni yok yalnızca öptüm

II

 

Kimi geceler penceremden uzayı seyrederim. Uzayın adını ben koymadım. Uzayın adını yıldızlar, gezegenler kendi aralarında kararlaştırmışlar. Rahatlatır beni o. Bütün yağmurlar, uzayın derinliklerinden gelip yağar diye düşünürüm. Yağmurlar başka galaksilerden gelip yağar. Romantizme uyum sağlamak için de değil. Öyle. İşin gerçeği budur.

Yağmurlar, bu dünyaya ait sanma. Bembeyaz bir yalnızlığın olmalı senin de. Lekesiz bir yalnızlık. Lekelenmeye müsait bir yalnızlık. Tedirginliğini buna bağlıyorum seni seyrederken. Pişmansın. Pişmansın kapıp koyveremediğin için sanki. Elinde olsa, avaz avaz bağıracaksın sokaklarda. ‘Neyim ben?’ diye haykıracaksın. Olmuyor tabii. Olmuyor. Sıyrılır gibi lüzumsuz bir yerden, sıyrılıp kendi affına sığınıyorsun. Beni anlayacağın günler gelecek. Beni de göreceksin. Benimle tamamlanacak bir şeye benziyorsun çünkü. Korkma lütfen,

Bir nedeni yok yalnızca öptüm

küçük iskender - kadın

III

Çocukluğumdan söz etmek isterim sana, eğer sıkılmazsan. Bir gün otururuz evde, ben sana hayatımı anlatırım dakika dakika. Kaç yaşımdaysam, o kadar yıl sürer konuşmam. Çay pişiririz. Çaydanlığa su yerine votka koyarız sen dilersen. Sonra da sen anlatırsın: Sevdiğin filmleri, sevdiğin parçaları, sevdiğin canlıları, sevdiğin… hep sevdiğin şeylerden konu açarsın. Ben sıkılmam. Ben seninle sıkılmamayı seni ararken öğrendim. Seni hayal ederken keşfettim sıkılmamanın azametini.

Bir insan, bir insanı sıkamaz. Bir insan canı isterse sıkılır. Hacimler açarım sana içimde, dolman için, oraya akman için. Hacimler açarsın bana; çağlayarak gelirim. Endişelenmen gereksiz,

Bir nedeni yok yalnızca öptüm

IV

Olması gerektiği kadar fedakar biriyim aslında; daha fazlasını umma açıkçası. Endişelerim, ideallerim, halletmeye çalıştığım meselelerim var. Başkalaşmaya çalışıyorum. Gözardı edilmiş tutumlar edinmek hoş. Değişmek, hiç de zor değil. Yalnızca özgür olabilsem, sorun kalmayacakmış gibi sanki. Anlaşılmak istiyorum: sevdiğim bir şarkıyı herhangi biriyle paylaşırken aynı duyguları hissetmek arzusu bu.

Evet, tıpkı bu. Sese, ahenge kapılırken, kendini müziğin ritmine verirken yanında bir diğerinin olabilmesi; görkemli bir anda birlikte sadeleşebilmek. Birlikte dansedebilmek gibi. Sen hastayken başucunda birinin sabaha kadar oturması gibi. Arada bir alnındaki teri silmesi, üstünün açılmamasına dikkat etmesi gibi. Bir başkası için hayatta kalma çabası gibi sanki. Ölmek için değil, yaşamak için uğraşmak gibi.

Ummadan, hayal etmeden, sıradan, olduğu gibi.doğal. Ve ciddi. Ciddi ciddi hayatla mücadele edebilme gücü. Bu gücü yanyanayken yaratabilme yeteneği. Ben bu yeteneğin bir parçası olarak sokuluyorum sana. Masallarla geliyorum. Efsanelerle geliyorum. Herhangi bir insanın birikimiyle geliyorum aslında. Artniyetsizim, inan:

Bir nedeni yok yalnızca öptüm

V

Bazı sorulara cevap bulamadım; kuşkusuz gerekli de değildi bu. Soruyu soru halinde bırakıp sahici yanını korumaya çalışmam, cehalet mi sanıldı acaba? Bedenlerin bedenlerden istedikleri, ruhların, ruhlardan çıkarttıkları, karşılıklı acıların birbirlerinin etkisini arttırdıkları vakitlerde düştün aklıma. Aklıma yayıldın. Ne kaybedebilir, ne kazanabilirdim ki artık: Ortadaydım işte!

Bir başkasının mal varlığına dönüşmeden yaşayabilmenin yalnızlığıydı bu. Hayır! Melankoli diye adlandırma bu durumu; ortak bir açı yakalayamama sorunu galiba. Her kadın gibi doğurmak hevesi, her erkek gibi dağların doruklarında biraz gözden ırak hüzünlenme denemeleri aslında. Kusura bakma, kafam biraz dağınık,

Bir nedeni yok yalnızca öptüm

VI

 

İnsan inandığı şeyler uğruna muhteşem hatalar da yapabilir. Kızmamalısın. Darılmamalısın eğer bir kardeşlik varsa aranızda. Sevgi, hoşgörü takıntıları da değil. Bir elmanın kırmızı olması, bir gülün öyle kokması, bir derdin halledilmesinin ardından gelen ferahlık kadar sıradan ve güzeldir hata yapmak da.

Aşka çılgınlığın yakıştığı çağları neden unutalım? Neden tarihin çuvalına tıkalım tatlı serseriliği, az biraz sergüzeşt olmayı? Ilımlılık mı kurtaracak insanlığı? Alttan alma mı örtecek bunca çirkefi, zorluğu, belayı?

Demokrasi, senin saçlarından güzel olamaz. Senin yüzünden daha güzel olamaz krediler, faizler, repolar, tahviller. Dünyanın en uzun gecesi 21 aralık değil, beni terk ettiğin gecedir. Beni üzdüğün, yorduğun, yıprattığın gecedir. Bir kabahat mi gerçekten kendi dışında birine hayranlık beslemek? Gerçekten kırıyorsun beni,

Bir nedeni yok yalnızca öptüm

VII

 

Birinin peşindeyim ben; tanımsız bıraktığım birinin. Sessizliğin doyurduğu, biçimli ve endişeli birinin. Düşüncelerimi zapt eden, kelimelerimi korkutan birinin. Yanında huzurlu uyuduğum, mutlu uyandığım birinin. Onunla olmakla, onunla birlikte yaşamakla gizli bir gurur duyduğum, asla kıskançlığa ya da sahiplenmeye dönüşmeyen bir tutkuyla bağlandığım birinin.

Onu arıyorum göğe her baktığımda; bir melek gibi uzanıp yüzüme dokunacağını tasarlıyorum. Bütün aşkların payına düşen şiddetten arınmış, başkalarına aynı/ birbirimize farklı koktuğumuz bir sevginin yolu bu. Cesaretimi ondan alıyorum pervasızca ve yine ona ben cesaret veriyorum mücadele ruhunda.

Bir sır gibi saklıyoruz misafirliğimizi. Hüzün bitince geri döneceğiz çağımıza. İnsanlığa karışmaya hazır yapışık kalpler taşıyoruz aşkımızda. Bizim aşkımız hakikaten beden gücü gerektiriyor akıl kadar. Yapacak çok işimiz var. Dövüşecek çok düşmanımız var. Kucaklayacak çok arkadaşımız var. Bizim sebebimiz bu. Bizim fazlalığımız bu. Belki de iksirimiz. Kanayan yüzlerle çevrili bir gezegende, fırtınaya karışan bellek tozlarımızla, erdemlerimizle, ideallerimizle ayaktayız. Yalan söylemiyorum

Bir nedeni yok yalnızca öptüm

ayrılık şiirleri - küçük iskender

IX

 

Evet, sen de isterdin sanırım huzurlu yaşayabileceğin bir hayatın planlarını yapabilmeyi; kolaya indirgenmiş, biraz fazlayı aşırılıkta aramayan, ölçülü bir heyecanla kritersiz bir maceraya aday kahraman olmayı. “Rüzgara dur, yağmura yağma, mevsime değiş” demeyi; doğru, hepimizde biraz tanrıyı kıskanmak var galiba. Bütün günahlar da buradan kaynaklanıyor adeta. Hırslarımızın, çekincelerimizin odağı burası. Kazanmaktan çok, kaybetmeyi göze alabiliyoruz.

Çikolata bile kurtlanabilir. Dondurma erir. Çiçek solar. Galiba önemli olan, onları yerinde yaşamak, yerinde korumak! Birer hatıraya dönüşseler bile! Kaç ölüme kaç doğuma şahit olduğunu hatırlayabiliyor musun? Sevmek, ifade edebilmek kadar, ifadeyi unutmamaktır da.

Şimdi sessizce uzaklaşmalıyım. Çünkü beni anlamadığını, anlamak için uğraşmadığını, hatta bunu önemsemediğini biliyorum. Aynı otobandaydık ve birimiz birimizin yanından geçip gitti. Hafızasızlığı, gurur saymanın adil yanı! Hangimiz süratliydik; önemi kalmadı. Hangimiz daha özveriliydik; bunun da… umarım mutlu olursun. Bunu bir çöküntü anında da söylemiyorum. Hiç kimse aldatmadı ötekini; yalnızca böyleydik işte! . Yüzüme öyle bakma nefretle,

Bir nedeni yok yalnızca öptüm

X

 

Benden uzaklaştıkça, bana ait olandan yakanı sıyırdıkça rahatlayacağını, herşeye yeniden başlayabileceğini sanıyorsun. Kimbilir, doğrudur belki de! . Adımın yaşamadığı, adımın özlemle anılmadığı yerlerde kime umut verebilirim ki zaten? Romantizmin tehlikesi büyük! Romantizmin tehlikesi büyük! Romantizmin esrarı büyüleyici! Romantizmin kanına girdiği insanlar bencil ve hırslı!

Ben seninle birlikte yaşlanabilecek kadar erken yola çıkmayı istemiştim; maceramız uzundu çünkü. Maceramızın tahakküm altına alınamayacak kadar mükemmel olması, donanımımızla ilişkiliydi. Yani, sen ne kadar sevecensen, ben ne kadar yıpratıcıysam o da o kadar mükemmeldi. Özveri denebilir buna. Evet, buna özveri demek beni mutlu ediyor. İnsan, özverinin çocuklara ad olarak verilebileceği bir dünyada tanımını kaybediyor. Bu kaybedişteki kaosun ritmiyle çekiliyorum sana. Sen bir mıknatıssın şeffaf ve ben, çekilirken sana içimdeki alelade metal parçalarıyla, kan şekerim düşüyor, ağzım düşüyor, ellerim. En çok da ellerim düşüyor! Sakın ha üstüne alınma,

Bir nedeni yok yalnızca öptüm

XI

 

Ben seni kırmak için yaratılmadım. Uzun zamandır seni planlıyorum haksızca; cezalandırılacak kadar mı yabancı, tanınmaz ve suç yüklüydüm? Belki; seni çok yıprattığımın, bıraktığımın elbette farkına vardım, ama herşey mi benim aleyhte varoluşumla açıklanabilir? Beni, başta sana olmak üzere kimliklere karşı saldırganlaştıran koşulları tek başıma ben mi oluşturdum? Seni kaybettim. Bunu biliyorum. Seni kaybettiğimi sen çekip gitmeden önce de biliyordum. Ortadaydı. Bedel ve kefalet ortadaydı. Senin hakkında bir satır yazmamaya çalışmamın nedenini hiç düşündün mü? Sana ait olanları içten içe koruma uğraşı mıydı sanki bu: kuşkusuz. Hala da saygıyla ağlıyorum. Büyük bir tesadüfe yenildim, büyük bir eksen kaymasıyla, sihirbazın şapkasında sıkışıp kalan tavşan gibi,

Bir nedeni yok yalnızca öptüm.

Elbette kızıyorsun bana; belki en çok da bu zayıflığıma kızıyorsun: Tedirginliğime, seni kaybetme endişeme, telaşıma, şaşkınlığıma, titreyişime, ürpermem, anlamlarını anlamamış kelimelerle yetinmeme, müzakerelerde bulunmama, buhranların yorduğu bir gençlik yaşamama, bilincimi sana yönlendirmeme, sürekli sürekli içmeme, kelimelerin kifayetsiz olma durumuna, vesaireye vesaireye.. İnadıma öfkeleniyorsun. Seni bırakmama, seni özgürlüğüne salmama hiddetleniyorsun. Bu da aşk işte! Bu da entrika! Bu da soysuzlaşmanın, aşkın getirdiği dalaverelerle kendine kilitlenmenin başka bir çeşidi! Peki anahtar nerede sevgilim? peki anahtarın üzerindeki yivler kimin eseri? Dur, dur, bağırma,

Bir nedeni yok yalnızca öptüm

yalnızca öptüm - en güzel şiirler

XII

 

Bunlar da geçecek şüphesiz. Seni unutmama kaç yüzyıl kaldı ki. bir küsme, bir burulma biçimiyle gidişinin ardından şehrin gri cephelerine fevkalade ağır bir el bombası gibi düşen bunaltının bıraktığı korkunç acının unutulmasına kaç yüzyıl kaldı ki.. Yaralandım. Bütün noktalarımdaki nöbetçiler de yaralandı. Çığrından çıkmış bir ayaklanma gibi ağlamakta yalnızlığım. Bir gerçek aramıyorum felakete. Bir bahne göremiyorum arkadaşlarımın beni teselli etmek için söyledikleri kelimelerin hanesinde. Ama yokluğunu doldurmuyor sevda siyasetinin hançerleri. Ama bilemiyorum yağmurun ardından artık hangimiz suçlanacak. Eğer hissediyorsan,

Bir nedeni yok yalnızca öptüm.

Ben sende ardı arkası kesilmeyen bir korku sevdim. Ben bir cüce çocuk sevdim sende sıska. Şiddetli ve hayret uyandıran manevralarla kendi kanına olan saplantılı aşkını sevdim. O rutubet kokan loş yüzündeki kanalizasyonları, az kelimeyle kurduğun cümlelerdeki gizli soru işaretlerini, barlardan çatlak bardak gibi atılmayı beklemeni, serserice patlamalarını, yuttuğun toplu iğneleri ve bir film hilesi hissi uyandıran utangaç hasret pozlarını sevdim. Dokunamadım sana. Parmakuçlarım neşterdi çünkü. Kırılan bir kemiğin sesiyle veda ederken,

Bir nedeni yok yalnızca öptüm

 

küçük İskender

Read more

DİDEM MADAK AĞRI ŞİİRİ (Sesli Şiirler)

didem madak ağrı şiiri

En Güzel Şiirler Serisi

Didem Madak Ağrı Şiiri, En güzel şiirler serisindeki yeni çalışmamız. Seslendiren: Günay Aktürk | Dinle ve dinlettir.

Aslında seslendirmeyi yapalı bir ayı geçmiş olmalı. Bir süredir bayağı üretken olmalıyım ki paylaşım sırası daha yeni gelmiş. Yine de olsun. Geç ve güç olan şeylerde gizli güzellikler vardır:)

Didem Madak Ağrı Şiiri | Sözleri

Sonbaharların kralı gelirmiş meğer İstanbul’a.
Ciğerlerimin filmini çektiler
ciğerlerim artiz oldular icabında.
Akut alevlenmiş kronik bir sonbahar gibi bakıyordu
sigara figüran falan.
Ben kırmızı bir yaprağı oynuyordum esas kız olarak.
Uçuşuyordum, uçuşmakmış meğer benim anlamım
ben bunu geç anladım.
Senin için şiir yazacaktım İstanbul
ismini ağrı koyacaktım.
Oysa bir şiir niyeydi sanki
yer içer sevişir miydi sanki bir şiir?
Hamsi ısmarlar mıydı mesela bir şiir insana?
Fotoğraf çektirebilir miydi mesela hipodromda atlarla?
Rakı içebilir miydi Samatya’da?
Bir şiir uyur muydu kuş gibi
başını alıp da kanatlarının altına?
Oysa bir şiir neydi sanki
Ben seni ciğerimin köşesindeki arıza kadar sevdim
Bir şiir seni bu kadar sever miydi sanıyorsun İstanbul?

Bağırdım sokaklarına kartondan postlar sermiş ayyaşlara.
Bana kerametinizi gösterin
Keramatenizi gösterin bana!

Bir dikişte içtim bir şişe geceni
Yıldız komasına girmek istiyordum,
istiyordum dolunay çarpsındı beni.
Kurt adamlarım serbest kalsındı icabında
Kimin fazladan puştluğu varsa bir sigara sarsındı bana;
kin kusulsundu, öç alınsın.
İcabında modern kadındım, ne zaman şişmanlasa ruhum
hemen yarın yeni bir intihara başladım.

Ben fazla yemesem diyorum baylar yani
Bu kadar hınç bana fazla.
İcabında bir Allah bir Allah daha
Çok tanrılı bir din ederdi
Bırak müridin olayım İstanbul.

Sen beni hep bir şiir sanıyordun İstanbul.
Oysa çakmaktaşları gibi kıvılcımlıydı gözyaşlarım.
Ağlamaktan kızaran bir örnek burnum ve gözaltlarımla
bu şiiri ben yaralı bir panda vaziyetinde yazdım.
Canım yandı!
Bu şiiri ben bir yangın vaziyetinde yazdım.
Şimdi bırak sana kedilerime süt getiren eski günlerimi anlatayım.
Kapıma gül bırakan adamları…
Ben de icabında bir hafıza mağduruyum.
Cumartesi günleri gayri annemlerle birlikte
sokaklarında eylemler yapayım.
Benim ne sakal yanığı günlerim oldu
guruba bak ve beni an.
Öpüşmekten yorgun ve kızıl
Bir şiir sana bunları söyler miydi sanıyorsun?
Yağmurlarında yıkanan kırmızı banklarına baktım.
Bütün allar bir gün solarmış
Ben bunu geç anladım.
Yağmur meğer tanrının zulmüymüş İstanbul.
Ağrı neydi, neremdeydi, neresiydi ağrı?
Kim bana kalbimin menzilini soracaksa sorsun artık.
Ağrıdurmadanağrıdurmadanağrıdurmadan…
Ağrı benim durmadan doruğuna tırmandığım
Meğer yüksek bir dağmış.

Üstümü ara.
Cebimdeki şiiri usulca kaydırayım senden tarafa
ellerimi de kaldırdım bak.
Hazırım tutkumu tutukla.
Şiirsizim
Bu şiir senin ismini ağrı koyar mıydı sanıyorsun İstanbul.
Ben bu şiiri kusarak yazdım.

Ekim 2002, yakında kasımpatları da çıkacaktı.

Didem Madak

Read more

Charles Bukowski Kadınlar

Charles Bukowski Kadınlar eserinin temalarını yansıtan, yazısız alegorik Bosch tarzı çok figürlü sahne

Charles Bukowski Kadınlar – Seçme Alıntılar ve Metnin Teması

Charles Bukowski, Kadınlar adlı eserinde aşkı, arzuyu, yalnızlığı ve modern ilişkilerin çürümesini sert ve filtresiz bir dille ele alır. Bu metin, romantik ideallerden çok, insanın iç dünyasındaki çatlaklara ve kadın–erkek ilişkilerinin güç, korku ve bağımlılık ekseninde nasıl şekillendiğine odaklanır.

Bukowski’nin kadınlara bakışı ne yücelticidir ne de uzlaşmacı; aksine çelişkili, rahatsız edici ve çoğu zaman acımasızdır. Kadınlar metninde yer alan bu seçme alıntılar, yazarın aşk, cinsellik, yalnızlık ve bireysel özgürlük üzerine düşüncelerini açıkça ortaya koyar. Bu sayfada yer alan bölümler, eserin tamamını değil; ruhunu, tonunu ve felsefesini yansıtan pasajları bir araya getirir.

Charles Bukowski Kadınlar eserinin temalarını yansıtan, yazısız alegorik Bosch tarzı çok figürlü sahne

Kadınlar – Sözleri (Seçme Alıntılar)


Bir kadın olarak doğmuş olsaydım kesinlikle orospu olurdum. Erkek olarak doğduğum için, sürekli kadınları arzuladım. Buna rağmen kadınlar beni hep korkuttu. Çünkü onlar hep ruhunuzu ele geçirmek ister. Öyle olsa benden geriye ne kalırdı korumak isteyeceğim.


Bazı kadınlar erkekler kadar aşağılık değildi. Bazıları ise para için ruhunu bile satabilirdi. Ruhunu satan bir kadın, bir fahişe kadar saygın olamazdı. Onlardan hep kaçtım.


Kadınlar sizi sevebilir. Fakat bir süre sonra bir şey olur onlara, sizi ölürken izlemek isterler, arabayla sizi ezip suratınıza tükürmek isterler.


Kadınlar korkutuyorlardı beni, çünkü er ya da geç ruhuma sahip olmak istiyorlardı. Oysa ben ruhumdan arta kalanı kendime saklıyordum. Esasen fahişeleri arzuluyordum, çünkü özel isteklerde bulunmuyorlardı. Gittiklerinde de hiçbir şey yitirilmiş olmuyordu.


İnsan ilişkileri doğru düzgün yürümüyordu nasılsa. İlk iki hafta herşey canlı gider, sonra taraflar ilgilerini kaybederlerdi. Maskeler düşer, gerçek yüzler görünmeye başlar: çatlaklar, bönler, kaçıklar, kinciler, sadistler, katiller. Modern toplum kendi türünü yaratmıştı ve insanlar birbirleriyle besleniyorlardı. Ölümle düello gibiydi.


Dışarıdan gamsız bir pezevenk gibi gözüküp iç dünyamda duygusal biri olmak beni mahvetti. Ama yalnız olmak yanlış bir kalpte olmaktan iyidir.


Herkes kendinin özel, ayrıcalıklı, müstesna olduğunu düşünüyordu. Balkonundaki saksıları sulayan kocakarı bile.


Bir erkek sadece iyi bir kadın bulamadığında çok fazla kadına ihtiyaç duyuyordu.


Charles Bukowski’nin kadınlar temasını alegorik sahnelerle anlatan, yaşlı bir adam, kadın figürleri, tutku, yalnızlık ve insan ilişkilerinin çürümesini betimleyen yazısız resim

Dışarıdan gamsız bir pezevenk gibi gözüküp iç dünyamda duygusal biri olmak beni mahvetti. Ama yalnız olmak yanlış bir kalpte olmaktan iyidir.

Herkes kendinin özel, ayrıcalıklı, müstesna olduğunu düşünüyordu. Balkonundaki saksıları sulayan kocakarı bile.

Bir erkek sadece iyi bir kadın bulamadığında çok fazla kadına ihtiyaç duyuyordu.

Erkekler futbol seyreder, bira içip bowling oynarken onlar, yani kadınlar, bizim hakkımızda düşünüyor, bizi inceliyor, karar vermeye çalışıyorlardı – bizi bıraksalar mı, atsalar mı, değiştirseler mi, öldürseler mi, yoksa sadece terk mi etseler?


Aşık olmadığıma sevindim. Aşık insanlar asabi, tehlikeli olurlar, perspektif duygularını kaybederler. Sinirli, can sıkıcı psikopatlara dönüşürler…


Zordur benimle yürümek!
Bunu benimle yola çıkanlar bilir,
hepsi yarı yolda gittiler!
Suç kimde? Ben zoru seviyorum, onlar sevmiyor.
Yapacak bir şey yok! Suçum var mı?
Tabii ki var; zor yola, kolay kişilerle çıkmak
en büyük hatam!


Bunlara da Bakabilirsiniz

Read more

Cemal Süreya – Üvercinka

cemal süreya - üvercinka

Yeni Bir Seslendirme: Cemal Süreya

Aşk şiirleri serisine yeni bir video daha. Bu defa Uzaktan seviyorum veya sana giden yollar kapalı şiirleri nin de yazarı olan Cemal Süreya ve Üvercinka adlı şiiri | Seslendiren: Günay Aktürk | Sözleri aşağıdaki gibidir. Dinle ve dinlettir.

Üvercinka - Sözleri

Böylece bir kere daha boynunlayız sayılı yerlerinden
En uzun boynun bu senin dayanmaya ya da umudu kesmemeye
Laleli’den dünyaya doğru giden bir tramvaydayız
Birden nasıl oluyor sen yüreğimi elliyorsun
Ama nasıl oluyor sen yüreğimi eller ellemez
Sevişmek bir kere daha yürürlüğe giriyor
Bütün kara parçalarında
Afrika dahil

Aydınca düşünmeyi iyi biliyorsun eksik olma
Yatakta yatmayı bildiğin kadar
Sayın Tanrıya kalırsa seninle yatmak günah, daha neler
Boşunaymış gibi bunca uzaması saçlarının
Ben böyle canlı saç görmedim ömrümde
Her telinin içinde ayrı bir kalp çarpıyor
Bütün kara parçaları için
Afrika dahil.

Senin bir havan var beni asıl saran o
Onunla daha bir değere biniyor soluk almak
Sabahları acıktığı için haklı
Gününü kazanıp kurtardı diye güzel
Birçok çiçek adları gibi güzel
En tanınmış kırmızılarla açan
Bütün kara parçalarında
Afrika dahil.

Birlikte mısralar düşünüyoruz ama iyi ama kötü
Boynun diyorum boynunu benim kadar kimse değerlendiremez
Bir mısra daha söylesek sanki her şey düzelecek
İki adım daha atmıyoruz bizi tutuyorlar
Böylece bizi bir kere daha tutup kurşuna diziyorlar
Zaten bizi her gün sabahtan akşama kadar kurşuna diziyorlar
Bütün kara parçalarında
Afrika dahil

Birlikte mısralar düşünüyoruz ama iyi ama kötü
Boynun diyorum boynunu benim kadar kimse değerlendiremez
Bir mısra daha söylesek sanki her şey düzelecek
İki adım daha atmıyoruz bizi tutuyorlar
Böylece bizi bir kere daha tutup kurşuna diziyorlar
Zaten bizi her gün sabahtan akşama kadar kurşuna diziyorlar
Bütün kara parçalarında
Afrika dahil

 

Cemal Süreya

Read more