Bir Bedende Can Oldum – Tasavvufi Dörtlükler

Alegorik Bosch tarzı bir sahnede, dağılmış benliğinden sıyrılan bir insanın yozlaşmış dünyadan feragate, oradan da paylaşılan insani birliğe uzanan içsel dönüşüm yolculuğu.

Bir Bedende Can Oldum

Bir Bedende Can Oldum insanın dağılmış benliğinden sıyrılarak tek bir bedende toplanışını; nefs, feragat ve sevgi üzerinden anlatan tasavvufi bir dörtlükler metnidir.

Alegorik Bosch tarzı bir sahnede, dağılmış benliğinden sıyrılan bir insanın yozlaşmış dünyadan feragate, oradan da paylaşılan insani birliğe uzanan içsel dönüşüm yolculuğu.

Dünya hali bir bozulmuş talanken
On sekiz bin âleminde hayalken
Düne kadar varlığım bir yalanken
Gör ki bugün bir bedende can oldum

Açıp görünmeyen gönül gözünü
Amaç edip mürşidimin sözünü
Dara çekip şu nefsimin hazzını
Döndüm özüme de yine ben oldum

Yakıp serde kine dönmüş ahtımı
Ak eyleyip karalardan bahtımı
Terk eyleyip sarayımda tahtımı
Hakkın sadık canlarına han oldum

Kerbela çölünde cefa çekerek
Günay’ım Banaz’da dara çıkarak
Kırkların Cemi’nde niyaz ederek
Sevgi olup kırk kişiye pay oldum

Günay Aktürk

Bunları da Okuyabilirsiniz

Read more

Bir Çare Ya Erenler

Aşkın selinde yürüyen bir insan figürü, gonca güle konmuş karga, sisli yolda eren siluetleri ve uzakta Kâbe metaforu ile insanın kıble oluşunu anlatan alegorik sahne

Bir Çare Ya Erenler – Günay Aktürk

Bir Çare Ya Erenler, aşkın çaresizliği ile insanın hakikati arasındaki ince çizgide duran bir dörtlükler bütünüdür. Şiir, gönülden gönüle kurulan yolları, kutsallaştırılan biçimlerin ötesinde insanı merkeze alan bir bakışla ele alır. Erenlere seslenen bu metin, aşkı yara, insanı kıble olarak okur.

Aşkın selinde yürüyen bir insan figürü, gonca güle konmuş karga, sisli yolda eren siluetleri ve uzakta Kâbe metaforu ile insanın kıble oluşunu anlatan alegorik sahne

Kapılmış giderken aşkın seline
Bu aşka bir çare bulun erenler
Karganın konduğu gonca gülüne
Seher vakti selam salın erenler

Bir aşkın yarası tutar mı dikiş
Bakıp da aldanma bahane gülüş
Bir garibe sevgi dolu bir bakış
Gönülden gönüle yoldur erenler

İster vurun beni ister öldürün
Ben gülmedim ister eli güldürün
Bu dünya katından beni indirin
Cihana şevkim yok bilin erenler

Günay’ım bir zaman ah ettim güle
Gülün ahuzarı bana çok bile
Kıble diye çevirdiler Kâbeye
Asıl kıble insan imiş erenler

Günay Aktürk

Bunları da Okuyabilirsiniz

Read more

Kırklar Cemi

Gece vakti köyde cem yapılan eski bir Osmanlı evi önünde semada cem tutan kırk siluet, yukarıdan haber getiren peyik figürü ve zincirlenmiş nefsi temsil eden insanın yer aldığı alegorik sahne

Kırklar Cemi – Günay Aktürk

Kırklar Cemi, insanın nefsle yüzleşmesini, sırra çağrılışını ve içsel arınmayı düş diliyle anlatan dörtlüklerden oluşur. Şiir, cem metaforu üzerinden çokluğu birliğe, kelimeyi sükûta dönüştüren bir yolculuğu işler. Burada yol, dışarıda değil insanın özündedir.

Gece vakti köyde cem yapılan eski bir Osmanlı evi önünde semada cem tutan kırk siluet, yukarıdan haber getiren peyik figürü ve zincirlenmiş nefsi temsil eden insanın yer aldığı alegorik sahne

Dün gece düşümde Peyik göründü
Kırkların cemine gel dedi bana
O an yüreğimden nefret arındı
Dara giden yolun sel dedi bana

Ak gönlünde karalara sur gördüm
Bir beden içinde berrak ser gördüm
Şu kırkların meclisinde sır gördüm
Kırkların kırkı da bir dedi bana

Hayalimle sınırımı zorladım
Çözmeye zihnimde yol bulamadım
Utanarak şu nefsimi horladım
Gayretin çözmeye az dedi bana

Günay’ım dinledim birçok kelime
Sözleriyle kilit vurdu kinime
Bıraktı nefsimle beni kendime
Özünde yolunu bul dedi bana

Günay Aktürk

Bunlara da Bakabilirsiniz

Read more

Taptım Sana İlah Gibi

Taptım Sana İlah Gibi

Taptım Sana İlah Gibi

Hasretinle candan bezdim,
Sensiz sokak sokak gezdim,
Hayaline secde kıldım;
Taptım sana ilah gibi.

Eyüp olup yaram sardım,
Mecnun gibi darda kaldım,
Nere baksam orda gördüm;
Taptım sana ilah gibi.

Göz açıp ta seni görüp,
Aşk denilen sırra erip,
Dilsiz iken dile gelip;
Taptım sana ilah gibi.

Günay Aktürk

Taptım Sana İlah Gibi
Read more

Dünya Dedikleri Kahpe Bir Alem

Çile içinde yürüyen bir insanın elinde kor ateşe dönüşmüş gül, etrafında taşlayan kalabalık, cehennemi andıran padişah figürü ve karşı tarafta zemzem pınarıyla ayrılan cennet ve cehennem bahçelerini betimleyen alegorik sahne

Dünya Dedikleri – Günay Aktürk

Dünya Dedikleri, insanı yoran çelişkilerle örülü bir düzeni, aşk, iktidar ve cehalet ekseninde sorgulayan dörtlüklerden oluşur. Şiir; zevk, inanç ve akıl arasındaki yarılmayı, savrulan bir insanın iç sesiyle anlatır. Dünya, bu metinde bir mekân değil, bir sınavdır.

Çile içinde yürüyen bir insanın elinde kor ateşe dönüşmüş gül, etrafında taşlayan kalabalık, cehennemi andıran padişah figürü ve karşı tarafta zemzem pınarıyla ayrılan cennet ve cehennem bahçelerini betimleyen alegorik sahne

Dünya dedikleri kahpe âlemin,
Çilesi yol oldu savurdu beni,
Yar diye sevdiğim gonca gülümün;
Kokusu kor oldu kavurdu beni.

Nice padişahlar seyrine daldı,
Suyu zemzem suyu lokması baldı.
Zevkine kanmayan ne murat aldı?
Bunca çelişkisi bezdirdi beni.

Yol oldu cahilin tuttuğu fikir,
İki bahçe varmış ortada nehir,
Bahçenin birinde çekilen zikir;
Cahilin gözünde kör etti beni.

Günay Aktürk

Bunları da OKuyabilirsiniz

Read more

Deli Derviş

Deli Derviş

Deli Derviş

Ayağımda çarık elimde asa,
Gezerim âlemi günler içinde.
Silinmiş gönlümden dert ile tasa;
Muhabbet eylerim canlar içinde.

Ne faniler gördüm ölüden farksız,
Ne ölüler gördüm diriden farksız,
Ne garipler gördüm ocaksız yurtsuz;
Birde padişahı hanlar içinde.

Yiyecek ekmeğe muhtaç bir kulun,
Kaybetmiş çaresiz sasırmış yolun,
Nicedir aç gezer ayağı yalın;
Dilinde duası kanlar içinde.

Günay’ım devranı seyre dalmışım,
Kendimi âlemden uzak bulmuşum,
Çok can’ı gurbette naçar görmüşüm;
Şaşırmış yolunu dinler içinde.

Günay Aktürk

Deli Derviş
Read more

Ömrüm Kervan Sevdan Yoldu

ömrüm-kervan-sevdan-yoldu

Ömrüm Kervan Sevdan Yoldu

ömrüm-kervan-sevdan-yoldu

Ömrüm kervan sevdan yoldu
Hasretinle del eyledim
Ne bir gece ne bir yıldı
Hayalinle dem eyledim

Gözlerimde yaşlar oldun
Damla damla ömre doldun
Bir görünüp beş kayboldun
Gözlerimi kör eyledim

Sen bir sultan bense köle
Ateşinle döndüm küle
Emret kıyam ben bu cana
Ahireti yol eyledim

Dünya malı sana yardı
Para dedin geldi ardı
Bu saltanat aklın aldı
Gözyaşımı sel eyledim

Günay Aktürk

Read more

Vefasız yar

vefasız-yar

Vefasız Yar

Ömrüm kervan sevdan yoldu
Hasretinle del eyledim
Ne bir gece ne bir yıldı
Hayalinle dem eyledim

Gözlerimde yaşlar oldun
Damla damla ömre doldun
Bir görünüp beş kayboldun
Gözlerimi kör eyledim

Sen bir sultan bense köle
Ateşinle döndüm küle
Emret kıyam ben bu cana
Ahireti yol eyledim

Dünya malı sana yardı
Para dedin geldi ardı
Bu saltanat aklın aldı
Gözyaşımı sel eyledim

Günay Aktürk

vefasız-yar
Read more

Dostluk Şiiri

dost-nedir

Dostluk Şiiri

dost-nedir

Aradım yıllarca vefalı dostu
O dostun dengine eş görünmüyor
Görünce insanda kıymetli postu
Post içinde gidecek yol görünmüyor

Dinle ey kendine yoldaşım diyen
Yol içinde beni bitirmek gayen
Riyakâr dillerin, sıfatın ayan
Dar günde bir senden, iz görünmüyor

Sevgi dedikleri, bulunmaz nimet
Boşuna ararsın görünmez hikmet
Can dosta duyduğum muazzam minnet
Bu şükran hissine söz görünmüyor

Hani diyorlar ya yollar hep uzak
Bu sözler cahilin ömrüne tuzak
Gözden ırak olan gönülden ırak
Bu sözü görecek göz görünmüyor

Dayanmaz yüreğim dostun yasına
Dediler dostların atar yabana
İndim yüreğinin kör noktasına
Cihanda böyle bir öz görünmüyor

Gönlüm yana yana sırra erişe
Gönlü kör olanlar şaşar bu işe
Günay’ım atarmış dostlar ateşe
Dostta can yakacak, köz görünmüyor

Günay Aktürk

Read more

Nasıl Gülüp Eğleneyim

nasıl gülüp eğleneyim

Nasıl Gülüp Eğleneyim

nasıl gülüp eğleneyim

Yollar uzak umut bitmiş
Çaresizlik cana yetmiş
Yar gurbete gelin gitmiş
Nasıl gülüp eğleneyim

Derde derman yok ki bulam
Çaresizim halim yaman
Yar gözümde buram buram
Nasıl gülüp eğleneyim

Gözüm yaşlı ahtım ile
Karalıyım bahtım ile
Yıkık viran tahtım ile
Nasıl gülüp eğleneyim

Deli gönül aşka kanar
El aşkından beni kınar
Bulamadım doğru karar
Nasıl gülüp eğleneyim

 

Günay Aktürk

Read more