Zehirli Masallar Furyası

Unutulamayan Masal

Masalvari Anılar

unutulamayan masal, günay aktürk

“Her gece gönlümün masalını okuyorsun. Ertesi gün beni bir masal gibi unutuyorsun.”

Furuğ Ferruhzad

Doğduğu saniye hoş bir masal fısıldanmış kulaklarına. Ama büyüteceği yerde iyiden iyiye küçültmüş onu o dizeler. Ve bir ömür o hoş ninniyi aramış durmuş.

Masal dedin mi kötüler kaybeder iyiler kazanır. Bunu kazımış kulaklarına. Bu yüzden de iyi bir son ile karşılaşmadığında, başkalarının masalını zehirlemek pahasına tek yanlı bir masal yaratmaya çalışmış.

Gelgelelim, herkesin gönlünde hiç unutamadığı ve bir kez olsun tamamlanmamış bir masal vardır. Sürekli sonu mutlu bitsin ister. Bunu yaparken de farkında olmadan masaldaki o ejderhaya dönüşür.

Her şey masaldan ibaret değil mi zaten? Her beşik zamanla küçük gelmeye başlar ve ninniler artık o çocuksu boşluğu dolduramaz olur. Insan ruhu bardağa benzer. Çocukken kolay dolar bu bardak. Ama yaş aldıkça bardak büyür ve sen dibi delinmiş sanırsın. Belki de asıl sorun büyümekte değil, büyürken o çocuğun yavas yavaş yok olmasıdır!

 

Günay Aktürk

Read more

Kötü Erkek Seçiminde Ustalaşmak

Günay Aktürk, aşk şiirleri

Karaktersizliğin Kutsal Seçimi!

Kötü Erkek Seçiminde Ustalaşmak, günay aktürk

“Yanlış seçimler hep böyle yapılır zaten. Başka seçim şansının olmadığına kendini inandırarak.”

Irvin D. Yalom

Toplumumuzdaki bir dizi asalak erkeklerin neden revaçta olduklarını anlayamıyorum. Evet, hiçbir kadın şiddet göreceği ya da kendisini öldüreceğini bildiği biriyle yakın ilişki kurmaz. Belki başlarda kendini ideal erkek olarak göstermiştir. Ama yine de yok mudur bunun belirtisi; Yürümesinden, oturmasından, konuşmasından, küfürlerinden; doğaya, kadına, mazluma ve dünyaya bakışından anlaşılmaz mı?

Belki kimi nasıl seçeceğini bilmiyordur. Gençliktir, toydur, insan konusunda deneyimsizdir. Bir de çevresi kötüyse yirmili yaşlar alabildiğine tehlikelidir. Ben sosyete muhitinde büyümedim. Yıllar önce bali çeken insanları ve ruh hallerini yakından tanıdım. Parklarda ve köşe başlarında toplanan serserilerin yaşlarındayken genç kızların bu tiplerde ne aradıklarını hiçbir zaman anlayamamıştım. Gençliğin içinde bir “piç” deyimi vardı ve kızlar hoşlanıyordu onlardan.

Kötü bir deneyimdi ama hayatımın her evresinde bu müsveddelerin benden bir adım önde koştuklarını gördüm. Sadece şans ile açıklanamazdı. İyi karakterin, bilginin ve sanatsallığın söylendiği gibi pek de umursanmadığı bir ülkede yaşadığımı çok iyi biliyorum. Ağalıkla erkeklik birbirine mi karıştırılıyor yoksa?

Son yıllarda tanıştığım kadınların neden daha olgun olduklarını da anlayabiliyorum artık. Neden bir kadınla eskiye oranla bugün çok daha mutlu olduğumu da. Belki otuzundan sonra olgunlaşıyor kadın, kim bilir! Otuzunda artık iyiyle kötüyü birbirinden ayırabilecek dozda veri sahibi oluyor. Bazı talihsiz bilinçler ne yazık ki bu kadar şansa bile sahip olamıyorlar.

“Bir serseriyle sevgili olsam bile bana zarar vermeye hakkı yok!” Evet, kesinlikle yok. Ama öyle bir dünya da yok. Seni “kapatma” zihniyetiyle sahiplenen, bedeninde koşulsuz hak eddia eden biri ileriye dönük potansiyel bir katildir!

Günay Aktürk

Read more

Yaması Mükemmel Bir Zaaf (Günay Aktürk)

yaması mükemmel bir zaaf, günay aktürk makale

Bir Alıntı Bir Yorum

yaması mükemmel bir zaaf, günay aktürk

“Mükemmellik ekleyecek bir şey kalmadığında değil, çıkartacak bir şey kalmadığında elde edilir.”

S. Exupery

AKŞAM ULUMASI

Keşke insan da yamalarından kurtulabilse. Yıllar içinde ruhu yırtılmış ve zamanla delik genişlemiş. “Burayı kapatmalı” demiş ve kirli bir çarşafla örtmüş üstünü.

Yürüyen insanların atan kalpleri yanıltmasın. Atıyor ama insanda kalp çarpıntısı yaratacak dozda atıyor. Vicdan yetmezligi bundan. Uygun doku bulunamadığından tehlikeli zombilere dönüşmüş haldeler.

Kimse onlardan mükemmel olmalarını istemiyor. Ama mükemmele yakın olmayınca kusurlu yanlarını beslemeye başlıyorlar. Ruhları bir bağımlının dağınık odası gibi.

Fakat asıl suçlu gerçekten onlar mı? Onlara bu zemini hazırlayanlar “aslı bozuk” kanaat önderleri değil mi? İnsanlık tarihi “kendini yont” diyen bilgelerin cesetleriyle dolu.

Belki de aptallık her zaman çoğunlukta olacak. Dünya nüfusunun kalabalık olmasından mıdır? Belki yeraltı madenlerinden. Çünkü cümle belanın nedeni doyumsuzluktan. Yedi milyar insan topyekun kendini yontamaz. Böyle gelmiş böyle gidecek, mi diyeceğiz? Sonuç ona mı işaret ediyor?

Bence bu iş bugünkü insan profiliyle olmaz. Bir sınır var bir türlü aşamadığımız. Aptallığı körükleyen cehaletin boş kafalardan yok olması gerek. Belki ihtiyacımız olan tek şey, doğarken boş kafayla doğmamayı sağlamak. Bilim binlerce yıl sonra bunu başaramaz mı? Belki…

 

Günay Aktürk

Read more

Günaydın Eylül – Şiir Dinle

günaydın eylül, günay aktürk

Günaydın ve Eylül Şiiri

Günaydın Eylül, günay aktürk

“Günaydın sabah sevinci, uykulu gamze, kuyuların rüyası… Günaydın zamanın tanrısı, ağzımda harflenen sonsuzluk, yürüdüğümgökyüzü… Günaydın bulut türküsü, elçırpan ağaçlar…”

Şükrü Erbaş

Günaydın gün, günaydın eylül. Sıcak döşekler, sabahın ilk mırıltıları, doygun bedenler ve bir de tadımlık öpücük… Mutlu çiftler, sizlere de günaydın.

Günaydın altı çeyrek otobüsü; duraktaki komşu kızı, gündelikçi kadınlar, alın teri, bilek gücü ve diş gıcırtısı günaydın. Beleşçi patronlar, sizlere de günaydın.

Günaydın fısır fısır konuşan insan doğası. Muhatapsızlıktan bir türlü lanetlenemeyen fıtrat. Rutin bakışlar, ısısız yürekler, A ile B nokta arasındaki en uzak mesafe. Öğüdünü özünden almış kara çalı, sana da günaydın.

Ayağından yere çivilenmiş kanatsız güvercinler, günaydın. Betondan kentler, zehirli zihinler, satılık yandaşlar ve kiralık gazeteler… Canım, sevgilim, kanlı bir zorbanın mahzeninde tutsak olan barış, günaydın!

Günaydın kaderim, günaydın yazgım. Çalmayan alarm, gelmeyen vakit, durmayan yürek, günaydın…

Günay Aktürk

Read more

Beyimiz Pek Keyifliler Bu Sabah (Kısa Makale)

kısa makale, beyimiz keyifli

Hayaletler De Konuşur!

beyimiz pek keyifliler bu sabah, günay aktürk

“Çok çalışmam gerekiyordu ve depresyona girmeye vakit bulamıyordum.”

Didem Madak

Aradım az önce. “Efendim” i yarı uykulu ve kışkırtıcıydı. Günaydın canımm, dedim ve cevap vermesine fırsat vermeden, gün öğlen oldu ama sevgili hanımımız hâlâ eşekler gibi yatıyor mu, dedim. Hiçbir aşığın sesi bu cümlede bile bunca romantizme bürünemezdi. Ciğerden bir kahkaha patlattı. Günü o dakika aydı! “Bakıyorum da beyimiz bu sabah pek keyifliler.” dedi. Nasıl olmasın, dedim, belki sen unuttun ama bugün seninle tanışmamızın 260 ıncı yılı. Günaayy, dedi sevecen bir dille ama “elem dolu 260 yıl” deyip yapıştırıverdim latifeyi. Bir kahkaha daha ve ardından ayartıcı tonda fırçanın daniskası. Seninle alakası yok hayatım, dedim, ülkenin gidişatından…

Aslında bunların hiçbiri olmadı. Yani olsaydı tam da böyle olurdu. Kendinle konuş ama kendine cevap vermekten sakın, derler. Bu ne ki, geceleri yatağı bile paylaşamıyoruz.

Ruhumda edebiyatın coşkusu olmasa çoktan bunalıma girip nalları dikmiştim. Ruhum pek bir müsaittir buna. Düşünecek ve yazacak o kadar şey var ki ona fırsat bulamıyorum. Dingin ve olgun görünürüm ama içimde tırnaklarını kemiren talihsiz bir çocuk yaşıyor.

Telefon konuşması hayal olabilir. Ama o sabah coşkularını aradığım doğru. Şu sıralar öylesine görkemli projeler üretiyorum ki hepsini tamamlayabilmek için güçlü bir itici güce ihtiyacım var. Mesela aşık olmak gibi 😊

Günay Aktürk

Read more

Umudun Öteki Yüzü (Kısa Makale)

umut, kısa makale

Umudun Ya Da Umutsuzluğun Psikolojisi

umudun öteki yüzü

“Kim çıkardı seninle benim arama koydu, bu umut denen şeyi!”

Özdemir Asaf

Kim olacak sen çıkardın. Zihnine olası görüntüler getirmeseydin, şehvetle baksa da gözünde büyümezdi. Ama bunu yaptın. “Umudun öteki yüzü” umutsuzluktan çok taktiksel bir keyif içeriyordu belki de. Ben de duymak isterdim bir gece yarısı hiç işitilmemiş kulak çınlamalarını… Sonra a peşi sıra gelen kendi kendine konuşmalarnı:

“Acaba bu çınlamaların nedeni o mu? Şu anda benden mi bahsediyor kendine? Yok canım ne diye düşünsün! Ben de az domuzun dölü değilim hani, ağzım burnum yerinde maşallah. (Erkeksen kaslı yerlerini, kadınsan göğüslerini yoklarsın) Hmm, neden olmasın! Acaba şu anda tam olarak ne geçiyor aklından! Ah! Böyle şeyler söyleme sersem, ayıp.”

Zamanla durum netleşir ve aradaki mesafe giderek uzar. Bu öyle bir uzamadır ki ufukta bir nokta kadar ötelerdedir. Bu hâl ve vaziyetin kaç yaşında vuku bulduğu da önemlidir. İlk gençlik dönemlerinde ağır olur zıpkın yarası! İlkler özeldir. Unutulmazdır. Yıllar sonra her şeyi tastamam hatırlamayabilirsin. Ama hissettirdiği duyguları asla unutamazsın. Beynimizin en iyi yeteneklerinden biridir bu.

Unutulmaz olması, içinde her zaman saçmalık barındırır. Dokunma yoktur. Romantik bir öpüşme de yoktur. Hele ki güzel anılar hiç yoktur. Seni beslememiştir. Bir şeyler katmamıştır. Doyurmamıştır. Belki olgunlaştırdığı doğrudur ama bu bile onun değil senin yüreğinin marifetidir. Belki de bu yüzden asla unutulmayacak olması haksızlıktır. Zalim bir diktatörün bir zihni bir ömür işgal etmesi gibi. Tek fark, yıllar sonra o yoğun duygular durulduğunda hafiften gülümsetmesidir!

Sen bana bakma. “Umudun öteki yüzü” belki daha da çekicidir bu yüzünden. Git ve kapısını çal. Yaşam oldukça doğurgandır ve hiçbir çocuk da şeytan olarak gelmemiştir dünyaya!

 

Günay Aktürk

Read more