Bir Çare Ya Erenler

Aşkın selinde yürüyen bir insan figürü, gonca güle konmuş karga, sisli yolda eren siluetleri ve uzakta Kâbe metaforu ile insanın kıble oluşunu anlatan alegorik sahne

Bir Çare Ya Erenler – Günay Aktürk

Bir Çare Ya Erenler, aşkın çaresizliği ile insanın hakikati arasındaki ince çizgide duran bir dörtlükler bütünüdür. Şiir, gönülden gönüle kurulan yolları, kutsallaştırılan biçimlerin ötesinde insanı merkeze alan bir bakışla ele alır. Erenlere seslenen bu metin, aşkı yara, insanı kıble olarak okur.

Aşkın selinde yürüyen bir insan figürü, gonca güle konmuş karga, sisli yolda eren siluetleri ve uzakta Kâbe metaforu ile insanın kıble oluşunu anlatan alegorik sahne

Kapılmış giderken aşkın seline
Bu aşka bir çare bulun erenler
Karganın konduğu gonca gülüne
Seher vakti selam salın erenler

Bir aşkın yarası tutar mı dikiş
Bakıp da aldanma bahane gülüş
Bir garibe sevgi dolu bir bakış
Gönülden gönüle yoldur erenler

İster vurun beni ister öldürün
Ben gülmedim ister eli güldürün
Bu dünya katından beni indirin
Cihana şevkim yok bilin erenler

Günay’ım bir zaman ah ettim güle
Gülün ahuzarı bana çok bile
Kıble diye çevirdiler Kâbeye
Asıl kıble insan imiş erenler

Günay Aktürk

Bunları da Okuyabilirsiniz

Read more

Kırklar Cemi

Gece vakti köyde cem yapılan eski bir Osmanlı evi önünde semada cem tutan kırk siluet, yukarıdan haber getiren peyik figürü ve zincirlenmiş nefsi temsil eden insanın yer aldığı alegorik sahne

Kırklar Cemi – Günay Aktürk

Kırklar Cemi, insanın nefsle yüzleşmesini, sırra çağrılışını ve içsel arınmayı düş diliyle anlatan dörtlüklerden oluşur. Şiir, cem metaforu üzerinden çokluğu birliğe, kelimeyi sükûta dönüştüren bir yolculuğu işler. Burada yol, dışarıda değil insanın özündedir.

Gece vakti köyde cem yapılan eski bir Osmanlı evi önünde semada cem tutan kırk siluet, yukarıdan haber getiren peyik figürü ve zincirlenmiş nefsi temsil eden insanın yer aldığı alegorik sahne

Dün gece düşümde Peyik göründü
Kırkların cemine gel dedi bana
O an yüreğimden nefret arındı
Dara giden yolun sel dedi bana

Ak gönlünde karalara sur gördüm
Bir beden içinde berrak ser gördüm
Şu kırkların meclisinde sır gördüm
Kırkların kırkı da bir dedi bana

Hayalimle sınırımı zorladım
Çözmeye zihnimde yol bulamadım
Utanarak şu nefsimi horladım
Gayretin çözmeye az dedi bana

Günay’ım dinledim birçok kelime
Sözleriyle kilit vurdu kinime
Bıraktı nefsimle beni kendime
Özünde yolunu bul dedi bana

Günay Aktürk

Bunlara da Bakabilirsiniz

Read more

Dünya Dedikleri Kahpe Bir Alem

Çile içinde yürüyen bir insanın elinde kor ateşe dönüşmüş gül, etrafında taşlayan kalabalık, cehennemi andıran padişah figürü ve karşı tarafta zemzem pınarıyla ayrılan cennet ve cehennem bahçelerini betimleyen alegorik sahne

Dünya Dedikleri – Günay Aktürk

Dünya Dedikleri, insanı yoran çelişkilerle örülü bir düzeni, aşk, iktidar ve cehalet ekseninde sorgulayan dörtlüklerden oluşur. Şiir; zevk, inanç ve akıl arasındaki yarılmayı, savrulan bir insanın iç sesiyle anlatır. Dünya, bu metinde bir mekân değil, bir sınavdır.

Çile içinde yürüyen bir insanın elinde kor ateşe dönüşmüş gül, etrafında taşlayan kalabalık, cehennemi andıran padişah figürü ve karşı tarafta zemzem pınarıyla ayrılan cennet ve cehennem bahçelerini betimleyen alegorik sahne

Dünya dedikleri kahpe âlemin,
Çilesi yol oldu savurdu beni,
Yar diye sevdiğim gonca gülümün;
Kokusu kor oldu kavurdu beni.

Nice padişahlar seyrine daldı,
Suyu zemzem suyu lokması baldı.
Zevkine kanmayan ne murat aldı?
Bunca çelişkisi bezdirdi beni.

Yol oldu cahilin tuttuğu fikir,
İki bahçe varmış ortada nehir,
Bahçenin birinde çekilen zikir;
Cahilin gözünde kör etti beni.

Günay Aktürk

Bunları da OKuyabilirsiniz

Read more