Evrimin Sureti

evrimin sureti

Evrimin Sureti

evrimin sureti

I

Sen yoktun henüz o çağda.
Çağ yoktu.
Doğmamıştı henüz yezit’in kahpe hainliği.
Ve sen ata bellemezden evvel soysuz kabil’i,
kardeşkanı dökülmemişti daha.
Kanı dökülecek kardeş de yoktu.

Rahmine can düştü bir gün denizananın.
Yaşamla döllendi ölü varlığı.
Bilir misin ki şimdi sen,
oğul aldı toprak ana bu candan.
Aşk ile sevişti yer anayla gök baba.
Yeni suretlerde can peydahladılar.
Onlar sevişmese sen olmayacaktın.
Keşke hiç sevişmeselerdi.

Sen ki en çok bir asırlık hayalet:
Görmez misin milyon yıllık gerçeği?
Sen bile asilken bozuk mayanla,
adı inanç oldu aslı bozulmuşluğun.
Aslı bozulmasa sen olmayacaktın.
Keşke hiç bozulmasaydı.

II

Sonra bir maymun türedi bir gün.
Kurak bir yaz sıcağında her şey,
ağaçtan inmesiyle başladı onun.
O inmese sen olmayacaktın.
Keşke hiç inmeseydi.

Korkuyordu maymun.
Havada yırtıcı kokusu vardı.
Ama gitmek hiç bu kadar
güçlü hissedilmemişti.
Açtı. Gördü yaklaşan kıtlığı
Gördü azgın kuraklığı.
Ya göç edecek
Ya geberip gidecekti açlıktan.
O geberse sen olmayacaktın.
Keşke geberseydi.

Lakin tutmadı keşkelerin hiç biri.
Dünyayı dolaştı maymun.
Taşı yonttu, ateşi buldu
ve işledi madeni.
Derken ikiye bölündü mendebur.
Dün kardeşiyle yabana direnen
Bugün Köleleştirdi kendi ırkını.

III

 

Sen şimdi başımızda bela,
ensemizde pis kokulu kemirgen…
Sen ki ülkemde Kapitalist
dünyada Emperyalist!
Be hey maymundan bozma canavar,
beyefendi diyorlar sana şimdi değil mi?
Yılda bilmem kaç trilyon ciroluk adam:
Evcilleşmiş koyun yiyen bir vahşi!
O evcilleşmese sen olmayacaktın.
Keşke hiç evcilleşmeseydi.

Ağaçtan inen maymun
gün geldi unuttu neden indiğini.
O artık, o eski maymun değildi.
Hep maymun kalsa sen olmayacaktın.
Keşke bu akla hiç sahip olmasaydın.

Günay Aktürk
13.08.2015

 

Read more

Bize Yasak | Pesimist Bir Şiir

bize yasak pesimist bir şiir

Bize Yasak | Pesimist Bir Şiir

“Dikkat edin! Bu günün dünyasında gerçek ile umutsuzluk arasında ince bir çizgi var!” Okuyucusu tarafından: “Pesimistçe başlayıp toplumsala ulaşan bir şiir.” şeklinde tanımlanır. Son bölümünü bitirebilmek için bir hafta uğraştığımı anımsarım. Yalan yok, uykularımı kaçırmıştı…

bize yasak pesimist bir şiir

I

Bize özgürlük yasak, bize gülmek,
Bize güneşe sırtımızı vermek!
Gezip görmek yasak bize!
Yeryüzünde tel örgüler,
Gökyüzünde barut kokusu!
Haykırsam hapis sussam kölelik.
Cayır cayır yanmakta kardeşlik!
Karanlıkta kömürden de kara
ateşin rengi.

Bize düşünmek yasak bize düşlemek,
bize düş içinde düş görmek.
Yazıp çizmek yasak bize!
Bir tarafta kahpe pusu
bir tarafta cellâtlar.
Söylesem cereyan yazsam teneşir!
Üçer beşer asılmakta insanlık!
Yeraltında kuşlardan da özgür
ölüler şehri.

Gör ki tüm cihana musallat
bunca kahpe kıyımlar.
Her yürek aynı hisle taşıyorken acıyı
her vahşetin bir vatanı var değil.
Bu dünyaya zulüm yayan zalim
kendi zulmüne kurban gitmeli mutlak.

II

Oysa sen, aman, diyorsun, aman!
Kendi bencilliğinde bin yaşasın her insan.
Zulme duyarsız zalime kör,
Her vahşette biraz daha kayıtsız!
Ölüm yok mu her yaşamın sonunda…

Kaldır kafanı bir bak!
Kimleri sokmakta şimdi
sana dokunmayan yılanlar?
Ya neden kaçarsın
var gücünle gerçeklerden neden?
Sen görmesen de yaşanmayacak mı acılar?
Ve sen görmedikçe daha bir azmayacak mı zulüm?

Seni de bulacaklar bir gün,
sana da gelecek sıra.
Senin yurdunu yuvanı gösterip sana;
işte diyecekler, işte bak!
Canının canında duyacaksın acıyı.
Ve onlar gibi görmeye başladığın gün,
bir de bakacaksın çocuklar aç,
karda donmuş bebek cesetleri!

 

Günay Aktürk

Read more

İşkence Şiiri

işkence şiiri

İşkence Şiiri

işkence şiiri

Uykusuzum.
Tutup kapattılar beni bu zindana.
Yüreğimin dört bir kösesinde
birer kelepçe
ve gücümün son deminde
üç gecenin yorgunluğu…

Bin türlüsünü gördüm bir gecede acının.
Bilmem kaçıncı işkencede
kaçıncı ayılmalarla tükürdüm
karanlık suratlara.
Daha da öfkelendiler
daha da arttı acılarım.

Bir gecede benim gibi binlercesi.
İçeride binlerce düşünce suçlusu,
dışarıda faili meçhul bir cinayet…
Ülkemde menfaat kurbanı bir adalet!
Devlet suskun
ve ardında hayalet devlerin
ayak sesleri!

 

Günay Aktürk

Read more

Bekle Beni Geliyorum

bekle beni geliyorum

Bekle Beni Geliyorum

bekle beni geliyorum

Bekle beni geliyorum.
Çizmelerim kirlendi buralarda.
Senin bir çift pabucun mutlaka bulunur.
Ama seni de tanırım, azdan az çoktan çok.
Geçmişinde yaşamaya DEĞİL,
fırsatım Olduğu kadar da
diş bilemeye geliyorum geçmişine.

Bilmez değildirin sen buraları;
Bakkal da sahiplendi şimdi olanlar,
kasap öfkeli
Ve karanlık görünür hala,
kitap girmemiş mezralar!
Bir bu,
bir de şu baş belaları var hani;
şehrimde kol gezen eli palalı milisler,
ve aslını unutmuş işçi çocuğu polisler…

Devlet can düşmanı solcunun.
Devlet, devlet oldu olalı
omuzundaki elin bile düşmanı.
Gizlice gelip tepemize.
Vardır bizim de unutmuşluğumuz,
binlerce yıl öncesinden
çökmeleri gibi tepemize.

Susturuldu gökyüzü
Bastırıldı çığlıklar.
İşkence altında karnım çürüdü.
Tutsaklığım desen
sırılsıklam hasret özgürlüğe.
Halkımın mavi gözlerinde
binlerce yıllık bir yük.
Fırsat bu fırsat
Çocukları da boğazlıyorlar artık.
Çünkü
renkler kara, sözleri şeytan mayasından.
Ben bile bu tanrıtanımaz halimle,
bu vahşiler kadar hatta ben
oyuncak bellemedim tanrıyı…
Bekle beni geliyorum.
inancım kirlendi buralarda.

Günay Aktürk
07.07.2014

Read more

Pişmanlık Psikolojisi

pişmanlık psikolojisi

Pişmanlık Psikolojisi

pişmanlık psikolojisi

Can Yücel‘in dediği gibi: “Bana bir varmış de, bir varmış bir yokmuş deme. İçime dokunuyor!

Demek ki duyguların sarsılma zamanı gelmiş ha! Gitmez sanıyorduk ama hiç olmadığı kadar huzurlu görünüyor baksana. Belki biraz kırılmış olmalı. Bir bulut birikintisi üşüşmüş yanaklarına, saklasa da ağlamaklı. Oysa düzeltebilirdik bazı şeyleri. Ama kimi hatalar düzeltilmez ki. Bu anı ille de ille geçmişe gömülecek. Bir taraf pişmanlık duyarken bir taraf rahat bir nefes alacak.

Aslına bakarsan her yaşam bir deneyim iken pişmanlık duymak biraz avanaklık olmuyor mu? Ara sıra ağrıtabilir. Demek ki derine kök saldıysa… Anılara saygı duymalı. Öfkelenmeli. Belki önce suçu ona atabiliriz. Ama sonra vicdan azabı duyup ihbar etmeliyiz kendimizi. Anıların sağını solunu yeterince kurcaladıktan sonra saygıyla öpüp alnımıza koyalım.

Çıkarttığımız gibi tekrardan sokalım içine valizin. Bir ömür takıntı yapmak da neymiş canım. Ne o senin mısralarına bu kadar gerekli, ne de sen onun dizelerine en güzel uyaksın! Şimdi gönül rahatlığıyla şiirimize geçebiliriz.

Ağrıyan Yer Kalbim Değil

Ağrıyan yer kalbim değil;
düşüncelerim,
duygularım,
arzularım…
Yaşanılmamış bir anısızlık değil
içimdeki burukluk.
Yaşanmışlıkların
hiç yoktan yaşanılmış olmasından.

Gün bugün değil,
bugün bir başka acıyor zaman.
Sahile vuran ıssız dalgalar gibiyim
derinlerimde uğuldayan bir basınç,
derinlerimde yaşam yok…
Sen değil misin ki
kalbimi burkan
sen değilmişsin gibi görünen?

Sel basan evim değil beni kaygılandıran.
Bir avuç suyun alıp götürebildikleri.
Aysız bir gecede bir damla sudur
ummanı bulandıran…

Yaşadım ve gördüm diyorum
yaşadım ve gördüm.
Sevinmeli miyim?
Göl dibinde uyumak marifet değil,
bir bardak suyu sevdiği uzatmalıymış insana.
Susuzluğum susuz kalmaktan değil…

Günay Aktürk

Read more

Bin Bir Boyutlu Zulüm

bin bir boyutlu zulüm

Bin Bir Boyutlu Zulüm

bin bir boyutlu zulüm

I

Üzülme be kadınım
Bakarsın terk ederiz bu yer küreyi,
başka bir gezegene kaçarız bir gün!
Belki de canlılar,
topraktan daha kıymetlidir oralarda.
ve toprak herkesin ortak mülküdür.

 

II

İşitebiliyor musun kahkahaları?
Akşamın bu huzurlu saatlerinde
tarlalarından dönmekte köylüler.
Anla işte canım, oralarda yani…
İyi bak,
koca bir ateş yakmışlar meydanlık alana.
Ateşin başında iki sevgili
dans ediyorlar özgürce.
Biz kadar sevdalı
ve umutlu görünüyorlar biz kadar…

 

III

Kaçabiliriz bir gün bir başka gezegene.
Parasızlığın ve arkasızlığın olmadığı
ve mülkiyetsizliğin yarınlarımızı
karartmadığı bir gezegene.
Kara borsaya düşmemiştir oralarda ekmek.
Hayır sevgili hayır!
oralarda ırklar da yaşamıyor
ve asla ırklaşmıyordur yaşayanlar.

 

IV

Sonra bir gün
Bu dünya batmamışsa şayet,
çıkar geliriz bir gün kim bilir?
Görürüz ki savaş ve nefret
öfke ve kin hakim olmuş dünyaya.
Hala her şey aynı ve yerli yerinde!
Ezen ve ezilen!
Efendi ve köle.
Hala!

 

V

Sen ve ben kadınım!
Sen ben ve bir de halkımız!
Nasıl yaşarız böyle bir düzen içinde?
Her şey tutsak ve yasak!
Her şey günah ve tehlikeli!
Bak şu ırkımıza!
Bak, çevirme yüzünü!
Beyinlerinden zincirlenmişler.
Ve inandırılmışlar köleliğin
asaletli bir iş olduğuna.

 

VI

Akılda filizlenen fikir
toprağa düşmeyecek asla!
Ve toprağında tohum filizlenen
başka bir gezegen yok.
Bu günden tezi yok düş peşime!
Gün savaşma günüdür gayri.
Soracağız hesabını namussuzdan emeğin!
Bak gör,
Kaçtıkça kovalayan bu kara zulüm,
Nasıl da sarsılıyor karşı durdukça.

 

Günay Aktürk

Read more